Yazar: admin

  • AZİZ NESİN’DEN GÜRÜLTÜCÜ KOMŞUSUNA MEKTUP

    AZİZ NESİN’DEN GÜRÜLTÜCÜ KOMŞUSUNA MEKTUP

    Sevgili Kazım Bey’ciğim,
    Hiç grev yapmadan, Pazar günleri bile çalışan, apartmanın ikinci katındaki fabrikanızdan dolayı sizi candan kutlarım.

    Büyük bir icat üzerinde çalıştığınızı tahmin ettiğimden, bu saate kadar kıyıp da fabrikanızın çalışmasını engellemek istemedim.

    Ama böyle giderse, her zaman faal olan fabrikanızın altında çalışıp para kazanamayacağımdan, bizim aileyi de geçindirmek size düşecek. Çok uzun zamandan beri fabrikanız çalıştığına göre, bir büyük gemiyi parça parça yapmakta olduğunuzu tahmin ediyorum.

    Herhalde parçaları birleştirip gemiyi yapınca hepimizi şaşırtacaksınız. Artık bugün akşam olmak üzere. Acaba fabrikanızı bir iki saat paydos edip, biraz da benim çalışmama müsaade eder misiniz ? Bu iyiliği bir yazardan esirgemeyeceğinizi düşünerek, size hürmet olarak imzalı bir kitabımı gönderiyorum. En iyi komşuluk duygularımla.
    Aziz Nesin

  • Gaziantep’te korkunç olay! Aracında silahla vurulmuş olarak ölü bulundu

    Gaziantep’te korkunç olay! Aracında silahla vurulmuş olarak ölü bulundu

    Gaziantep’te, hurdacılık yapan Emirhan N. (22), dağlık alanda otomobili içerisinde silahla vurulmuş halde ölü bulundu.

    Olay, sabah saatlerinde Bilek Mahallesindeki dağlık alanda meydana geldi. Park halindeki plakası öğrenilemeyen otomobilde hareketsiz yatan kişiyi görenler durumu 112 ekiplerine bildirdi. İhbarla gelen sağlık ekiplerinin yaptıkları kontrolde Emirhan N.’nin öldüğü belirlendi. Jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemenin ardından Emirhan N.’nin cansız bedeni otopsi için adli tıp morguna götürüldü.

    ‘MEZARA BİLE DİK GİRMEYİ KAFAMA KOYDUM’

    Emirhan N.’nin ölümünden saatler önce sosyal medya hesabından, “Namusum ve şerefim için mücadele ettim. Mezara bile başım dik bir şekilde girmeyi kafama koydum. Dostunu satanlara benzememeye çalıştım” paylaşımında bulunduğu görüldü.

    Jandarma, Emirhan N.’nin ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.

  • 13 yaşındaki kızını 1 ay boyunca zincire vuran anneden akılalmaz ifadeler!

    13 yaşındaki kızını 1 ay boyunca zincire vuran anneden akılalmaz ifadeler!

    Adana’da, 13 yaşındaki kızını pencere demirine ayaklarından zincirleyen ve 1 ay boyunca açmayan anne, kızını neden zincirlediğini anlattı.

    Adana’da V.C. (13) adlı kız, annesi Semire M. (39) tarafından yatak odasındaki pencere demirine ayaklarından zincirlendi. Bir ay bağlı kalan V.C.’yi, mahallelinin ihbarı üzerine polis ekipleri kurtardı. Anne Semire M. ise ifadesinde kızını neden zincirlediğini anlattı.

    Olay, Yüreğir ilçesi Başak Mahallesi’ndeki müstakil bir evin 2’nci katında meydana geldi. Suriye uyruklu Semire M.’nin 8 çocuğundan en küçüğü V.C., iddiaya göre sürekli evden kaçıp, kentteki trafik ışıklarında dilenmeye başladı. Ailesi tarafından defalarca uyarılan V.C., mart ayında evden kaçıp, bir arkadaşının evinde kaldı.

    Daha sonra Usame C. (19), kaldığı adrese gidip kız kardeşi V.C.’yi eve getirdi. Anne Semire M. de kızı V.C.’yi, yatak odasındaki pencere demirlerine ayağından zincirle bağladı. Bir ay boyunca bağlı kalan V.C., 29 Nisan’da bağırarak yardım istedi. Kızın sesini duyan mahallelinin ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi.

    ‘ZİNCİRİ HİÇ SÖKMEDİ’

    Ekipler, kapısını açtırıp girdikleri evde V.C.’yi ayağındaki zinciri söküp, kurtardı. V.C. ile o sırada evde olan ağabeyi Usame C. ve daha sonra ulaşılan anne Semire M., Çocuk Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

    V.C. ifadesinde, “Bir ay boyunca ayağım zincirle bağlı şekilde yatak odasında kaldım. İhtiyaçlarımı annem karşılıyordu ancak zinciri hiç sökmedi. Olay günü eve gelen polis ekipleri beni kurtardı. Kimseden şikayetçi değilim” dedi.

    ‘SÖZÜMÜ DİNLEMİYORDU’

    Anne Semire M. ise ifadesinde, “Kızım haberim olmadan, trafik ışıklarında dilencilik yapıyordu. Sürekli evden kaçıyordu ve nerede kaldığını bilmiyordum. Sözümü dinlemiyordu. Evden kaçmaması için bir ay önce ayaklarını zincirle bağladım. Oğlumun olayla ilgisi yoktur” dedi.

    ŞİKAYETÇİ OLMADI

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli Semire M., çıkarıldığı mahkemece ev hapsi cezasına çarptırılırken, Usame C. ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Ailesinden şikayetçi olmayan V.C. de kendi isteğiyle annesinin evine döndü.

  • Evlilik yolunda ilk adım… Aileler tanıştı

    Evlilik yolunda ilk adım… Aileler tanıştı

    Ferdi Tayfur ve Necla Nazır’ın şarkıcı kızı Tuğçe Tayfur, işadamı sevgilisi Burak Kalfa ile evlilik yolunda ilk adımı attı. Çift, bayram vesilesiyle ailelerini bir araya getirdi. Tayfur ve Kalfa aile fotoğraflarını sosyal medyada da paylaştı.

     

    TUĞÇE TAYFUR VE AİLESİNİN FOTOĞRAFLARINI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    TUĞÇE TAYFUR KİMDİR?

    Tuğçe Tayfur gündemde yer alan isimler arasında bulunuyor. Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden olan Necla Nazır ve Ferdi Tayfur’un kızı olan Tuğçe Tayfur da babasının izinden gidiyor. Yeditepe Üniversitesi İtalyanca Sanat ve Tasarım Bölümünde tamamlayan Tuğçe Tayfur, küçük yaşlarda başladığı müzik eğitimi ile piyano ve keman çalmaya başladı. Daha sonra ise babası ile beraber düet yaptı.

    Tuğçe Tayfur, 18 Mart 1988 tarihinde İstanbul‘da dünyaya geldi. Annesi sinema oyuncusu Necla Nazır, babası şarkıcı Ferdi Tayfur‘dur. İlköğretimini Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki İlköğretim Okulu’nda, ortaöğrenimini İstek Vakfı Kemal Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Yeditepe Üniversitesi İtalyanca Sanat ve Tasarım Bölümünde tamamlayan Tuğçe Tayfur, küçük yaşlarda başladığı müzik eğitimi ile piyano ve keman çalmaya başladı. Ailesinden aldığı destek ile müzik hayatına başladı.

    Babası gibi kariyerine müzikle devam eden Tuğçe Tayfur, 2010 yılı içerisinde arkadaşlarıyla kurduğu ‘Joker’ isimli bir grubun solistliğini üstlendi. Bir dönem ABD‘de yaşadı. ABD’de yaşadığı dönemde, kuzeninin arkadaşı Taner Şafak‘la tanıştıktan sonra 2015 yılında Türkiye’de maksi single çıkarmaya karar verdi.

    Pop şarkılar besteleyen Tuğçe Tayfur ve Taner Şafak maksi single’da , ‘Kalp Dayanmaz’, ‘Köle Olup’, ‘Yok Olsam’ şarkılarının söz ve bestelerini hazırladı. Ferdi Tayfur, maksi single’da yıllarca dillerden düşmeyen ‘Huzurum Kalmadı’ şarkısını kızı Tuğçe Tayfur ile birlikte okuyarak düet yaptı ve birde klip çekildi. İkilinin klibi uzun süre konuşuldu.

    Tuğçe Tayfur, Mayıs 2009 yılında hayatını Tolga Ertuğrul ile birleştirdi ancak ikilinin birlikteliği kısa süre sonra erdi. ABD‘de yaşadığı dönemde, kuzeninin arkadaşı Taner Şafak ile tanıştı ve 2012 yılında nikah masasına oturdu. İkilinin 2016 yılında dünyaya gelen Taner Efe isminde bir oğulları var. Çift yedi yıllık evliliklerinden ardından ayrıldılar.

  • Kalp krizinden ölen cerrahın oğlu paylaştı: Cenazede sizi görmek istemiyoruz

    Kalp krizinden ölen cerrahın oğlu paylaştı: Cenazede sizi görmek istemiyoruz

    Aydın Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi hekimlerinden Beyin Cerrahı Op. Dr. Tansel Özbent, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Özbent’in oğlu Ata Recep Özbent, babasının kalbinin mobbinge dayanamadığını dile getirdi. Acılı oğul, Sağlık Bakanlığı ile Söke İlçe Sağlık Müdürlüğü ile hastane yöneticilerinin babasının katilleri olduğunu öne sürdü.

    Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’nde görev yapan 54 yaşındaki Beyin Cerrahı Dr. Tansel Özbent’in dün sabah saatlerinde evinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmesinden sonra oğlu Ata Recep Özbent, sosyal medya paylaşımları ile babasının kalbinin mobbignlere dayanamadığını dile getirdi.

    Babasının ölümünden sonra sosyal medyadan “Cenazemizde AKP ve İl-İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından kimseyi görmek istemiyoruz. Babamın vasiyetidir” ifadelerini kullanan Ata Recep Özbent, ardından babasını ölüme götüren süreci anlatan bir paylaşım daha yaptı.

    “BABAMI MANEN BİTİRDİLER”

    Babası Dr. Tansel Özbent’in dişini tırnağına takarak çalışmasına, hiçbir yanlışı olmamasına rağmen hastaları ile babasının karşı karşıya getirildiğini öne süren oğul Özbent,

    “Babama kınama ve maaş kesme cezası verdiler. Babamın memuriyet hayatını bitirmeye çalıştılar. Oysa ki benim babam sadece ülkesine şehrine Söke’sine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir hekimdi.

    Benim babamı manen bitirdiler. Benim babam güçlü adamdı karakterli adamdı ama kalbi uğradığı mobbinglere dayanmadı” diyerek Sağlık Bakanlığı ile ismini verdiği İlçe Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ile Hastane yönetiminin babasının katilleri olduğunu öne sürdü.

  • Öldüğünde henüz 6 yaşındaydı… 28 yıllık Rikki Neave cinayetini bir bant parçası çözdü!

    Öldüğünde henüz 6 yaşındaydı… 28 yıllık Rikki Neave cinayetini bir bant parçası çözdü!

    Rikki Neave korkunç bir biçimde öldürüldüğünde henüz minicik bir çocuktu. Katili en kısa sürede bulmak zorunda olan polislerin aklındaki ilk şüpheli, Rikki’ye akılalmaz eziyetler eden annesiydi.

    Ne var ki Rikki’yi öldürenin annesi olmadığı kısa süre içinde anlaşıldı. Gerçek katil ise yıllar sonra bulunabildi, hem de ufacık bir yapıştırıcı bant parçası sayesinde… İşte “İngiltere’nin en zor davası” diye nitelendirilen filmlere taş çıkartacak o olay…

    Rikki Neave ortadan kaybolduğunda henüz 6 yaşındaydı. İngiltere’nin Peterborough şehrinin Welland kasabasındaki evlerinde annesi ve kız kardeşleriyle birlikte yaşıyordu.

    Rikki, 28 Kasım 1994 günü sabah 9.30’da evden kendi kendine çıktı ve bir daha da geri dönmedi. Annesi Ruth Neave aynı gün saat 18.00 sularında polisi arayıp Rikki’nin kayıp olduğunu haber verdi. Güzeller güzeli çocuğun cansız bedeni ertesi gün, evine 5 dakika mesafedeki ormanlık arazide bulundu.

    Katil çırılçıplak soyduğu çocuğu sırt üstü yatırmış, kollarını ve bacaklarını açıp bedenine yıldız şekli vermişti. Bir sonraki gün Rikki’nin giysileri de bulundu. Yapılan incelemede, çocuğun, montunun yakasının arkadan şiddetle çekilmesi sonucu boğularak hayatını kaybettiği tespit edildi.

    HABERLE İLGİLİ GÖRSELLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Rikki’den aşağı yukarı bir yıl önce de Jamie Bulger isimli bir çocuk öldürülmüştü İngiltere’de.

    Bu kadar yakın zamanda böyle korkunç iki olay yaşanması, katilin en kısa zamanda bulunup parmaklıkların ardına gönderilmesi için polisin üzerindeki baskıyı artırmıştı.

    Rikki, sorunlu bir ailenin çocuğuydu. Bu nedenle de bölgedeki sosyal hizmetler görevlilerinin “risk altında” listesinde yer alıyordu. Dolayısıyla şüphe okları önce annesine yöneldi. Rikki’nin ölümünden yaklaşık 6 ay sonra 24 Mayıs 1995’te, anne Ruth Neave hakkında iddianame hazırlandı. Neave, Rikki’yi öldürmenin yanı sıra çocuklarına çeşitli zamanlarda eziyet etmekle ve hırsızlıkla da suçlanıyordu.

    Neave, sorgusu sırasında, Rikki’ye birçok kez kötü davrandığını ve oğlunun hayatını riske attığını kabul etti. Dahası Rikki’yi uyuşturucu kuryesi olarak kullandığını da itiraf etti; oğlunu sık sık gece yarısından sonra uyuşturucu satıcısının evine “şerbet” almaya yolladığını anlatmıştı polislere…

    Ruth Neave solda, Rikki’nin büyükbabası Maurice ve babası Trevor Harvey sağda
    Çocuğa eziyet ve hırsızlık suçlamalarını kabul eden anne, Rikki’nin ölümünde parmağı olduğu iddiasını ise kesinlikle reddediyordu. Yine de savcılığın bir numaralı şüphelisi olarak hâkim karşısına çıkarıldı.

    Ruth Neave’in, Rikki ile iki kız kardeşine ettiği eziyetlerin boyutları azımsanamayacak kadar büyüktü. Kadın Rikki’nin yüzüne bastıra bastıra ‘IDIOT’ (geri zekalı) yazmaktan, ağzına sıvı bulaşık deterjanı sıkmaktan ve çocuklarını dövmekten hüküm giymişti. Neave’in hırsızlık ve çocuğa eziyet suçlamalarını kabul etmesi, yargılama sürecinde kararı etkilememek adına jüriden gizlendi. Rikki’nin ve kız kardeşlerinin nasıl koşullarda yaşamakta olduğuna dair ayrıntıların daha sonra açığa çıkması ise İngiltere’de infiale neden oldu.

    Savcılık Neave’in, oğlunu, eşi Dean’in gönlünü kazanmak için öldürdüğünü öne sürüyordu. Söylenene göre, Dean, Rikki’den hiç hoşlanmıyordu ve Neave ona yeniden kavuşabilmek için oğlunu kurban etmişti.

    İddialara göre Neave komşularına bir büyücü olduğunu söylemiş, Rikki’yi boğduktan sonra yıkayıp Leonardo da Vinci’nin ünlü Vitruvius Adamı’na benzer şekilde yatırdığını anlatmıştı. Üstelik Ruth’un evindeki bir kitapta da Vinci’nin bu çiziminin bir kopyası da bulunmuştu.

    Ruth Neave, şu an hayatı boyunca hiç kendisini büyücü olduğu olarak tanımlamadığını söylüyor ancak evinde kara büyüye ve okült inançlara dair birkaç kitap bulunduğunu da inkâr etmiyor.

    Öldüğünde henüz 6 yaşındaydı… 28 yıllık Rikki Neave cinayetini bir bant parçası çözdü!
    Jürinin kararı Ekim 1996’da açıklandı. Mahkeme Neave’in oğlunun ölümüyle ilgili suçlamalardan beraatına karar verdi. Karar açıklandığında Neave gözyaşlarını tutamadı. Diğer suçlamalarla ilgili yargılandığı davada ise 7 yıl hapis cezasına çarptırılarak cezaevine gönderildi. Rikki’nin dosyası ise faili meçhul cinayetlerin rafında tozlanmaya terk edildi.

    Peki Rikki’yi annesi öldürmediyse kim öldürmüştü? Elini kolunu sallaya sallaya sokaklarda gezen o çocuk katili kimdi? Bu sorunun cevabı geçtiğimiz hafta yani Rikki’nin ölümünden neredeyse 28 yıl sonra bulundu. Polisleri katile götüren şey ise küçük bir şeffaf bant parçasıydı….

    SORUŞTURMA 2015’TE YENİDEN BAŞLADI

    Ruth Neave, 2000 yılında hapisten çıktıktan sonra Rikki’nin dosyasının yeniden açılması ve katilinin bulunması için girişimlerde bulunmaya başladı. Nihayet onun ve o dönemdeki eşi Gary Rogers’ın çabalarıyla 2015 yılında soruşturma yeniden başladı.

    Bu kez dosyadan Cambridgeshire Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapan kıdemli polis Paul Fullwood sorumluydu. 2020 yılında emekli olmasına rağmen Old Bailey Mahkemesi’nde görülen davayı bir gün bile kaçırmadan izleyen Dedektif Fullwood’a göre, Anne Ruth Neave’in çocuklarına yönelik kötü muamelesi olmasa, cinayet çok zaman evvel çözülebilirdi.

    Fullwood, dosyanın çok daha önce yeniden değerlendirilmiş olması gerektiğini, ancak yeniden yargılama girişiminin ardındaki kişinin Neave olmasının poliste gönülsüzlük yarattığını belirterek, “Beraat etmiş olsa da Rikki’yi Ruth’un öldürdüğü hissi hep geçerliydi” diye konuştu. Fullwood, soruşturmanın yeniden açılmasının birçok kişinin kötü anılarını canlandırdığını da belirterek, “Bilinçsiz bir taraflılık vardı” ifadelerini kullandı. Fullwood, “Ruth polislerin ve kamuoyunun aklında çocuklarına eziyet eden bir anne olarak kalmamış olsa farklı bir sonuç elde edilebilirdi” dedi.

    Kendisi ilk soruşturmaya dahil olmadığından, 8 yıl önce Ruth Neave’le ilk kez görüştüğünde hiç önyargısı olmadan hareket edebildiğini de ifade eden Fullwood, “Kapsamlı bir değerlendirme yapmayı kabul ettim. 5 ay içinde davayı yeniden açmanın mahkumiyetle sonuçlanacağından emin oldum” dedi. Haziran 2015’te düzenlenen basın toplantısıyla “Mansell Operasyonu” başladı. Aynı yılın Kasım ayında da BBC Crimewatch programına çıkan polisler kamuoyunun desteğini istedi.

    Davayı yeniden açmanın önünde iki büyük engel vardı. Öncelikle çok büyük bir delil yığınının elden geçirilmesi gerekiyordu. 15 sayfa belge, yüzlerce yanlış ihbar, çoğunluğu 90’lı yıllarda ortadan kaldırılmış ya da aileye teslim edilmiş delil parçası yeniden incelenmeliydi. Fullwood ve ekibi, 1994 yılında toplanan delillerin hepsini en baştan incelemeye başladı.

    Fiziksel kanıtlardan geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Rikki’nin cenazesi de yakılmıştı zira cinayetin işlendiği dönemde DNA analizi henüz bilimkurgu bile değildi. O yıllarda yapılabilecek analizler parmak izi gibi basit incelemelerle sınırlıydı. Ancak yine de ekip eldeki kanıt dosyalarını büyük bir titizlikle incelemeye başladı. “Dosyaların arasından zarflar, zarfların içinden de bant parçaları çıktı” diye anlattı Fullwood. Kayıtlara göre, söz konusu bant parçaları Rikki’nin giysileri üzerine yapışık halde bulunmuştu.

    Fullwood ve ekibi bu bantları bir kez daha laboratuvara gönderdi. Bantların üzerinde bulunan liflerin analiziyle ortaya çok çarpıcı bir gerçek çıktı. Bantlarda James Lewis Watson isimli bir kişinin DNA’sı bulunmuştu. Savcılar bu bulguyu “davada bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi ancak DNA bulgusu tek başına Watson’ı hapse atmak için yeterli değildi.

    Cinayetin ardından polis delil bulabilmek için çöp kutularını didik didik etmişti
    1994’TE TANIK OLARAK DİNLENMİŞTİ

    Aslına bakılırsa Watson polisin yabancı olduğu bir isim de değildi. 1994’te yapılan soruşturma sırasında iki görgü tanığı Rikki’yi ölmeden kısa süre önce yanında Watson’la gördüklerini söylemiş, bunun üzerine Watson tanık olarak dinlenmişti. Nitekim Mansell Operasyonu’nu yürüten polisler de DNA analizi gelmeden önce bile Watson’ı “daha yoğun incelenmesi gerekenler” listesine dahil etmişti.

    İlk soruşturmanın en büyük problemlerinden birinin, Watson’ın olası bir sanık olarak değerlendirilmemesi olduğunu belirten Fullwood, “James Watson’ı çok kısa süre içinde gözden çıkarmışlardı. Büyük oranda Ruth Neave’e odaklanmışlardı. Bence bu yüzden yanlış yola girdiler” derken polislerin meseleye at gözlüğü ile baktığını savundu.

    Ömrünün 30 yılını bu tür davalara ayırmış olan Fullwood, Rikki Neave cinayetini “hayatım boyunca parçası olduğum en karmaşık ve zorlayıcı soruşturma” diye nitelendirirken” üç aydır devam eden ve geçen hafta sonuçlanan mahkemenin sonucunun “kendisini çok ama çok gururlandırdığını” belirtti.

    Şubat 2016’da bantların üzerinde DNA’sı bulununca, bir kez daha Watson’ın ifadesine başvuruldu. Ancak bu kez sıfatı “tanık” değil “şüpheli”ydi. Diğer yandan 1994’te toplanan tüm deliller de bir kez daha mercek altına alındı.

    Watson, o tarihte verdiği ifadesinde Rikki’yle arasında yaşanan herhangi bir fiziksel temasa dair bir şey söylememişti. Tam da bu nedenle Nisan 2016’da anlattıkları polislerin dikkatini çekti. Watson, “Filanca yerdeki yüksek bir çitin arkasını görebilsin diye Rikki’yi kucağıma aldım” demişti ama söz konusu noktada çit filan yoktu. Polislerin Rikki’nin katilini nihayet bulduklarına dair inançları her dakika biraz daha güçleniyordu.

    Öldüğünde henüz 6 yaşındaydı… 28 yıllık Rikki Neave cinayetini bir bant parçası çözdü
    1 Nisan 1981 doğumlu Watson, Rikki’nin kaybolduğu dönemde Peterborough’nun 30 kilometre doğusunda bulunan Woodgates isimli bir yetimhanede yaşıyordu. Sık sık okuldan kaçan serseri bir çocuk olarak biliniyordu. Kendisinin o zamandan bugüne tanıyanlar sorunlu bir çocuk olduğuna işaret eden bazı sıra dışı davranışlar içinde olduğunu söylemişti.

    Hakkındaki suçlamalar oldukça ciddiydi: Beş yaşındaki bir erkek çocuğunu elle taciz ettiği, küçük çocuk fotoğraflarına bakarak kendini tatmin ettiği, cinsel ilişkiye girdiği ergen bir kızın boynunu ilişki sırasında sık sık elleriyle sarmaya çalıştığı iddia ediliyordu. En tuhafı da çocuk cinayetleri meselesine duyduğu grotesk ilgiydi.

    Öğretmenlerinin anlattığına göre, Watson, Rikki’nin ölümünün ardından, Peterborough Evening Telegraph gazetesinin birinci sayfasının fotokopilerini çekmişti. Söylediğine göre Rikki’nin fotoğrafını da taşıyan sayfaları çocuk evine asmayı planlıyordu.

    Watson’ın kendi annesi de 1994 yılında polislere verdiği ifadede, Rikki’nin kaybolmasından üç gün sonra oğluyla arasında geçen ve bir çocuğun öldürülmesine ilişkin bir konuşmayı aktarmıştı.

    Watson’ın yaşı ilerledikçe suç dosyası da kabardı. Listeye 2018 yılında yetişkin bir erkeğe yönelik cinsel saldırı suçlaması da eklendi. Hüküm giydiği diğer suçlamalar arasında kundakçılık, kamusal alanda ateşli silah taşıma, mala zarar verme, sözle ya da davranışla tehdit, çalıntı mal ticareti, esrar bulundurma, başkasına ait bir motorlu taşıtı rızası olmadan kullanma ile 17 hırsızlık 11 de soygun bulunuyordu.

    James Watson, Portekiz’deki hayatının fotoğraflarını Facebook’ta paylaşıyordu
    PORTEKİZ’DE TATLI HAYAT YAŞIYORDU

    Rikki Neave cinayetiyle alakalı olarak resmen gözaltına alındıktan sonra Watson, şartlı tahliye yurdunda tanıştığı bir kişinin karavanının arkasına saklanarak İngiltere’den kaçtı. Bir süre Portekiz’de yaşadı. Bu dönemde Portekiz sahillerinde çektirdiği fotoğrafları sosyal medyada paylaşıyor yerel basına “Kaçmak çok kolay oldu” minvalinde röportajlar veriyordu. Ancak 2016 yılında iki ülkenin iş birliği sonucu yakalanarak İngiltere’ye iade edildi.

    Savcılık önce Watson hakkında kanıt yetersizliği nedeniyle yargılama yapılamayacağını açıkladı ancak Ruth Neave’in, Fullwood’un tavsiyesiyle yaptığı Kurbanların Yeniden Değerlendirme Hakkı başvurusu kabul edilince yargı yolu açıldı. Watson hakkında iddianame hazırlanması Şubat 2020’yi buldu. Ancak mahkemelerdeki yoğunluk ve Covid pandemisinin neden olduğu gecikmeler nedeniyle Watson, ancak Ocak 2022’de hâkim karşısına çıkarılabildi.

    Watson, yargılamanın son günü yani geçen perşembe hariç her gün mahkemedeydi. Mahkemedeki ifadesi sırasında oldukça sessiz sakin bir insan profili çizen Watson, geçmişte işlediği suçlardan adeta pişman gibi görünüyor, mümkün olduğunca fazla bilgi vererek adaletin tecellisine katkıda bulunmak istediğini belirtiyordu. Ancak tanık kürsüsünde sık sık kendi kendiyle çelişti. O gün yaşananlara dair birçok şey anlattı, söyledikleri sonradan sorulduğunda “Hatırlamıyorum” dedi. Örneğin babasının Cambridgeshire Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir polis memuru olduğunu söylemiş ya da yukarıda da dediğimiz gibi, var olmayan çitlerden bahsetmişti.

    Bütün bunlar Fullwood’un, Watson’ın “adaletin elinden kaçmak için polisten bir adım önde olmaya çalışan tehlikeli ve manipülatif bir birey” olduğuna dair inancını kuvvetlendiriyordu. Fullwood, “Watson konuştukça nasıl bir hayalperest olduğu daha iyi anlaşılıyordu. Önceden de ikna olmuştum ama ifadesini dinledikçe daha da fazla ikna oldum” diye konuştu.

    Paul Fullwood
    3 ay süren ve 151 tanığın dinlendiği davayı “benzersiz” diye nitelendiren Fullwood şöyle devam etti:

    “İngiltere polisinin tarihinde cinayet duruşmasının görüldüğü, annenin hüküm giydiği, ardından beraat ettiği, sonradan da polisin gelip ‘Biz bunu yeniden soruşturmaya çalışacağız’ dediği çok fazla dava yoktur. Üstelik çok farklı şüpheliler bulduk.”

    Jürinin müzakere sürecinin uzaması nedeniyle yine bir sonuç çıkmayacağına inandığını ve Nisan 2023’te davayı yeniden açmak için gerekli planlamayı yapmaya çoktan başladığını da ifade eden Fullwood, Watson’la ilgili karar ilk okunduğunda duyduklarına inanamadı.

    Rikki’nin davası İngiltere’deki ortalama bir cinayet davasının üç katı büyüklüğünde. Yakın geçmişte bundan daha karmaşık tek bir yargılama yapıldı o da 10 yaşlarındaki Holly Wells ile Jessica Chapman’ın 2002 yılında Soham’de öldürülmesiyle ilgiliydi.

    Öldüğünde henüz 6 yaşındaydı… 28 yıllık Rikki Neave cinayetini bir bant parçası çözdü!
    Peki ya Neave ailesi? Sağlık sorunları nedeniyle mahkemeye gidemeyen Ruth Neave, ertesi gün emniyet müdürlüğünde bir araya geldiği Fullwood’a sarılıp teşekkür etti. Neave’in anneleriyle görüşmeyen kızları ise Fullwood’la ayrıca iletişime geçerek minnettarlıklarını dile getirdi.

    Fullwood, Watson’ın suçlu bulunmasının Rikki’yi geri getiremeyeceğinin farkında ancak en azından Neave ailesinin bir parça huzura kavuşmasını sağladığını umuyor. Sıradaki beklentisinin Neave ile kızlarının arasının bu sayede biraz düzelebilmesi olduğunu söyleyen Fullwood, “Hiçbir zaman mükemmel ya da uyumlu bir aile olmayacaklar belki ama bir orta nokta bulunabilir” diye konuştu.

    Watson mı? Onun kaderi de 9 Mayıs günü yapılacak ceza duruşmasıyla belli olacak…

    Rikki’nin kız kardeşleri Sheradyn ve Rochelle
    The Telegraph’ın “How a piece of Sellotape unlocked one of Britain’s most notorious cold cases” ve The Guardian’ın “Guilty verdict for 1994 murder of Rikki Neave ends 27-year mystery” başlıklı haberlerinden derlenmiştir.

  • Görüntüleri izleyince ortaya çıktı! Tayt hırsızına  suç duyurusu… ‘Bir sürü çamaşırın içinden sadece benimkiler kayboluyordu’

    Görüntüleri izleyince ortaya çıktı! Tayt hırsızına suç duyurusu… ‘Bir sürü çamaşırın içinden sadece benimkiler kayboluyordu’

    Ankara’da lise öğrencisi Y.Ç.’nin (17) kuruması için 1’inci kattaki balkona asılan taytını 2 sandalyeyi üst üste koyarak üzerine çıkıp alan ve koklayan N.T. hakkında genç kızın ailesi, avukatları aracılığıyla ‘cinsel taciz’ suçundan suç duyurusunda bulundu.

    Şüpheli N.T. gözaltına alındı. Daha önce de balkona astığı 2 taytının çalındığını söyleyen Y.Ç., “Bir sürü çamaşırın içinden sadece benim taytlarım ortadan kayboluyordu. Daha önce de arabayla beni takip ettiğini hissetmiştim. Ya arkadaşlarım ya da babaannem dershane çıkışı bana eşlik ediyordu. Bu olay benim psikolojimi bozdu” dedi.

    Olay, önceki gün Keçiören ilçesi, Aşağı Eğlence Mahallesi’nde meydana geldi. Lise öğrencisi Y.Ç., kuruması için 1’inci kattaki evin balkonuna astığı taytı bulamayınca binanın güvenlik kamerası görüntülerini inceledi. Görüntülerde tanımadığı birinin 2 sandalyeyi üst üste koyup üzerine çıkarak taytı eline alıp kokladıktan sonra uzaklaştığını gören Y.Ç., durumu ailesine bildirdi. Aile de polise şikayette bulundu.

    GÖZALTINA ALINDI

    Polisin çalışmasıyla şüpheli N.T. yakalanıp gözaltına alındı. Aile, avukatı aracılığıyla ‘Cinsel Taciz’ suçundan suç duyurusunda bulundu. Y.Ç. daha önce de balkona astığı 2 taytının çalındığını belirterek, “Bir sürü çamaşırın içinden sadece benim taytlarım ortadan kayboluyordu. En sonunda komşumuzun güvenlik kamerası görüntülerinde şahsın 2 katlı 1 sandalyeye çıkarak elindeki fırçayla taytımı çaldığı ve kokladığı görülüyor. Geçen gün balkona astığım taytımı kurumadığı için ipten almadım. 10 dakika sonra gittiğimde Tayt yerinde yoktu. Daha önce de arabayla beni takip ettiğini hissetmiştim. Ya arkadaşlarım ya da babaannem dershane çıkışı bana eşlik ediyordu. Bu olay benim psikolojimi bozdu” dedi.

    Ailenin avukatı Mücahit İsmail Ağalday da ‘cinsel taciz’ suçundan suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “O kadar çamaşır arasında sadece müvekkilime ait çamaşırın alınması burada şahsın amacının Hırsızlık olmadığını, cinsel taciz amacıyla bunu aldığını göstermektedir. Emniyetten müjdeli haber geldi ve yakalandı. Bu kişi müvekkilimi takip ediyor ve aile fertlerinin çamaşırları balkonda asılı olduğu anda yalnızca tayt çalınıyor. Bu eylem, 3 kez daha gerçekleşiyor. Umuyoruz ki en kısa sürede yargılaması olur ve hak ettiği cezayı alır. Türk Ceza Kanunu (TCK) 2 ile 5 yıl arasında ceza öngörmektedir. Ama dediğimiz gibi TCK 43’üncü maddesi uyarınca cezanın artırılması uygulanacağı için ceza daha da artırılacaktır. Ayrıca müvekkilim Üniversite sınavına hazırlandığı için bu olaydan dolayı ruh hali de etkilenmiştir ve derslerine odaklanamamaktadır. Bu kişinin kadın tuvaletlerine girdiği, farklı evlerden kadın çamaşırları aldığı biliniyor ama bununla ilgili de elimizde somut bir delil yok” diye konuştu.

  • Hadise ve Mehmet Dinçerler’in apar topar evlenmesinin nedeni ortaya çıktı

    Hadise ve Mehmet Dinçerler’in apar topar evlenmesinin nedeni ortaya çıktı

    Yaz aylarında düğün yapmayı planlayan Hadise ve Mehmet Dinçerler çifti, 30 Nisan’da sessiz sedasız nikah masasına oturdu. Çiftin evlilik tarihini neden öne çektiğinin sebebi de ortaya çıktı.

    Geçtiğimiz günlerde bir süredir aşk yaşadığı iş insanı Mehmet Dinçerler ile sessiz sedasız hayatını birleştiren şarkıcı Hadise, son olarak Kıbrıs’ta sahne aldı.

    Hadise, sahne öncesi basın mensuplarıyla evliliği hakkında konuştu.

    Hadise, geçtiğimiz ocak ayında ayında Mehmet Dinçerler’den evlilik teklifi almıştı.

    İş insanının teklifine ‘Evet’ diyen şarkıcı, güzel haberi sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Tektaşını gösteren popçu, “Bölümümüz şimdi başlıyor” notunu düşmüştü.

    Dinçerler de sevgilisinin paylaşımın altına ‘Mrs. Dinçerler’ yorumunu yapmıştı.

    Mayıs ayında dünyaevine girecekleri konuşulan ünlü çift, 30 Nisan’da Çırağan Sarayı’nda nikâh masasına oturdu. Sürpriz törene ait fotoğraf paylaşılmazken, iki isim de haklarında çıkan haberlere sessiz kaldı.

    Bayramı Kıbrıs’ta geçiren 36 yaşındaki şarkıcı, hayranlarına müzik ziyafeti sunarken, Mehmet Dinçlerler ile evlilik haberini sahnede doğruladı.
    ‘Prenses’ şarkısını söyleyen güzel popçu, “Bu şarkıyı yıllardır söylüyorum ama evlendikten sonra ilk defa seslendireceğim.

    Prenses şarkımda şöyle bir şey söylüyorum; ‘Prensesler gibiydim baba evinde’. Eşim bana gerçekten kraliçe gibi bakıyor. Prenses değil, kraliçe gibi. Ona buradan teşekkür ediyorum her şey için. Beni bu kadar güzel sevdiği için, hep yanımda olduğu için” ifadelerini kullandı.

    İKİ BAYRAM ARASI UĞURSUZLUK OLMASIN DİYE…
    Çırağan Sarayı’nda birbirlerine ‘evet’ diyen aşıklar, sosyal medyada fotoğraf paylaşılmaması için davetlilerden ricada bulundu.

    Geçtiğimiz haftalarda da imam nikahı kıydıran ünlü şarkıcı Hadise ile Mehmet Dinçerler’in nikahı erkenden sessiz sedasız yapmalarının nedeni ortaya çıktı.
    İddiaya göre, çift iki bayram arası uğursuzluk olduğuna inandıkları için nikah törenlerini de erken bir tarihe aldı.
    İkilinin düğün yapıp yapmayacakları ise henüz bilinmiyor.

  • Eğlence ve sanat dünyasının tanınmış isimleri sosyal medyadan ailelerinin ve sevenlerinin bayramını kutladı

    Eğlence ve sanat dünyasının tanınmış isimleri sosyal medyadan ailelerinin ve sevenlerinin bayramını kutladı

    Eğlence ve sanat dünyasının tanınmış isimleri sosyal medyadan ailelerinin ve sevenlerinin bayramını kutladı. İşte sosyal medyada ünlülerin Ramazan Bayramı mesajları…

  • Baş parmağınıza otuz saniye üfleyin vücudunuza neler oluyor görün

    Baş parmağınıza otuz saniye üfleyin vücudunuza neler oluyor görün

    Birkaç saniye baş parmağınızı üfleyin! Bakın neye etki ediyor Sağ ya da sol elinizin baş parmağını havaya kaldırın ve üstüne üflemeye başlayın!

    Öyle bir pozitif etkisi var ki bakın o ne?……………HABERİN DEVAMI İÇİN FOTOĞRAFA TIKLAYIN

  • Tilki kuyruğu

    Tilki kuyruğu

    “Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için kuyruğunu kesmek zorunda kalmış.
    Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde,

    ‘Kuyruğunu neden kestin’

    diye sormuş.

    Kuyruğu kesik olan,

    ‘Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum. Şimdi o kadar mutluyum ki adeta sevincimden havalara uçuyorum’ demiş…


    Bunun üzerine, diğer tilki de kuyruğunu kesmiş.
    Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş.

    Hemen diğer tilkiye gelip;

    ‘Neden bana yalan söyledin çok canım acıdı’ demiş.

    Tilki;

    ‘Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen onlar asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler’ demiş.

    Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu anlatmışlar.

    Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler..

    Çoğunluk onlara geçince bu seferde kuyruğu olanlarla dalga geçip onlara eziyet etmeye başlamışlar…”
    Aman dikkat..!

    Bu aralar bizde de kuyruğu kesik tilkiler çoğalmaya başladı.

    Aslında son derece acı vermekte olan kendi durumlarını çok güzel bir şeymiş gibi takdim etmekteler.

    Toplum içinde ikilik yaratarak herkesi kendilerine benzetmek için uğraşmaktalar.

    Kuyruğunu keseni hemen kendi yanlarına alıyorlar.

    Kesmeyenle de uğraşmaya devam ediyorlar.

    Alay edip, dışlayarak kamplaşma yaratıyorlar.

    İçinde bulundukları durumun ne kadar acı verici olduğunu anlamak için kuyruğumuzu kesmemize gerek kalmasın.

    Aman dikkat diyelim…

    Kuyruk gittikten sonra durumumuzu anlamanın bir faydası olmaz.

    Kuyruk acımızla kalırız öylece..

  • ÖYKÜ KARAYEL OĞLUNUN FOTOĞRAFLARINI YAYINLADI BEĞENİ YAĞDI!

    ÖYKÜ KARAYEL OĞLUNUN FOTOĞRAFLARINI YAYINLADI BEĞENİ YAĞDI!

    Mutlu evlilikleriyle ünlüler dünyasının örnek çiftleri arasında yer alan Öykü Karayel ile Can Bonomo, yaklaşık bir yıl önce oğulları Roman’ı kucaklarına almışlardı.

    Sosyal medya hesaplarından sık sık keyifli anlarını yayınlayan ünlü çiftten yeni bir kare geldi. Bonomo, eşi ve oğlunun kendisine yaptığı sürprizle havalara uçtu.

    ‘Kuzey Güney’ dizisiyle şöhreti yakalayan oyuncu Öykü Karayel ile 2018 yılından bu yana mutlu bir evlilik sürdüren şarkıcı Can Bonomo, geçtiğimiz nisan ayında oğlu Roman’ı kucağına almış ve ilk kez baba olmanın mutluluğunu yaşamıştı.

    Eylül ayında oğlunun yüzünü göstererek kural bozan 34 yaşındaki Bonomo, son olarak eşi ve oğlunun kendisine yaptığı sürpriz ziyareti paylaştı.”BONOMO ÇETESİ” Ünlü isim, geçtiğimiz aylarda eşi Öykü Karayel ve oğluyla bu pozunu, “Bonomo çetesi!” notuyla paylaşmıştı. Takipçileri Can Bonomo’nun gönderisine, “Bu kadar mı babaya benzer ya?” ve “Yine bir ana, bir babayı doğurmuş” şeklinde yorumlar yapmıştı.

    SÜRPRİZ ZİYARET Dün Beykoz’da konser veren Can Bonomo’yu kuliste ziyarete eşi ve oğlu geldi. Bu sürprizi paylaşan ünlü şarkıcı, adeta sevinçten havalara uçtu. Bonomo, fotoğrafına; “Sürpriz yapılmıştır babaya” notunu düştü.