Yazar: admin
-

İbo Show’da Şok! İbrahim Tatlıses konuğuna “Sen Bir Terbiyesizsin.”
İbrahim Tatlıses, 40. Bölümünde konuk ettiği sanatçılar arasında bulunan Ayşe Dinçer’i sebebi bilinmeyen bir nedenle önce stüdyodan kovdu ardından “Sen Bir Terbiyesizsin” diyerek yürekleri ağza getirdi.
Yaşanan olay sonrası İmparator Tatlıses Gözyaşlarına hakim olamaz iken akıllara geçmişte yaşanan ve halen unutulmayan Yıldız Tilbe olayı geldi.

Gözyaşına hakim olamayan Tatlıses’i uyaran arkadaşları hiçbirşey olmamış gibi yayın akışına devam ederek o üzüntülü ve şok anların unutulmasını sağladı.
-

Mehmet Birgen 78 yaşında 4’üncü kez evlendi
Yüzer disko Catamaran Club’ın sahibi, 4 çocuk babası Mehmet Birgen 78 yaşında 4.kez evlendi.
Sultan Abdülmecit döneminin Tophane Müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın torunlarından, yüzer disko Catamaran Club’ın sahibi, 4 çocuk babası Mehmet Birgen 3’üncü eşi Dilek Birgen’den 2016’da boşanmıştı.

Birgen, 2019’da Ukrayna’nın tescilli güzellerinden model Diana Osypenko ile aşk yaşamaya başlamıştı.45 YAŞ FARK!
Mehmet Birgen, Diana ile önceki gün 4’üncü evliliğini yaptı. Gelinle arasında 45 yaş fark var. Düğün Bodrum Kempinski Otel’in bahçesinde gerçekleşti.
Orhan Yılmaz ile Aykut Kozanoğlu şahitlik yaptı. Diana Osypenko’nu annesi Larissa Osipenko ile anneannesi Tonia Boyko da düğündeydi.52 YAŞINDA OĞLU VAR
Mehmet Birgen ilk izdivacını 1975’te Figen Çiftçi ile yapmıştı. 1989’da Kolombiya asıllı bir Amerikalı ile evlenmiş, mutluluğu 3 yıl sürmüştü. 2005’te de oğlu Alp (16) ve kızı Maya’nın (9) annesi Dilek Birgen ile nikah masasına oturmuştu. Amerikalı sevgilisinden olan en büyük oğlu Ashley 52, ikinci eşinden doğan Ajda 33 yaşında. -

Ahmet Çakar stüdyoya giren sineği affetmedi ve yedi
Beyaz TV’de yayınlanan kült spor-eğlence programı Beyaz Futbol yine ilginç anlara sahne oldu. Canlı yayında Beşiktaş – Fenerbahçe derbisinin konuşulduğu sırada stüdyoya giren kara sineği eliyle yakalayan Ahmet Çakar, sineği yedi.
Spor-eğlence programı Beyaz Futbol dün akşam yine ilginç bir ana sahne oldu. Beşiktaş – Fenerbahçe derbisi sonrası yayına giren programda derbinin tartışmalı anları konuşuldu.

Türkiye’nin en kariyerli hakemlerinden eski FIFA hakemi Ahmet Çakar, derbinin konuşulduğu esnada stüdyoya girip önündeki bardağa konan kara sineği eliyle yakaladı.Stüdyodaki arkadaşlarının şaşkın bakışları arasında elindeki sineği ağzına atan Çakar, arkadaşlarını ve izleyenleri şoke etti.“Rasim’i bile yerim”
Dilindeki sineği gösteren Çakar, “Kusura bakmayın ama beşimiz adaya düşelim, Rasim’i bile yerim kardeşim. Buyrun yayına devam edelim” dedi.
Moderatör Onur Yıldız ise, “Hocam sinek yedin, nasıl devam edelim?” diyerek karşılık verdi. Ufak çaplı sinek muhabbetinin ardından yayın devam etti. -

Nafaka umdu, masraf buldu
Uzun yıllardır evli olduğu Bayram Ayvataş’tan boşanan Güllü Kurt, mahkemenin bağladığı nafakanın arttırılması için dava açtı.
Mahkeme, “İkisi de emekli maaşıyla geçiniyor, Bayram zaten 350 lirayı da ödemekte zorlanıyor” diyerek talebi reddetti. Mahkeme ayrıca 5 bin 100 TL’lik mahkeme masraflarının da Kurt tarafından ödenmesine hükmetti

Güllü Kurt 70 yaşında. Uzun yıllar evli olduğu Bayram Ayvataş ile aralarında sorunlar çıkınca 2012’de boşanmak için mahkemeye başvurdu. Mahkemeleri bir yıl sürdü. 2013’te boşandılar. Mahkeme Bayram Ayvataş’ı kusurlu bulmuştu. Güllü Kurt’a aylık 250 lira Nafaka bağlandı. Bu nafakanın da yıllık olarak belli oranda arttırılmasına karar verildi. 2022’ye gelindiğinde Güllü Kurt’un nafakası 350 liraya çıkmıştı. Nafaka dışındaki tek geliri emekli maaşıydı. Ancak Güllü Kurt geçinemiyordu. Avukat tuttu, nafakanın arttırılması için mahkemeye başvurdu. “Başka hiçbir gelirim yok. Eski eşimin 8 dairesi, 2 dükkânı var. Hâli vakti yerinde” dedi. Nafakasının aylık 3 bin liraya çıkarılmasını istedi. Komşularını ve torunlarını da geçinemez halde olduğuna dair şahit olarak dinletti.‘350 TL’Yİ ÖDEMEKTE ZORLANIYOR’
İstanbul 6. Aile Mahkemesi bu talebi değerlendirdi ardından da reddetti. Gerekçe olarak da “İkisi de emekli maaşıyla geçiyor, Bayram zaten 350 lirayı da ödemekte zorlanıyor” dedi.
Ayrıca 5 bin 100 liralık mahkeme masraflarının da Güllü Kurt tarafından ödenmesine hükmetti. Böylece 350 liralık nafakasının artışı için mahkemeye giden Güllü Kurt, nafakasını artırmadığı gibi 5 bin 100 liralık hiç hesapta olmayan bir masraf ile dönmüş oldu.
‘KARARA İTİRAZ EDECEĞİZ’
Hürriyet’e konuşan Güllü Kurt’un avukatı Murat Sultansu “Nafaka artışı beklerken, mahkeme masrafları da Güllü teyzenin üzerine kaldı. Zaten geçinemiyordu. 15 aylık nafakası bu masrafları ödemeye ancak yeter. Karara itiraz edeceğiz” dedi.
-

Devrim Yakut: Bir uçak düşmüş ve içinden sadece ben sağ çıkmışım
Devrim Yakut, kısa aralıklarla önce eşinin sonra da kendisinin beyninde pıhtı atması sonucu zor günler geçirdi. Bu konuda “kefeni yırttık” diyen Yakut’un tedavisi sürüyor. Yeni kitabı ‘Söz Uçar Hasar Kalır’, tedavi sürecinde ünlü oyuncuya moral desteği verdi. Devrim Yakut, geçirdiği zor günlerin ardından Habertürk’ten Mehmet Çalışkan’ın sorularını cevapladı
Devrim Yakut, ikinci kitabı ‘Söz Uçar Hasar Kalır’ı yazarken hayatın kendisine kısa bir süre sonra hazırlayacağı tatsız sürprizden bihaberdi. Yazdıklarını yayınevine teslim ederken arka kapaktaki tanıtım cümlesini şöyle oluşturmuştu; “adı konmamış duyguların, kabuk tutmamış yaraların, unutulmamış aşkların, her şeye rağmen içinde iyileşme ümidini her daim tutan ruhların kitabı.”

Küsurat Yayınları’ndan çıkan, 10 öykünün yer aldığı ‘Söz Uçar Hasar Kalır’, Devrim Yakut için yazdığı ikinci kitap olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Birincisi; ikinci kitabının yayımlanması, yazarlığının kabulünün simgesi. İkincisi ise yazdığı öykülerin merkezinde yer alan “her şeye rağmen içinde iyileşme ümidini her daim tutma”yı önce kendisinin test etmek zorunda kalması.
HABERİN DEVAMINI AŞAĞIDAKİ GALERİDEN OKUMAYA DEVAM EDİN
-

11 yaşındaki kız herkesi şaşırttı: Elon Musk ve Einstein’dan zeki çıktı
İngiltere’de yaşayan 11 yaşındaki bir kız çocuğu girdiği testte 162 puan aldı. Dünyanın en zeki yüzde 1’lik kesimi içine giren kız böylelikle Albert Einstein ve Elon Musk’ı geride bıraktı.
İngiltere’de yaşayan 11 yaşındaki Anika Narang isimli bir genç, dünyanın en zorlu sınavlarından olan Mensa IQ testini geçerek dünyanın en zeki insanlarından biri olduğunu kanıtladı.

Kurumun dünyaca ünlü IQ testine giren 11 yaşındaki Narang, 162 puan aldı ve dünyanın en zeki yüzde 1’lik kesimi içine girdi. Sınavlara hazırlanan ve hem yazılı hem de sayısal mantık problemlerinin olduğu testte 160 bandını aşan Narang böylelikle Albert Einstein ve Elon Musk gibi isimleri de geride bırakmış oldu.
Sınav ile ilgili açıklama yapan Narang, “Bu sınava girerken herkes doğal olarak gergin oluyor. Fakat ben hiç endişelenmedim, endişelenseydim bunun benim başarımı gölgeleyeceğini düşündüm. Her ne kadar zaman ucu ucuna da yetse sakince testi yaptım” dedi.
BAŞARININ SIRRINI PAYLAŞTI
5 dakika içinde 15 soruyu yapması istenen Narang, “Hızlı düşünmeli ve cevabınızı hızlıca yazmanız gerekiyordu” ifadesini kullandı.
Narang, başarının sırrını da kamuoyu ile paylaştı. Narang, “Sakin olmalısınız ve kendinizi sakinleştirmelisiniz. Çok şey düşünmeyin, elbette yanıtları düşünün ama sınav boyunca çok fazla şey düşünmeyin” dedi.
Son dönemde Twitter’ı satın alma süreci içinde olan Elon Musk’ın IQ’sunun 150-155 bandında olduğu tahmin edilirken Einstein’ın da IQ’sunun 160 olduğu biliniyor.
Mensa sınavını başarıyla geçerek bu ayrıcalıklı grup içerisinde bulunanların sayısı dünya çapında 120 bin civarında.
-

ABD’den Ağrı’ya Gelin Giden Derya’nın Hazin Öyküsü
Amerika’da Kızılderili baba ve Türk anneden dünyaya gelen Yeşilçam yıldızı Derya Arbaş, gencecik yaşında kalp krizinden uykusunda vefat etmişti. İşte onun film gibi öyküsü…
Yeşilçam’ın yeşil gözlü, çocuksu, duru güzeliydi Derya Arbaş. Çocuk yaşta sinema oyuncusu oldu ve şöhreti tattı.
Film çekimi için gittiği Ağrı’da tanıştığı aşiret reisinin oğluyla hemen evlenecek kadar da deli dolu bir kişilikti. Ancak hayat ona da hiç adil davranmadı. Sadece 35 yaşında bir gece uyudu ve bir daha uyanmadı…

Ünlü Bir Aileden Geliyordu…
Derya Arbaş’ın hikayesi, annesinin film gibi hayatıyla başlıyor. Ünlü ressam Avni Arbaş’ın kızıydı Zerrin Arbaş. Babasının yaşadığı Paris’te doğdu ancak doğumu sırasında annesi hayatını kaybetti. Babası ona bakmayı reddedince İstanbul’daki anneannesinin yanına gönderdi.Zerrin Arbaş büyüdüğünde katıldığı yarışmada güzellik kraliçesi seçildi. Ardından sinema oyuncusu oldu. 1967 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Kızılderili oyuncu Dehl Berti ile evlendi. Bu evliliğin meyvesi olarak 1968 yılında Derya Arbaş dünyaya geldi. Çift, 1973 yılında boşandı.
Çocuk Yaşta Gelen Şöhret…
Derya Arbaş annesiyle büyüdü. Annesinin sinema kariyeri onun da kariyerini belirleyecekti. 1974 yılında annesinin rol aldığı ‘Battal Gazi’nin Oğlu’ filmiyle sinemaya adım attı. Annesinin çocukluğunu canlandırdı.Derya Arbaş’ın çocukluğu Amerika’da geçti. 15 yaşına geldiğinde ilk önemli rolü için Türkiye’ye dönüş yaptı. Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri ‘Kuyucaklı Yusuf’un sinema uyarlamasında rol aldı. Buradaki ‘Muazzez’ rolü Arbaş’a uğurlu geldi ve peşpeşe film teklifleri aldı. 1986 yılına gelindiğinde artık o da Yeşilçam’ın önemli oyuncuları arasındaydı.
Ağrı’ya Gelin Gitti…
Aynı yıl kariyerinin en önemli filmi sayılan ‘Dilan’ın çekimleri için Ağrı’ya gitti. Film bittikten sonra oradan ayrılsa da, Derya Arbaş birkaç ay sonra filmin yapımcılarından birinin oğlu olan Nihat Polat’ın daveti üzerine tekrar Ağrı’ya döndü. Dilan filminden bir aşk doğmuştu. Amerika’da yaşayan Derya Arbaş, Ağrı’lı Nihat Polat ile kısa sürede nikah masasına oturdu. Zerrin Arbaş bu evliliğe onay vermediği için çift, Antalya’da gizlice evlendi.Bir süre sonra kocasıyla Amerika’ya gitti. Resim ve heykel eğitimim almaya başladı, kocası da dil eğitimi. Bu evlilikle beraber Arbaş’ın sinema kariyeri duraklamıştı. Üç yıl sonra da kültürel farklılık gerekçesiyle boşandılar.
Hollywood Kıl Payı Kaçtı…
Birkaç yapımda daha rol alan Derya Arbaş, 1991 yılında babasını kaybetti. 1992 yılında ‘Rüzgar Gibi Geçti’ filminin devamı niteliğindeki filmin ‘Bir Scarlett Aranıyor’ seçmelerinde dereceye girdi ancak proje iptal oldu. 1994 yılında Atıf Yılmaz’ın ‘Gece, Melek ve Bizim Çocuklar’ filmi için Türkiye’ye döndü. Bazıları ABD yapımı olan birkaç küçük dizi ve filmde daha oynadı.Son dizisi Kerem Alışık ile birlikte rol aldığı 2001 yapımı ‘Günah’ dizisi oldu. Televizyoncu ve gazeteci Metin Uca ile bir dönem yaşadığı kısa aşkla gündeme gelen Derya Arbaş, sinemada eski çıkışını bir daha yakalayamadı. Ancak asla vazgeçmedi de. Bunun için “Sharon Stone’un ünlü olması yıllar sürdü. ‘Temel İçgüdü’yü çevirdiğinde 35 yaşındaydı. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Yaşamayı seviyorum. Başarmak istediğim çok şey var. Dünya starlarından biri olmak istiyorum. Bunun için de bekliyorum. Evet! Beklemenin sonu yok. Ama Michelle Pfeiffer da tam 10 yıl sonra keşfedilmiş. Benim de acelem yok.” demişti.
Dedesinin Vefatı Sonun Başlangıcı Oldu…
16 Ekim 2003 tarihinde dedesi ünlü ressam Avni Arbaş vefat etti. Derya Arbaş cenazesi için Türkiye’ye döndü. Yeni bir karar almıştı. Kesin dönüş yapıp dedsinin Asmalımescit’teki evinde yaşayacaktı. Bunun için eşyalarını toplamak üzere Amerika’ya geri döndü fakat son yolculuğunu yaptığını nereden bilecekti ki!20 Ekim günü Amerika’ya döndü ve uçaktan iner inmez yorgun hissettiği için eve gidip hemen uyumuştu. Aslında ölüm uykusuna yatmıştı. Arkadaşı sabah, onun cansız bedeniyle karşılaştı. Acılı annesi Zerrin Arbaş, o günü şöyle anlatır: “Pazar günü dedesinin Asmalımescit’teki evini temizletip eşyalarının bir kısmını yerleştirdi. 2 Kasım’da ABD’ye dönüş bileti vardı. “Anne bileti 20 Ekim’e alıp bir an önce eşyalarımı getireyim.” dedi. 16 saatlik uçak yolculuğunun ardından Greece isimli kızarkadaşı onu havaalanından almış. Eve gittiğinde çok bitkinmiş. Bavullarını koyup yatağına bile gidemeden koltukta yığılıp kalmış. Kızarkadaşı da uyuduğunu görünce gidip yatmış. Sabah da, uykudayken bebeğimin öldüğünü görmüş. Kitap yazacak, dedesi gibi resim ve yeni film projeleri yapacaktı. Çok yazık! Allah kimseye evlat acısı vermesin!”
Zerrin Arbaş aynı hafta içerisinde hem baba hem evlat acısı yaşadı. Kızının ölümü kayıtlara kalp krizi olarak geçti. Medyada çıkan uyuşturucu iddialarına sert tepki gösterdi, yalanladı. Kalp krizinin ailede ırsi olduğunu söyledi.
35 yaşında ansızın vefat eden Derya Arbaş 28 Ekim 2003 günü Los Angeles Oakmood Memorial Park mezarlığında Kızılderili adetlerine göre yapılan törenle ABD’deki babası ve Kızılderili akrabalarının yanına defnedildi.
-

Kızı Leyla hakkında yapılan yorum Bergüzar Korel’i çıldırttı
Bergüzar Korel 3 Kasım 2021’de kızı Leyla’yı dünyaya getirdi. Ailesiyle birlikte bir süredir Lonra’da yaşayan Korel, iş için Türkiye’ye geldi. Leyla ile birlikte yürüyüşe çıkan ünlü oyuncu, yaşadığı olayı takipçileri ile paylaştı. Kızı hakkında yapılan yorumlara sinirlenen Bergüzar Korel ‘Bu kadar hadsizleşmeyin’ dedi.
‘BU DURUM BENİ DELİ EDİYOR’
“Uzun zamandır story çekmiyordum. Hem çok yoğun oluyor tahmin edersiniz ki, hem de zamanım olmuyor. Çok az bir zaman sonra tekrar geri döndüm.

Geldim Türkiye’deyim. Bir iş sebebiyle… Burada çocuğumla dışarı çıktığım zaman çok garip şeylerle karşılaşıyorum. Eminim benim gibi bir çok anne karşılaşıyor ve bunların normalleştiriliyor olması bana çok garip geliyor. Bu nezaketsizliğin, bu mesafesizliğin, bu cüretkarlığın, hep bir karışma halinin, kendinde söz söyleme hakkını bulma hali beni deli ediyor. Bu konu beni çok sinirlendirdiği için kelimelerimi çok dikkatli seçmeye çalışıyorum. O yüzden uzun ve saçma cümleler oluyor. Nitekim buna bir son veriyorum ve direkt konuya giriyorum…”
‘NEZAKET KURALLARI ÖNEMLİ’
“Biliyorsunuz hayatımızda belirli nezaket kurallarının olması gerekiyor hepimizin huzurlu bir şekilde yaşaması için…Bunların da bize çocukken öğretildiğini var sayarak giriyorum konuya. Artık gerçekten bir rahat bırakın şu anneleri, kadınları… Çocuklarımız üzerinden haddiniz olmayan soruları lütfen sormayın. Artık ’emiyor mu’, ‘üşüyor mu’ onları geçtim… Doğum şeklimizi sormanızı falan geçtim… Geçen gün şöyle bir şeyle karşılaştım: Tanıdığım bi çift, karşılaştığımızda belirli bir mesafede tutmaya çalıştığım sohbetimiz olan bir çift… Leyla portbebesinde yatıyordu, yürüyordum. Bu çiftle karşılaştım. Leyla’ya baktılar ‘Aaa ne kadar değişik bir kafası var, dar uzun’ dedi. ‘Anlayamadım’ dedim. ‘Ay kafası aynı vakumla çekilmiş gibi, değişik’ dedi.
Bu vakumlar var ya hani, doğumda kullanılıyor, çocuk çıkmayınca… Ben o noktaya geldim ama kullanılmadı. Vakum kullanılan doğumlar genelde zor doğumlardır. Öyle bile olsa bunu bir anneye söylemek kadar nezaketsiz bir davranış olamaz. ‘Ne demek istediğinizi anlayamadım’ dedim. ‘Ay dar, ince uzun bir kafası var aynı Halit Bey’e benziyor’ dedi. Yıllardır kocam. Bu arada Leyla benim minyatürüm. Ufak bir sorguya çekildim. Londra’da nasıl bir hayatım var? Kirada mıyız, ev mi aldık? Ne kadar şanslı olduğum konusunda bir uyarıldım Halit ile evli olduğum için… ‘Çünkü o çok değerli biri biliyorsun değil mi?’ dedi bana… Böyle bir aptala döndüm. 12 yıllık kocam neden böyle bir şey söylüyorsunuz bana? ‘Seni de izledik bir filmde, sen de güzel oynuyorsun… Ay biraz da pohpohlanmak istiyor. Hadi biraz da Bergüzar’ı pohpohlayalım’ dediler. Garip bir şeyin ortasında kaldım.”
‘ESKİSİ KADAR SABIRLI DEĞİLİM’
“Ben dışarı çıktığımda tanımadığım insanlar da olsa, sohbet etmeyi çok seviyorum. Mesleğim, ünüm falan umrumda değil. Benim için orada güzel bir sohbet etmek, güzel bir anı paylaşmak bana iyi geliyor. Zaten normal hayatta ne ben ne de kocam ‘biz ünlüyüz’ diye dolaşmıyoruz bunu herkes çok iyi bilir. Ama görüyorum ki bu samimiyet; nezaketsizlik ve aynı zamanda bu laubalilik kapılarını da sonuna kadar açıyor kimi insanlar için… Kimsenin çocuğu hakkında, yaşamı, malı, mülkü, yatak odası, değeri hakkında laf söylemek hiçbirimize düşmez. Bunu lütfen artık bir kenara bırakalım. Bunları konuşuyor olmaktan çekiniyorum ama dünya artık böyle bir dünya. Çok şey yaşıyorum bunun gibi. Aklınızın, hayalinizin alamayacağı yorumlar, teklifler, istekler… Çocuğumuz üzerinden, mesleğimiz üzerinden bu beni hala şaşırtıyor. Hala bir insanın çocuğuna bu kadar rahat bir şey söyleyebilmek, fotoğrafını çekmeye çalışmak, dokunmaya çalışmak falan bunlar yapılıyor. Kimseye yapmayın, bana da yapmayın. Çünkü artık ben eskisi kadar sabırlı değilim. Kimse değil bence. Kimse de olmak zorunda değil.
‘BİZİM OLMAYAN ÇOCUĞU KOCAMA BENZETTİLER’
“Leyla’nın bi tane doğum izi var alnının ortasında aynı benim gibi. Dün bir hanımefendi ‘ay noldu, düştü mü?’ dedi. ‘Yok’ dedim. ‘Alnının ortasındaki ne?’ dedi. ‘Doğum lekesi’ dedim. ‘Aynı erkeğe benziyor bu’ dedi. Niye dersin bunu mesela? İyi bir şey mi, kötü bir şey mi? Kötüyse niye söylüyorsun? Yüz yüze bakıyoruz burada komşuyuz. Bir gün Esra’nın kızı Gün’ü gezidiyorum. İki tane kadın geldi ‘Ay ne tatlı’ dedi, öyle dedi, böyle dedi… ‘Aynı babası’ dedi bana… ‘Çocuk benim değil, onu ne yapacağız’ dedim. Bakakaldılar… Benzetme konusundaki en komik anım buydu. Bizim olmayan bir bebeğin, yine ve yine kocama benzetilmesi. Belki benim gibi hissedenler vardır, yalnız olmadıklarnı görürler. Belki böyle davrananlar vardır, ‘Yapmayalım ya insanlar kendilerini kötü hissediyorlar’ derler.”
-

Gülben Ergen sahnede bayıldı
Düzce’de konser veren Gülben Ergen, ikinci şarkısını söylediği sırada sahnede bayıldı. Ambulansa alınan sanatçının tedavisi sürüyor.
Düzce’de konser için sahneye çıkan ünlü sanatçı Gülben Ergen, ikinci şarkısını söylediği sırada sahnede fenalaştı.

Bayılan sanatçıya ilk müdahaleyi alanda bulunan sağlık ekipleri yaptı. Ambulansa alınan Gülben Ergen’e müdahale devam ediyor.Sanatçının baygınlık geçirmesi sevenlerini de üzdü. Sanatçının sağlık durumu ile ilgili açıklama yapılmadı. İHA
İŞTE O ANLAR
-

Oğuzhan Koç: Demet’ten gözümü alamıyorum
Bu yaz evlilik planları yapan Oğuzhan Koç ve Demet Özdemir aşkı tam gaz devam ediyor. Youtube’da yayınlanan ‘İbrahim Selim İle Bu Gece’ programına katılan Oğuzhan Koç, evlilik hazırlığı yaptığı Demet Özdemir’e olan hayranlığını dile getirdi.
Oğuzhan Koç, oyuncu Yağmur Tanrısevsin’le beş yıllık ilişkisi bittikten kısa süre sonra Demet Özdemir ile görüntülenmişti. İlk önce “Aşk yok” diyen ikili, daha sonra birlikteliği kabullenmişti. 2021 yılını Alaçatı’daki bir otelde karşılayan çift, fotoğrafları çekilince ilişkilerini itiraf etmişti. Özdemir, “Evet, fotoğraflarımızın çekildiği doğru. Yeni yılın aşk bombası dersiniz artık” demişti. Oğuzhan Koç da Instagram’da yaptığı açıklamayla aşk yaşadıklarını doğrulamıştı.SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE EVLİLİK TEKLİFİ
İkili, geçtiğimiz aralık ayında âşıklar şehri Paris’e gitmiş, ancak sonrasında ayrılmıştı. Paris onlara uğursuz gelmiş, dönüşte kavga eden çift, “Bir daha asla olmaz” diyerek, ayrı yolara gitmiş ve birbirlerini sosyal medyadan takibi bırakmıştı. Ancak ayrılığa dayanamayan Demet ve Oğuzhan, kısa sürede barışmıştı. Yakın arkadaşlarının, ikiliyi habersiz bir araya getirerek barışmalarını sağladığı öğrenilmişti.Barışmalarının üzerinden fazla zaman geçmeden Koç, Sevgililer Günü’nde Demet Özdemir’e evlenme teklifi etmişti. Sakiler Grubu’nun da şarkılarıyla eşlik ettiği organizasyonda, ‘Dünyadan Uzak’ şarkısı eşliğinde Demet Özdemir, sevgilisine ‘Evet’ demiş, ikili böylece evlilik kararı almıştı.
‘İLK VE TEK HAYRANIYIM’
Geçtiğimiz günlerde sevgilisiyle ilgili yöneltilen bir soru üzerine Koç, “Demet ne yapıyorsa en iyisini yapıyor. Ben de sonuna kadar destekliyorum. İşinin hakkını veriyor. İlk ve tek hayranıyım” diyerek, nişanlısına övgü dolu sözler sarfetmişti.‘ŞEY DEĞİL, BİRİ VAR’
Oğuzhan Koç, İbrahim Selim’in programına konuk oldu. Demet Özdemir’le bu yaz evlilik planları yapan 36 yaşındaki şarkıcı, çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Gördüğünde gözünü alamadan baktığın şey nedir?” sorusuna Oğuzhan Koç, “Şey değil, biri var: Demet Özdemir” yanıtıyla nişanlısına olan aşkını dile getirdi.Demet Özdemir’le aynı projede yer alma hayalinden bahseden ünlü oyuncu, şu ifadeleri kullandı:
DEMET’LE BİRLİKTE OYNASAK NE GÜZEL OLUR’
“Kendi yazdığım hikâyem var. Sonbaharda çekip yeni yıla yayınlamayı düşünüyorum. Ben yazıp, oynayacağım. Keşke Demet’le birlikte oynasak ne güzel olur. Onun sahne kabiliyetinden eminim ve onun oynamasını çok isterim.” -

10 yıldır yoğun bakım kapısında kızını bekliyor! ‘Beni hissediyor, mutlu oluyor’
Diyarbakır’da, 2012’de dünyaya geldikten 17 gün sonra solunum yetmezliği şikayetiyle hastaneye kaldırılan ve kas hastalığı teşhisi koyulan Elif Nur Erdemes’in annesi Fatma Erdemes, 10 yıldır her gün yoğun bakım kapısında bekliyor.
Erdemes, ‘Beni hissetsin ve bilsin. Nasıl tedavisini her gün alıyorsa anne sevgisini de her gün almasını istiyorum. O benim için çok özel. Beni hissediyor, mutlu oluyor’ dedi.

Fatma (41) ve Mustafa (43) Erdemes çifti, 2002 yılında dünyaevine girdi. 6 çocukları olan çiftin 5’inci çocukları Elif Nur, 2012’de dünyaya geldi. Elif Nur, 17 günlükken solunum yetmezliği şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Yapılan tetkiklerinde kas hastalığı teşhisi koyulan Elif Nur, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. 17 günlükken annesinin kucağından kopan Elif Nur, burada 2 yıl boyunca solunum cihazına bağlı yaşadı ardından 2014 yılında kurulan ve 12 hastaya aynı anda hizmet verebilen Dicle Üniversitesi Çocuk Palyatif Yoğun Bakım Merkezi’ne nakledildi. Çocuğundan ayrı kalamayan Fatma Erdemes, kızı kendisinin orada olduğunu hissetsin, diye 10 yıldır her gün yoğun bakım kapısında bekliyor. Sabah erken saatlerde hastaneye gelen ve akşam geç saatlerde çıkan Erdemes, kızının iyileşmesini bekliyor. Fatma Erdemes, içeri girince de sadece gözlerini hareket ettirebilen Elif Nur ile iletişimi bu şekilde kurarak, elini tutuyor ve kızını öpüyor. Her gün bu duruma tanık olan yoğun bakım çalışanları da Fatma Erdemes’i ‘yılın annesi’ seçerek, çiçek ve hediyeler verdi.

‘HER GÜN ANNE SEVGİSİNİ DE ALMASINI İSTİYORUM’
Fatma Erdemes, kızının anne sevgisini tatması için her gün gelip ilgilendiğini belirterek, “Beni hissetsin ve bilsin. Nasıl ki tedavisini her gün alıyorsa anne sevgisini de almasını istiyorum. 8 yıldır buradayım, 2 yıl da Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde kaldım.
Halen de ilgilenmeye çalışıyorum. Elif Nur, benim için sağlıklı olan çocuklarımdan önce geliyor. Onunla aramda inanılmaz bir bağ var. Elif Nur’u çok seviyorum, ihmal etmek istemiyorum çünkü benim için çok özel. Beni hissediyor, mutlu oluyor. Ben de mutlu oluyorum. Ondan aldığım enerji beni de mutlu ediyor. Anlatılmaz bir bağ var. Hem Elif Nur rahatlıyor mutlu oluyor hem de o mutlu olunca ben de oluyorum. Annelik vazifemi yaptığımı hissediyorum. Bütün çalışanlara ve hocalarımıza teşekkür ederim. Buradaki çocukların aileleri de gelip ilgilenmeli. Çocuklarını ihmal etmesinler. Engelli deyip de bırakmasınlar çocuklarını, çünkü hissediyorlar. Bir öpücüklü dokunuşu ve bir sarılmayı çocuklar hissediyor. Çocuğu için çaba gösteren annedir benim için. Kendini yıpratacak şekilde ilgilenen annedir benim için” diye konuştu.
‘ÇOCUĞUMUZ GİBİ BÜYÜTMEYE ÇALIŞIYORUZ’
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Palyatif Yoğun Bakım Merkezi Sorumlu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fesih Aktar, Elif Nur’un ilk hastalarından olduğunu dile getirerek, “Doğduktan sonra solunum yetmezliği şikayetiyle Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde yatışı yapılarak tedavi görüyor. Tetkikler alınıyor ve tanı konulma süresi uzun sürebiliyor. Doğuştan gelen bir kas hastalığının eşlik ettiğini fark ediyorlar. Biz hastayı buraya aldık. 2014 Eylül ayından itibaren Türkiye’de ilk kurulan Çocuk Palyatif Yoğun Bakım Merkezi burada açıldı. Elif Nur, ilk hastalarımızdan. Uzun süre yatışlı olan tüm çocuklarımız gibi Elif Nur da bizim için çok özellikli. Burada sadece hekimler değil, hemşireler ve hasta bakım ile temizlik personeline kadar herkes özverili bir şekilde çalışıyor. Annelik ve babalık yapılan bir merkez. Elif Nur’u da 8 yıldır misafir ediyoruz. Çocuğumuz gibi büyütmeye çalışıyoruz. Hastalıkla ilgili çok tetkik yaptık, aile taramalarını da ileriki incelemelerimiz de kas hastalığıyla ilgili daha farklı bir şey var mı, yok mu; onu araştırıyoruz. Elif Nur, şimdi solunum cihazına bağlı takip ediliyor. Boynundan açılan bir delikle hayatını devam ettiriyor” diye konuştu.




































