Ruh Sağlığı Kaygı Bozukluğu ve Tedavisi

KAYGI
Kaygı, hem gerilim hem de depresyonla yakından ilişkili bir olaydır. Gerilime yol açabilir ve bunalımın erken belirtilerinden biridir. Kaygı bir korku tepkisidir ve bizi, çocuklarımızın sağlığı gibi dikkatli olmamız gereken konularda uyardığı sürece, yararlı bir koruyucu mekanizmadır. Bununla birlikte çok sık yinelenirse tehlikeli olabilir. Çünkü kaygı da gerilim gibi, adrenalin salgılanmasına neden olan bir olaydır.

Adrenalin nabzı hızlandırır, kalp vurumunu şiddetlendirir, solunumu ise hızlandırır ve yüzeyselleştirir. Tüm vücut, gergin bir durumdadır kendinin farkında ve uyangan olması, nabzın hızlanmasını ve kalp vurumunun şiddetlenmesini kolaylaştırır. Bu da sonuçta kaygının asıl nedenini bile unutturup korkuya yol açar. Kafamız gerek gerçek, gerekse uslamsal sorunlarla dolar ve bunlardan kurtulmaya yönelik hiçbir çaba göstermeyiz.
Kaygının tedavisi
Olabildiğince yalın, normal bir yaşam sürme bu tedavinin temelini oluşturur: Düzenli beslenme, az içki içme, sık sık temiz hava alma, bol alıştırma, başkalarına yardım etme yoluyla kendi üstüne düşmekten kurtulma gibi. Yatıştırıcı ilaçları kullanmak iyi bir düşünce değildir, çünkü fiziksel olmasa bile kolayca ruhsal bağımlılık yaratabilirler. Eğer kaygılarınız gerçekten şiddetli ise bu sizin için kötü bir deneyim olabilir ve doktorunuza kesinlikle durumdan haber verilmesi gerekir. Burada psikoterapi yararlı olabilir.
Kaygı karşısında ne yapmalı?
Bunaldığınız zaman vücudunuzun nasıl davrandığını gözleyin; başka bir deyişle duygularınızı duyun. Vücuttan bir kerede salgılanabilecek adrenalin miktarı belirlidir ve en zorlu panik duygusu bile birkaç dakikada kaybolur. Bir kere bunu anladıktan sonra artık paniğe ve yeniden adrenalin salgılanmasına izin vermeyin. Sakin olun ve bekleyin. Cesarete ve sabıra gerek duyacaksınız. Kendinizden ve sorununuzdan başka bir konu üstünde yoğunlaşmaya çalışın. Bir resmi ya da deseni inceleyin. Ayrıntılarını gözden geçirin. Zihninizi kendinizden uzak tutun.

Duygularınız bir kez normale dönmeye başladıktan sonra rahatlayın, sakin olun. Yapmakta olduğunuz işi yavaş ve gürültüsüzce sürdürün. Acele etmeyin, ağırdan alın. Küçük, ulaşılabilir bir hedefe doğru ilerleyin ve hedefe ulaşınca hemen kendinize yeni bir hedef, yeni bir amaç oluşturun. Ama hedefe kesinkes ulaşılabilir ve kısa zamanda ulaşılabilir olmalıdır. Her küçük adım, sizi, bir aşamada başarmayı düşündüğünüzde ulaşılmaz görünen o ana amaca biraz daha yaklaştıracaktır. Hedefe doğru süzülün, savaşa savaşa ilerlemeyin. Savaşırsanız alarm düğmenize basarsmız ve o korkutucu duygular gene gelir.
Her tür hoş olmayan duygu ve düşünceden, gözlerinizi kapatıp dikkatle sessizliği dinleyerek kurtulabilirsiniz. Deneyin. Bunu yapmayı öğrendikten sonra korkularınız azalacaktır. Artık yaşamın getirdiği gerilimlerle savaşabilecek ve duygularınızı denetleyebilecek durumdasınız. Bu yolla kendini tanıma özgürleştiricidir.
Unutmayın, duygularınız hiçbir zaman size zarar veremez. Kendinizi inandırıncaya kadar bunu yineleyin.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git