Yazar: nihals2

  • Grafik Desenli Sezonluk Kazak Modeli

    Grafik Desenli Sezonluk Kazak Modeli

    GRAFİK DESENLİ KAZAK

    ÖRGÜ NOTLARI

    Ölçü
    Küçük (orta) büyük

    Kazak eni
    100(108) 116 cm.

    Kazak boyu
    62 (66) 70 cm.

    Malzeme
    10 (10) 11 x 50 gr. siyah renkte yün
    2 x 50 gr. beyaz renkte yün
    3 ve 4 numaralı şişler

    Ölçme
    4 numaralı şiş ile 20 ilmek atarsanız 10 cm. ‘ye denk gelirsiniz.

    Renk değiştirirken yumağı da değiştirin. Böylece örgünün ters yüzünde uzun ipliklerin oluşmasını engellersiniz. Aynı şekilde, delik oluşmasını önlemek için, iplikleri birbirinin üzerinden geçirin.

    ARKA
    3 numaralı şiş ve siyah yün ile 80 (88) 94 ilmek atın ve 1 düz, 1 ters lastik örgüyü 6 cm. boyunca çalışın. 4 numaralı şiş ve düz örgüye geçin. Aynı zamanda birinci sırada 20 (20) 22 ilmek artırın. Düz örgü 8 (10) 12 cm. olunca motifi şemaya uygun olarak çalışın. Önce 31 ilmeği şemaya uygun olarak örün. Düz örgü 32 (34) 36 cm. olunca diğer motif sırasını çalış, ancak bu kez birinci motifin 31 ilmeğini sıranın sonunda çalışın. Örgünüz 60 564) 68 cm. olunca ortadaki 24 ilmeği yaka İçin kesin. Her iki tarafı ayrı ayrı çalışın ve yaka kenarında sırasıyla 3,2 ilmek kesin. Kalan ilmekleri tek sırada kesin.

    ÖN
    Tıpkı arka gibi çalışın. 53 (57) 61 cm. olunca ortadaki 14 ilmeği yaka için kesin ve her iki tarafı ayrı olarak çalışın, sırasıyla 3,2,2,1,1,1 ilmek eksiltin. Örgü 62 (66) 70 cm. oluncaya kadar düz devam edin. kalan ilmekleri tek sırada kesin.

    KOLLAR
    3 numaralı şiş ile 40 (427 44 ilmek atın. siyah renkteki yününüzle 5 cm. 1 düz, 1 ters lastik çalışın. 4 numaralı şiş ile düz örgüye geçin. Aynı zamanda birinci sırada aralara dağıtarak kenardan 1.5 cm. içeriden olmak üzere toplam 17 (18) 19 ilmek artırın. Örgü 8 (10) 12 cm. olunca şemaya uygun olarak motifi çalışmaya başlayın. Birinci motifi kolun ortasında çalışın, kol 41 (43) 45 cm. olunca tüm ilmekleri kesin. Diğer kolu da aynı şekilde ancak düz örgü 14 (16) 18 cm. olduğunda 8 sıra beyaz renkteki yününüzle örün.

    YAPILIŞI
    Kazak parçalarını nemli havlular arasında kuruttuktan sonra omuzlardan birleştiriri. Daha sonra kolları takın. En arka olarak beden yanlarını ve iç kol dikişlerini yapın, yaka kenarından 100 ilmek alın ve 1 düz, 1 ters olarak.^çalışın. 3 cm. bu şekilde çalıştıktan sonra bütün ilmekleri tek sırada kapayın.

    Grafik desenli kazağın detayını alt bölümde veriyoruz. Kazağın üst ve altındaki grafik desen aynı olup iki kez kullanılmıştır. Aynı desen kollara da uygulanmıştır.

    Grafik Desenli Kazak Modeli

  • Menopoz ve Etkileri

    Menopoz ve Etkileri

    MENOPOZ
    Menopozun sözcük anlamı aylık kanamaların dur­masıdır. Kanamaların düzensizleşmeye başladığı za­mana tıp dilinde ‘klimakteryum’ denir (önce kana­maların düzeni bozulur, sonra kanama tümüyle orta­dan kalkar). Menopozla birlikte yaşam biçiminin de önlenemez biçimde değiştiğini belirttiği için ‘yaş dö­nümü’ gibi terimler kullanılmamalıdır.

    Hayvanlar dünyasında doğurgan yaşamı sona er­dikten sonra yaşayabilen tek tür insandır. Bunun da nedeni beklenen ortalama yaşam süresinin uzamış ol­masıdır. Menopoz otuz beş yaş ile altmış beş yaş ara­sında olabilir; İngiltere’de ortalama yaş ellidir.

    Menopoza yaklaşım
    Kitle iletişim araçlarının programlaması, aldıkla­rı eğitim ve menopozun rahatsızlıklarını doğal olarak kabul eden yaşlı kadın akrabaları gösterdikleri ör­nekler nedeniyle pek çok kadın menopozu katlanıl­ması gereken, tedavi edilmeyecek bir durum olarak görür. Erkeklerin egemen olduğu anlayışsız tıp dünyası da kadınlara menopoza korku ve bunalımla bak­malarını öğütler. Kuşkusuz birtakım kadınların öbür­lerinden daha fazla sorunu vardır, ama çoğu ne olduğunu bile ayırt etmeden menopozu yaşar. Kadınla­rın büyük çoğunluğu ergenlik ve doğumla başettikleri gibi menopozla da başeder. Unutmayın ki menopoz kadın yaşamının bir bölümünü noktaladığı gibi bir başka bölümünü de başlatır. Menopozun bir başlangıç olması sizin elinizdedir; menopoz ileriye umutla bakış dönemi olmalıdır, mutsuzluk ve pişmanlık değil.

    Yalnızca elli yaşın üzerinde olduğunuz için kendinizi tepeyi aşmış gibi duyumsamayın. Kendinize say­gı duyun, güvenin. Yaşlılığın getirdiği ağırbaşlılık ve olgunlukla toplumda iyi bir yeriniz olduğunu bilin Klimakteryum boyunca vücudunuzda neler olduğunu bilirseniz ve anlarsanız kendinize güveninizin artaca­ğını, kuşkularınızın yitip gideceğini sanıyorum.

    Menopozun başlaması
    Menopozun başlama yaşı değişkendir: Kadınların yüzde 50’si son adetini 48 yaşına kadar görür. 56 ya­şındaki kadınların yüzde 99’unun adetleri kesilmiştir. Kırk yaşlarının sonlarında kadın, çocuk yapma yete­neğini yitirmiştir. Çoğu kadın elli yaşlarında adetleri­nin kesilmesini bekler. Beklenen menopoz yaşı M.S. altıncı yüzyıla dek uzanan tıbbi kayıtlara göre elli ol­muştur.

    Menopozun başladığı yaş aileye göre de değişir, her kadının menopoz düzeni annesininkine benzer. İlk adetin erken yaşta olması son adetin geç olacağını dü­şündürür, ama menopozun ne olacağını tam olarak kestirmek olanaklı değildir. Menopozun yaklaşmakta olup olmadığını gösterecek basit ve karmaşık testler vardır. Bu testler kadın vücudundaki dişilik hormo­nu düzeylerini gösterir. Basit test vajinal smear ol­maktır; mikroskop altında incelendiğinde vajina hüc­relerinin olgunluğunu belirten olgunluk indeksini gösterir.

    Menopozda vücutta meydana gelen değişiklikler
    Adet kanamaları başladıktan sonra yükselen FSH (folikül stimülan hormon) düzeyine yumurtalıklar her ay bir yumurta folikülü olgunlaştırarak yanıt verir. Luteinizan hormonun yükselmesi folikülü yırtarak ol­gun yumurtanın dışarı çıkmasını sağlar. Folikül önce östrojen, ovulasyondan sonra östrojen ve progesteron yapar. Menopoza doğru yumurtalıklar FSH’ye karşı di­renç kazanır ve yanıt olarak yumurtayı olgunlaştırmaz. Otuz, kırk yıl adet gördükten sonra, kız çocu­ğu doğduğunda yumurtalıklarında bulunan yumurta­lardan çoğu gitmiş olur. Hipofiz bezi kimi zaman yük­sek düzeyde FSH salgılayarak yumurtalığın biraz da­ha çalışmasını sağlar. Sonunda yumurtalık tümden durur. Östrojen ve progesteron düzeyleri inip çıkar, arada bir adet atlar, kanamalar azalır (hiçbir zaman anormal kanama olmaz). Kimi zaman rahatsız edici belirtiler olur. Menopoz aşağıdaki biçimlerden her­hangi birinde olabilir:

    —   Adet kanamalarının aniden kesilmesi çok sey­rektir. Kimi zaman bir adet atlayana dek çok düzen­li kanamalar olur; atlayan adetten sonra bir daha hiç olmaz.

    —   Daha sık görüldüğü gibi, birkaç ay adet görür­sünüz, birkaç tane atlar; daha sonra birkaç normal adet daha olur. Kanamalarm arası uzar, sonunda kesilir.

    — Adet kanamalarınızın miktarı gittikçe azalır, süresi kısalır, sonunda durur.

    Elli yaşın altındaysanız ve 12 aydır adet görmüyorsanız, elli yaşın üzerindeyseniz ve altı aydır adet görmüyorsanız adetlerinizin tümden kesildiğinden hiç kuşkunuz olmasın.

    Klimakteryum sırasında sık sık kanama miktarı fazla adet görmek normal değildir. Vajinadan pıhtı halinde kan gelmesi de normal değildir. Adetler ara­sında ya da cinsel ilişkiden sonra kanama ya da ağrılı adet görme kesinlikle tehlike işaretidir. Bunların hiç biri normal menopoz belirtisi değildir. Herhangi biri­ni ayırt ettiğiniz zaman hemen doktorunuza danışın.

    Menopoz belirtileri
    Östrojen, progesteron ve FSH’nin düzeylerindeki değişimler pek çok gerçek ve rahatsız edici belirtiye yol açar. Östrojen ve progesteron yapımı tümden dur­duktan sonra belirtiler gerçek bir hormon yetersizli­ğine bağlı olarak sürer.

    Her kadın menopoz belirtilerinden yakınır; en sık üç belirti görülür: Sıcak basmaları, gece terlemeleri, vajinada salgı eksikliği.

    Tüm bu belirtiler kandaki östrojen miktarının düşmesine bağlanmıştır. Bu düşüş aynı zamanda osteoporoz olarak bilinen, kemiklerden kalsiyum ve protein kaybına neden olur. Dışardan ek olarak östrojen almayan kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde menopoz dan sonra bu durum gelişir.

    Sıcak basmaları: Aniden cildin kanlanması artar, parlak pembe renk alır, terleme başlar (Gece terleme­si sıcak basmalarıyla birlikte olabileceği gibi ikisi de tek basma olabilir). Kimi kadınlarda sıcak basmaları hiç olmaz, çok azında yıllarca sürer. Çoğu kadında bir yıl kadar ciddi sıcak basması sürer, daha sonra yavaş yavaş geçer.

    Sıcak basmalarının ortaya çıkması için kandaki östrojen miktarının belirli bir düzeye düşmesi gerekir, çünkü bu durum, ne menopoza girmemiş kadınlarda ne de adetten tümüyle kesilmiş kadmlarda görülmek­tedir. Bu östrojen düzeyi her kadında değişiktir. Kan­daki östrojenin düşüş hızına göre sıcak basmaları uzun   sürer ya da kısa zamanda yok olur.

    Gece terlemeleri: Kimi kadınlarda uykusuzluk ya­ratan, yatak örtülerini üzerlerinden attıran ve serin­lemek için yataktan çıkmalarını gerektiren gece ter­lemeleri olur. Hemen her zaman uyku düzeni ciddi olarak bozulur; uzun süren gece terlemeleri olan bir kadın uykusuzluktan yorgun düşebilir. En belirgin özellik kimi zaman gecede birkaç kez yatak çarşaf­larını değiştirtecek aşırı miktarda terlemedir.

    Vajinada değişiklikler: Menopoz yıllarının en ra­hatsız edici yakınmaları vajina mukozasının incelme­si, kuruması ve duyarlılaşmasıdır. Buna karşın pek çok kadın bu belirtileri doktoruyla konuşmaktan çe­kinir. Doğurgan yaşam boyunca, östrojen vajinanın ıslak, sağlıklı kalmasını, iyi beslenmesini sağlar, öst­rojen düzeyi düştükçe vajinada dramatik değişiklikler ortaya çıkar. Mukozadaki hücreler incelip kurumak­la kalmaz, kendilerini bakterilere karşı koruyamaz hale gelirler; menopozdaki kadınlarda iltihaplı vajinal akıntılar sık görülür. Vajinada oluşan bu değişiklik­ler kimi zaman uretrayı da içerir; menopozdaki kadınların çoğunda sistit, idrar yaparken ağrı, yanma­dan yakınma vardır. Yanlışlıkla bu belirtilerin bir bakteri enfeksiyonu nedeniyle ortaya çıktığı dü­şünülürse, dikkatsizce kullanılan antibiyotikler var olan mantar enfeksiyonunu artırabilir, bu da vajina yanmalarının daha da kötüleşmesine neden olur. Vajinadaki hücreler vajinayı ıslak tutmak için salgı­ladıkları mukusu artık salgılayamadıklan için cinsel ilişki de zorlaşır, hatta kimi zaman ağrılı olur (disparönia). Cinsel ilişkinin ağrılı olması, isteksizliğe, cin­sel ilişkiyi engellemeye, hatta eşinizle ilişkilerinizin sürekli kötüleşmesine yol açar. Yani, dolaylı olarak disparönia cinsel istek azalmasına neden olur. Ne var ki, menopoz sırasında ve menopozdan sonra cinsel is­teklerinde artış olduğunu söyleyen kadınlar da var­dır

    Bu sorununuzu, eşinizle konuşarak, ona bu duru­mun menopozun doğal bir sonucu olduğunu anlata rak çözebilirsiniz. Size anlayış göstermesini isteyin; pratik bir önlem olarak da kayganlaştıracak bir krem kullanın.

    Doktorunuzdan da yardım isteyebilirsiniz. Kimi hormon kremleri duyarlık ve kaşıntıyı azaltabilir, an­cak vajinayı eski sağlıklı durumuna döndürecek hiç­bir krem yoktur. Bu ancak, iğne yoluyla ya da ağız­dan alman hormon tedavisiyle olanak kazanır.

    Öteki vücut sorunları
    Menopoz sırasında vücutta o kadar çok değişik­lik olur ki, kimi doktorlar bir menopoz sendromundan söz eder. Menopozla ilgili olduğu sanılan belir­tiler arasında baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk, enerji yitimi, karında şişkinlik, sindirim so­runları (ağrı, barsaklarda gaz, kabızlık ve ishal gibi), soluk darlığı ve çarpıntı vardır. Bu belirtilerin hiçbi­rinin belirli bir zamanı yoktur, günden güne, kişiden kişiye değişir. Unutmayın ki kimi kadınlarda hiçbiri görülmeyebilir. Osteoporoz nedeniyle ortaya çıkan sırt ağrısı ve eklem ağrıları dışında pek azmin me­nopozla dolaysız ilgisi olduğu kanıtlanmıştır. Belke­miği osteoporozunun kadınlarda erkeklere oranla dört kat fazla olduğu bilinmektedir.

    Kemiklerdeki değişiklikler (osteoporoz)
    Üretken yıllar boyunca, östrojen hormonu vücu­dun kalsiyum dengesine ve kemiklerin protein yapı­sına önemli katkılarda bulunur. Leeds Üniversitesin­den Profesör Nordin’in özel duyarlı teknikler kullana­rak yaptığı araştırmalar menopozda vücuttaki östro­jen düzeyinin düştüğünü, kemiklerin inceldiğini, zayıf­ladığını ve kolayca kırılabildiğini göstermiştir. Bu du­rum kemiklerde ve eklemlerde ağrılara da neden olur. Profesör Nordin’in araştırmaları kemiklerdeki bu değişikliklerin nasıl önleneceğini de ortaya koymuştur. Hormon tedavisi (östrojen ve progesteron birlikte) is­keletteki zayıflamayı tümüyle önleyebilir, ama kemik yitiminin de önlenmesi için hormon tedavisvnin sür­dürülmesi gerekir. Tedaviye ara verilirse, altı ay için­de kemikler hormon almadan önceki durumlarına dö­ner, östrojen içeren ilaçlar güçten düşen kemikleri onaramaz, ancak durumun kötüleşmesini önler. Hor­mon tedavisinin yanısıra kalsiyum ve D vitamini içe­ren ilaçlar da alınmalıdır. Hormon tedavisi olmadan yalnızca kalsiyum almanın yararı yoktur. Altmışbeş yaşından sonra yalnızca kalsiyum ve D vitamini al­mak yeterlidir.

    Duygusal değişiklikler
    Pek çok kadın için menopozun en önemli belirti­leri duygusal değişikliklerdir. Ağlama nöbetleri, keyif­sizlik, huzursuzluk ve bunalım çok sık görülen du­rumlardır. Bellek, karar verme yeteneği, hızlı düşün­me, isabetli düşünme gibi zihinsel işlevler de yavaşla­yabilir. Kadın kendini daha kaza yapmaya yatkın, daha değişken ve daha güvensiz duyabilir.

    Bundan bağımsız olarak, elli yaşlarındaki bir ka­dın kişisel bir bunalım yaşıyor da olabilir. Çocukları büyümüş, evden ayrılmıştır, kendisine gereksinimleri olmadığını duyumsayabilir; ergenlik çağındaki ya da yeni evli çocuklar da sorunların kaynağı olabilir. Kadın işine devam etmemişse, kendini yaşamasının hiç­bir anlamı olmayan, gereksiz bir kişi olarak görür, çalışıyorsa, işini sıkıcı ve anlamsız bulabilir. Kendi anne babasının yaşlandıkça kendine daha fazla bağımlı olduklarını görebilir, bunu bir baskı olarak du­yar. Arkadaşlarında ciddi hastalıklar çıktığını görür, kimi arkadaşları ölür. Bu sorunlar hormon tedavisi ya da başka bir tıbbi tedavi ile çözülemez. Her bire­yin kendi sorunlarını kendi başına çözmesi gerekmez. Bunu her zaman yalnız başına yapması gerekmez. Orta yaş bunalımı konusunda yardımcı olmak isteye­cek ya da bu konuda uzman birini önerecek doktor­lar vardır.

    Yaşam biçimini değiştirmekten başka, menopozun ruhsal belirtilerini gidermek için yapılacak çok şey vardır. Araştırmalar menopozdaki kaygı ve bunalı­mın tek basma antidepresan ve trankiîizanlara yanıt vermediğini göstermiştir. Bunlar ancak destek olarak alınabilir. Bu konuda uzman olanlar tıbbi tedavinin temelinin hormon tedavisi olduğunu düşünür: Meno­poz hormon eksikliği yüzünden ortaya çıkan bir du­rumdur, ruhsal belirtilerin başlıca nedeni de bu ek­sikliktir.

    Ruhsal sorunlarınızı tartışmak için doktora gitti­ğinizde, yalnızca antidepresan ya da trankilizan ver­meye kalkarsa hormon tedavisi konusunu açın. Ciddi ruhsal sorunlar ve vücudunuzdaki değişiklikler için hormon tedavisi yaptırmakta güçlük çekiyorsanız, bir başka doktorun, örneğin bir kadın hastalıkları uzma­nının düşüncesini alın.

    Hormon tedavisi
    Hormon tedavisi gerektirecek kadar ciddi sorun­lar her kadında görülmez; bu tedavi yöntemi hafife alınmamalıdır. Dikkatle ve gerekli olan durumlarda kullanılırsa, tehlikesi az, başarılı olma şansı yüksek­tir. Ancak hiçbir zaman gençlik iksiri olarak görülme­melidir.

    önleyici tedavi olarak kullanılmamalı, belirtiler ortaya çıkmadan onları engellemek için hormon alın­mamalıdır. Hormon tedavisi gerektiren tek durum cid­di ve rahatsız edici menopoz belirtileri, özellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve vajinada ortaya çıkan değişikliklerdir.

    Hormon tedavisinin uzman olmayan ellerde uy­gulanması önlenmelidir. Amerika’da başlayan, östrojenlerin sonsuza dek dişi kalmanın anahtarı olduğu görüşü yarardan çok zarar getirmiştir. En önemlisi, bu vaad yerine getirilemez. Dahası, hormon tedavisi östrojen tedavisine tepki olarak ortaya çıkmıştır; Öst­rojen tedavisinin içerdiği tehlikeler hormon tedavisi­nin (östrojen ve progesteronun birlikte kullanılması) içerdiklerinden* çok”daha fazladır. ABD menopoz belirtilerinin yalnızca östrojenle tedavi edildiği tek ülke­dir. Araştırmalar, östrojen ve progesteronun birlikte kullanıldıkça, tek basma kullanılan östrojen gibi uterus kanseri tehlikesi taşımadığını göstermiştir. Hatta, bir aylık hormon tedavisi boyunca on üç gün progesteron alınması her ay uterus iç zarının dışarı atılma­sını sağladığı, böylece kanser dokularının ya da prekanseröz değişimlerin barınmasını engellediği için ute­rus kanserine karşı etkili bir önlem sayılır.

    Hormon tedavisinin yararları bilinmekte ve araş­tırmalarla kanıtlanmaktadır. Sıcak basmaları, gece terlemeleri, kuru bir vajina gibi yakınmalar kimi za­man birkaç gün içinde geçer. Uykuların düzelmesini sağlayarak, kaygı ve bunalımları ortadan kaldırarak, hormon tedavisi kadının ruhsal ve fiziksel sağlığını geliştirir; ek olarak osteoporozu durdurur.

    Hormon tedavisinin tehlikeleri: Östrojenlerin te­davi dozlarında kullanıldığı sürece kanın pıhtılaşma­sını ya da kalp hastalıkları tehlikesini artırdığına iliş­kin kesin kanıt yoktur. Daha önce pıhtılaşmayla il­gili sorunlarınız, yüksek tansiyonunuz varsa, ailede kalp hastalığı hikayesi varsa, doktorunuz hormon te­davisi görmenizin sakıncalı olabileceğini düşünür.

    Östrojen alan kadınlarda meme kanserine daha fazla rastlandığma ilişkin bir kanıt da yoktur. Ne var ki, elli yaşının üstündeki kadınlarda meme kanseri görülme tehlikesi gençlere oranla daha fazladır. Bu yüzden, düzenli meme muayenesi yaptırmalı (hem doktora hem de kendi kendilerine), gerekirse mamografi çekilmelidir.

    Dikkat edilmesi gereken noktalar: Hormon tedavi­sine başlamadan sağlığınızın yerinde olduğundan kuşkunuz kalmamalı; tıbbi geçmişinizi bilmelisiniz. Hor­mon tedavisi yapılmaması gereken kimi durumlar şunlardır: Yüksek tansiyon, geçmişinde damar tıkan­ması olayının bulunması, şeker hastalığı, kronik ka­raciğer hastalığı vb. Sigara içiyorsanız, tehlike içme­yenlere oranla yüksek olacaktır. Sağlıklı olduğunu­zun anlaşılması için doktorunuzun sizi tepeden tırna­ğa muayene etmesi gerekir. Meme muayenesi yaptır­malısınız; ayrıca vajinal muayene yapılmalı, yajinal ve servikal smear alınmalıdır.

    Hormon tedavisine başladıktan sonra altı ayda bir doktora gitmelisiniz; doktor fizik muayene yapacak, idrar tahlili yapacak, kan basıncınızı ölçecek, memele­rinizi muayene edecektir. Yılda bir kez smear testi de yaptırın.

    Çeşitli tıbbi otoritelere göre hormon tedavisinin süresi farklıdır; kimi doktorlar bu tedavi yöntemini hiç kullanmayacak kadar önyargılıdır.. Ne var ki,ki­mi zaman aralıklı da olsa, menopoz tedavisinin iki, üç yıl sürmesi gerekir; araya dinlenme dönemleri koy­mak öğütlenir. Kimi doktorların düşüncelerinin tersi­ne, hormon tedavisi, onlarm deyimiyle, kaçınılmaz gü­nü ertelemeye yaramaz. Bu doktorların ileri sürdüğü­ne göre, hormon tedavisi kesildiği zaman, belirtiler, belki de daha artmış olarak yeniden başlayacaktır. Daha önce de açıklandığı gibi, menopoz belirtileri an­cak kandaki östrojen belirli bir düzeydeyken ortaya çıkar. Bu düzeyin altına düştükten sonra belirtiler or­tadan kalkacaktır. Bu yüzden hormon tedavisi bu be­lirli düzeyden geçerken, destekleyici bir tedavi yapılmalıdır. Belirti eşiğinin altına düştükten sonra hormon almayı keserseniz, belirtiler yeniden ortaya çıkmaz..

  • Adetle İlgili Sorunlar (dismenore)

    Adetle İlgili Sorunlar (dismenore)

    ÂDETLE İLGİLİ SORUNLAR
    Kadınların yakınmaları bir bölümden çok bir kitap kaplayabilir. Doğal olarak bu bölümün içerdiği durumların kadınlara özgü, yani dişi üreme organlarına ilişkin olması gerekir. Ne var ki, kadınlara özgü bir hastalık olmamalarına karşın, kadınlar için özel bir anlamı olan zührevi hastalıklar ve sistiti de bu bölüme aldım. Bu konuda öteki ölçütlerim, sorunun evrensel olması (örneğin premçnstruel sehdrom), öldürücü, ancak erken tanınırsa tedavi edilebilir olması (örneğin kanserler) ve tersi kanıtlandığı halde pek çok tıp uzmanınca hâlâ sinirsel kaynaklı olduğu, tran-kilizanlar, sedatifler ve ağrı kesicilerle tedavi edilebileceği (örneğin dismenore) sanılması.
    Her durumda, amacım kadına inisyatifi ele alıp kendi basma karar vermesini sağlayacak bilgi vermektir. Bu bilgiyi daha sonra doktorlara soru sorarken, formalitelerle uğraşırken kullanabilirler. Bilgili bir kadın tüm sorularına yanıt ve bütün sorunlarına çözüm bulana dek soru sormayı sürdürecektir.
    Kanser gibi çok seyrek olarak açıkça konuşulan ve kadınların hakkında pek az şey bildiği, korktuğu hastalıklar konusunda erken tanı, hatta önleme olanağı bulunması için bilgi sahibi olmak gerekir. Kanser konusunda verilen bilgilerin paniğe neden olduğunu söyleyenler vardır. Bugüne dek bilgiler yüzünden kimse ölmemiştir. Oysa her gün pek çok kadın kanser yüzünden yaşamını yitirmektedir.

    Bugüne kadar kadınların kanser tedavisi hakkında bildikleri çok az şey vardı, bu konuda hazırlıklı olamıyorlardı. Bunun tipik bir örneği meme kanseridir. Hangi kadın doktoruyla yapılacak ameliyatın türünü tartışır? Hangi kadına ameliyattan önce, uyandığında bir göğsünün yerinde olmayacağı söylenir? Hangi kadına göğsünü yitirmenin yaratacağı şoka dayanabilmesi için ruhsal destek sağlanır? Ameliyattan önce hangi kadına protezlerden söz edilir? Herhalde pek azma.
    Ama, tüm kadınlar bu bilgilere sahip olabilir. Olmalıdır da. Hastalıklar ve doktorlar çoğumuzu korkutur. Umarım bu bölüm her ikisiyle de kolayca başetmenize ve haklarınızı cesaretle aramanıza yardımcı olur.
    SANCILI ÂDET
    Adet kanamaları birçok kadına rahatsızlık vermez. Ancak, milyonlarca kadın için bu olay aylık bir ‘işkencedir. Bu kadınlarda dismenore (ağrılı adet kanaması anlamına gelen Yunanca bir sözcük) vardır. Kimi insanlar, özellikle erkekler, ne yazık ki kimi erkek doktorlar da bu konuyu ciddiye almaz. Dismenoreden yakınanlar bunun ne kadar önemli olduğunu bilirler.

    İki tür dismenore vardır: Primer (birincil) ve sekonder (ikincil). Primer dismenorenin gerisinde endometriozis gibi ilgili bir hastalık yoktur, öte yanda, sekonder dismenorenin nedenleri pelvis organlarının iltihabı, organların yerleşiminde bir bozukluk olabilir; rahim içi araç kullanımıyla da ilgili olduğu bildirilmiştir. Yakın zamanlara kadar primer dismenorenin nedeni bilinmiyordu, en sık görülen ve en az anlaşılan yakınmalardan biriydi. Binlerce yıldır belirtileri görülüyor ve tedavi ediliyor, ancak nedeni hakkında tek bir varsayım bile yoktu. Tarih boyunca kadınlar adet sancılarını kadınlığın yakınmadan katlanmaları gereken doğal bir işareti olarak kabul etmişti. Kadınlığın başındaki lanet’ olarak da düşünülürdü: Havva’ nın Cennet Bahçesi’nde işlediği günaha karşılık tüm kadınlara verilen bir ceza,
    Primer dismenore nedenleri konusunda öne sürülen klasik varsayımların çoğunun temelinde kadınların ‘nörotik’ oluşu yatıyordu, özellikle geçen yüzyılın son yıllarında en çok kabul edilen varsayıma göre dismenore, psikosomatik bir hastalıktı; bunun nedeni doktorların bu rahatsızlığı daha çok evlilik sorunları olan, mutsuz aile ilişkileri olan histerik kadınlarda görmesiydi. Bu varsayım daha da ileri giderek kadınların bu yolla kadınlığını, evlilik ve annelik sorumluluklarını yadsıdığını ileri sürüyordu.
    Sancılı Adet
    Primer dismenore belirtileri çok çeşitlidir. Kana¬madan hemen önce olan. şiddetli karın ağrılarından  kanama boyunca süren kramplara, ishal, mesane sorunları, pelviste ağrı, duyarlılık, karında şişlik, göğüslerde ağrılar, bunalım, huzursuzluk, baş ağrısı, sırt ağrısı, mide bulantısı, kusma ve bayılma nöbetlerine kadar varır. Ağrının çoğu pelvis bölgesindedir, ama kasıklara ve sırta da vurur. Kimi kadınlarda her adetin ilk 24-36 saati normal yaşamlarını sürdüremeyecek kadar ağır yakınmalar olur.

    1957’de İngiltere’de, Sheffield Üniversitesi’nde V.R. Pickles’m yönettiği öncü bir araştırma, adetten hemen önce vücutta prostaglandin adı verilen bir kimyasal maddenin artmasının uterus kaslarının kasılmasına, bu kasılmanın da kramp gibi ağrılara yol açtığını göstermiştir. PGF2 (alfa) denilen özel bir prostaglandinin dismeriore nedeni olduğu anlaşılmıştır.
    Araştırmalar dismenoreden yakman kadınların, böyle bir yakınması olmayan kadınlardan biyolojik açıdan farklı olduğunu göstermektedir. Bu kadınlarda adet sırasında fazla miktarda prostaglandin yapılmakta, bu da yukarda sayılan belirtilere neden olmaktadır.
    Sancılı adet
    Bugün doktorlar fazla prostaglandin yapımını durdurarak dismenoreyi yok eden atiprostaglandin-ler olarak bilinen ilaçlar yazabilmektedir. Antipröstaglandinler ağrıyı ve rahatsızlığı başarıyla azaltır ya da yok eder. Dikkatle denetlenen araştırmalarda kadınların yüzde 70-90’mın belirtilerin tümünden, geri kalanının da kimi “uelirtüerden kurtulduğu görülmüştür. Dahası, daha önce yatmak zorunda kalan hastaların yüzde 70*i evde ya da işlerinde normal yaşamlarını sürdürebilmektedir.

    Adet sancılarını hafifletecek egzersizler
    — Bu egzersizler yoga yapmasanız da adet sancılarınızı hafifletebilir. Yere yüzükoyun, iki eliniz yanlarınızda yatın. Yavaş yavaş kollarınızı kullanmadan başınızı ve göğsünüzü kaldırın. Kollarınızı öne getirip ellerinizle yeri itin. 5 kez yineleyin.
    — Yere yüzükoyun yatın, arkaya uzanıp iki elinizle ayak Bileklerinizi tutun. Ayaklarınızı başınıza doğru yukarı kaldırın. Öne arkaya sallanın, 5 kez yineleyin.


    ADETLE İLGİLİ ÖTEKİ SORUNLAR
    Adetle ilgili sorunlar içinde primer dismenore ya da gerisinde hiçbir hastalık olmayan sancılı adet durumu başta gelir. Ancak, kanamalarla ilgili öbür bozukluklar da vardır. Düzenli menstruel siklüs pek sık rastlanan bir durum değildir. Kadınların adet kanamaları çok değişkendir. Siklüs uzunluğu ortalama 24-32 gündür; kan ve doku kaybı olan kanama 3-7 gün sürer. Olağandışı adet kanamalarına neden olacak birçok durum vardır. Bunların arasında gerilim, beslenme bozukluğu, kronik demir eksikliği, kan hastalıkları, hatta jet uçağıyla yolculuk sayılabilir.
    Normalin dışındaki vajinal kanamalarda, özellikle otuz yaşın üzerindeyseniz, incelenmesi için hemen doktorunuza gitmelisiniz. Menopozdan sonra görülen her tür kanama, çok az bile olsa hemen bildirilmelidir. Otuz yaşından küçükseniz, olağandışı adetler normaldir. Fazla miktarda kanama, kramp, enfeksion belirtisi ya da gebe kalamama gibi inatçı sorunlar doktora bildirilmelidir.

    Menoraji (fazla miktarda kanama)
    Yalnızca fazla miktarda kanamaya değil, çok ızun süren ya da çok sık olan adet kanamalarına da nenoraji denir. Toplam kan kaybı çok fazlaysa anemi ortaya çıkabilir.
    En sık görülen nedenlerin arasında normalde uterus iç zarı vardır. Bu zar atıldığı zaman normalden fazla kanama olur. Yakın zamanda rahim” içi araç taktıranlar, yıllar önce takılmış rahim içi aracı yerinden oynamış olanlarda da bu tür kanama olur. Ruhsal gerginlik durumları da normalden uzun süren adet kanamalarına neden olur. (Bu durumda gerginliğin kaynağı ortadan kaldırılırsa kanama da sona erer.) Kanamaya eşlik eden ağrı da varsa bunun nedeni kanayan yüzeyi artıran fibroidler (uterustaki tanser olmayan yumrular) olabilir. Bunlar için doktorunuza danışmalısınız. Adet kanamalarınız boyunca kan kaybı miktarı günden güne değişiyorsa, hormonal dengesizlik işareti olabileceği için doktora gitmelisiniz.
    Metroraji (iki adet arasmda kanama)
    İki adet arasmda ortaya çıkan kanamaya verilen addır (Kadınların yüzde 10’unda ovulasyon sırasmda 1-2 gün kanama olur). Doğum denetim haplarının, özellikle mini-hapın sık görülen bir yan etkisidir. Hap kullanmaya başlandığından bir iki ay sonra özellikle bir hap atlandığı günler olur. Bunun nedeni doğum denetim haplarındaki hormonların etki göstermesi için bir süre geçmesidir. Yakın zamanda rahim içi araç takılması da bir neden olabilir. Kanamanın miktarı da fazlaysa fibroid olasılığını düşündürür.

    Amenore (hiç adet kanaması olmaması)
    İki tip amenore vardır: Hiç kanama olmamışsa primer, dört ay ya da daha uzun süre kanama olmamasına sekonder amenore denir. Primer amenore ailesel bir özelliktir ya da çok zayıf kişilerde görülür. Hiç adet kanaması olmamış (memeler gelişmemiş, pubik kıllanma olmamış) on dört yaşındaki kızlar ve on sekiz yaşına gelip de normal gelişmesini bütünlemiş, ancak adet kanaması olmamış kızlar tıbbi yönden incelenmelidir.
    Adet kesilmesinde ilk akla gelecek olasılık gebeliktir. Özellikle ilaç verileceği durumlarda gebelik araştırılmalıdır. Ruhsal gerginliğin de rolü olduğu bulunmuştur. Büyük kilo artışları ya da aşırı miktarda zayıflama da hormonal bir nedene bağlı olabilir, sık görülen nedenlerdendir. Hormon yapımını engelleyen durumlardan biri de doğum denetim hapı alımının kesilmesidir (Bir yıla yakın amenore olabilir).
    Ovulasyonun olmaması, kimi kronik hastalıklar Uiroid hastalıkları, anemi, tüberküloz gibi) ve birtakım ilaçlar (trankilizanlar, antidepresanlar ve tansiyon ilaçları) da amenoreye neden olan öteki etkenlerdir.
    Kimi kadınlar adetten kesildiklerine sevinirken, bu durum kimileri için de bir kaygı kaynağı olur (özellikle gebe kalmak istiyorlarsa). Kısa süreli amenore dengeli beslenmeyle tedavi edilebilir. Altı aydan uzun sürerse, göğüslerden süt geliyorsa bir doktora gitmek gerekir. Doğum denetim hapları ve birtakım ilaçlar süt yapımını uyaran ve ovulasyonu engelleyen proiktin yapımına neden olur.

  • Suni Döllenme (Artifisyel İnsemi-Nasyon)

    Suni Döllenme (Artifisyel İnsemi-Nasyon)

    SUNİ DÖLLENME

    Eğer erkek iktidarsızsa, menisi kullanılarak ya­pay tohumlama yapılır. Tüm öbür durumlarda bir ve­riciden alınan meni kullanılır. Bu yöntem yasal açı­dan birçok ülkede henüz açıklığa kavuşmamıştır. Ne var ki her geçen gün yaygmlaşmakta, özellikle kür­tajın serbest olduğu, bu yüzden evlat edinmek için çocuk bulmanın zor olduğu ülkelerde artmaktadır.

    Yapay tohumlama, yalnızca döllenme olanağı bu­lunan kadınlarda yapılmakta, beş kadmdan dördü te­daviden altı ay sonra gebe kalmaktadır. Yapay tohumlamadan yana olanlar anne babası belirsiz bir çocu­ğu evlat edinmektense, her kadının kendi çocuğunu kendi karnında taşıması gerektiğini söylemektedirler. Kimi çiftler ise yapay tohumlamaya, kendilerine ben­zeyen bir çocuğu yarı evlat edinme gözüyle bakarlar. Yapay tohumlamanın ruhsal etkileri üzerine kay­gılar belirtilmiştir; buna karşılık yapay tohumlama yaptıran çiftlerde boşanma oranının düşük olduğu gösterilebilir. Yapay tohumlama her zaman dikkat­le ve kılavuz yardımıyla uygulanmalıdır. Yapay to­humlamanın evlilik ve aile üzerine etkileri tartışılır­ken en önemli sorunlar çocuğun durumu, yasal olup olmadığı, kadının suç işleyip işlemediği üzerinedir.

    Bazı kısırlık olaylarında kısırlık nedeni, erkek döl hücresi (sperm) yetersizliği, bozukluğu veya da hiç olmayışıdır. Sağlıklı olması gereken  spermlerin doktorlar tarafından rahime verilmesine denir. Kısır çiftlerde sorun erkek döl hücrelerinde ise  kadının gebe kalmasına  başka bir sebep yoksa,  çiftler istiyorlarsa suni dölleme yolu ile çocuk sahibi olabilir.

    Suni dölleme yapabilmenin iki yolu vardır. Kadının eşinin spermleri kullanılabileceği gibi (Homolog inseminasyon) farklı bir erkek spermi de kullanılabilir. (Heterolog inseminasyon)

    Normal şartlarda döllenmenin olmayışında ve gebe kalınamama durumlarında kadınlar suçlu gösterilse de. Bu sorun hem erkek hem kadına ait anatomik, fizyolojik ve patalojik bozukluklar dolayısı ile normal yolla her iki cins de bu sorunu barındırıyor olabilir .

     

  • Kısırlık ve Kısırlık Araştırmaları

    Kısırlık ve Kısırlık Araştırmaları

    Kısırlık
    Sterilite ve infertilite aynı anlama gelen sözcük­lerdir. Ne var ki sterilite denince akla gelen olayda geri dönüş olasılığı çok azdır. Bu yüzden biz kısırlık deyince, döllenme olasılığının sıfır olduğu durumlar dışında infertilite, hatta subfertiliteyi anlayacağız.

    Çiftin kısırlığının anatomik ve hormonal nedenle­rinin araştırılması uzun ve zor bir süreçtir ve aile dok­toruyla yapılacak açık, dürüst bir konuşmayla baş­lamalıdır. Çiftler kısırlıklarıyla ilgili tartışmalarda gerçekçi ve yol gösterilmeye açık olmalıdır.

    Tedavide ilk adım kısırlığın  (ya da doğurganlığın düşük olmasının) eşlerden birine ilişkin bir so­run değil, her ikisini de ilgilendiren bir durum oldu­ğunun kabul edilmesidir. Çiftin doğurganlığı eşlerin doğurganlıklarının toplamıdır; birininkinin yüksek ol­ması ötekininkinin düşük olmasını ortadan kaldırır. Öte yanda ikisinin de doğurganlığının sınırda olması kısırlıkla sonuçlanabilir. Bu durum, çocuksuz bir çif­tin ayrılıp yeni eşleriyle çocuk sahibi olmalarındaki garipliği açıklar.

    Kısırlık araştırmaları
    Kısırlık araştırmalarına başlamadan beklenecek süre çiftin yaşma göre değişir. Birçok klinik 20-25 yaş­larında genç bir çifte iki yıl kadar beklemesini öne­rir; otuz yaşlarındaki çiftlerin bir yıl, kırk yaşma ya­kın olanların altı aydan sonra araştırmalara başlama­sı uygundur. Amerika’da doğurganlığın evlilikten ön­ce araştırılması eğilimi vardır: Bu pek öğütlenmeyen bir muayenedir, çünkü gerekli araştırmalar tehlikeli olabilir ve kesin sonuç almak pek mümkün değildir. Bu yüzden verilen bilgi yanlış anlaşılabilir ya da kö­tüye kullanılabilir.

    Kısırlık, geleneksel olarak kadın ve doktorunun sorunu olmuştur; ne var ki araştırmalara her vakit iki eşin de katılması gerekir. Kısırlığın nedeninin iki­sinde de bulunma olasılığı eşit olduğu için doktorun ikisinin de bu konudaki görüşlerini alması gerekir. İlk muayeneyi konudan haberli bir doktor yapabilir, an­cak sonraki araştırmalar bir kadın doğum uzmanı ve bir ürologla yürütülmelidir. Bugün doğurganlığın sağ­lanması birkaç ay içinde olanaklıdır, öte yanda sonuç almak pek çabuk olmaz, çünkü döllenme en sık 28 günde bir olabilir ve bir yıl içinde bunun için ancak on iki, on üç fırsat doğar.

    İlk muayenede sabretmenin önemi vurgulanacak­tır. Size jinekolojik öykünüz, genel sağlık durumunuz, toplumsal yaşamınız ve nasıl cinsel ilişkide bulundu­ğunuza ilişkin sorular sorulacaktır. Eşinizin de sağ­lık durumu araştırıldıktan sonra her ikiniz de özel­likle genital bölgeler olmak üzere tepeden tırnağa mu­ayene edileceksiniz.

    Eşinizin sperm çözümlemesi, özellikle cinsel iliş­kiden sonra yapılmışsa, doyurucuysa daha fazla araş­tırılması gerekmez. İktidarsızlıktan doğan sorunlarla dikkatli ve anlayışlı bir psikiyatrın ilgilenmesi gere­kir. Ne var ki sperm sayısının çok az olması, ya da hiç sperm bulunmaması ayrıca değerlendirilmeli, eşi­niz bozukluğun nedeninin bulunması için özel mua­yeneler ve testlerden geçmelidir.

    Bu zor testler sırasında, kısırlık araştırmasının amaçlarını unutmamalısınız:

    —   Kısırlığın nedeninin ortaya çıkması, sizde ve eşinizde bu konudan dolayı suçluluk duygusu oluşma­sının önlenmesi.

    —   İlerde çocuk sahibi olma şansının ne kadar ol­duğunun öğrenilmesi (burada elde edilen sonucun çok kesin olmadığını unutmayın).

    —   öbür seçenekler hakkında bilgi sahibi olmak.

    —   Uygun tedaviyi yaptırmak.

    Tedavi edilebilen durumlar
    Ovulasyon olmaması: Bunun için iki tür ilaç kul­lanılabilir.

    Gonadotrofin: Överlerin olgun bir yumurta yapmasını sağlar; daha sonra progesteron salgılatarak salgı döneminin adet kanamasıyla sonlanmasmı sağ­lar.

    Klomifen: Hipofizden folikül stimulan hormon (FSH) salgısını artırır; böylece folikülün büyümesi hızlanır. Doktorunuz klomifen tedavisi için uygun olup olmadığınızı bildirebilir. Uygun olduğu saptanan olay­ların yüzde 50-90’mda ovulasyon sağlanmıştır. Ne var ki gebelik sayısı yine de düşüktür.

    Uterus ve tubaiardaki hastalıklar:
    Endometriosis: Fallop tüpleri ve uterus dokusunun bozulmasına neden olur ve bu bölgelerin yumurtayı taşıyıp barmdırması güçleşir. Dışardan verilen östrojen hormonu da endometrium dokusunun yer yer ku­rumasına neden olur.

    Serviks mikrop kapmamışsa koterizasyon (yak­ma) gerekli değildir. Uterusun kürtaj mm (kazınma­sı) da pek başarılı bir yöntem olmadığı anlaşılmıştır. Tubaların yapışkanlıklara bağlı tıkanması ameliyatla açılabilir, yeni teknikler yoluyla tıkalı bölüm çıkarıl­dıktan sonra sağlam bölümler uç uca yeniden dikil­mektedir.


    Servikal mukusun itici olması:
    Bunun nedeni sperm hareketlerinin az olması ya da vajina içindeki ortamın değişmesidir. İki durum­da da östrojen verilerek mukusun daha berrak, yu­muşak, ince olması, içind« hücre artıkları bulunma­ması sağlanır; böylece en fazla sayıda spermin geçişi kolaylaşır.

    Seyrek olarak, kadının, eşinin spermlerine karşı allerjisi olabilir. Bu durumda cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılarak vücuttaki antikor sayısı azal­tılır. Spermlerin içerdiği yüksek erkek hormonu düze­yi yüzünden servikal mukusu itici olan kadınlara da bunu düzeltmek için ilaç verilebilir.

    Çok az sayıda sperm ya da hiç sperm olmaması:
    Gonadotrofinler ya da klomifen (kadında ovu-lasyonu uyardığı gibi) erkekte testislerin yeteri kadar testosteron yapmasmı sağlayarak ya da hipofiz beiznden daha fazla FSH (folikül stimulan hormon) ve LH (luteinizan hormon) salgılatarak sperm yapısını uyarır.

    Epididim ve vas deferensteki tıkanıklıklar gibi varikosel, yani testislerde varis gibi durumlar da ki­mi zaman ameliyatla düzeltilebilir. Varikoselektomi erkekte kısırlığı tedavi eden en etkili yöntemlerden bi­ridir; böyle bir sorunu olan çiftlerin yüzde 30’unda et­kilidir.

  • Doğurganlık ve Doğurganlığı Etkileyen Etkenler

    Doğurganlık ve Doğurganlığı Etkileyen Etkenler

    DOĞURGANLIK
    Düzenli olarak yumurtlamaya başladığımız andan sonra, doğurganlık, yaşamımızın bir parçası, çoğumuz için de önlemeye çalıştığımız bir parçası oluverir. Günümüzde doğurganlık bir salgın halindedir. Annelerimiz, ninelerimiz her zaman doğurgandılar. Doğum kontrolünün yaygınlaşmasından önce çoğu kadın birbiri ardına gebe kalırdı; yalnızca gebeyken doğurganlığını yitirirdi. Yani, doğanın bir ürünü olarak, doğurgan yaşamları boyunca ağrılı adet görme gibi durumlardan uzak kalırdı.

    Yaş ve doğurganlık
    Kadınlarda doğurganlık oranı ergenlik çağında oldukça düşüktür; 24 yaş dolaylarında doruğa ulaşır. 30-yaşından sonra düşmeye başlar. 52 yaşından sonra gebe kalmak güçtür, ancak tıbbi literatürde 47 yaşından sonra altı başarılı gebelik ve bir düşük geçirmiş İskoçyalı bir kadından söz edilmektedir. Anne yaşının doğurganlık üzerine etkileri karmaşıktır çünkü: Menopoz öncesinde ovulasyon seyrekleşir, siklüsün progesteron fazı düzensizdir, ilerleyen yaşla birlikte rahim içindeki ortam da gebeliğe uygunluğunu yitirir, döllenme olsa bile orta yaşlı kadınlarda döllenmiş yumurtanın yaşama süresi kısalmıştır.
    Yaşın rolü erkeklerde daha önemsizdir; bu konuda saptanmış rekor 94 yaştır. Ne var ki erkeklerde de 20 yaş dolayında en yüksek orandadır, daha sonra düşer.

    Doğurgan çift
    Doğurganlığın anlaşılması gereken en önemli yönlerinden biri tek bir insana bağlı olmamasıdır. O halde doğurganlığın tıbbi açıklaması kadın ve erkekte bulunan normal özelliklere dayanır:
    — Düzenli yumurtlama (ovulasyon) ve normal yumurtanın döllenme yeteneğine sahip olması,
    — Yumurta, sperm ve fötusu barındırıp taşıyabilecek normal kadın cinsel organları,
    — Vajinanın üst bölümlerine yeterli sayıda sperm bırakılması için yeterli sperm yapımı,
    Doğum kontrolü olmadan cinsel ilişkide bulunan çiftlerde bir yıl içinde 10 kadından 8’i gebe kalır: Yüzde 25’i bir ay içinde, yüzde 60’ı 6 ay içinde, yüzde 75’i 9 ayda, yüzde 80’i on iki ayda, yüzde 90’ı da on sekiz ayda. Zamanla geriye kalanlar yalnızca istem dışı gebe kalamayanlar, kısır çiftler olacaktır.

    Doğurganlığı etkileyen etkenler
    İnsanoğlu aç olmadığı zaman yiyen, susamadığı halde içen ve her zaman cinsel ilişkide bulunabilen tek türdür. Çoğu hayvanın üreme mevsimi vardır. Çoğumuz bizim için böyle bir şeyin söz konusu olmadığını düşünebiliriz, ancak bazı ülkelerde elde edilen istatistikler tersini göstermektedir. Çeşitli coğrafya bölgelerine göre değişmekle birlikte döllenme için doruk ayları vardır. Araştırmalar kuzey yarımküresinde döllenmenin hava sıcaklığıyla ilgili olduğunu göstermiştir. Ilımandan soğuk iklimlere geçtikçe doruk ayları kıştan yaza kayar. Doruk genellikle ortalama hava sıcaklığının 20 derece olduğu aylardadır; döllenmenin en az olduğu ay da Mart’ tır.

    Günde normalden altı, sekiz saat daha fazla ışıkta kalırlarsa hayvanların üreme mevsimlerini birkaç hafta uzattıkları bilinmektedir. İngiltere’nin güneyinde yapılan araştırmalar çevremizdeki bu tür değişikliklerin bizi de etkileyebileceğini göstermiştir. Bir grup pratisyen doktor, aylık doğum sayısının günlük gün ışığı miktarına oranını incelemiştir. Yılın hangi ayın¬da olursa olsun, normalden fazla gün ışığı olan günlerde döllenmenin fazla olduğu bulunmuştur.
    Doğurganlığın kesin olmayan bu yanlarım bir yana bırakırsak, daha basit biyolojik etkileri de inceleyebiliriz. En önemli etken kadının her ay yalnızca birkaç gün döllenmeye yatkın olmasıdır. Bu günler ovulasyondan önceki ve sonraki birkaç gündür. Bu dönem, genellikle aylık siklüsün tam ortasına gelir. Ancak düzenli adet görmeyen kadınlar için kanamanın başlamasından 14-16 gün önce olduğu söylenebilir. Ne var ki kimi kadınların kanama sırasında bile gebe kaldıkları bilinmektedir.

    Doğurgan olup olmadığımı kendim anlayabilir miyim?
    Hayır, yalnızca ovulasyon olup olmadığınızı anlayabilirsiniz. Bunu anlamak için vücut ısınızı her gün ölçüp bir cetvele kaydedin. Siklüsün ortalarında ısıda bir artış göreceksiniz. Her ay düzenli olarak bu artış ortaya çıkıyorsa, her ay ovulasyon olmaktadır. Ama bu, yumurtanm Fallop tüplerinden uterus boşluğuna normal geçip geçmediğini ya da döllenmiş yumurtanın uterusta yerleşmesinin başarılı olup olmadığını göstermez.

    Eşimin kısır olup olmadığını anlayabilir miyim?
    Hayır, bilimsel araştırmalar olmadan eşiniz ya da siz kısır olup olmadığınızı anlayamazsınız. Ejakulasyon normal olsa ve meni size normal görünse bile, içinde yeterli sayıda sağlıklı sperm olup olmadığını bilemezsiniz.
    Doğurganlıkta eşlerden birinin rolü öbüründen fazla mıdır?
    Eşlerden birinin belirgin bir anormalliği varsa, bu konuda doğaldır ki öbüründen daha fazla sorumluluk taşır. Ne var ki eşlerin muayenesinde her ikisinin de normal olduğu çıkmışsa ve yine de çocukları olmuyorsa, birinin ötekinden daha fazla suçlu olduğu söylenemez. Doğurganlık iki kişiye birden bağlıdır. Bir kadının bir erkek ile çocuğu olmasa bile bir başkasıyla olabilir  erkeklerin ikisinin de kısır olmamasına karşm. Aradaki farkı yaratanın ne olduğunu henüz bilmiyoruz.

    Doğurganlığımızı artırmak için eşimin ya da benim yapabileceğimiz şeyler var mı?
    Çalıştığım kısırlık kliniğinde çocuk sahibi ojmak isteyenlere ilk iki yılda yapmalarını önerdiğim birtakım şeyler vardı:

    — Sabah yataktan kalkmadan vücut ısınızı ölçün. Yumurtladığınızdan emin olmak için bunu bir cetvele kaydedin. Böylece kabaca ne zaman ovulasyon olacağını bilirsiniz. Aynı zamanda servikal mukus ve tak¬vim yöntemleri de cinsel ilişkide bulunacağınız günleri bildirir: Vücut ısısının yüksek olduğu ilk iki gün döllenmenin en kolay olacağı günlerdir.
    — Ovulasyondan önce 7-10 gün cinsel ilişkide bulunmayın: Bu, eşinizin isteğini ve menideki sperm miktarını artırır.
    — Tatile çıkın; yolculuk yapın, her şeyi unutun, gevşeyin, eğlenin. Yolculuğa çıkan birçok çift (ovulasyon zamanıysa) geriye gebe dönmüştür.
    Elinizden geldiğince bebek sahibi olmak konusunda üzülmeyin, düşünmeyi bırakın. Sıkıntı, üremeyi önler. Çiftin bebek sahibi olmak için üzülmeyi bırakıp evlat edinme hazırlıklarına başladığında kadının gebe kaldığı bilinen bir gerçektir.

  • Plaj Terliği ve Plaj Sandalet Modelleri

    Plaj Terliği ve Plaj Sandalet Modelleri

    Yazın herkes sahil kesiminde bir haftada olsa tatil yapmak için planlar yapar kimimiz gerçekleştirir kimimse bu hayali bir sonraki yaza bırakırız ama ne olursa olsun deniz kenarında geçirecegimiz bir kaç günlük tatil herkese iyi gelecektir.. Burada yola çıkarak daha önce sizlere hazırladığım mayo ve bikinilerden sonra bir kaç model plajda yada tatil yörelerinde kullanacağınız sandalet ve terlikleri bir araya derledim. Bakalım mı içlerinde neler var bu tarz terlik ve sandaletlerin içinde..
    Altın ve gümüş renkli bantı dolgu topuk terlik modeli ile başlayalım.. Bu tarz terlikler dolgu topuk sevenler için ve ışıltılı mayo ve bikiniler için şık modeller..
    Topuksuz olarak tasarlanmış altın ve gümüş renkli hasır görünümlü şık terlikleri plaja giderken de kullanabilir sokakta da giyebilirsiniz..
    İçlerinde her zaman görmeye alıştığımız parmak arası baskılı terliklerinin desenleri farklı farklı inceleyebilir fikir edinebilirsiniz..
    Hem plajda hem tatilde hemde günlük hayatta kullanabileceğiniz, çiçekli parmak arası terlikler pek de deniz suyu ile temas ettirmemeniz gereken türden..
    Deri kauçuk olarak dizayn edilmiş parmak arası terlikleri de plajlar için uygun görünen güzel modeller..
    Üç renk olarak tasarlanmış dolgu topuklu parmak arası terlik üst kısmı kırmızı kumaş olarak tasarlanmış dolgu topuğunda iki farklı renk kullanılmış düz mayo ve bikiniler için ideal bir terlik..Dolgu topuklu düz ışıltılı parmak arası terliklerde görülüp beğenilebilir..
    Metalik renklere sahip deri terliklerde çok şık ve hoş görünüyor..
    Nubuk parmak arası arası terlikler renkleri ve modelleri ile güzeller..
    Parlak plastik renkli sandaletler de neon renkleri ile göze çarpıyor..
    Yine parlak plastikli fiyonklu terliklerde tam plajlara göre.. devamı için galerimizi izleyin..
    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.

  • Deniz Yıldızı Merserize Kazak Modeli

    Deniz Yıldızı Merserize Kazak Modeli

    ÖRGÜ NOTLARI

    BEDEN
    Göğüs
    86-91(97-102) cm.
    Uzunluk 118(129) cm.
    Omuz genişliği
    66 cm.
    Kol uzunluğu
    43 cm.
    Parantez içindeki rakam daha büyük bedenler için geçerlidir. Eğer tek bir rakam verilmişse bütün bedenler için geçerlidir.

    MALZEMELER
    50 gramlık 4(4) adet mavi(A) renkte merserize 50 gramlık 3 ‘er (3) adet pembe(B), yeşil(C), sarı (D) renkte merserizeler 50 gramlık 2 ‘şer(2) adet beyaz ve kum beyazı renklerinde merserize
    3-5 ve 4 numaralı şişler.

    ÖLÇME
    4 numaralı şişlerinizle 22 ilmek atıp 28 sıra çalışırsanız 10 cm2’lik örgü parçanız olur.
    Parantez içindeki rakamlar daha büyük beden için verilmiştir. Eğer tek bir rakam verilmisse bütün bedenler için geçerlidir.
    Merserizeden hazırlanmış renkli kazağı evde kalmış artık yünlerinizden hazırlayabilirsiniz.

    ARKA
    3.5 numaralı şişleriniz ve ma¬vi renkteki yününüzle 130(142) ilmek atarak örgünüze başlayın.
    1. lastik sırası: 2 düz, 2 ters, sıra sonuna kadar.
    2. lastik sırası: 2 ters, 2 düz, sıra sonuna kadar.
    Bu iki sırayı 6 cm. boyunca çalışın. Bu yükseklikte 4 numaralı şişlerinize geçin ve çalışmaya başlayın. Bu arada rakamlarla ve şekillerle belirtilen motifleri renklerine uygun olarak örün ve renk değiştirirken boşluk oluşmaması için ipliklere örgünün arka yüzünde birbirinin üzerinden çaprazlayın. 168 sıra boyunca bu şekilde çalıştıktan sonra son sırada ilmekleri kesin.


    Deniz Yıldızı Renkli Merserize Kazak Modeli

    ÖN
    154 sıra tıpkı arka gibi çalışın. 155. sırada yaka için 57(63) ilmek çalıştıktan sonra geri dönün. Yakanın diğer tarafında kalan ilmekleri ayrı bir şişe ya da çengele alarak bekletin. Diğer şişteki ilmekleri bir sıra daha ördükten sonra bitime 4 ilmek kala tekrar geri dönün. Daha sonra iki sırada bir 3,2,2 ve 1 ilmek kala geri dönün. Bunun üzerine beş sıra örüp ilmeklerin hepsini tek sırada kapayın. 45(51) ilmek. Yaka için ortadaki 16 ilmeği kapattıktan sonra şişte beklettiğiniz ilmekleri de diğer yaka kenarı gibi çalışın ve kapatın.

    KOLLAR
    3.5 numaralı şişlerinizle ve mavi renkteki yününüzle 54 ilmek atın ve 4 cm. tıpkı arkadaki gibi 2 düz, 2 ters lastik çalışın. Son sırada yanlardan birer ilmek artırarak 56 ilmeğe çıkın ve 4 numaralı şişlerinize geçin. Bundan sonra her dört sırada her iki yandan birer ilmek artırın. Aynı zamanda kol motifini uygulayın. 110. sırada bütün ilmekleri tek sırada kapayın.

    YAKA BANTI
    Mavi renkteki yününüzle ar-kadan 40, sol ön arka omuz¬dan 21, ön ortadan 16, sağ ön arka omuzdan 21 olmak üzere toplam 98 ilmeği şişe alın 2.5 cm. 2 düz, 2 ters las¬tik çalışın. Bütün ilmekleri tek sırada kapayın.

    HAZIRLANIŞI
    Omuzları birleştirdikten sonra kolları 25 cm. önde ve 25 cm. arkada olmak üzere omuzlardan birleştirin. Daha sonra beden yanlarını dikin.

    NASIL ÖRECEKSİNİZ
    Renk değiştirirken öreceğiniz sol şişteki ipliği sağ şişteki ipliğin altından bir kere geçirdikten sonra örerseniz örgünüzün arasında boşluklar oluşmaz.


    Deniz Yıldızı Renkli Merserize Kazak Örneği

    Deniz Yıldızı Kazak Şeması

  • Genital Herpes Enfeksiyonu (Uçuk)

    Genital Herpes Enfeksiyonu (Uçuk)

    GENİTAL HERPES ENFEKSİYONU

    Genital enfeksiyona neden olan virüs Tip H’dir.
    HSV’nin 2 tipi vardır. Tip I dudaklarda oluşan uçukların etkenidir. Cinsel etkinliği olmayan kadınlar arasında Herpes Tip II enfeksiyonları çok seyrek görülmektedir. Primer enfeksiyon için ortalama yaş on sekiz, sekonder enfeksiyon içinse yirmi beş yaştır. Düşük sosyoekonomik düzeydeki kişilerde cinsel etkinliği olanların üçte birinde hastalığın antikorları bulunmuştur; cinsel etkinliği çok fazla olanların yüzde altmışında herpes Tip II antikoru bulunur.
    Herpes virüs, virüs derinin üst tabakalarında etkin durumdayken cinsel ilişkide bulunmayla geçer. Genellikle ciltte bir sıyrık ya da yara vardır. Ağız çevresinde olsun, genital bölgede olsun, herpes virüsü vücut ısısının artışı ile etkin hale geçene kadar uykudadır. Ateş yükselmesi bir başka virüs enfeksiyonuna ya da ovulasyona bağlı olabilir.
    Uçuklar ortaya çıkana kadar, cildin dokunmaya karşı çok duyarlı, ağrılı olduğu bir dönem vardır. Uçuk, bu dönemde tedavi yapılırsa ortaya çıkmayabilir. Tedavi edilmezse birkaç saat içinde uçuklar ortaya çıkar. Virüslere karşı etkili pek az tedavi vardır; kullanılan tedavi ne olursa olsun, uçuğun oluşup kabuklaşması ve sonunda kuruması genellikle on, on dört gün sürer.
    Genital herpesin ortadan kaldırılması son derece zordur; vücutta virüsü öldürecek kadar antikor yapılana dek durum yineler. İşe yarar bir iki tedavi yöntemi vardır. Sıvı, krem, ya da merhem halinde satılan idoksüridin, deride belirtiler başlar başlamaz sürülmelidir; böylece uçukların ortaya çıkması önlenebilir. Birtakım araştırmalar Previdon iyot solüsyonu ile genital bölgelerin her gün yıkanmasının, hastaların yüzde 90’ında belirtilerin birkaç saat içinde geçmeşini sağladığını göstermiştir. Bu rahatlama iki, üç gün sürer. Cilt Proflavin (‘doğal kırmızı boya’) ile boyandıktan sonra ultraviyoleye açık kalırsa iyileşmenin hızlandığı da görülmüştür.

  • Yazlık Beyaz Elbise Modelleri

    Yazlık Beyaz Elbise Modelleri

    Beyaz masumiyetin ifadesidir ve yazı için ideal renklerden biridir çünkü güneş ışınlarını koyu renk kadar üzerine çekmez, çabuk kirlenmeleri dışında oldukça sevilen ve tercih edilen bir renktir, bronz tenlerde ise çok hoş durur dedikten sonra modellerimizi bir gözden geçirelim..

    İlk modelimiz olan beyaz elbisenin etek kısımında dantellerle süslenmiş bir tasarım görüyorsunuz kalın bir dantel elbisenin alt kısmında oldkça şık görünüyor..
    Diğer elbiselerimiz arasında yer alan beyaz elbise mini vücuda oturan sütyen kısmında ise hafif bir büzgüsü olan ister günlük yaşamda kısa bir bolero ile yada tatil kesiminde olağan ve sade haliyle kullanabileceğiniz hoş bir model..
    Boyundan bağlamalı maksi elbise uçuşan etekleri ile şık ve kullanışlı rahat bir model..
    Beyaz elbise üzerine işlenmiş mavi işlemelerle uzun kollu beli bağcıklı elbisede çok beğeni toplayacağa benziyor..
    Askılı kloş beyaz elbisede ise siyah askı ve şerit kullanılmış farklı bir model.
    Payet işlemeli elbiselerden ilki göğüs kısmında payet işlemeleri göze çarpıyor diğerinde ise hem göğüs hemde etek kısımlarında payet işlemeler görünüyor şık ve rahat birer elbise örneği..
    Beyaz poplin kumaş elbisenin sütyen kısmındaki büzgüler etek kısmın ise kloş kesim olması elbiseyi cici bir tasarım yapmış..
    Aynı tarz elbisenin yaka kısmı çapraz olarak tasarlanmış farklı ve şık bir model ortaya çıkmış..
    V yakalı boyundan askılı yazlık dantel görünümlü farklı bir model daha göreceksiniz..
    Sırtı dantel işlemeli elbise tam yazlıkta kullanılacak türden bir elbise..Yine yazlık ideal ve sırtı açık çapraz iplerle detaylandırılmış hoş bir model..
    Fırfırlı dantel görünümlü straplez elbise, fistolu elbiseler de oldukça hoş görünüyor..
    Devamı için galerimize bir göz atın derim..
    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.

  • Zührevi Hastalıklar Sifiliz (Frengi)

    Zührevi Hastalıklar Sifiliz (Frengi)

    Zührevi Hastalıklar

    Adından da anlaşılacağı üzere, bu tür hastalıklar, cinsel birleşme yolu ile  insandan insana geçen  tedavi edilmediği taktirde tehlikeli sonuçlar doğuran hastalık türleridir.. Ayrıca hasta anneden doğan bebekler de bu hastalıklara yakalanmış olarak dünyaya gelirler.

    SİFİLİZ (Frengi)

    Frengi mikrobunu genellikle kadınlar taşır ve bu mikrop yıllarca bir kadının bünyesinde kalabilir, özellikle genelevlere giden erkekler buradan bu mikrobu alıp evdeki eşlerine de bulaştırabilirler..

    Sifilizin etkeni, şankr adı verilen yaraların oluşmasına neden olan, spiral biçiminde bir bakteridir. Bu yaralar genellikle cinsel ilişki olan bölgelerde (vajinanın ağzında, serviks, vulva, ağız ya da peniste) çıkar; sert, kırmızı kenarlı, sivilcemsi ve genellikle ağrısızdır. Sifilizin üç dönemi vardır; ilk ikisi boyunca hastalık çok bulaşıcıdır. Primer sifiliz ilişkiden üç hafta kadar sonra ortaya çıkar; belirtiler 9-90 gün içinde başlaya­bilir. Şankr çıkan kadınların pek azı bunun farkına varır; yara kimi zaman tedavisiz, 2-6 hafta içinde iyi­leşir.

    İkinci dönem, ya da sekonder sifiliz, ilk şankrın iyileşmesinden bir hafta-altı ay sonra başlayabilir. Be­lirtileri döküntü, ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, iştah azalması, bulantı, gözlerin iltihaplanması ve saç dökülmesidir. Bu dönem de 3-6 hafta, hatta birkaç yıl sürer.

    Üçüncü dönem sifiliz 10-20 yıl içinde belirir, kalp hastalığı, beyinde zedelenme, omurilikte zedelenme ve körlükle sonuçlanabilir, Sekonder sifilizi olup da te­davi edilmeyen dört kişiden biri ölür ya da ciddi bi­çimde sakat kalır.

    Sifiliz tedavisi penisilin ya da tetrasikîin ile yapı­lır; hastalıkla ilgili iki kişi de aynı zamanda tedavi edilmelidir, yoksa enfeksiyon yineleyebilir. Birinci ve ikinci dönemlerde tedavi edilirse, kalıcı zarar olması önlenebilir. Sifiliz gelişmekte olan fötusa zarar verebileceği ve çok ciddi sonuçlar doğurabileceği için bütün gebe kadınlara gebeliğin ilk dört ayında sifiliz testi yapılmalıdır.

  • Zührevi Hastalıklar Gonore

    Zührevi Hastalıklar Gonore

    Zührevi hastalıklar cinsel ilişkiyle bulaşan hasta­lıklardır. Birçok zührevi hastalık vardır, ama içlerinde en sık görüleni gonore (bel soğukluğu) dir. Bu hasta­lık hakkında bilgi vermeden önce zührevi hastalıkla­ra yaklaşım hakkında birkaç öğüt vermek istiyorum.

    —   Zührevi hastalığınız olduğundan kuşkulanıyor­sanız, ya da böyle bir hastalığı olan biriyle cinsel iliş­kide bulunduysanız hemen bir Zührevi Hastalıklar Kliniğine gidin (zührevi hastalığı olan altı kadından beşinde hiçbir belirti görülmez)

    —   Genital bölgede ya da dudaklarınızda birkaç günde iyileşmeyen bir yara ya da uçuk varsa. Zühre­vi Hastalıklar Kliniğine gidin.

    —   Eşinizde penisten gelen bir akıntı varsa (genç erkeklerde en sık görülen belirti), ya da genital or­ganlarında bir uçuk varsa, onunla cinsel ilişkide bu­lunmayın.

    —   Zührevi hastalığınız olduğu anlaşılırsa, başka­larına da bulaştırmadan tedavi olabilmeleri ve tedavi olana kadar cinsel ilişkide bulunmamaları için, bu tür ilişkide bulunduğunuz herkese durumu anlatın. 1970′ li yılların sonunda, Vietnam’dan gelen askerlerin getirdiği penisiline dirençli bakteriler yüzünden gonore salgın boyutlarına ulaşmıştı. Gonore, birçok kişiyle cinsel ilişkide bulunan, yirmi beş yaşın altındaki ka­dın ve erkeklerde sık görülür. Son yıllarda, hastalık daha azalmıştır; bu durum prezervatif ve doğum kont­rol kremlerinin kullanımının artmasına, her iki yön­teminde koruyucu etkileri olmasına bağlanmaktadır.

    GONORE (bel soğukluğu)
    Hasta olan altı kadından birinde görülen belirtiler vajinal akıntıdan çok urefral akıntı, idrar yaparken ağrı ve yanma, perinede duyarlılık ve kaşmtı, rektumun iltihaplanmasına bağlı olarak dışkılama sırasında ağrıdır. Ne var ki, gonorenin en önemli yanı, pel-vis organlarında sessiz sedasız üerleyehilen iltihaptır. Yumurtalıklar ye Fallop tüpleri iltihaplanmış olabilir, kimi zaman bu yollar tıkanarak kısırlığa yol açar. Go-nokok bakteriler vajina, serviks, uretra, rektum ve boğaz mukozalarını enfekte eder. Bu bakteriler açık havada kurursa çok çabuk ölür; yani bu hastalığın tuvaletlerden geçtiği doğru değildir.
    Tedavinin temeli penisilindir; iğne yoluyla verilen ve uzun etkisi olan depo biçiminde bir doz yeterlidir. Mikrobun kültürü üretilip penisiline duyarlılığı olup olmadığı incelenmelidir. Penisiline dirençliyse, dört günlük bir kürle ağızdan tetrasiklin verilebilir. Ciddi pelvis iltihabı varsa, iğne yoluyla antibiyotik verilmelidir.