Bunalım Depresyon

BUNALIM (DEPRESYON)
Hepimiz ruhsal durumumuzda değişmeler (normal değişmeler) yaşarız ve çoğumuzun ruhsal durumu belirli dönemlerde belirli değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler bizi ne şaşırtmalı, ne de korkutmakdır. Bunların üstesinden gelmeyi öğrenmeliyiz. Vücut ısımız, vücudumuzun çevredeki değişmelere kendiliğinden tepki gösterip belirli yanıtları devreye sokmasıyla nasıl değişmez kalıyorsa, duygusal yapımız da belirli bir çizgiyi izleme eğilimindedir. Buna karşın çoğumuz hoş bir olayla karşılaştığımızda iyi mizaçlı, işler iyi gitmediğinde ise kötü mizaçlı kişi görüntüsü veririz.
Herkesin ruhsal durumunda şu ya da bu zamanda dalgalanmalar yaşadığını rahatça söyleyebilirsek de bu değişmelerin ortaya çıkış biçimleri konusunda kesin konuşamayız. Kimileri kendilerini ‘huysuz’ olarak kabul ederler ve tek bir gün süresince bile duygularında sık sık değişmeler yaşarlar, öbürleri ise oldukça değişmez mizaçlıdır ve hemen hiçbir şey onların mizaçlarını sarsmaz görünür. Kimi kişilerde bu dalgalanmalar oldukça gürültülüdür.
Ruhsal durumdaki değişmeler yavaş yavaş ortaya çıkabilir ya da ansızın oluşabilir. Uzun sürebilir ya da bir iki saniyede ortadan kalkabilir. Genelde, bir kez bu duygusal sallanmanın farkına varınca, ya mutluluk ve doyum duygularmı korumayı öğrenmelisiniz ya da mutsuzluk duygunuzu yumuşatmalısınız. Ancak böylece, olumsuz duygu ve heyecanların ruhsal durumunuzu daha da kötüleştirmesini önleyebilirsiniz.
Tüm bunlara karşm, gerçek depresyon, ruhsal durumdaki olağan değişmelerle aynı tutulamaz. İçinden yardımsız çıkabileceğiniz bir durum değildir. Gerçek bir depresyon yaşıyor olmanız, kendinizi ve çevrenizi artan bir biçimde değersiz gördüğünüzü gösterir. Bu tür olumsuz duygular, zamanla yalnız özgörüntünüzü değil, çalışma ve öbür insanlarla olan ilişkileri sürdürme yeteneğinizi de etkileyebilir ve hatta inançlarınızı yok edebilir.

Gün içi değişmeler: Sabahın erken saatlerinde çoğumuz kendimizi biraz moralsiz hissederiz. Ruhsal durumumuz gün içinde düzelir, öğlene doğru ve bir kez de öğleden sonra olmak üzere iki kez en iyi durumuna ulaşır. Bu değişmeler doğrudan doğruya adrenal bezinin işlevine ve ürettikleri kortizol adlı hormonun miktarına bağlıdır. Kortizol F yalnız fizyolojik işlevleri normalleştirmekle kalmaz, aynı zamanda ruhsal durumumuzu da normalleştirir. Uykudan kalktıktan sonra kortizolün kan düzeyi yükselir ve bizi fiziksel, entellektüel ve psikolojik olarak uyandırır ve kendimizi daha iyi hissetmeye başlarız.
Hastalık: Grip gibi sık rastlanan ve çoğunlukla hafif geçen enfeksiyonlar da moral bozukluğuna neden olabilir. Dahası, bu depresyon 6-9 ay sürebilir. Buna neden olan düzenek tam olarak bilinmemekle birlikte hemen her virüs beynin nazik çevre dokularında ya da beyin hücrelerinin kendilerinde iltihaba yol açabilir. Depresyon, sıklıkla diyabet, anemi ve nefrit gibi hastalıklara da eşlik eder ve herhangi bir şiddetli hastalık ya da büyük bir ameliyattan sonra da ortaya çıkabilir.
Hormonlar: Östrojen ya da progesteron eksikliğinin ya da göreceli yokluğunun depresyonla ilişkili olduğunu gösteren birçok kanıt vardır. Adet öncesi, doyum sonrası ve menopoz depresyonları, kanda kadınlık hormonlarının eksikliğine bağlıdır ve her üçünün  de aynıdır. Adet öncesi gerginlik ve menopoz depresyonu hormonlarla düzeltilebilir.
Doğum sonrası depresyonu dolaşımdaki hormon yüzeylerindeki değişmelere bağlanmıştır. Gebelikte bu düzeyler normale göre astronomik denecek kadar yüksektir. Bebeğinizin doğduğu andan itibaren hormon düzeyleri çok ani bir düşme gösterir ve bunun güçlü fizyolojik ve psikolojik etkileri vardır.

Yalnızlık, sıkıntı, umutsuzluk ve kırgınlık, çoğu kez, yaşamlarını çocuklarını yetiştirmeye adamış anneleri etkiler. En yüksek depresyon oranlan küçük çocuk bakan, evli, çalışan kadınlardadır.
Kişisel deneyimler: Toplumsal durumumuz ve bir birimizle olan ilişkilerimizden doğan duygusal ayaklanmalar da depresyona neden olabilir. Sevdiğimiz birini yitirmemiz, evliliğimizin bozulması, arkadaşlıkların kopması, güvensiz bir iş durumu, çocuklarm buluğ çağma girmesi, evden ayrılmaları, hatta yeni bir çevreye taşınma  tüm bunlar ve yaşadığımız birçok başka olay depresyona kadar gidebilen anksiyete ve gerilime  yol açar.
Depresyonun değişik tipleri
Hekimler depresyonu genellikle iki tipe ayırırlar: Endojen ve reaktif. Endojen depresyon, kişideki biyolojik değişikliklerin neden olduğu, beyin metabolizmasındaki kimyasal bir düzensizlik ya da eksikliktir. Hekimler henüz endojen depresyou başlatan nedenin ne olduğunu söyleyememekle birlikte, ilaçlarla tedavi edebilmektedirler. Reaktif depresyon, özel bir duruma, çoğunlukla bir yitime — eşin ölümü, bir ilişkinin kopması gibi verilen bir yanıttır, ya da bir hastalığa, tedavi ya da hormonal dengesizliğe gösterilen bir tepkidir.
Depresyonu belirleyen ruhsal durum değişmeleri öforiye doğru da olabilir ki bu durumlar mani olarak nitelendirilir. Olay ‘manik-depresif’ döngülerden geçebilir ve birbiri ardısıra depresyon ya da mani ya da her ikisinin karışımı özellikler gösterir.

Depresyonun belirtileri
Depresyon kendini üç alanda gösterir: Psikolojik: Ruhsal durum değişmeleri, üzüntü, mutsuzluk, kasvet, karamsarlık ve daha sonra da umutsuzluk yönünde kayma gösterir. Sevgi ve sevecen duygularda azalma vardır. Aşağılık, yetersizlik ve yararsızlık en yaygın duygulardır. Davranış biçimleri kökten değişebilir ve hırsızlığa, sahtekârlığa ve cinsel sapmalara kadar gidebilir.
Manik depresiflerdeki bu içe dönük depresyon, aniden ajitasyonlu, aşırı heyecanlı ve vahşi bir manik döneme girebilir. Manik depresif kadınlar için durum daha kötüdür, çünkü artmış cinsel isteklerinden dolayı bir nimfomanyak olarak görülebilirler. Bunun yanısıra yargı bozulması doğum denetim yöntemlerinin uygulanmasmı da aksatan istenmeyen gebeliklere neden olabilir. Bir de, depresyonu kederin yoğunlaşması değil de, zevklerin azalması olarak yaşayan kadınlar vardır. Bu ‘gülen depresifler’ her ne kadar tedaviye en az normal depresifler kadar gereksinim gösteriyorlarsa da hekimlerine pek inandırıcı gelmeyebilir.
Psikomotor etkinlik: Düşünme, dikkat, yoğunlaşma ve bellek bozulabilir. Çok deprese bir kişi sessiz, köşesine çekilmiş ve hareketsiz olabilir; canlılığmda ve yaşama olan ilgisinde azalma görülür; genellikle dağınık, duyumsamaz ve uyuşuktur.
Fiziksel belirtiler: Önce iştah azlığı ve yemeklere olan ilginin kaybolması gözlenir. Bunu cinsel etkinlikte azalma ve adet bozuklukları izler. Uyku düzeni şiddetle etkilenir ve bir enerji yitimi vardır. Depresyon, hazımsızlığa, karın şişliğine, terlemeye ve ağrıya da neden olabilir.

Depresyonun sonuçları
Bir akıl hastalığı olarak depresyon, genellikle bireye kalıcı zararlar vermemekle birlikte, ailesi ve arkadaşlarında büyük bir gerginliğe neden olmaktadır. En kötü sonucu, cana kıymaya neden olmasıdır. Kadınlar erkeklere oranla daha fazla canına kıyma denemesinde bulunmakta ve bunu yinelemektedirler. Ama, özellikle 60 yaşın üstündekiler de olmak üzere, kadınların canlarına kıymada başarı oranı giderek artmaktadır.
Depresyonun tıbbi tedavisi
Önemli ve ciddi depresyonlar özellikle eğer bundan sorumlu olan koşullar değiştirilemiyorsa, kişinin kendi çabasıyla ortadan kaldırılamaz. Profesyonel yardıma gereksiniminiz vardır.
Doktorunuz öncelikle sizi evinizde görmeye gelip, sorunlarınız üstüne konuşacak ve doğru çözümü bul manız konusunda yol gösterecek bir toplumsal görevli ya da sağlık görevlisinin desteğini önerebilir.
İkinci olarak, depresyonda genellikle uyuma güçlüğü çekildiğinden, uyku düzeniniz yeniden kuruluncaya kadar kullanılmak üzere doktorunuz size uyku hapları verebilir: Hiçbir ruhsal hastalık uyku olmadan daha iyiye gitmez.
Daha da ötesi, doktorunuz size şiddetli depresif hastalıkların tedavisinde kullanılan güçlü maddeler olan antidepresan ilaçlar verebilir.

Depresyondaki kişinin kendine yardımı
Henüz ciddi bir hastalık haline gelmemişse, depresyonu ortadan kaldırmak için yapabileceğiniz bir iki şey vardır. Olaylar üstüne düşünmek ya da onları değiştirmeyi istemek işe yaramaz, ama olabildiğince olağan bir düzeni sürdürmeye çalışmak yardımcı olabilir.
Güldürü duygusu: Çok önemlidir. Yalnız mutsuzluk duygusunu azaltmakla kalmaz, olaylara yeniden belirli bir perspektifle bakmanızı da sağlayabilir.
Etkinlik: Her çeşidi önemlidir, çünkü başarının zevki her kederin üstesinden gelebilir.
Çalışma: Herhangi bir işe kalkışmak ve onu bitirmek büyük moral kazandırır ve eşsiz bir değerli¬lik duygusu verir – bu depresyon için hemen hemen eşsiz bir panzehirdir. Kararlıysamz, kendinizi uzun zamandır ertelediğiniz bir işi yapmaya zorlayın; so¬nuçtaki doyum size uygulanabilecek olan en iyi tedavidir.
Hoşgörü: Kendinizi tedavi ederken moraliniz yük-selebilir, ama her zaman için yemek ve alkol konusunda aşırı hoşgörünün ilerde kilo ve bağımlılık sorunlarına yol açabileceğini ve alkolün depresyonu ağırlaştırabileceğini aklınızdan çıkartmayın. Yalnız başına kitap okumak, yürümek ya da banyo yapmak kimi insanlara rahatlatıcı gelmektedir.
Müzik: Çoğumuz için ruhsal durumu düzeltici bir  etmendir.
Arkadaş: Başkalarıyla birlikte olmak sorunlara bakışımıza perspektif verebilir ve onların iyi niyeti bize yardımcı olabilir.

Zaman ve pişmanlık: Çoğu depresif duygu zamanla yok olmaya yüz tutar ve eğer acı ya da zararın kendi başınızın altından çıktığını düşünürseniz yapacağınız düzeltmelerle daha da hafifletilebilir.
Artmış cinsel etkinlik: Depresyon libidonuzu tümüyle yok etmediyse eşinizle cinsel yaşamınız hakkında konuşun iyi, doyumlu bir cinsel yaşantı, yaşamı her açıdan yalnız güzel ve parlak göstermekle kalmaz, güzel ve parlak kılar.
Din: Bir tür temizlenme ya da ‘ruhun arınması’, gerçekten kaçmak için bir yol olarak kullanılmadığı sürece kimileri için yararlı, hatta uzun dönemde güvenilir bir destek de olabilir.
Depresyona yaşlılarda daha mı sık rastlanır?
Yaşamın ikinci yansında çok daha fazladır ve çağdaş tıp yaşlılardaki depresyonun açığa çıkartılması ve tedavisine yönelmiştir. Kimi depresyonlar yaşlılık işareti olarak kabul edilirler.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
Pınar Aylin’in kızı Maya Tokatlıoğlu Büyüdü