Yazar: admin

  • Alzheimer hastalığını önlemek için beyninizi kullanın ve küçük bir test yapın: Resimde bir kelebek, bir yarasa, bir ördek var, bulabilir misiniz?

    Alzheimer hastalığını önlemek için beyninizi kullanın ve küçük bir test yapın: Resimde bir kelebek, bir yarasa, bir ördek var, bulabilir misiniz?

    Dikkat testleri beyni aktif tutar, aktif beyin de alzaymır hastalığından büyük oranda korunur. Siz de bu tür dikkat isteyen bulmacalar, testler çözün beyniniz ışıl ışıl olsun.


    Hala bulamadıysanız galerimizde sizin için işaretledik. Aşağıdaki küçük resimlere tıklayın

    Alzheimer nedir?
    Alzheimer, yaygın görülen bir demans türü olup beyin hücrelerinin yok olmasına neden olan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer’da erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler. Sosyal beceriler, davranışlar ve mantıklı düşünme yeteneği de zamanla olumsuz etkilenir. İleri evre Alzheimer hastaları çoğunlukla bir kişiyle karşılıklı olarak sohbet edebilme yeteneğini kaybeder, kendilerine yöneltilen sorulara ve çevrelerinde gelişen olaylara yanıt vermekte güçlük çekmeye başlar. Hastalık çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki bireyleri etkilese de daha genç başlangıçlı örneklerine de sıklıkla rastlanması nedeniyle bir yaşlılık dönemi hastalığı olarak nitelendirilemez.

    Alzheimer belirtileri nelerdir?
    Alzheimer hastaları, genellikle bilişsel ve davranışsal alanda performans düşüklüğü şikayetleriyle kliniklere başvurur. Hastalığın başlangıç evresine dair belirtiler daha hafif olmakla birlikte ileri evredeki hastalarda bulgular daha belirgindir. Alzheimer başlangıcı belirtileri genellikle küçük çaplı hafıza sorunları olmakla birlikte son günlerdeki konuşmaların, yaşanan olayların unutulması; kişilerin, nesnelerin ve yerlerin isimlerinin hatırlanamaması gibi semptomları içerir. Hastalığın daha da ilerlemesi ile birlikte en yaygın şekilde görülen Alzheimer belirtileri şunlardır:

    Bilinç bulanıklığı
    Kişinin bulunduğu ortama adapte olmakta zorlanması
    Kişinin iyi bildiği yerlerde kaybolması
    Konuşma ve dil becerilerine ilişkin sorunlar
    Saldırganlık, aile ve arkadaşlarından olağan dışı taleplerde bulunma, çevreye karşı şüphe duyma gibi kişilik bozukluklarının gelişimi
    Halüsinasyon ve sanrılar
    Motivasyon ve öz saygı düşüklüğü
    Kişilerin günlük aktivitelerini yardımsız yapmakta zorluk çekmesi
    Kişinin hatırlayamadığı olayları inkar etmesi
    Kaygı ve depresyon

    Yukarıdaki belirtiler genellikle hastalığın ilk olarak teşhis edildiği dönemde sıklıkla görülen semptomlardır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bu belirtiler şiddetini artırarak hastanın aile bireylerini tanıyamaması, yakın geçmişini tamamen unutması ve kendini dahi tanımakta güçlük çekmesi gibi çok daha ileri boyutlara ulaşır. Bu durumda hastalar genellikle günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri için bir bakıcıya muhtaç hale gelir.

    Alzheimer nedenleri nelerdir?
    Alzheimer, uzun yıllardır bilimsel araştırmalara sıklıkla konu olan bir hastalık olsa da hastalığın gelişim nedeni henüz kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bununla birlikte hastalığın ortaya çıkışında risk faktörü olarak değerlendirilen, bir diğer deyişle hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği üzerinde durulan olası nedenler şu şekildedir:

    İleri yaş
    Ailede Alzheimer öyküsünün bulunması
    Down sendromlu olmak
    Geçmişte yaşanan kafa travmaları
    Uyku düzeni bozuklukları
    Yetersiz fiziksel aktivite
    Obezite
    Sigara kullanmak veya sürekli olarak sigara dumanına maruz kalmak
    Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol
    Kötü kontrollü tip 2 diyabet hastalığına sahip olmak
    Yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenmek

    Alzheimer hastalığının iki farklı cinsiyetteki görülme sıklığını araştıran çalışmalara bakıldığında kadın cinsiyette Alzheimer hastalığnıın görülme sıklığının erkek cinsiyete oranla hafif düzeyde daha yüksek olduğu görülür. Fakat bu durumun kadınlarda ortalama yaşam süresinin daha yüksek olması ile de ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Hastalığın gelişiminde risk faktörü olarak değerlendirilen yukarıdaki nedenlerin haricinde Alzheimer hastaları üzerinde yapılan beyin dokusu incelemelerinde ölen beyin hücrelerinin çevresinde görülen beta amiloid plaklarına rastlanır. Hastalarda bu oluşumlara ve beyin hücrelerinin ölümüne neden olabilecek faktörlerin araştırılmasına yönelik çalışmalar gelecekte hastalığın kesin nedeninin belirlenebilmesi için bir umut ışığı teşkil eder

    Alzheimer teşhisi nasıl konulur?
    Alzheimer hastalığının teşhisine yönelik net olarak bilgi verebilen bir ayırıcı tanı testi bulunmaz. Dolayısıyla hastalığın teşhisinde pek çok tıbbi tanı testi bir arada değerlendirilir. Hastalığa ilişkin belirtilerle sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar nöroloji kliniklerine yönlendirilir. Nöroloji uzmanları tarafından öncelikli olarak hastanın detaylı şekilde öyküsü alınır. Bu aşamada hastanın yanı sıra ailesi veya yakın çevresine de bazı soruların yöneltilmesi gerekebilir. Tıbbi öykünün alınmasından sonra hastalarda nörolojik işlevler, denge, duyu, davranış, hafıza ve refleksleri ölçen çeşitli taramalar yapılır. Tanının desteklenmesi ve benzer hastalıkların varlığına ilişkin olasılıkların ekarte edilmesine yönelik olarak kan testleri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntülemesi (MR) gibi uygulamalar ve depresyonun araştırılmasına yönelik kişilik taraması testleri de uygulanabilir. Alzheimer hastalığı bazı genetik hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiğinden bu hastalıkların araştırılması amacıyla gen taramalarının da uygulanması gerekebilir. Buna ek olarak Alzheimer hastalığının gelişiminde rol oynadığı öne sürülen APOE-e4 adlı genin araştırılmasına yönelik gen taramaları da uygulanabilse de bu yöntem geçerliliği kanıtlanmış bir tarama yöntemi değildir. Yapılan tüm bu tanı testlerinin sonucunda Alzheimer hastalığına yönelik şüpheleri artırıcı bulguların elde edilmesi durumunda Alzheimer testi olarak da bilinen bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesine yönelik testler de yapıldıktan sonra hekim tarafından hastalığın kesin teşhisi konulabilir.

    Alzheimer tedavisi nasıl yapılır?
    Alzheimer hastalığını işaret eden yukarıdaki belirtileri yaşayan kişiler vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hekim tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda Alzheimer teşhisi alan hastalarda tedavi süreci hastanın yaşı, hastalığın ilerlemişlik düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar da göz önünde bulundurularak kişiye özgü olarak planlanır. Alzheimer hastalığının bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Fakat bazı uygulamalar ile hastalığın hastada oluşturduğu semptomların azaltılması veya ortadan kaldırılması ve hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması mümkündür. Alzheimer hastalarının ev ortamında gerekli düzenlemeler yapılmalı ve özellikle de yalnız yaşamak zorunda olan hastalar için evde unutkanlığı önleyici ve hatırlamayı kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır. Bunlar evin belirli yerlerine asılacak notlar veya dikkat çekici işaretler olabilir. Bilişsel stimülasyon terapileri gibi bireysel veya toplu olarak uygulanabilen psikiyatrik terapiler hafızanın güçlendirilmesine, problem çözme ve dil becerilerinin korunabilmesine katkıda bulunabilir. Hastalığa ilişkin semptomların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hekim tarafından birtakım ilaçların kullanımı önerilebilir. Donepezil, Rivastigmin, Takmin gibi kolinesteraz inhibitörleri ile Memantin gibi ilaçlar bu amaçla en sık kullanılan ilaç türleridir. Bu ilaçlar direkt olarak hastalığa yönelik tedavi aracı olmayıp semptomatik tedavinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

    Ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan fakat henüz hastalığa ilişkin bir teşhis almamış bireylerde hastalığın kesin oluşum nedeni bilinemediğinden yalnızca risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınabilir. Bunlar sigara kullanımından kaçınmak, hareketli yaşam tarzını benimsemek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemlerdir. Ayrıca bu bireylerin Alzheimer hastalığına ve hastalığı işaret eden belirtilere ilişkin farkındalık sahibi olmaları sağlanmalıdır. Eğer siz de kendinizde veya bir yakınınızda hafızaya ilişkin sorunlar gibi Alzheimer belirtileri gözlemliyorsanız, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve hastalığın araştırılmasına yönelik olan muayene ve gerekli tanı testlerini yaptırmalısınız. Hastalığın teşhis edilmesi durumunda tedavi sürecine bir an önce başlanmasını sağlayarak hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilirsiniz.

  • Kenger Otu Faydaları Nelerdir? Ne İşe Yarar?

    Kenger Otu Faydaları Nelerdir? Ne İşe Yarar?

    Pek çok bitki gibi kenger otu faydaları da insan sağlığı açısından önem taşır. Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilmesi nedeni ile tanınan bitki, papatyagiller ailesinden olup kenger otu bitkisi nasıldır diye sorulur ise öncelikle çok yıllık bir bitki olduğu söylenir.

    Mor ve kırmızı olan kenger otu olgunlaşma döneminde sarımsı bir renge bürünür.

    Kenger otu kurak iklimi seven bir bitki olup, yaz aylarında sıcağın çok yoğun olduğu yerlerde daha fazla yetişir. Ülkemizde de Ege, Akdeniz, Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetişir. Kenger otu, bu bölgelerin yüksek yerlerinde ve dağların sarp kayalık taraflarında kendiliğinden büyür.

    enger otu nedir, bitkiler dünyasında olan her bitki gibi kenger otu da insan sağlığına pek çok fayda sağlar. Kenger otu faydaları özellikle tansiyon ve şeker hastalığına karşı bulunur ve bu rahatsızlıklara karşı olumlu etkileri sebebi ile sıklıkla tüketilir. Diş sağlığına da iyi gelen ot; diş ağrılarında, diş eti rahatsızlıklarında ve diş beyazlatma da önemli bir role sahiptir.

    Kenger otunun sakızı oldukça pahalı olduğundan oldukça kıymetli otlardan biri olur. Kenger fiyatı deyim yerinde ise altın fiyatı ile kapışır haldedir. Sakızı ve dikenleri ile tam anlamıyla bir şifa bitkisi olan kenger otu faydaları açısından pek çok rahatsızlığa karşı olumlu katkılar sağlar.

    Kenger otu nasıl kullanılır sorusu için de ot kabukların soyulması ile tüketilir şeklinde cevap verilir. Otun gövdesi kesilerek içindeki süt ortaya çıkartılır ve sakız imalatında da kullanılır. Bitki ayrıca sakızı ile sütlaç yapımında da kullanılır ve tatlıya hoş bir koku sağlar. Bitki, kendine özgü karakteristik yapısının yanı sıra hoş kokuya ve tada sahiptir.

    GALERİMİZDE AŞAĞIDAKİ SORULARIN CEVABINI BULACAKSINIZ
    1 Kenger Otu Nedir ve Ne İşe Yarar?
    2 Kenger Otu Faydaları Nelerdir?
    2.1 Kenger Otu Nasıl Yenir?
    2.2 Kenger Otu Zararları Nelerdir?
    Kenger Otu Nedir ve Ne İşe Yarar?

    OKUMAYA GALERİDEN DEVAM EDİN LÜTFEN

  • Resimde ilk gördüğünüz hayvan baskın karakterinizi ortaya çıkarıyor Pekii siz ilk önce hangisini gördünüz?

    Resimde ilk gördüğünüz hayvan baskın karakterinizi ortaya çıkarıyor Pekii siz ilk önce hangisini gördünüz?

    Farkettiğiniz ilk hayvan kişiliğinizin baskın yönleri hakkında bilmeniz gerekenleri söylüyor.
    Resme hızlıca bir bakın, bakalım ilk hangi hayvanı göreceksiniz.

    İlk hangi hayvanı gördüyseniz aşağıdaki galeriden üzerine tıklayarak okuyun

  • Rüzgar Erkoçlar imajını yeniledi

    Rüzgar Erkoçlar imajını yeniledi

    Yıllar önce cinsiyet değiştirme ameliyatı ile çok konuşulan Rüzgar Erkoçlar, saçlarını kısalttı. Stilini değiştiren Erkoçlar’ın sakalını ise uzattığı görüldü


    Oyuncu Rüzgar Erkoçlar, 10 yıl önce cinsiyet değiştirip, ameliyatla erkek olmuştu. Erkoçlar, ardından 2017’de makyaj sanatçısı Tuğba Beyazoğlu ile Bahçeköy’de gerçekleşen bir düğünle nikah masasına oturmuştu.

    Mutlu birlikteliklerini sürdüren çiftten Erkoçlar, stilini değiştirdi. Erkoçlar’ın yeni imajını eşi sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla ortaya çıkardı.

    DİĞER FOROĞRAFLARINA DA BAKIN

    Tuğba Erkoçlar, Rüzgar Erkoçlar ile birlikte verdiği bu pozu Instagram hesabından, “Çok severim ki…” notuyla yayınladı. Sakal bıraktığı ve saçlarını kısalttığı görülen Erkoçlar’ın yeni tarzı takipçileri tarafından oldukça beğenildi.

  • Şevval Sam: Hamileyken 9 ay boyunca dua ettim

    Şevval Sam: Hamileyken 9 ay boyunca dua ettim

    ‘Fatih Altaylı ile Bire Bir’, renkli konuklar ve keyifli sohbetlerle Bloomberg HT’de ekran yolculuğuna devam ediyor.

    Altaylı’nın, dün akşamki konuklarından biri de ünlü oyuncu ve şarkıcı Şevval Sam oldu. Eski futbolcu Metin Tekin ile evliliğinden dünyaya gelen oğlu Tarık Emir Tekin hakkında da konuşan Sam, “9 ay boyunca dua ettim, ‘kime benzerse benzesin ama içi bana benzesin.’ diye. Çünkü ‘büyüdüğü zaman onunla iyi arkadaş olmak istiyorum.’ diyordum. Bana hiç bana benzemese de, ruhlarımız çok benziyor.” dedi

    Bloomberg HT’de çarşamba akşamları ekrana gelen “Fatih Altaylı ile Bire Bir” bu hafta da renkli konuklarıyla izleyicileri ekran başına topladı. Altaylı, dün akşamki programında; Oyuncu ve şarkıcı Şevval Sam, oyuncu Hakan Bilgin, milli güreşçi Taha Akgül ve şef Deniz Şahin’i ağırladı.

    “ÇOK KOLAY MUTLU OLUYORUM”
    Gençlik sırrını anlatan Şevval Sam, “Yaşam enerjim çok yüksek. İnsanı genç yapan nedir aslında; hevesi, merakı, enerjisi… Yüksek beklentileri olan bir insan değilim, çok kolay mutlu olabiliyorum. Beni hala heyecanlandıran şeyler var yaşamımda.” dedi.

    “DİLİMİ DEĞİŞTİRDİM”
    Eskiden daha sert cümleler kurduğunu belirten ünlü oyuncu, “Dilimi artık daha tatlı, anlaşılır ve pozitife çevirdim. Ubuntu diye bir felsefe var. Bir kabilede bir suçluyu alıyorlar ve ona güzel özelliklerini söylüyorlar. Aslında bu aynı zamanda yüreklendirici ve iyiliğe yönlendirici bir felsefe. İyi tarafları beslemek lazım. Empati geliştirici ve hassasiyet uyandırıcı cümleler kurmakta fayda gördüm. Bu yüzden dilimi biraz değiştirdim. Hassasiyetlerim ve durduğum yer yine aynı.” ifadelerini kullandı.

    “OĞLUMA HAYRANLIK DUYUYORUM”
    Sam, Metin Tekin ile evliliğinden dünyaya gelen oğlu Tarık Emir Tekin hakkında da konuştu. Ünlü oyuncu, “Babasına çok benziyor. 9 ay boyunca dua ettim, ‘kime benzerse benzesin ama içi bana benzesin.’ diye. Çünkü ‘büyüdüğü zaman onunla iyi arkadaş olmak istiyordum.’ diyordum. Bana hiç bana benzemiyor ama bana ruhu çok benziyor. Çok entelektüel bir çocuk. Samimi ve gerçek ama bir yandan da aşırı cool. 23 yaşında anne oldum, onunla büyüdüm sayılır. Hayranlık duyuyorum. O da oyuncu oldu. Bu konuyla ilgili okuması, izlemesi konusunda ayrıca hayranlık duyuyorum. Metin futbolcuydu ama o sanata daha yatkın oldu.” diye sözlerini sürdürdü.

    “ŞARKI SÖYLEMEK BENİM İÇİN KONUŞMAK GİBİ”
    Oyunculuk ve müzik eğitimi olmadığını belirten Sam, “Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü mezunuyum. Oyunculuk ve şarkıcılık, bu iki iş de hayatı öğrenmemde rehberlik etti. Hiçbir zaman şöhret hedefim yoktu.

     

    Kendi iç yolculuğunda olan biri olduğum için bunlar hep bana rehberlik etti. Aslında hayatı yeni yeni öğrendiğimi düşünüyorum. Şarkı söylemek benim için konuşmak gibi bir şey. İnsanın kendisini ifade etmesi hali var. Şarkının içine girip onu özgürce aktarmak biraz deneyimle ve hayat tecrübemle oldu. Sahne benim yaşam alanım.” dedi.

    Gelecekle ilgili temennilerini dile getiren anlatan Sam, “Müzikle ilgili yapmak istediğim birkaç proje var. Yeni bir karakter canlandırmak ve resim yapmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

  • “8 sene sesimden utandım” Yaprak Dökümü oyuncusundan yıllar sonra gelen itiraf

    “8 sene sesimden utandım” Yaprak Dökümü oyuncusundan yıllar sonra gelen itiraf

    5 sezon boyunca izleyiciyi ekrana kilitleyen efsane dizi Yaprak Dökümü’nün oyuncusundan yıllar sonra gelen itiraf…

    ‘7-8 SENE SESİMDEN UTANDIM’

    2006-2010 yılları arasında Kanal D’de yayınlanan Yaprak Dökümü dizisinin Sedef’i Seda Demir, 2.Sayfa programına konuk oldu. Demir, dizide 5 sezon boyunca annesini canlandıran Bedia Ener ile yaşadığı diyaloğu canlı yayında anlattı.

    “Bedia Ener sen asla sesinle bir dizide oynayamazsın. Sesin çok kötü’ demişti bana. Bunu teke tek kaldığımız bir gün, bir odada söyledi. O kadar etkiledi ki beni… Bir cümle hayat boyu etki edebilir. O kadar kötü hissettim ki, yaklaşık 7-8 sene boyunca sesimden utandım.”

    Seda Demir, oyunculuk kariyerine ‘Yaprak Dökümü’ dizisi ile başladı…

    ONLARI İLK NEREDE GÖRDÜK?

    Şimdilerde ekranlarda fırtınalar estiren ve milyonlarca lira kazanan oyuncuları ilk olarak nerelerde gördük, hangi dizi ve filmlerde izledik hatırlıyor musunuz?

    YAŞ 25

    2003 yılında Kampüsistan dizisi ile setlere adım atan oyuncu, Yaprak Dökümü’nde de rol aldı.

    Aylin Kontente dizide Nazlı karakterine hayat verdi. Şimdilerde Güldür Güldür ile izleyici karşısına çıkan ve iki çocuk annesi olan oyuncu Yaprak Dökümü’nde rol alırken 25 yaşındaydı…

  • Kapıcılar Kralı’nın çocuklarının bitmeyen miras davası! Mal varlığı şaşırttı

    Kapıcılar Kralı’nın çocuklarının bitmeyen miras davası! Mal varlığı şaşırttı

    Ankara’nın Çankaya ilçesinde iş merkezinde 30 yılı aşkın kapıcılık yapan Mehmet Kaşkaya, 2015’te, 88 yaşında öldüğünde mirasçılarına Çankaya’da 8, Pursaklar’da 3 daire ve 1 arsa, bankada yüklü miktarda altın ve 700 bin liralık mal varlığı bıraktı.

    Kaşkaya’nın 4 oğlu, ölümünden önce akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia ettikleri babalarının mal varlığının bir kısmını usulsüz şekilde üzerine geçirdiği gerekçesiyle kız kardeşleri Gülvade Gümüş’e 2013 yılında dava açtı. Bu süre zarfında taraflar karşılıklı onlarca dava açtı; çok sayıda rapor alındı. Ayrıca Kaşkaya kardeşler, aynı zamanda babalarına ait yaklaşık 1 kilo altın hakkında çarpıcı bir iddiada bulundu.

    Mehmet Kaşkaya, Çankaya’da iş merkezinde 30 yılı aşkın süre kapıcılık yaparken, toplam 11 daire, 1 arsa aldı, altın ve para birikimi yaptı. Selahattin, Sebahattin, Mesut ve Bayram Kaşkaya kardeşler, emekli olan yaşı ilerleyen babaları Mehmet Kaşkaya’yı 27 Kasım 2015 tarihinde ölümünden önce 2011 yılında belli bir ücret karşılığında bakımını üstlenmesi için, kız kardeşleri Gülvade Gümüş’e yakın bir eve yerleştirdi. Ancak 4 kardeş, Şubat 2013’te, kız kardeşlerinin geçen 2 yıl sürede 11 dairesinin kirasına el koyduğunu iddia ederek, babalarının vesayet altına alınması için, Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Dava dilekçesinde babalarının ‘demans’ hastası olduğunu, akli durumunun yerinde olmadığını ileri süren Kaşkaya kardeşler, babalarına tarafsız bir vasi atanmasını talep etti.

    Mahkeme de sağlık kurulu raporu için, Mehmet Kaşkaya’yı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti.

    AKIL SAĞLIĞI İLE İLGİLİ 4 AYRI RAPOR

    Kaşkaya kardeşlerin iddiasına göre; mahkemenin sevk ettiği hastane yerine Yeni Mahalle Devlet Hastanesi’nde 25 Ocak 2013’te babasının akıl sağlığının yerinde olduğu yönünde tek hekim raporu alan Gülvade Gümüş, banka hesabında bulunan 207 bin lirayı çekti. Yine aynı hastaneden 22 Nisan 2013’te aldığı raporla, babasıyla noterde 6 dairenin kendisine devrini öngören ‘ölünceye kadar bakma’ anlaşması imzaladı.

    Gümüş, 29 Ağustos 2013’te aldığı raporla da Pursaklar’da bulunan bir daireyi diğer oğlunun arkadaşının üzerine geçirdi.

    ŞOK İDDİA

    Kaşkaya kardeşler, bankadan çekilen para ile kız kardeşlerinin oğluna daire aldığını iddia ederek bu işlemin iptali için, Ankara 35’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ‘ölünceye kadar bakma’ anlaşmasının iptali için de Ankara 9’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, oğlunun arkadaşının üzerine devrettiği dairenin işleminin iptali için de 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Kaşkaya kardeşler, aynı zamanda babalarına ait yaklaşık 1 kilo altının da Gümüş tarafından alındığını iddia etti.

    KURUL RAPORU: AKLİ DENGESİ YERİNDE DEĞİL

    Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nin rapor alınması yönündeki kararı 3 Eylül 2013’te yerine getirildi. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan raporda Mehmet Kaşkaya’nın, sağlık durumunun kendi başına karar alabilecek durumda olmadığı, bu nedenle kısıtlanması gerektiği belirtildi.

    Bu rapor ve dava süresince davalılar tarafından çeşitli üniversitelerin uzman kişilerinden de benzer yönde raporlar alındı. Ankara 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi, Yenimahalle Devlet Hastanesi’nden alınan raporu dikkate alarak Kaşkaya kardeşlerin açtığı davayı reddetti.

    Mahkeme kararlarına yapılan karşılıklı itirazlar 7 yılı buldu ve dosya Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderildi. Yapılan itirazlar alınan raporlar sonrasında istinaf mahkemesi bu davayı tekrar Ankara 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme de tekrar rapor alınması yönünde karar verdi.


    ADLİ TIP AKLİ DENGESİ YERİNDE DEDİ

    Ankara 9’ncu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ‘ölünceye kadar bakma’ anlaşmasının iptali için açılan davada ise Numune Hastanesi’nden alınan rapor dışında 2 farklı rapor daha alındı. Her iki raporda Mehmet Kaşkaya’nın, akli dengesinin tasarruf tarihinde ehliyetli olamayacağı yönünde görüş bildirildi. Ancak Gülvade Gümüş’ün itirazı üzerine mahkeme Adli Tıp Kurumu’ndan, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve yeniden bir rapor yazılması yönünde karar aldı. İstanbul Adli Tıp 1’inci Üst Kurulu tarafından düzenlenen rapor ise Mart 2022’de dava dosyasına girdi.

    Rapor, iptali istenilen işlemlerin yapıldığı sırada Mehmet Kaşkaya’nın akli dengesinin yerinde olduğunu belirterek, kızı Gülvade Gümüş lehinde görüş bildirdi. Ancak Kaşkaya kardeşler, avukatları aracılığıyla bu raporun, daha önce alınan raporların aynısı olduğunu, herhangi bir inceleme yapılmadan hazırlandığını iddia ederek, Ankara 9’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde itiraz etti.

    Açılan tüm davalardaki yargılamalar sürüyor.

  • Ağlamaktan gözleri kör oldu! 34 yıldır görmüyor

    Ağlamaktan gözleri kör oldu! 34 yıldır görmüyor

    Bayburt’ya bir huzurevinde kalan Tevhik Celepi 36 yıl önce yaşadığı üzüntü nedeniyle 2 yıl boyunca ağladığını ve bu nedenle 34 yıldır gözlerinin görmediğini söyledi. Görme engelli Tevhik Celep, ahşapları oyarak, manda, keçi, koyun, horoz, ayı gibi çeşitli hayvanların figürlerini yapıyor.

    Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşayan aslen Gümüşhane’nin Şiran ilçesinden olan görme engelli Tevhik Celep ahşapları oyarak, manda, keçi, koyun, horoz, ayı gibi çeşitli hayvanların figürlerini yapıyor.

    DOĞUŞTAN GÖRME ENGELLİ DEĞİL

    36 yıl önce 1986 yılında annesini kaybeden Celep, annesini kaybetmenin üzüntüsüyle 2 sene boyunca sürekli ağladığını, ağlama hastalığına yakalandığını söyledi. Annesinin ölümünden 2 sene sonra 1988 senesinde ise ağlamaktan gözlerinin kör olduğunu kaydeden Celep, doğuştan görme engelli olmadığını, 34 yıldır gözlerinin görmediğini ifade etti.

    Gençliğinde çobanlık yapan Tevhik Celep, gözleri gördüğü yıllarda aklında kalan hayvanların şekillerini hatırlayabildiği kadarıyla yapmaya çalışıyor. Oymacılık işine merak salmasında pandeminin büyük etkisi olduğunu ifade eden Celep, “İlkokuldayken çok güzel resim yapardım. Oymacılık işine de oradan esinlenerek başladım, yeteneğim vardı çünkü. Oymacılıkla da yaklaşık 2 senedir uğraşıyorum. Salgın hastalığında (covid-19) kendime hobi edineyim, farklı bir uğraş bulayım, zaman geçsin dedim, o şekilde ahşap oyma işine başladım. Şimdi ahşaplarla, tahtalarla uğraşıyorum, vakit geçiriyorum dedi. Ahşap oymacılığının yanı sıra tohumdan ceviz yetiştiren Celep, yetiştirdiği cevizleri para karşılığında satmadığını, eşe dosta hediye ettiğini ifade etti.


    “TAHTAYA DOKUNARAK YAPIYORUM”

    Aklında kalan bütün hayvanların figürlerini ahşabı oyarak yapabileceğini söyleyen Celep, “Camışların, sığırların dövüşme şeklini yaptım, koyun, keçi yaptım. Ağaç neye benzerse, neyin şeklini verebilirsem yapıyorum. Benim gözüm görmüyor, neye benzediklerini göremiyorum, görenler bu horoza benziyor, bu ineğe, ayıya benziyor diyorlar. Gözümün gördüğü zamanlarda hayvanların şekilleri hep hatırımda, hayalimde kaldı. Çobanlık yaptım, hayvan baktım o hayvanların ne durumda olduğu, neresinde neyi var hepsi ta o zamanlardan aklımda kaldı. Ellerim gözlerim oldu, ellerimle ahşabı oyarak, tahtaya dokunarak yapıyorum bu gördükleriniz ellerimin eseri. 1 ayda bunları yapıp çıkaramadım çünkü elle yapıyorum. Aletlerimde yetersiz olduğu için aylarca yaptığım hayvanlar oluyor” dedi.

    “DOKTORUN SAĞLIĞIN İÇİN CEVİZ YE DEMESİ CEVİZ YETİŞTİRMEME SEBEP OLDU”

    Hasta olduğu dönemde doktorun kalp sağlığı açısından ceviz, kuru üzüm, kayısı yemesi gerektiğini söylemesi üzerine, akrabaları memleketi Gümüşhane’den Celep’e ceviz göndermeye başladı. Gönderilen cevizleri ekmeye karar veren Celep, kabuğundan çıkardığı cevizleri poşetlere ekerek, işe koyuldu. Cevizlerin büyüdüğünü gören huzurevi çalışanları durumu Celep’e bildirdi. Celep, poşetlere daha fazla ceviz ekmeye ve fidan yetiştirmeye başladı. Ağaçları çok sevdiğini dile getiren Celep, çocukluğundan beri ağaçlara zarar vermeyen biri olduğunu ifade etti.

    2001 yılından beri fidan yetiştirdiğini vurgulayan Celep, şöyle konuştu:

    “Ağacı çok seven biriyim, hiçbir ağacı kökünden kesmedim. Dallarından alır, fidan yetiştirirdim. Çocukluğumda arkadaşlarla hayvan otlatırdık birisi gidip değnek yapmak için ağaca zarar verse, onlara kızardım. Diyeceğim şu ki, ben çocukluktan beri ağaç seven biriyim.”

    “BİN TANE CEVİZ AĞACI DİKTİM KİMSE SAHİP OLMADI, GÖZLERİM GÖRMEDİĞİ İÇİN BEN DE KORUYAMADIM”

    Geçmiş dönemlerde köyünün, yaylasının çeşitli yerlerine ceviz ağacı, çam ağacı diken Celep, bin adet ceviz ağacı diktiğini bin ceviz ağacından geriye sadece 20-30 tane ceviz ağacının kaldığını söyledi. Köydeki ağaçlara kimsenin sahip çıkmadığını söyleyen Celep, “Köye bin tane ceviz diktim kimse sahip çıkmadı benim de gözlerim görmediği için pek ilgilenemedim. Bazılarını kırdılar, bazıları da kurudu derken 20-30 tane dikili ağacım kaldı. Yaylamıza çam diktim, çeşme getirttik yanına epey bir uğraştık ama olmadı, başaramadık bir türlü” şeklinde konuştu.

  • Silahla oyun faciayla bitti: Liseli Alp gözlerini kaybetti

    Silahla oyun faciayla bitti: Liseli Alp gözlerini kaybetti

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde, arkadaşı K.Y.’nin (16) silahla oynarken şakağından vurduğu lise öğrencisi Alp Kanıbir (16) yaralandı. Hastanede tedaviye alınan Kanıbir’in gözlerinin görme yetisini kaybettiği belirtildi.

    Olay, 27 Mart’ta, Paşakent Mahallesi Şehit Şener Köksal Caddesi’nde Paşaköy Evleri Sitesi’nde meydana geldi. Lise 10’uncu sınıf öğrencisi K.Y. ailesinin evde olmadığını söyleyip sınıf arkadaşı Alp Kanıbir ile ikiz kardeşi Mert Kanıbir’i eve davet etti.

    Evde vakit geçiren gençlerden K.Y., iddiaya göre emekli astsubay olan babasının evdeki silahıyla oynamaya başladı. Bu sırada Silah ateş aldı, Alp Kanıbir şakağından vuruldu. Kanıbir, kanlar içinde yere yığıldı. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Ambulansla Bandırma Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Alp Kanıbir, buradan da Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.

    Olayın ardından K.Y. polis tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde, arkadaşını kazayla vurduğunu söyleyen K.Y., işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece, ‘taksirle yaralamaya neden olmak’ suçundan tutuklandı.

    Olay sırasında telefon görüşmesi yaptığını söyleyen Alp Kanıbir’in ikizi Mert Kanıbir, “Böyle bir şey olacağını tahmin etmezdim. Telefonuma bakıyordum. Biriyle görüntülü konuşuyordum. Görüntülü konuşmamı kapattım. Sonra silah patladı. Tek gördüğüm şey Alp’in kanlar içinde olduğuydu. Silahla oynarken oldu, daha önce de oynuyordu zaten. Bu sefer Alp’e mal oldu” dedi.

    ‘ALP HASTANEDE, ACİL GELİN DEDİLER’

    Oğlunun yaralandığını telefonda öğrendiğini söyleyen Nilgün Kanıbir ise, “Çocuklarım ‘Anne, yarın sınavımız var. Dışarı çıkacağız. 2 saat sonra geleceğiz’ dediler. Hava da güzel olunca izin verdim. Sonra bir telefon geldi, polis memuru ‘Alp hastanede. Acil gelin’ dedi. Biz devlet hastanesine gittik. Alp’in bilinci kapalıydı. Kurşun girmiş alnından, şakağından. Bir kaşından girmiş, öbüründen çıkmış. Bandırma Devlet Hastanesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk etti. Dünden beri buradayız. Acildeydik, bu sabah bizi servise aldılar. Biraz sonra da ameliyata girecek. Gözlerinden ameliyat olacak ama büyük ihtimalle gözlerini kaybedecek” dedi.

    ‘BİR İHMAL, BİR ÇOCUĞUN İKİ GÖZÜNE MAL OLDU’

    Kurşun sağ şakağından giren Alp Kanıbir’in, yapılan kontrollerde sağ gözünün tamamen parçalandığı, sol gözünün ise görme yetisini kaybettiği belirlendi. Oğlunun yanından ayrılmayan Nilgün Kanıbir, gözyaşlarıyla şunları söyledi:

    “Oğlumun iki gözü gitti. Ve bunu hayatı boyunca taşıyacak. Ben anlamıyorum, çocukların eline bu tabancalar niye veriliyor? Niye evde tutuluyor, niye koruma altında değil? Bunlar daha 16 yaşında. Bir ihmal, bir dikkatsizlik, bir çocuğun iki gözüne mal oldu. Bir gözü zaten kapandı. İkinci gözünü de ameliyat edecekler. Ama doktorun çok umudu yok. Alnında kırıklar var. O kırıkların geçmesi biraz uzun sürebilir. Ama göz için çok üzgünüm yani. Gerçekten çok üzgünüm. Alp, daha 16 yaşında. Çok kızgınım. Bir silah nasıl korumasız bırakılabilir?”

    ‘OĞLUM DAHA 16 YAŞINDA, YAZIK DEĞİL Mİ?’

    Çalışkan ve sevilen bir öğrenci olan oğlunun, Üniversite hayalinin artık imkansız olduğunu söyleyen Kanıbir, “Üniversitede ekonomi okumak istiyordu. Tabi ekonomi çok okuması gereken bir bölüm. Artık olmayacak. Alp, bütün öğretmenleri, arkadaşları tarafından çok sevilen bir öğrencidir. Arkadaşları Alp’i çok sever” dedi.

    K.Y.’nin ailesinin olayda ihmali olduğunu öne süren anne Nilgün Kanıbir, “Hiçbir şekilde hiçbir çocuğu suçlamıyorum ben. Arkadaşı da iyi bir çocuktur. Ama niçin tabancayla oynuyor, niçin silahla oynuyor? Bütün çocuklar iyi ama onları yönlendirmesi gereken biziz. Neden benim çocuğumun başına geldi? Daha 16 yaşında. Çok uzun yıllar var önünde. Hayatı boyunca gözleri olmayacak. İnşallah çaresini buluruz. Her türlü tedaviyi deneyeceğim, her türlü çabayı göstereceğim. İnşallah eksikliğini tamamlarım ama niye böyle olsun, niye bana bu kabus yaşatılsın ki? Yazık değil mi?” ifadelerini kullandı.

  • ‘Fıs Fıs İsmail’ Süleyman Yağcı’dan çok konuşulacak sözler: O kadınlara ‘iğrenç’ diyerek hakaret ediyorum!

    ‘Fıs Fıs İsmail’ Süleyman Yağcı’dan çok konuşulacak sözler: O kadınlara ‘iğrenç’ diyerek hakaret ediyorum!

    Çocuklar Duymasın’ın ‘Fıs Fıs İsmail’i Süleyman Yağcı ‘kadınlar tayt giymesin’ ifadeleriyle gündeme gelmişti. Açıklamalarıyla tepki çeken Yağcı sözlerinin arkasında olduğunu söyledi.

    Fıs Fıs İsmail karakteriyle adını geniş kitlelere duyuran Süleyman Yağcı geçtiğimiz gün bir programa katılmış ‘kadınların tayt giymesini doğru bulmuyorum. İğrenç’ sözleriyle tepki çekmişti.

    Bugün 2. Sayfa programına konuk olan Süleyman Yağcı sözlerinin arkasında olduğunu yeniledi. Gergin anların yaşandığı programda Yağcı, kendisine ‘sapık’ diyenlere de cevap verdi:

    O KADINLARA İĞRENÇ DİYEREK HAKARET EDİYORUM

    “Benim neye ‘iğrenç’ dediğimi herkes biliyor. %10 bilmeyen var onu da giyenler ve giydirenler.”

    “Bana ‘sapık’ diyenler asıl tehlikeli olan onlardır. Ben ‘adaplı şekilde giyinsin’ diyorum. Onlar ‘bırak daha açık giysinler, biraz daha bakalım’ diye düşünenler.”

    “Bir şey için ‘çirkin’ demek beğenmemektir.”

    “Ben ‘çirkin’ demedim. ‘Çirkin’ demek başka bir şey ‘iğrenç’ demek başka bir şey. O pis manzarayı görmek kimse izlemek zorunda değil.”

    “Pisten kastım giydiği şeylerin ortada olması. Her yerinin görünüyor olması.”

    “Adap var! Eskiden de bu tayt vardı ama dikkat edilirdi.”

    “İğrenç kelimesi hakarettir, ben de öyle tayt giyenlere hakaret ediyorum.”

    ‘Kadınlara ‘iğrenç’ demiyorum ben ‘o tarza iğrenç’ diyorum. O tarz giyinen herkes benim için iğrençtir”

    YANIMDA BİRİ ÖPÜŞSE UYARIRIM!

    “Otobüste sevişen birilerini görsem onları da uyarırım. Benim yanımda kimse böyle bir şey yapamaz. Yanağından öper, el ele yürür buna bir şey demem ama otobüste metro da sıkıştırıp öpüşürse buna müdahale ederim.”

  • Online Test: Önünde Bir Kağıt Olsa Hangi Şekli Çizerdin?

    Online Test: Önünde Bir Kağıt Olsa Hangi Şekli Çizerdin?

    İnsan öyle bir mahluk ki çoğu zaman bırakın başka birini tam anlamıyla tanımayı kendini bile tanıyamaz.

    Her geçen yıl yepyeni özelliklerini keşfeder, keşfettikçe de kendiyle tanışır ancak şunu belirtmeliyiz ki ömrünün sonu da gelse insan kendimi artık tam anlamıyla tanıdım diyemez.

    İşte insanın kendini, bilinç altını keşfetmesi için bazı online test teknikleri geliştirilmiştir. Bu testler sayesinde insan bilinç altının en derin noktalarına kadar inebilir, o ana kadar gün yüzüne çıkmamış isteklerini, sakladıklarını, kendine dahi itiraf edemediği ihtiraslarını bulabilir. Kiminin bilinç altında hep bastırılmış bir canavar yatarken kiminin de bilinç altında sürekli ağlayan bu yalan dünyada hiçbir isteği gerçekleşmemiş, hep bastırılmış, boynu bükük, gözleri yaşlı bir çocuk yatar. Kişinin içinde bulunduğu çevre ve şartlar o çocuğun isteklerini yerine getirmeye elverişli değildir çoğu zaman. İşte bu yüzdendir ki insan bambaşka şeyler yaşamayı arzularken gerçekte kendini bambaşka bir hayat yaşıyorken bulabilir. Ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un “İvan İlyiç’in Ölümü” romanında da dediği gibi “Kim bilir belki de yaşadığımız hayat, yaşamak istediğimiz hayat değildi.” Umarız ki bu gerçeği İvan İlyiç gibi siz de ölüm döşeğinde fark etmezsiniz. Çok daha önceden farkına varır ve yüreğinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.

    Haydi bakalım sözü çok uzatmayalım. Bu test ile ruhunun derinliklerine iniyoruz, sen cevapla, biz psikolojini yorumlayalım
    GALERİDEN SEÇİMİNİZİ OKUYUN

  • Doğum için gün sayan Seray Sever’in baba özlemi: Çok acı çekiyorum

    Doğum için gün sayan Seray Sever’in baba özlemi: Çok acı çekiyorum

    İkiz bebeklerini kucağına almak için gün sayan Seray Sever, 8 Mart’ta babasının ölümü ile sarsılmıştı. Zor günleri atlatmaya çalışan Sever, duygularını sosyal medya hesabında dile getirdi.


    ‘Babam içimde yaşıyor’ diyen Seray Sever, karnı burnunda fotoğraflarının altına şu notu düştü:

    “Zaman hızla akıp geçiyor… Yaşadığımız boyut tam bir dualite; doğum ölüm, sevinç, üzüntü, kahkaha, ağlama saymakla bitmez. İnsanoğlu bu iniş çıkışlarla, hem hiç ölmeyecekmiş gibi doyasıya yaşamak hem de yarın ölecekmiş gibi farkındalık geliştirmek durumunda. Her aldığımız nefes şükür sebebi… Her an çok kıymetli, özellikle sevdiklerimizle paylaştığımız! Çok şanslıyım böyle bir babanın evladı olduğum için; diğer taraftan çok acı çekiyorum bu kadar yüksekten düştüğüm için…”

    Doğum için gün sayan Seray Severin baba özlemi: Çok acı çekiyorum
    “Yine de onun istediği ve beklediği şekilde yoluma devam edeceğim. Dimdik ve güçlü, yaşama sarılarak, anıları yaşatarak ve beklentilerini karşılayarak canım babam. Kızlarımız en büyük motivasyonum. Allah’ım onları lütfuyla, kolaylıkla, sağlıkla ve hayırlısıyla kucağımıza almayı nasip etsin en büyük duam. Anne olmak isteyen her kadın için deneyimlerimi ve yolumu bir bir paylaşacağım. “

    “Biz elimizden geleni yapalım ve gerisini Rabbim’e bırakalım. Ben son aylarda insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu kendi yaşadıklarımla anladım. İnsan acılarla büyüyor, evriliyor. Her şeye farklı bir perspektiften bakabilmek, inançlı olmak, evrende her şeyin enerji olduğu bilincinde olmak ve hiçbir şeyin kaybolmadığını idrak edebilmek dayanma gücü veriyor. Akıştayım, tevekküldeyim ve canım babam içimde yaşıyor. En güvenli yerde…”