Yazar: admin
-

9 yaşındaki Emirhan, düğündeki maganda kurşunuyla hayatını kaybetti
Ankara’nın Mamak ilçesi Kıbrıs köyünde ailesiyle düğüne giden Emirhan Baytemür (9), kutlama için havaya ateşlenen tabancadan çıkan merminin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
Olay, önceki gün akşam saatlerinde meydana geldi. Mamak’ın Küçük Kayaş Mahallesi’nde oturan Baytemür ailesi, akrabalarının Kıbrıs köyündeki düğününe katıldı.

Kıbrıs Köyü Caddesi’ndeki düğünde kutlama için havaya silahlar ateşlendi. O.T.’nin tabancasından çıkan mermi, düğün alanında bulunan Emirhan Baytemür’ün başına isabet etti.
TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN HAYATINI KAYBETTİ
Ağır yaralanan Emirhan, çevredekiler tarafından hastaneye kaldırıldı. Emirhan Baytemür, doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından gözaltına alınan O.T., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ankara İl Jandarma Komutanlığı’ndan olayla ilgili yapılan açıklamada, “27 Ağustos 2022 tarihinde düğün alanında O.T. isimli şahıs ruhsatsız tabancası ile havaya ateş ederek E.B. isimli çocuğun ağır yaralanmasına sebep olmuştur. E.B. isimli çocuk kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat etmiştir. Şüpheli O.T. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiştir” denildi.

TOPRAĞA VERİLDİ
Ankara’da, düğünde maganda kurşunuyla hayatını kaybeden Emirhan Baytemür için Ortaköy Camii’nde cenaze namazı kılındı. Cenazeye Baytemür ailesi ve yakınlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Cenazede fenalaşan aile üyeleri, yakınlarınca teskin edilmeye çalışıldı. Emirhan Baytemür’ün cenazesi, öğle vakti kılınan namazın ardından Ortaköy Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla toprağa verildi.
-

Hayatlarının en mutlu günü kâbusa döndü… Damadın üzerine yıldırım düştü!
Çin’in Yunnan eyaletindeki Yeşim Ejderha Kar Dağı bir trajediye ev sahipliği yaptı. Nişan fotoğrafı için bölgeye giden çiftin üzerine yıldırım düştü.
Damat hayatını kaybetti. Olay yerinden gelen görüntü ise sosyal medyada viral oldu.

Çin’de benzerine ender rastlanan bir trajedi yaşandı.Çin’de çiçeği burnunda bir çift nişan fotoğrafı çektirmek için oldukça popüler bir lokasyon olan Yeşim Ejderha Kar Dağı’na gitti.
Mutluluklarını ölümsüzleştirmek isteyen çifti yıldırım ayırdı.
DAMADIN ÜZERİNE YILDIRIM DÜŞTÜ
İngiliz Daily Mail gazetesinde yer alan habere göre, fotoğraf çekimi sırasında damadın üzerine yıldırım düştü.
Yerel basında damadın isminin Ruan olduğu açıklandı. Olay yerine gelen acil servis ekipleri, adamı sağanak yağmurda taşırken görüntülendi.
GÖRÜNTÜLER SOSYAL MEDYADA YER ALDI
Çin’de bir hayli popüler olan sosyal medya platformu Weibo’da yayınlanan görüntüler kısa sürede viral oldu.
Trajedi Çarşamba günü meydana geldi. Yetkililer talihsiz damadın hayatını kaybettiğini açıkladı.
‘SARI UYARI’YI GÖRMEZDEN GELMİŞLER
Ülke basınında yer alan haberlerde trajediden önce yetkililerin bölge için sarı uyarı yayınladığı bilgisine yer verildi.
Aynı haberlerde bunun en yüksek uyarı olduğu ve çiftin bu uyarıya rağmen fotoğraf çekimine devam ettiğinin altı çizildi.
-

Banu Alkan: Sevgilim dünyanın en zenginlerinden
Banu Alkan, evlilik hazırlığı yaptığı sevgilisinin aslında işadamı değil dolandırıcı olduğu iddiasına tepki gösterdi.
Banu Alkan, geçtiğimiz gece Kuruçeşme’deki Oligark adlı mekândan çıkarken görüntülendi.

Bir süredir beraber olduğu, kendisinden 20 yaş küçük Kemal Yıldız’dan aldığı evlenme teklifini kabul eden Banu Alkan, sevgilisiyle ilgili iddialara yanıt verdi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Alkan, “Kemal Yıldız, Hollanda’da engelli parası alarak geçinen bir işsiz. Çocuğunun künyesine kadar çalan bir zavallı. Banu Hanım’ı oyuna getiriyor” diyen Onur Akay’a dava açacağını söyledi: “Gerekli yerlere başvurduk, dava açacağım. Sevgilim dünyanın en zengin işadamlarından biri.”
Banu Alkan: Sevgilim dünyanın en zenginlerinden
Şoförü gelmedi
Mekân çıkışı telefonla aradığı şoförüne ulaşamayan ve 1.5 saat boyunca kapıda onu bekleyen Banu Alkan sonunda çareyi taksiye binmekte buldu. -

Son dakika: Şarkıcı Gülşen için tahliye kararı
ATAŞEHİR’de 30 Nisan 2022’de verdiği bir konserde İmam Hatip Liselilere yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı başlatılan soruşturma kapsamında
tutuklanan Gülşen Çolakoğlu’nun tutukluluğuna itiraz kabul edildi. Mahkeme Gülşen’in serbest bırakılmasına karar verdi.

Gülşen Çolakoğlu’nun avukatı Emek Emre tarafından üst mahkeme olan İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere sunulan itiraz dilekçesinde, Gülşen’in 30 Nisan’da Ataşehir’de biletli ve halka açık olmayan özel bir mekanda gerçekleşen konser sırasında suça konu sözleri, önceden planlanmadan, herhangi bir suç kastı taşımadan, bir müzisyen arkadaşıyla sahnede şakalaşırken ve sadece arkadaşına yönelik anlık bir reflekse sarf ettiği belirtilmiştiRESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
TAHLİYE KARARI
Mahkeme Gülşen’in tutukluğu için yapılan itarızı kabul ederek serbest bırakılmasına karar verdi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Gülşen Çolakoğlu, 30 Nisan 2022’de Ataşehir’de bir konser sırasında, “İmam Hatip’te okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor” şeklindeki beyanda bulundu. Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 24 Ağustos 2022 gecesi şarkıcı Gülşen Çolakoğlu hakkında İmam Hatip Liselilere yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan resen soruşturma başlatıldığı ve polis tarafından hazır edilmesi talimatı verildiği açıklandı. Bunun üzerine şarkıcı, 25 Ağustos’ta polis tarafından gözaltına alınarak İstanbul Adalet Sarayı’na getirildi. Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı tarafından ifadesi alınan Çolakoğlu, tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Çolakoğlu’nun Nöbetçi İstanbul 2. Sulh Hakimliği’nce tutuklanmasına karar verildi.
-

Enkaz altından 1 hafta sonra kurtarılmıştı! ‘Mucize İsmail’in mutlu günü
17 Ağustos Marmara Depremi’nde binlerce kişi hayatını kaybetti. Ama bu kadar acının yanında, saatler, hatta günler sonra enkazdan mucize haberleri de geldi.
Onlardan biri de İsmail Çimen’di. O dönem 5 yaşındaydı ve enkaz altından tam 146 saat sonra kurtarıldı. Aradan 23 yıl geçti ve İsmail Çimen, dün düzenlenen düğünle dünya evine girdi

Sırrıberk Arslan’ın haberine göre Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Fatih Çimen, 1996 yılında ailesiyle birlikte Yalova’nın Çınarcık ilçesine taşındı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Hemşerisi müteahhit Veli Göçer’in yanında inşaat bekçisi olarak çalışmaya başladı. Aile, aynı zamanda Göçer’in yaptığı apartmanda kalıyordu. 3 yıl sonra takvimler 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde tüm Marmara’yı sarsan Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğündeki deprem meydana geldi.
146 SAAT ENKAZ ALTINDA KALDI
O depremde yıkılan binlerce binadan biri̇ de Çimen ailesinin yaşadığı apartmandı. Enkaz altında kalan aileden baba Fatih Çimen ile kızları Sevgi, Mine ve Merve Çimen hayatını kaybetti. Anne Şerife Çimen, ilk gün bacağından yaralı halde kurtarıldı.
Ailenin tek erkek çocuğu olan 5 yaşındaki İsmail ise günlerce bulunamadı. Öyle ki artık yurt dışından desteğe gelen ekipler dönmeye hazırlanıyordu. İşte o anda enkazdan cılız bir çocuk sesi duyuldu. Hemen işe koyulan Türk ve İsrail kurtarma ekipleri, İsmail’i enkazdan 146 saat sonra kurtardı. “Mucize çocuk” İsmail, o depremde göçükler altından kurtarılan son kişi oldu.
Annesiyle birlikte hayata tutunan İsmail, aradan geçen 23 yılda eğitimine devam etti. Üniversiteyi̇ bitirip Bursa’da özel bir firmada çalışmaya başladı. Web tasarımı işiyle uğraşan İsmail Çimen, bir süredir birlikte olduğu Fatma Sibel Enür ile dünya evine girdi̇. İstanbul’da düzenlenen nikâhın ardından çift, Yalova’da gerçekleştirilen düğünle mutluluklarını sevdikleriyle paylaştı.
-

Oyuncu Sinem Uslu’nun annesi Ferhan Zuhal Öztürk hayatını kaybetti
Uzun zamandır kanserle mücadele eden Ferhan Zuhal Öztürk yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Annesinin vefatını sosyal medya hesabından duyuran Uslu, “Annemizi kaybettik. Cenazemiz yarın ikindi namazından sonra Mudurnu’da defnedilecektir” açıklamasını yaptı.

‘DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN!’Geçtiğimiz günlerde annesinin kanser tedavisi gördüğünü açıklayan Sinem Uslu sosyal medya hesabından destek istemişti:
“Annem Ferhan Zuhal Öztürk, 8 aydır KMML (Kemik iliğinin kan üretmemesi) tedavisi görüyordu. Ayda bir iğneyle yapılan tedavi olumlu sonuç veriyor derken, bir anda Akut Lösemi denilen, AML hastalığına evrildi. 3 gün süren bir yoğun bakım sürecinden sonra kemoterapiye başladık… İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Hastanesinde zorlu bir sürece girdik.

Bu süreçte düşen kan değerleri ve trombositleri yüzünden kan ve aferez trombosit bağışına ihtiyaç duyuyoruz… Tek seferlik değil, kan bağışlarının sürekliği önemli. Kanın kendini yenilemesi için. Annemin kan grubu 0+. Diğer kan grubuna ait bağışçıların bağışları da bizim için çok önemli çünkü değişimle daha çabuk kendi grubumuzdaki kana ulaşabiliyoruz. Desteklerinizi bekliyoruz. Herkese sonsuz teşekkürler. Dualarınızı eksik etmeyin… Kimler kan verebilir: Son bir yıl içerisinde dövme yaptırmamış, ameliyat olmamış ve altmış beş yaş altı bağışçılar… Bağışları sadece Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kan Merkezine yapabiliyoruz”
-

Şizofren baba dhşet saçtı! Boynuna baltayla vurdu
Batman’da yüksek sesle müzik dinlediği ileri sürülen genç kız, şizofren hastası babası tarafından uğradığı baltalı saldırı sonucu ağır yaralandı.
Alınan bilgilere göre, Batman’ın merkez Çamlıtepe Mahallesi’nde iddiaya göre, şizofren hastası Burhan B., 21 yaşındaki kızı Esra B.’nin yüksek sesle müzik dilediğinden rahatsız olmasıyla aralarında tartışma yaşandı.

Tartışmanın büyümesiyle baba, kızının boynuna balta ile vurdu. Kanlar içinde yere yığılan genç kız, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Genç kız yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken baba gözaltına alındı. Olaya ilişkin polis soruşturma başlattı.

-

Kaderin böylesi! Bugün nikahı vardı, nikah saatinde cenaze namazı kılındı
Balıkesir’in Edremit ilçesinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden genç, babasının kıldırdığı cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Gencin bugün cenaze namazı saatinde kendi nikah töreninin olduğu öğrenildi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Balıkesir’in Edremit ilçesinde önceki gün elektrik akımına kapılan 23 yaşındaki Muhammed Yıldırım, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşam mücadelesini kaybetti. Gencin cenaze namazını Alemizade Camii imamı olan babası Hüseyin Yıldırım kıldırdı. İkindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından gencin cenazesi yüzlerce kişinin omuzlarında taşınarak Dereli Mezarlığında toprağa verildi.
Taziyeleri kabul eden babanın cenazede törenindeki evlat acısı yürek dağladı.
Bugün nikah töreni vardı
Perşembe günü Muhammed Yıldırım’ın yüksek gerileme kapılarak hayatını kaybeden 23 yaşındaki Muhammed Yıldırım’ın bugün nikah töreninin olduğu öğrenildi. Kendi nikah saatinde cenaze namazı kılınan Yıldırım’ın gözyaşları arasında toprağa verildi. -

Oyuncu Füsun Günuğur hayatını kaybetti
Oyuncu Füsun Günuğur, 70 yaşında hayata veda etti.
Füsun Günuğur’un ölüm haberi Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından duyuruldu.
Yapılan açıklamada “Türk Tiyatrosunun değerli ismi emekli sanatçılarımızdan Füsun Günuğur’un vefat haberini büyük üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Sanatçımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum” ifadelerini yer verildi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINFÜSUN GÜNUĞUR KİMDİR?
8 Nisan 1952 tarihinde Ankara’da dünyaya gelen Füsun Günuğur, 1975 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yüksek Bölümü’nden mezun oldu. 1975 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’na katılmış ve o tarihten bu yana çeşitli oyunlarda rol aldı.
Tiyatro oyunculuğunun yanında, dizi oyunculuğu ve dublaj sanatçılığı işlerini de başarı ile yapan oyuncu, özellikle 1981 yılında TRT ekranlarında yayınlanan yabancı dizi Şahin Tepesi’nin başrol oyuncularından Laura Johnson’ın uzun yıllar seslendirmesini yaparak hafızalara kazındı. 2006 yılında TRT ekranlarında yayınlanan Gönül Yokuşu isimli dizide oynayan Günuğur, Oyun Bitti ve Unutma Beni ile geniş hayran kitlesine ulaştı.
-

Şırnak’ta eşi ile 3 kızına kıymıştı Bababın ifadesi ortaya çıktı
Şırnak’ın İdil ilçesinde eşi Leyla (37) ile kızları Derya (17), Melek (16) ve Şerife (13) Karaaslan’ı pompalı tüfekle öldürüp, teslim olan Hasan Karaaslan’ın (40) polisteki ifadesi ortaya çıktı.
Karaaslan, olaydan 5 gün önce inşaat halindeki evini 800 bin TL’ye sattığını, bu durumdan sonra birtakım sesler duyduğunu ileri sürdü.

Bu sesler nedeniyle zayıf düştüğünü iddia eden Karaaslan, “Ben de ‘Delirttiniz beni’ dedim. Klimanın altında, köşede duran tüfeği elime aldım. Eşim ve çocuklarımın olduğu odaya geçtim. Tüfekle birlikte odaya girdiğimde, eşimin ve kızlarımın seslerini duydum. Eşim koridora doğru kaçtı. Tamamen hatırlamamakla birlikte bir defa daha ateşlemiş olabilirim” dedi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Olay, 24 Ağustos günü saat 01.30 sıralarında Yeni Mahalle Botaş Caddesi’nde meydana geldi. 8 çocuk babası Hasan Karaaslan, evde, uyuyan eşi Leyla ile kızları Derya, Melek ve Şerife Karaaslan’a pompalı tüfekle ateş etti. Çocuklar olay yerinde hayatını kaybetti, Leyla Karaaslan ise çığlık atarak kaçmaya çalıştı. Ancak Hasan Karaaslan, diğer odaya kaçan eşine tekrar ateş edip, öldürdü. Daha sonra yandaki annesinin evinin bahçesinde uyuyan 2 çocuğuna yönelen Karaaslan, komşuları görünce aracına binip, polis merkezine giderek teslim oldu.
ANNE İLE KIZLARI YAN YANA DEFNEDİLDİ
Anne ve 3 kızı, otopsi işlemlerinin ardından İdil ilçesine bağlı Sırt köyünde yan yana defnedildi. Bu arada Karaaslan’ın 2 çocuğunun fındık işçisi olarak Karadeniz Bölgesi’ne gittiği, diğerinin ise İstanbul’da bulunduğu belirtildi. Hasan Karaaslan da çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
‘SES O KADAR ÇOK YÜKSELİYORDU Kİ; BENİ ZAYIFLATIYORDU’
Karaaslan, emniyetteki ifadesinde; olaydan 5 gün önce inşaat halindeki evini 800 bin TL’ye sattığını, bu durumdan sonra birtakım sesler duyduğunu ileri sürdü. Sesin kaynağının bir telefon olabileceğini düşündüğünü söyleyen Karaaslan, bazı sesleri eşi ile kızı Derya’ya benzettiğini söyledi.
Derya’nın sesi olduğunu düşündüğü sesin kendisine ‘Bu telefonu bana vereceksin’ dediğini anlatan Karaaslan, “Ben de bu durumu anlatmak için savcılığa gittim ve telefonumun dinlenildiğini söyledim. Görüştüğüm görevliler, beni emniyete yönlendirdi. Emniyete giderken duyduğum ses, ‘Emniyette tanıdıklarım var, bundan bir şey çıkmaz, gitme’ dedi. Ben de bunun üzerine sabah 09.30 sıralarında aracım ile Midyat’a gittim. Yoldayken duyduğum sesler, ‘Yav gitme gitme, seni öldürürler’ diyordu. Bu sese aldırış etmeyince de aynı ses, ‘Ya o telefonu getirirsin ya da seni öldürteceğim’ diyordu. Ses bazen o kadar çok yükseliyordu ki; beni zayıflatıyordu” dedi.
‘SAVCILIK VE EMNİYETE GİTTİM, YİNE DE BENİ GÖNDERDİLER’
Mardin’in Midyat ilçesine ulaştığında emniyete gittiğini ama sesin kendisini iyice zayıflatması nedeniyle kendisini ifade edemediğini anlatan Karaaslan, “Sesler, eşimin ve çocuklarımın ismini söylüyordu. Ses, sürekli olarak beni öldürtmekle tehdit ediyordu. Bana sürekli ‘O telefonu getir, telefonda bir şeyler var’ diyordu. Emniyette polis ile konuştum, beni savcılığa yönlendirdi. Savcılıkta da ‘Telefonum dinleniyor’ dedim. Savcılık, beni tekrar emniyete yönlendirdi. Polis, ‘Bana senin İdil’e gitmen lazım’ dedi. ‘Çocuklarımdan, tanıdıklarımdan şüphe ediyorum, burada müracaat etmek istiyorum’ dedim. Yine de beni gönderdiler. Bir GSM bayisine gittim. Telefonumu kontrol ettirdim. Telefon bayisindeki eleman bir şey bulamayıp, geri verdi. Sonra müşteri hizmetleri ile görüştüm. Dinlenip, dinlenmediğimi sordum. Bana, ‘Biz karar veremeyiz’ dediler. Sonra ismini bilmediğim bir avukata gittim. Avukatın ofisi 3’üncü kattaydı; onlar da bir şey yapamayacaklarını söyledi. Oradan ayrıldım” diye konuştu.
‘BU CİHAZLA BİRÇOK KİŞİ KALP KRİZİ GEÇİREREK ÖLMÜŞ DEDİLER’
İfadesinde daha sonra tekrar İdil’e döndüğünü aktaran Karaaslan, “Sattığım evin bahçesindeki sebzeleri sulamaya gittim, telefondan hattı çıkardım. Poşete koyarak, odadaki buğdayların içine sakladım. Daha sonra saat 19.00 sıralarında eve geldim. Eski telefonuma hattı taktım. Bir müddet sonra sesleri tekrar duymaya başladım. Geldiğimde eşim, kızlarım ve küçük oğlum evdeydiler. Beraber Yemek yedik, sonra annem ve ablamı alarak, yurt dışından gelen yeğenimin evine gittik. Burada bir müddet kaldıktan sonra önce ablamı evine bıraktım sonra saat 23.00 sıralarında eve geldik. Evde oturmaya başladım. Bir müddet sonra eşim ve kızlarım odaya çekilerek, uyumaya geçtiler. Bu esnada duyduğum cızırtı gibi sesleri, tekrar duymaya başladım. Sesler bir cihazın prize takılıp, sökülmesi gibiydi. Sesler, bana ‘Bak seni öldüreceğim para vereceksin. 200 bin TL’yi şimdi vereceksin, vermezsen seni öldüreceğiz. Bu cihazı yeni aldık. Çok kişi kalp krizi geçirerek, bu şekilde ölmüş. Parayı şimdi vereceksin’ dedi. Kızların odasına gittim, uyuyor gibiydiler.” dedi.
Karaaslan, “Bu esnada tekrar ses, ‘İkinci bir cihaz taktım, bu sefer seni kesin yakacağım’ dedi. Ben de ‘Delirttiniz beni’ dedim. Klimanın altında köşede duran tüfeği elime aldım. Eşim ve çocuklarımın olduğu odaya geçtim. Tüfekle birlikte odaya girdiğimde eşimin ve kızlarımın seslerini duydum. Eşim koridora doğru kaçtı. Tamamen hatırlamamakla birlikte bir defa daha ateşlemiş olabilirim. Çocuklarıma ateş ettiğimi hatırlamıyorum” diye konuştu.
Karaaslan, olaydan sonra küçük kızını ayakta gördüğünü ve aklının başına geldiğini aktararak “Şu an ne yaptığımın farkındayım. Yaptıklarımdan pişmanım” ifadelerini kullandı.
-

Gülşen’e cezaevinde eşi Ozan Çolakoğlu’ndan ziyaret!
Şarkıcı Gülşen, imam hatip liselilere yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan tutuklanarak Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’ne götürülmüştü.
Şarkıcıyı, eşi Ozan Çolakoğlu, cezaevinde ziyaret etti

İmam hatiplilere yönelik sözleri nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan şarkıcı Gülşen, dün tutuklanarak, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmüştü.Bugün Gülşen’i eşi Ozan Çolakoğlu, cezaevinde ziyaret etti. Avukatıyla beraber gelen Çolakoğlu, içeride yaklaşık iki saat kaldı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
AVUKATI KONUŞTU: GAYET GÜÇLÜ DURUMDA
İHA’da yer alan detaya göre; Çolakoğlu ile ziyarete gelen avukatı, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Avukatı, Gülşen’in durumunun gayet iyi olduğunu ve kendisini destekleyen herkese teşekkür ettiğini belirterek, “Durumu gayet iyi. İlgilenen herkese teşekkürlerini iletiyor. Gayet güçlü durumda, kendisi de açıklama metninde ifade etti. ‘Birilerini kırdıysam, incinen herkesten özür dilerim.’ dedi. Ben hukukçuyum, hukuki olarak da bu neticenin olmaması gerektiği kanaatindeyim. Gerekli teknik takipler yapılıyor. İlgilenen herkese sevgilerini iletti.” şeklinde konuştu.
İŞTE TUTUKLAMA GEREKÇESİ
İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararında, şu ifadeler kullanıldı:
“Şüphelinin üzerine atılı bulunan ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin mevcut olduğu, suçun yasal alt ve üst sınırı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının anlaşılması, bu anlamda tutuklama tedbirinin daha uygun ve orantılı olacağı değerlendirilmekle, şüphelinin tutuklanmasına karar verildi.”
İLK İFADESİ
Konserinde imam hatiplilere yönelik sarf ettiği sözlerden dolayı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şarkıcı Gülşen, tutuklandı. Gülşen, sosyal medya hesabından, “Söylemimden rahatsızlık duyan ve incinen herkesten özür diliyorum” paylaşımında bulundu. Şarkıcı, savcılıkta verdiği ifadesinde ise, “Bu kısa görüntü aylar sonra kim tarafından ne amaçla servis edildi bilemiyorum. Ancak provokatif amaçlı olarak servis edildiğini düşünüyorum. Ben imam hatiplileri ya da ülkemizin bir kısmını kötülemek, onlara hakaret etmek amacıyla asla bu konuşmayı yapmadım.” şeklinde konuştu.Şarkıcı Gülşen’in İmam Hatip Liselilerine yönelik sözleri nedeniyle tutuklanmasının ardından avukatı Emek Emre adliye önünde açıklama yaptı. Avukatı Emre, “Türkiye bir hukuk devleti, yasaların müvekkilim içinde adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını beklerdik. Kanaatimizce müvekkilimin işlemiş olduğu bir suç bulunmamaktadır. Bu suçun alt ve üst sınırlarına baktığımızda tutuklama tedbiri çok uygunsuz olmuştur” dedi.
GÜLŞEN’İN AVUKATINDAN AÇIKLAMA
Şarkıcı Gülşen’in Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmasının ardından avukatı Emek Emre adliye önündeki meydanda basın mensuplarına açıklama yaptı. Emre, “Hepinizin duyduğu üzere çok üzücü bir şekilde Gülşen Hanım tutuklandı. Şunu belirtmek istiyorum avukatları, ailesi, kendisi ve hepimiz çok üzgünüz. Burada müvekkilim Gülşen hepimiz gibi Türk vatandaşı. Türkiye bir hukuk devleti, yasaların müvekkilim içinde adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını beklerdik. Kanaatimizce müvekkilimin işlemiş olduğu bir suç bulunmamaktadır. Bu suçun alt ve üst sınırlarına baktığımızda tutuklama tedbiri çok uygunsuz olmuştur. İnanıyoruz ki usul ve yasaya aykırı olan bu karar itiraz sonucu kaldırılacaktır. Yarın sabahtan ilgili mercilere itirazda bulunacağız konunun da takipçisi olacağız. Kendisi gayet güçlü durumda, tabi ki üzgünüz böyle bir karar çıkmasını beklemiyorduk. İsnat edilen suç ve cümleye bakıldığı zaman eleştirilsel boyutları olabilir. Ben bir hukukçu olarak isnat edilen suçun gerçekleşmediği kanaatindeyim hukuken. Fakat savcılık ve sulh ceza makamları farklı değerlendi. Tutuklama tedbirinin orantısız olduğunu düşünüyoruz” dedi.
AV. EPÖZDEMİR: ÜSLUP ÇİRKİN, TUTUKLAMA ŞARTLARI YOK
Şarkıcı Gülşen’in tutukluluk kararını Habertürk TV’ye değerlendiren Av. Dr. Rezan Epözdemir şöyle konuştu:Meselenin bir sosyolojik bir de hukuki boyutu var. Gözönünde olan kişilerin hassasiyet göstermesi, üslubunu iyi kullanmasını gerektiğini düşünüyorum. Kullanılan ifadeler muhataplarını incitir, tahkir eder, zedeler. Sosyolojik açıdan ifadelerin yakışıksız olduğunu söylemek mümkün. Kuvvetle muhtemelen halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep bakımından bir kesimi diğer kesime alenen tahrik diyor. Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde 1 ve 2 yıl cezalandırılır diyor. Bu söylemler nedeniyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıktı mı çıkmadı mı? Kamu güvenliğin bozulmasına dair somut deliller gerekir. Tutuklama kararının isabetsiz olabileceği kanaatindeyim. TCK’nın 216/2’ye göre burada alenen aşağılamanın üst sınırı 1 yıl. Onun da ölçüsüz olarak olduğunu düşünüyorum. Özür dilemiş olması normal şartlarda suçu etkilemez. Yargılamanın safahatı esnasında pişmanlık duyması takdir indirim sebebi olabilir. İddianame tanzim edilip, kamu davası açılırsa. İyi hal indirimi dediğimiz durum bu. Söyleme üslubunu son derece çirkin buluyorum. Bana göre TCK’nın 216/1’e göre tutuklama şartları yok. İddianameden sonra bir sorgu yapılabilir, daha sonra tutuklama kararı değerlendirir. Bana göre mahkeme eylemi 216/1 olarak değerlendirdi. Gülşen’in bu suçu sebebiyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın, somut bir tehlike çıktı mı, çıkmadı mı? Soru budur.
PROF. ERSAN ŞEN: TUTUKLAMA KARARI HUKUKİ DEĞİL
Konu siyasi, sosyal yönleriyle tartışılıyor. Konu iç siyasete çekildi. Hakikaten insanları kutuplaştıran bir durum var. Net fikrimi şöyle söyleyeyim, işin hukuku tarafını. İsnat edilen suçlama, işlenen fille uygunluk arz etmediği gibi, tutuklama da hukuki değil. Ben tutuklamanın gerekçesini de okudum. Gerekçe diyor ki, TCK 216. maddesi var. Burada iki fıkra tutuklama yasağı kapsamında. Hakaret suçu da tutuklama yasağı kapsamında. Taraflar birbirleriyle anlaşır, uzlaşır. Savcılık makamı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçuyla değerlendirmiş. Somut olaya baktığımızda tutuklamanın şartlarını bahsedeceğim. Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip kesim. Bunlar var mı, yok. Bunu hakaret ederek değerlendirebilirsiniz, şikayete bağlı. Ama burada bir kesimi, diğer kesime tahrik olarak değerlendirme yapamazsınız. Kanun hükmünü yorumlayıp, olmayan suçu üretemezsiniz. Aleni kin ve düşmanlığa tahrik etme vasfına sahip olacak. Bununla da bitmiyor, kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması halinde diyor. Yani kanun koyucu objektif şartlar aramış. Halkın, toplumun, kesimler arasında infialle, eylemlerle karşı karşıya kalması gerekir. Kamu düzeninin somut tehlikeyle karşı karşıya kalması gerekir. Sanatçının yeri belli, yurdu belli, kaçmamış. Elde delili karartacak bir şey de yok. Tutuklama bir tedbirdir. Ya adaletten kaçacak, ya da delil karartacak. Kararın kendisi delil elimizde diyor. Bence itiraz makamı olarak Asliye Ceza Mahkemesi’ne gidecek. Konu tekrar değerlendirilecek.NE OLMUŞTU?
Gülşen, nisan ayında İstanbul’daki bir mekânda sahne almıştı. Şarkıcının, 4 ay önceki konserinden bir kesit dün akşam saatlerinde sosyal medyada paylaşıldı. Görüntülerde Gülşen’in bir kişi hakkında, “İmam hatipte okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor” ifadelerini kullandığı görüldü.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şarkıcı Gülşen hakkında konser verdiği sırada sahnede imam hatip liselilere yönelik sarf ettiği bu sözlerden dolayı TCK’nin 216. maddesi kapsamında, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan resen soruşturma başlatmıştı. Başsavcılık, Gülşen’in kolluk görevlilerince mevcutlu bir şekilde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda hazır edilmesi talimatı da vermişti.
Konuyla ilgili ne dediler?
Bekir Bozdağ (Adalet Bakanı)
İmam Hatip Liseleri’ne ve İmam Hatiplilere karşı iftira, kin, nefret ve ayrımcılık yapan, bunu da ilericilik zanneden, esasında ilkellikten başka hiçbir anlam taşımayan bu çağdışı zihniyeti şiddetle kınıyorum. Sanatçı kisvesi adı altında kin, nefret ve ayrımcılık dili kullanarak halkın bir kesimini diğer kesimine karşı tahrik etmek, sanata ve sanatçılara da yapılmış saygısızlıktır. Hiç kimsenin halkımız arasında kin, nefret, düşmanlık ve ayrımcılık yapma hakkı ve hürriyeti yoktur.
Murat Kurum (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı)
Yıllarca imam hatiplerin kapısına zincir vurmaya çalışanlar, milletle hesaplaşmasını imam hatipler üzerinden yapanlar görüyoruz ki hâlâ bitmemiş. Milletimizin alın teri ile kurulmuş imam hatiplere ve imam hatiplilere yönelik çirkin ifadeleri şiddetle kınıyorum.
Milli Eğitim Bakanlığı
Bir şarkıcının, konserinde imam hatip liselerimizi itham ederek bu camiaya yönelik hakaret ve iftira içeren sözlerinden dolayı kendisini kınıyoruz. Kuruluşundan bu yana ülkenin milli ve manevi değerleriyle nesillerin yetiştiği bu kurumlara veya herhangi bir okul türümüze ya da bu okullarımızda eğitim gören öğrencilerimize yönelik aşağılayıcı ve ötekileştirici sözlerin sarf edilmesi asla kabul edilemez. Bakanlığımızca söz konusu şarkıcının hakaret ve iftira içeren bu sözlerinden dolayı hukuki süreç başlatılmıştır.
Ömer Çelik (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü)
Bu çarpık zihniyetin mazide kaldığını düşünüyorduk. Ancak farklı kisveler altında sürdüğünü görüyoruz. Bu nefret zihniyeti ülkemizde asla zemin bulamaz. Nefrete karşı insanlık değerlerini savunmaya devam edeceğiz. İnsanlık onuru her türlü nefretin üstündedir.
Numan Kurtulmuş (AK Parti Genel Başkan Vekili)
İmam Hatiplilere ya da bir başkasına karşı sorumsuz, ötekileştirici, aşağılayıcı, düşmanlaştırıcı ifadeler kullanmak kimsenin haddi değildir.
Hamza Dağ (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı)
Ahlaksızlığı özgürlük, terbiyesizliği cesaret, hakareti maharet sanan şarkıcının topluma fitne tohumu ekmek dışında hiçbir katkısı yok. Parasını verir LGBT bayrağı açtırırlar, parasını verir İmam Hatiplere saldırtırlar. Soytarılığı sanatçı sananlar haddini bilmeli.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Farklı hayat tarzlarına sahip gençlerin arasında uzun bir zamandır barış rüzgarları esmektedir. Amacını aşmış bir şakayı alıp, gençlerimizi birbirine düşürmektir hedef. Biraz daha iktidarda kalmak için, daha çok çalmak ve çırpmak için. Ey vatan kurtaran savcı ve hakim, “Çürükler, adiler, s**tükler, cibilliyetsizler…” bunlar kimin laflarıdır? Bunları bu aziz millete kim söyledi? Hukuka, adalete ihanet etmeyin; sanatçıyı hemen serbest bırakın!
Mehmet Uçum (Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı)
Türkiye vatandaşı ama fiilen batıcı asimilasyonun çocukları dine değil İslam’a karşıdır. Kilise okullarını baş tacı eder, İmam Hatipleri aşağılarlar. Ezandan nefret eder çan sesini huşuyla dinlerler. Konu basit bir nefret suçu değil, ülkemize ve değerlerine derin bir düşmanlıktır.
Mehmet Nuri Ersoy (Kültür ve Turizm Bakanı)
Devletimizin güzide bir kurumunu, milli ve manevi değerlerimizle yetişmiş nesillerimizi hakaret yoluyla hedef alan sözler milletimizi incitmiş, vicdanlarımızı yaralamıştır.
Prof. Dr. Ali Erbaş (Diyanet İşleri Başkanı)
En zor zamanlarında bile milletimizin sahip çıkıp bağrına bastığı, hayra çağırmak, iyiliği yaymak ve kötülüğü ortadan kaldırmak için kurulan ve 70 yıldır bu gayeye önder olan İmam-Hatip Okullarına ve mensuplarına hakaret edilmesi kabul edilemez. Şiddetle kınıyorum.























































