Yazar: admin

  • Leyla Sayar: Evlerini Fakirlere Dağıtan Yıldız

    Leyla Sayar: Evlerini Fakirlere Dağıtan Yıldız

    Bir zamanlar erkeklerin yüreklerini hoplatan bir kadının evliya olduğu iddia edip tüm malını mülkünü ihtiyaç sahiplerine nasıl dağıttığının öyküsü bu…

    Kıydiği kıyafetlerle olay olan bir oyuncunun laikliğe aykırı davrandığı öne sürülerek nasıl savcılık tarafından içeri alındığının hikayesi bu…

     

    Bu hikaye defalarca aşk yaşamış, metres rollerinde oynamış, plajlarda en cesur giysileri giymiş, bakışlarıyla insanları peşinden sürklemiş bir değişmişin dansözlükten kara çarşafa uzanan enteresan hayatını peygamber efendimizi rüyasında defalarca nasıl gördüğünü anlatır. Leyla sayar Çerkes bir anne ve Selanik göçmeni bir babanın çocuğu olarak 27 Aralık 1939’da İstanbul’da dünyaya geldi. Henüz 15 yaşındayken Amerikan kız kolejinde okurken filmcilerin dikkatini çekmeyi başarmıştı.

    Kendi güzelliğine her daim güvenen Leyla Sayar vucudunu sergilemekten asla çekinmiyordu. Güzel yüzününün yanına muhteşem fiziğini de ekleyince 1954 yılında Caddebostan plaj güzeli seçildi. İlk başarısını böylece almış oldu.Ünlü olmanın hayallerini kuran Leyla Sayar Ankara devlet tiyatrsunda eğitim almaya başladı. Hayali O dönemin en popüler yıldızı olan cahide sonkudan daha iyi olmaktı. 17 yaşına geldiğindeyse Yıldız Dergisi’nin düzenlediği artist yarışmasına katıldı ve orada açık ara farkla birinci oldu ama bu yarılşmaya katıldığı içinde kolejden atıldı…

    Eğitim hayatı bu yüzden yarım kalacaktı. 17 yaşında küçücük bir kızın ışıl ışıl parlaması yapımcıların iştahını kabartmış ona hemen film teklifi yapmışlardı. İlk filmi 1957 yapımı hüseyin peyda ve semih serezlini başrolünde olduğu üç garipler filmi olur. Komedi türünde olan bu filmde oldukça başarılı bir performans sergileyen leyla sayar birden tüm türkiyenin tanıdığı bir isim haline geldi. Sonrası belliydi… Ardı arkası kesilmeyen filmler gelmeye başladı… Duvaklı göl 1958 Bizim mahalle 1959 Ayşecik 1960 yaban gülü 1961 ver elini istanbul 1962 çapkın hırsız 1963 beş şeker kız 1964 ve daha yüzlercesi…

    Leyla Sayar Cahide Sonku’nun bile önüne geçmiş 50 li ve 60 lı yılların en önemli yıldızı olmuştur 25 yılda 200 den fazla filmde rol aldı. Masum kız rolleriyle başladığı sinema hayatı wamp seksi kadın rolleriyle devam etmişti. Son filmi ise 1970 yılında yapılan ankaram ekspresi olur sonra birden sinemayı bırakır ne olduğunu anlamaz kimse. Dansözlük yapacağını söyler. O yıllarda muzaffer temayla da fırtınalı bir aşk yaşamaktadır. Muzaffer tema bunu kabul etmez sen oyuncusun senden dansöz olmaz der. Bu çatışma bir süre devam eder ve anlaşamayan çift kısa sürede ayırlır.

    Leyla sayar dansöz olmasını kabul eden Erdal Kasidecioğlu ile 1974 yılında evlenir ancak bir yıl sonra onunla da ayırlır. Ardından bir dönem Sağlık Eski Bakanı olarak görev yapan merhum Yıldırım Aktuna’yla birlikte olsa da bu aşk uzun sürmez. İzleyici de onun dansöz olmasını hazmedemez. sinemada onu seven izleyiciler bu durumu hiçbir zaman kabullenemez. Daha önce hiç böyle bir iş yapmamış olduğu için, Kudret Şandıra’dan bir hafta ders alır. Ancak dansözlük hayatı sinema hayatı kadar başarılı olmaz. Pavyonlarda gazinolarda eğlence mekanlarında sahneye çıkan leyla sayar sinemaseverlerin tepkileri üzerine dansözlüğü bırakır… Ve tam o sırada herkesin şaşıracağı bir durum yaşanır dansözlüğü bırkaır bırakmaz tesettüre girer.

    Kimse ne olduğğunu anlmaz bile ve ortalıktan birden sihirli bir şekilde kaybolur… Dönemin wamp kadın oyuncusu cesur kıyfetlerle sahnelerde erkekleri coşturan o kadın bir den bambaşka bir insana dönüşmüştür. LEYLA SAYAR Leyla Sayar, 1939 senesinde İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen kökeni Çerkezdir. Kısa bir dönem Ankara Devlet Tiyatrosu’nda eğitim aldı. 17 yaşına bastığında 1957 senesinde Yıldız Dergisi’nin tertiplediği artist yarışmasında başarı kazanarak ilk sinema filmi olan 1958 senesinde çekilen “Üç Garipler” filmiyle sinemaya ilk adımını attı.

    Arkasından“Duvaklı Göl, “Dertli Irmak” gibi filmlerde rol aldı. Leyla Sayar katılmış olduğu güzellik yarışmasında Türkiye ikincisi olmuştur. Dönemin vamp ve ateşli kadın rolleri denildiğinde ilk akla gelen oyuncudur. O yıllarda bir çok sinema oyuncusunun yaptığı gibi sahneye de çıktı Leyla Sayar, ancak dansöz olarak sahne aldı. Daha önceki yıllarda hiç böyle bir iş yapmamış olması sebebiyle, Kudret Şandıra‘dan bir hafta kadar ders alarak 1972 senesinde çıktığı sahnede şansı pek yaver gitmedi. Filmlerini beğenerek izleyenler onu sahnede dans ederken izlemekten pek hoşlanmayınca sanat hayatını erken noktaladı.

    1976 yılında kendini dine adadı ve hidayete kavuşmanın hazzını ve mutluluğunu hissetti. 35 yıl sonra 2011 yılında yaşadığı bu münzevi yaşamadan kendi tabiri ile “sıkılarak” normal bir hayata dönüş yapmıştır. Leyla Sayar, 9 senede yaklaşık 170 film çevirdi. 35 yıl Nişantaşı’nda bulunan evine kimseyi sokmak istemeyen Leyla Sayar, evinde elektrikli hiç bir alete yer vermemektedir.

    LEYLA SAYAR ÖZEL HAYATI Leyla Sayar, zamanın Eski Sağlık Bakanı rahmetli Yıldırım Aktuna bey ile beraber oldu. Sinema oyuncusu Muzaffer Tema ile kısa bir süre aşk yaşadı.

    Bunların haricinde sadece tek bir kez evlilik yaptı. Leyla hanım bir röportajında Benim halam Amerikalı olan bir petrol kralıyla hayatını birleştirmişti. Bana hep Amerika’yı anlattı. “Sen Türkiye de huzurlu olmazsın, senin karakterin Amerika da yaşamaya çok müsait” diye beni etkilemeye çalışırdı. Ama ben bir türlü gitmeye cesaret edemezdim. Zaten nasıl gideyim ki Amerika’ya? Burada herkes “Çok güzelsin” diye etrafımda dönüyordu. onların teşvikiyle güzellik yarışmasına katıldım. Sonrasında yine beni Amerika’dan pek çok kez çağırdılar ama ben Ülkemde mutlu olacağımı fark etmiştim artık. Oraya gitmemin hiç bir esprisi kalmamıştı diye belirtmiştir. Leyla Sayar 2016 senesi 22 Temmuz akşamı İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.

  • Eşek sütünde ölüm riski! İçince bu hale geldi…

    Eşek sütünde ölüm riski! İçince bu hale geldi…

    Antalya’da litresi 100 liradan satılan ve kanserden astıma, mide hastalıklarından cilt sorunlarına birçok hastalığa şifa olduğu öne sürülen eşek sütünün hiçbir faydasının olmadığı, sütü içen bir kadının ise alerji nedeniyle ölümden dönüp, bilimsel makalelere konu olduğu ortaya çıktı.

    Akdeniz Üniversitesi’nden Farmakoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Usta, “Faydalı bile olsa bu fiyatlarda satılması doğru değil. Kanseri önlediğine dair hiçbir çalışma yok. Basit bilgilerle ‘kansere iyi geliyor’ denmesi suistimaldir” dedi.

    Antalya’daki çiftliklerde üretilen, kanserden mide rahatsızlıklarına birçok hastalığa faydalı olduğu öne sürülen ve litresi 80-100 liradan alıcı bulan eşek sütünün, bilimsel olarak kanıtlanmış hiçbir faydası olmadığı ortaya çıktı.

    Anne sütüne çok yakın özellikte olduğu iddia edilerek yıllarca eşek çiftliği sahipleri tarafından vatandaşa satılan sütün, yurt dışında bilim insanları tarafından araştırılıp, makalelere konu olduğuna, kesin olarak kanıtlamış bir faydası olmamakla birlikte alerjik reaksiyon gösterebildiğine dikkat çekildi.

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Usta, fiyatından da yola çıkılarak çare arayan insanların bu arayışlarını kullanarak bir suistimal uygulandığını anlattı. Prof. Dr. Usta, “İşin içinde suistimal var. Faydalı bile olsa bu fiyatlarda satılması hiç doğru değil. Her hayvanın sütü, o hayvanın gelişimi için uygundur.

    Anne sütü de insana uygundur. İçindeki proteinlerin ölmemesi lazım. Eşek sütünü öyle koşullarda içiriyorlar ki bir süre sonra o proteinler ölüyor ve hiçbir faydası kalmıyor. Kanseri önlediğine dair hiçbir çalışma yok. Bu kadarcık basit bilgilerle ‘kansere iyi geliyor’ denmesi bir suistimaldir” diye konuştu.

    Eşek sütünün ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli sonuçları olduğuna da dikkati çeken Prof. Dr. Usta, “Bir kadın bu sütten içtiği için vücudu alerjik reaksiyon gösterdi. Ölümle sonuçlanacak kadar kötü bir duruma geldi.

    25 yaşındaki bir kadın eşek sütü içtikten yalnızca 5 dakika sonra alerjik reaksiyonla karşılaşıp, ölümün kıyısına geldi. 2017 yılında British Association of Dermatologists dergisindeki makalede kadının gözlerinin şiştiği, vücudunun değişik noktalarında kızarıklar ve kabarcıklar oluştuğunun ele alındığı belirtilerek, eşek sütünün kadında yüksek alerjenik reaksiyona sebep olduğu bildirildi” dedi.

    ‘HASTALIĞINIZA İYİ GELMEDİYSE HAKKINIZI ARAYIN’

    Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, birçok üründe tüketiciyi aldatmaya yönelik ilan ve reklamların internette paylaşıldığını söyledi. Gündüz, “Bu durumdan dolayı biz de çok büyük sıkıntıdayız. Bilimsel bir karşılığı olmadan ‘kansere çok iyi geliyor’ diyorlar. Sütün 10 lira olan litresi bir anda 100 liraya çıkıyor.

    Tüketici de bir fayda saylayacağı algısına kapılarak bu rakamı veriyor. Ancak bu ürünler vadedildiği gibi kullanıldığında bir işe yaramazsa bu firmalarla ilgili hak arayışına da girebilir. Siz bu parayı verdiyseniz ve karşılığını alamadıysanız tüketiciyi yanıltmaya yönelik bir harekettir” diye konuştu.

    ‘BU ÜRÜNLERE YÖNELMEYİN’

    Hastalıklara iyi geldiği söylenerek satılan ürünlerin çoğunun bilimsel olarak kanıtı olmadığını belirten Gündüz, şunları söyledi: “Tıp zaten ilerlemiştir ve bu tür hastalıklara bilimsel olarak müdahale edilmektedir. Tüketicilerimiz, doktorlarına ve sağlık kuruluşlarına danışmadan bu tür ürünlere yönelmesin. Örneğin bazı ürünler için Türkiye ve dünyadaki sağlık kuruluşlarından ‘sağlığa yararlı’ olduğu konusunda belgeler alınmıştır ve fiyatları yüksektir. Bu ürünlerin tıbbi olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Ancak bu ürünlerde böyle bir durum söz konusu değil.”

  • Efsane ikili Oya-Bora: Müziği bırakmadık pop kulvarından ayrıldık

    Efsane ikili Oya-Bora: Müziği bırakmadık pop kulvarından ayrıldık

    90’lar listeleri yapıldığında Oya-Bora ikilisi hep en tepede yerini alır. Onlar, “Ara Beni”, “Sevme Zamanı”, “Bana Bir Masal Anlat Baba” gibi eskimeyen şarkıların yazarları, aşklarını müziklerine taşıyan nadir sanatçılardandır. Oya Küçümen ve Bora Ebeoğlu ile bir araya geldik. 1997’de çıkardıkları son pop albümünün ardından neler yaptıklarını konuştuk…

    ◊ Müzikle ilk etkileşiminizi hatırlıyor musunuz?

    Oya Küçümen: Tiyatro ve müziğin içine doğdum. 17 yaşındayken “Batı Yakası Hikayesi” müzikalinde rol aldım. Ardından “Küçük Adam Ne Oldu Sana” müzikli oyununda başrol oynadım. Abim Cem Küçümen, klasik gitar öğretmeniydi. Evde sürekli ses egzersizleri yapıyorduk. Babam Zihni Küçümen, tiyatro sanatçısı ve yönetmendi.

    Bora Ebeoğlu: Öğretmen ve memur bir anne babanın oğlu olarak Ankara’da doğup büyüdüm. Müzik benim için doğuştan gelen bir merak oldu. Kulağım hep radyoda ve şarkılardaydı. İlkokul ve ortaokulda, flüt, mandolin dersleri ve koroda şekillenen müzik zevkim, daimi olarak hayatıma yerleşti.

    ◊ Müziğe olan yeteneğinizi ilk nasıl keşfettiniz?

    Oya Küçümen:

    Küçükken evde iki abimle şarkı söylerken… Müzikli tiyatro yapıp komşuları çağırırdık.

    Bora Ebeoğlu: İlk kez babamın öğretmenlik yaptığı Cumhuriyet Lisesi balosunda. O yılın Eurovision birincisi “Save Your Kisses For Me” şarkısını İngilizce okuyarak sahneye adım attım.

  • Pakize Suda için ablası vesayet davası açtı

    Pakize Suda için ablası vesayet davası açtı

    İzmir’in Çeşme ilçesinde yaşayan oyuncu, yazar Pakize Suda’ya (71), ‘akıl zayıflığı’ yaşadığı belirtilerek opera sanatçısı ablası Ayşe Suda tarafından vesayet davası açıldı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda düzenlenen rapor üzerine mahkeme, Pakize Suda’ya yeğeni Dilara Elagözlü’nün (46) vasi olarak atanmasına karar verdi.

    İzmir’in Çeşme ilçesinde yaşayan oyuncu, yazar Pakize Suda, 2016 yılında ilk olarak kanser tedavisi gören kardeşi Nuran Suda’yı ertesi yıl ise annesi Sehavet Suda’yı kaybetti. Suda, opera sanatçısı ablası Ayşe Suda ve yeğenleriyle teselli bulmaya çalıştı. Pakize Suda’nın ‘akıl zayıflığı’ yaşadığını belirten ablası, vesayet davası açıldı. Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Ayşe Suda, davanın dilekçesinde, Pakize Suda’nın kardeşi ve annesinin ölümü nedeniyle psikolojik sıkıntılar yaşadığını ifade etti. Yakın akrabası olarak geriye kendisiyle birlikte 2 çocuğunun yani yeğenlerinin kaldığını söyleyen Ayşe Suda, farklı kentlerde yaşadıklarını, pandemi nedeniyle yüz yüze görüşemeseler de sürekli telefonla konuştuklarını belirterek “Son 1 yıl içinde eskiden ‘demans’ olarak tahmin ettiğimiz akıl zayıflığı başlangıcının artık daha ağır bir alzheimer hastalığına dönüştüğünü gözlemledik. Kendisini sağlık raporu alması için hastaneye gitmeye ikna edemedik” dedi.

    ‘SIKLIKLA CÜZDANINI KAYBEDİYOR’

    Dilekçede Pakize Suda’nın sıklıkla cüzdanını kaybettiğini belirten Ayşe Suda, “Kimliğini kaybettiği için nüfus dairesine birden fazla kez bu sebeple müracaat etmişliği var. Banka çalışanları da bu durumu bildiğinden kendisine talep ettiğinden daha az para veriyor. Bu tarz maddi kayıplar ve zararlar dışında kamu açısından da zararlı olabilecek eylemlerde de bulunmaya başladı. Bir gün beni arayarak evindeki perdeleri yaktığını ve zor söndürdüğünü söyledi. Hem kendisi hem çevresi için tehlike arz etmeye başlamıştır” dedi.

    Kamuya mal olmuş ünlü bir kişi olması nedeniyle kendisini tanıyan ve akıl zayıflığını fark eden kişilerin parasını çalabildiğini belirten Ayşe Suda, acil olarak vasi tayin edilmesini istedi.

    ‘KENDİ İŞLERİNİ GÖRECEK GÜCE SAHİP DEĞİL’

    Bunun üzerine geçen11 Kasım’da vesayet davası açıldı. Mahkeme, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda, Pakize Suda için Sağlık Kurulu Raporu düzenlenmesini istedi. Hazırlanan raporda, Pakize Suda’nın bugünkü haliyle akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olmadığı iradesinin verdiği kararlar ve hareketleri üzerinde olumsuz etki yapacağı, kendi işlerini görecek güce sahip olmadığı belirtildi. Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi, rapor üzerine davayı karar bağlayıp, talebin kabulüyle Pakize Suda’nın CMK’nın 405’inci maddesi uyarınca kısıtlanmasına, kendisine Dilara Elagözlü’nün vasi olarak atanmasına karar verdi. Pakize Suda, vasisi yeğeni Dilara Elagözlü birlikte yaşamaya başladı.

    Teyzesinin iyiliği için vasi tayini istediklerini belirten Dilara Elagözlü,, “Vasi tayin edilmem öncesindeki bazı parasal işlemlerin teyzemin durumunu kötüye kullanarak yapıldığını düşünüyoruz. Bu konular mahkemeye intikal ettiği için daha fazla açıklama yapmamız mümkün değil” dedi.

  • Onur Saylak ve Tuba Büyüküstün’ün ikizleri büyüdü!

    Onur Saylak ve Tuba Büyüküstün’ün ikizleri büyüdü!

    Sinema, televizyon, müzik ve sahne dünyasının bazı ünlülerinin çocukları da en az onlar kadar ünlü.

    Onların da attığı her adım takip ediliyor. Ama öyle ünlüler var ki onlar çocuklarını kameralardan, objektiflerden saklıyor. İşte ünlüler ve onların tanınmayan çocukları…

    Ünlü oyuncu Onur Saylak, menajer eşi Gözde Yılmaz’ın doğum günü için sürpriz bir etkinlik düzenledi. Doğum gününe Saylak’ın Tuba Büyüküstün ile evliliğinden dünyaya gelen ikizleri Toprak ve Maya da katıldı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Onur Saylak, menajer eşi Gözde Yılmaz’ın doğum gününü kutladı. Etkinliğe Saylak’ın Tuba Büyüküstün’den olan ikizleri Maya ve Toprak (9) da katıldı. Sosyal medyada ikizlerin fotoğrafını paylaşmayan Saylak ve Büyüküstün’ün çocuklarının büyüdüğü görüldü.

    Saylak, iki kızı ve Gözde Yılmaz ile evliliğinden dünyaya gelen Deniz Ali ile objektiflere poz verdi.

    Ünlü oyuncu, altı yıl evli kaldığı Büyüküstün’den boşandıktan üç sene sonra Yılmaz’la nikah masasına oturmuştu.

    Sinema, televizyon, müzik ve sahne dünyasının bazı ünlülerinin çocukları da en az onlar kadar ünlü. Onların da attığı her adım takip ediliyor. Ama öyle ünlüler var ki onlar çocuklarını kameralardan, objektiflerden saklıyor. İşte ünlüler ve onların tanınmayan çocukları…

  • Mucize doktor… Öğrencilerine anlatıyordu kendisi yaşadı

    Mucize doktor… Öğrencilerine anlatıyordu kendisi yaşadı

    Beyin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Peker, 2012 yılında İstanbul’da bir sempozyumda konuşma yaparken, kürsüde beyin kanaması geçirdi. Pekçoğu Türkiye’nin en iyisi, 100’den fazla beyin cerrahının arasında ilk müdahalesi yapılarak hızla hastaneye kaldırıldı. O gün onun ilk operasyonunu gerçekleştiren Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci “Hayatımın en zor hastasıydı çünkü işlem odasından çıkıp haber vereceğim yakınları, onlarca beyin cerrahıydı” dedi. Bir ay sonra ikinci işlemini yapan Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Çizmeli ise “Ben ilk tomografisini gördüğümde Selçuk’u kaybettik dedim. Ama o hepimizi şaşırttı” diye konuştu. Prof. Dr. Peker hem istatistikleri, hem meslektaşlarını şaşırtarak çok kısa sürede iyileşti ve 1,5 ay sonra mesleğine döndü.

    Özlem YURTÇU KARABULUT, Güven USTA / İstanbul (DHA)- Bundan tam 10 yıl önce, onlarca meslektaşının arasında, beyin cerrahiyle ilgili bir konuşma yaptığı sempozyumda, kürsüde aniden yere düştü ve bilinci kapandı. İlk müdahalesi çoğu Türkiye’nin en iyisi olan, beyin cerrahı meslektaşları tarafından hızla yapıldı ve hemen ambulansla hastaneye nakledildi. Anevrizmaya bağlı subaraknoid kanama, yani ölümcül bir Beyin Kanaması geçirdiği ve kanamanın boyutunun çok büyük olduğu anlaşıldığında, belki binlerce anevrizma hastasını hayata döndüren onlarca meslektaşı, hastane koridorunda büyük bir çaresizlik içinde beklemeye başladı. Ama o, meslektaşları dahil herkesi şaşırttı. 5 gün komada kaldıktan sonra çok iyi bir bakım ve mücadele ile ayağa kalktı; birkaç hafta sonra mesleğine dönmeyi başardı.

    Şimdiye dek Gamma Knife Radyocerrahi tedavisiyle binlerce hastaya şifa veren Beyin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Peker, Anevrizma Farkındalık Ayı’nda kendi yaşadığı anevrizma deneyimini ilk kez Demirören Haber Ajansı’na anlattı. Başarılı girişimsel işlemlerle kanamasını durdurup onu hayata döndüren nöroradyoloji uzmanı arkadaşları ise o günü anlatırken hep aynı cümleyi kullandı: “Hayatımızın en zor hastasıydı. Hem arkadaşımız hem meslektaşımızdı. Ama o imkansızı başardı ve böylesine büyük bir kanamayı hiç hasarsız atlattı.”

    DERSLERDE ÖĞRENCİLERİNE ANLATIYORDU KENDİSİ YAŞADI

    Derslerde öğrencilerine anlattığı en ölümcül tablolardan birini kendisi de yaşayan Prof. Dr. Peker, hala ilk birkaç saatini hatırlamadığı o günü şöyle anlattı: “Aralık 2012’de, Beyin Cerrahisi Derneği’nin İstanbul’da düzenlemiş olduğu bir sempozyumda benim de konuşman vardı. Açılış yapılmış, konuşmacılar sahneye çıkmışlar, daha sonra sıra bana gelmiş. Ben sahneye çıkmışım ve konuşmamın ilk iki dakikası içinde başım ağrıyor başım dönüyor diyerek aniden sırt üstü yere düşerek bilincimi kaybetmişim. Hala o anları hatırlamıyorum. Tabii salonda bütün beyin cerrahı arkadaşlarımız var. Hızlıca ilk müdahaleyi yapmışlar solunum yolumu açık tutmuşlar ve ambulansa haber vermişler. Oradan doğruca en yakın hastaneye kaldırılmışım. Hastanede yapılan tetkiklerim sonucunda da subaraknoid kanama tespit edilmiş. Subaraknoid kanama, beynin etrafını dönen, beyni saran zarların arasındaki kanamadır. Bu kanamaların çok büyük bir kısmı da beyin damarlarındaki baloncukların yani anevrizmanın patlaması sonucu ortaya çıkıyor. Bende de 2 tane baloncuk tespit edilmiş. Bunlardan bir tanesi patlayarak beni o hale sokmuş.”

    “HER 30 KİŞİDEN BİRİNDE ANEVRİZMA VAR, KANARSA ÖLÜM RİSKİ YÜZDE 50’DEN FAZLA”

    Eylül ayının Anevrizma Farkındalık Ayı olduğuna da dikkat çekerek bilgi veren Prof. Dr. Peker, “Anevrizmaya aslında toplumda çok nadir de rastlanmıyor. Yani kabaca söyleyecek olursak sokakta gördüğümüz her 30 kişiden birisinde anevrizma var. Ama bunların hepsi patlamıyor. Çok az bir kısmı patlıyor. Ama eğer yırtılır da o dediğim kanama meydana getirirse, o kanamanın olduğu anda ölme ihtimaliniz yüzde 50’den fazla. Sağ kalırsanız, hayatınızı bir sakatlıkla devam ettirme riskiniz de çok yüksek” dedi.

    “ÇOK ŞANSLIYIM Kİ MESLEKTAŞLARIMIN ARASINDAYDIM”

    Böylesine büyük bir beyin kanamasından hasarsız kurtulabilmiş olmasını o anda etrafında bulunan meslektaşlarının çabası, hızlı davranması ve vakit kaybedilmeden hastaneye kaldırılarak işleme alınmasına da bağlayan Prof. Dr. Peker, sözlerini şöyle noktaladı: “Olay ilk olduğu anda zaten etrafımda 100 küsur tane Doktor varmış. Beyin cerrahı bunlar üstelik. O tabii çok büyük bir etken. Hiç vakit kaybedilmeden tüm işlemler hızlıca yapılmış. Hastane odasında kendime gelip ilk uyandığımda kamera şakası mı bu diye düşündüm. Böyle büyük bir olay geçirmişim, 5 gün komada kalmışım. Ama ilk iş ‘Hemen şu filmlerimi getirin, bir bakalım neyin nesiymiş, bana ne olmuş’ dedim. Tomografilerimi görünce, yıllarca öğrencilerime anlattığım istatistikleri aklıma getirince, aslında ne kadar büyük bir olayın içinde olduğumu o zaman anladım. Ama Allah’ın şanslı kuluymuşum herhalde. Çok hızlı iyileşme gösterdim ve hiçbir sekel kalmadan hayatıma geri döndüm.”

    KORİDORDA HABER BEKLEYEN “YAKINLARI” BEYİN CERRAHI PROFESÖRLER

    Kaldırıldığı hastanede Prof. Dr. Peker’e ilk girişimini yapan Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci o günü anlatırken “Hayatımın en stresli işlemiydi diyebilirim. Hasta hem arkadaşım hem meslektaşım. Dışarıda bekleyen ‘yakınları’ ise onlarca beyin cerrahı! Hastanede 100 küsur tane beyin cerrahı merakla dolaşıyor. 25-30 tane nöroşirürji profesörü de anjiyo odasının hemen dışındaki odada oturuyor ve üç beş dakikada bir kafayı içeri uzatıp ‘Özenç nasıl gidiyor işler?’ diye endişe içinde bekliyorlar” dedi.

    “SANIRIM BUNDAN DAHA İYİ BİR ORTAM OLAMAZDI”

    Prof. Dr. Minareci, sonrasını ise şöyle anlattı: “Bir yandan da elinizin altındaki hasta çok sevdiğiniz, değerli bir meslektaşınız ve arkadaşınız. Neyse, sonuçta her şey son derece iyi gitti, istediğimiz gibi oldu ve bu işin sonunda hepimiz de son derece mutluyuz. Ama Selçuk’a sorulsaydı ki ‘Selçuk sen hayatının bir döneminde beyin kanaması geçirmek durumunda kalacaksın, nasıl bir ortamda geçirmek isterdin?’ diye, sanırım bundan daha iyi bir ortam ve şartları tarif edemezdi.”

    “TOMOGRAFİSİNİ GÖRÜNCE SELÇUK’U KAYBETTİK DEDİM”

    Prof. Dr. Selçuk Peker’in o gün tespit edilen iki anevrizmasından biri yırtılıp kanadığı için hemen tedavi edildi ama müdahale edilmesi gereken, henüz patlamayan başka bir anevrizmasının daha olduğu anlaşıldı. Yaklaşık bir ay sonra ikinci kez girişimsel radyoloji yöntemleriyle bir operasyon daha geçirdi. O işlemi yapan arkadaşı Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Çizmeci ise o ilk günü şöyle anlattı: “Selçuk’un beyin kanaması geçirdiğini öğrendiğimizde benim çalıştığım hastanede de hazırlık yaptık, olur da getirirlerse ekip hazır olsun diye. Anevrizması kanadığına göre acilen embolize etmek lazımdı çünkü. Ancak sonra yakın bir hastaneye nakledildiğini öğrendik. Orada da yine çok deneyimli bir arkadaşımız, sevdiğimiz bir meslektaşımız, Özenç var. Hem sevindim, hem de Özenç adına dedim ki ‘Eyvah!’ Çünkü (her biri alanında en iyisi) onlarca beyin cerrahı bekliyor dışarıda. Embolizasyon ciddi bir girişimdir, çok kolay, dikensiz gül bahçesi değildir. Yarım milimetreden daha ince bir kateter ile anevrizmaya giriyorsunuz. O incecik damar duvarında 1- 2 milim hata yapsanız damarı delip kanatabilirsiniz. Ama Özenç başarıyla halletmiş haberi geldiğinde çok sevindik.”

    “HEPİMİZİ ÇOK ŞAŞIRTTI VE HİÇ HASARSIZ ATLATTI”

    İşlemin arkasından Prof. Dr. Peker’in birlikte çalıştıkları hastanenin yoğun bakımına getirildiğini de anlatan Prof. Dr. Çizmeci, sözlerini şöyle noktaladı: “Onunla beraber tomografi görüntüleri de geldi. Ben açık söyleyeyim, o görüntüleri görünce, o subaraknoid kanamanın boyutunu görünce dedim ki Selçuk’u kaybettik. Bir hastanın o noktadan dönebilmesi çok zor. Yani çok zayıf bir ihtimaldi. Ama müthiş bir mücadele, müthiş bir bakım, açıkçası benim ummadığım ve beklemediğim kadar kısa bir sürede Selçuk toparladı. Hatta birkaç hafta sonra gelip ikinci anevrizmayı kapatmam için benden işlem yapmamı istedi. Düşünsenize gerçek anlamında ölümden dönmüş birinin ikinci anevrizması için işlem yapacaksınız. Her girişim hayati risk demek. Damarlardan birinde bir yanlışlık yaparsanız, ikinci kanama dışında en iyi ihtimalle felç kalma ihtimali var. Ama çok şükür ki gayet güzel bir embolizasyon işlemi yaptık ve Selçuk hiçbir şey olmamış gibi kısa süre sonra normal hayatına dönerek hastalarına kavuştu.”

  • Mehmet Ali Erbil ilk kez açıkladı: Emel Sayın ile üç ay aşk yaşadık!

    Mehmet Ali Erbil ilk kez açıkladı: Emel Sayın ile üç ay aşk yaşadık!

    Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil’den büyük itiraf: Emel Sayın ile aşk yaşadım! Yaşadığı zor günleri geride bırakan Mehmet Ali Erbil, çok konuşulacak açıklamalara imza attı. Emel Sayın ile aşk yaşadığını söyleyen Erbil, ‘neden ayrıldığımızı açıklayamam’ dedi.

    Mehmet Ali Erbil bugün ‘Söylemezsem Olmaz’ programına telefonla bağlandı. Aşk hayatından bahseden Erbil, Emel Sayın ile birliktelik yaşadığını ilk kez itiraf etti.

    ‘Genç kuşaktan Serenay Sarıkaya’yı beğeniyorum’ sözleriyle gündeme gelen Mehmet Ali Erbil, ‘Serenay sana mesaj atsa onunla konuşur musun’ sorusuna ‘Piyasada benden önce adı çok geçmiş kişilerle birlikte olmadım, onları kınadığım anlamına gelmesin’ cevabını verdi.

    Sözlerine devam eden ünlü şovmen, daha önce hiç Magazin gündemine gelmeyen bir aşkını da itiraf etti. ‘Çok sevdiğim hala görüştüğüm, her zaman benim yanımda olan iyiliğimde kötülüğümde çok önemli bir dostum… Emel Sayın’la 3 ay kadar beraberdim. Emel Sayın hastane sürecinde beni hiç yalnız bırakmadı. Hiç kaybetmediğim, birlikte yaşadığım dostum ama neden ayrıldığımızı açıklayamam. ‘Aşkım Aşkım’ dizisinden çok önce olan bir ilişkiydi…’ ifadelerini kullandı.

    Mehmet Ali Erbil ve Emel Sayın 2001 yılında Aşkım Aşkım dizisinde birlikte başrolü paylaşmıştı. Dizi dönemin sevilen yapımları arasında yerini almıştı.

  • Ukraynalı Kristina Müslüman olarak Sivas’a gelin geldi

    Ukraynalı Kristina Müslüman olarak Sivas’a gelin geldi

    Ukrayna vatandaşı Kristina Dziubenko isimli kadın Sivas’lı Bekir Keskin’e aşık olunca önce Müslüman oldu daha sonra ise Sivas’ gelin geldi.

    Bekir Keskin isimli Sivaslı vatandaş Ukrayna’da bulunduğu sürede Kristina isimli kadına âşık oldu ve çift bir süre sonra evlilik kararı aldı. Kristina Dziubenko, evlenmeden önce Müslüman olma kararı alınca Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki bir camide tertip edilen ihtida merasimi ile Kelime-i Şehadet getirdi ve İslam dinini seçti. Daha sonrasında Bekir Keskin ile dini nikahları kıyılan çiftin ayrıca resmi nikahları da Şarkışla Belediyesi’nde gerçekleştirildi.

    Cami imamı, Kristina Dziubenko’ya Müslüman olmasının ardından başörtüsü ve Kur’an-ı Kerim hediye etti.

  • Sefalet İçinde Olduğu İddia Edilen Harika Avcı’nın Son Hali Ortaya Çıktı

    Sefalet İçinde Olduğu İddia Edilen Harika Avcı’nın Son Hali Ortaya Çıktı

    Bir dönemin unutulmaz oyuncusu Harika Avcı’nın fazla kiloları nedeniyle bıçak altına alındığı iddia edilmiş, hatta operasyondan görüntüsü de paylaşılmıştı.

     

    Ünlü sanatçı, hakkındaki bu iddiaları “algı operasyonu” diyerek yalanladı.

    Söz konusu fotoğrafın ise 2017 yılına ait olduğunu ve sanki yeniymiş gibi yayınlandığını ifade etti.Yeşilçam filmlerinde aldığı rollerle bir dönemin unutulmaz isimleri arasında yer alan ve bir süredir gözlerden uzak olan Harika Avcı’nın fazla kilolarından kurtulmak için bıçak altına yattığı iddia edilmişti. Hatta bu operasyonla ilgili görüntüleri de paylaşılan Avcı’nın yaşadığı maddi krizler ve bunalım sonucu bu kararı aldığı öne sürülmüştü.

    Hakkındaki söylentilere daha fazla sessiz kalamayan ünlü sanatçı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla bu iddiaları sert bir dille yalanladı. Tüm bunların kendisine yönelik bir algı operasyonu amacı taşıdığını ifade eden Avcı, ameliyat görüntüsünün ise 2017 yılına ait bir fotoğraf olduğunu ve sanki yeniymiş gibi yayınlandığını söyledi.

    61 yaşındaki sanatçı, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “İtibarsızlaştırmak, karalamak, hedef göstermek için şahsıma yönelik bir algı operasyonudur gidiyor ve kasıtlı olarak olaylar olduğundan farklı gösterilmeye çalışılıyor. Nefrete sevk eden, manipülatif, abartılı, asılsız, adaletsiz, vicdan yoksunu ithamlarla iddialarla karşı karşıya getirilip, polemiklere çekilmek isteniyorum. Hiç tanımadığım ya da haklı nedenlerle ilişiğimi kestiğim insanlar bile utanmadan benimle ilgili bir de şov peşine düşüyorlar. Bunlar iyi taktikler ama tutmaz.

    Öncelikle samimiyetsizler ve inandırıcı değiller. Dahası taraflı ve çelişkili oldukları her hallerinden görülüyor, üstelik tepki de alıyorlar. Çünkü Türk halkı zekidir, ben bir açıklama yapmasam dahi, kimi nereye koyacağını çok iyi bilir. En derin sevgi ve saygılarımla canlarım. “FOTOĞRAF 2017’YE AİT” Bu arada şu fotoğraf meselesi… Ben tüp mide ameliyatı yeni olmadım. Araştırmadıkları nasıl da bariz. 20 Ocak 2017’de paylaşılan bir fotoğrafı sanki yeniymiş gibi veriyorlar. Ayrıca o açıdan kim fotoğraf çekilirse çekilsin öyle çıkar.”

  • Songül Karlı’nın eski eşi Metin Yüncü hakkında hapis istemi

    Songül Karlı’nın eski eşi Metin Yüncü hakkında hapis istemi

    Sanatçı Songül Karlı’nın kendisini milyonlarca lira dolandırdığı yönünde şikayet ettiği eski eşi Metin Yüncü’nün de aralarında bulunduğu 3 sanık hakkında 10’ar yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yüncü, eski eşi Songül Karlı’nın Sultanbeyli’deki 27 milyon lira değerindeki arsasını ve otomobillerini satmakla suçlanıyor

    Sanatçı Songül Karlı’nın, kendisini milyonlarca lira dolandırdıklarına ilişkin eski eşi Metin Yüncü ve bununla bağlantılı iki kişi hakkında geçen yıl yaptığı suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlanan iddianamede, Karlı “müşteki” olarak yer alırken, 16 Aralık 2020’de Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan ve adli makamlarca serbest bırakılan Metin Yüncü, Barbaros A. ve Sezai T. “şüpheli” olarak yer aldı.

    Başsavcılık tarafından onaylanan iddianameye göre, sanıkların her birinin “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 3’er yıldan 10’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. İddianameyi kabul eden İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmanın 2022 yılının Ocak ayında yapılmasına karar verirken, tutuksuz sanıklar ile müşteki Karlı’ya tebligat gönderdi.

    “EVLİLİĞİMİZ SÜRESİNCE KASADAN 1,5 MİLYON LİRA VERDİM”

    Karlı’nın soruşturma aşamasında savcılığa verdiği ifade, iddianamede detaylı olarak yer aldı. Buna göre Songül Karlı, Metin Yüncü ile Etiler’de 2010’da arkadaş ortamında tanıştığını belirerek, şöyle devam etti:

    “Metin kendisini, zengin işadamı ve MİT mensubu olarak tanıttı. Devlet büyükleriyle ilişkileri olduğunu söylüyordu. Gözümde saygınlık kazandı. Bir süre sonra milli emlak adlı bir işe girişeceğini söyledi. Sultanbeyli’deki 27 bin metrekarelik arazimi bu iş için ipotek etmek istedi. Sadece beş günlük ipotek olacağını söyledi. Bu arazimin değeri 27 milyon liradır. Başta bunu kabul etmedim. Ortak tanıdığımız Barbaros A. milli emlak adlı ofiste çalışan biriyle beni konuşturdu. Metin’in söylediği bilgileri teyit etti. Sonrasında Metin’e noterde vekaletname verdim. Ne vekaletname verdiğimi bile okumadım. Sonra Metin ile evlendik. Bir süre sonra beni arayan biri Sultanbeyli’deki arazimi satın aldığını söyledi. Metin ile bağlantılı olan Sezai T. arazimi satmış. Metin arazinin eksper değerini öğrenmek için birine satış yapılmış gibi gösterildiğini söyledi.”

    Metin Yüncü tarafından uzun süre oyalandığını dile getiren Karlı, Yüncü’nün bir süre sonra “Sezai araziyi satmış, Bulgaristan’a kaçmış. Konya’daki MİT’çi Recep abiyle konuyu çözeceğiz.” dediğini aktardı.

    Karlı, emniyete şikayette bulunmak istediğini ancak Yüncü’nün “MİT’ten büyük devlet mi var?” diyerek kendisine engel olduğunu belirterek, devlet büyüklerine hediye alacağını söyleyerek kendisinden parça parça 50 bin lira alan Yüncü’ye, evlilikleri süresince kasadan 1,5 milyon lira verdiğini anlattı.

    “BÜTÜN EŞYALARIM HACZEDİLDİ”

    Yüncü’nün, sattığı cipin parasını da kendisine ödemediğini dile getiren Karlı, “Kendisine lüks bir spor araba satın almış. Üstüne de benim arabamın parasını almış. Spor arabanın borcunun bir kısmını senet yaptırmış. Galericiler senetleri getirip beni kefil yaptılar. Senedin vadesi gelince benden ödeme istediler. 12 bin avroluk iki senet ödedim. 3-4 ay sonra Metin, spor aracı galericiye geri verdiğini söyledi. Ancak senetler ortada yoktu. O dönem bir televizyonda program yapıyordum. Kanala haciz kağıdı geldi. Sosyal medyadan takip ettiğim butik sayfalarına da haciz kağıdı yolladılar. Çalıştığım her yerde haciz kağıdı yolladılar. 35 bin dolar, 25 bin avro ve hatırlamadığım meblağda ödeme yaptım. Evime haciz geldi, bütün eşyalarım haczedildi.” ifadelerini kullandı.

    “BENDEN ALDIĞI PARALARLA ESKİ KARISINA EV ALMIŞ”

    Songül Karlı, iddianamedeki ifadesinin devamında Metin Yüncü’nün 2017’de 2 ay boyunca ortadan kaybolunca boşanma davası açıp ayrıldıklarını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

    “Boşandıktan bir ay sonra sosyal medyadan yazan bir kişi Yüncü’nün beni dolandırdığını söyledi. Daha sonra bu kişiyle telefonla görüştük. Yüncü’nün aslında hiç parasının olmadığını, ailesinin bilgisi dahilinde eşiyle anlaşmalı olarak boşanıp benimle evlendiğini, eşine de bir sene sonra kendisine geri döneceği sözünü verdiğini, Metin’in lüks içinde eşi ve ailesiyle yaşadığını, tatillere gittiklerini öğrendim. Bunun üzerine dolandırıldığımı anladım. Hatta benden aldığı paralarla Metin, eski karısına ev almış. Boşandıktan sonra tekrar evlenmemiz için baskı yaptı, tehdit etti. Metin’in, ikizi Çetin’in kimliğini kullanarak eski eşlerini de dolandırdığını öğrendim. Hepsinden şikayetçiyim.”

  • Adıyaman’da yürek yakan olay! Yeni doğan bebeği canlı canlı gömdü

    Adıyaman’da yürek yakan olay! Yeni doğan bebeği canlı canlı gömdü

    Adıyaman’da yürek yakan bir olay yaşandı. Henüz kimliği belirlenemeyen şahıs, 2-3 günlük bebeği canlı canlı toprağa gömdü. Mezardan ağlama sesleri duyan gençler bebeği mezardan çıkardı.

    Adıyaman Eski Belediye Mezarlığında yürek yakan bir olay yaşandı. 2-3 günlük olduğu düşünülen yeni doğmuş kız bebek, canlı canlı mezara gömüldü.

    Mezarlığın yanındaki okulun öğrencileri şehitleri ziyarete geldikleri mezarlıkta bebeğin ağlama sesini duydu.

  • Arda Türkmen ile Melodi Elbirliler evlendi

    Arda Türkmen ile Melodi Elbirliler evlendi

    Yaklaşık 2 yıldır birlikte olan şef Arda Türkmen, sosyal medya fenomeni Melodi Elbirliler ile dünya evine girdi.


    200 davetlinin katıldığı geceden kareler sosyal medyada paylaşıldı.

    Türkmen, geçtiğimiz haziran ayında Bodrum’da sevgilisine evlenme teklifi etmişti.

    Melodi Elbirliler kimdir?
    1991 yılında İzmir’de doğan Melodi Elbirliler, sosyal medyada ‘Güzellik bloggeri’ olarak tanınıyor. Instagram’da yaklaşık 600 bin takipçisi bulunan Elbirliler, moda ve makyaj videoları yayınlıyor. Elbirliler, Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.