Yazar: admin

  • Tanju Özcan öyle bir ‘Dilber’ paylaşımı yaptı ki. Gelen tepkiler üzerine apar topar sildi

    Tanju Özcan öyle bir ‘Dilber’ paylaşımı yaptı ki. Gelen tepkiler üzerine apar topar sildi

    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, sosyal medya hesabından, ‘İnci Taneleri’ dizisindeki dans sahnesini paylaşıp, dizideki Dilber karakterindeki oyuncuyu kast ederek “Babamdan kalan tarlayı sattım, sana Bolu’dan ev aldım.

    Türkiye’nin en güzel şehri Bolu’ya bekliyoruz” dedi.
    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, sosyal medya hesabından İnci Taneleri dizisindeki oyuncu Hazal Ergüçlü’nün pavyonda dans ettiği sahneyi Bolu’nun havadan görüntülerinin yer aldığı videoyla birleştirip paylaştı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    “BABAMDAN KALAN TARLAYI SATTIM, SANA BOLU’DAN EV ALDIM”

    Özcan, sahnede dans eden ‘Dilber’ karakterine seslenerek, “Babamdan kalan tarlayı sattım, sana Bolu’dan ev aldım. Türkiye’nin en güzel şehri Bolu’ya bekliyoruz” dedi. Özcan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma tepkiler gelince paylaşımı sildi.

    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan paylaştığı gönderiye gelen tepkiler sonrası sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

    “ŞEHRİN TANITIMI İÇİN PAYLAŞTIM”

    Özcan, popüler olan bir sahne ile birlikte Bolu’nun reklamını yapmak için mizah yaptığını söylerek, “Dizinin tanıtım fragmanında ağırlıklı olarak bu sahne kullanıldı. Milyonlarca paylaşım aldı. Ben de siyaseten bunu fırsata çevirdim ve esprili bir şekilde kullandım. Şehrin tanıtımı için kullandım” ifadelerini kullandı.

    “BEN KLASİK BİR SİYASETÇİ DEĞİLİM”

    “Ben klasik bir siyasetçi değilim” diyen Özcan, “Türkiye’de sevenimiz varsa bu sebepten. Siyasetin esprili yönünü öne çıkararak zaman zaman böyle paylaşımlar daha önce de yaptım, yapmaya da devam edeceğim” dedi.

    Dizinin legal bir dizi olduğunu belirten Özcan, bu dizi fragmanının haftalardır her yerde döndüğünü ve milyonlarca insanın bu sahneyi izlediğini söyledi. Kadın kardeşlerimize son derece saygım var diyen Özcan, “Orada Türkiye’de çok izlenen bir görüntüyü paylaşmak suretiyle Bolu’nun ne güzel bir şehri olduğunu vurgulayarak şehrimin reklamını yaptım” ifadelerini kullandı.

  • Anneden evladına son bakış… Hülya Yiğitalp’in uzay mühendisi oğlu Yiğit Tokbey Adana’da toprağa verildi

    Anneden evladına son bakış… Hülya Yiğitalp’in uzay mühendisi oğlu Yiğit Tokbey Adana’da toprağa verildi

    SANATÇI ve eski manken Hülya Yiğitalp’in, ABD’de motosiklet kazasında yaşamını yitiren uzay mühendisi oğlu Yiğit Tokbey’in (31) cenazesi, memleketi Adana’ya getirildi.

    Elon Musk’un sahibi olduğu uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’te çalışan Tokbey, son yolculuğuna uğurlandı.

    ABD’li milyarder Elon Musk’ın uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’te çalışan kıdemli fırlatma mühendisi Yiğit Tokbey, 17 Ocak’ta Kaliforniya’da geçirdiği motosiklet kazasında hayatını kaybetti.

    Otopsi ve hukuki işlemlerin ardından Tokbey’in cenazesi, hava yoluyla memleketi Adana’ya getirildi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Tokbey, babaevinde helallik alındıktan sonra Kabasakal Mezarlığı’na götürüldü.

    Cenazeye annesi, eski manken ve sanatçı Hülya Yiğitalp, iş insanı babası Rifat Tokbey, kardeşleri Fırat ve Asya Tokbey ile çok sayıda kişi katıldı.

    Tokbey’in ailesi, cenazede güçlükle ayakta durup, birbirlerine ve yakınlarına sarıldı. Hülya Yiğitalp, Rifat Tokbey ve vatandaşların taşıdığı oğlunun tabutuna dokunup ağladı. Yiğit Tokbey, gözyaşlarıyla toprağa verildi.

    SORUŞTURMA SÜRÜYOR

    Öte yandan, ABD’de devam eden soruşturmada Tokbey’in motosikletiyle ilerlerken bilinmeyen nedenle yoldan çıktığı belirtildi. Tokbey’e, başka araçların çarpmış olabileceği ifade ediliyor.

  • Kızılcık Şerbeti’nin Abdullah’ı Settar Tanrıöğen beyin kanaması geçirdi

    Kızılcık Şerbeti’nin Abdullah’ı Settar Tanrıöğen beyin kanaması geçirdi

    Ünlü oyuncu Settar Tanrıöğen beyin kanaması geçirdi. Haberi Ebru Destan sosyal medya hesabından duyurdu
    Kızılcık Şerbeti dizisindeki “Abdullah” karakteriyle adından söz ettiren usta oyuncu Settar Tanrıöğen beyin kanaması geçirdi.

    Kötü haberi duyuran eski manken Ebru Destan usta oyuncunun sağlık durumuna ilişkin son durumu da paylaştı.

    Sosyal medya hesabından Tanrıöğen’in bir fotoğrafını paylaşım yapan Destan, “Settar abim dün beyin kanaması geçirdi. Ameliyatı güzel geçmiş. Bir an önce sağlığına kavuşmasını dilerim. Seni Seviyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Settar Tanrıöğen kimdir?

    22 Ekim 1960 yılında Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde doğdu. Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümü mezunu olan Settar Tanrıöğen, 90’lı yıllarda Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Erdal Tosun, Zerrin Sümer, Serhat Özcan ve Erdoğan Dikmen’nin de oynadığı Bir Demet Tiyatro’da oynadığı Saldıray Abi karakteri ile tanındı.


    2009 yılında Binnur Kaya, Engin Günaydın, Ercan Kesal, İlker Aksum ve Serra Yılmaz ile birlikte Vavien adlı filmde rol alan Settar Tanrıöğen, filmde oynadığı Cemal rolü ile SİYAD Türk Sineması ödülleri kapsamında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödünü aldı.

    2010 yılında Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında ki sorunları konu alan Derviş Zaim’in senaryosunu yazıp yönettiği Gölgeler ve Suretler adlı filmde Buğra Gülsoy, Hazar Ergüçlü, Osman Alkaş ile birlikte rol alan Settar Tanrıöğen, filmde canlandırdığı Cevdet karakteri ile 2011’de Ankara Film Festivali kapsamında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

    2015 yılında Selim Evci’nin yazıp yönettiği Saklı adlı filmde İlhan Şeşen, Türkü Turan, Pelin Akil, Şehnaz Bölen ve Ümit Çırak ile birlikte rol alan Settar Tanrıöğen, Cengiz rolünü oynadı.

    2015’te Ali Yorgancıoğlu’nun yönettiği Hayalet Dayı adlı komedi filminde başrolde oynadı.

    Settar Tanrıöğen, 2015-2017 döneminde Baba Candır adlı dizide Salih Çelik karakterini canlandırdı. Bu sıralar Kızılcık Şerbeti dizisinde Abdullah karakterine hayat vermektedir.

  • Ailesi televizyon programına çıkmıştı… Kayıp olarak aranan motokuryenin toprağa gömülü cesedi bulundu

    Ailesi televizyon programına çıkmıştı… Kayıp olarak aranan motokuryenin toprağa gömülü cesedi bulundu

     

    Antalya’da 35 gündür kayıp olan ve aranan motokurye Ali Diken’in (32), arkadaşı Zeynel Boyacı (33) tarafından öldürülüp, gömüldüğü ortaya çıktı. Boyacı’nın gösterdiği yerde yapılan aramada, Diken’in cansız bedeni bulundu.

    Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan bu yana haber alamayan yakınları, polise başvurdu. Polis Diken’in bulunması için çalışma başlatırken, yakınları ise 22 Ocak’ta bir televizyon programına katıldı.

    Programa katılanlar arasında yer alan restoran çalışanı Zeynel Boyacı, Diken’i öldürdüğünü itiraf etti. Kendisine ağır küfürler ettiği için Ali Diken’i öldürdüğünü söyleyen Boyacı, gözaltına alındı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’i gömdüğü yeri polislere gösterdi.

    Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide ‘Obert’ adlı kadavra arama köpeğinin de katıldığı aramada, tespit edilen alan kepçe ile kazıldı. Bir süre sonra Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı.

    Diken’in cesedi bulunduğu yerden alınarak, otopsi için morga götürüldü. Zeynel Boyacı’nın alanda bir kişinin daha cesedinin olduğunu belirtmesi sonrasında gösterdiği yerde arama çalışması başlatılırken, ceset bulma çalışma sürüyor.

    AYNI YERDE BALDIZININ DA CESEDİ BULUNDU

    Antalya’da motokurye Ali Diken’i öldürüp gömdüğü yeri gösteren Zeynel Boyacı’nın alanda ikinci bir ceset daha olduğunu söylemesi üzerine yapılan aramada, saat 19.00 sularında battaniyeye sarılı kadın cesedi bulundu. Boyacı, bulunan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay (26) olduğunu söyledi. Ceset, savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından cenaze aracına alınarak adli tıp kurumu morguna kaldırıldı. Zeynep Ece Aksay’ın, geçen yazdan bu yana kayıp olduğu öğrenildi. Zeynel Boyacı ise ifadesi alınmak üzere cinayet büro amirliğine götürüldü.

  • 12 yaşındaki Behiye vahşice öldürülmüştü… Amcası isyan etti: Bir insan bunu nasıl yapabilir

    12 yaşındaki Behiye vahşice öldürülmüştü… Amcası isyan etti: Bir insan bunu nasıl yapabilir

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde Suriye uyruklu Levend M.’nin (30) demir kapısının camını kırarak girdiği evde katlettiği Behiye E.’nin (12) cenazesini almaya gelen amcası Beşir E. (32), “Bir insan, küçük bir çocuğa bunu nasıl yapabilir? Hangi ceza verilirse verilirsin; içimizdeki acıyı dindiremez, ateşi söndüremez” dedi.

    Olay, dün saat 10.30 sıralarında Karabağlar ilçesi Yüzbaşı Şerafettin Mahallesi 3973/1 Sokak’ta meydana geldi. Suriye uyruklu Levend M., demir kapısının camını kırarak girdiği müstakil evde bulunan Suzan E.’yi (34) yüz ve kolundan 7 bıçak darbesiyle yaraladı. Saldırgan ardından da Suzan E.’nin kızı Behiye E.’yi boğazından ve göğsünden aynı bıçakla yaralayıp, kaçtı.

    Komşuların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan anne- kız, ambulansla Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Behiye E., kurtarılamadı; Suzan E.’nin ise durumunun ağır olduğu bildirildi. Polis, kaçan Levent M.’yi aynı gün yakaladı. Levend M.’nin bir süre ilişki yaşadığı arkadaşının eşi Suzan E.’nin, bu durumu devam ettirmek istememesi üzerine olayı gerçekleştirdiği ileri sürüldü. Levent M.’nin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği bildirildi.

    İzmir Adli Tıp Kurumu morguna yeğeninin cenazesini teslim almaya gelen öğretmen amca Beşir E., “Yeğenim 12 yaşında bir çocuktu. Bir insan çocuktan ne isteyebilir? 12 yaşında bir çocuğu, hangi vicdan öldürebilir? Boğazını, göğsünü nasıl yaralayabilir? Değil bir insan, bir yaratık bile bunu yapamaz. Bir hayvan çocuğuna bakarken, bir insanın bu dehşeti yapmasına inanamıyorum. Bir insan, küçük bir çocuğa bunu nasıl yapabilir? Hangi ceza verilirse verilirsin; içimizdeki acıyı dindiremez, ateşi söndüremez” diye konuştu.(DHA)

  • Son dakika: Türk sinemasının ‘Gaddar Kerim’i Hikmet Taşdemir hayatını kaybetti

    Son dakika: Türk sinemasının ‘Gaddar Kerim’i Hikmet Taşdemir hayatını kaybetti

    Türk sinemasının kötü adamı Hikmet Taşdemir, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Siyah deri eldivenleri, füme pardösüsü, güneş gözlükleriyle hafızalarda yer edinen, Türk Sineması’nın kötü adamı Hikmet Taşdemir 82 yaşında hayatını kaybetti. Silivri’de yaşayan Taşdemir rahatsızlığı nedeniyle bir süredir Tekirdağ Namık Kemal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Taşdemir bugün saat 15.05 sıralarında tedavi gördüğü yoğun bakım servisinde hayatını kaybettiği öğrenildi.

    ‘BENİM ADIM KERİM, HEPİNİZİ SEVERİM’ REPLİĞİ UNUTULMAZLAR ARASINDA

    2 Şubat 0940’de Erzurum’da dünyaya gelen Taşdemir, genç yaşta bazı tiyatro topluluklarında yer aldı. 1971’de Yılmaz Güney’in yönettiği ‘Baba’ filmi ile sinema hayatı başladı. Korkusuz Korkak filminde Gaddar Kerim, Umudumuz Şaban da Mardinli Arif’i ve Tatar Ramazan da Cıbıl Halil karakterleriyle hafızalara kazınan Taşdemir’in ‘Benim adım Kerim, hepinizi severim’ repliği unutulmazlar arasına girdi. 130’dan fazla filmde yer alan Taşdemir, Leyla ile Mecnun (1972), Ezo Gelin (1973), Rabia (1973), Battal Gazi’nin Oğlu (1974), Batsın Bu Dünya (1975), Dünyayı Kurtaran Adam (1982), Tatar Ramazan (1990), Polis (televizyon dizisi, 1992), Kurt Kapanı (1999), Beşinci Boyut (televizyon dizisi, 2005), Arka Sokaklar (televizyon dizisi, 2006) dizilerinde rol aldı.



    YEŞİLÇAM OYUNCULARINA VEFASIZLIK YAPILDIĞINI SÖYLEMİŞTİ

    Ünlü sanatçı Hikmet Taşdemir, 9 Nisan 2022’de DHA’ya yaptığı açıklamada Yeşilçam oyuncularına vefasızlık yapıldığını belirterek, “Günümüz sinema sektöründe saygı da yok. Bizim gibi oyunculara da efsane yönetmenlere de saygı gösterilmiyor. Çok kıymetli yönetmenlerimiz, Arif Memduh Ün, Natuk Baytan, Osman Fahir Seden, Kartal Tibet, Remzi Jöntürk. Bu isimleri anmadan geçersem çok ayıp olur, Allah rahmet eylesin. Bizler olmasak siz kimsiniz ne olurdunuz. Yumruğu yiyen ben, hiç bahsedilmeyen ben. Birgün Erol Taş’dan, Hayati Hamzaoğlu’ndan, Kazım Kartal’dan hiç bahsedildi mi? Hangi kanalda bunların ölüm yıl dönümlerinde bahsettiler” sitem etti.

  • Spor muhabirinin iki yaşındaki kızı ‘melek’ oldu: Son uykusunu uyurken baş ucunda beklediler

    Spor muhabirinin iki yaşındaki kızı ‘melek’ oldu: Son uykusunu uyurken baş ucunda beklediler

    Bir anne ve babanın bu hayatta yaşayacağı en büyük acı evladını yitirmektir kuşkusuz…

    İşte böyle büyük bir acıyı Boston Herald Gazetesi’nde çalışan spor muhabiri Doug Kyed yaşadı.. Henüz 2 yaşındaki kızı, yakalandığı kan kanserine yenik düşerek hayata veda etti.

    Ünlü spor gazetecisi Kyed, acı haberi sosyal medya sayfasından duyurdu. Henüz iki yaşında olan kızı Hallie’nin, löseminin saldırgan bir türüne yakalandığını ve dokuz aylık mücadelesini kaybettiğini yazdı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Eşi Jen ile birlikte Olivia adında bir kızları daha olan Kyed, Hallie’nin hastalıkla mücadelesini gözler önüne seren bir dizi fotoğraf eşliğinde yaptığı paylaşımda, kızının geçtiğimiz pazar günü uykusunda hayata veda ettiğini yazdı.

    SON UYKUSUNDA ONU YALNIZ BIRAKMADILAR
    Minik Hallie yatağında son nefesini verirken karısının ve kendisinin de onun yanında olduğunu satırlarına ekledi Kyed.

    Minik Hallie’nin ölümü nedeniyle ailece “kaybolmuş ve kalpleri paramparça olmuş” hissettiklerini belirten Kyed, “Hayatımız asla eskisi gibi olmayacak. Halle özel bir çocuktu, tanıştığı birçok insanın üzerinde olumlu etkiler yaratırdı” diye yazdı.

    Hallie’nin anne ve babası oldukları için kendilerini şanslı hissettiklerini belirten Doug Kyed, diğer kızını kast ederek “Olivia da onun gibi bir kız kardeşi olduğu için çok şanslı” sözleriyle sürdürdü satırlarını.

    UYGULANAN TEDAVİLER SONUÇSUZ KALDI
    Gazeteci Kyed, Hallie’ye kemik iliği nakli de yapıldığını ama hastalığın tekrarladığını ve bir noktadan sonra yapacak bir şey kalmadığını yazdı paylaşımında.

    Bu yüzden de küçük kızının hayatının kalan kısmında onunla olabilmek için hastanede birlikte zaman geçirdiklerini belirtti. Bu arada umutlarını hiç yitirmediklerini de satırlarına ekledi.

    Kyed, kızı Hallie’nin dokuz aylık tedavisi süresince gayet cesur davrandığını ve hastalıkla büyük bir dirençle mücadele ettiğini yazdı.

    Doug Kyed, küçük Hallie’nin kemik iliği naklinden sonra kemoterapi de gördüğünü ama bunun da hastalığın gerilemesine yaramadığını satırlarına ekledi. Kızının, löseminin saldırgan bir türüne yakalandığını hatırlatan Kyed, belli bir noktadan sonra ilerlemenin kontrolden çıktığını belirtti.

    BU KADAR ERKEN VEDAYA HAZIR DEĞİLLERDİ
    Gazeteci hastalığın giderek ilerlediğini ve artık yapacak fazla bir şey kalmadığını bildikleri halde yine de Hallie’nin bu kadar erken veda etmesine hazır olmadıklarını yazdı paylaşımında.

    Sonra da kısaca “Hal” diye çağırdığı kızına şöyle seslendi: “Hal, benim koala bebeğim. Onu hastane koridorunda gezdirmem için bana “Baba” diye bağırırdı. Kucağıma aldığımda da sırtımı tatlı tatlı okşardı.”

    Kızının eğlenceli bir çocuk olduğunu belirten Kyed, “Dans dersinde bir yıldız olacaktı. Doktorlar, hemşireler ve hastane personeli onun o gün hangi prenses elbisesini giyeceğini merak eder ve görmeye gelirlerdi” diye yazdı duygu dolu paylaşımında.

    Evlat acısıyla yıkılan gazeteci, “Dünya Hallie olmadan daha kötü bir yer” dedi. Sonra da “Saçlarını okşamayı, başını öpmeyi ve onu çok sevdiğimi söylemeyi özleyeceğim.” Kyed, ABD Ulusal Futbol ligiyle ilgili haberleriyle biliniyor.

  • Hesaplarına el konulan Selin Ciğerci ağlayarak isyan etti! Eski eş detayı dikkat çekti

    Hesaplarına el konulan Selin Ciğerci ağlayarak isyan etti! Eski eş detayı dikkat çekti

    Engin ve Dilan Polat çiftinin para aklama ile vergi kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanmasının ardından birçok fenomen hakkında soruşturma başlatıldı.

    Fenomenlerin arasında Selin Ciğerci ve eski eşi Gökhan Çıra da yer aldı. Mal varlıklarına el konulan Ciğerci, gözyaşları içinde isyan ederek çalışanlarına maaşlarını veremediklerini ve faturalarını başkalarının ödediğini söyledi.

    “60 MİLYON TL VERGİ ÖDEDİM”

    Instagram hesabından takipçilerine içini döken Selin Ciğerci, “Bunları gözyaşları içinde yazıyorum. Soruşturmaya girdiğim için vallahi mutluyum, sorun yok. Kimseye ödeme yapamıyorum, çalıştığım insanlar, tüm ailem, herkesin hesapları kapandı. Şubat başı geldi, maaşlar geldi, çalıştığım üreticilere mahcup oldum. Ben 40 yaşında bir kadınım.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Benim ve ailemin bir itibarı var. Sizlere her gün şubemde ben öyle şeyler yapmadım diye konuşup dertleşiyorum. Ama ben çok yoruldum. Neler yaşıyorum sizlere asla belli etmiyorum ama çok üzülüyorum keşke böyle olmasaydı. Ben sizinle olmayı çok seviyorum. Çalışıyorum, vergimi de ödüyorum.

    Tüm günüm sizinle geçiyor. Çalışmaya başladığım günden beri ülkeme toplam 60 milyon TL vergi ödedim. Sevgili hanımlar evden kaçtım, bir kişiden borç almadım. Korsan taksicilik bile yaptım ama bu süreçte ilk kez borç aldım. Ayıp değil evet ama ben bunlar hak etmedim lütfen bir an önce sonuçlansın. Neyi hak ediyorsam onu yaşamak istiyorum” dedi.

    “LÜTFEN YALVARIYORUM BİTSİN”

    Zor zamanlar geçirdiğinden bahseden gözyaşlarına hakim olamayan Ciğerci, sözlerine şöyle devam etti: “Kim ne yaptığını bilmiyorum ama ben kendimi biliyorum. Çok yoruldum… Annemin emekli maaşına kadar her şey kapalı. lütfen bir an önce sonuçlansın. Suçum varsa, bir şey yaptıysam yaşamak istiyorum. Yapmadıysam da bir an önce bitsin.

    Ben kendimi biliyorum. Yalvarırım bitsin. Ben ağız tadıyla çalışmak istiyorum. Lütfen, yalvarıyorum. Ben para aklamayı değil, kazanmayı biliyorum. Eski eşim Gökhan Çıra, Tuzlaspor olayıyla ilgili takipsizlik kararı aldı. Benim güzellik merkezim üzerinden para aklandığı söylenmişti. Kim bana bunu yaşattıysa karmasını yaşasın. Soruşturma açıldığında yurtdışı yasağı geleceğini biliyorduk bana ‘Amerika’ya git’ dediler. Ben ne yaptım da kaçayım? Kafa gerçekten gitti. Sağlıklı bir beynim kalmadı.”

    “ESKİ EŞİM MAĞDUR OLMAYALIM DİYE HER ŞEYİ YAPIYOR”

    Bu süreçte faturalarını arkadaşlarının eşlerin ödediğini ve eski eşi Gökhan Çıra’nın kendisine destek olduğunu söyleyen Ciğerci, “Bu süreçte tüm faturalarımı internet, telefon vs. çalışanlarım, arkadaşlarım ve eşleri ödüyor. Hiç birini unutmayacağım. Kızımın babasının da kapalı her şeyi ama onun yaptıklarını, mağdur olmayalım diye yapmaya çalıştıklarını asla unutmayacağım. Teşekkür ederim Gökhan Çıra” ifadelerini kullandı.

  • Annesi 7 yaşındayken terk etti, 2 yıl boyunca tek yaşadı! Komşunun bahçesinden domates çalıp hayatta kaldı ama her gün okuluna gitti

    Annesi 7 yaşındayken terk etti, 2 yıl boyunca tek yaşadı! Komşunun bahçesinden domates çalıp hayatta kaldı ama her gün okuluna gitti

    Fransa annesinin erkek arkadaşıyla yaşamak için terk ettiği 9 yaşındaki bir çocuğun yürek burkan hikayesini konuşuyor. 2020 ile 2022 arasında tek başına yaşayan küçük çocuğun komşunun bahçesinden domates çalıp yediği, geceleri 3 kat yorganla ısınmaya çalıştığı ancak yaşadığı tüm zorluklara rağmen her gün okula gitmeyi başardığı öğrenildi.

    İsmi sadece Alexandra olarak açıklanan 39 yaşındaki anne, geçtiğimiz hafta reşit olmayan çocuğunu terk etmek ve tehlikeye atmaktan 6 ay hapis cezasına çarptırıldı, çocuğun başka bir kasabada yaşayan babasına herhangi bir ceza verilmedi.

    2 YIL TEK BAŞINA YAŞADI

    Fransız basınında yer alan haberlere göre, küçük çocuk annesinin 4 kilometre uzaklıktaki erkek arkadaşının yanına taşınması sonrası Kovid-19 salgınının en yoğun olduğu 2020 ile 2022 arasında tek başına yaşadı.


    Fransa’nın Angouleme kentinin eteklerindeki Nersac köyü sakinleri anneyi defalarca kez uyarmalarına rağmen durum değişmeyince çareyi polisi aramakta buldular. Çocuk devlet bakımına alınınca Fransa’yı derinden sarsan olay da gün yüzüne çıktı.

    KOMŞUNUN BAHÇESİNDEN ÇALDIĞI DOMATESLERİ YEDİ, BATTANİYELERE SARINARAK ISINMAYA ÇALIŞTI

    7 ve 9 yaşları arasında tek başına kalan küçük çocuk, bu süre zarfında ısıtmanın, elektriğin ve sıcak suyun olmadığı dönemler yaşadı. Annesinin bıraktığı konserve gıdalarla beslenen çocuk bunlar tükendiğinde komşunun bahçesinden çaldığı domatesleri yiyerek hayatta kalmaya çalıştı.

    Fransız basınında yer alan haberlerde küçük çocuğun soğuk suyla yıkandığı ve geceleri ısınabilmek için uyku tulumları ve yorganlara sarıldığı belirtildi.

    YAŞADIĞI TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN HER GÜN OKULA GİTMEYİ BAŞARDI! TERK EDİLDİĞİNİ UZUN SÜRE ANLAMADILAR

    Kasabanın belediye başkanı Barbara Couturier, çocuğun yaşadığı tüm zorluklara rağmen her gün okula gitmeyi başardığını ve çok iyi bir öğrenci olduğunu açıkladı.

    Nersac köyü sakinleri de çocuğun düzenli olarak okula gitmesi, temiz görünmesi ve notlarının iyi olması nedeni ile terk edildiğini uzun süre anlamadıklarını anlattılar.

    “SÜREKLİ EVDEYDİ, HİÇ DIŞARI ÇIKMIYORDU”

    Fransız haber kanalı TF1’e konuşan bir komşu, çocuğun terk edildiğini bahçesinden domates almaya başladığında anladığını anlattı ve “Annesine onu yalnız bırakmamasını söyledik, o da bize kendi işimize bakmamızı söyledi” dedi.

    Çocuğun sınıf arkadaşlarından biri ise arkadaşının yemeklerini tek başına yediğini, okul otobüsüne tek başına bindiğini söylediğini anlattı ve “Sürekli evdeydi, hiç dışarı çıkmıyordu” dedi.

    2 YIL İÇİNDE SADECE 12 KEZ ZİYARET ETMİŞ

    Anne, çocuğunu terk ettiği ve ona bakmadığı iddialarını yalanladı ancak telefon kayıtları ve coğrafi konum verilerinin analizi gerçekleri ortaya çıkardı. Alexandra 2 yıllık süre içinde oğlunu sadece 12 kez ziyaret etmişti.

    Anneye evde neden doğru düzgün eşya olmadığını ve buzdolabının neden boş olduğunu soran Savcı Anne Medioni, mahkemede “Bu çocuğun sıcak suyla yıkanmasının imkânı yoktu. Geceleri 3 yorgana sarınarak ısınmaya çalışıyordu ve buna rağmen her gün okula gitmeyi başardı” diyerek çocuğun çok olgun ve dayanıklı olduğunu vurguladı.

    ANNESİNİ GÖRMEYİ REDDETTİ

    Fransız basını çocuğun şu anda koruma altında olduğunu ve hapis cezası alan annesini görmeyi reddettiğini yazdı.

    Fransa’yı derinden sarsan ve günlerdir gündemden düşmeyen olay bugün dünya basınında da büyük yankı uyandırdı.

  • Antalya’da cansız bedeni kıyıya vurmuştu! Merve Şevval Elmas’a acı veda… Annesine söylediği sözler ortaya çıktı

    Antalya’da cansız bedeni kıyıya vurmuştu! Merve Şevval Elmas’a acı veda… Annesine söylediği sözler ortaya çıktı

    4 Ocak’ta Antalya’da kaybolan Merve Şevval Elmas’ın cansız bedeni, 20 Ocak’ta Serik ilçesinde bulunmuştu. Merve Şevval Elmas bugün son yolculuğuna uğurlandı.

    Amca Abdülrahim Elmas, “Ortaokul sonuna kadar hep okul birincisiydi. Ders çalışırken stres yaptı, çalışacak yer bulamıyorum diyordu. Bulamaması, özel oda, yalnızlık sakinlik isteğiydi. Annesi bu durumu sormuş iki üç gün önce, çalışacak yer bulabildin mi diye, ‘Evet toprağın altı, yaşamak zor, Allah’ım yaşamak ne kadar zor’ tarzında laflar etmiş. Biz cinayetten hiç şüphelenmiyoruz” dedi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Antalya’nın Serik ilçesinde 20 Ocak’ta bir kadın cesedi bulunmuş; cesedin 4 Ocak’tan beri kayıp olan Merve Şevval Elmas’a ait olduğu gerçekleştirilen DNA testi ile kesinleşmişti. Merve Şevval Elmas’ın babası Osman Elmas, cenazeyi teslim almıştı. Hayatını kaybeden Elmas için, Fatih Camii’nde cenaze töreni gerçekleştirildi. Cenaze öncesinde aileden Amca Abdülrahim Elmas’ın, Fatih Camii’ndeki cenazeye gelenleri karşıladığı görüldü. Öğle namazına müteakip, Merve Şevval Elmas’ın cenaze namazı kılındı; baba Osman Elmas’ın güçlükle ayakta durduğu görüldü; daha sonra cenaze defnedilmek üzere Kayabaşı Mezarlığı’na götürüldü.

    “CENAZEMİZİ BULMANIN BİR NİMET OLDUĞUNU ANLADIK”

    Amca Abdülrahim Elmas, “Cenazemizi bulmanın da büyük bir nimet olduğunu anladık. Bizim kızımız maalesef, özellikle pandemi döneminde kendini internete, telefona kaptırdı, asosyal biriydi. Kızımıza yakıştıramadık, ergenlik dönemiydi, üniversitede açılır diye düşündük. Sadece telefonu ve kendisi vardı. Asosyaldi ama niyetliydi, hayvanseverdi, insanlarla geçimi iyiydi ama resmiydi.” dedi.

    “CİNAYETTEN HİÇ ŞÜPHELENMİYORUZ”

    Cinayet ihtimali üzerinde durmadıklarını belirten Amca Abdülrahim Elmas, “10 gün önce hastalanıyor, ağır bir gribal enfeksiyon geçiriyor. Hastayken iki üç gün odasından dışarıya çıkmıyor. Babasına sonradan toparlandığını söylüyor ama vücut tabi kırgın. O arada da sınavları sıkıştırıyor. Sınavda düşük not almayı da kabullenmeyen bir kızdı, ortaokul sonuna kadar hep okul birincisiydi. Ders çalışırken stres yaptı, çalışacak yer bulamıyorum diyordu. Bulamaması, özel oda, yalnızlık sakinlik isteğiydi. Annesi bu durumu sormuş iki üç gün önce, çalışacak yer bulabildin mi diye, ‘Evet toprağın altı, yaşamak zor, Allah’ım yaşamak ne kadar zor’ tarzında laflar etmiş. Biz cinayetten hiç şüphelenmiyoruz. Arkadaşları, öğretmenleri, KYK müdürleri çok ilgililerdi. Kendileriyle görüştük, odasını gördük, arkadaşlarıyla tanıştık hiçbirinden bir şüphemiz yoktur.” dedi.

    “İNSANLAR ÇOCUKLARINI SOSYALLEŞTİRSİNLER”

    Amca Elmas, “Diğer cesetlerin mültecilere ait olduğunu söylediler. Hatta biri çocuk, 10 tane üst üste çorap giyinmiş. Biz cinayetten şüphelenmiyoruz ama biz kızımızın asosyalliğini psikolojik sorun olarak görmemişiz. Lütfen insanlar çocuklarını günde telefona 10 saat kaptırmasınlar. Sosyal medya hayatlarının baş tacı olmasın. Olsun, ama günde 10 saat olmasın. Biz fark etmeden kızımız günde 10 saat 15 saat sosyal medyada gezinmiş iki üç yıl pandemide de dışarı çıkacak yer olmayınca asosyal olmuş. İnsanlar çocuklarını sosyalleştirsinler. Muhakkak sosyal aktivite, müzik, resim, tasavvufa katılmasına ön ayak olsunlar. Asosyalliğin iyi olmadığını gördük. Biz acı yaşadık, başkası acı yaşamasın” dedi.

    “RABBİM BİZE BİR MEZAR NASİP ETTİ”

    Baba Osman Elmas, “Çok şükür ki cenazemiz var, Rabbim bize bir mezar nasip etti, gidip başına duamızı yapacağız. Aramalarımız istediğimiz neticede olmasa da bulduk çok şükür” dedi.

  • ‘Çok fazla babalık gördüğümü düşünmüyorum, bu yara hiçbir zaman kapanmayacak’ Yasmin Erbil’den çok konuşulacak sözler…

    ‘Çok fazla babalık gördüğümü düşünmüyorum, bu yara hiçbir zaman kapanmayacak’ Yasmin Erbil’den çok konuşulacak sözler…

    Mehmet Ali Erbil’in Nergis Kumbasar’dan dünyaya gelen kızı Yasmin Erbil çok konuşulacak açıklamalara imza attı.

    Özel hayatına dair merak edilenleri anlatan Erbil, babası hakkında çarpıcı ifadeler kullandı: “Nasıl babamın annesinden yarası varsa benim de babamdan yaram var. Bu yara hiçbir zaman kapanmayacak.”

    Oyunculuk ve sunuculuğun yarı sıra sosyal medyaya içerik üreten Yasmin Erbil, Oya Çınar’ın Youtube’da yayınlanan ‘Oyalamacalar’ programına konuk oldu.

    Kendisinden daha küçük kadınlarla yaşadığı aşklar ve yaptığı açıklamalarla magazin gündeminden düşmeyen Mehmet Ali Erbil, kızının da eleştiri odağı oldu. Yaşadığı aşklardan rahatsız olduğunu itiraf eden Yasmin Erbil, “Bana babalık yapmadı.” diyerek de Mehmet Ali Erbil’e sert çıktı.
    Soru cevap şeklinde ilerleyen programda Yasmin Erbil’in sözleri dikkat çekti.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    “BABAMDAN YARAM VAR”

    “Mehmet Ali Erbil’in özel hayatında büyümeyi reddeden, şımarık çocuk hali gülüp geçtiğin bir şey mi yoksa imtihanı devam ediyor mu?” sorusuna cevap veren Erbil bu durumun devam ettiğini söyledi:

    “Çok fazla babalık gördüğümü düşünmüyorum. Nasıl babamın annesinden yarası varsa benim de babamdan yaram var. Bu yara hiçbir zaman kapanmayacak bunu biliyorum. Çok fazla kadının, etrafında genç kızların olması hala beni yaralıyor ve bu durumu aşabildiğimi söyleyemem. Bu kadar genç kadınla değil de kendi yaşıtlarında kadınlarla birlikte olması beni çok daha mutlu ederdi.”

    “İNSAN RAHATSIZ OLUYOR”

    Oya Çınar’ın ‘seni rahatsız eden tam olarak ne?’ sorusunu da yanıtlayan Erbil “Bazen benden bile küçük olduğunu duyunca rahatsız oluyorum. Artık 27 yaşındayım. 25 yaşında bir kız duyunca rahatsız oluyorum” dedi.

    “BABAM GİBİ İNSANLARDAN HOŞLANMAM”

    Yasmin Erbil ayrıca “Babam gibi insanlardan hoşlanmam, uzak dururum” ifadelerini de kullandı.

    GENÇ SEVGİLİSİYLE BARIŞTI!

    66 yaşındaki ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil son olarak kendisinden 40 yaş küçük Gülseren Ceylan’la yaşadığı aşkla gündeme gelmişti.

    Gülseren Ceylan’a doğum gününde evlilik teklifi eden Erbil, ayrılıklarını “Ailesi reddetti kızcağızı, severek ayrılmak zorunda kaldık.” sözleriyle açıklamıştı. 26 yaşındaki Ceylan ise “Kopmamız zor oldu, gerçek bir aşk vardı” demişti.

  • Haluk Levent sözünü tuttu

    Haluk Levent sözünü tuttu

     

    Haluk Levent geçen hafta Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesine yardımcı oldu. Hasan Can Kaya ile ortak ev aldıklarını söyleyen Levent, eşyaların da Melek Mosso’dan geleceğini duyurdu.

    AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, şehit Müslüm Özdemir’in depremzede ailesine verdiği ev sözünü tuttu.

    12 Ocak’ta Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

    Konteyner kentte kalan aile, zor ısındıkları için çadır kente geçiş yapmayı tercih etmişti. Levent de konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirtmişti:

    “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut. Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri ve Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız.”

    EŞYALAR MELEK MOSSO’DAN

    Haluk Levent önceki gün şehit Müslüm Özdemir’in ailesine 2+1 dairenin anahtarını teslim etti. Sanatçı, evin eşyalarını da Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi:

     

    “12 Şubat ilçesi Tekerek Caddesi’nde 2+1 dairenin tapusunu aldılar. Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar.Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlüler’e, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için ‘Nasıl destek olabilirim?’ diye yazan sanatçı, oyuncu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum.”