Yazar: admin

  • Kağıt öğütme kazanına düşen işçi öldü

    Kağıt öğütme kazanına düşen işçi öldü

    Kahramanmaraş’ta, fabrikada çalıştığı sırada kağıt öğütme kazanına düşen işçi Mustafa Arslan (45), hayatını kaybetti. Arslan’ın cansız bedeni, 25 saatlik çalışma sonunda kazandan çıkarılabildi.

     

    Olay dün sabah saatlerinde Kahramanmaraş-Gaziantep Karayolu üzerindeki kağıt fabrikasında meydana geldi. İddiaya göre elektrik teknisyeni Mustafa Arslan, arızalanan fan makinesini tamir etmek için çatıya çıktı ancak bir daha kendisini gören olmadı.

    Aradan birkaç saat geçtikten sonra fabrika çalışanları Mustafa Arslan’ı aramaya başlarken, güvenlik kamera görüntülerinin incelenmesinde Arslan’ın, çatının şeffaf kısmının kırılması sonucu atık kağıtların sıcak suyla birlikte öğütüldüğü kazana düştüğü tespit edildi.

     

    KAZANIN DERİNLİĞİ 2 METRE

    Bunun üzerine fabrikada üretim durdurulurken, polis ve AFAD’a haber verildi. Olay yerine gelen ekipler, 2 metre derinliğindeki kazandaki Mustafa Arslan’ın cansız bedenini aradı. 25 saatlik çalışma sonunda Arslan’ın cenazesine ulaşıldı. Olay yerine yapılan incelemenin ardından 4 çocuk babası Mustafa Arslan’ın cenazesi otopsi için Kahramanmaraş Adli Tıp Morgu’na götürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Kemoterapi sonrası paylaşım yapan Billur Kalkavan’dan sevindiren haber

    Kemoterapi sonrası paylaşım yapan Billur Kalkavan’dan sevindiren haber

    Bir süredir kanserle mücadele eden Billur Kalkavan, 3. kemoterapiden sonra yaşadıklarını anlattı. Sosyal medya hesabından hasta yatağından bir fotoğrafını paylaşan oyuncu, “Sıkıntı yaşamadım, bulantım da yok.

    Hafif halsizlik var o kadar” derken sağlık durumunun her gün daha iyiye gittiğinin müjdesini verdi.

    Hamdi Alkan’ın geçtiğimiz haftalarda Instagram hesabından yaptığı paylaşımla Başarılı oyuncu Billur Kalkavan’ın kanserle mücadele ettiği ortaya çıktı. Kemoterapi görmeye başladığı için saçlarını kazıtan oyuncu, sosyal medya hesabından sağlık durumuyla ilgili bilgi verdi.

    “HER GÜN DAHA İYİYE GİDİYORUM”
    Kemoterapi gördüğü için hastanede kalan Billur Kalkavan, bu süreçte sosyal medya hesabından paylaşım yaparak sevenlerini bilgilendirmeyi ihmal etmiyor. Bugün de hasta yatağından bir fotoğrafını yayınlayan Kalkavan, 3. kemoterapi sonrası yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Hastanede kalmamın sebebi burada iyi bakılıyor olmam. Evde zorlanıyoruz haliyle. Kilo aldım az da olsa.

    3. kemoterapiden sonra hiç sıkıntı çekmedim, bulantı falan yok, hafif halsizlik o kadar. Hayatımda hiç bu kadar tembellik yapmamıştım iyi geldi valla. Her gün daha iyiye gidiyorum, keyfim yerinde, ilginize alakanıza tekrar teşekkürler iyileşmemdeki en büyük etken çünkü. Herkesi seviyorum, hiç bir şeye kızmıyorum, kabulde ve akıştayım. Böylesi daha kolaymış.”

  • İzmirli genç kız kalbine yenik düştü

    İzmirli genç kız kalbine yenik düştü

    Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencisiydi…

    Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Nursima Ulutaş geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Edinilen bilgiye göre, kalp rahatsızlığı olan 23 yaşındaki ADÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Nursima Ulutaş İzmir’e ailesinin yanına gitti. Burada rahatsızlanan Ulutaş çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

    Kalp krizi geçirdiği anlaşılan Ulutaş hastanede doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Ulutaş’ın ölüm haberini alan ailesi ve yakınları yasa boğulurken, genç kız düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi.

    ADÜ Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir de sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı mesajda, Ulutaş ailesine başsağlığı diledi. (İHA)

  • İstanbul’da maymun çiçeği paniği! Ambulansla hastaneye götürüldüler

    İstanbul’da maymun çiçeği paniği! Ambulansla hastaneye götürüldüler

    Sultangazi’de ellerinde çıkan yaralar nedeniyle yabancı uyruklu 2 kişi eczaneye giderek ilaç istedi.


    Eczacı, ‘Maymun çiçeği’ şüphesiyle durumu yetkililere bildirdi. Polis ve sağlık ekipleri, eczaneden çıkarak ilerleyen 2 kişi ile yanlarındaki arkadaşlarını cadde üzerinde durdurdu. 3 kişi ambulansla hastanede götürüldü. Maymun çiçeği şüphesi olan 3 yabancı uyruklunun test sonucu beklenirken yaraların sebebinin ‘suçiçeği’ olabileceği de kaydedildi.

    Sultangazi Habibler Caddesi’nde bulunan eczaneye gelen yabancı uyruklu 2 kişi, ellerindeki yaraları gösterip ilaç istedi. Eczacı yaraların, ‘Maymun çiçeği’ olabileceğinden şüphelenerek, yetkililere haber verdi. 2 kişi eczaneden krem alarak çıktı. Polis ve sağlık ekipleri, eczaneden çıkarak ilerleyen 2 kişi ile yanlarındaki arkadaşlarını cadde üzerinde durdurdu. 3 kişi ambulansla hastanede götürüldü.

    TEST SONUÇLARI BEKLENİYOR

    Maymun Çiçeği şüphesi olan, 3 kişiye götürüldükleri hastanede test yapıldı. Yaraların nedeni araştırılıyor. Yaraların ‘Su çiçeği’ nedeniyle oluşmuş olabileceği ihtimali üzerinde de duruluyor.

    “MAYMUN ÇİÇEĞİ’NE ÇOK BENZİYORDU”

    Eczacı Esra Koca, “Dün hastalar vardı burada. Afgan 2 kişi geldi. Ellerini gösterdiler, ellerinde yuvarlak tohuma benzeyen yaralar vardı. ‘Bir saniye’ dedim, doktor birini aradım. Doktor fotoğraf çekmemi söyledi. Fotoğraflarını çektim, doktora attım. O da yetkililere haber vermiş. Hastalık Maymun çiçeği olabilir diye şüphelendik. Maymun Çiçeği’ne çok benziyordu. Antibiyotik ilaç kullanmış iyi gelmemiş o yüzden virüs olabilir diye düşündüm. Onlar gittikten sonra her yeri dezenfekte ettim” dedi.

    “KOLLARINDA SULU, YANMIŞ GİBİ YARALAR VARDI”

    Cadde üzerinde esnaf olan Mehmet Yuvakgil “Sabah saatlerinde polisler bize fotoğraf gösterdi, ‘Bu kişiyi gördünüz mü?’ dediler. Biz de neden aradıklarını merak edip araştırdık, Maymun çiçeği olduğunu öğrendik. Aradan 5-6 saat geçtikten sonra emniyet mensupları burayı kapattılar. Fark ettik ki, o çocukları yakalamışlar. 3 Afgan asıllı kişi vardı. Sağlık ekipleri çocukları alıp gitti. Çocukların kollarında sulu, yanmış gibi yaralar vardı. İster istemez tedirginlik oluyor” diye konuştu. Maymun çiçeği şüphesi olan 3 yabancı uyruklunun test sonucu beklenirken yaraların sebebinin ‘suçiçeği’ olabileceği de kaydedildi.

  • Her Şeyin Hayırlısını İstemek

    Zamanın birinde bir padişah yaşarmış.
    Padişah avlanmayı çok sever, sık sık avlanırmış.
    Padişahın aklı-selim , “Her şeyin hayırlısı ,her şeyde bir hayır vardır.” cümlesini dilinden düşürmeyen bir de veziri varmış.


    Padişahın başına bir şey gelse vezir hep ;”Padişahım üzülmeyin her şeyde bir hayır vardır.” dermiş.
    Padişah da vezire bu yüzden çok kızarmış.
    Yine bir gün padişah vezirine “bugün ava nereye gidelim “diye sormuş, vezir bir yer tarif etmiş.
    Oraya gitmişler fakat avlanırken padişah elinden yaralanmış, eli kanamış ve elinin yarasını sarmışlar.
    Padişah vezirine kızmış, ” senin yüzünden oldu” demiş.
    Vezir yine aynı cevabı vermiş ;”Her işte bir hayır vardır padişahım ,üzülmeyin. ” demiş.
    Bunun üzerine padişah vezire çok kızıp, ben elimi kesiyorum, sen bana “Her işte bir hayır vardır” diyorsun deyip veziri zindan attırmış.
    Vezir zindana giderken yine “Her işte bir hayır vardır” deyip gitmiş.
    Padişah yine öfkelenmiş, ” adamı zindana attırıyorum adam yine aynı şeyi söylüyor” demiş.
    Padişah avlanmak için az bir adamla başka insan ayağı değmemiş bir yere gitmiş, avlanırken oranın yerlileri bunları faka bastırıp, esir etmişler.
    Yerliler her gün bir esiri kendi inançları gereği kurban ediyorlarmış, sıra padişaha gelmiş ama onu serbest bırakmışlar.
    Çünkü yerlilerin inancına göre sakat veya ,bir yeri yaralı adamdan kurban olmazmış.
    Padişah vezirini düşünüp ona hak vermiş.
    Hemen ülkesine dönüp vezirini serbest bıraktırmış.


    Ama yine soruyu sormuş; “Hadi benim elimin kesilmesini anladık, peki senin zindana girmendeki “hayır” nedir demiş.
    Vezirde bende zindana girmeyip sizinle gelseydim, yerliler şimdi diğerleri gibi beni de kurban etmiş olacaklardı demiş.
    Ders alıp, öğüt çıkarana ne mutlu.

    HİKAYEYİ GALERİDEN OKUYUN

  • Türkan Şoray ve Kadir İnanır yıllar sonra buluştu

    Türkan Şoray ve Kadir İnanır yıllar sonra buluştu

    Türk sinemasının yaşayan efsaneleri usta sanatçılar Türkan Şoray ve Kadir İnanır, uzun yıllar sonra Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in davetiyle İmren Erşen Oya Müzesi’nin açılışında bir araya geldi.

    Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’nin yakın arkadaşı, gecekondu ve çiçekli kadın resimleri ile tanınan ünlü ressam İmren Erşen’in Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlarıyla oluşturulan ‘İmren Erşen Oya Müzesi’, unutulmaz bir törenle hizmete açıldı.

    YILLAR SONRA BİR ARAYA GELDİLER

    Tarihi Odunpazarı bölgesindeki Kent Müzeleri arasında yerini alan ‘İmren Erşen Oya Müzesi’nin açılışı, Yeşilçam’ın efsane isimleri Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın katılımıyla taçlandı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Uzun süre sonra Eskişehir’de kameralar karşısına geçen Şoray ve İnanır, usta yönetmen Atıf Yılmaz’ın 1978 yılında yayınlanan Asya ile İlyas’ın aşk hikayesini anlatan ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmi ile Türk sinema tarihine damga vurmuştu.

    Yaklaşık 10 yıldır bir araya gelmedikleri öğrenilen Türkan Şoray ve Kadir İnanır, ilk kez Eskişehir’de müze açılışından yan yana geldi.

    5 BİN PARÇADAN OLUŞUYOR

    İmren Erşen’in köy köy gezerek bir araya getirdiği 5 bin parçadan oluşan, eşsiz oya örnekleri, yazmalar başta olmak üzere Anadolu kültürünün somut örneklerinin bulunduğu müzenin açılış töreninde, Şoray ve İnanır’ın da yer alması ülkemizin kültür, sanat ve müzecilik tarihine de anlamlı bir not olarak kaydedildi.

    Başkan Büyükerşen’in davetiyle kente gelen ve Eskişehirlilerin büyük ilgi gösterdiği Türkan Şoray ile Kadir İnanır, kültürel mirasın yaşatılmasına büyük katkı sağlayacak müzenin açılışında yer almaktan dolayı çok mutlu olduklarını ifade ettiler.

    ‘İmren Erşen Oya Müzesi’nin açılışına katılımları nedeniyle Şoray ve İnanır’a teşekkür eden ve açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, şu ifadeleri kullandı;

    *Türk sinemasının iki değerli ismi, hayranı olduğumuz Türkan Şoray ve Kadir İnanır’a burada olmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda Şoray ve İnanır’ın balmumu heykellerini de ilerleyen zamanda yapacağız.

    *Müzeye ismini verdiğimiz İmren Erşen benim okuldan arkadaşımdır. İmren bu şehirde bu mahallede yetişen bir isimdir. Türkiye’de nerede ince iş, el emeği vardır orada Türk kadının izi vardır.

    *Düğünlerde, mevlitlerde iyi günde kötü günde bu el emekleri hep hayatın içindeydi. İmren Erşen’e bir gün artık geriye kalıcı bir miras bırakalım dedim. Bu müzede 5 binden fazla eser var. İmren Erşen’den şimdi bir isteğim daha var.

    *Sadece meraklıların gezip de hayranlıkla bakacağı bu eserleri nasıl yapıldığının öğretildiği bir çalışma bekliyorum. Bu öğretmenlik de büyük hizmettir. Bu güzel müze hayırlı olsun. Yakında Oya Müzesi’nin ardından Eskişehir’in 13.müzesi Hamam Müzesi’ni açacağız.

    “BEN YEMENİ TAKMAYI ÇOK SEVERİM”

    Ressam İmren Erşen de yaptığı konuşmada, “Ben Eskişehirli olduğum için vefa borcu ödemek istedim. Bu Yılmaz Büyükerşen’in bana önerdiği bir işti. Umarım beğenirsiniz. Hoş geldiniz” dedi. Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray da çok büyük anlam taşıyan müzenin açılışında olmaktan çok mutlu olduğunu belirterek, “Bu güzel müze benim için çok anlamlı. Çünkü burada acı, gözyaşı, sevinç her şey var. Onları içinde ayrı bir hayat var. Başkanımız Yılmaz Büyükerşen’e bu özel müze için çok teşekkür ediyorum. Ben yemeni takmayı çok severim burada da çok güzel örnekleri var” diye konuştu.

    “MÜZE DÜNYAYA DUYURULMALI”

    Eskişehir’in çok özel bir şehir olduğunu belirten Kadir İnanır ise, “Eskişehir çok farklı bir şehir. Kentine nasıl sahip çıktığını görüyoruz. Başkanımıza böyle bir müze için teşekkür ediyorum. Bu müze tüm dünyaya duyurulmalı. Çünkü ülkemizin kültür ve sosyal hayatının en önemli tanıkları bu müzede. Eskişehir’de olmaktan çok mutluyum” dedi.

    MÜZEYİ BİRLİKTE GEZDİLER

    Konuşmaların ardından Başkan Büyükerşen, Türkan Şoray, Kadir İnanır ve davetliler ‘Al Yazmalım Selvi Boylum’ filminin unutulmaz müziği eşliğinde birlikte kurdeleyi keserek resmi açılışı gerçekleştirdi.

    Açılış sonrası Şoray ve İnanır, müzedeki eserleri dikkatle incelerken Başkan Büyükerşen ve İmren Erşen müze ile ilgili bilgiler aktardı. Müzenin gezilmesinin ardından İmren Erşen, Türkan Şoray ve Kadir İnanır’a al yazma hediye etti.

    Şoray ve İnanır al yazma takarak birlikte fotoğraf çektirirken, İmren Erşen ayrıca Şoray’a bir de yemeni hediye etti. Açılış töreni günün anısına çektirilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

    İMREN ERŞEN OYA MÜZESİ

    ‘Yer gök oya’ teması ile Anadolu halk sanatının el emeği göz nuru en güzel örneklerinin bulunduğu ‘İmren Erşen Oya Müzesi’, asırlardır süre gelen ve yüzlerce yıllık tecrübe ile ortaya çıkan halk eserlerini gelecek nesillere tanıtmayı hedefliyor.

    İmren Erşen’in 5 bin parçalık eserin bağışıyla oluşturulan müzede, sedirli sergileme alanı, iki odadan oluşan sergi salonu, toplantı ve araştırma çalışmalarının yapılabileceği kütüphane, gelin odası, sünnet odası, Eskişehir kıyafetleri ile çeyizlerin sergilendiği ve geleneksel yüklüğün örneklendirildiği üç güzeller odasının yanı sıra seyir mekanı da bulunuyor.

    Müzenin nadide eserleri arasında yastık ve yorganlar, mobilya örnekleri, aynalar, yazma ve tülbentler, boncuk oyalardan üretilen perdeler, duvarda bulunan cam altı levhalar, zengin oya örnekleri ile oyaların kullanıldığı çeşitli gösterme biçimlerine yer veriliyor.

  • İki Masum Gence Kıydılar

    İki Masum Gence Kıydılar

    Kırşehir’de kayıp başvurusu yapıldıktan 3 gün sonra cansız bedeni kıyıya vuran ve öldürüldüğü belirlenen Şeyma Demir’in (18) erkek arkadaşı Hasan Aydoğan’a (21) 69 gündür ulaşılamadı.

    Hasan Aydoğan ve kız arkadaşı Şeyma Demir’i öldürdüp, nehre attıkarını itiraf eden belediye güvenlik görevlisi 2 kişi tutuklanmıştı. Anne Döndü Aydoğan, “Oğlumuz 69 gündür kayıp. Hiçbir izine raslanılamadı. Ne olur yavrumu bulun artık” dedi.

    Olay, 25 Mart’ta saat 16.00 sıralarında Bağbaşı Mahallesi Ağbayır mevkisinde meydana geldi. Özel şirkette çalışan Hasan Aydoğan ve Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu’nda Yaşlı Bakım Bölümü öğrencisi kız arkadaşı Şeyma Demir, 40 BB 601 plakalı otomobilde otururlarken yanlarına Kırşehir Belediyesi’nde 8 yıldır güvenlik görevlisi olarak çalışan Şefik Ekici ve Sami Aydoğan geldi. Ellerindeki kelepçelerle kendilerini polis olarak tanıtan güvenlik görevlileri, Şeyma Demir ve Hasan Aydoğan’dan araçtan çıkmalarını istedi.

    Hasan ve Şeyma araçtan indikten sonra duruma tepki gösterdi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi 2 kişi, Aydoğan ve Demir’in ellerini ters kelepçeleyerek otomobillerine bindirdi. Ardından bölgeden yaklaşık 50 kilometre uzaklaşarak, Kortulu köyü yakınlarındaki Kızılırmak Nehri’ne geldi. Burada Hasan Aydoğan ve Şeyma Demir’i öldüren şüpheliler, cesetlerine de nehre attı. Ardından otomobili temizleyen cinayet şüphelileri köyden uzaklaştı.

    FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    SUÇLARINI İTİRAF ETTİLER
    Çocuklarına ulaşamayan aileler, durumu polise bildirdi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Bağbaşı Mahallesi Ağbayır mevkisinde ormanda terk edilmiş otomobil ihbarı aldı. İncelemede, otomobilin Hasan Aydoğan’a ait olduğu belirlendi. Polisin aramasında araçta ikiliye ait cep telefonları, mont ve Şeyma Demir’e ait kişisel eşyaların olduğu çanta bulundu. Bunun üzerine çalışmalarını bölgede yoğunlaştıran ekipler, çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemelerde beyaz bir otomobilin Hasan Aydoğan ve Şeyma Demir’in bulunduğu alana gelip kısa süre sonra uzaklaştığı belirlendi. Mobese görüntülerinde Hasan ve Şeyma’nın otomobilde olduğu belirlendi. Bunun üzerine araçta bulunan Şefik Ekici ve Sami Aydoğan gözaltına alındı. Çapraz sorguya alınan şüpheliler cinayeti itiraf etti. 2 şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    HASAN, 25 MART’TAN BU YANA ARANIYOR

    Cinayet şüphelisi 2 güvenlik görevlisinin cesetleri Kızılırmak Nehri’ne attıklarını itiraf etmeleri üzerine polis, jandarma, sağlık, AFAD ve su altı arama kurtarma ekipleri çalışma başlattı. Şeyma Demir olaydan 3 gün sonra cesedi kıyıya vurmuş halde bulundu. Demir’in ellerinin ters kelepçelendiği, ayaklarının iple bağlandığı ve ensesinden tabancayla vurularak öldürüldüğü belirlendi.
    Kayıp olan Hasan Aydoğan’ı Kızılırmak Nehri’nde arama çalışmaları ise 25 Mart’tan bu yana sürüyor. AFAD, UMKE, jandarma ve polis su altı ekipleri Hasan Aydoğan’ı bulmak için 69 gündür çalışmalarına devam ediyor.

    Hasan Aydoğan’a ait hiçbir ize ulaşamadıklarını söyleyen Baba Sedat Aydoğan, “Oğlum 69 gündür aranıyor. Bu süreçte ona ait hiçbir ize ulaşılamadı. Arama çalışmaları sürüyor. Sayın Cumhurbaşkanımdan ve bütün büyüklerimden yardım istiyorum. Ekipleri lütfen artırın. Yavrumu bir an önce bulun. Şu anda barajlardaki suları bıraktılar. Barajın suyu yükseliyor. Baraj kapakları kapatıldığında daha iyi arama çalışması olmaz mı? 69 gündür benim evim cenaze evi. Ortada ne cenaze var ne de dirisi var” diye konuştu.

    Her gün ırmakta yapılan arama çalışmalarına katıldığını anlatan Aydoğan, “Hala bir ayakkabı ipine, bir saçının teline ulaşılamadı. Evime geldiğimde eşim ve çocuğum gözümün içine bakıyor. Benden haber bekliyor. Ne olursunuz bizlere yardım edin. Katillerin olay yerine getirilip, ifadelerinin tekrar alınmasını ve tatbikatın tekrar yapılmasını istiyorum. İfadelerinin sürekli alınabilmesi için burada olmalarını talep ediyorum. Katiller gittikleri yerde yatıyorlar. Bunların yatmalarına gönlüm razı değil. Benim evladıma belki de ne işkenceler yaptılar. Nasıl bir ifade verdiler onu da bilmiyorum. Sadece oğlunu öldürüp suya atmışlar diyorlar. Gerçekten suya mı attılar? Yoksa öldürüp toprağa mı gömdüler. Ya da başka bişeyler mi yaptılar. Hiçbir şekilde bilgim yok. Bir an önce bulunup ölüsüyse ölüsü dirisiyse dirisi. Oğlumun bir mezarı olsun istiyorum” ifadelerini kullandı.

    ‘OĞLUMUZ 69 GÜNDÜR KAYIP’

    Anne Döne Aydoğan ise, “Devletimden ve büyüklerimden yardım istiyorum. Ne olur imkanlarınızı yapın. Oğlumuz 69 gündür kayıp. Hiçbir izine raslanılamadı. Ne olur sesimi duyun. Benim ciğerlerim yanıyor. Konuşamıyorum. Yardımlarınızı istiyorum. Ne uykum var, ne yemeğim var. Her şeyim Hasan’ım oldu. Sayın Cumhurbaşkanım sesimi duyun. Psikolojim iyice bozuldu. Arama çalışmaları devam etsin ne olur bırakmayın. Ne olur yavrumu bulun artık.”
    Hasan Aydoğan’ın kardeşi Rabia Aydoğan (11) da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Sayın Cumhurbaşkanım ağabeyimi çok özledim. Her gün ağabeyimin yolunu gözlüyorum. Seninle görüşmek istiyorum” dedi

  • ‘Küçük Kadın’ büyüdü artık bir oğlu var! Ünlü oyuncudan aile fotoğrafı…

    ‘Küçük Kadın’ büyüdü artık bir oğlu var! Ünlü oyuncudan aile fotoğrafı…

    İŞTE MİLAN BEBEK

    ‘Küçük Kadınlar’ (2008-2011) dizisinde canlandırdığı ‘Yeliz’ karakteriyle hafızalarda yer eden, Fulya Zenginer geçtiğimiz günlerde oğlu Milan’ı kucağına almıştı. Ünlü oyuncu aile fotoğrafını ‘Milan kime benziyor’ notuyla paylaştı.

    2019 yılında dünyaevine girdiği grafik sanatçısı Kuntay Tarık Evren ile mutlu bir evlilik sürdüren Fulya Zenginer, oğlu Milan’ın yüzünü gösterdi.

    Bir heyecanlı olan çift sevenlerine “Milan kime benziyor?” diye sordu.

    Kısa sürede binlerce beğeni alan fotoğrafa ‘henüz çok küçük, biraz büyümesi lazım’ şeklinde yorumlar yapıldı.

    İŞTE ÜNLÜLER VE BİLİNMEYEN ÇOCUKLARI

  • Gülşen ödül gecesine tekerlekli sandalyeyle katıldı

    Gülşen ödül gecesine tekerlekli sandalyeyle katıldı

    Yaptıkları, giydikleri ve sınırları iyice zorladığı sahne şovları ile magazinin zirvesindeki isim Gülşen, geçtiğimiz gün şıklık yarışının yaşandığı, bir ödül törenine katıldı.

    Gülşen sahne alanına tekerlekli sandalyeyle geldi.

    Alkışlar arasında sahneye çıkan Gülşen, ödül töreninde “yılın stil ikonu” ödülüne layık görüldü.
    Gülşen, söylediği şarkılarla ödül törenine gelenleri gece boyunca eğlendirdi.
    İşte Gülşen’in Instagram sayfasından paylaştığı o görüntü…

  • Ünlü oyuncunun acı günü

    Ünlü oyuncunun acı günü

    Ünlü oyuncu Ebru Cündübeyoğlu’nun babası Ertuğrul Cündübeyoğlu , bugün hayatını kaybetti…

    Acı haberi Ebru Cündübeyoğlu’nun eşi Güçlü Mete duyurdu.

    Sosyal medya hesabından Ertuğrul Cündübeyoğlu’nun fotoğraflarını paylaşan Mete, kötü haberi böyle duyurdu:
    Canım Ebrumun canı babasını, kayınpederim, babam Ertuğrul Cündübeyoğlu’nu kaybettik. İçimiz acıyor… Kelimeler düğümleniyor… Yarın sonsuzluğa uğurluyoruz, nur içinde yatsın

    CANIM BABAMI KAYBETTİK!
    Ebru Cündübeyoğlu, babasının ardından bu mesajı paylaştı:
    Ertuğrul Cündübeyoğlu , kızı Ebru Cündübeyoğlu’nun annesi, 1970 Türkiye Dördüncü Güzeli Hülya Cündübeyoğlu ile evliydi.

  • Azra’nın annesi k*tille yüzleşti! ‘Çocuğumu öldürmeden ön tarafını dilim dilim kesmiş!’

    Azra’nın annesi k*tille yüzleşti! ‘Çocuğumu öldürmeden ön tarafını dilim dilim kesmiş!’

    Antalya’da Azra Gülendam Haytaoğlu’nu öldürüp cesedini 13 parçaya ayıran Mustafa Murat Ayhan’ın cezası belli oldu.

    Azra’nın annesi Mezide Haytaoğlu katille yüzleşerek kızının son sözlerini sordu. Mahkemede katile söylediklerini anlatan acılı anne, ‘Demek istemiyorum ama diyeceğim. Benim çocuğumu öldürmeden önce ön tarafını kesmiş dilim dilim kesmiş. Bu bana çok koydu fenalaştım. Dün akşamdan bu yana burnum kanıyor.’ dedi.

    Antalya’da üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nu öldürüp, cesedini 13 parçaya ayıran Mustafa Murat Ayhan’a ağırlaştırılmış müebbet ve 16 yıl hapis cezası verildi. Karar duruşmasında Azra’nın annesi Mezide Haytaoğlu katille yüzleşerek kızının son sözlerini sordu.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nu öldüren Mustafa Murat Ayhan, Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında “Kasten öldürme”, “hırsızlık”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “cinsel saldırı” suçlarından 5’inci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada öldürülen Azra’nın annesi Mezide Haytaoğlu, babası Mustafa Haytaoğlu ve taraf avukatları da hazır bulundu. Görülen dava neticesinde Mustafa Murat Ayhan, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve cinsel saldırı suçundan 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    KATİLİNE KIZININ SON SÖZLERİNİ SORDU

    Kararın ardından Azra’nın ailesi memleketi Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Durmuşsofular köyünde bulunan Azra’nın mezarını ziyaret etti. Duygu dolu anların yaşandığı mezarlık ziyaretinde anne Mezide Haytaoğlu duruşma salonunda kızının katili ile yüzleştiğini, katile kızının son sözlerini sorduğunu ancak o anlarda nasıl yıkıldığını anlattı. “Kızımın son sözlerini sordum katil ise güldü” diyen Mezide Haytaoğlu, “Mahkeme süreci içeride olduğum anlar çok kötü geçti benim açımdan. Duruşmada bizim bilmediğimiz belirli noktalara değindiler. Hakimden müsaade istedim caniye dedim ki yaptın yaptın da dedim benim çocuğumu en son gören sendin dedim en son sözü ne oldu dedim hiç cevap vermedi. Neden cevap vermiyorsun dedim yaptığının yanında bu cevap ne ki dedim. Sonra beni diğer tarafa götürdüler. Gülmüş bana gülmüş. Son gülen iyi güler. Yani gülmeyeceğim ama gülecek durumun mu kaldı senin. Benim yavrumu yok ettin, kendin de yok oldun yavrum da yok oldu. Her şeyin yok oldu ne oldu hanların sarayların sana mı kaldı. Demek istemiyorum ama diyeceğim. Benim çocuğumu öldürmeden önce ön tarafını kesmiş dilim dilim kesmiş. Bu bana çok koydu fenalaştım. Dün akşamdan bu yana burnum kanıyor. Gözümün önünden çocuğumun hayali hiç gitmiyor. Sürekli ciğerimde bıçak saplı içim kan ağlıyor. 50 yıl almış 100 yıl almış 500 yıl almış ben sevinemem ki çocuğum geri yanıma geldi mi yok gelmedi” dedi.

    “ÇOCUĞUMUN MEZARINA GELDİĞİMDE HER YERİM TİTRİYOR”

    Gözyaşları içerisinde kızının mezarı üzerindeki çiçekleri koklayan baba Mustafa Haytaoğlu ise kızının kafatası ve bazı parçalarının hala eksik olduğunu belirterek, “Katil ağırlaştırılmış müebbet ve 16 yıl hapis cezası aldı. Bu tüm kamuoyunun ve bizlerin yüreğini bir nebzede olsa ferahlattı. Taş üstünde taş kalmasa baş üstünde baş kalmasa benim kızım geri gelmeyecek. Herkes pikniğe gidip bayram yaparken biz kızımızın mezarına geliyoruz. Ağlıyorum ve ağladığım için utanmıyorum. Çünkü ben bir babayım. Kızımın kafası yok, elleri yok, baldırı yok. Dün mahkemede sorduk çocuğumuz geri gelmeyecek. Her mezarlığa gelişimizde bizim ayak seslerimizi duyarmış. Tamam dinen insan öldüğünde vücut bütünlüğü sağlanır ama bizim psikolojimiz de çok önemli. Çocuğumun mezarına geldiğimde her yerim titriyor. Kızım bana ‘baba kafam nerede’, ‘ellerim nerede’ diyor. Çünkü her çocuğun babası kahramanıdır bilirsiniz” diye konuştu.

  • Selen Görgüzel’den Hamdi Alkan cephesine sitem

    Selen Görgüzel’den Hamdi Alkan cephesine sitem

    Hamdi Alkan ile evliliğini geçtiğimiz ay sonlandıran Selen Görgüzel, bugün TV8 ekranlarında yayınlanan magazin programına konuk oldu. Selen Görgüzel, eski eşi Hamdi Alkan’ın ailesine sitem etti.

    2014 senesinde Hamdi Alkan ile yaptığı evlilik sayesinde adını geniş kitlelere duyuran Selen Görgüzel, konuk olduğu magazin programında sitemkâr ifadelerde bulundu.

    Biten evliliği hakkında konuşan Görgüzel, “2,5 ay önce boşandık. Bu sürecin benim oyunculuk kariyerimde sorun olacağını düşünmüyorum.

    Hamdi bana sektörde engel olmaz ama ben onunla şimdilik aynı projede olmak istemem.

    Bir süre geçtikten sonra olabilirim. Hamdi Alkan’la ilgili bir şey gördüğümde sanki ayrılmamışız ama ayrı gibiyiz de. Boşanmadan önce ilişkimiz akrabalığa dönmüştü” şeklinde konuştu.

    Hamdi Alkan’ın ailesi tarafından aranmamasına sitem eden ünlü isim, sözlerine şöyle devam etti: “Ortak dostumuz olan bayan arkadaşımız bizim boşanma sürecimizde çok alakasız bir tutum sergiledi.

    Benim ailem Hamdi Alkan’ın paylaşımlarına beğenmeye devam ediyor ancak ben onun ailesi tarafından hiç aranmadım. Bu baya enteresan oldu.

    Zeynep’le falan da konuşmadık. Küslüğümüz yok… Evlilik biterken karşılıklı bir çirkinleşme olmadığı için tarafların aileleri düşmanlaşmadı. Zeynep boşanmadan sonra bir mesaj göndererek destek oldu.

    Yurt dışında yaşadığı için belki saatleri hesaplayamadığı için aramamış olabilir.”

    Ünlü isim, davada gizlilik kararı olduğu için mal paylaşımı hakkında konuşmak istemeyen Alkan, “Boşanırken mal mülk istemek bana arsızlık geliyor” dedi.