Yazar: admin

  • Altındağ’da Emirhan Yalçın’ı öld*ren k*til zanlısının ifadesi ortaya çıktı

    Altındağ’da Emirhan Yalçın’ı öld*ren k*til zanlısının ifadesi ortaya çıktı

    Ankara Altındağ ilçesinde Emirhan Yalçın’ı çıkan kavgada bıçaklayarak öld*rdüğü iddiasıyla tutuklanan 26 yaşındaki Yahya Abdo’nun ifadesi ortaya çıktı. Abdo’nun ifadesinde, ‘Daha önce görmediğim Emirhan’la parkta aniden tartışmaya başladık. Sonra kavga edince parkta bulduğum bıçak ile Emirhan’a vurdum’ dediği öğrenildi.

    İlçedeki Battalgazi Mahallesi’nde önceki gün parkta oturan Emirhan Yalçın ve Ali Yasin Güler ile akraba olan yabancı uyruklu Yahya Abdo ve Muhammed Abdo, tartışmaya başladı. Kavgaya dönen olayda Yahya Abdo, yanında bulunan bıçakla Emirhan Yalçın ve Ali Yasin Güler’i bıçaklayarak kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralı Emirhan Yalçın, dün öğle saatlerinde hayatını kaybetti. Olaydan sonra gözaltına alınan Yahya Abdo ve Muhammed Abdo, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan tutuklandı.

    Kavganın ardından Battalgazi Mahallesi’nde gerginlik yaşandı. Yabancı uyrukluların yoğunlukta olduğu mahallede toplananlar, yabancı uyruklu kişilerin iş yerlerinin camlarını kırdı, eşyalarını dışarı çıkarıp, ateşe verdi. Geç saatlere kadar süren gerginlik, polisin müdahalesiyle sona erdi.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü’nce dün akşam yaşanan olaylara ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, “Altındağ ilçemizde meydana gelen üzücü olayın ardından vatandaşlarımızı provoke edip algı oluşturmak amacıyla sosyal medyada gerçek dışı paylaşımda bulundukları ve bölgedeki ızrar olaylarına karıştıkları tespit edilen 76 kişi yakalanmıştır. Yakalanan şahısların 38’inin yağma, kasten yaralama, hırsızlık, uyuşturucu madde bulundurma/ticareti gibi diğer suçlardan kaydı bulunmaktadır. Halkımızın sosyal medya üzerinden yapılan provokatif haber ve paylaşımlara itibar etmemesi ve güvenlik güçlerimize yardımcı olması önemle duyurulur” denildi.

    ‘EMİRHAN’I DAHA ÖNCE GÖRMEDİM’

    Ankara’da parkta çıkan kavgada Emirhan Yalçın’ı bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Yahya Abdo’nun (26) ifadesi ortaya çıktı. Yahya Abdo’nun ifadesinde “Daha önce görmediğim Emirhan’la parkta aniden tartışmaya başladık. Sonra kavga edince parkta bulduğum bıçak ile Emirhan’a vurdum. Daha sonra panik yaparak kaçtım. Bu suçu işlediğim için çok pişmanım” dediği öğrenildi.

    Kaynak: Posta

  • Oğlunu Kaybeden Babanın Çocukları Hala Hayatta Olan Anne ve Babalara 9 Tavsiyesi

    Oğlunu Kaybeden Babanın Çocukları Hala Hayatta Olan Anne ve Babalara 9 Tavsiyesi

    Çocuklarınızın her daim yanınızda olacağını düşünerek hata ediyorsunuz. İşimizle ve diğer sorunlarla o kadar meşgulüz ki hayatımızdaki en değerli varlıkları unutuyoruz.

    Evlat acısını kimsenin tecrübe etmemesi söylenir. Richard Pringle ismindeki babanın Hughie ismindeki oğlu geçtiğimiz yaz beyin kanaması geçirdikten sonra hayatını kaybetti.

    Acılı baba, şimdi diğer anne ve babaların okumasını istediği 9 maddelik bir liste oluşturdu. Bütün anne ve babaların okuması gerekiyor.

    Minik Hughie henüz 3 yaşındayken hayatını kaybetti. Baba, Mirror’a “Beyin kanaması geçirme şansı sadece %5’ti. Maalesef %5’lik ihtimal gerçekleşti” dedi.


    Oğlunu kaybettikten bir yıl sonra Richard diğer anne ve babaların okumasını istediği 10 maddelik bir tavsiye listesi hazırladı.

    Okuyanlar hem duygulandılar hem de herkesin okuması için hızla paylaştılar.

    İşte Richard’ın evlatları hayatta olan anne ve babalara 10 tavsiyesi:

    “Çocuklarınızı ne kadar öperseniz öpün size az geliyor. Onları öpüp koklamaya devam edin.”
    “Onlar için her zaman vaktiniz vardır. Neyle meşgulseniz bırakın. Çocuğunuzdan önemli değil.”
    “Olabildiğince fotoğraf ve video çekin. Bir gün elinizde sadece bunlar kalabilir.”
    “Para harcamayın, vakit harcayın. Harcadığınız para ne kadar önemli? Önemli olan çocuğunuzla geçirdiğiniz vakit. Parka gidin. Yürüyün yapın. Denize gidin. Kampa gidin. Eğlenin. İstedikleri şeyler bunlar. Hughie’ye aldıklarımızı hatırlamıyorum ama beraber geçirdiğimiz vakitleri dün gibi hatırlıyorum.”


    “Şarkı söyleyin. Beraber şarkılar söyleyin. Hughie’ye dair hatırladığım en güzel şeylerden biri de arabada yan yana şarkı söylediğimiz zamanlardı. Müzik, hatırlamakta en az koku kadar etkili.”
    “Küçük şeylerle mutlu olun. Hikaye okurken, yatağa yatırırken, yemek yerken… Böyle basit eylemlerde çocuklarınızla iyi vakit geçirin.”

    “Sıkıcı şeyleri eğlenceli hale getirin. Alışveriş günleri, uzun yol seyahatleri ve diğer şeyler. Onları güldürmek için şebeklik yapın. Fıkralar anlatın. Şakalar yapın. Hayat eğlenmemek için çok kısa.”
    “Günlük tutun. Çocuklarınızla hemen her gün yaptığınız şeyleri günlüğünüze yazın. İlk kelimeleri, söyledikleri komik ve tatlı şeyler… Biz bunları Hughie’yi kaybettikten sonra yapmaya başladık. Her şeyi hatırlamak istedik. Şimdi kızımın söylediklerini günlüğe yazıyoruz. Yeni doğacak bebeğimizinkileri de yazacağız. Yaşlandığınızda bunları okuyup güleceksiniz.”
    “Her gece uyumadan alınlarına öpücük kondurabiliyorsanız, sabah beraber kahvaltı edebiliyorsanız, okula götürebiliyorsanız, evleneceklerine şahit olabilecekseniz şanslısınız demektir. Bunu asla unutmayın!

    Richard’ın yazdıklarını gözleriniz dolmadan okuyabilmek mümkün değil. Ailenin yaşadıklarını umarız ki kimse tecrübe etmek zorunda kalmaz.

    Hayat o kadar kırılgan ki babanın tavsiyelerinden hepimiz bir şeyler öğrenebiliriz. Çok geç olduğunu asla önceden farkedemiyorsunuz.

    Evlatları hayatta olan bütün anne ve babaların okuması için paylaşın.

  • Songül Karlı bu defa oğlunu harcadı

    Songül Karlı bu defa oğlunu harcadı

    Estetik operasyonları ve son dönemdeki bikinili fotoğraflarıyla gündemden düşmeyen 46 yaşındaki Songül Karlı, son dönemin adından en çok konuşulan isimlerinden biri. Yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiren Songül Karlı, bu defa oğlu Efe ile paylaştığı pozuyla gündeme geldi.

    Yaptığı estetiklerle ve cesur paylaşımlarla sık sık gündeme gelen şarkıcı Songül Karlı’nın, 2005 yılında evlendiği Baykal Gümüş’ten Efe Furkan adını verdikleri oğlu dünyaya geldi.

    Songül Karlı, 2006 doğumlu oğlunu magazin dünyasından uzak tutmaya çalışıyor.

    Hatta kendi Instagram hesabından oğlu ile çok nadir fotoğraf paylaşıyor.

    Karlı son olarak oğluyla bir karesini paylaşarak oğlunun doğum gününü kutladı.

    Oğlunun doğum gününü kutlayan Songül Karlı’nın bu pozuna “Kendin güzel görüneceksin diye oğlunu da yakmışsın” yorumları yapıldı.

    Yaptığı filtrelerle sık sık gündeme gelen Songül Karlı’nın makyaj filtresinin oğluna da yapması dikkat çekti.

    Songül Karlı daha önce de Mehmet Ali Erbil’e uyguladığı filtre ile güldürmüştü.

    ANNESİNİN POZLARINA İSYAN ETMİŞTİ

    Yazın paylaştığı bikinili fotoğrafıyla adından söz ettiren Songül Karlı, “Bir arkadaşımın oğlu çekti…

    ‘Hadi bir tane sosyal medyaya koyayım’ dedim. Olay oldu…

    Oğlum, ‘Anne YouTube’a giriyorum. Allah aşkına yapma. Hep bir yerlerin konuşuluyor’ diyor” şeklinde konuşmuştu.

  • İşte Konya k*tilinin ifadesi: Tek tek öld*rdü ve evi yaktı

    İşte Konya k*tilinin ifadesi: Tek tek öld*rdü ve evi yaktı

    Konya’da 7 kişilik Dedeoğlu ailesini öldüren Mehmet Altun’un ifadesine halktv ulaştı. Altun, sözde Dedeoğlu ailesini şikayetten vazgeçirmek üzere eve gittiğini yanına bir tabanca iki şarjör ve bıçak aldığını söyledi.


    İşte Konya katilinin ifadesi: Tek tek öldürdü ve evi yaktı
    Konya’da 7 kişilik Dedeoğlu ailesini öldüren Mehmet Altun’un ifadesine halktv.com.tr ulaştı. Altun, sözde Dedeoğlu ailesini şikayetten vazgeçirmek üzere eve gittiğini yanına bir tabanca iki şarjör ve bıçak aldığını söyledi.

    İSMAİL SAYMAZ
    Altun, sözde Dedeoğlu ailesini şikayetten vazgeçirmek üzere eve gittiğini yanına bir tabanca iki şarjör ve bıçak aldığını söyledi. Ailenin kendisine tepki göstermesi üzerine ateş ettiğini anlatan Altun, mermisi bitince yeni şarjör taktığını, evin dışına ve içine kaçan kadının yanlarına giderek öldürdüğünü söyledi.

    Altun, evin güvenlik kamerasını işlemez hale getirmek için yanında getirdiği benzinle evi yaktığını anlattı. Evi, vurduğu kadın içerideyken ateşe verdiğini kabul etti. Görüntülerde evi yakan Altun’un bir süre yanan ateşi izlediği tespit edildi. Altun, 5 Ağustos’ta savcılıkta alınan ifadesinde 3 aydır işsiz olduğunu söyledi.

    Altun, 12 Mayıs’taki ilk saldırıdan sonra Keleş ailesinin avukat araştırdığını belirterek “Ben de bu avukat arama işine dahil oldum” dedi.

    Ancak 12-22 Mayıs’taki kavgalarda taraf olmadığını belirten Altun, “Ancak bir kısım akrabalar tutuklanmış bir kısmı serbest kalmış” dedi. Altun, ifadesinde şunları söyledi

    BARIŞMAYA SİLAHLA GİTTİM: “Ben karşı tarafın şikayetinden vazgeçmesi için barışı sağlamak maksadıyla evlerine gittim. Bana bu yönde kimse görev vermedi. Eve gideceğimden kimsenin haberi yoktu. Barış için gitmiş olsam da karşı tarafın zarar verme ihtimaline binaen tedbirli gitmek istedim. Yanıma tabanca ve mermileri aldım. Üzerimde bıçak da vardı. Eve vardığımda bir kaç bayan gördüm yüzümde cerrahi maske olduğu için ilk başta beni tanıyamadılar. Kendimi belediye görevlisi olarak tanıttım ve bütün aile buradaysa bir görüşme yapacağımı söyledim. Onlar da barışın olmadığını 5 dakikaya geleceğini söyledi. Aracımla olay yerinden ayrıldım. Alakova tarafına gittim. Araçta 5-10 dakika oyalandım. Tekrar aracımla şahısların evine gittim”

    GÜZELLİKLE BELGE İMZALATACAKTIM: “Bu şahısların evde anne baba ve 5 çocuk olmak üzere 7 kişi yaşadıklarını bilirim. Metin’in uzun yol şoförlüğü yaptığını zaman zaman evden ayrı kaldığını bilirim. Metin’in evde olduğundan tam emin değildim. Tüm aile bireyleriyle barışma meselesini konuşmak istediğim için hepsinin bir araya gelmesini istedim. Ben tabancayı yüzümdeki maskeyi çıkarana kadar beni tanıyamadılar. Aile bir araya geldikten sonra oraya barışmak maksadıyla gittiğimi açıkladım. Elimdeki dosya kağıdında isimlerini yazmıştım. Benim elimdeki dosyaya bakmaya çalıştılar, amacım şahıslara güzellikle şikayetten vazgeçme dilekçesi imzalatmaktı, silah zoruyla imzalatmak değildi. Ben konuya girdikten sonra beni tanıdılar. Bana tehditlerde bulunmaya başladılar.

    ‘Kim olduğumuzu size göstereceğiz, aşiretlere haber verdik. Sizi buradan sürecekler. sizden önceki ev sahipleri nasıl evi satıp gittilerse siz de gideceksiniz’ dediler. Bu sözleri Barış ve Metin söyledi. Bayanların da benzer ifadeleri oldu. Ben kırtasiyeden kağıt aldıktan sonra olay yerine gitmeden önce kağıdı doldurmuştum. Kağıda şu ifadeleri yazmıştım; ‘Keleş aileleriyle artık herhangi bir husumetimizin olmayacağını bildiririz demiştim. Altına isimlerini yazmıştım. Bu belgeyi el yazımla ve tek başıma düzenledim’

    KAÇAN İKİ KADINI DA VURDUM: “Torbamdan çıkardığım tabancamı şahıslara doğrulttum. Bir süre konuşmaya devam ettik. Tabancayı görmelerine rağmen karşı taraf tehditlerine devam etti. Silahı doğrultmama rağmen vurmayacağımı, konuşmaya geldiğimi söyledim. En küçük kızları yerden taş alıp bana attı, geriye doğru kaçtım. Şahıslar kalabalık halde beni kovaladı. Hatta beni araya aldılar. Ben de aralarından sıyrılıp kendimi korumak maksadıyla şahıslara doğru yakın mesafeden ateş etmeye başladım. Tabancamın ağzında mermi vardı. Bir kaç kişiyi bu sırada vurduğumu biliyorum. O an kendimi kaybettim ve yerdeki şahsa da yeniden ateş ettim. Bir iki kadın evin yanına ve eve doğru kaçtı, silahımdaki mermi bitmişti.

    Bez torbamda yedek şarjörüm vardı. Şarjörümü değiştirip evin yanına kaçan bayanı daha sonra da evin içine giden bayanı vurdum. Evin yanına kaçan bayana 1 el, evin içine kaçan bayana 2 el ateş ettim. Evin içine kaçan bayan kapıyı kapatmıştı, kilitleyip kilitlemediğinden emin değildim. Kapıyı açmaya çalışmadım. Kapının yanındaki pencereden kadına doğru 2 el ateş ettim”

    KAMERALARI YOK ETMEK İÇİN EVİ YAKACAKTIM: “Olay yerine gelmeden önce, bir petrol istasyonundan aracıma benzin almıştım. Aynı istasyonun marketinden 5 litrelik su aldım. Suyu ağacın altına boşalttım ve 30 TL’lik benzini bidona aldım. Bidonun ne kadar dolduğunu bilemiyorum. Ben evde takılı vaziyette güvenlik kamerası olduğunu biliyordum. Benzin almamın sebebi öyle bir olay yaşanırsa evi ateşe verip güvenlik kamerası görüntülerini yok etmekti. Şahısları vurduktan sonra aracıma binip önce ayrılmaya çalıştığımı, sonra aracımdan aldığım benzinle evi yaktığımı hatırlamıyorum. benim zaten benzini götürme sebebim evi yakmaktı”

    KÖYÜME KAÇTIM: “Olaydan sonra memleketim olan Tepelice Köyü’ne doğru yola çıktım. Telefonumun SIM kartını çıkarıp kırdım. Ailemden kimseyi aramadım. Kimseyle buluşmadım. Aracımla 6 km kadar devam ettim. Burada aracımı terk ettim. Yanıma bez torbam ile tabanca ve bıçağı aldım. O günü köy deresinin yanında geçirdim. 1-2 gün arazide gezip meyve yiyerek hayatta kaldım. İkinci yada üçüncü gün, Üçpınar kasabasına gittim. Bir bakkaldan alışveriş yaptım. Son gün teslim olmaya karar verdim. Dağdan yola indim bir taşın üzerine oturdum. Kolluk güçleri geldi kesinlikle kaçmadım”

    KADIN İÇERİDEYKEN EVİ ATEŞE VERDİM: “Beni olay mahalline kimse göndermedi. Kimsenin bu yapacağım işten haberi yoktu. Kavganın ilk olduğu zamanlarda barışma niyeti oldu ancak karşı taraf yanaşmadı. Tabancamı bir gün önce yanıma almıştım. Neden bu kadar mermi aldığımı bilmiyorum. Arabamı bir gün önce kiraladım. Babam görmesin diye arabayı evimin 5-6 km uzağına park ettim. Hatta evime belediye otobüsüyle gittim. Evi ateşe verdikten sonra kısa da olsa izleyip izlemediğimi hatırlamıyorum. Evi ateşe verdiğimde son vurduğum bayanın evin içinde olduğunu biliyorum. Sağ mı, ölü mü olduğundan emin değildim. Evinin içine girip tek noktadan ateşe verdim. Bidonu da evin içine attım. Bayanın üzerine benzin dökmedim. Sadece evin girişindeki halıya benzin döktüm. Yanımda çakmağım vardı onunla ateşledim”

  • Tüyler ürpertici olay

    Tüyler ürpertici olay

    Ölü Sandıkları Adam Cenazesinde Dirildi! Lübnan’da bir cenaze töreninde cenazesi kaldırılan adam tabutun kalkıp hareket edince etraftaki kalabalık neye uğradığını şaşırdı. Lübnan’da ilginç bir olay yaşandı.

    Bir cenaze töreninde cenazesi kaldırılan bir adam hareket etmeye başlayınca, etrafındaki kalabalık neye uğradığını şaşırdı. Adamın nefes aldığını fark eden kalabalık, tabuttaki adama kalp masajı yaptı. Hastaneye kaldırılan adamın tedavisi devam ediyor. Adamın diriliş anına ait görüntüler sosyal medyada gündem oldu.

    TABUTTAKİ ADAM CANLANDI

    El Hirmil şehrinde, cenazesi kaldırılan bir adam hareket edince, etrafındaki kalabalık şaşkına döndü. Sosyal medyada yayınlanan görüntüler gündem yarattı. Görüntülerde bir kadının ağlayarak “cansız bedene” dokunduğu görüldü. Adamın nefes aldığını ve kıpırdadığını fark eden kalabalık, tabuttaki adama kalp masajı yaptı. Hastaneye kaldırılan adamın hayatta olduğu teyit edildi. Talihli adam tedavi altına alındı.

    https://www.youtube.com/watch?v=TG5T0W_N_sY

  • Arka Sokaklar’ın Pınar’ı, Pınar Aydın şimdi eşi ve iki oğluyla Giresun’da sakin bir yaşam sürüyor

    Arka Sokaklar’ın Pınar’ı, Pınar Aydın şimdi eşi ve iki oğluyla Giresun’da sakin bir yaşam sürüyor

    Onu ilk kez 2004 yılında “Akademi Türkiye” yarışmasında şarkı söylerken tanıdık. Ardından “Arka Sokaklar”, “Akasya Durağı” gibi çok izlenen dizilerde oyunculuk yaptı.

    Bir süre önce oyunculuğa da müziğe de ara verdi, evlenip çocuk sahibi oldu. Pınar Aydın şimdi eşi ve iki oğluyla Giresun’da sakin bir yaşam sürüyor. Setlere ve sahnelere dönüp dönmemek konusunda ise kararsız: “Ben de bilmiyorum. Ben ne planlasam hayat hep çok farklı gitti.”

  • Milas Belediye Başkanı: Alevler termik santralin dibine geldi

    Milas Belediye Başkanı: Alevler termik santralin dibine geldi

    Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat saat 21.00 itibarıyla alevler ile Kemerköy Termik Santrali arasında kalan mesafeyi gözler önüne serdi. “Durum çok ciddi. Termik santralin dibine geldi alevler” diyen Tokat, “Varsa imkan derhal gece görüşü olan uçak ya da helikopter bölgeye yönlendirilsin” çağrısında bulundu.

    Yangını yerinde takip eden Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, alevlerle termik santrali aynı karede gösteren görüntüyü paylaşıp uyarmıştı.

    “İÇİMİZ KAN AĞLAYARAK İZLİYORUZ”

    Tokat, “Uyarılarımızın, haykırışlarımızın ne denli haklı olduğunu ciğerimiz yanarak, korkuyla izliyoruz. Bunu söylemek istemezdim ama termik santralle ateş ilk defa yüz yüze geldi. Uyarılarımıza kulak asılmamasının sonucunu içimiz kan ağlayarak izliyoruz” demişti.

    “TERMİK SANTRALİN DİBİNE GELDİ ALEVLER”

    Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat saat 21.00 itibarıyla alevler ile termik santral arasında kalan mesafeyi gözler önüne serdi.

    “Durum çok ciddi. Termik santralin dibine geldi alevler” diyen Tokat, “Varsa imkan derhal gece görüşü olan uçak ya da helikopter bölgeye yönlendirilsin” çağrısında bulundu.

  • Tuğçe Tayfur babası Ferdi Tayfur’un son halini paylaştı…

    Tuğçe Tayfur babası Ferdi Tayfur’un son halini paylaştı…

    Arabesk müziğinin sevilen ismi Ferdi Tayfur, son imajıyla sosyal medyada gündem oldu. 75 yaşındaki Tayfur, beyazlamış sakalları ve saçlarıyla adeta bambaşka birine döndü.

    Uzun zamandır ekranlarda yer almayan şarkıcı-oyuncu Ferdi Tayfur, gözlerden uzak bir hayat yaşıyor. Vaktini çoğunu evinde geçiren Tayfur’un son hali dikkat çekti.

    SAÇLARI VE SAKALLARI BEYAZLADI
    Sanatçının kendisi gibi şarkıcı olan kızı Tuğçe Tayfur, sosyal medya hesabından babasının beyazlamış sakalları ve saçlarıyla yeni imajını paylaştı. Tayfur, babasının fotoğrafına “Ferdi Baba’nın hepinize selamı var” notunu ekledi. Usta sanatçının son hali büyük ilgi gördü. Kısa sürede binlerce kullanıcı fotoğrafı beğendi.

  • EYT yasası çıkarsa kimler emekli olabilecek?

    EYT yasası çıkarsa kimler emekli olabilecek?

    Çalışanların emekli olabilmek için istenen prim gün sayısını tamamladığı halde emeklilik hakkını elde edememesi ile ilgili dikkat çeken bir soru daha ortaya çıktı. Posta yazarı Ekrem Sarısui okuyuculardan gelen ‘Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) yasası çıkması durumunda ne zaman emekli olabilirim?’ sorusunu yanıtladı. İşte EYT sorusu ile ilgili son dakika haberinin detayları…

    Posta gazetesi yazarı Ekrem Sarısu Emeklilikte Yaşa Takılanlar ( EYT) ile ilgili kendisine gelen bir soruyu yanıtladı. İşte EYT’li olanların en çok merak ettiği o soru ve cevabı:

    Soru: 21 Kasım 1977 doğumluyum. Sigorta giriş tarihim 10 Mayıs 1999. Toplam 7000 gün prim ödemem var. Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) yasası çıkması durumunda ne zaman emekli olabilirim?

    Cevap: Priminiz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Askerliğiniz hakkında bilgi vermemişsiniz. Şayet askerliğinizi sigorta başlangıç tarihinden önce yapmışsanız; 6 ayını borçlanmanız halinde, 57 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. EYT’nin çıkmayacağı Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Ancak 25 yıllık sigortalılık sürenizi dolduracağınız 10 Mayıs 2024’ten sonra süre ve prim şartını sağlayıp yaşı bekleyenleri emekli edecek bir yasa çıkması halinde, siz de yararlanarak emekli olabilirsiniz. Askerlik tarihiniz ve askerlik sürenizi bildirmeniz halinde sorunuza daha net cevap verebiliriz.

    EYT ÇIKMAZSA ERKEKLER İÇİN TABLO

    EYT ÇIKMAZSA KADINLAR İÇİN TABLO

    BAŞKAN ERDOĞAN EYT AÇIKLAMASI YAPMIŞTI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan EYT ile ilgili kapıları kapattı. Yani, henüz TBMM gündeminde EYT ile ilgili herhangi bir yasal teklif bulunmuyor. İşte, EYT ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan açıklama… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaş şartı ile ilgili son açıklaması şöyle; Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) konusu; fazla uzun sürmez, kısa bir süre sonra bu olayın nasıl bir manipülasyon, ülke ekonomisini çökertmeye dönük nasıl bir adım olduğunu herkes kabul edecek ve bunun karşısında durmaya başlayacak. Bunun, ülkemize bir kazanımı yok, kaybettirir.

    EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILMAK NE ANLAMA GELİYOR?

    Türkiye’de emekli olabilmek için 3 ana kriter gerekli. Bu şartların ilki sigortalılık süresi. İkincisi ise sigorta prim gün sayısı. Son olarak ise “yaş kriteri” gerekiyor. EYT’liler prim gün sayısı ve sigortalılık süresini doldurmasına rağmen 1999’da çıkarılan yasa nedeniyle “yaş” kriterine takılmakta.

    EMEKLİLİKTE YAŞA NASIL TAKILDIK?

    EYT mağdurları, kendilerini görmek, duymak istemeyen hükümet ve ortaklarına karşı mücadelelerini sürdürüyor.

    EYT sorunu ilk kez 8 Eylül 1999’da kabul edilen 4447 sayılı kanun ile gündeme geldi.

    Kanundan önce erkekler 25, kadınlar ise 20 yıl sigortalılık süresi ve 5 bin günlük prim gün sayısı doldurmalarıyla emekli olabiliyordu.

    Ancak yasa ile emeklilik yaşı kadınlarda 58’e, erkeklerde 60’a emeklilik için gerekli prim gün sayısı ise 7 bin güne yükseltildi

    EYT YASASI ÇIKARSA KİMLER FAYDALANABİLECEK? HEMEN EMEKLİ OLUNABİLECEK Mİ?

    EYT’lilere yönelik kurulacak bir komisyonda çalışma yapılıp meclis gündemine gelir, Genel Kurul’da yapılacak oylama ile kabul edilir ve Resmi Gazete’de yayımlanıp yasalaşırsa; 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişi bulunan çalışanlar bu yasadan faydalanabileceklerdir. 4447 Sayılı Kanun ile emeklilik yaşı kadın sigortalılarda 58, erkek sigortalılarda ise 60 olarak belirlenmişti. Bu kanunda belirtilen tarihlerden önceki dönemde çalışma hayatına başlamış sigortalı çalışanların hakları kazanılmış hak olarak kabul edilecek ve neticede yeni EYT yasasından faydalanabileceklerdir.

  • Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin!

    Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin!

    Mehmet Ali Erbil, ‘Paylaş Benimle’ programına konuk oldu. Psikolog Gökhan Çınar’a içini döken Erbil, çocukluk yıllarını anlatırken gözyaşlarına boğuldu. ‘Üvey baban seni hiç mi sevmedi’ sorusuna cevap veren ünlü komedyen, ‘Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin’ dedi.

    Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil yaşadığı zor günleri geride bıraktı. Evinde geçirdiği kaza sonrası uzun bir süre yoğun bakımda tedavi gören Erbil, merak edilenlerini tüm samimiyetiyle anlattı.

    İşte Erbil’in açıklamalarından satır başları…

    Geçirdiği kaza sonrası uzun bir süre bilinci kapalı olan Erbil, ‘Çok büyük hastalıklar geçirdim, ölümün kıyısından döndük diyebilirim. 2020 yılının mucize hastasıydım.’ ifadelerini kullandı.

    Kaza anını ve sonrasında yapılan yanlışa değinen ünlü komedyen, ‘Düştükten sonra tabii akıl edemedik hemen beni aldılar yatak odasındaki koltuğun üzerine yatırdılar. Aslında ambulansı beklememiz gerekiyormuş. Öyle olunca da kaburgalarım ciğerime battı. Ciğerlerimi parçaladı. Sonra onun ameliyatını yaptılar, hepsi bir günde oluyor. O geçti bu sefer böbreklerime değdi kaburgalar, böbreklerimi ameliyat etiler. Ondan sonra pankreası deldi. 9 aylık bir yoğun bakım süreci oldu. Tabii 9 ay yatınca kaslarım zayıfladı eridi, yürüyemedim. Şimdi fizik tedaviyle ufak ufak yürüyorum ama denge sorunu var. Yüce Tanrı bana ikinci bir şans verdi. Sevenlerime çocuklarıma bağışladı.’ şeklinde konuştu. Erbil, bu durumlarda müdahale edilmeden hemen ambulansın aranması gerektiğini söyledi.

    ‘Bu hayat bana en çok kendim olmayı öğretti, duygusal olmayı… Vicdanımın sesini diledim Allah’tan koktum ve kanunlara saygılı oldum. Hiç virgüllerim olmadı. Hep noktayı koyana kadar devam ettim.’

    Daha önce yaptığı ‘sevilmemekten korkarım’ sözlerine de açıklık getiren Erbil, ‘O sevgi kaybetmek, yitirmek çok değerli bir şey yani o sevgi… Ondan çok korkardım. Bir de şöyle düşünürdüm, başıma geldi. Filmlerde olur ya ‘hastalanayım, insanlar hastanenin önüne gelsin, iyileşeyim onlara balkon konuşması yapayım.’ Nitekim öyle de oldu. Bunu düşünürken başıma geldi. ‘Ölürsem’ diye endişem yoktu ne olursa olsun her şey Allah’tan geliyor. Benim yanımdakiler çok üzüldü. Benim halimi görenler, ben yoğun bakımda olduğum için hiçbir şeyin farkında değildim. Benden çok onlar üzüldü.’ dedi.

    Çocukluğuna ait ilk anılarını gözyaşları içinde anlatan ünlü şovmen, ‘Cumbalı eski İstanbul eviydi. Hepimiz orada doğmuştuk. Annem babam ayrılınca Sarıyer’e dedemin evine gidişimizi hatırlıyorum. Taksiye bindik, kucağımda oyuncak piyano vardı. Onu mesela hiç unutamıyorum. Dört yaşımdaydım. Hiç unutamadığım diğer şey ise; annemle babamın annesi hiç anlaşamazdı. Babaannem bizi çok severdi, bizim için ölürdü o derece… Bizi o büyüttü, yazları onların yanına gelirdik. Ben konservatuvarda Ankara’da olduğum için bütün yaz ayını onun yanında geçirirdim.’ şeklinde konuştu.

    Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin
    Çocukluğunda hiç aile ilişkisi yaşamadığını belirten Erbil, ’Anne-baba ilişkisini hiç hatırlamıyorum, bir tek sünnetimizi hatırlıyorum. Kız kardeşimiz vardı bizim baba bir anne ayrı… Onunla yataktayız, biz sünnet olmuşuz o da yanımızda duruyor. Bir tek o zaman anne-babayı bir arada hatırlıyorum. Bizim doğduğumuz evde hiç anne-babayı hatırlamıyorum. Zaten hiç sevgi göremedik babamdan. Eski İstanbul beyefendisi diye onlar göstermezdi sevgililerini. Hiç kucağına aldığını hatırlamam babamın. 45 yaşında bile yanında bacak bacak üstüne atamazdık. Öyle bir terbiye görmüştük. Annem de bize öyle öğretmişti. Babamla ayrı olduğu halde ‘baba’ diyemezdik. ‘Babacım’ derdik. Bizim evin sokağın köşesinden gelirken bir ıslığı vardı rahmetlinin onu duyduk mu hazır ol duruşuna girerdik.’ dedi.

    Anne babasının ayrılma sürecinden sonra zorlu günler yaşadığına değinin Erbil, ’Annemi hatırlıyorum, o dönemler bize sevgi gösterirdi. Bizim için canla başla her şeyin üstesinden gelmeye çalışırdı. Genç bir kadındı çok genç yaşta dul kaldı. Ankara’ya teyzemin yanına gittik. Annem orada kendinden 10 yaş küçük bir doktorla tanıştı ve evlendi. Doktorla evlendikten sonra her şey tersine döndü bizim için. Adam rahmetli olana kadar hiçbir kadına yan gözle bakmadı. Ama annem bizi çok ezdirdi o adama. Annemi de çok sevdiği için tabii kıskanıyordu. Biz de büyüdükçe gözüne batmaya başladık. Evde istememeye başladı. Baskı yapıyordu… Ben 10 yaşındayım sokağa çıkıp arkadaşlarımla oynamama izin vermiyordu. Kardeşlerimle bana güzel davrandığı an pek yoktu. Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin!’ sözleriyle gözyaşlarına boğuldu.

    Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin
    * Ben her zaman maddi manevi yanlarında oldum. Bu yüzden vicdanımı çok rahat hissediyorum. Çok üzdüler ama bizi… Bir evlat olarak annem çok üzdü. İçimdeki sevgiyi boşalttı.

    Çocukken tiyatroya ilgisi olmadığına da değinen ünlü komedyen mecburiyetten yatıla okula gittiğini söyledi:

    “14 yaşımda yatıla okula girdim o da tiyatro aşkımdan falan girmedim. ‘Yatılı okul’ diye girdim. Ortada kalmayayım diye… ‘Babasının yanında üvey anne var, orada olamayacak’ bir yatılı okul arayışına girdiler evden gönderilmek gibi düşünün…

    Benim evden kurtulmak gibi bir düşüncem yoktu. Daha o bilinçte değildim. 14 yaşımda Teksasçılık oynuyordum öyle düşünün… Okul arkadaşlarım hep söyler Selçuk Yöntem’den Derya Baykal’a hepsi söyler ‘geldiğinde çocuktun’ 16 yaşından küçük almıyorlardı konservatuvara. Koca koca adamlar, üniversiteden gelmişler ben daha 14 yaşımdaydım. En kötüsü de çamaşır falan yıkamayı bilmiyorum, anneme çamaşırlarımı yıkattırmıyordu o adam. Bir komşumuz vardı ona deterjan alırdım o yıkardı.”

    Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin
    Annesine olan kırgınlığına değinen Erbil, ‘annemin el alemin adamına bizi ezdirdiğini görmek çok acı bir şeydi. Yıllarca bunu unutamadım ve içimde anne sevgisi kalmadı. Boşaldı, bir çocuğu düşünebiliyor musun anne sevgisinin kalmaması o duygunun boş kalması… Annemle bu konuda hiç yüzleşmedik. Ben bir televizyon programında bahsettim küstü bana. Yıllarca ben onların yanında oldum maddi manevi hiçbir yerde de söylemedim sanki ben iftira atıyormuşum gibi küstü.’ dedi.

    * Anneme kızgın değilim, zaten o programa kadar da kızgın değildim. O bize çektiren adama bile bakardım. Aylarca misafir ederdim. Onunla da yüzleşemedim. Bizi çok bastırdıkları için yüzleşemedik. Abim de aynı şekilde o da çok çekti.

    Mehmet Ali Erbil gözyaşları içinde anlattı: Babam sevmiyordu o adam nasıl sevsin

    Çocukken yaşadıklarından çok etkilenen ünlü şovmen kendisine bir söz verdiğini ancak yaşadıklarının etkisiyle sözünü tutamadığını söyledi:

    “Ben her gece yatılı okulda söz verirdim. ‘Bunlar gibi olmayacağım. Hiç bırakmayacağım çocuklarımı, ailemi’ diye kendi kendime söz verirdim. Sözümü yerine getiremedim. Dört kere evlendim, olmuyor işte… Yaşadıklarımdan sonra bu sözü tutmak reflekslerimin dışında gerçekleşti. Hiçbir eşimi mağdur etmedim. Hiçbirine bağırmadım. Bütün hanımlarımın çocuklarımın geleceklerini garanti altına aldım.“

    https://www.youtube.com/watch?v=4YybJ_iswyQ&t=3237s

  • Bergüzar Korel çocuklarının fotoğraflarını çekenlere isyan etti

    Bergüzar Korel çocuklarının fotoğraflarını çekenlere isyan etti

    Şu sıralar üçüncü kez annelik heyecanı yaşayan Bergüzar Korel, çocuklarının izinsiz fotoğraflarını çekenlere tepki gösterdi: Buna hakkınız olmadığını bilin artık.

    Bergüzar Korel, gittikleri plajda çocuklarını uzaktan izinsiz görüntüleyen vatandaşlara isyan etti.

    Bergüzar Korel ve Halit Ergenç, şu sıralar üçüncü çocuklarının dünyaya gelmesi için gün sayıyor.

    Oğulları Ali ve Han’dan sonra bu defa kız bebek bekleyen ünlü çift, kızlarının adının ise Leyla olacağını duyurmuştu.

    Bir süredir Bodrum’daki evlerinde tatil yapan çift sakin bir hayat yaşıyor.

    Eşi ve kendi fotoğraflarını takipçileriyle paylaşan, çocuklarını ise sosyal medyadan uzak tutan Bergüzar Korel, gittikleri plajda Ali ve Han’ın özel anlarını izinsiz çeken vatandaşlara isyan etti. Instagram’dan paylaşım yapan Korel, kendilerine anlayış gösteren ve çocuklarının fotoğraflarını çekmeyen basın mensuplarına ise teşekkür etti.

    “BUNA HAKKINIZ OLMADIĞINIZI BİLİN ARTIK”

    Hiçbir çocuğun fotoğrafının ve videosunun izinsiz çekilemeyeceğinin altını çizen ünlü oyuncu paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

    “Günler önce ailecek gittiğimiz plajda, basındaki arkadaşlar hassasiyetimizi bilip çocuğumuzu çekmemiş ve yayınlamamışken, halktan birçok insanın Han ve Ali’nin bir sürü videosunun programlarına servis edildiğini ilettiler bize.

    Halka açık bir yerde basın tarafından çekilen fotoğraf ya da videomuza hiçbir şey diyemem. Ama işleri bu olmasına rağmen, çocuğumuzun fotoğrafını, videolarını yayınlamayan bu sağduyulu arkadaşlarımızın tam tersine hangi his ile acaba bizim çocuklarımızın videoları çekilip yollanıyor bu sayfalara inanın anlamıyorum.

    Nasıl bir tatmin duygusudur bu? Fark edip uyarıda bulunduğumda ise ne yanlış anlamışlığım kalıyor, ne ben kimim ki, ne sanıyorum kendimi naletliğim. Bu çok ciddi bir mesele. Hiçbir çocuğa izinsiz dokunmayın. Fotoğrafını videosunu çekmeyin. Buna hakkınız olmadığını bilin artık”

    Kızı Leyla’ya kavuşmak için gün sayan Bergüzar Korel en son bu fotoğrafını paylaşıp altına; ‘Yuvarlana yuvarlana 25 haftayı bitirdim çok şükür’ mesajını yazmıştı.

  • Boşandıktan sonra süslediği araçla tura çıktı, halay çekip kutlama yaptı

    Boşandıktan sonra süslediği araçla tura çıktı, halay çekip kutlama yaptı

    Eşinden boşanan şahıs aracını süsleyip İstanbul caddelerinde tur attı. Ardından 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün kenarına gelen şahıs, arkadaşlarıyla halay çekip kutlama yaptı.

    İstanbul’da yaşayan şahıs, eşinden boşandıktan sonra aracını gelin arabası gibi süsletip İstanbul turuna çıktı.

    Müzik eşliğinde İstanbul caddelerinde gece gündüz demeden tur atan şahıs, kutlama yaptığı o anları da kayda aldı. Süslediği otomobiline, “No manita, no dırdır, geziyorum fıldır fıldır” yazdıran şahıs, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü geçtikten sonra aracı kenara çekti. Burada arkadaşıyla karşılıklı göbek atan ve halay çeken şahıs, boşandığı için çok mutlu olduğunu söyledi.