kadın sitesi kadınca örgü dantel

Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi

Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi

BAĞIMLILIK (TUTKUNLUK)
Zihin durumunu değiştirmek için kimyasal maddelerin kullanılması insanlık tarihi kadar eskidir.
Belirli uyuşturucularda (ilaçlarda), yinelenen kullanımın, kullananın uyuşturucuya tepkimesinde bir değişikliğe neden olmasıyla bağımlılık ortaya çıkar. İlk değişim, kullanıcının ilacı ne zaman ve nerede alacağını seçme yeterliğindeki azalmadır; başka bir deyişle karar verme denetiminin ve kendi üstündeki egemenliğinin yok olmasıdır. Aşırı olaylarda, denetim aşama aşama ortadan kalktıkça, kullanıcı yaşamını tümüyle uyuşturucuyu bulmaya ve onu kullanmaya adar. Belirli bir dönem ilaç almadıktan sonra bile, tedavi altında olsa bile ilacı yeniden kullanma¬ya başlama yolunda bir eğilim vardır.
Bağımlılık nasıl doğar
Bağımlılığın başlamasında iki ana yol vardır: Birincisi daha çok potansiyel tiryakinin kişiliğiyle, ikincisi ise ilacın tipiyle ilgilidir.
Kişilik sorunları: Kullanıcı, uyuşturucuyu öncelikle sorunlar üstüne düşünmektense, onlardan kaçmak için arar; bunlar başka birine yaşamın basit gerçekleri olarak görünen sorunlar olsa bile. Bu gibi kullanıcılar uyuşturucu aramaya genellikle buluğ çağında, ya da daha önce, başlarlar ve ‘yetersiz kişilikli” olarak tanımlanırlar.
New York’taki genç eroinmanlarda güçlü bir ye tersizlik duygusunun olduğu ve hemen hemen hiç özsaygılarının olmadığı belirlenmiştir. Bunların yanısıra çalışmada doyum bulamazlar ve öteki insanlarla ilişkilerinde de başarısızdırlar. Eroini işte bu yüzden kullanırlar gerginlik zevkli bir biçimde azalır ve doz etkisini sürdürdüğü sürece başka gereksinimleri ortadan kalkar.
Bir başka çalışmada ise uyuşturucu tutkunları, başkalarıyla içten ilişkiler kurmakta güçlük çeken, depresyonlu ve saldırgan kişiler olarak tanımlanmıştır. Bu nedenlerden dolayı, olgun olmayan, ahlaki sorumluluklardan uzak, başkalarını sömürmeye hazır, gereksinimlerinin anında karşılanmasını isteyen kişiler olarak görülürler.
Buna karşın, göreceli olarak normal kişilikli insanların da uyuşturucu kullanmayı ‘öğrenebilecekleri’ bilinmektedir. Araştırmacılar bağımlılıktan ya da bıraktıktan sonra yeniden başlamadan psikopatik kişiliğin, aile sorunlarının ya da sosyoekonomik sorunların sorumlu olduğunu söylerler. Kişilik bozukluğu olmaksızın bağımlılığa nikotin gibi maddeler örnek verilebilir; doğal olarak sakinleştiriciler, uyku ilacı ya da opium türevleri içeren reçeteler verilen hastalarda da görülebilir.
Uyuşturucuların özellikleri: Yapılan son çalışmalar, opioidler (ve belki alkol ve barbiturat) gibi’belirli ilaçların daha ilk dozdan fiziksel bağımlılığa yol açabilecek biyolojik değişikliklere yol açtığını ortaya koymuştur. Buna karşın birçok hastaya ameliyatlardan sonra ağrıyı gidermek için günde birkaç doz opioid verilmekte ve hiçbirinde ne ruhsal bağımlılık ne de tutkunluk gelişmektedir.
Neden kimi insanlar fiziksel bağımlılıkları olsa bile yalnızca ufak tefek güçlüklerle karşılaşarak uyuşturucu kullanmayı kesebilirken, kimileri toplumun yasaklamasına karşın uyuşturucu ararlar ve onsuz yapamazlar. Bunda uyuşturucunun, kişinin ve koşulların sorumluluk payları nedir? Yıllardır yapılagelen araştırmalar bu sorunlara yanıt verememiştir.

Ancak ortaya çıkartılan gerçek, uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığın düzenli olarak arttığı ve farklı etmenlerin farklı aşamalarda farklı etkiler gösterdiğidir. Psikolojik, sosyolojik, biyolojik ve farmakolojik etkenlerden herhangi birisi, ilk kullanımı (deneme), sonra kullanıcının uyuşturucuyu yine alıp almayacağını (ve aradabir ya da eğlence için uyuşturucu alan bir kullanıcı haline gelip gelmeyeceğini), daha sonra çok ya da yoğun kullanmaya başlayıp başlamayacağını ya da zorunlu bir kullanıcı (tutkun) haline gelip gelmeyeceğini ya da alkol örneğindeki gibi alkolik olup olmayacağını belirler. Aynı soru, belirli bir süre kullanıma ara verdikten sonra neyin yeniden başlamaya neden olduğu konusunda da sorulabilir.
Yeniden başlamanın nedenleri oldukça karmaşıktır. Uyuşturucunun her dozundan sonra ortaya çıkan eksiklik belirtilerini, tutkun kişi, yeni bir dozla tedavi etmeye o kadar alışmıştır ki, yeni bir doza duyulan bu güçlü isteğin refleks haline gelmesi olasıdır. Bu nedenle tedavi edilen ve hastanede hiçbir istek duymayan narkotik tutkunu, uyuşturucu kullanmış olduğu ve eksiklik belirtilerini yaşamış olduğu ev ortamına dönünce yeni bir doza gereksinim duyabilir.
Bağımlılık, tutkunluğa karşı
Uyuşturucu bağımlılığının terminolojisi biraz akıl yarıştırıcıdır. Uyuşturucu, kullanımı kesildiğinde, eksiklik belirtilerine yol açmaya yetecek kadar biyolojik değişime neden olmuşsa, o uyuşturucuya fiziksel olarak bağımlı olduğu söylenir. Başka bir deyişle, ilaç şiddetli bağımlılık sendromuna yol açar. Böyle etki yapmayan uyuşturucular ise alışkanlık ya da ruhsal bağımlılığa yol açarlar. Ancak bu, bağımlılık ve tutkunluk konusunu incelemek için aşırı yalınlaştırılmış bir yoldur. Uzun bir sürede yinelenerek verilen çoğu uyuşturucu fiziksel bağımlılık ve bir eksiklik sendromunu oluşturur. Ama bu sendromun şiddetli rahatsızlık, anksiyete, ya da daha fazla uyuşturucu alma isteğiyle birlikte olması gerekmez. Oysa, tutkunluk ve ruhsal bağımlılıkta bunlar hemen her zaman vardır.
Uyuşturucu bağımlılığı ve tutkunluğun tedavisi
Uyuşturucu bağımlılığı alanında çalışan otoriteler genellemelerin yapılabileceğini ve bu genellemelerin herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde kullanılabileceğini anlamışlardır: Toplumsal destekle önlenebilir ya da hiç değilse hafifletilebilir. Tedavinin bir bölümü zorunlu olarak toplumsal ilişkilere ve evlilik ilişkisine (eğer tutkun kişi evliyse) yöneltilir. Sigara, uyuşturucu tutkunu ve alkoliklerde karşılaşılan en önemli güçlük, yeniden başlamayı önlemektedir. Uyuşturucuyu birkaç gün ya da hafta bırakmak genellikle o kadar güç olmamakta, ama depresyon, kızgınlık, başarısızlık ve umutsuzluk gibi bir bunalımla kullanmaya yeniden başlamaktadır. Bu nedenle, böyle durumların ortaya çıkmasını önlemekte yardımcı olmak ve önlenmezse sürekli destek olarak aşmasını sağlamak önem kazanmaktadır. Aynı zamanda uyuşturucunun varlığının (ne tür olursa olsun) isteği de arttırdığı bilinmektedir. Uyuşturucu tutkununun genellikle birden fazla ilacı kullanmaya eğilimi vardır ve tüm bağımlılıkların birden ortadan kaldırılması, birini kullanmaya devam etmesinin öbürlerine yeniden başlamasına neden olabileceğinden önemlidir.
Pratisyen hekimler genellikle tutkunlara yardım konusunda yeterli gereçlere sahip değillerdir, ama aile doktorunuz sizi uyuşturucu bağımlılığı konusunda uzmanlaşmış bir hastane kliniğine yöneltebilir.
Uyuşturucu bağımlılığı programlarının uygulandığı iki hastane tedavisi yöntemi vardır. Birinci yöntem üç aya kadar olabilen uzun, ikincisi ise üç hafta ya da daha az olan kısa bir hastane tedavisi dönemini içerir. Tedavide görevli personel, hekimler, psikiyatrlar, psikologlar ve toplumsal görevlilerden oluşur. Hastane tedavisi, alkolikseniz tam bir alkol orucunu, uyuşturucu tutkunu iseniz bir uyuşturucu kullanımını kesme programı içine girmenizi gerektirir. Eksiklik belirtileri ve depresyona karşı size belirli ilaçlar verilecektir. Bunlara ek olarak uyuşturucu tutkununun kendi sorunlarını görmesine yardım edecek grup terapi seansları ve bir psikiyatr ya da psikologun uygulayacağı psikoterapi vardır. Denetimli çalışmalar yapılmış ve hastalar iki yıla varan sürelerle izlenmiştir her iki tedavi yöntemi arasında hiç bir fark bulunamamıştır.
Hiçbir zaman kolay olmamakla birlikte uyuşturucu tutkunluğunu yenmek olanaklıdır ve bir uyuşturucuyu bırakma şansı zamanla artar. Birtakım eski uyuşturucu tutkunları bu alışkanlıktan kurtulmaktaki başarılarını yaşamlarındaki kökten bir değişikliğe bağlar genellikle iyi bir olay, sıklıkla yeni bir arkadaşlığın kuruluşu. Bunlar özel birine duyulan
sevginin önemine de değinirler. Hemen hepsi dönüş noktasını, değişme nedenlerinin, sürdürme nedenlerinden daha ağır bastığı an olarak belirler.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.