Yazar: nihals2

  • Özel Tedavi Yöntemleri Rejimler Banyolar

    Özel Tedavi Yöntemleri Rejimler Banyolar

    Özel Tedavi Yöntemleri

    Özel rejimler

    Hemen hemen tüm klinikler beslenmenin hasta­lıkların başlamasında önemli bir yeri olduğunu, az ya da yanlış beslenmenin de hastalıkların nedeni oldu­ğunu savunur. Ciddi bir kaplıcada beslenme hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.

    İlk iki, üç gün hiçbir şey yememeniz önerilecek­tir. Hekim, bunun nedeninin vücuttan ‘toksinler’in atılmasına izin vermek, sindirim ve öbür metaboliz­ma olaylarına ara vererek, bu alanda kullanılacak enerjinin vücudun kendi kendini iyileştirme, kendi kendini tedavi etme sürecine aktarılmasını sağlamak olduğunu açıklayacaktır. Benim bildiğim kadarıyla, bu varsayımı kanıtlayacak tıbbi bilgi yoktur. Toksi­nin bilimsel açıklaması zehirdir; hekime vücuttan atılacak toksinlerin hangileri olduğunu sorarsanız, üstü tapalı bir yanıt alırsınız.

    Yemek yemediğiniz süre boyunca, baş ağrısı, za­yıflık duygusu, baygınlık gibi tatsız belirtiler fark edebilirsiniz. Ancak, ileri sürüldüğü gibi, bu duygular kırk sekiz saat sonra yok olur. Tabii, istediğiniz saman bu belirtileri doktorlarla konuşup yardımlarını isteyebilirsiniz.

    Açlık döneminden sonra, kaplıcalarda ilk günler­le genellikle yoğurt, meyve, sebze, bal, az miktarda yağsız et, tavuk ya da balıktan oluşan bir rejim ve­rilecektir.

    Banyolar

    En çok uygulanan banyo, içinde ‘sağlık verici’ maddeler eritilmiş ılık sudur.

    Çamur banyosu: Bu banyo sık kullanılır, çünkü  çamurun dinlendirici özellikleri olduğu ve ısıyı tut­tuğu için tüm vücudu saran bir yakı gibi yararı ol­duğu ve yorgun ve gergin vücudu gevşettiği sanıl­maktadır. Bu tür banyo, özellikle buhar odalarında uzun süre kalmaya dayanamayacak yaşlı kişilerde kullanılmaktadır.

    Oturma banyosu: Bu, karın ve pelvis bölgelerin­deki kas ve organları dinlendirmek için uygulanan özel bir yöntemdir: Bu bölgelerdeki kan akımını hız­landırdığı ve düzenlediği söylenir. Hepatit geçirdikten sonra kaldığım kaplıcalarda, karaciğerimdeki kan akımını oturma banyolarının düzelteceğini ileri sürü­yorlardı. Bu savlara, tıbbi açıdan pek inanmıyordum.Adından da anlaşılacağı gibi, oturma banyosu, içinde oturabileceğiniz küçük bir banyodur, önce, karnın alt bölümü, kalçalar ve bacaklarınızın üst bölümü sıcak suda, ayaklarınız soğuk suda oturursunuz. Bu bölgedeki kan damarları, deridekiler kesenkes, iç organlardakiler de belki genişler, kan akımı düzelir. On dakika kadar sonra, soğuk su dolu bir banyoda oturursunuz. Bu da tam tersi etki gösterir. Kan da­marlarının büzülerek kanın bu bölgeden çekilmesini sağlar. Bir sava göre kanla birlikte zararlı maddeler de bu bölgeden çekilmektedir. Böylece karnın alt böl­geleri ve pelvise kan dolar, boşalır, temizlenmeyi sağ­lar.

  • Özel Tedavi Yöntemleri Banyolar

    Özel Tedavi Yöntemleri Banyolar

    SICAK BANYO
    Bütün vücut 38-42 derece sıcaklıktaki suya sokulur.
    Süre: En çok 20 dakika. Banyodan çıkarken mutlaka el ve ayaklar soğuk duşa tutulmalıdır.
    Neye iyi geliyor: Sürekli yorgunluk, dolaşım bozukluğu, asabiyet, kramp.
    Sakıncalı olduğu durumlar: Yüksek tansiyon.

    SOĞUK BANYO
    Bütün vücut 12-16 derece sıcaklıktaki suya sokulur. Süre: En çok 10-15 saniye. Soğuk banyo, mutlaka sıcak bir ortamda alınmalıdır.
    Neye iyi geliyor: Aşın yorgunluk, hormonal dengesizlik, aşırı duyarlılık, şiddet eğilimi, asabiyet.
    Sakıncalı olduğu durumlar: Kalp yetersizliği.

    AYAK BANYOSU
    Soğuk banyo: Ayaklarda sıcaklık hissi duyulana kadar 15 derecedeki suya ayaklar sokulur.
    Neye iyi geliyor: Şişmanlık, kabızlık, vücut yorgunluğu ve burun kanamaları.
    Sıcak banyo: Ayaklar 42 derecedeki suya sokulur. Süre: 15-20 dakika.
    Neye iyi geliyor: Böbrek hastalıkları, âdet sancıları, migren, boğaz ağrıları, karın ağrısı.
    Sıcak ve soğuk banyo: Ayaklar 5 dakika 42 derecedeki su¬ya, 10 saniye derecedeki suya sokularak 5 kez bir sıcak, bir soğuk banyo yapılır.

    Neye iyi geliyor: Dolaşım bozukluğu, migren, uykusuzluk, baldırlarda yerleşen selülit.
    Giderek sıcaklaşan suda ayak banyosu: Ayaklar, 30 derecedeki suya sokulduktan sonra, kaynar su katılarak, tahammül edilinceye kadar su sıcaklaştırılır.
    Neye iyi geliyor: Damarlarla ilgili yüksek tansiyon, siyatik, sinir sistemiyle ilgili tüm bacak ağrıları, bronşit, astım, yetersiz âdet kanamaları (âdetin beklendiği günden üç gün önce alınırsa, âdet gecikmesini önler.)

    BİTKİ BANYOLARI
    Bitkilerin hazırlanışı: Seçilen otlar, makul miktarda su içinde 10 dakika kaynatılır. Süzgeçten geçirilmeden banyoya dökülür ve banyo doluncaya kadar su doldurulur.

    KEPEK BANYOSU
    Malzeme: 50 gram buğday kepeği.
    Neye iyi geliyor: Egzama, sedef hastalığı ve kuru cilt.

    ÇAM BANYOSU
    Malzeme: 500 gram taze çam yaprağı.
    Neye iyi geliyor: Eklem iltihapları.

    KEKİK BANYOSU
    Malzeme: 200 gram kuru kekik.
    Neye iyi geliyor: Eklem iltihaplanması, yorgunluk, bronşit ve hazımsızlık.

  • 2012 Podyumlarından Göz Alıcı Kıyafetler

    2012 Podyumlarından Göz Alıcı Kıyafetler

    Defilelerde yada podyumlarda daha şatafatlı modellere yer verilir aslında bunu nasıl kullanacağım yada giyeceğim diye düşündürürler ama bu modellerdeki kumaşlar kalitesi renkler pastel ve doğal tonlar kıyaferlerse oldukça zarif olunca 2012 podyumlarından iki defileye ve kıyafetlere yer vermek istedim sizlerde beğeneceksiniz diye düşünüyorum..

    Beyaz her zaman için masum ve safı ifade eder ilk modelimiz beyaz beli, boynu ve büzgülü beyaz bir elbise oldukça hoş görünüyor..Yine beyaz olarak tasarlanmış elbisede kumaşın ön kısımlarında bele kadar olan bölümünde kumaşı keserek desen vermişler bu yılki kıyafetler buna sıkça rastlıyoruz..

    Yine derin yıtmacı ve derin dekoltesi ile farklı bir yaka dizaynı ile beyaz bir elbise görmektesiniz, kullanmak cesaret istese de model çok şık öyle değil mi?

    Beyaz maksi elbisenin alt kısmı kırmızı tüylü ipliklerle tasarlanmış görünümü ile volanlı bir uzun elbise..

    Güpür dantelin kullanıldığı ve tülünde kullanıldığı bebe yakalı bir ceker ve etek takımı da oldukça ağır bir model ve şık bir takım olarak göz dolduruyor..

    Pastel tonlardaki krem elbise yine pastel tonların kullanıldığı çiçeklerle detaylandırılmış saten elbise modeli de oldukça modern ve şık..

    Siyah üst kısmı kırmızı bir gül ile renklendirilmiş altı kısmı beyaz uzun elbisede özel geceler ve belkide ünlüler için ideal bir model..

    Pastel tonlarla ve çiçek desenler ile renklendirilmiş bir trençkot modeli oldukça ilgi çekici..

    Tül üzerine gümüş işlemeli abiye bir bluz altındaki krem pantolu ile göz dolduran çok şık bir model..

    Krem pantolonlu bir takımın üzerinde yaka kısmı işlemeli şık bir pelerin modeli de dikkatlerden kaçmayacak..

    Tüllerle detaylandırılmış uzun askılı elbise modeli de hoş görünüyor.. ve daha fazlasını galerimizde bulabilirsiniz..
    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.

  • Terleme Neden Terliyoruz Deodorantlar

    Terleme Neden Terliyoruz Deodorantlar

    Çok yakında da güzel kokuyor musunuz? Size en sıcak havada bile tepeden tırnağa taze ve temiz kalmanın yollarını sunuyoruz Vücudumuz terlemeden gerektiği gibi işlemeyez, ancak dikkat edilmezse ter kokusu bir çok sıkıcı duruma neden olabilir. Yazımızda neden terlediğimizi, bunun kokulara neden yol açtığını ve ter kokusunu önlemenin yollarını bulacaksınız.
    Sıcaklarla birlikte gündeme gelen “ter” konusu aslında sanıldığı kadar basit değil. İşte ter ve terleme ile ilgili bilinenler:

    TERLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
    • Vücudumuzun çeşitli bölgelerinde tam 2.380.000 ter hücresi bulunur. Her bir kolaltında 25.000 adet ter hücresi vardır.

    • Bu hücrelerin iki çeşiti vardır, derinin yüzeyinde bulunan ve bizi serin tutmaya çalışan ekrin hücreler ve kolaltı, kasıklar ve göğüs çevresinde bulunan ve buluğ çağından sonra faaliyete geçen apokrin hücreleri. Apokrinler korta, öfke ve cinsel uyarılma gibi sinirsel uyarılara tepki verirler.

    • Genelde saatte 12 gr. ter dökeriz, bu sıcak havalarda ya da fiziksel bir güç sarfediyorsak daha da artar. Ortalama bir yetişkin serin bir iklimde günde 2 litre ter atar, bu çok sıcak bir havada. 7 litreye kadar yükselebilir, (kolanlarınızın terlemesini engellemek size bir zarar vermez, vücut ısısını normalde tutacak bir çok başka ter hücreniz bulunmaktadır}.

    CİNSEL UYARILAR
    Apokrin hücrelerinin ürettiği ter, feromon adı verilen bazı güçlü kimyasal maddeleri içerir. Bunlar bir çeşit “dış hormon”dur, gerçek anlamda kokularını alamayız ancak, burnumuz bunların varlığını anlayabilir. Bir çok değişik feromon bulunur, bazıları korku sırasında, bazıları saldırganlık halinde, bazıları da birini beğendiğimizde salgılanır. Bazı bilimadamları bu sinyallerin “ilk görüşte aşk” adı verilen olgunun açıklaması olduğunu ileri sürüyorlar.

    Hasas Ciltlere Öneriler
    • Eğer mümkünse, kolanlarınızı günde bir iki kez derinizi kurutmayacak bir sabunla yıkayın. Sabun yerine bir parça pamuğa sürülmüş bikarbonatlı soda kullanabilirsiniz.
    • Teri önleyici deodorantlarda kullanılan alüminyum tuzları hassas ciltlere uygun değildir. Bunyn yerine alüminyum içermeyen koku gidericileri kullanın.
    • Kolaltlarınızı pudralayın, terin fazlasını emecektir. Parfümlü talk pudrası kullanmayın, hassas ciltlere uygun değildir.

    Neden Terliyoruz
    Terlemek gereklidir günkü:
    Bizi serin tutar, terleme olmadan vücudumuz gereğinden fazla ısınır.
    Derimizi yağlar
    Vücuttaki fazla tuz oranının atılmasını sağlar
    Bazı hücresel fazlalıkların atılmasını sağlar.
    İnsanın başlangıçta ürettiği ter aslında kokusuzdur, yüzde doksandokuzu su, yüzde biri ise tuzlar ve hücresel artıklardan oluşur. Terlediğimizde derimizde zaten varolan bakteriler bu nemi kaproik aside dönüştürürler. Bu da hoş olmayan bir kokunun ortaya çıkmasına neden olur ve kolaltı gibi kokunun kolayca uçamayacağı yerlerde yerleşir.

    Deodorantlar
    Kolaltları için kullanılan kimyasal koku gidericiler üçe ayrılır:
    • Terlemeyi engelleyenler: Ter ve kokunun yaklaşık yüzde 80’ini engeller. Bunu sağlayan kimyasal maddeler alüminyum klorid-roksid ya da zirkonyumdur. Ter hücrelerinin işlemesini engelledikleri için ter üretilmez, böylece kaproik asit ve dolayısıyla koku oluşmaz.
    • Koku gidericiler: Bakterilerin terden o-luşturdukları kokulu maddeyi çözücü yağlı asitler içerirler. Ancak terlemeyi engelleyen türler kadar etkili değildirler.
    • Terlemeyi engelleyen ve koku giderenler: İki kat fazla koruyucu oldukları söylenemez. Terlemeyi önleyici kimyasal maddeleri içerdiği için teri durduracak sonra kokuyu giderecektir.

    Satın Alırken
    Bir çok çeşitleri vardır, işte alışverişinizi yaparken aklınızda tutmanız gerekenler:
    1. “Güçlü” ya da “hafif” deodorantlar.
    Hangi tipe gerek duyduğunuzu kendiniz saptayabilirsiniz.
    2.”Doğal” deodorantlar: İnsan tenine kimyasal maddelerden daha çok uyduğu düşünülen bazı bitkileri içerir.
    3.Sprey, roll-on, ya da mum deodorantlar:
    sprey: serinletici, kurumasına gerek olma-yan ve hızlı kullanımda ideal. Çok kolay kullanıldığı için çabucak bitebilir. Teninizden 15 cm. uzakta tutun ve bir kez sıkın.
    • roll.on: Tam istediğiniz yere uygulanabildiği için etkili ancak yapışkandır ve kuruması zaman alır. Kolatınıza dairesel hareketlerde dıştan içe doğru bir defada sürün.
    • mum: Etkilidir, uzun süreli koruma sağlar ve yapışkan değildir. Koltukaltınıza bir kerede sürün ancak mumu çok ileri doğru itmeyin, kırılabilir.

    Ayaklar
    Kolaltları gibi ayaklar da yaşamlarının uzun süresini çeşitli giysiler İçinde geçirmektedirler ve bunun sonucunda hiç de hoş olmayan bazı sonuçlar doğabilir.
    • Kömürlü taban astarı: Ayakkabı astarlarında kullanılan kömür tozu zerrecikleri gözenekli olduğu için kokulu ter molekülleri bu gözeneklere hapsolur ve kokuyu engeller.
    • Spreyler: Bazı ayak deodorantları mantara karşı maddeler içerdiği için kokulu mantar enfeksiyonlarına yakalanma şansınızı azaltır. Bu ayak deodorantları aynı zamanda kaproik asidin oluşmasına neden olan bakterileri de öldürür.
    • Pamukla temizlik: Eskilerden kalma bir öneri: Bir parça pamuğun üzerine etil alkol dökerek parmak aralarını ve ayaklarınızın altını silin. Bu yöntemin bakterilerin ölmesini sağlayan antiseptik ve terlemeyi engelleyen kurutucu bir etkisi olacaktır.
    • Akıllıca seçim: Ter önü açık ayakkabılardan, bağcıklı sandaletlerden, pamuklu kumaştan üretilmiş espadrillerden çok daha kolaylıkla uçacaktır. Plastik yerine deri a-yakkabıları tercih edin ve pamuklu çoraplar giyin. Pamuklu çorap teri emerek kokuyu engelleyecektir.

  • İnce Askılı Beyaz Kolsuz Triko Bluz Modeli

    İnce Askılı Beyaz Kolsuz Triko Bluz Modeli

    ÖRGÜ NOTLARI

    BEDEN
    Göğüs ölçüsü
    81(86,91,97) cm.
    Kazak eni
    77(82,87,92) cm.
    Kazak boyu
    56(58,60,62) cm.
    Parantez içindeki rakamlar büyük bedenler içindir. Eğer tek bir rakam verilmişse bütün bedenlerde uygulanacaktır.

    MALZEMELER

    5(5,6,6) adet 50 gramlık krem rengi kotorı iplik
    2.5 ve 3 numaralı şişler

    ÖLÇME
    3 numaralı şiş ile 30 ilmek atıp 33 sıra lastik örgü örerseniz 10×10 santimetrelik bir örgü parçanız olur.

    ARKA
    3 numaralı şiş ile 115(123,131,139) ilmek atın.
    1. lastik sırası: (ön yüzde) 1 düz, (1 ters, 1 düz) sıra sonuna kadar.
    2. lastik sırası: 1 ters, (1 düz, 1 ters) sıra sonuna kadar.
    Bu iki sırayı örgü 37(38,39,40) cm. oluncaya kadar tekrarlayın. Ters yüzde bitirin.

    Yaka oyuğu
    Bir sonraki sıra: 33(33,35,35) ilmek lastik örgüsü örün. Dönün. 1. taraf için sadece bu ilmeklere devam edin. Kalan ilmekleri ayrı bir şişte bırakın. Bir sonraki sırada ve daha sonra bir sıra atlayarak sıranın başında 4 ilmek kesin, birer sıra atlayarak iki kez 3 ilmek, birer sıra atlayarak iki kez 2 ilmek kesin. Birer sıra atlayarak iki kez, sıranın yaka kenarından birer ilmek eksiltin. 13 (13,15,15) ilmek ::. 4 sıra lastik örün. Lastik ile kesin. Ön yüzde ipliği kalan ilmekler ile birlikte örerek, ortadaki 23(27,27,31) ilmeği kesin, sonuna kadar lastik örün. 1 sıra lastik örün. 1. tarafa uygun olarak tamamlayın. Ancak bitirmeden 4 değil 3 sıra lastik örün.

    ÖN
    Arkada olduğu gibi ..’ya kadar örün. 0(1,0,1) sıra lastik örün, ters yüzde bitirin.

    Yaka oyuğu
    Arkada olduğu gibi …’ya kadar örün. Ön taraf arka taraf ile aynı omuz çizgisine gelince ters yüzde bitirin. Lastik ile kesin. Ön yüzde, ipliği kalan ilmekler ile birlikte örerek, ortadaki 23(27,27,31) ilmeği kesin Bir sıra lastik örün. Birinci tarafa uygun olarak tamamlayın.

    YAKA BANTI
    Sağ omuz dikişini yapın. Ön yüzde ve 2.5 numaralı şişler ile sol ön yakadan 42(44,46,48) ilmek alıp düz, ön ortadan 23(27,27,31) ilmek alın, sağ ön yakadan 42(44,46,48) ilmek alıp düz, sağ arka yakadan 25 düz alın ve örün. 180(192,196,208) ilmek. 1 sıra düz, 1 sıra ters örün. Üç sıra 1 düz, 1 ters lastik örün. Lastik ile kesin.

    KOL BANTI
    Sol omuz dikişini ve yaka bant dikişini yapın. Ön yüzde ve 2.5 numaralı şiş ile kol boyundan 108(116,124,132) ilmek alın ve düz örün. 1 sıra düz, 1 sıra ters örün. Üç sıra 1 düz, 1 ters lastik çalışın. Lastik ile kesin. Yan dikişleri ve kol bantı dikişlerini hazırladıktan sonra yakaya ve kol çevresine dikkatli bir biçimde dikin.

    Lastik biçiminde hazırlanmış ince askılı bluzunuzu koton iplik ya da ince merserize kullanarak örebilrsiniz.

    Beyaz ince askılı bluz modeli

  • Özel Tedavi Yöntemleri

    Özel Tedavi Yöntemleri

    ÖZEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Batı dünyasında var olan iki başlıca tıp ekolü (Or­todoks ekol ve yeni, özel yöntemlerin kullanıldığı ekol) henüz, birbirinin deneyimlerine, adetlerine ve yöntemlerine karşı kuşku doludur. Orta yoldan git­meyi yeğleyen bir doktor olarak, iki yanı da yan tut­madan değerlendirebiliyorum. Yeni, alışılmamış tıp ekolünde, geleneksel bir eğitim görmüş bir doktoru şaşırtacak, büyüleyecek pek çok şey vardır, öte yan­da, bu ekolde elde edilen sonuçların da bir anlamı ol­malıdır. Doğal bir iyileşmeye (romatizmal eklem has­talıklarında ya da dermatitte olduğu gibi), migrende olduğu gibi hastalığın gidişi sırasında kendi kendine olan bir iyileşmeye ya da iyileşmeyi sağlayabilecek herhangi bir başka etkene bağlanmadığı sürece, bu sonuçlar göz ardı edilemez.

    Özel tedavi yöntemleri iki ekole de sırtını daya­mıştır. Sağlığın korunması ve tıp konusunda, seçmeci bir yaklaşımdan yanayım; size günlük modaların, arkadaşların baskılarının ya da tutuculuğun dene­mek istediğiniz bir şeyi denemekten sizi alıkoymasına izin vermemesini öğütlerim. Yeni bir yöntem hakkın­da tedavi olmadan bilgi sahibi olmanızı, bir dereceye kadar kuşkucu olmanızı, başarısızlıkları düş kırıklığı­na uğramadan kabullenmeniz için beklentilerinizi gözden geçirmenizi öneriyorum.

    İşin doğrusu, bir tedavi yönteminin işinize yara­yacağına inanıyorsanız, büyük bir olasılıkla size yararı olacaktır, yalnız kafanızın içinde olsa bile. Ta­bi, yakınmalarınızın temeli psikosomatikse, doğrudan tıbbi etkiye dayanmayan bir iyileşme olacaktır. Bu iyileşmenin nedeni, durumunuza karşı takındığınız tavrın değişmesidir. Bu durum tüm sağlık kampları, kaplıcalar, orada göreceğiniz tedavilerin çoğu, isten­meyen tüylerin yok edilmesi için elektroliz uygulan­ması gibi bilimselliği kanıtlanmış bir yöntem dışın­da, güzellik kliniklerinde uygulanan tüm işlemler için geçerlidir.

    Gelenekler elinizi kolunuzu bağlamasın: özel te­davi yöntemlerinden yararlanmaya bakın; sunulan hizmetler çok pahalı olmadığı sürece, vücudunuza bakmanın yeni yollarını bulun. Ancak, kalıcı sonuç­lar istiyorsanız, güzellik kliniklerinde dikkatli olun. Bu kuruluşların verdikleri hizmetin tek garantisi, kendi kendinizi bakımlı duymanızdır.

  • Kabarık Gelinlik Modelleri

    Kabarık Gelinlik Modelleri

    Düğün mevsimi artık yavaş yavaş başlar, Temmuz ile Ağustos da kendini gösteren düğün organizasyonlarının hazırları başlamıştır bile, gelinlik seçmek kolay bir iş değildir nereden alsam nasıl bir model alsam sezonun trendleri neler diye bir sürü aşama ve araştırma, bu yüzden modelleri inceleyecek olan arkadaşlar için sitemizde sık sık farklı ve yeni modellere yer veriyoruz, bir yeni yazı ve yeni modeller ile bu bölümde de yine sizlerleyim..

    Bu bölümde kabarık gelinliklere yer vermek istedim, umarın hayalinizdeki gelinliklerden birine bu sayfada rastlar ve fikir edinirsiniz diyerek bu önemli gününüzde yanınızda olabildiysem ne mutlu bana..

    Tafta ve tülün bir arada kullanıldığı önü işlemeli kabarık gelinlik modeli ile başlamak istiyorum yazıma.. Artık bir çok gelinlik straplez olarak tasarlanıyor nedenini anlayamasam da sanırım sıcak havalarda kolları uzun dantelli gelinliklerden daha rahat olduğu için olabilir diye düşünüyorum..

    Saten başka bir kabarık gelinlikte tek kol kullanılmış ve o kola kendi kumaşından küçük güller yapılmış bu desen  çaprazlama olarak bele kadar uzanmış alt kısımda yine güller mevcut ama bu sefer daha büyükleri yapılmış en alt kısımsa düz olarak dizayn edilmiş..

    Yine straplez bir model bele kadar drapeler var bel kısmında ise güller alt kısımları kat kat fırfırlı kabarık şık bir model..

    Göğüs kısmı ve altı gümüş taşlı ve işlemeli bir başka modelde o işlemeler harika görünüyor..

    Saten ve tülün kullanıldığı modeli tek omuzlu tasarlayan modelistler o işlemeleri ve taşları çaprazlama bel kısmına kadar getirmişler, yan kısmı saten ve gül motifleri ile dizaynlanmış modelin diğer yanını ise tüllerle kabartmışlar göz alıcı o modeli ortaya çıkarmışlar.

    Saçlara yerleştirilen mini aksesuarlar şapkalar artık duvak modasının gerilerde kaldığı anlatır nitelikte..daha fazlası için galerimizi gezin derim..

    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.

  • Jimnastik Güneşlenirken Zayıflayın

    Jimnastik Güneşlenirken Zayıflayın

    Güneşlenirken Zayıflayın
    Plaj, bütün gün tembel tembel yatılacak bir yer değildir. Tabii, mümkün olan bütün su sporlarını yapmanız ya da fanatikçe bir gıda rejimine girmeniz gerektiği anlamına gelmez bu… Sadece aşağıdaki önerilere uyun, yeter.

    Acıktınız mı?
    Tatilde önünüze sunulan bütün o çekici şeylere yasak koymayın, ama sahil lokantalarında ve kafelerde satılan yiyeceklerin genellikle tuzlu, şekerli ve yağlı olduklarını da aklınızdan çıkarmayın. Bel ölçünüzü ve dişlerinizi kolayca mahvedebilirsiniz. Neden yiyeceğinizi yanınınızda götürmeyesi-niz ki? Domates, biber, dilediğiniz tür peynir, yoğurt, canınızın çektiği bir ya da birkaç cins meyva… Bir yiyecek termosu ya da tatile çıkmadan satın alacağınız bir ter-moslu çanta pekala işinizi görür.

    Susadınız mı?
    Kola, gazoz, limonata gibi içecekler şeker yüklü oldukları gibi susuzluğu da yeterince geçirmezler. Maden suyu ya da taze sıkılmış meyva suyundan şaşmayın.

    Canınız dondurma mı istedi?
    Sevdiğiniz şeyden biraz yemeniz tatilin zevkini çıkarmanıza yardım eder. O yüzden, suçluluk duygusuna kapılmadan dondurmacının yolunu tutabilirsiniz. Ama bu işi biraz zorlaştırıverin: en kestirme yolu seçeceğinize, bacak kaslarınız için bir süre baldırlarınıza kadar gelen suda yürümeyi ya da kumların kuru olduğu yerden geniş bir kavis çizerek geçmeyi deneyin.

    Harekete Başlayın
    Bir yandan güneşin tadını çıkarır, bir yandan da yanınızdaki turist çiftin haşlanmış İstakoz rengini alan vücutlarıyla o gece nasıl uyuyacaklarını merak ederken aşağıdaki egzersizleri yapıverin:

    1 Sırt üstü yatıp dizlerinizi hafifçe bükün. Ayak parmaklarınızı yapabildiğiniz kadar sertçe ve zorla kuma doğru itin; sonra aynı şeyi, bacaklarınız dümdüz olana kadar topuklarınız, baldırlarınız ve bacaklarınızın üst kısmıyla yapmaya devam edin. Altı kez tekrarlayın. Bacak kasları için harikadır.

    2 Sıra, gevşek kollarınızı ve göğüslerinizin dik durmasını sağlayan pektoral kaslarınızı sertleştirecek harekete geldi. Sırt üstü yatarken, kürek kemiklerinizi belinizden geldiği kadar güçle kuma bastırın, altıya kadar sayın ve gevşeyin. Bu hareketi altı kez tekrarlayın.

    3 Hala sırt üstü yatıyorsunuz. Midenizde-ki bütün kasları elinizden geldiği kadar sıkarak karnınızı dümdüz yapın, altıya kadar sayın ve gevşeyin. Vücudunuzun alt kısmını kuma iyice bastırarak yapıştırın. Altı kez tekrarlayın.

    4 Kolları, omuzları, sırtı ve göğüs kaslarını güçlendirmek için denizde, suyun o-muzlarınıza geldiği yerde durun, kollarınızı ileri doğru uzatın. İki yana açıp tekrar ilk durumlarına getirin. Birine yüzme öğretirken, suyun üstünde yüzükoyun yatan o kişiyi ellerinden tutup kendinize çeker, sonra ileri doğru iterseniz, bu hareket de kasların çalışmasına yardım eder.

    Birazda Oyun
    Pla] çantanızı, plajda oynanabilecek bütün oyunların malzemesiyle doldurmaya bakın. Size arkadaşlık edecek bir kaç kişi mutlaka çıkar.

    Küçük Toplar
    Rakibin topunu vurmaya dayanan bu oyun, bacakların üst kısmı için idealdir. İleri doğru uzanırken, öndeki dizinizi, ayak parmaklarınızı geçmeyecek şekilde bükmeye dikkat edin.

    Frizbi
    Diskin peşinden koşarken vücudunuzdaki bütün kaslar çalışır. Bu oyun esnekliğinizi ve vücut koordinasyonunu geliştirir.

    Voleybol
    Zayıflamak ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak için mükemmel isir yöntemdir. Kalori yakmanızı sağladığı gibi, kumda koşuşturmak ve vücudu germek kasları güçlendirip bedenin genel esnekliğine katkıda bulunur.

    Suyun Harikaları
    Oyunlar bitti mi? Hala yapacağınız bir şeyler var:

    Suda Yarış
    Suda koşmaya çalışmak çok eğlencelidir; bacaklarınıza da iyi gelir.
    Suyun direnci, bacak kaslarının daha çok çalışmasını sağlar.

  • Bağımlılık Alkolizm

    Bağımlılık Alkolizm

    ALKOLİZM
    Alkolizm, ve sarhoşluk yüzünden tutuklanmalar, karaciğer sirozundan ölümler gibi alkole bağlı sorunlar ve alkolizmle ilgili kurumlaşmalar kadınlarda hızla artmaktadır. Dahası, en büyük artış 30 yaş ve altındaki genç kadınlarda görülmüştür.

    Alkole fiziksel tepkiler
    Vücudunuz erkeklerinkine oranla yüzde 5-10 daha az su içerir ve böylece aynı miktar alkol sizin sisteminizde daha yoğun bulunur ve sonuçta da vücut organlarınıza daha büyük bir toksik etki yapar. Aynı miktar alkolle kanınız, herhangi bir erkeğinkinden daha yüksek bir alkol düzeyine ulaşır ve böylece daha kısa bir zamanda daha fazla zehirlenirsiniz. Bu nedenle erkeklere oranla daha az alkol, daha kısa zamanda karaciğer yıkımına neden olabilir. Kadınlarda, sorun yaratan içki içmenin başlamasıyla fiziksel hastalığın oluşması arasında daha az zaman geçer.
    Kadınlarda alkole verilen yanıtın adet döngüsüyle değiştiği bulunmuştur. Adet öncesi ve yumurtlama dönemlerinde daha yüksek alkol düzeyleri vardır. Değişkenliğin varlığının kadınları alkol kullanırken daha dikkatli davranmaya iteceği ve böylece de yüksek alkol tolerans düzeylerine varmayacakları düşünülmüştür. Alkolizm, karaciğer ve kalp işlevlerini tehlikeye sokmasının, beyin yıkımına yol açmasının ve sizi başka birçok bozukluğa eğilimli kılmasının yanısıra, erken doğum yapma ve şiddetli zihinsel ve fiziksel sakatlıkları olan çocuklar doğurma olasılığınızı da artırır. Büyüme yetersizliği, kafa ve yüz anormallikleri, zeka geriliği de kimi zaman anormal kalp ve böbrek gelişimini içeren fötal alkol sendromuna (FAS) alkolik annelerin çocuklarında giderek daha sık rastlanmaktadır.
    Kadınlar, daha yarışmalı çalışma alanlarına girdiklerinden ve daha fazla sorumluluk taşıyan görevler aldıklarından beri daha büyük gerilimlerle karşı karşıyadırlar. Çalışan kadınlardaki artışın en büyük bölümünü evli olanlar oluşturduğundan, ev ve aile baskısı, işin getirdikleriyle birleşince dayanılmaz bir yük haline gelebilir. Kadınların alkolü ruh halini değiştiren bir madde, bir sakinleştirici olarak gördükleri ve çoğunlukla ‘kaçmak’ için içtikleri bildirilmiştir. Bu yüzden, kaçılacak daha yoğun ve giderek artan gerilimle kadınların daha fazla içmesine şaşmamak gerekir.
    Kadınların, yaşamın güçlükleriyle karşılaştıklarında da alkol tüketimini arttırmak eğiliminde oldukları gösterilmiştir. Herhangi bir kayıp (adetten kesilme menopoz çocukların evden gitmesi boş yuva sendromu boşanma ve ayrılma) içki içmenin artmasıyla büyük ölçüde ilgilidir ve işin kötü yanı tartışma kabul etmez bir biçimde çağdaş yaşamın bir parçası durumundadır. Bir kadının anne, eş, yuva kurucu ya da sevgili olarak ortaya çıkan dişilik rolüne yönelen tehditler, alkolizmle yakından ilişkilidir. Toplumun, bir kadının gerçek rolünün ne olduğu ve bu rolü nasıl uygulaması gerektiği konusundaki, değişen ve sıklıkla çatışan görüşlerinin ortaya çıkardığı yetersizlik duyguları, gerek evde gerekse işteki kişisel başarı beklentileri ve bunların sürekli sonuçsuz kalmasıyla daha da karmaşıklaşır.

    Alkolizme eğilim yaratan etmenler var mıdır?
    Araştırmalar, alkolik kadınların çoğunun yaşam¬larının erken dönemlerinde ana babadan ya da kardeşlerden birinin kaybı gibi bir duygu travması (duygusal yaralanma) geçirdiğini ve büyük olasılıkla alkolik anne babaları olduğunu göstermiştir. Yaşamlarının daha ileriki dönemlerinde yüksek bir dengesiz evlilik ve psikiyatrik sorun oranına sahiptirler ve çoğunun eşleri de alkoliktir.

    Özel olarak rizikolu, belirli bir kadın tipi var mıdır?
    Küçük çocuklu, destekten yoksun anne babalar, bütün gün evde oturan ya da çocukları evden ayrılan kadınlar, işte erkeklerle yarışmak zorunda olan kadınlar gibi zihinsel gerilim altında olan kadınların alkolik olma olasılıkları daha yüksektir. Aynı zamanda, belki bir kürtajın, doğum sonrası depresyonunun ya da menopozun sonucu olarak büyük fiziksel gerilimler yaşayan kadınlar için de bu olasılık yüksektir.

    İçki içmenin ‘sorun olma’ aşamasına vardığını nasıl anlayacağım?
    Alkolün yasanımızı büyük ölçüde etkilediğini ve kendinize yardım etmek için bir şeyler yapmak zorunda olduğunuzu anlamanız için aşağıdaki soruların yalnızca birine ‘evet’ yanıtı vermeniz yeterlidir:
    Size yakın biri hiç içmenizin onu düşündürdüğünü söyledi mi?
    Bir sorunla karşılaştığınızda rahatlamak için genellikle içer misiniz? •**
    Ev ve iş sorumluluklarınızı içki yüzünden yerine getiremediğiniz olur mu?
    Hiç içki yüzünden tıbbi yardıma gereksindiğiniz oldu mu?
    İçerken (uyanık olduğunuz halde) tam bir bellek yitimi yaşadığınız oldu mu?
    İçkiyi bırakmaya çalıştığınızda bunaltıcı fiziksel ve/ya da psikolojik tepkiler yaşadınız mı?
    İçmenizi denetlemek ya da kesmek yolunda kendinize verdiğiniz sözleri tutamıyor musunuz?
    Sizin içmeniz yüzünden çocuklarınız arkadaşlarını eve getirmeye utanıyorlar mı?

  • Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi

    Bağımlılık ( Tutkunluk )Uyuşturucu Bağımlılığı ve Tutkunluğun Tedavisi

    BAĞIMLILIK (TUTKUNLUK)
    Zihin durumunu değiştirmek için kimyasal maddelerin kullanılması insanlık tarihi kadar eskidir.
    Belirli uyuşturucularda (ilaçlarda), yinelenen kullanımın, kullananın uyuşturucuya tepkimesinde bir değişikliğe neden olmasıyla bağımlılık ortaya çıkar. İlk değişim, kullanıcının ilacı ne zaman ve nerede alacağını seçme yeterliğindeki azalmadır; başka bir deyişle karar verme denetiminin ve kendi üstündeki egemenliğinin yok olmasıdır. Aşırı olaylarda, denetim aşama aşama ortadan kalktıkça, kullanıcı yaşamını tümüyle uyuşturucuyu bulmaya ve onu kullanmaya adar. Belirli bir dönem ilaç almadıktan sonra bile, tedavi altında olsa bile ilacı yeniden kullanma¬ya başlama yolunda bir eğilim vardır.
    Bağımlılık nasıl doğar
    Bağımlılığın başlamasında iki ana yol vardır: Birincisi daha çok potansiyel tiryakinin kişiliğiyle, ikincisi ise ilacın tipiyle ilgilidir.
    Kişilik sorunları: Kullanıcı, uyuşturucuyu öncelikle sorunlar üstüne düşünmektense, onlardan kaçmak için arar; bunlar başka birine yaşamın basit gerçekleri olarak görünen sorunlar olsa bile. Bu gibi kullanıcılar uyuşturucu aramaya genellikle buluğ çağında, ya da daha önce, başlarlar ve ‘yetersiz kişilikli” olarak tanımlanırlar.
    New York’taki genç eroinmanlarda güçlü bir ye tersizlik duygusunun olduğu ve hemen hemen hiç özsaygılarının olmadığı belirlenmiştir. Bunların yanısıra çalışmada doyum bulamazlar ve öteki insanlarla ilişkilerinde de başarısızdırlar. Eroini işte bu yüzden kullanırlar gerginlik zevkli bir biçimde azalır ve doz etkisini sürdürdüğü sürece başka gereksinimleri ortadan kalkar.
    Bir başka çalışmada ise uyuşturucu tutkunları, başkalarıyla içten ilişkiler kurmakta güçlük çeken, depresyonlu ve saldırgan kişiler olarak tanımlanmıştır. Bu nedenlerden dolayı, olgun olmayan, ahlaki sorumluluklardan uzak, başkalarını sömürmeye hazır, gereksinimlerinin anında karşılanmasını isteyen kişiler olarak görülürler.
    Buna karşın, göreceli olarak normal kişilikli insanların da uyuşturucu kullanmayı ‘öğrenebilecekleri’ bilinmektedir. Araştırmacılar bağımlılıktan ya da bıraktıktan sonra yeniden başlamadan psikopatik kişiliğin, aile sorunlarının ya da sosyoekonomik sorunların sorumlu olduğunu söylerler. Kişilik bozukluğu olmaksızın bağımlılığa nikotin gibi maddeler örnek verilebilir; doğal olarak sakinleştiriciler, uyku ilacı ya da opium türevleri içeren reçeteler verilen hastalarda da görülebilir.
    Uyuşturucuların özellikleri: Yapılan son çalışmalar, opioidler (ve belki alkol ve barbiturat) gibi’belirli ilaçların daha ilk dozdan fiziksel bağımlılığa yol açabilecek biyolojik değişikliklere yol açtığını ortaya koymuştur. Buna karşın birçok hastaya ameliyatlardan sonra ağrıyı gidermek için günde birkaç doz opioid verilmekte ve hiçbirinde ne ruhsal bağımlılık ne de tutkunluk gelişmektedir.
    Neden kimi insanlar fiziksel bağımlılıkları olsa bile yalnızca ufak tefek güçlüklerle karşılaşarak uyuşturucu kullanmayı kesebilirken, kimileri toplumun yasaklamasına karşın uyuşturucu ararlar ve onsuz yapamazlar. Bunda uyuşturucunun, kişinin ve koşulların sorumluluk payları nedir? Yıllardır yapılagelen araştırmalar bu sorunlara yanıt verememiştir.

    Ancak ortaya çıkartılan gerçek, uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığın düzenli olarak arttığı ve farklı etmenlerin farklı aşamalarda farklı etkiler gösterdiğidir. Psikolojik, sosyolojik, biyolojik ve farmakolojik etkenlerden herhangi birisi, ilk kullanımı (deneme), sonra kullanıcının uyuşturucuyu yine alıp almayacağını (ve aradabir ya da eğlence için uyuşturucu alan bir kullanıcı haline gelip gelmeyeceğini), daha sonra çok ya da yoğun kullanmaya başlayıp başlamayacağını ya da zorunlu bir kullanıcı (tutkun) haline gelip gelmeyeceğini ya da alkol örneğindeki gibi alkolik olup olmayacağını belirler. Aynı soru, belirli bir süre kullanıma ara verdikten sonra neyin yeniden başlamaya neden olduğu konusunda da sorulabilir.
    Yeniden başlamanın nedenleri oldukça karmaşıktır. Uyuşturucunun her dozundan sonra ortaya çıkan eksiklik belirtilerini, tutkun kişi, yeni bir dozla tedavi etmeye o kadar alışmıştır ki, yeni bir doza duyulan bu güçlü isteğin refleks haline gelmesi olasıdır. Bu nedenle tedavi edilen ve hastanede hiçbir istek duymayan narkotik tutkunu, uyuşturucu kullanmış olduğu ve eksiklik belirtilerini yaşamış olduğu ev ortamına dönünce yeni bir doza gereksinim duyabilir.
    Bağımlılık, tutkunluğa karşı
    Uyuşturucu bağımlılığının terminolojisi biraz akıl yarıştırıcıdır. Uyuşturucu, kullanımı kesildiğinde, eksiklik belirtilerine yol açmaya yetecek kadar biyolojik değişime neden olmuşsa, o uyuşturucuya fiziksel olarak bağımlı olduğu söylenir. Başka bir deyişle, ilaç şiddetli bağımlılık sendromuna yol açar. Böyle etki yapmayan uyuşturucular ise alışkanlık ya da ruhsal bağımlılığa yol açarlar. Ancak bu, bağımlılık ve tutkunluk konusunu incelemek için aşırı yalınlaştırılmış bir yoldur. Uzun bir sürede yinelenerek verilen çoğu uyuşturucu fiziksel bağımlılık ve bir eksiklik sendromunu oluşturur. Ama bu sendromun şiddetli rahatsızlık, anksiyete, ya da daha fazla uyuşturucu alma isteğiyle birlikte olması gerekmez. Oysa, tutkunluk ve ruhsal bağımlılıkta bunlar hemen her zaman vardır.
    Uyuşturucu bağımlılığı ve tutkunluğun tedavisi
    Uyuşturucu bağımlılığı alanında çalışan otoriteler genellemelerin yapılabileceğini ve bu genellemelerin herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde kullanılabileceğini anlamışlardır: Toplumsal destekle önlenebilir ya da hiç değilse hafifletilebilir. Tedavinin bir bölümü zorunlu olarak toplumsal ilişkilere ve evlilik ilişkisine (eğer tutkun kişi evliyse) yöneltilir. Sigara, uyuşturucu tutkunu ve alkoliklerde karşılaşılan en önemli güçlük, yeniden başlamayı önlemektedir. Uyuşturucuyu birkaç gün ya da hafta bırakmak genellikle o kadar güç olmamakta, ama depresyon, kızgınlık, başarısızlık ve umutsuzluk gibi bir bunalımla kullanmaya yeniden başlamaktadır. Bu nedenle, böyle durumların ortaya çıkmasını önlemekte yardımcı olmak ve önlenmezse sürekli destek olarak aşmasını sağlamak önem kazanmaktadır. Aynı zamanda uyuşturucunun varlığının (ne tür olursa olsun) isteği de arttırdığı bilinmektedir. Uyuşturucu tutkununun genellikle birden fazla ilacı kullanmaya eğilimi vardır ve tüm bağımlılıkların birden ortadan kaldırılması, birini kullanmaya devam etmesinin öbürlerine yeniden başlamasına neden olabileceğinden önemlidir.
    Pratisyen hekimler genellikle tutkunlara yardım konusunda yeterli gereçlere sahip değillerdir, ama aile doktorunuz sizi uyuşturucu bağımlılığı konusunda uzmanlaşmış bir hastane kliniğine yöneltebilir.
    Uyuşturucu bağımlılığı programlarının uygulandığı iki hastane tedavisi yöntemi vardır. Birinci yöntem üç aya kadar olabilen uzun, ikincisi ise üç hafta ya da daha az olan kısa bir hastane tedavisi dönemini içerir. Tedavide görevli personel, hekimler, psikiyatrlar, psikologlar ve toplumsal görevlilerden oluşur. Hastane tedavisi, alkolikseniz tam bir alkol orucunu, uyuşturucu tutkunu iseniz bir uyuşturucu kullanımını kesme programı içine girmenizi gerektirir. Eksiklik belirtileri ve depresyona karşı size belirli ilaçlar verilecektir. Bunlara ek olarak uyuşturucu tutkununun kendi sorunlarını görmesine yardım edecek grup terapi seansları ve bir psikiyatr ya da psikologun uygulayacağı psikoterapi vardır. Denetimli çalışmalar yapılmış ve hastalar iki yıla varan sürelerle izlenmiştir her iki tedavi yöntemi arasında hiç bir fark bulunamamıştır.
    Hiçbir zaman kolay olmamakla birlikte uyuşturucu tutkunluğunu yenmek olanaklıdır ve bir uyuşturucuyu bırakma şansı zamanla artar. Birtakım eski uyuşturucu tutkunları bu alışkanlıktan kurtulmaktaki başarılarını yaşamlarındaki kökten bir değişikliğe bağlar genellikle iyi bir olay, sıklıkla yeni bir arkadaşlığın kuruluşu. Bunlar özel birine duyulan
    sevginin önemine de değinirler. Hemen hepsi dönüş noktasını, değişme nedenlerinin, sürdürme nedenlerinden daha ağır bastığı an olarak belirler.

  • Bunalım Depresyon

    Bunalım Depresyon

    BUNALIM (DEPRESYON)
    Hepimiz ruhsal durumumuzda değişmeler (normal değişmeler) yaşarız ve çoğumuzun ruhsal durumu belirli dönemlerde belirli değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler bizi ne şaşırtmalı, ne de korkutmakdır. Bunların üstesinden gelmeyi öğrenmeliyiz. Vücut ısımız, vücudumuzun çevredeki değişmelere kendiliğinden tepki gösterip belirli yanıtları devreye sokmasıyla nasıl değişmez kalıyorsa, duygusal yapımız da belirli bir çizgiyi izleme eğilimindedir. Buna karşın çoğumuz hoş bir olayla karşılaştığımızda iyi mizaçlı, işler iyi gitmediğinde ise kötü mizaçlı kişi görüntüsü veririz.
    Herkesin ruhsal durumunda şu ya da bu zamanda dalgalanmalar yaşadığını rahatça söyleyebilirsek de bu değişmelerin ortaya çıkış biçimleri konusunda kesin konuşamayız. Kimileri kendilerini ‘huysuz’ olarak kabul ederler ve tek bir gün süresince bile duygularında sık sık değişmeler yaşarlar, öbürleri ise oldukça değişmez mizaçlıdır ve hemen hiçbir şey onların mizaçlarını sarsmaz görünür. Kimi kişilerde bu dalgalanmalar oldukça gürültülüdür.
    Ruhsal durumdaki değişmeler yavaş yavaş ortaya çıkabilir ya da ansızın oluşabilir. Uzun sürebilir ya da bir iki saniyede ortadan kalkabilir. Genelde, bir kez bu duygusal sallanmanın farkına varınca, ya mutluluk ve doyum duygularmı korumayı öğrenmelisiniz ya da mutsuzluk duygunuzu yumuşatmalısınız. Ancak böylece, olumsuz duygu ve heyecanların ruhsal durumunuzu daha da kötüleştirmesini önleyebilirsiniz.
    Tüm bunlara karşm, gerçek depresyon, ruhsal durumdaki olağan değişmelerle aynı tutulamaz. İçinden yardımsız çıkabileceğiniz bir durum değildir. Gerçek bir depresyon yaşıyor olmanız, kendinizi ve çevrenizi artan bir biçimde değersiz gördüğünüzü gösterir. Bu tür olumsuz duygular, zamanla yalnız özgörüntünüzü değil, çalışma ve öbür insanlarla olan ilişkileri sürdürme yeteneğinizi de etkileyebilir ve hatta inançlarınızı yok edebilir.

    Gün içi değişmeler: Sabahın erken saatlerinde çoğumuz kendimizi biraz moralsiz hissederiz. Ruhsal durumumuz gün içinde düzelir, öğlene doğru ve bir kez de öğleden sonra olmak üzere iki kez en iyi durumuna ulaşır. Bu değişmeler doğrudan doğruya adrenal bezinin işlevine ve ürettikleri kortizol adlı hormonun miktarına bağlıdır. Kortizol F yalnız fizyolojik işlevleri normalleştirmekle kalmaz, aynı zamanda ruhsal durumumuzu da normalleştirir. Uykudan kalktıktan sonra kortizolün kan düzeyi yükselir ve bizi fiziksel, entellektüel ve psikolojik olarak uyandırır ve kendimizi daha iyi hissetmeye başlarız.
    Hastalık: Grip gibi sık rastlanan ve çoğunlukla hafif geçen enfeksiyonlar da moral bozukluğuna neden olabilir. Dahası, bu depresyon 6-9 ay sürebilir. Buna neden olan düzenek tam olarak bilinmemekle birlikte hemen her virüs beynin nazik çevre dokularında ya da beyin hücrelerinin kendilerinde iltihaba yol açabilir. Depresyon, sıklıkla diyabet, anemi ve nefrit gibi hastalıklara da eşlik eder ve herhangi bir şiddetli hastalık ya da büyük bir ameliyattan sonra da ortaya çıkabilir.
    Hormonlar: Östrojen ya da progesteron eksikliğinin ya da göreceli yokluğunun depresyonla ilişkili olduğunu gösteren birçok kanıt vardır. Adet öncesi, doyum sonrası ve menopoz depresyonları, kanda kadınlık hormonlarının eksikliğine bağlıdır ve her üçünün  de aynıdır. Adet öncesi gerginlik ve menopoz depresyonu hormonlarla düzeltilebilir.
    Doğum sonrası depresyonu dolaşımdaki hormon yüzeylerindeki değişmelere bağlanmıştır. Gebelikte bu düzeyler normale göre astronomik denecek kadar yüksektir. Bebeğinizin doğduğu andan itibaren hormon düzeyleri çok ani bir düşme gösterir ve bunun güçlü fizyolojik ve psikolojik etkileri vardır.

    Yalnızlık, sıkıntı, umutsuzluk ve kırgınlık, çoğu kez, yaşamlarını çocuklarını yetiştirmeye adamış anneleri etkiler. En yüksek depresyon oranlan küçük çocuk bakan, evli, çalışan kadınlardadır.
    Kişisel deneyimler: Toplumsal durumumuz ve bir birimizle olan ilişkilerimizden doğan duygusal ayaklanmalar da depresyona neden olabilir. Sevdiğimiz birini yitirmemiz, evliliğimizin bozulması, arkadaşlıkların kopması, güvensiz bir iş durumu, çocuklarm buluğ çağma girmesi, evden ayrılmaları, hatta yeni bir çevreye taşınma  tüm bunlar ve yaşadığımız birçok başka olay depresyona kadar gidebilen anksiyete ve gerilime  yol açar.
    Depresyonun değişik tipleri
    Hekimler depresyonu genellikle iki tipe ayırırlar: Endojen ve reaktif. Endojen depresyon, kişideki biyolojik değişikliklerin neden olduğu, beyin metabolizmasındaki kimyasal bir düzensizlik ya da eksikliktir. Hekimler henüz endojen depresyou başlatan nedenin ne olduğunu söyleyememekle birlikte, ilaçlarla tedavi edebilmektedirler. Reaktif depresyon, özel bir duruma, çoğunlukla bir yitime — eşin ölümü, bir ilişkinin kopması gibi verilen bir yanıttır, ya da bir hastalığa, tedavi ya da hormonal dengesizliğe gösterilen bir tepkidir.
    Depresyonu belirleyen ruhsal durum değişmeleri öforiye doğru da olabilir ki bu durumlar mani olarak nitelendirilir. Olay ‘manik-depresif’ döngülerden geçebilir ve birbiri ardısıra depresyon ya da mani ya da her ikisinin karışımı özellikler gösterir.

    Depresyonun belirtileri
    Depresyon kendini üç alanda gösterir: Psikolojik: Ruhsal durum değişmeleri, üzüntü, mutsuzluk, kasvet, karamsarlık ve daha sonra da umutsuzluk yönünde kayma gösterir. Sevgi ve sevecen duygularda azalma vardır. Aşağılık, yetersizlik ve yararsızlık en yaygın duygulardır. Davranış biçimleri kökten değişebilir ve hırsızlığa, sahtekârlığa ve cinsel sapmalara kadar gidebilir.
    Manik depresiflerdeki bu içe dönük depresyon, aniden ajitasyonlu, aşırı heyecanlı ve vahşi bir manik döneme girebilir. Manik depresif kadınlar için durum daha kötüdür, çünkü artmış cinsel isteklerinden dolayı bir nimfomanyak olarak görülebilirler. Bunun yanısıra yargı bozulması doğum denetim yöntemlerinin uygulanmasmı da aksatan istenmeyen gebeliklere neden olabilir. Bir de, depresyonu kederin yoğunlaşması değil de, zevklerin azalması olarak yaşayan kadınlar vardır. Bu ‘gülen depresifler’ her ne kadar tedaviye en az normal depresifler kadar gereksinim gösteriyorlarsa da hekimlerine pek inandırıcı gelmeyebilir.
    Psikomotor etkinlik: Düşünme, dikkat, yoğunlaşma ve bellek bozulabilir. Çok deprese bir kişi sessiz, köşesine çekilmiş ve hareketsiz olabilir; canlılığmda ve yaşama olan ilgisinde azalma görülür; genellikle dağınık, duyumsamaz ve uyuşuktur.
    Fiziksel belirtiler: Önce iştah azlığı ve yemeklere olan ilginin kaybolması gözlenir. Bunu cinsel etkinlikte azalma ve adet bozuklukları izler. Uyku düzeni şiddetle etkilenir ve bir enerji yitimi vardır. Depresyon, hazımsızlığa, karın şişliğine, terlemeye ve ağrıya da neden olabilir.

    Depresyonun sonuçları
    Bir akıl hastalığı olarak depresyon, genellikle bireye kalıcı zararlar vermemekle birlikte, ailesi ve arkadaşlarında büyük bir gerginliğe neden olmaktadır. En kötü sonucu, cana kıymaya neden olmasıdır. Kadınlar erkeklere oranla daha fazla canına kıyma denemesinde bulunmakta ve bunu yinelemektedirler. Ama, özellikle 60 yaşın üstündekiler de olmak üzere, kadınların canlarına kıymada başarı oranı giderek artmaktadır.
    Depresyonun tıbbi tedavisi
    Önemli ve ciddi depresyonlar özellikle eğer bundan sorumlu olan koşullar değiştirilemiyorsa, kişinin kendi çabasıyla ortadan kaldırılamaz. Profesyonel yardıma gereksiniminiz vardır.
    Doktorunuz öncelikle sizi evinizde görmeye gelip, sorunlarınız üstüne konuşacak ve doğru çözümü bul manız konusunda yol gösterecek bir toplumsal görevli ya da sağlık görevlisinin desteğini önerebilir.
    İkinci olarak, depresyonda genellikle uyuma güçlüğü çekildiğinden, uyku düzeniniz yeniden kuruluncaya kadar kullanılmak üzere doktorunuz size uyku hapları verebilir: Hiçbir ruhsal hastalık uyku olmadan daha iyiye gitmez.
    Daha da ötesi, doktorunuz size şiddetli depresif hastalıkların tedavisinde kullanılan güçlü maddeler olan antidepresan ilaçlar verebilir.

    Depresyondaki kişinin kendine yardımı
    Henüz ciddi bir hastalık haline gelmemişse, depresyonu ortadan kaldırmak için yapabileceğiniz bir iki şey vardır. Olaylar üstüne düşünmek ya da onları değiştirmeyi istemek işe yaramaz, ama olabildiğince olağan bir düzeni sürdürmeye çalışmak yardımcı olabilir.
    Güldürü duygusu: Çok önemlidir. Yalnız mutsuzluk duygusunu azaltmakla kalmaz, olaylara yeniden belirli bir perspektifle bakmanızı da sağlayabilir.
    Etkinlik: Her çeşidi önemlidir, çünkü başarının zevki her kederin üstesinden gelebilir.
    Çalışma: Herhangi bir işe kalkışmak ve onu bitirmek büyük moral kazandırır ve eşsiz bir değerli¬lik duygusu verir – bu depresyon için hemen hemen eşsiz bir panzehirdir. Kararlıysamz, kendinizi uzun zamandır ertelediğiniz bir işi yapmaya zorlayın; so¬nuçtaki doyum size uygulanabilecek olan en iyi tedavidir.
    Hoşgörü: Kendinizi tedavi ederken moraliniz yük-selebilir, ama her zaman için yemek ve alkol konusunda aşırı hoşgörünün ilerde kilo ve bağımlılık sorunlarına yol açabileceğini ve alkolün depresyonu ağırlaştırabileceğini aklınızdan çıkartmayın. Yalnız başına kitap okumak, yürümek ya da banyo yapmak kimi insanlara rahatlatıcı gelmektedir.
    Müzik: Çoğumuz için ruhsal durumu düzeltici bir  etmendir.
    Arkadaş: Başkalarıyla birlikte olmak sorunlara bakışımıza perspektif verebilir ve onların iyi niyeti bize yardımcı olabilir.

    Zaman ve pişmanlık: Çoğu depresif duygu zamanla yok olmaya yüz tutar ve eğer acı ya da zararın kendi başınızın altından çıktığını düşünürseniz yapacağınız düzeltmelerle daha da hafifletilebilir.
    Artmış cinsel etkinlik: Depresyon libidonuzu tümüyle yok etmediyse eşinizle cinsel yaşamınız hakkında konuşun iyi, doyumlu bir cinsel yaşantı, yaşamı her açıdan yalnız güzel ve parlak göstermekle kalmaz, güzel ve parlak kılar.
    Din: Bir tür temizlenme ya da ‘ruhun arınması’, gerçekten kaçmak için bir yol olarak kullanılmadığı sürece kimileri için yararlı, hatta uzun dönemde güvenilir bir destek de olabilir.
    Depresyona yaşlılarda daha mı sık rastlanır?
    Yaşamın ikinci yansında çok daha fazladır ve çağdaş tıp yaşlılardaki depresyonun açığa çıkartılması ve tedavisine yönelmiştir. Kimi depresyonlar yaşlılık işareti olarak kabul edilirler.

  • Miss Defne Nişanlık Modelleri

    Miss Defne Nişanlık Modelleri

    Gelin, gelinlikten önce birde nişanlık giyer değil mi arkadaşlar gelinlik kadar heyecan verir mi bilmiyorum giymemiş biri olarak ama bu aşamanın da oldukça heyecan verici olduğu kesin..

    Kırmızı bir nişanlık cezbedici rengi ile ilginizi çekebilir, straplez ve gümüş renkli işlemeleri ve taşları ile görülmeye değer kabaruk bir model..
    Yine straplez drapeli gümüş işlemeli alt kısmı fırfırlı fazla kabarık olmayan şık bir Miss Defne tasarım nişanlık modeli ilgi çekici..
    Gri derin yırtmaçlı uzun fırfırlı tüllü işlemeli yerlere kadar uzun nişanlık modeli de göz dolduruyor..
    Kırmızı straplez başka bir modelde de drapeli ve gümüş renk işlemeli ve taşlı alt kısmındaki bir buket çiçek ile dikkat çekici..
    Pastel tonlarda tasarlanmış straplez drapeli model kumaşından yapılmış güllerle detaylandırılmış şık ve sorf bir görünümde..
    Lacivert mor yanar döner kumaştan dizayn edilmiş göğsün bir kısmı taşlarla detaylandırılmış diğer tarafı ise tülden fırfırlarla bukle bukle kabarık ve gösterişli bir model..
    Uçuk lila tonunda sade ve şık bir nişanlık gösterişten uzak ve çok zarif hafif taş detaylı oldukça güzel görünüyor..
    Saks mavisi saça kondurulan aksesuar görünümündeki şık detay, göğüs kısmı işlemeli vücuda oturan drapeli alt kısmı bol şık tasarım nişanlık da tercih sebeplerinizden biri olabilir..
    Gösterişi sevenler için gül kurusu renginde üst kısmı bele kadar işlenmiş tafta kumaş kullanılmış altı kısmı kabarık kumaşında güllerle şekillendirilmiş model de siz gösterişi sevenler için:)
    Tem omuzu askılı diğerini açıkta bırakan yanar döner renge sahip nişanlık siyah gibi görünse de moru da içinde barındırıyor, göğüs kısmı işlemeli bele kadar drapeli alt kısmı yine güllerle detaylandırılmış ve güllerin ortalarında şık taşlar bulunan modelde dikkat çekici..
    Straplez derin yırtmaçlı drapeli yine yanar döner mor görünümlü nişanlık modeli alt kısımdaki tüllerle dikkat çekiyor..
    Daha fazlasını görebilmek için galerimize göz atmanız yeterli olacaktır~~
    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.