<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalıklar arşivleri - kadın sitesi kadınca örgü dantel</title>
	<atom:link href="https://www.kadin.in/modelleri/saglik/hastaliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kadin.in/modelleri/saglik/hastaliklar</link>
	<description>Kadın sitesi kadınca örgü dantel el işleri kazak</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Sep 2014 20:25:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Tırnak Sararması Neden Olur?</title>
		<link>https://www.kadin.in/tirnak-sararmasi-neden-olur.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/tirnak-sararmasi-neden-olur.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[celile2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2014 11:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=35607</guid>

					<description><![CDATA[<p>TIRNAK SARARMASI Tırnak sararma Nedenleri; Tıp dilinde hastalığın ismi Onikomikoz. Tırnak kalınlaştı veya sarardı tırnak ucunda ayrımla küçük bir birikinti olduysa eğer Tedavi edilmez ise, tırnağın tümü bölünür, düşebilir ya da şekli bozulur. Mantar, yalnızca yaralanırsanız yâ da deri hastalığınız var ise tırnakları etkiler. Ayak tırnaklarında enfeksiyon yaralanma yoksa da oluşabilir. Kendiniz tedavi edebilirsiniz ya da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/tirnak-sararmasi-neden-olur.htm">Tırnak Sararması Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">TIRNAK SARARMASI</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Tırnak sararma Nedenleri;</span></strong><br />
Tıp dilinde hastalığın ismi Onikomikoz. Tırnak kalınlaştı veya sarardı tırnak ucunda ayrımla küçük bir birikinti olduysa eğer Tedavi edilmez ise, tırnağın tümü bölünür, düşebilir ya da şekli bozulur. Mantar, yalnızca yaralanırsanız yâ da deri hastalığınız var ise tırnakları etkiler. Ayak tırnaklarında enfeksiyon yaralanma yoksa da oluşabilir. Kendiniz tedavi edebilirsiniz ya da bir hekime başvurmalısınız. El tırnağının iyileşmesi süresi altı ay, ayak tırnakları iyileşmesi bir – iki sene kadar sürebilir. Tırnaklarda çatlaklar bulunuyorsa ya da uçları kırılıyorsa acı vermez, fakat hiç geçmez. Tırnak kırılmaları kalıtımsal (genetik) olabilir, yaralanmayla görülür.<br />
• <strong>El tırnağı batmışsa</strong>, tırnağınızı düz kesin, köşeleri yuvarlatmayın. Pamuklu çubukla her gün iki kere köşeden kaldırın burayı temiz tutun.<br />
• <strong>Tırnağa kan oturmuşsa:</strong> Kâğıt atacın ucunu ocakta ısıtın. Elinizi yakmaması için diğer ucunu tutaçla tutunuz. Sıcak ucu hafifçe tırnağa değdirin, kanın akması için delik oluşacak dır. Basıncın hafiflemesi için işlemi tekrar edin.<br />
• <strong>Mantar enfeksiyonu:</strong> banyodan sonra ayaklarınızı ve ellerinizi kurulayın. Tırnağı iyice fönle kurutun. Mümkün olduğunca çıplak ayak gezin, sentetik çorap giymekten ve ayakkabı giymekten uzak durun. Temizlik yaparken, bulaşık yıkarken, elinizi suya sokacağınız zaman eldiven kullanın. Reçetesiz ilaçlar genellikle işe yaramaz.<br />
• <strong>Tırnak kırılması:</strong> Renksiz oje kullanın. Ojeyi sık çıkartmayın. Temizlik yaparken eldiven giyin. Tırnaklarınıza ve yanındaki deriye krem sürün.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Önleme için yapılacaklar;</span></strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-35608 size-full" title="tırnak sararması" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/09/tırnak-sararması.jpg" alt="" width="200" height="160" /><br />
• Tırnakları temiz tutun. Her hafta düz kesin. Kısa kesmeyin, Tırnaklarınızı ve derinizi yemeyin, yırtmayın, koparmayın.<br />
• Sık aseton kullanmak tırnakları kurutursa. Tırnak güçlendiriciden, takma tırnaklardan kaçının. Bunlar tırnak rengini değiştirir, tırnaklarınızı kırar, etraflarındaki korumayı kaldırır, tırnakların altında reaksiyona yol açar.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">TIRNAK SARARMASININ NEDENLERİ</span></strong><br />
Tırnakların üzerinde koruyucu ince yağ tabakası bulunur. Tırnakların sararmasına neden olan toluen/ formaldehit/dibutil ftalattır isimli maddelerdir. Bu bileşik düşük kaliteli olan ojelerde bulunur. Yaz boyunca UV ışınları ile kalitesiz ojeler tırnakları sarartır. Tırnak etleri bu hasardan etkilenir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">TIRNAK SARARMASINA ÇÖZÜM ÖNERİSİ</span></strong><br />
Tırnakların doğal rengine kavuşması için manikür setindeki araçlarla hafifçe üst katmanı kazımak gerekir. Bu uygulamadan önce limonlu suyun içerisinde elleri bekletmek gerekir. Ancak suya yalnız tırnakları batırmak gerekir. Aksi takdirde, meyve asidi deriniz için faydalı değildir.<br />
Tırnakların sararmasını istenmiyorsa kaliteli oje kullanmanız da önemlidir. UV koruyucu krem de yaz sezonunda kullanılmalı ürünler arasındadır.<br />
<strong><span style="color: #800000;">Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin</span></strong><br />
<iframe src="//www.youtube.com/embed/fKBTDQGw-gk" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><a href="https://www.kadin.in/tirnak-sararmasi-neden-olur.htm">Tırnak Sararması Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/tirnak-sararmasi-neden-olur.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi anında yapılacak önlemler</title>
		<link>https://www.kadin.in/kalp-krizi-aninda-yapilacak-onlemler.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/kalp-krizi-aninda-yapilacak-onlemler.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[celile2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Feb 2014 22:06:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=34928</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanın yeteri kadar kalbe oksijen alamamasına kalp krizi adı verilir. Kalbimizin günlük kimi zaman çok daha az oksijene ihtiyacı vardır. Oksijeni kalbin damarlarına koroner damarları taşır. Koroner damarında bir tıkanıklık söz konusu olursa kalp oksijen alamaz, beslenemez. Beslenemeyen kalp işlevini yitirir, kanı pompalayamaz. Netice itibari ile kalp krizi adını verdiğimiz durum ortaya çıkar. Kalp krizi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/kalp-krizi-aninda-yapilacak-onlemler.htm">Kalp krizi anında yapılacak önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanın yeteri kadar kalbe oksijen alamamasına kalp krizi adı verilir. Kalbimizin günlük kimi zaman çok daha az oksijene ihtiyacı vardır. Oksijeni kalbin damarlarına koroner damarları taşır. Koroner damarında bir tıkanıklık söz konusu olursa kalp oksijen alamaz, beslenemez. Beslenemeyen kalp işlevini yitirir, kanı pompalayamaz. Netice itibari ile kalp krizi adını verdiğimiz durum ortaya çıkar.<br />
Kalp krizi geçiren kimseye yeni doku gelmez. Yara tabakası olur. Kalp krizinin hasarın telafisi olmayan bir hasardır.<br />
Kalp krizine sebep olan damar tıkanıklığının bir sebebi “atheroskleroz”dur. Yani damarlarda yağ birikmesidir. Sigara içenlerde, kolesterolü yüksek olanlarda birikintiler büyürler ve damarı tıkarlar kalbin beslenmesi sonuçta bozulur. Buda kalp krizine neden olur.<br />
Gençlerde çok nadirdir. <strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Nedenler şöyledir:</span></strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Vücudun bir yerinde oluşmuş pıhtının damarları aniden tıkaması</li>
<li> Kalp kapakları zedelenmiş kimselerde kapaktan kopan parçaların damarları tıkaması</li>
<li>Kronik hastalıklar</li>
<li>Kokain kullanımı.</li>
<li>Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?</li>
<li>Göğüste sıkışma hissi ve ağrı olur.</li>
<li>Bu sol kola çeneye yayılır</li>
<li>Hareket etmekle Ağrı artar, geçmez. Ağrı uzun sürer.</li>
<li>Ağrıyla soğuk terleme yapar ve mide bulantısı olur.</li>
<li>Nefes darlığı yapar.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Belirtiler Bazı insanlarda gizli olabilir. Diyabet hastaları zaten tahrip olduğu için damarları hiç ağrı hissetmezler ve soğuk terleme, nefes darlığı şikâyetleri olur. pankreatit ağrısıyla veya mide ülseri ağrısı karıştırılabilir. Buna çok dikkat edilmelidir.<br />
Ne yapmak gerekir?<br />
Belirtilerle karşılaşırsanız derhal cep telefonu ile yardım isteyin. Dinleniniz merdiven çıkmayın ve hemen doktora ulaşınız. Kesinlikle yürümeye devam etmeyiniz. Oksijen alamayan kalbin hareket edilirse oksijen ihtiyacı daha artıracaktır. Bu da size müdahale edilmeden sizi riske sokacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">Kalp Krizi Geçirme Riskim Var mı?</span><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-34931" title="Kalp krizi anında yapılacak önlemler" alt="" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/09/Kalp-krizi-anında-yapılacak-önlemler-300x224.jpg" width="300" height="224" /><br />
<span style="color: #ff0000;"> Kalp hastalıkları riski olan durumlar şunlardır:</span></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Sigara içmek, alkol kullanmak</li>
<li>Kolesterol düzensiz olması</li>
<li>Diyabet Hastalığı</li>
<li>Obezite</li>
<li>65 yaşını büyük olmak</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan kaç tanesi hayatınızda varsa size o kadar kalp krizi yakın demektir. Fakat korkmayın bunlardan bazılarını kendinizden koruyabilirsiniz. Mesela sigarayı bırakabilirsiniz. Doktorunuzun tavsiyelerine uyarak diyabet ilaçlarınızı ve lipid ilaçlarınızı düzenli kullanabilirsiniz. Her gün egzersiz yapıp düzenli bir şekilde aktivitenizi artırabilirsiniz. Bu risklerin birçoğundan uzaklaşabilirsiniz. Düzenli egzersiz, ayda bir kere halı sahada maç yapmak anlatmak istediğimiz değildir. Düzensizce sporlar kalbi yorar. Haftada birkaç kere yürüyüş kalbe çok iyi gelir. Damarlarınızı açar akciğerleri geliştirir nefes alımını düzenler. Kızartma yağlı yiyecekler ve sakatat gibi kalbi yoran gıdalardan uzak durmalıyız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin</span></strong><br />
<iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/W_5amgCCljI" height="315" width="420" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="https://www.kadin.in/kalp-krizi-aninda-yapilacak-onlemler.htm">Kalp krizi anında yapılacak önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/kalp-krizi-aninda-yapilacak-onlemler.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Sistit Nedir?</title>
		<link>https://www.kadin.in/kadinlarda-sistit-nedir.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/kadinlarda-sistit-nedir.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[celile2]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2014 15:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=35522</guid>

					<description><![CDATA[<p>KADINLARDA SİSTİT NEDİR İdrar kesesi enfeksiyonu çoğunlukla kadınların hayatında kimi dönemlerde yaşadıkları hastlıktır. Ancak devamlı bunun tekrarlaması hayat kalitesini düşürür ve sorunlar getirir. Yaklaşımların Günümüz amacı koruma ve tedbir. Enfeksiyon olmadan önlemek, tekrarlamamak için önlemler almak gerekir.  İdrar Yolu Neden Enfeksiyon Olur? İdrar yolları Kadınlarda kısa yolla dışarı açılır. Bu sebeple dışarıdan mikrop girmesi oldukça [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/kadinlarda-sistit-nedir.htm">Kadınlarda Sistit Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">KADINLARDA SİSTİT NEDİR</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İdrar kesesi enfeksiyonu çoğunlukla <a title="kadın" href="https://www.kadin.in/">kadınlar</a>ın hayatında kimi dönemlerde yaşadıkları hastlıktır. Ancak devamlı bunun tekrarlaması hayat kalitesini düşürür ve sorunlar getirir. Yaklaşımların Günümüz amacı koruma ve tedbir. Enfeksiyon olmadan önlemek, tekrarlamamak için önlemler almak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"> <strong>İdrar Yolu Neden Enfeksiyon Olur?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İdrar yolları Kadınlarda kısa yolla dışarı açılır. Bu sebeple dışarıdan mikrop girmesi oldukça basittir. Vücudun dış kısmında belirli oranda her kadında az ya da çok  mikrop vardır. Söz konusu bu mikroplar idrar kesesine girer ve çoğalır iltihap olmasına neden olur. Vücut direncinin özellikle azaldığı hallerde daha sık meydana gelmektedir. Aynı biçimde cinsel ilişki,  deniz, sauna, havuz, gibi ıslak mekanlar , genital akıntı halleri enfeksiyonların diğer sebepleri arasında gösterilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"> <strong>Doktora Ne zaman Başvurmalı?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">İdrarın kanlı olması, İdrarda yanma, idrarda zorlanma, karın ağrısı, bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, halsizlik ateşlenme gibi belirtiler idrar yolları iltihaplanması olabileceğine işaret etmektedir. Daha önce sistit olan kadınlar tekrarladığını hemen anlayabilir. Kesinlikle uzman bir hekime başvurmak bu durumda gerekir.  Yakınmalar çok fazla değilse ilk önce alınan sıvı miktarı çoğaltılmalıdır. Şikâyetler bu durumda idrarla mikropları dışarı yıkamasıyla azalabilmekte. Doktorlara idrar tahlili bu tür hastalıklarda önemli bilgi verir. Kimi durumlarda yeterli olmadığı için idrar kültürü de talep edilebilir. Bu zamanlarda en önemli hatalardan  biri de  antibiyotikleri bilinçsiz kullanmaktır. Hatalı kullanılan ilaç daha sonraki zamanlarda önemli problemler ortaya çıkarabilir. enfeksiyonlar şayet 1 senede üç  ve daha sık tekrarlarsa altta yatan sebeplerin araştırılması şarttır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"> <strong>Tedavi Planı</strong></span><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-35523" title="Kadınlarda sistit nedir" alt="" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/09/Kadınlarda-sistit-nedir.jpg" width="300" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;">Tedavide esas ilaçlarla gereken uygun tedavi yapılması. Uzun antibiyotik kullanmak ya da uygun olmayan ilaçlar tercih edilmesi, tüm vücutta etkili olan yararlı mikropları öldüren ilaç kullanımı ilerisi için çeşitli problemlere neden olabilmekte. Kısa süreli tedaviler tercih edilmelidir.  Asitlik derecesi idrar yollarının ayarlanması, sıvı tüketimini artırmak ve taş, kum gibi sebepleri ortadan kaldırmak iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Uzmanlar idrar yolu iltihabını komplike ve basit olmak üzere 2 kategoride incelemekte. İdrar yolu enfeksiyonlarında başka bozukluk da bulunmakta. Bu durumda sadece enfeksiyonun kuruması değil ayrıca sebebinin bilinmesi ve bunun tedavisi de son derece önemlidir. İdrar tahlili yanında ultrasonografi ile kan tahlili de hekim tarafından gerekli görülürse sizden istenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İlaçlar: </strong></span>genellikle 2 farklı ilaç tercih edilmekte.  Birisi idrar yolu ile atılan idrar yolu enfeksiyonuna sebep olan mikroba etkili antibiyotik, diğeri yakınmaları azaltmaya yönelik olan kas gevşetici haplardır. Bu ilaçlara idrar yolu antiseptikleri ilave edilebilmektedir. Üç günlük tedavi sonrası yakınmalar azalmaz ise farklı bakteriler olma olasılığı için de idrar kültürü tetkiki yapılması icap etmektedir. Antibiyotik tercihi de buna göre farklılık göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;"> Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/F_7BafcDEPo" height="315" width="420" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="https://www.kadin.in/kadinlarda-sistit-nedir.htm">Kadınlarda Sistit Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/kadinlarda-sistit-nedir.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın Bölümü Neden Büyür?</title>
		<link>https://www.kadin.in/karin-bolumu-neden-buyur.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/karin-bolumu-neden-buyur.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[celile2]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2012 12:03:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[göbek]]></category>
		<category><![CDATA[şişkinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=35238</guid>

					<description><![CDATA[<p>KARIN BÜYÜMESİ Bazı karın hastalıklarının belirtilerinden bir tanesinde karında büyümenin olmasıdır. Kadınlarda karın büyümesi kadın hastalıklarından, ayrı başka hastalıklarda da sık görülen ve bir kadın hastalığından sebep olup olmadığını ayırt etmek çok kolay değildir. Karında büyümeye neden olan olaylar; ya karın içinde bulunan organların hastalığından yâda karın derisinden olabilir. Karın derisinden kaynaklı olan ve karnın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/karin-bolumu-neden-buyur.htm">Karın Bölümü Neden Büyür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>KARIN BÜYÜMESİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı karın hastalıklarının belirtilerinden bir tanesinde karında büyümenin olmasıdır. Kadınlarda karın büyümesi kadın hastalıklarından, ayrı başka hastalıklarda da sık görülen ve bir kadın hastalığından sebep olup olmadığını ayırt etmek çok kolay değildir. Karında büyümeye neden olan olaylar; ya karın içinde bulunan organların hastalığından yâda karın derisinden olabilir. Karın derisinden kaynaklı olan ve karnın büyümesine neden olan olaylar şunlardır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İleri seviyede yağlanma</li>
<li>Ödem, şişme</li>
<li>Fazla doğum</li>
<li>İri çocuk veya ikiz, üçüz</li>
<li><a href="https://www.kadin.in/modelleri/saglik/gebelik-dogum">Doğum</a> sonucu kasların ileri seviyede gevşemesi sonucu sarkması</li>
<li>Karın kasları ve diğer dokularında oluşan tümörler</li>
<li>Diğer organlarındaki olan kanserlerin karın duvarına yayılma nedeni</li>
<li>Fıtıklar</li>
<li>Apseli</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Karınla ilgili olarak büyüme görülmesi başlıca üç olay sonucundadır. Bunlar</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Gaz sebebiyle olan şişkinlik</li>
<li>Karın boşluğunda sıvının birikmesi</li>
<li>Tümörler<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-35240" title="karın bölümü neden büyür" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/09/karın-bölümü-neden-büyür-179x300.jpg" alt="" width="179" height="300" /></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bağırsaklardaki hareketlerin azalması karında şişliğe neden olur. Bağırsak düğümlenmesi ismi de verilen bir rahatsızlığa sebep olur. Kronik bağırsak daralmasına da yol açabilir. Bağırsaklarda genişleme olup gazla dolması şişkinliğe neden olması genellikle sinirli olan <a title="kadın sitesi" href="https://www.kadin.in/">kadın</a>larda daha sık görülür.  Kadınların genellikle adet kanaması olacağı dönemlerde karınlarında şişlik hissetmeleri hormonel etkinin sonucudur. Genellikle şikâyete yol açmaz. Bu şişkinlik, adet olmanın başlamasıyla ortadan kaybolur. Adet gecikmesi oldugunda da şişkinlik şiddetli olarak kendini belli eder. Karında sıvı toplanmasına sebep olan hastalıkların içinde genellikle <a title="kanser" href="https://www.kadin.in/ornekleri/kanser">kanser</a> gibi tümörlerde vardır ayrıca karın zarının su toplaması karında asidin toplanmasına da neden olabilir. Ayrıca karının içindeki organların yaralanması, delinmesi iç kanamalara sebep olur ve karın boşluğunda kan toplanmasına da neden olur. Bunun örneklerinden bir tanesi de dış gebeliktir. Dış <a href="https://www.kadin.in/modelleri/saglik/gebelik-dogum">gebelik</a>te yırtıma sonucunda oluşan kanama karnın iç boşluğunda toplanır. Karın büyümesine neden olan tümörler genellikle kanser nedeni de olabilir. <a href="https://www.kadin.in/modelleri/saglik/kadin-sagligi">Kadın hastalıkları</a>nın içinde sık görülen <a href="https://www.kadin.in/modelleri/saglik/hastaliklar">hastalık</a> miyomlar ve tümörlerdir. Karında asit toplanmasına sebep olan hastalık kötü huylu tümör nedeni olabilir. Ayrıca karın zarında tüberkülozda asit toplanmasına neden olabilir. Karnın su toplaması iç kanamalara neden olabilir. <a href="https://www.kadin.in/ornekleri/adet">Adet</a> döneminin düzenli olmaması, kadınlarda karınlarında şişkinlik ve şiddetli rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu belirtiler daha sonra kendiginden geçer.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin</strong></span><br />
<iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/jVbW-hf8azY" width="560" height="315" frameborder="0"></iframe></p>
<p><a href="https://www.kadin.in/karin-bolumu-neden-buyur.htm">Karın Bölümü Neden Büyür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/karin-bolumu-neden-buyur.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Tedaviler Psikoterapi</title>
		<link>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikoterapi.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikoterapi.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 18:51:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=24058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik Tedaviler Psikoterapi Konuşma Terapisi Psikoterapi son derece önemli bir tedavi biçimidir, çünkü oldukça önemli ruhsal bozuklukları olan (hastaneye yatılmasını gerektirmeyecek olmakla birlikte) hastalara poliklinik tedavisiyle yardımcı olunmasını, sağlar. Pek seyrek olarak psikiyatri kliniklerine gelinmesini gerektirir ve bir anne evinde oturarak, çalışan bir kadın ise iş yerinden ayrı kalmaksızın tedaviyi sürdürebilir. Psikolojik tedavilerin çoğunda olduğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikoterapi.htm">Psikolojik Tedaviler Psikoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Psikolojik Tedaviler Psikoterapi Konuşma Terapisi</span></strong><br />
<strong><br />
</strong> Psikoterapi son derece önemli bir tedavi biçimidir, çünkü oldukça önemli ruhsal bozuklukları olan (hastaneye yatılmasını gerektirmeyecek olmakla birlikte) hastalara poliklinik tedavisiyle yardımcı olunmasını, sağlar. Pek seyrek olarak psikiyatri kliniklerine gelinmesini gerektirir ve bir anne evinde oturarak, çalışan bir kadın ise iş yerinden ayrı kalmaksızın tedaviyi sürdürebilir.<br />
Psikolojik tedavilerin çoğunda olduğu gibi, psikoterapi de hastanın tüm yaşamını kapsamalıdır. Eğer hasta duygularmı açıklıkla ortaya koymaya ve psikoterapistin kendi sorunlarıyla en ince ayrıntısına dek içli dışlı olmasına hazırlıklı değilse bu tedaviden herhangi bir yarar beklememelidir.<br />
En geniş anlamda, psikoterapi psikolojik öğeler içeren herhangi bir rahatsızlığın tedavisi için yararlıdır. Bunların en başta geleni de gerilimden kurtulamama durumlarıdır. Yirminci yüzyılda, yalnızca yaşıyor olmak bile gerilim için yeterli olduğundan, çoğumuz psikoterapi gördüğümüz takdirde büyük bir olasılıkla daha iyi oluruz.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikoterapi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-24079" title="Psikoterapi" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikoterapi.jpg" alt="" width="460" height="276" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikoterapi.jpg 460w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikoterapi-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" /></a><br />
Hemen hemen standart sayılan bir grup hastalık psikosomatik durumların başında gelirken (örnek: Aşırı beslenme, sürekli korku, depresyon, cinsel sorunlar), kimi hastalıklar da öldürücü olabilmektedir: Yüksek tansiyon, astım, ülser. Belirli bir hastalık için standart bir psikoterapi yoktur, daha çok hastanın kişiliği ve psikoterapistin yöntemleri bunu biçimlendirir.<br />
Psikoterapistin sık sık tedavi etmek zorunda kal¬dığı bozukluklardan biri, hastanın kendi zayıflıkları karşısında dayanıksızlığıdır. Bir kadın genellikle olması gerektiğini düşündüğü kişi ve gerçekte olduğu kişi arasındaki çelişkiden dolayı rahatsizlık duyar. Bir insanın kişiliğini değiştirmek son derece zor olduğundan, psikoterapist daha çok hastasının kendisine yaklaşmamı değiştirmeye ve onun kendisini olduğu gibi kabullenmesine ve sahip olduğu kişiliğe saygı duymasını sağlamaya çalışır.<br />
Bu, zaman alabilir, ama kişinin kendisini algılayışı bir kez değişince, gerilim, organik bozukluklar ve kaygı ortadan yok olabilir.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikoterapi.htm">Psikolojik Tedaviler Psikoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikoterapi.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Tedaviler Grup Terapisi</title>
		<link>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-grup-terapisi.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-grup-terapisi.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 09:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=24059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik Tedaviler  Grup tedavisi Grup tedavisinin birçok biçimi olmasına karşın, daha çok üstünde durulan ve güvenilen yöntem şudur: Hastaların sorunlarıyla yalnız başlarına uğraşabilecekleri durumun yaratılması için belirli adımların atılması. Genellikle dört aşama söz konusudur. Birincisi, gerçek sorunun ne olduğunun saptanması, ikincisi bunun akılcı bir biçimde açıklanması, üçüncüsü bu sorunlarla uğraşmaya hazırlanılması, sonuncusu tedaviye başlanması. Grup [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-grup-terapisi.htm">Psikolojik Tedaviler Grup Terapisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Psikolojik Tedaviler  </strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong>Grup tedavisi</strong></span><br />
Grup tedavisinin birçok biçimi olmasına karşın, daha çok üstünde durulan ve güvenilen yöntem şudur: Hastaların sorunlarıyla yalnız başlarına uğraşabilecekleri durumun yaratılması için belirli adımların atılması. Genellikle dört aşama söz konusudur. Birincisi, gerçek sorunun ne olduğunun saptanması, ikincisi bunun akılcı bir biçimde açıklanması, üçüncüsü bu sorunlarla uğraşmaya hazırlanılması, sonuncusu tedaviye başlanması.<br />
Grup tedavisinin biçimi ne olursa olsun, bu adım adım ilerleme yolu, tedaviye başkalarının da katılmasıyla kolaylaşmış olmaktadır. Grubun baş üyesiyle özdeşleşme ve karşılıklı olarak deneyim aktarım olasıdır. Ya da gruptaki üyelerden birinin karşısındaki insanlarda bulunan bozuklukları kolayca farkediyor olmasına karşın, kendisinde bulunanları göremediği de sık sık ortaya çıkabilmektedir.<br />
Grup tedavisinde kişiler grubu kendi rahatsızlıklarını ortaya çıkartıp bunları yok etmede bir araç olarak kullanırlar. Başarılı bir grup tedavisinden sonra, kişi gruba olan bağımlılığından kurtulup rahatsıziıklarıyla yalnız başına uğraşabilecek güveni ve güc kazanabilir.<br />
Grup tedavisi İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan herne: sonra, birbirine tümüyle yabancı olan ve bir terapis tin gözetiminde bulunan 6 ya da 8 kişilik gruplarl; başladı. Bu insanların ortak özellikleri yaşamlarında ki gerilimle yalnız başlarına savaşamayan insanla olmalarıydı. Bir bakıma, grup birden çok başın bi baştan daha güçlü olacağı teorisine güveniyor, geri limin ve ruhsal bozuklukların nedenlerini araştın} önerilerle grup üyelerinin gelecekte ne yapmaları ge rektiğini saptamaya çalışıyordu.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikolojik-Tedaviler-Grup-Terapisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-24072" title="Psikolojik Tedaviler  Grup Terapisi" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikolojik-Tedaviler-Grup-Terapisi.jpg" alt="" width="420" height="315" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikolojik-Tedaviler-Grup-Terapisi.jpg 420w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikolojik-Tedaviler-Grup-Terapisi-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></a><br />
Grup tedavisinin yeni bir biçimi 1960&#8217;larda başla di. Burada, kişilerin davranışlarında her alanda, toplumca &#8216;yasak&#8217; sayılan alanlar da içinde olmak üzere tam bir açıklık olması gerekiyor ve hastalar kimi du rumlarda birbirlerine dokunabiliyor, (ya da birbirle rini okşayabiliyor): bağırabiliyor, soyunabiliyorlardı Bunlardan amaçlanan kişinin üzerindeki baskıdan kurtulmasını sağlamaktı. Grup tedavisinin bu biçimi hâlâ varolmakla birlikte eskisi kadar yaygın değildir.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-grup-terapisi.htm">Psikolojik Tedaviler Grup Terapisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-grup-terapisi.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Tedaviler Psikanaliz</title>
		<link>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikanaliz.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikanaliz.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 19:47:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=24057</guid>

					<description><![CDATA[<p> PSİKOLOJİK TEDAVİLER Aşağıda, bulabileceğiniz psikolojik tedavilerin bir dökümünü veriyorum. Bunlarla ilgili olarak akılda bulundurulması gereken birtakım genel noktalar var­dır: Öncelikle aile doktorunun aracılığıyla yönlendirilmeyi bekleyin, ama eğer bu konuda isteksiz dav­ranıyorsa, kendi başınıza hareket edebilirsiniz. Bir ölçüde kendinizi anlamanızı sağlarlar. Bu­nun da genellikle birçok yararı vardır, ama kimi za­man sorun yaratabilir bu sorunlara karşı ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikanaliz.htm">Psikolojik Tedaviler Psikanaliz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;"> PSİKOLOJİK TEDAVİLER</span></strong></p>
<p>Aşağıda, bulabileceğiniz psikolojik tedavilerin bir dökümünü veriyorum. Bunlarla ilgili olarak akılda bulundurulması gereken birtakım genel noktalar var­dır:<br />
Öncelikle aile doktorunun aracılığıyla yönlendirilmeyi bekleyin, ama eğer bu konuda isteksiz dav­ranıyorsa, kendi başınıza hareket edebilirsiniz.<br />
Bir ölçüde kendinizi anlamanızı sağlarlar. Bu­nun da genellikle birçok yararı vardır, ama kimi za­man sorun yaratabilir bu sorunlara karşı ve hem kendinizin hem de yaşam biçiminizin değiştiğini farketmeye hazırlıklı olun.<br />
Bunları, kendi kendine yardımın gerçek bi­çimleri olarak görün. Çoğu tedavi biçiminin amacı sizi kendine dayanan, özgüvenli insanlar haline ge­tirmektir. Sizi şifaya kavuşturmayabilirler, ama ken­di kendinize yardım etmenize yardımcı olurlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Psikanaliz</strong></span><br />
Freud, sinirsel bir bozukluğu olan bir hastayı açık konuşmaya    yüreklendirerek ve duraklamaları, vurgulamaları, kaçınılan konuları gözleyerek, duygu­sal rahatsızlığın kaynağma inilebileceğini farkedince psikanaliz doğdu. Eğer hasta, rahatsızlığının teti­ğini çeken olayı daha fazla anımsamaya ve anlatma­ya yönlendirilirse, hastalığı çoğu kez daha iyiye gi­der; işte bu yüzden, psikanaliz yararlı bir tedavi ara­cı olarak kabul edilebilir?<br />
Aslında psikanaliz, tam anlamıyla yapılabilmesi için, uzun bir süreyi gerektirir. Dolayısıyla da olduk­ça pahalıdır. Bir kişinin tedavisi için haftada bir kez olmak üzere yıllarca süren seanslar yapılması seyrek rastlanan bir şey değildir. Ayrıca tedavi görenlerin küçük bir bölümü de psikiyatrları ile bir yıldan uzun bir süre boyunca haftada iki ya &#8220;da üç kez görüşmek­tedirler.<br />
<a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikanaliz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-24063" title="Psikanaliz" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikanaliz.jpg" alt="" width="400" height="277" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikanaliz.jpg 400w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Psikanaliz-300x207.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a><br />
Psikanalizin bu denli uzun süreli oluşu, konunun genişliğinden, başka bir deyişle, tedavi gören insanla olabildiğince yakın bir ilişki içine giren psikanalistin bu kişinin geçmişini elinden geldiğince irdelemesi ve onu etkisi altına almış olabilecek olayları bir bir or­taya çıkartması zorunluluğundan kaynaklanmakta­dır.</p>
<p>Bütün bunların sonucu olarak, psikanalist, hasta­sının karakterini, güdülerini, yetersiz yanlarını ve belli başlı hastalık belirtilerini yorumlamaya çalıştık­tan sonra bunlarla o kişinin ailevi, kişisel, toplumsal ve mesleki ilişkileri arasında bağıntılar kurma yolu­na gider. Böylesine karmaşık bir süreç ister istemez uzun bir çalışma sürecini gerektirecektir.</p>
<p>Psikanalizin (ya da herhangi bir psikolojik teda­vinin) amacı hastanın kendi kendisini anlamasma yardımcı olmaktır. Bunu yaparken de bozukluklar ve hastalık belirtilerinin altında yatan nedenleri açıkla­maya çalışır. Bir kez bu başarıldığında, yöntem olum­lu bir yönde gelişmeye başlar ve hastanın kendi bozukluklarıyla uğraşmasında ona destek olur.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikanaliz.htm">Psikolojik Tedaviler Psikanaliz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/psikolojik-tedaviler-psikanaliz.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi</title>
		<link>https://www.kadin.in/bagimlilik-tutkunluk-uyusturucu-bagimliligi-ve-tutkunlugun-tedavisi.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/bagimlilik-tutkunluk-uyusturucu-bagimliligi-ve-tutkunlugun-tedavisi.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 18:04:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=23687</guid>

					<description><![CDATA[<p>BAĞIMLILIK (TUTKUNLUK) Zihin durumunu değiştirmek için kimyasal maddelerin kullanılması insanlık tarihi kadar eskidir. Belirli uyuşturucularda (ilaçlarda), yinelenen kullanımın, kullananın uyuşturucuya tepkimesinde bir değişikliğe neden olmasıyla bağımlılık ortaya çıkar. İlk değişim, kullanıcının ilacı ne zaman ve nerede alacağını seçme yeterliğindeki azalmadır; başka bir deyişle karar verme denetiminin ve kendi üstündeki egemenliğinin yok olmasıdır. Aşırı olaylarda, denetim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/bagimlilik-tutkunluk-uyusturucu-bagimliligi-ve-tutkunlugun-tedavisi.htm">Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAĞIMLILIK (TUTKUNLUK)</strong><br />
Zihin durumunu değiştirmek için kimyasal maddelerin kullanılması insanlık tarihi kadar eskidir.<br />
Belirli uyuşturucularda (ilaçlarda), yinelenen kullanımın, kullananın uyuşturucuya tepkimesinde bir değişikliğe neden olmasıyla bağımlılık ortaya çıkar. İlk değişim, kullanıcının ilacı ne zaman ve nerede alacağını seçme yeterliğindeki azalmadır; başka bir deyişle karar verme denetiminin ve kendi üstündeki egemenliğinin yok olmasıdır. Aşırı olaylarda, denetim aşama aşama ortadan kalktıkça, kullanıcı yaşamını tümüyle uyuşturucuyu bulmaya ve onu kullanmaya adar. Belirli bir dönem ilaç almadıktan sonra bile, tedavi altında olsa bile ilacı yeniden kullanma¬ya başlama yolunda bir eğilim vardır.<br />
<strong>Bağımlılık nasıl doğar</strong><br />
Bağımlılığın başlamasında iki ana yol vardır: Birincisi daha çok potansiyel tiryakinin kişiliğiyle, ikincisi ise ilacın tipiyle ilgilidir.<br />
<strong>Kişilik sorunları: </strong>Kullanıcı, uyuşturucuyu öncelikle sorunlar üstüne düşünmektense, onlardan kaçmak için arar; bunlar başka birine yaşamın basit gerçekleri olarak görünen sorunlar olsa bile. Bu gibi kullanıcılar uyuşturucu aramaya genellikle buluğ çağında, ya da daha önce, başlarlar ve &#8216;yetersiz kişilikli&#8221; olarak tanımlanırlar.<br />
New York&#8217;taki genç eroinmanlarda güçlü bir ye tersizlik duygusunun olduğu ve hemen hemen hiç özsaygılarının olmadığı belirlenmiştir. Bunların yanısıra çalışmada doyum bulamazlar ve öteki insanlarla ilişkilerinde de başarısızdırlar. Eroini işte bu yüzden kullanırlar gerginlik zevkli bir biçimde azalır ve doz etkisini sürdürdüğü sürece başka gereksinimleri ortadan kalkar.<br />
Bir başka çalışmada ise uyuşturucu tutkunları, başkalarıyla içten ilişkiler kurmakta güçlük çeken, depresyonlu ve saldırgan kişiler olarak tanımlanmıştır. Bu nedenlerden dolayı, olgun olmayan, ahlaki sorumluluklardan uzak, başkalarını sömürmeye hazır, gereksinimlerinin anında karşılanmasını isteyen kişiler olarak görülürler.<br />
Buna karşın, göreceli olarak normal kişilikli insanların da uyuşturucu kullanmayı &#8216;öğrenebilecekleri&#8217; bilinmektedir. Araştırmacılar bağımlılıktan ya da bıraktıktan sonra yeniden başlamadan psikopatik kişiliğin, aile sorunlarının ya da sosyoekonomik sorunların sorumlu olduğunu söylerler. Kişilik bozukluğu olmaksızın bağımlılığa nikotin gibi maddeler örnek verilebilir; doğal olarak sakinleştiriciler, uyku ilacı ya da opium türevleri içeren reçeteler verilen hastalarda da görülebilir.<br />
Uyuşturucuların özellikleri: Yapılan son çalışmalar, opioidler (ve belki alkol ve barbiturat) gibi&#8217;belirli ilaçların daha ilk dozdan fiziksel bağımlılığa yol açabilecek biyolojik değişikliklere yol açtığını ortaya koymuştur. Buna karşın birçok hastaya ameliyatlardan sonra ağrıyı gidermek için günde birkaç doz opioid verilmekte ve hiçbirinde ne ruhsal bağımlılık ne de tutkunluk gelişmektedir.<br />
Neden kimi insanlar fiziksel bağımlılıkları olsa bile yalnızca ufak tefek güçlüklerle karşılaşarak uyuşturucu kullanmayı kesebilirken, kimileri toplumun yasaklamasına karşın uyuşturucu ararlar ve onsuz yapamazlar. Bunda uyuşturucunun, kişinin ve koşulların sorumluluk payları nedir? Yıllardır yapılagelen araştırmalar bu sorunlara yanıt verememiştir.<br />
<a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Bağımlılık-Tutkunluk-Uyuşturucu-Bağımlılığı-ve-Tutkunluğun-Tedavisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-23688" title="Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Bağımlılık-Tutkunluk-Uyuşturucu-Bağımlılığı-ve-Tutkunluğun-Tedavisi.jpg" alt="" width="455" height="339" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Bağımlılık-Tutkunluk-Uyuşturucu-Bağımlılığı-ve-Tutkunluğun-Tedavisi.jpg 455w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Bağımlılık-Tutkunluk-Uyuşturucu-Bağımlılığı-ve-Tutkunluğun-Tedavisi-300x223.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 455px) 100vw, 455px" /></a><br />
Ancak ortaya çıkartılan gerçek, uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığın düzenli olarak arttığı ve farklı etmenlerin farklı aşamalarda farklı etkiler gösterdiğidir. Psikolojik, sosyolojik, biyolojik ve farmakolojik etkenlerden herhangi birisi, ilk kullanımı (deneme), sonra kullanıcının uyuşturucuyu yine alıp almayacağını (ve aradabir ya da eğlence için uyuşturucu alan bir kullanıcı haline gelip gelmeyeceğini), daha sonra çok ya da yoğun kullanmaya başlayıp başlamayacağını ya da zorunlu bir kullanıcı (tutkun) haline gelip gelmeyeceğini ya da alkol örneğindeki gibi alkolik olup olmayacağını belirler. Aynı soru, belirli bir süre kullanıma ara verdikten sonra neyin yeniden başlamaya neden olduğu konusunda da sorulabilir.<br />
Yeniden başlamanın nedenleri oldukça karmaşıktır. Uyuşturucunun her dozundan sonra ortaya çıkan eksiklik belirtilerini, tutkun kişi, yeni bir dozla tedavi etmeye o kadar alışmıştır ki, yeni bir doza duyulan bu güçlü isteğin refleks haline gelmesi olasıdır. Bu nedenle tedavi edilen ve hastanede hiçbir istek duymayan narkotik tutkunu, uyuşturucu kullanmış olduğu ve eksiklik belirtilerini yaşamış olduğu ev ortamına dönünce yeni bir doza gereksinim duyabilir.<br />
<strong>Bağımlılık, tutkunluğa karşı</strong><br />
Uyuşturucu bağımlılığının terminolojisi biraz akıl yarıştırıcıdır. Uyuşturucu, kullanımı kesildiğinde, eksiklik belirtilerine yol açmaya yetecek kadar biyolojik değişime neden olmuşsa, o uyuşturucuya fiziksel olarak bağımlı olduğu söylenir. Başka bir deyişle, ilaç şiddetli bağımlılık sendromuna yol açar. Böyle etki yapmayan uyuşturucular ise alışkanlık ya da ruhsal bağımlılığa yol açarlar. Ancak bu, bağımlılık ve tutkunluk konusunu incelemek için aşırı yalınlaştırılmış bir yoldur. Uzun bir sürede yinelenerek verilen çoğu uyuşturucu fiziksel bağımlılık ve bir eksiklik sendromunu oluşturur. Ama bu sendromun şiddetli rahatsızlık, anksiyete, ya da daha fazla uyuşturucu alma isteğiyle birlikte olması gerekmez. Oysa, tutkunluk ve ruhsal bağımlılıkta bunlar hemen her zaman vardır.<br />
<strong>Uyuşturucu bağımlılığı ve tutkunluğun tedavisi</strong><br />
Uyuşturucu bağımlılığı alanında çalışan otoriteler genellemelerin yapılabileceğini ve bu genellemelerin herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde kullanılabileceğini anlamışlardır: Toplumsal destekle önlenebilir ya da hiç değilse hafifletilebilir. Tedavinin bir bölümü zorunlu olarak toplumsal ilişkilere ve evlilik ilişkisine (eğer tutkun kişi evliyse) yöneltilir. Sigara, uyuşturucu tutkunu ve alkoliklerde karşılaşılan en önemli güçlük, yeniden başlamayı önlemektedir. Uyuşturucuyu birkaç gün ya da hafta bırakmak genellikle o kadar güç olmamakta, ama depresyon, kızgınlık, başarısızlık ve umutsuzluk gibi bir bunalımla kullanmaya yeniden başlamaktadır. Bu nedenle, böyle durumların ortaya çıkmasını önlemekte yardımcı olmak ve önlenmezse sürekli destek olarak aşmasını sağlamak önem kazanmaktadır. Aynı zamanda uyuşturucunun varlığının (ne tür olursa olsun) isteği de arttırdığı bilinmektedir. Uyuşturucu tutkununun genellikle birden fazla ilacı kullanmaya eğilimi vardır ve tüm bağımlılıkların birden ortadan kaldırılması, birini kullanmaya devam etmesinin öbürlerine yeniden başlamasına neden olabileceğinden önemlidir.<br />
Pratisyen hekimler genellikle tutkunlara yardım konusunda yeterli gereçlere sahip değillerdir, ama aile doktorunuz sizi uyuşturucu bağımlılığı konusunda uzmanlaşmış bir hastane kliniğine yöneltebilir.<br />
Uyuşturucu bağımlılığı programlarının uygulandığı iki hastane tedavisi yöntemi vardır. Birinci yöntem üç aya kadar olabilen uzun, ikincisi ise üç hafta ya da daha az olan kısa bir hastane tedavisi dönemini içerir. Tedavide görevli personel, hekimler, psikiyatrlar, psikologlar ve toplumsal görevlilerden oluşur. Hastane tedavisi, alkolikseniz tam bir alkol orucunu, uyuşturucu tutkunu iseniz bir uyuşturucu kullanımını kesme programı içine girmenizi gerektirir. Eksiklik belirtileri ve depresyona karşı size belirli ilaçlar verilecektir. Bunlara ek olarak uyuşturucu tutkununun kendi sorunlarını görmesine yardım edecek grup terapi seansları ve bir psikiyatr ya da psikologun uygulayacağı psikoterapi vardır. Denetimli çalışmalar yapılmış ve hastalar iki yıla varan sürelerle izlenmiştir her iki tedavi yöntemi arasında hiç bir fark bulunamamıştır.<br />
Hiçbir zaman kolay olmamakla birlikte uyuşturucu tutkunluğunu yenmek olanaklıdır ve bir uyuşturucuyu bırakma şansı zamanla artar. Birtakım eski uyuşturucu tutkunları bu alışkanlıktan kurtulmaktaki başarılarını yaşamlarındaki kökten bir değişikliğe bağlar genellikle iyi bir olay, sıklıkla yeni bir arkadaşlığın kuruluşu. Bunlar özel birine duyulan<br />
sevginin önemine de değinirler. Hemen hepsi dönüş noktasını, değişme nedenlerinin, sürdürme nedenlerinden daha ağır bastığı an olarak belirler.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/bagimlilik-tutkunluk-uyusturucu-bagimliligi-ve-tutkunlugun-tedavisi.htm">Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/bagimlilik-tutkunluk-uyusturucu-bagimliligi-ve-tutkunlugun-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunalım Depresyon</title>
		<link>https://www.kadin.in/bunalim-depresyon.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/bunalim-depresyon.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 08:32:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=23649</guid>

					<description><![CDATA[<p>BUNALIM (DEPRESYON) Hepimiz ruhsal durumumuzda değişmeler (normal değişmeler) yaşarız ve çoğumuzun ruhsal durumu belirli dönemlerde belirli değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler bizi ne şaşırtmalı, ne de korkutmakdır. Bunların üstesinden gelmeyi öğrenmeliyiz. Vücut ısımız, vücudumuzun çevredeki değişmelere kendiliğinden tepki gösterip belirli yanıtları devreye sokmasıyla nasıl değişmez kalıyorsa, duygusal yapımız da belirli bir çizgiyi izleme eğilimindedir. Buna karşın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/bunalim-depresyon.htm">Bunalım Depresyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BUNALIM (DEPRESYON)</strong><br />
Hepimiz ruhsal durumumuzda değişmeler (normal değişmeler) yaşarız ve çoğumuzun ruhsal durumu belirli dönemlerde belirli değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler bizi ne şaşırtmalı, ne de korkutmakdır. Bunların üstesinden gelmeyi öğrenmeliyiz. Vücut ısımız, vücudumuzun çevredeki değişmelere kendiliğinden tepki gösterip belirli yanıtları devreye sokmasıyla nasıl değişmez kalıyorsa, duygusal yapımız da belirli bir çizgiyi izleme eğilimindedir. Buna karşın çoğumuz hoş bir olayla karşılaştığımızda iyi mizaçlı, işler iyi gitmediğinde ise kötü mizaçlı kişi görüntüsü veririz.<br />
Herkesin ruhsal durumunda şu ya da bu zamanda dalgalanmalar yaşadığını rahatça söyleyebilirsek de bu değişmelerin ortaya çıkış biçimleri konusunda kesin konuşamayız. Kimileri kendilerini &#8216;huysuz&#8217; olarak kabul ederler ve tek bir gün süresince bile duygularında sık sık değişmeler yaşarlar, öbürleri ise oldukça değişmez mizaçlıdır ve hemen hiçbir şey onların mizaçlarını sarsmaz görünür. Kimi kişilerde bu dalgalanmalar oldukça gürültülüdür.<br />
Ruhsal durumdaki değişmeler yavaş yavaş ortaya çıkabilir ya da ansızın oluşabilir. Uzun sürebilir ya da bir iki saniyede ortadan kalkabilir. Genelde, bir kez bu duygusal sallanmanın farkına varınca, ya mutluluk ve doyum duygularmı korumayı öğrenmelisiniz ya da mutsuzluk duygunuzu yumuşatmalısınız. Ancak böylece, olumsuz duygu ve heyecanların ruhsal durumunuzu daha da kötüleştirmesini önleyebilirsiniz.<br />
Tüm bunlara karşm, gerçek depresyon, ruhsal durumdaki olağan değişmelerle aynı tutulamaz. İçinden yardımsız çıkabileceğiniz bir durum değildir. Gerçek bir depresyon yaşıyor olmanız, kendinizi ve çevrenizi artan bir biçimde değersiz gördüğünüzü gösterir. Bu tür olumsuz duygular, zamanla yalnız özgörüntünüzü değil, çalışma ve öbür insanlarla olan ilişkileri sürdürme yeteneğinizi de etkileyebilir ve hatta inançlarınızı yok edebilir.</p>
<p><strong>Gün içi değişmeler:</strong> Sabahın erken saatlerinde çoğumuz kendimizi biraz moralsiz hissederiz. Ruhsal durumumuz gün içinde düzelir, öğlene doğru ve bir kez de öğleden sonra olmak üzere iki kez en iyi durumuna ulaşır. Bu değişmeler doğrudan doğruya adrenal bezinin işlevine ve ürettikleri kortizol adlı hormonun miktarına bağlıdır. Kortizol F yalnız fizyolojik işlevleri normalleştirmekle kalmaz, aynı zamanda ruhsal durumumuzu da normalleştirir. Uykudan kalktıktan sonra kortizolün kan düzeyi yükselir ve bizi fiziksel, entellektüel ve psikolojik olarak uyandırır ve kendimizi daha iyi hissetmeye başlarız.<br />
<strong>Hastalık:</strong> Grip gibi sık rastlanan ve çoğunlukla hafif geçen enfeksiyonlar da moral bozukluğuna neden olabilir. Dahası, bu depresyon 6-9 ay sürebilir. Buna neden olan düzenek tam olarak bilinmemekle birlikte hemen her virüs beynin nazik çevre dokularında ya da beyin hücrelerinin kendilerinde iltihaba yol açabilir. Depresyon, sıklıkla diyabet, anemi ve nefrit gibi hastalıklara da eşlik eder ve herhangi bir şiddetli hastalık ya da büyük bir ameliyattan sonra da ortaya çıkabilir.<br />
<strong>Hormonlar</strong>: Östrojen ya da progesteron eksikliğinin ya da göreceli yokluğunun depresyonla ilişkili olduğunu gösteren birçok kanıt vardır. Adet öncesi, doyum sonrası ve menopoz depresyonları, kanda kadınlık hormonlarının eksikliğine bağlıdır ve her üçünün  de aynıdır. Adet öncesi gerginlik ve menopoz depresyonu hormonlarla düzeltilebilir.<br />
Doğum sonrası depresyonu dolaşımdaki hormon yüzeylerindeki değişmelere bağlanmıştır. Gebelikte bu düzeyler normale göre astronomik denecek kadar yüksektir. Bebeğinizin doğduğu andan itibaren hormon düzeyleri çok ani bir düşme gösterir ve bunun güçlü fizyolojik ve psikolojik etkileri vardır.<br />
<a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/bunalım-depresyon.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-23650" title="bunalım depresyon" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/bunalım-depresyon.jpg" alt="" width="510" height="302" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/bunalım-depresyon.jpg 510w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/bunalım-depresyon-300x177.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 510px) 100vw, 510px" /></a><br />
Yalnızlık, sıkıntı, umutsuzluk ve kırgınlık, çoğu kez, yaşamlarını çocuklarını yetiştirmeye adamış anneleri etkiler. En yüksek depresyon oranlan küçük çocuk bakan, evli, çalışan kadınlardadır.<br />
<strong>Kişisel deneyimler:</strong> Toplumsal durumumuz ve bir birimizle olan ilişkilerimizden doğan duygusal ayaklanmalar da depresyona neden olabilir. Sevdiğimiz birini yitirmemiz, evliliğimizin bozulması, arkadaşlıkların kopması, güvensiz bir iş durumu, çocuklarm buluğ çağma girmesi, evden ayrılmaları, hatta yeni bir çevreye taşınma  tüm bunlar ve yaşadığımız birçok başka olay depresyona kadar gidebilen anksiyete ve gerilime  yol açar.<br />
<strong>Depresyonun değişik tipleri</strong><br />
Hekimler depresyonu genellikle iki tipe ayırırlar: Endojen ve reaktif. Endojen depresyon, kişideki biyolojik değişikliklerin neden olduğu, beyin metabolizmasındaki kimyasal bir düzensizlik ya da eksikliktir. Hekimler henüz endojen depresyou başlatan nedenin ne olduğunu söyleyememekle birlikte, ilaçlarla tedavi edebilmektedirler. Reaktif depresyon, özel bir duruma, çoğunlukla bir yitime — eşin ölümü, bir ilişkinin kopması gibi verilen bir yanıttır, ya da bir hastalığa, tedavi ya da hormonal dengesizliğe gösterilen bir tepkidir.<br />
Depresyonu belirleyen ruhsal durum değişmeleri öforiye doğru da olabilir ki bu durumlar mani olarak nitelendirilir. Olay &#8216;manik-depresif&#8217; döngülerden geçebilir ve birbiri ardısıra depresyon ya da mani ya da her ikisinin karışımı özellikler gösterir.<br />
<a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/depresyon.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-23651" title="depresyon" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/depresyon.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/depresyon.jpg 300w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/depresyon-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><br />
<strong>Depresyonun belirtileri</strong><br />
Depresyon kendini üç alanda gösterir: Psikolojik: Ruhsal durum değişmeleri, üzüntü, mutsuzluk, kasvet, karamsarlık ve daha sonra da umutsuzluk yönünde kayma gösterir. Sevgi ve sevecen duygularda azalma vardır. Aşağılık, yetersizlik ve yararsızlık en yaygın duygulardır. Davranış biçimleri kökten değişebilir ve hırsızlığa, sahtekârlığa ve cinsel sapmalara kadar gidebilir.<br />
Manik depresiflerdeki bu içe dönük depresyon, aniden ajitasyonlu, aşırı heyecanlı ve vahşi bir manik döneme girebilir. Manik depresif kadınlar için durum daha kötüdür, çünkü artmış cinsel isteklerinden dolayı bir nimfomanyak olarak görülebilirler. Bunun yanısıra yargı bozulması doğum denetim yöntemlerinin uygulanmasmı da aksatan istenmeyen gebeliklere neden olabilir. Bir de, depresyonu kederin yoğunlaşması değil de, zevklerin azalması olarak yaşayan kadınlar vardır. Bu &#8216;gülen depresifler&#8217; her ne kadar tedaviye en az normal depresifler kadar gereksinim gösteriyorlarsa da hekimlerine pek inandırıcı gelmeyebilir.<br />
<strong>Psikomotor etkinlik:</strong> Düşünme, dikkat, yoğunlaşma ve bellek bozulabilir. Çok deprese bir kişi sessiz, köşesine çekilmiş ve hareketsiz olabilir; canlılığmda ve yaşama olan ilgisinde azalma görülür; genellikle dağınık, duyumsamaz ve uyuşuktur.<br />
<strong>Fiziksel belirtiler</strong>: Önce iştah azlığı ve yemeklere olan ilginin kaybolması gözlenir. Bunu cinsel etkinlikte azalma ve adet bozuklukları izler. Uyku düzeni şiddetle etkilenir ve bir enerji yitimi vardır. Depresyon, hazımsızlığa, karın şişliğine, terlemeye ve ağrıya da neden olabilir.</p>
<p><strong>Depresyonun sonuçları</strong><br />
Bir akıl hastalığı olarak depresyon, genellikle bireye kalıcı zararlar vermemekle birlikte, ailesi ve arkadaşlarında büyük bir gerginliğe neden olmaktadır. En kötü sonucu, cana kıymaya neden olmasıdır. Kadınlar erkeklere oranla daha fazla canına kıyma denemesinde bulunmakta ve bunu yinelemektedirler. Ama, özellikle 60 yaşın üstündekiler de olmak üzere, kadınların canlarına kıymada başarı oranı giderek artmaktadır.<br />
<strong>Depresyonun tıbbi tedavisi</strong><br />
Önemli ve ciddi depresyonlar özellikle eğer bundan sorumlu olan koşullar değiştirilemiyorsa, kişinin kendi çabasıyla ortadan kaldırılamaz. Profesyonel yardıma gereksiniminiz vardır.<br />
Doktorunuz öncelikle sizi evinizde görmeye gelip, sorunlarınız üstüne konuşacak ve doğru çözümü bul manız konusunda yol gösterecek bir toplumsal görevli ya da sağlık görevlisinin desteğini önerebilir.<br />
İkinci olarak, depresyonda genellikle uyuma güçlüğü çekildiğinden, uyku düzeniniz yeniden kuruluncaya kadar kullanılmak üzere doktorunuz size uyku hapları verebilir: Hiçbir ruhsal hastalık uyku olmadan daha iyiye gitmez.<br />
Daha da ötesi, doktorunuz size şiddetli depresif hastalıkların tedavisinde kullanılan güçlü maddeler olan antidepresan ilaçlar verebilir.</p>
<p><strong>Depresyondaki kişinin kendine yardımı</strong><br />
Henüz ciddi bir hastalık haline gelmemişse, depresyonu ortadan kaldırmak için yapabileceğiniz bir iki şey vardır. Olaylar üstüne düşünmek ya da onları değiştirmeyi istemek işe yaramaz, ama olabildiğince olağan bir düzeni sürdürmeye çalışmak yardımcı olabilir.<br />
Güldürü duygusu: Çok önemlidir. Yalnız mutsuzluk duygusunu azaltmakla kalmaz, olaylara yeniden belirli bir perspektifle bakmanızı da sağlayabilir.<br />
<strong>Etkinlik:</strong> Her çeşidi önemlidir, çünkü başarının zevki her kederin üstesinden gelebilir.<br />
<strong>Çalışma:</strong> Herhangi bir işe kalkışmak ve onu bitirmek büyük moral kazandırır ve eşsiz bir değerli¬lik duygusu verir &#8211; bu depresyon için hemen hemen eşsiz bir panzehirdir. Kararlıysamz, kendinizi uzun zamandır ertelediğiniz bir işi yapmaya zorlayın; so¬nuçtaki doyum size uygulanabilecek olan en iyi tedavidir.<br />
Hoşgörü: Kendinizi tedavi ederken moraliniz yük-selebilir, ama her zaman için yemek ve alkol konusunda aşırı hoşgörünün ilerde kilo ve bağımlılık sorunlarına yol açabileceğini ve alkolün depresyonu ağırlaştırabileceğini aklınızdan çıkartmayın. Yalnız başına kitap okumak, yürümek ya da banyo yapmak kimi insanlara rahatlatıcı gelmektedir.<br />
<strong>Müzik:</strong> Çoğumuz için ruhsal durumu düzeltici bir  etmendir.<br />
<strong>Arkadaş:</strong> Başkalarıyla birlikte olmak sorunlara bakışımıza perspektif verebilir ve onların iyi niyeti bize yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Zaman ve pişmanlık</strong>: Çoğu depresif duygu zamanla yok olmaya yüz tutar ve eğer acı ya da zararın kendi başınızın altından çıktığını düşünürseniz yapacağınız düzeltmelerle daha da hafifletilebilir.<br />
<strong>Artmış cinsel etkinlik:</strong> Depresyon libidonuzu tümüyle yok etmediyse eşinizle cinsel yaşamınız hakkında konuşun iyi, doyumlu bir cinsel yaşantı, yaşamı her açıdan yalnız güzel ve parlak göstermekle kalmaz, güzel ve parlak kılar.<br />
<strong>Din:</strong> Bir tür temizlenme ya da &#8216;ruhun arınması&#8217;, gerçekten kaçmak için bir yol olarak kullanılmadığı sürece kimileri için yararlı, hatta uzun dönemde güvenilir bir destek de olabilir.<br />
<strong>Depresyona yaşlılarda daha mı sık rastlanır?</strong><br />
Yaşamın ikinci yansında çok daha fazladır ve çağdaş tıp yaşlılardaki depresyonun açığa çıkartılması ve tedavisine yönelmiştir. Kimi depresyonlar yaşlılık işareti olarak kabul edilirler.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/bunalim-depresyon.htm">Bunalım Depresyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/bunalim-depresyon.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh Sağlığı Gerilim</title>
		<link>https://www.kadin.in/ruh-sagligi-gerilim.htm</link>
					<comments>https://www.kadin.in/ruh-sagligi-gerilim.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[nihals2]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 08:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kadin.in/?p=23637</guid>

					<description><![CDATA[<p>RUH SAĞLIĞI Çağdaş kadının, ruhsal gerilimlerle, günümüzde,, şimdiye kadar hiçbir zaman olmadığı kadar karşı kar­şıya olduğuna hiç kuşku yoktur. Gene de akıl sağlığındaki bozulmanın en önemli nedenlerinden biri beklentiyle başarı, inanılanla ger­çek, umulanla gerçek sonuç arasındaki ikilemdir. GERİLİM İnsanlar, bu tür koşullarda yaşamak için dü­zenlenmiş değiller, ve Batı yaşamı her yönüyle bir gerilim etkeni içermektedir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/ruh-sagligi-gerilim.htm">Ruh Sağlığı Gerilim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RUH SA</strong><strong>ĞLIĞI</strong><br />
Çağdaş kadının, ruhsal gerilimlerle, günümüzde,, şimdiye kadar hiçbir zaman olmadığı kadar karşı kar­şıya olduğuna hiç kuşku yoktur.<br />
Gene de akıl sağlığındaki bozulmanın en önemli nedenlerinden biri beklentiyle başarı, inanılanla ger­çek, umulanla gerçek sonuç arasındaki ikilemdir.</p>
<p><strong>GERİLİM</strong><br />
İnsanlar, bu tür koşullarda yaşamak için dü­zenlenmiş değiller, ve Batı yaşamı her yönüyle bir gerilim etkeni içermektedir. Toplumumuz başarı yöne­limli bir toplumdur ve çalışma yaşamında çoğumuzu çevreleyen yarışmacılık ve başarı isteği, olmaması en fazla istenecek bir gerilimdir. Ortamın gerilim yoğun­luğunun artmasıyla erkekler gibi kadınlar da artan bir biçimde gerilimin ve ilişkili hastalıkların etkisinde kalmışlardır. Bu, özellikle çalışan kadınlar için doğ­rudur ve Uluslararası Kadın Yılı&#8217;nda (1976) yapılan araştırmalar kanıtlamıştır ki en çok çalışan ve geri­lime en açık olan insan tam gün çalışan kadındır (eş ve anne).</p>
<p>Aşırı olmayan   gerilimin bize    yararlı olduğunu gösteren birçok kanıt vardır: Performansı, verimliliği, üretkenliği arttırır ve çoğumuzu başarıya ulaştırır. Gerçekten de gerilime gereksinimi olan kişiler vardır ve<em> </em>gerilim altında oldukları zaman verimliliklerinin sn üst düzeyine ulaşırlar. Ama bu gibilere sık rastlanmaz. Çoğumuz için gerilim bir noktanın üstüne çık­ağında her şey parçalanır ve bu da hem fiziksel hastalıklara hem de akıl hastalıklarına yol açabilir. işte bu nedenledir ki, gerilim nedenleriyle uzlaşmamız, sağlığımız ya da sağlıksızlığımız üzerindeki etkilerini anımamız ve sonunda da bunlardan nasıl kurtulaca­ğımızı ya da nasıl üstesinden geleceğimizi bulmamız lepimiz için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Gerilime yanıtlar</strong><br />
Gerilime hem fiziksel hem de duygusal bir yanıt vardır. Fiziksel olanı hormonlara dayanır ve herkesin sildiği  &#8216;kaç ya da savaş&#8217; refleksinden oluşur. Eskiden kadınların gerilime verdikleri fiziksel yanıtın erkeklerinkinden farklı olduğu düşünülürdü, oysa ki İsveç&#8217; te yakın zamanda yapılan çalışmalar, kadınların da tümüyle aynı hormonal yanıtı verdiklerini göstermiş­tir.<br />
Gerilim altına girdiğimiz zaman beyin, her iki böbreğin üzerinde yer alan adrenal bezlerine bildiriler yollar. Bu elektriksel bildiri anmda tanınır ve vücut adrenalin pompalamaya başlar. Adrenalin, hepinizin tanıyacağı şu fiziksel etkileri yapar:</p>
<p>— Derideki ve iç organlardaki kan damarları, kaslara daha büyük miktarda kan gitmesini sağlaya­bilmek için daralırlar ve böylece kaslar gerilir ve koş­maya hazır hâle gelirler.</p>
<p>Vücudu her çeşit harekete hazır tutabilmek için olanaklı olan en çok miktarda kanı pompalayabil­mek gerekir. Bu nedenle kalp daha hızla vurmaya baş­lar.</p>
<p>Kalp vurumundaki artışla eş zamanlı olarak solunum oranı da artar. Böylece kan kasların verimli çalışması için gerekli olan en yüksek oksijen miktarı­nı taşımış olur. Önemli organların yeterince kan alabilmesi için kan basıncımız artar.</p>
<p>Hem bizi korkutan şeyin ne olduğunu, hem de ondan uzaklaşmanın yolunu en iyi biçimde görebil­memiz için gözbebeklerimiz büyür.</p>
<p>Kandaki şeker düzeyi hızla yükselir. Bu da is­ter kaçmak, ister savaşmak zorunda kalalım, gerek­sinme duyacağımız büyük miktardaki enerjiyi sağlar.</p>
<p>Gerilime verilen duygusal yanıt ise daha birey­seldir ve belirlenmesinde cins, kültürel altyapı, kalı­tım, çevre ve almamız gereken tavırla ilgili olarak bi­ze öğretilenler etkili olur. Örneğin çoğu toplumda ka­dınların bozulup ağlamaları doğal karşılanırken, kü­çük erkek çocukların gerilimi dudaklarını ısırarak karşılamaları ve gözyaşlarını tutmaları beklenir.</p>
<p>&#8216;Kaç ya da savaş&#8217; düzeneği, sık sık adı geçmesi­ne karşın çok az kullanılır. En gerilimli durumlar bi­le ne kaçmakla ne de savaşmakla çözülür, ama gene de adrenalin salgılanır ve biraz önce anlatıldığı gibi etkilerini gösterir. Her nasılsa, hareketsiz kalsak bi­le adrenalin ve etkileri durmaz. Vücut hiçbir zaman yapılmayacak olan hareket için gergin, <sub>t</sub> bekler. Bu gerginlik ve düşkırıklığı, yanısıra daha fazla gerilimi getirir. Bu da kırılması gereken bir kısır döngüdür.</p>
<p><strong>Gerilim nedenleri</strong><br />
Vücudun &#8216;kaç ya da savaş&#8217; dediğimiz tepki düze­neğini birçok olay başlatabilir. Aşırı hız yüzünden durdurulduğumuz ya da evimiz soyulduğu zaman ol­duğu gibi kısa süreli gerilimler, yalnızca bir kez ola­bilirler ve alışkanlık haline gelmedikleri, sık sık yine­lenmedikleri sürece, karşılaşıldıklarında başarıyla üs­telerinden gelinir. Uzun süreli gerilim ise, yaşamımız­da olagelen ve üzerinde çok az denetimimizin oldu­ğu ya da tümüyle denetimimiz dışında olan belirli olayların sonucu olarak ortaya çıkar. Zorlu çalışma koşulları, cinsellik ya da arkadaşlıkla ilgili sorunlar, hastalık, polisle sorun olması, özellikle yakın bir ak­rabanın ölümü, içinden çıkılması ve çözümlenmesi zor durumlardır ve değişen düzeylerde gerilime neden olurlar.</p>
<p><strong>Gerilimin sonuçları</strong><br />
Gördüğümüz gibi, geriüm vücutta güçlü yanıtla­ra neden olur ve eğer sürekli ya da sık olursa birçok fiziksel hastalıklara ve akıl hastalıklarına yol açabi­lir, örneğin, eğer kan basıncı bir süre için yüksek ola­rak kalırsa, bu atardamarlara zarar verir, ve bir kalp krizi olası hale gelir. Buna karşılık hastalık, ancak ba­sıp ç hastanın gerilimle uğraşmasını engelleyecek ka^ dar yüksek olduğu zaman ortaya, çıkar. Belirli klasik durumlar gerilimle bağıntılıdır; migren bunlardan bi­ridir ve duyarlı kişilerde analjeziklere bağımlılığa yol açabilir. Tedirginlik ve gerilim egzama (dermatitis) ve kaşıntı gibi deri olaylarını daha da kötüleştirebilir. Hekimlerin &#8216;işlevsel &#8216;olarak nitelendirdikleri birtakım rahatsızlıkların temelinde de gerilim vardır. Bun­lara spastik kolon, hazımsızlık (dispepsi) ve duodenum ülserleri örnek verilebilir.</p>
<p>Şiddetli, süreğen yüksek tansiyon, kalp hastalığı, mide ülseri, artrit, astım, şeker gibi birtakım önemli ve yaşamı tehdit eden hastalıklar da gerilimle bağın­tılıdır. Hatta, insanların gerilim altında olduklarında enfeksiyona, özellikle viral hastalıklara daha duyarlı oldukları da kanıtlanmıştır. Kimi uzmanlar insanda kanser gelişmesinin bile doğrudan gerilime bağlı ol­duğu savını ileri sürmektedir.</p>
<p>Belirli gerilim bağıntılı sorunlar kadınlara özgü­dür. Adet düzensizlikleri, pelvis ağrıları, cinsel zor­luklar, adet öncesi vücutta sıvı tutulması, istenmeyen kıllanma ve yumurtalık işlev bozuklukları (ki bu adet görmeme ve kısırlıkla da sonuçlanabilir) bunlardan­dır.</p>
<p><strong>Gerilimin belirtileri</strong><br />
Bombayı patlatacak fünyenin çekildiğini gösteren uyarı işaretleri olarak yorumlayabileceğiniz birçok belirti verir gerilim. Gerilimle ilişkisi olduğunu dü­şündüğünüz ciddi belirtiler ortaya çıktıktan sonra bir hekime görünmeniz gerektiğini aklınızdan çıkarma­yın. Ancak böylece, gerekli olan&#8217; tedaviyi görebilirsi­niz. Eğer doktorunuz belirtilerin duygusal ya da ruh­sal kaynaklı olduğunu düşünüyorsa, sizi gerekli yar­dımın yapılacağı özel kliniklere gönderecektir.</p>
<p><strong>Gerilimle karşılaşınca ne yapmalı</strong><br />
&#8216;Kaç ya da savaş&#8217; tepkisi vücudu harekete hazır­lar, düşünmeye değil. Buna karşın ancak karşılaştığımız zorluklar üstüne düşünerek belirli bir kararlılık oluşturabiliriz. Adrenalin yüklenmiş bir vücut, olduk­ça heyecanlı bir durumdadır ve sağduyuyla düşün­mesi beklenemez; kalbiniz hızla çarparken ve kasla­rınız harekete geçmek üzere gerilmişken konsantre olamazsınız. Bu yüzden, gerilim nedeninden uzaklaş­maya çalışın ve onu daha az önemsemek için yöntem­ler geliştirin. Üstünde daim düzgün düşünebilecek hale gelince yorum yapıp daha kalıcı kararlar vere­bilirsiniz.</p>
<p>Her şeyden önemlisi gerilimle savaşıyor olmanız­dır, nasıl savaştığınız çok daha az önem taşır. Ne ka­dar tutucu olmamız gerektiği ya da kimi çözümleri­nizin size ne kadar zayıf göründüğü hiç önemli de­ğildir. Eğer çözümleriniz size uyuyorsa ve yararlı olu­yorlarsa, sürdürün.</p>
<p>Eğer gerilim kaçmılmazsa, birazdan tartışacağı­mız yöntemlerin birini ya da hepsini deneyin.</p>
<p><strong>Sorunu uzaklaştırın;</strong> Sıkıntıları kafanızdan atın. Kimi insanlar bunu daha kolay başarabilme niteliği­ne sahiptir. Bunu yapmanm zor olduğunu düşünseniz bile ısrarla deneyin, çünkü öğrenilebilir bir yöntemdiı ve büyük yararlar sağlar. Sorununuzla olabildiği ka­dar uzun süre ilgilenmemeye çalışın. Sorundan ne kadar uzun süre uzak kalır ve sakin durursanız vü­cuda &#8216;kaç ya da savaş&#8217; tepkisini azaltması için o ka­dar uzun süre tanımış olursunuz ve doğai olarak te­dirginlik ve gerilim azalır. Bu basit mekanizma ger­çek soruna sakin ve sağduyulu bir biçimde yaklaşma­nızı olanaklı küar.</p>
<p><strong>Eğlenin:</strong> Keyfinize bakın; akşam bir arkadaşınızla yemeğe çıkın ya da akşamüstü yalnızca alışveriş yap­mak için izin alın ya da haftasonu kırlara gidin. Bu, rahatlatıcı ve yapıcıdır. Boşalan pillerinizi yeniden doldurma şansıdır. Eğlenirken ve hatta sonrasında, sorunların ne kadar ufak göründüğüne dikkat edin.</p>
<p><strong>Fiziksel etkinlik: </strong>Hoşunuza giden ve fiziksel olarak yapmanız olanaklı olan her tür alıştırmayla gerilimin üstüne gidin. Fiziksel etkinliğin her çeşidi gerilimin etkilerini ortadan kaldırır ve hemen her zaman ken­dinizi daha rahat ve sağduyulu duymanızı sağlar. Bu yüzden koşmanın ya da bir tenis maçının ya da biraz ev işinin üzerinizdeki gerginliği azalttığını farkedeceksiniz.</p>
<p>Eğer fiziksel olarak iyi durumdaysanız, düzgün besleniyor ve bol fiziksel alıştırma yapıyorsanız, so­runlarınızla başa çıkmanız daha kolay olacaktır. Ge­rilime daha rahat dayanacak ve daha kolay norma­le dönebileceksiniz.</p>
<p><strong>Rahatlayın</strong>: Gerilimin etkilerini ortadan kaldır­mak için, kendi ilaçsız rahatlama, gevşeme yöntemi­nizi geliştirin. Kas ya da solunum denetimini sağla­mak için kullanılan özel alıştırmalar, uzmanlaşmış eğiticilerden öğrenilen yoga gibi disiplinler ya da otojen meditasyon örnek olarak verilebilir. Alfa dalgala­rınızı denetlemeyi ya da gevşemenizi gözleyebilmek için bir biofeedback aygıtını nasıl kullanacağınızı öğ­renmeniz alışılagelmişin dışmda olsa da yararlıdır.</p>
<p><strong>Bir başkasının görüşünü alın: </strong>Bize bunaltıcı ve kişisel gibi görünen birçok sorun aslında seyrek rast­lanan sorunlardan değildir. Bu durumda, sorunla ki­şisel bağlantısı olmayan deneyimli birinin görüşleri­ni almak soruna yeni bir ışık tutmak açısından ya­rarlı olabilir. Yalnızca konuşmak bile belirli bir ra­hatlama getirecektir.    Paylaşılan bir sorunun yarısı çözülmüş demektir. Aile ve arkadaşlar hemen her za­man anlayışlı olacaklar ve iyi niyetle öğüt verecek­lerdir. Sizin yanınızda olduklarını ve nesnel olama­yacaklarını akıldan çıkartmamak gerekir.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Ruh-Sağlığı-Gerilim.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-23641" title="Ruh Sağlığı Gerilim" src="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Ruh-Sağlığı-Gerilim.jpg" alt="" width="500" height="330" srcset="https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Ruh-Sağlığı-Gerilim.jpg 500w, https://www.kadin.in/wp-content/uploads/2012/03/Ruh-Sağlığı-Gerilim-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><strong>Zamanınızı nasıl değerlendirdiğinize dikkat edin:</strong><br />
Gerilimin önemli nedenlerinden biri de zamanın kötü kullanılmasıdır, örneğin, işten geri kalma, gecikme­ler, ev işlerinin yetişmemesi vb. Bu nedenle işleri bir sıraya sokmak ve önemlerine göre öncelik vermek ge­rekir. Zamanmızı nasıl harcadığınıza bir bakın. Gere­kirse, birkaç gün için tüm edimlerinizi, sorunun çözü­müne katkılarını ve ortaya çıkardıkları sonuçları ya­zın. Bu sürenin sonunda zamanınızı nasıl kullandığı­nızı (ne kadarının boşa harcandığını, ne kadarının ya­rarlı amaçlar için kullanıldığını) görmek şaşırtıcı ola­caktır. Yalnızca önemli bir ders olacağı için bile de­nemekte yarar vardır.</p>
<p><strong>Beklentileriniz gerçekçi olsun:</strong> Yeteneklerinizi, iş kapasitenizi bilin ve ancak kendinize tanıdığınız süre­de bitirebileceğiniz. işleri üstünüze alm. Bilin ki çev­renizi tümüyle denetim altında tutabilmeniz olanak­sızdır. Beklentilerinizin sonuçsuz kalması gerilimi or taya çıkarırken, gerçekçi amaçlara yönelmek ve ulaş­mak gerilimi en aza indirir.</p>
<p><strong>Geri çekilin:</strong> Daha köktenci bir seçenek de ken­dinizi, gerilime neden olan durumdan tümüyle kopa­rıp ayırmanızdır. Bir akraba sizi sinirlendiriyorsa, ör­neğin bir süre için başka bir yere gitmeyi deneyebi­lirsiniz. Sonuç olarak, gözden ırak olan akıldan da ıraktır. Geri çekilme somut çabaları gerektirebilir, ör­neğin eğer patronunuzla geçinemiyorsanız iş değiştirmeniz, oturduğunuz eyden nefret ediyorsanız yeni bir ev bulmanız gerekebilir.<br />
<strong>Gereksiz gerilim</strong></p>
<p>Gerilim alışkanlık haline gelebilir ve böyle du­rumlarda olay düşünce olmadan başlayabilir; örneğin bir kişinin kuyruğu bozması bile adrenalin salgısını başlatabilir. Kimi zaman kaygılar neden olur gerili­me. Bunlar her zaman tümüyle akücı olmasa bile ge­nellikle ya geçmişe ya da geleceğe ilişkin kaygılardır. İşinden olma kaygısı örneğin, temelsiz korkuların te­tiği çekebileceği gerilimli bir durum yaratır. Bu tür somut temeli olmayan tedirginlikleri tanıyıp yerli ye­rine koymak gerekir, çünkü her ne kadar uslamsal olsalar da ortaya çıkan sonuçlar somuttur. Bir aile içi tartışması gibi geçmişteki herhangi bir gerilimli ola­yı anımsayıp vücudumuza olayı yeniden yaşattırabi-lir. Kafamız zihinsel olarak olayı yeniden yarattığın­da, söylenen ya da yapılanları yinelediğinizde vücu­dunuz gerilimli bir hale geçer. Çünkü vücut gerçek ya da uslamsal durumlar arasında ayırım yapamaz.</p>
<p>Bu nedenle ilk aşama, kaçınılabilecek ve kaçnılmaz gerilimler arasında ayırım yapabilmektir.</p>
<p><strong>İlk olarak ne yapabilirim?</strong><br />
Harekete geçmek gerilimle savaşmanın en iyi yol­larından biridir; bir şeyler yapmak, ne olursa olsun bir şeyler yapıyor olmak. Sorunu kağıt üstünde çö­zümlemeye çalışmanın gerilimle savaşımın en iyi yol­larından biri olduğu sonucuna vardım, önemli olan şeyleri, sorunun boyutlarını ve olası çözümleri önünüzde yazılı olarak görüyorsunuz. Gerilimi oluşturan güçlüğün boyutlarını küçülten bir harekettir bu. Si­zi gerilime sokan nedeni bu biçimde çözümlemeyi bi­tirdiğinizde, yazmayı bitirir bitirmez bir şeyler yap­manız gerekecektir. Bu annenize ya da kızkardeşinize telefon etmek de olsa, bir fincan kahve içmek ya da plak dinlemek de olsa, yapüması gereken bir eylem­dir. Öyleyse hiç durmayın ve dediğim gibi yapın.</p>
<p><strong>Sorunu açık olarak tanımlayarak başlayın.</strong><br />
Ne kadar çılgın görünürlerse görünsünler dü­şünebildiğiniz her çözümü yazın.<br />
En gerçekçi iki üç çözümü seçin.<br />
Yapabilirseniz bunu bire indirin.</p>
<p>Atmanız gereken ve çözümü- etkileyecek her adımı hesaba katarak bir eylem planı yazın.<br />
Eylem planındaki her hareketi ne zaman yap­manız gerektiğini gösteren bir zaman tablosu yapın.<br />
Şimdi bir planınız ve bir zaman tablonuz var. So­nuna kadar uygulayın; kendinizi daha az gerilim al­tında bulacaksınız. Olmazsa, her zaman için çözüm se­çeneklerinden bir başkasını ele alabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.kadin.in/ruh-sagligi-gerilim.htm">Ruh Sağlığı Gerilim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.kadin.in">kadın sitesi kadınca örgü dantel</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kadin.in/ruh-sagligi-gerilim.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
