Yazar: admin

  • Çağla nasıl öldü

    Çağla nasıl öldü

    Bayram tatili için arkadaşıyla Hatay İskenderun’dan İstanbul’a gelen üniversite öğrencisi Çağla Alara Pınarcı hayatını kaybetti.

     

    Polis, Çağla’yı ambulansla hastaneye getirerek ortadan kaybolan erkek arkadaşı Mehmet Ö.B.’yi arıyor. Çağla’nın ölüm sebebinin Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemenin ardından netlik kazanacağı belirtildi.

    Hatay İskenderun’da yaşayan Üniversite öğrencisi Çağla Alara Pınarcı (24), erkek arkadaşı Mehmet Ö.B. ile birlikte bayram tatilini değerlendirmek için İstanbul’a gelmişti. İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezen iki arkadaş akşamları da eğlence mekânlarında vakit geçirmişti. İki arkadaş geçen cumartesi günü akşam saatlerinde Harbiye’deki Küçükçiftlik Park’a gitmişti. Burada vakit geçirirlerken saat 21.45 sıralarında Çağla bir anda fenalaştı ve bayıldı.

    PARKTA FENALAŞTI

    Arkadaşı Mehmet Ö.B., hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Parka gelen ambulans Çağla’yı yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye götürdü. Arkadaşı da peşlerinden hastaneye gitti. Hastaneye ulaştıklarında Çağla’nın hayatta olmadığı anlaşıldı. Çağla’nın öldüğünü haber alan erkek arkadaşı Mehmet Ö.B., hastaneden ayrılarak ortadan kayboldu. Polis, Çağla’nın parkta fenalaştığı yerde inceleme yaptı.

     

    SEVGİLİSİ ARANIYOR

    İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Mehmet Ö.B.’yi yakalamak için araştırma başlattı. Çağla’nın cansız bedeni Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Polisin ulaştığı Çağla’nın ailesi, Hatay İskenderun’da yaşadıklarını, kızlarının erkek arkadaşıyla gezmek için İstanbul’a gittiğini söyledi. Polis, Çağla’nın ölümünün uyuşturucudan kaynaklanmış olabileceğini değerlendirirken, kesin ölüm nedeninin Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemenin ardından netlik kazanacağı belirtildi.

  • Afrikalı geline Denizli’de düğün

    Afrikalı geline Denizli’de düğün

    Denizlili Ali Kara, Fildişi Sahili’nde tanıştığı Nina Ines Gbe ile memleketinde düğün yaptı.

    Merkezefendi ilçesi Sırakapılar Mahallesi’nde yaşayan 28 yaşındaki Kara, 2019 yılında merhum babası Himmet Kara ile gittiği Fildişi Sahili’nde Nina Ines Gbe ile tanıştı.

    Daha sonra arkadaşlık kuran ikili Türkiye’ye dönüp evlenmeye karar verdi.

    Şubat ayında Gbe ile nikah yapan Ali Kara, Müslüman olan ve Leyla ismini alan eşiyle Pamukkale’de düğün eğlencesi düzenledi.

    İkili ve aile yakınları burada Türk müzikleri eşliğinde dans edip eğlendi. Düğüne gelinin memleketinden arkadaşları da geldi.
    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN


    Gelin ve diğer aile yakınlarının müzik eşliğindeki dansları renkli görüntüler oluşturdu.

    Ali Kara, AA muhabirine, 3 yıl önce tanıştığı eşiyle düğün yaptıkları için heyecanlı olduğunu söyledi.

    Eşine çok aşık olduğunu belirten Kara, “Eşimle markette ürün satarken tanıştık. Sonra sevdik birbirimizi ve yıldırım aşkına tutulduk. Aradan zaman geçti, konuşmaya devam ettik ve evlenmeye karar verdik. Çok şükür mutluyuz. Şubat ayında nikahımızı yaptık, şimdi de eğlencemizi yapıyoruz. Tüm eş ve dostlarla güzel bir güne imza atıyoruz. Eşime Türk geleneklerine göre beyaz gelinlik giydirdik. Kendisi de sevdi gelinliğini. Türkiye’den de oldukça memnun.” diye konuştu.

    Gelin Leyla da evlendiği için çok mutlu olduğunu ifade etti.

  • Şeyma Subaşı ile Acun Ilıcalı kavga etti iddiası

    Şeyma Subaşı ile Acun Ilıcalı kavga etti iddiası

    Şeyma Subaşı’nın, 2018 yılında boşandığı Acun Ilıcalı ile kızı Melisa’nın velayeti ve nafaka ücreti nedeniyle Bodrum’daki bir mekanda tartıştığı ileri sürüldü

     

    Bodrum’da tatil yapan Şeyma Subaşı, önceki gün eski eşi Acun Ilıcalı ile bir mekanda bir araya geldi.

    Ancak iddiaya göre ikili arasında gergin anlar yaşandı. Snob Magazin’in haberine göre; Subaşı, herkesin içinde Ilıcalı ile kızı Melisa’nın velayeti ve nafaka konularını tartıştı.

    Şeyma Subaşı’nın eski eşine sesini yükselttiği ileri sürüldü. Yaşananların ardından Acun Ilıcalı’nın mekanı terk ettiği iddia edildi.

     

    “HER EVLADIN YERİN ANNESİNİN YANIDIR” DEMİŞTİ

    Geçtiğimiz yıl Instagram hesabından kızı Melisa ile fotoğraflarını yayınlayan Subaşı, “Melisa Miami’de doğdu. O zaman neden Melisa, Miami’de annesiyle beraber yaşamasın?” demişti. Subaşı, ardından bir video paylaşarak “Her evladın yeri annesinin yanıdır.” ifadelerini kullanmıştı. Subaşı kararı tek başına verememekten yakınmıştı.

    ‘BARIŞTILAR’ İDDİASI

    Öte yandan Şeyma Subaşı, geçtiğimiz mart ayında Mısırlı iş insanı sevgilisi Mohammed Alsaloussi’den ayrıldığını duyurmuştu. Daha önce de birlikteliklerini sonlandıran ve ardından barışan çiftten Subaşı, “Her ilişkide olabileceği gibi biz de yaşadığımız anlaşmazlıklar sonucu ilişkimizi sürdüremeyeceğimize karar verip, saygı çerçevesinde yollarımızı ayırdık.” açıklamasını yapmıştı.

    Ancak çiftin yeniden barıştığı hatta geçtiğimiz haftalarda Paris’te tatil yaptığına ilişkin haberler basına yansımıştı. Alsaloussi ile Subaşı’nın kızı Melisa’ya ait olduğu ileri sürülen bazı fotoğraflar da sosyal medyada paylaşılmıştı.

     

    PARİS’TEN BODRUM’A GEÇTİ

    Çıkan iddialar karşısında suskunluğunu koruyan Şeyma Subaşı, iki gün önce de arkadaşlarıyla Bodrum’da görüntülenmişti. Dostlarıyla tekne turuna çıkan Subaşı, Cennet Koyu’nda objektiflere takılmıştı. Subaşı’nın yanında Alsaloussi’nin olmaması dikkatlerden kaçmamıştı.

    Şeyma Subaşı ve Mohammed Alsaloussi’nin çalkantılı aşkı magazin gündeminde günlerce konuşulmuştu.

    3 HAZİRAN 2021: SEVGİLİSİNE “EVET” DEDİ

    Sık sık aşk pozlarını sosyal medya hesabından paylaşan ve mutluluklarını gözler önüne seren Subaşı, daha sonra 3 Haziran’da Ibiza’da Alsaloussi’den evlilik teklifi aldı ve sevgilisine “Evet!” yanıtını verdi.

    “DUYGULARIMI ANLATAMIYORUM”

    Subaşı, teklif sonrasında, “Dünyanın en sevdiğim yerlerinden birinde, hayatımın en büyülü ve unutulmaz bir anı… Duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum” ifadelerini kullandı.

     

    12 HAZİRAN 2021: MİLYARDER DEĞİL

    12 Haziran’da ise Şeyma Subaşı’nın sevgilisi Alsaloussi’nin milyarder olmadığına dair iddialar basına yansıdı. Alsaloussi sessizliğini koruyarak, haklkında çıkan haberlere yanıt vermemeyi tercih etti.

    22 HAZİRAN 2021: HAMİLEYİM

    Ardından kısa sürede alınan evlilik kararı sonrasında hamile olduğuna ilişkin iddialarla sık sık gündeme gelen Subaşı, 22 Haziran’da bebek beklediğini itiraf etti ve evliliklerini de ertelediklerini duyurdu. Subaşı, “Dedikodular doğru, hamileyim. Bu yüzden evlenmek için acele ettik. Sonradan da gerek olmadığına karar verdik. Şimdilik düğünü erteleyip hamileliğin tadını çıkarmak istiyoruz. Tüm dilekleriniz ve desteğiniz için teşekkür ederim. Bundan sonra olacaklar için heyecanlıyım.” ifadelerini kullandı.

    24 HAZİRAN 2021: BEBEĞİNİ KAYBETTİ

    Acun Ilıcalı ile birlikteliğinden Melisa adında bir kızı bulunan Şeyma Subaşı, iki gün sonra ise düşük yaparak, bebeğini kaybettiğini dile getirdi. İki gün önce hamile olduğunu duyuran Subaşı bebeğini kaybettiğini açıkladı: “Daha önce yüksek stres nedeniyle düğünün ertelendiğini yazmıştım. Ne yazık ki bu stresin bebeğimi kaybetmeme neden olduğunu bildirmek zorundayım. Çok üzgünüm. Tüm desteğiniz için teşekkür ederim.”

    Daha önce 3 kez barışan çift, yaşananlar sonrasında yine ayrılık kararı.

    17 MART 2022: “BARIŞMAYACAĞIZ!”

    Mohammed Alsaloussi’den ayrıldıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Subaşı, son olarak ise “Her işte bir hayır vardır. Buna inanıyorum… Tekrar bir barışma olmayacak.” açıklamasında bulundu.

  • 400 kişilik ekip Şehmus Ele’yi arıyor! Şortu ve terlikleri bulundu

    400 kişilik ekip Şehmus Ele’yi arıyor! Şortu ve terlikleri bulundu

    Tekirdağ ile İstanbul sınırları içinde kalan Çamlıkköy Tabiat Parkı’na ailesiyle piknik yapmak için gelip, ormanda kaybolan Şehmus Ele’yi (20) arama çalışmaları 6’ncı günde de sürüyor.

    Daha önce cep telefonu ve bıçağı bulunan Şehmus’un dün akşam saatlerinde Korsan Koyu yakınlarında şortu ve terlikleri bulunup, incelemeye alındı.

    İstanbul’da oturan Şehmus Ele, Kurban Bayramı’nın son günü olan 12 Temmuz’da, ailesiyle birlikte İstanbul’un Çatalca ile Tekirdağ’ın Saray ilçesi sınırlarındaki, halk arasında ‘Kastro’ olarak bilinen Çamlıkköy Tabiat Parkı’na piknik yapmaya geldi. Ele’den, piknikte ailesinin yanından ayrıldıktan sonra, bir daha haber alınamadı. Ailesi Ele’yi bulamayınca jandarmaya Kayıp başvurusunda bulundu.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    400 KİŞİLİK EKİP ŞEHMUS’U ARIYOR

    Jandarma ekiplerinin ilk gün yaptığı aramadan sonuç alınamayınca, bu kez bölgeye İstanbul ve Tekirdağ’dan gelen Jandarma Komando Arama-Kurtarma Tabur Komutanlığı (JAK), Polis Arama-Kurtarma (PAK), AFAD, AKUT ile denizde Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri ve gönüllülerden oluşan yaklaşık 400 kişilik arama-kurtarma ekibiyle kapsamlı olarak havadan dron, karadan iz takip köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmaları başlatıldı.

    BULUNAN CEP TELEFONU VE BIÇAK İNCELENİYOR

    Yapılan aramaların ikinci gününde Şehmus Ele’nin ormana girdiği yerden 1 kilometre uzaklıkta cep telefonu ile bıçağı bulundu. Ele’nin cep telefonu ve bıçağı jandarma tarafından incelenmeye alındı. Kayıp haberlerinin ardından bir görgü tanığının jandarmayı arayıp Şehmus Ele’yi 12 Temmuz’da ormanda gördüğünü söylediği belirtildi. Görgü tanığı verdiği bilgide, “Ormanlık alandan bölgedeki koya giderken bir ara mola verdik. Ormanlık alandan ses gelmesi üzerine o bölgeye gittiğimizde bir kişiyi gördük ve bizden su istedi. Ancak yanımızda su olmaması üzerine kendisine su veremedik ve kayboldu ise gideceği yere götürebileceğimizi söyledik. Ancak kendisi kaybolmadığını ve bölgeyi bildiğini söyleyince yanından ayrıldık” ifadelerini kullandı.

    ŞORT VE TERLİKLERİ DE BULUNDU

    Görgü tanığının ifadelerinin ardından arama çalışmaları bu bölgede yoğunlaştırıldı. Aramalarda Korsan Koyu yakınlarında dün akşam saatlerinde Ele’ye ait olduğu belirtilen şort ve terlikleri bulundu, şort ve terlikler de incelemeye alındı.

    Ekiplerin, kayıp Şehmus Ele’yi havadan dronla ve karadan arama çalışmaları 6’ncı gününde de devam ediyor.

  • K*rkunç c*nay*t 40 yıl sonra aydınlandı! K*tili 1 santimetrelik saç teli yakalattı… “Bu adam tam bir canavar”

    K*rkunç c*nay*t 40 yıl sonra aydınlandı! K*tili 1 santimetrelik saç teli yakalattı… “Bu adam tam bir canavar”

    Küçük kız, annesine, “Ben artık büyüdüm, okula kendi başıma gidebilirim” derken başına gelecek k*rkunç şeylerden habersizdi.

    Bir perşembe sabahı kapıdan çıktı, bir daha evine dönemedi.

    40 yıl boyunca karanlıkta kalan c*nay*t, eski dava dosyalarını karıştıran bir polis sayesinde yeniden gündeme geldi. Ve k*til nihayet yakayı ele verdi…

    Yağmurlu bir perşembe sabahıydı. Takvimler 1982 yılının Ocak ayını gösteriyordu. ABD’nin California eyaletinin Seaside şehrinde yaşayan 5 yaşındaki Anne Pham, kreşe gitmeye hazırlanıyordu.

    Pham ailesinin 10 çocuğunun en küçüklerinden biri olan Anne’i normalde okula annesi ya da ağabeyi götürüyordu. Ama küçük kız o gün ne yapmış etmiş, büyüklerini ikna edip iki sokak ilerideki okuluna kendi kendine gitme iznini koparmayı başarmıştı.

    Yağmurluğunu ve su geçirmez ayakkabılarını giydi, yağmurluğunu sırtına taktı ve tüm kararlılığıyla okula doğru yol almaya başladı.
    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN


    Pham ailesinin yaşadığı ev ile okul arasında bulunan kalabalık markette bulunan hiç kimse o sabah Anne’i görmedi; okul arkadaşları ve öğretmenleri de…

    Ailesi, Anne’in ortalıkta olmadığını akşam yemeği saatine kadar fark etmedi. İki gün boyunca Anne’den bir iz bulunamadı.

    İki gün sonra evlerine 2,5-3 kilometre uzaklıktaki bir çalılıkta cansız bedenini buldular minik kızın. Tecavüze uğramış ve boğularak öldürülmüştü.

    Seaside Emniyet Müdürlüğü ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) 40 yıl boyunca bırakın bir şüpheliyi, bir ipucu bile bulamadı. Ta ki birkaç ay öncesine kadar…

    BİR SAÇ TELİ KATİLE GÖTÜRDÜ

    Seaside şehrinin bağlı olduğu Monterey County yetkilileri, son dönemde faili meçhul vakaları çözmek için girişimlerini artırdı. Anne Pham dosyası da yeniden açıldı. Nihayetinde polisler esrarengiz bir saç telinin ve genetik geneolojinin yardımıyla Nevada eyaletinin Reno şehrinde yaşayan 70 yaşındaki Robert John Lanoue’ya ulaştı.

    Lanoue hakkında Anne’i planlayarak öldürme suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Şüpheli ayrıca 14 yaşın altındaki bir çocuğu kaçırmak ve onunla cinsel eylemde bulunmakla da suçlanıyor.

    Monterey County Bölge Savcısı Jeannine P. Pacioni, Lanoue’nun şu an Nevada’da gözetim altında tutulduğunu ve kısa süre içinde yargılanmak üzere California’ya gönderileceğini söyledi.

    ABD basınında yer alan haberlerde California Yüksek Mahkemesi’nin Robert John Lanoue için belirlediği kefalet ücretinin 1.020.000 dolar olduğu belirtildi. Kaynaklar, henüz Lanoue’yu temsil eden bir avukat bulunmadığını aktardı. Lanoue’nun iade duruşması hakkından feragat ettiği detayı da haberlerde yer aldı. Ancak California’dan Nevada’ya ne zaman gönderileceği henüz kesinleşmiş değil.

    KATİLLE YILLARCA BURUN BURUNA YAŞAMIŞLAR

    Lanoue, cinayetin işlendiği 21 Ocak 1982 tarihinde 29 yaşındaydı ve Pham ailesinden sadece bir sokak ileride oturuyordu. O tarihlerde, 1917-1994 yılları Seaside’da faaliyet gösteren bir ordu üssü olan Fort Ord’da astsubay çavuş olarak görev yapıyordu.

    Lanoue, 1998 yılında çocuk pornografisi üretmek ve saklamak ve 16 yaşından küçük bir çocukla cinsel eylemlerde bulunmak suçlamalarından Nevada’da hüküm giymiş ve kayıtlı seks suçluları listesine eklenmişti.

    Seaside Emniyet Müdürü Nick Borges, New York Times’a yaptığı açıklamada, Lanoue’nin yaklaşık 20 yılını hapiste geçirdiğini söyledi.

    Borges, Lanoue’nun geçmişte işlediği başka suçlara ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını ancak kendisinin “fazlasıyla kaygılı” olduğunu da belirterek, “Bence insan bir sabah uyanıp, ‘Bir çocuğu öldüreceğim, bir çocuğa tecavüz edeceğim sonra da hayatıma devam edip örnek bir vatandaş olacağım’ demez” diye konuştu. Emniyet Müdürü, People’a yaptığı açıklamada ise “Bu adam tam bir canavar” dedi.

    Borges, Anne’in ailesinin ABD’de yaşayan birçok Vietnamlı gibi savaştan kaçıp ülkeye sığındığını belirtti ve ekledi:

    “Hayata gözlerini bu ülkede açan, ailesini gururlandırmak isteyen, Amerikan rüyasını yaşamak isteyen beş yaşında bir kızdı. Sadece bu bile insanı mahvetmeye yetiyor. Vietnam Savaşı’nda gördüklerinden sonra burası Pham ailesi için cennet gibiydi. Buraya, bu cennete, bu küçük tatlı kente gelmenin kızlarının ölümüne yol açacağını asla düşünemezlerdi.”

    “BU ÇOK GÜÇLÜ BİR DAVA”

    Monterey Peninsula Herald gazetesinde 1982’de yayımlanan bir makaleye göre, 1976’da dünyaya gelen Anne, Pham ailesinin ABD’de doğan ilk çocuğuydu. Beaumont, Teksas’ta bulunan St. Anne Katolik Kilisesi’nin çok yardımını gören aile, kızlarına da bu ismi vermeyi tercih etmişti. Gazetenin haberinde Anne’in her sabah kendi kendine giyindiği, saçını taradığı ve okula gitmeyi çok sevdiği belirtiliyordu.

    Emniyet Müdürü Borges’nin yolu Anne Pham davasıyla 2009 yılında tesadüfen kesişti. Çok sayıda faili meçhul dosyanın bulunduğu bir kutuyu karıştıran Borges, Anne’in davası kapsamında toplanan kanıtların durumundan “tiksindiğini” ve bu konuda bir şey yapmak için kendi kendine söz verdiğini belirtti.

    İki yıl evvel, Monterey County Bölge Savcılığı Faili Meçhul Cinayetler Görev Gücü’nden bir dedektif Borges’ye ellerinde “fazlasıyla karmaşık ve hassas” bir vaka olup olmadığını sordu. Borges, “Hiç şüphe etmeden ‘Annie Pham’ dedim” diye konuştu.

    Borges, “Bu çok güçlü bir dava. DNA önemli bir yere sahip, geneoloji önemli bir yere sahip ve dolaylı kanıtlar fazlasıyla güçlü” ifadelerini kullandı.

    1 SANTİMETRELİK SAÇ TELİNDEN DNA ÖRNEĞİ ÇIKARILDI

    Davanın çözülmesini sağlayan şey ise 1982’deki soruşturmadan bugüne kalan bir saç teli oldu. 1 santimetre uzunluğundaki bu saç telinin ucunda kökü bulunmuyordu. Saçın bir kadına mı yoksa bir erkeğe mi ait olduğu da belli değildi.

    Astrea Adli Bilimler şirketinin tepe yöneticisi Kelly Harkins, New York Times’a yaptığı açıklamada, saç telinden DNA örneği çıkarıp sekanslamayı başardıklarını söyledi. Genetik geneoloji uzmanı CeCe Moore ise bu DNA’yı kullanarak bir “genetik ağ” oluşturduğunu ve bu süreçte karşısına hep ABD’de pek yaygın olmayan “Lanoue” soyadının çıktığını belirtti.

    Moore, “Şansımız varmış ki genetik ağ aracılığıyla ulaştığımız bu soyadı, şüphelinin soyadı çıktı” dedi.

    Ardından bir dedektif, Robert Lanoue’nun Pham ailesinin bir komşusu olduğunu ortaya çıkardı. Borges de soruşturmanın ilerleyen aşamalarında saç telinin Robert Lanoue’ya ait olduğunu tespit ettiklerini belirtti ancak bu sürecin nasıl işlediğine dair bir ayrıntı vermedi.

    Savcılık tarafından yapılan basın açıklamasında ise, “Geçmişte müfettişlerin elinde bulunmayan yeni bir DNA testi sayesinde, Lanoue, Pham cinayetinin şüphelisi olarak belirlendi” ifadeleri yer aldı.

    ANNIE NİHAYET OKULUNA GİDEBİLDİ

    Borges, Mart ayında Anne’in fotoğrafını kocaman bir kartona bastırıp Seaside Emniyet Müdürlüğü’nün girişine yerleştirdi.

    Geçtiğimiz Perşembe günü Lanoue hakkındaki iddianamenin açıklanmasının ardından, Borges birlikte çalıştığı polisleri aradı ve “Bugün Annie’yi okula götüreceğiz” dedi.

    Fotoğrafı aracının arka koltuğuna dikkatle yerleştiren Borges, “Bagaja koymak istemedim çünkü Anne öldürüldüğü sırada muhtemelen bagaja koyulmuştu” diye konuştu. Borges ve bir grup dedektif hep birlikte Anne’in okulu olan Highland İlkokulu’na gitti.

    Borges, “Annie o gün okula gidemedi ama bu davanın açıldığı, bir zanlının yakalandığı bugün gitti” diye konuştu.

    Fox News, Lanoue hakkındaki yakalama kararının 6 Temmuz’da çıkarıldığını, dava başvurusunun da aynı tarihte yapıldığını duyurdu.

  • Hayatı ikiye böldük

    Hayatı ikiye böldük

    Bir süre önce Londra’ya yerleşen Bergüzar Korel ve Halit Ergenç önceki akşam Çeşme’de görüntülendi.

    Alaçatı Kafası adlı mekânda akşam yemeği yiyen çift, çıkışta muhabirlerle sohbet etti.

    Korel, Londra’da yoğun bir yaşam sürdürdüklerini söyledi.

    Halit Ergenç de “Aslında çok gelip gidiyoruz. Hayatı bir nevi ikiye bölmüş olduk. Türkiye’deki evimizi kapatmadık, buradaki hayatımız devam ediyor” dedi.

  • Sağlık personeli, hastanede ölü bulundu

    Sağlık personeli, hastanede ölü bulundu

    Samsun’da 2 çocuk babası 36 yaşındaki anestezi teknisyeni, görev yaptığı hastanede ölü olarak bulundu. Kalp krizi geçirdiği tahmin edilen Enes Kuyuldar’ın kesin ölüm sebebi otopsi sonucu belli olacak.

     
    Olay, Samsun’un İlkadım ilçesindeki Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Günübirlik Ameliyathanesinin lavabosunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 çocuk babası anestezi teknisyeni Enes Kuyuldar (36) hastanede nöbetçi olduğu sırada lavaboya gitti. Sabah arkadaşları yerinde olmadığını fark edince kendisini aramaya çıktı.

    Enes Kuyuldar lavaboda ölü olarak bulundu. Olay polise haber verildi. Kuyuldar’ın cesedi, otopsi için hastanenin morguna kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği tahmin edilen Enes Kuyuldar’ın kesin ölüm sebebinin otopsi sonucu belli olacağı öğrenildi.

    Eşinin de aynı hastanede hemşire olduğu öğrenilen Kuyuldar’ın cenazesi, hastane önünde düzenlenen törenin ardından toprağa verilmek üzere Bingöl’e gönderildi.

  • Türk doktora altın onay… Tümörün büyümesini durdurdu

    Türk doktora altın onay… Tümörün büyümesini durdurdu

    Girişimsel Radyolog Prof. Dr. Rahmi Öklü’nün geliştirdiği, kanser tedavisinde damar içinden uygulanan ve tümörün büyümesini durduran hidrojel yöntemi, Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’ndan (FDA) onay aldı.

    Yöntemin tıpta ilk oluşu ve ilk defa FDA onayı alması, tıp dünyasında ‘Altın Standart’ olarak gösteriliyor.

    Türk radyolog Prof. Dr. Rahmi Öklü’nün ABD’deki dünyaca ünlü Mayo Clinic’teki laboratuvarında geliştirdiği damar tıkanıklığı ve Kanser Tedavisi için damara enjekte edilen hidrojel, klinik çalışmaları Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapıldıktan sonra Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’ndan (FDA) onay almayı başardı.

    TIPTA BİR İLK

    Dr. Öklü’nün geliştirdiği yöntemin tıpta bir ilk oluşu ve ilk defa FDA onayı alması, tıp dünyasında ‘Altın Standart’ olarak gösteriliyor. FDA, kanser tedavisinde ilk kez damar içinden uygulanan bir biyomateryale onay verirken, Dr. Öklü’nün kurduğu Obsidio şirketinin değerinin 400 milyon dolara ulaştığı belirtildi. Kanserli alana direkt ulaşma imkanı tanıyan hidrojel yöntemi, anevrizma tedavilerinde de yeni bir yaklaşım sunuyor.

    YAKINDA PİYASADA

    Öklü’nün ‘Shear-Thinning’ adını verdiği hidrojel, damar içi tıkanıklıklar ya da anevrizmalarda kan akışını kontrol imkanı tanırken, kanser tedavisinde de tümörlere kan akışını azaltma olanağı sunuyor. Damara girerek minimal invazivle iletilmek üzere tasarlanan bu embolik hidrojel, Obsidio ismiyle çok yakında ABD’de piyasaya sürülecek.

    MÜTHİŞ KARİYER

    Dr. Öklü Northwestern Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi, Yale Üniversitesi’nden lisans derecesini ve Cambridge Üniversitesi’nden biyokimya doktora derecesini aldı. Cerrahi ve radyoloji eğitimini Columbia Üniversitesi NY Presbiteryen Hastanesi’nde tamamladı. Vasküler ve girişimsel radyoloji dalında Massachusetts Genel Hastanesi Harvard Tıp Fakültesi’nde çalıştı. 2016’dan bugüne ABD Mayo Clinic Vasküler ve Girişimsel Radyoloji Anabilim Dalı Profesörü ve tıbbi cihaz geliştiren laboratuvarın direktörü. Koç Üniversitesi’nde de profesör olan Öklü, Koç Sağlık Grubu’nun da yönetim kurulunda. Girişimsel radyoloji alanında dünyanın önde gelen isimlerinden olan Dr. Öklü’nün 6 adet ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Araştırma Projesi (RO1) desteği var.

    ALİ KOÇ KEŞFETTİ

    Arizona Eyaleti’nin Scottsdale şehrindeki laboratuvarında biyomaterial jel ve diğer çalışmaları, hastalarının tedavisinde karşılaştığı sorunlardan ilham alarak geliştiren Dr. Öklü, daha öğrencilik yaşlarında Ali Koç tarafından keşfedildiğini söylüyor. Uzun süren eğitim sürecinde mentörlüğü ve kendisine sağladığı burs ile her zaman yanında olan Ali Koç’un desteğini hiç unutmadığını ve Türkiye’ye olan bağlılığı nedeniyle geliştirdiği tedavinin klinik çalışmaları için Türkiye’yi tercih ettiğini belirtiyor.


    ŞİRKETİN DEĞERİ ARTTI

    Dr. Rahmi Öklü’nün kurduğu, Yönetim Kurulu Üyesi ve Baş Sağlık Görevlisi olduğu Obsidio’nun değeri, FDA onayı alması sonrasında 400 milyon dolar olarak gösteriliyor. Laboratuvar çalışmalarındaki etkinliği gösterilmiş ve “Science” dergisinde kapak olan tedavi yönteminin klinik çalışmalarının yürütücülüğünü Cerrahpasa Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji Dalından Prof. Dr. Fatih Gülşen yaptı.

  • Borçları yüzünden taşındıkları kulübe hayatlarını değiştirdi

    Borçları yüzünden taşındıkları kulübe hayatlarını değiştirdi

    ABD’nin Georgia eyaletinde yaşayan bir çift yaşadıkları mali sıkıntılar nedeni ile evlerini satmak zorunda kaldı.

    Satın aldıkları kulübeyi mükemmel bir eve çeviren çift hem borçlarını kapattı hem de para biriktirdi. Üstelik yaptıkları ev Aralık ayı sonunda 312 bin dolara satıldı. Sosyal medya 2 bin metrekarelik evlerinden küçücük bir kulübeye taşınan çiftin inanılmaz hikayesini konuşuyor…

    ABD’nin Georgia eyaletinde yaşayan Nick Lucido ve eşi Meghan yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeni ile kredilerini ödeyemedi ve Cumming kasabasındaki evlerini satmak zorunda kaldı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    ÇARESİZLİKTEN ATTIKLARI ADIM KURTULUŞLARI OLDU

    Kendilerine yaşamak için uygun bir yer arayan çift, ABD’nin zincir mağazası ‘Home Depot’ta gördükleri 860 metrekarelik bir kulübeyi satın alarak orayı kendileri için inanılmaz bir ev haline getirdi.

    Çaresizlikten attıkları bu adım genç çifti borçlarından kurtardı ve sosyal medyada viral hale getirdi.

    SOSYAL MEDYADA VİRAL OLDU
    2020 yılında Koronavirüs pandemisinin başında 40 bin dolara küçük bir arazi satın alan Nick ve eşi aldıkları kulübeyi kendilerine bir yuva haline getirmek için çalışmalara başladı. Ev hazır olana kadar bir karavanda yaşayan çift yaşadıkları deneyimi çektikleri bir TikTok videosunda anlattı.

    2 milyonun üzerinde görüntüleme alan video sosyal medyada viral hale geldi. İzleyiciler genç çiftin kulübeyi dönüştürdüğü evi gördüklerinde gözlerine inanamadı.

    İZLEYİCİLER OĞLUNUN NEREDE YATTIĞINI MERAK ETTİ
    Nick yaşadıkları deneyimi şu sözlerle anlattı;

    “Eşimle Home Depot otoparkında iki katlı bir Kulübe gördük ve ‘bu işi yapabiliriz’ dedik. Burası aslında küçük bir ev, iki katlı ve 860 metrekare. Tek bir yatak odamız, tam donanımlı bir mutfağımız, eksiksiz bir oturma odamız, balkonumuz ve bir de kümesimiz var.”

    İzleyiciler kulübeden yapılan eve hayran kalıp Nick’e oğullarının nerede yattığını sordu. Bunun üzerine Nick evinde kısa bir tur yaptı ve oğlunun yattığı beşiği gösterdi.

    Normal bir aile evinden farksız görünen kulübeyi gören sosyal medya kullanıcılarından birisi, “Resmen hayallerimi yaşıyorsun, tavukları görmek istiyorum” dedi.

    Başka bir kullanıcı “Küçük bir ev diyorsunuz ama burası birçok daireden daha büyük. Kesinlikle harika’ dedi.

    312 BİN DOLARA SATILDI

    Hikaye bununla da kalmıyor. Attıkları olağandışı hamle ile tamamen borçsuz hale gelen hatta para biriktiren çift yaptıkları evi evi Aralık ayının sorunda 312 bin dolara sattı.

  • Merve Boluğur: Sesimle oynanmış abartıldı biraz

    Merve Boluğur: Sesimle oynanmış abartıldı biraz

    Yıldız Tilbe’nin Alaçatı sahnesinde yeni şarkısını canlı seslendiren Merve Boluğur, kötü eleştirileri önemsemediğini söyledi. Boluğur, “Özgüvenli biriyim. Orada sesimle biraz oynanmış bence. Normalde ses rengimi beğeniyorum. Biraz abartıldığını düşünüyorum” dedi.

    Oyunculuğunun ardından müzik dünyasına adım atan Merve Boluğur önceki gün aranjör Mert Aydın’la Zorlu’da buluştu.

    Aydın’la baş başa Yemek yiyen Boluğur, “Bugün aranjörüm aynı zamanda iş yaptığım Mert Aydın’la görüştük. Yeni bir şarkı daha yapacağız inşallah. Hazırlıklar başlayacak” dedi.

    Geçen haftalarda Yıldız Tilbe’nin Alaçatı sahnesine konuk olan ve “Şşşşttt” adlı şarkısını ilk kez canlı seslendiren Boluğur eleştirilere de yanıt verdi.

    ARTIK OYUNCULUK YAPMAYACAĞIM

    Boluğur, olumsuz yorumlar için “Çok da fifi. Benim için beğenilmek ve beğenilmemek çok önemli değil. Çünkü önemli olan kendi hayallerimi gerçekleştirmek” dedikten sonra sesiyle oynandığını iddia etti:


    “Özgüvenli biriyim. Orada sesimle biraz oynanmış bence. Normalde de beğeniyorum sesimin rengini. Abartılmış biraz diye düşünüyorum. Yıldız Tilbe’nin sahnesine çıkıyor olmak, benim için gurur verici. Onun şarkımla ilgili yorumunu duymadım.”

    Boluğur artık oyunculuk yapmayacağını da açıkladı: “Oyunculuk yapmayı düşünmüyorum. Müzik beni çok heyecanlandırdı. Kalbim ‘bunu yap’ diyor. O yüzden oradan devam edeceğim.”

  • Melek Baykal gençlik fotoğrafını paylaştı

    Melek Baykal gençlik fotoğrafını paylaştı

    Sanat dünyasının usta isimlerinden Melek Baykal son paylaşımıyla hayranlarını nostaljik bir yolculuğa çıkardı.

    Geçmişi yad eden Baykal, gençlik dönemlerinde kardeşi ile dans ederken çekilen fotoğrafını Instagram’dan yayınladı.

    Melek Baykal, paylaşımına “Yaş 19 sanırım… Kardeşim Samim’le dans ediyoruz.” ifadelerini not düştü.

    Melek Baykal’ın takipçileri kısa sürede paylaşıma binlerce beğeni bıraktı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

  • Erkek bebek doğurmadığı için eşini elektrik şokuyla öldürmüştü… Mahkeme, ‘eziyet yok’ dedi

    Erkek bebek doğurmadığı için eşini elektrik şokuyla öldürmüştü… Mahkeme, ‘eziyet yok’ dedi

    Diyarbakır’da erkek bebek doğurmadığı için bir gün önce doğum yapan eşini uyurken yanak ve şakaklarına yüksek voltajda elektrik akımı verip öldüren Veysi Turan’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ilgili mahkeme gerekçeli kararını tamamladı.


    Kayapınar ilçesinde bir gün önce ikinci kez kız bebeği dünyaya getiren Mübarek Turan eşi Veysi Turan tarafından şakaklarına uyuduğu sırada elektrik verilerek öldürülmüştü.

    Mahkeme 16 Haziran’da ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdığı sanık hakkındaki gerekçeli kararını tamamladı.

    ‘BEBEK DÜNYAYA GELENE KADAR BEKLEDİ’

    Kararda sanığın, ‘Gece saat 3’te prizi yerinden çıkararak kablosunu söktüm. Eşim prizin yanındaki kanepede uyuyordu. Uçları açık kabloları eşimin iki taraftan yanaklarına değdirdim. Birden dondu kaldı. Ben de bilincimi kaybettim’ şeklindeki ifadesi hatırlatılarak, akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğu, eşinin kız bebek doğuracağını öğrenince bebeğin dünyaya geleceği güne kadar beklediği bildirildi.

    ‘ÖLDÜRME KARARINI BİR GÜN ÖNCE ALDI AMA VAZGEÇMEDİ’

    Gerekçeli kararda, sanığın doğumdan bir gün önce çarşıdan üçlü priz ve eldiven alarak eşinin uyumasını beklediği dikkate alındığında, öldürme kararını eşi doğum yapmadan önce aldığı, eşini öldürme kararıyla cinayeti işlediği tarih arasında soğukkanlı hareket etmesi için yeterli zaman geçmesine rağmen ısrarla cinayeti işlediği için tasarlayarak öldürme suçunun sabit olduğuna dikkat çekildi.

    ‘AĞZINI KAPATTIM ŞU AN CAN CEKİŞİYOR’

    Sanığın eşine elektrik verdikten sonra polisi arayıp, ‘Ben şu an eşini öldürüyorum’ dediği, polisin ‘Öldürdün mü, öldürüyor musun?’ diye sorması üzerine ‘Vallahi daha ölmemiş ama katli bana helalse öldürüyorum’ dediği, polisin adres istemesi üzerine bu kez, ‘Şu an ağzını kapattım can çekişiyor’ sözleriyle de önceden planladığı cinayeti soğukkanlı biçimde işlediği için nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği yönünde mahkemede vicdani kanaat hasıl olduğuna vurgu yapıldı.

    ‘CANAVARCA HİSLE EZİYET ÇEKTİREREK ÖLDÜRMEDİ’

    Gerekçeli kararda sanık hakkında daha önce eziyet çektirerek canavarca hisle kasten eşini öldürdüğü şeklinde karar verildiği ve bu kararın Yargıtay’ca bozulduğu anımsatılarak sanığın eşini eziyet çektirerek veya canavarca his duygusuyla öldürmediğinin altını çizdi.

    Kararda, sanığın eşinden daha önce bir kız çocuğunun bulunduğu, yeniden kız çocuğunun olacağını öğrendiği ancak doğumun gerçekleşmesini beklediği, doğumdan sonra ikinci kız çocuğu olduğunu gördükten sonra eşini öldürmeye karar verdiği bildirildi.

    Sanığın eşini sırf öldürmek maksadıyla öldürmeyip kız çocuğu doğurduğu için öldürdüğü, her ne kadar sebep; gereksiz, yersiz ve hayatın olağan akışına aykırı olsa da öldürmek için sanığın bir sebebinin bulunduğu ve eşini zevk almak için öldürmediği kaydedildi.

    ‘KENDİNİ SAVUNAMAYACAK KİŞİYİ ÖLDÜRME SUÇUDUR’

    Kadının ölüm sürecinin uzatılması amacıyla işkence veya eziyet gördüğüne dair delil bulunmadığı, bu durumun adli tıp raporunda ölüm sebebinin vücuda yüksek voltajda elektrik verilmiş olmasından kaynaklandığının açıkça belirtildiği bu nedenle de sanığın eşine işkence ve eziyet çektirme kastının bulunması gerektiğinden “Eziyet çektirerek canavarca hisle” öldürmediği vurgulandı.

    Kararda, sanığın önce elektrik şoku verip ardından eliyle ağzını kapatarak öldürdüğü dikkate alındığında, “Tasarlayarak benden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiyi öldürmek” suçunu işlediği için hakkında indirimsiz TCK’nın 82/1-a-d maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildiği vurgulandı.

    İKİ KEZ BOZULMUŞTU

    Sanık hakkındaki mahkûmiyet kararı daha önce iki kez Yargıtay tarafından bozulmuştu.

    Yargıtay ilk bozma kararında sanığın 155’i aradığı için pişmanlık gösterip iyi hal indirimi alamayacağını belirtmişti.

    İkinci bozma kararında ise cinayetin canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme suçu kapsamında olmadığı için dosyayı yerel mahkemeye iade etmişti.

    Dosya geçen hafta üçüncü kez Yargıtay’a gönderildi. Nihai kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesi adli tatil sonrasında verecek.