Yazar: nihals2

  • Miss Defne Gelinlik Modelleri

    Miss Defne Gelinlik Modelleri

    Gelinlik denildiğinde ilk akla her genç kızın rüyası gelmez mi!! tabi ki de gelir, her genç kız ömrünün en mutlu gününde kuğular gibi süzülmek ister ve en güzel gelinliğin hayalini kurar ve giymek ister..

    Sizlere Miss Defne 2012 gelinlik koleksiyonundan bazı parçaları bir araya getirdim, umarım sizinde hayalinizdeki gelinlik bunlardan biridir..

    Şimdi bu özel koleksiyonun gelinliklerine bir göz atmaya ne dersiniz.

    Belindeki saten kuşağı ile işlemeli tek omuzlu arka kısmındaki fırfırları ile çok  şık bir gelinlik modeli ile başlamak istiyorum..

    Kabarık modeli ile işlemeli askılı gelinlik modeli de ilgi çekici ve şık..

    Saten askılı drapeli gümüş renkli işlemesi ile ve etek kısmındaki gül motifleri ile dikkat çeken gelinlik kabarık tarz gelinlikten hoşlananlar için oldukça beğenilecek bir model..

    Straplez drapeli ön kısmı büzgülü saten etek kısmı ön taraftan işlemeli anlatmakla değil de görülmeye değer şık bir model daha gözlerinizi kamaştıracak..

    Tafta straplez fiyonklu ve gül detaylı fazla kabarık olmayan modelde oldukça modern ve şık yapısı ile dikkat çekiyor..

    Tek omuzlu askısı mini güllerle detaylandırılmış gelinlik modelinde straplez kısmı çiçek desenleri ile taşlarla süslenmiş aşağıya doğru büzgülü ve en alt kısmı ise düz kabarık gelinlik modeli işıltıları ile göze çarpıyor. Başındaki minik şapka detayı da farklı bir boyut katmış..

    Duvaklı bir modelde de ön kısım komple taşlarla süslenmiş çok şık, belden aşağısı tüllerle kabarık olarak gelinliğin alt kısmı da mini taşlarla bezeli başındaki tacı ve duvak da eklenince çok hoş bir model ortaya çıkmış..

    Kocaman saten şapkası ile dikkat çeken gelinlik modeli de vücuda oturan en alt kısmına hafif volan verilmiş farklı bir model.. ve daha fazlası için galerimize bir göz atın buna değecektir..

    Nihals~~

    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.

     

  • Endometriyozis

    Endometriyozis

    ENDOMETRİYOZİS

    Bu hastalığa, bana göre çok yanlış bir biçimde meslek kadınının hastalığı denmektedir; meslek sahi­bi olmanın bir sonucu değil ve yalnızca meslek sahi­bi kadınların yakalandıkları bir hastalık değildir. Bu yanlış adlandırma, iki istatistik arasında yanlış bir bağıntı kurmanın sonucu olarak ortaya çıkıyor gibi gelmektedir. Endometriyozis genellikle yirmili yaşla­rın sonlarında başlar, kadınların en çok iş sahibi ol­duğu dönem yirmili yaşlarm sonlarıdır.

    Endometriyozisin tohumları, kız daha ana karnın­da gelişmekteyken atılır. Küçük endometrium hücre­si yuvacıkları, pelvise, yumurtalıklara, tüplere ve hat­ta mesaneye sızar. Küçük kistler oluştururlar. Her adette endometriyumun geri kalan bölümüyle birlikte bunlar da kanar, ama kistler şişip gerilene kadar hiç­bir belirti yoktur. Bu da on, on beş yıl sürebilir.

    Endometriyum parçacıkları rahim kasının derinle­rine, rahmin yüzeyine, yumurtalıkların üstüne, geniş bağlara, ve pelviste herhangi bir başka yere yerleşe­bilir. Kimi zaman vajinada ve servikste, seyrek olarak vulvada ve perinede ve daha seyrek olarak da kol, ba­cak ve akciğerde bulunabilirler.

    Süreğen alt batın ağrısı, dismenore (ağrılı adet görme), disparönia (ağrılı cinsel ilişki) ve eğer fallop boruları da olaya katümışsa, gebe kalma güçlüğü, be­lirtileri oluşturur.

    Kesin tanı ancak, kanla dolmuş kistlerin, laparos-kopide ya da fiberoptik muayenede görülmesiyle ko­nulabilir. Kistler, toplu iğne başı büyüklüğünden ce­viz büyüklüğüne kadar olabilir. 1, 2 ya da 100 kist bu­lunabilir. Lacivert-mor görünümdedirler ve pelvis or­ganlarının üstüne dağılmış olabilirler.

    Kimi kadmlarda progestojen kürleri başarılı ol­makla birlikte, tedavi her zaman doyurucu olmamak­tadır. Kimi kadınlar, doğum denetim haplarından ya­rar gördüklerini söylemektedir, ama bunlar ancak yüksek dozlarda etkili olurlar ve bu yüksek dozlar da artık doktorlarca savunulmamaktadır.

    Eğer az sayıda kist varsa, kadın hastalıkları uz­manınız bunların cerrahi olarak kazınmasını önere­bilir, ama çok sayıda olmaları durumunda, bu ke­sinlikle olanaksız hale gelecektir. Eğer olay genişle-mişse ve belirtiler şiddetliyse cerrahınız kalıcı bir şi­fa sağlama yolu olarak, histerektomi önerebilir.

    Deneyebileceğim, cerrahi olmayan bir tedavi biçimi var mıdır?

    Eğer olayınızda henüz idrar tutamama yoksa, pel­vis egzersizleri yaparak, zorlu etkinliği keserek, şiş­mansanız kilo vererek ve sigarayı bırakarak (özellik­le eğer öksürüyorsanız) durumun daha kötüye gitme­sini engelleyebilirsiniz.

    Eğer henüz ailenizi bütünlemediyseniz, cerrahi girişimleri ertelemeniz gerekecektir, çünkü vajina yo­luyla yapılacak bir doğum, sarkmanm plastik cerra­hiyle onarımını anında bozacak ve yapılmış ameliya­tın hiçbir değeri kalmayacaktır

  • Bakımlı Ayaklar Adım Adım Bakım

    Bakımlı Ayaklar Adım Adım Bakım

    Ayak bir mühendislik harikasıdır.” Yaklaşık beş yüz yıl önce Leonardo da Vinci böyle söylemiş. Gerçekten de hayranlık verici bir yapısı vardır ayağın. Ayaklarımız, iki büyük kemer üstünde dengede duran, kas ve tendonlarla kaplı, 26 kemikten oluşurlar. Ayaklar yalnız bütün vücudu taşımakla kalmaz, hayatımız boyunca dünyayı iki kez dolaşacak kadar çok yol da yürürler. Ayakların, vücudun geri kalan kısımlarıyla gizli bir ilişkisi de var. Onlara her gün masaj yaparak stresi, âdet öncesi gerginlikleri ve âdet sancılarını azaltabilirsiniz. Ayaklar doğal hareketliliklerini kaybeder ve üşürlerse; ayakta mantar enfeksiyonları ve nasır oluyorsa; ya da biçimleri bozulursa, vücudun başka bir yerinde buna eşlik eden başka bir bozukluk bulunması olasılığı çok fazladır.

    Adım adım bakım
    Pedikür için her hafta kendinize zaman ayırın ve mümkünse, her gün ayaklarınızı ılık suda dinlendirip masaj yapın. Olumlu sonucu mutlaka alırsınız.

    Bol bol masaj ve düzenli pedikür sadece ayak güzelliğimizi değil, vücut sağlığımızı da etkileyecektir.
    Gerekenler: Oje çıkarıcı, banyo tuzu ya da yağı (bunlar yoksa duş sabunu ya da şampuan kullanabilirsiniz), tırnak fırçası, ponza taşı, tırnak makası, zımpara törpü, kütikül çıkarıcı, vazelin, manikür çubuğu, pamuk, nemlendirici krem ya da losyon, parmak ayırıcı sünger, renksiz cila, tırnak sertleştirici, oje.
    1 Tırnaklarınızdaki ojeyi çıkarın, sonra ayaklarınızı ılık, köpüklü su dolu bir tasın içinde on dakika tutun. Yorgun ayakları dinlendirmek için suya bademyağı, lavanta esansı ya da banyo tuzu katın.
    2 Daha sonra, kan dolaşımını canlandırmak için tırnaklarınızı, mümkünse kılları doğal bir maddeden yapılmış tırnak fırçasıyla fırçalayın ve doğal ponza taşıyla taban ve topuklardaki sert derileri alın. Sonra ayaklarınızı yarım dakika kadar soğuk suyun altında tutun (bu kan dolaşımına çok iyi gelir). Mantar enfeksiyonlarından kaçınmak için özellikle parmak aralarına özen göstererek ayaklarınızı kurulayın.
    3 Ayak tırnaklarınızı dümdüz kesin, asla yanları içeri doğru almayın. Böyle keserseniz tırnağın batmasına neden olabilirsiniz. Tırnağınızın kenarı, parmak ucunuza paralel olmalıdır. Zımparalı bir törpüyle her tırnağı, törpüleyin. Yanlardan ortaya doğru törpülemeye dikkat edin.
    4 Vazelin sürün. Sonra, eğer tırnaklarınızın çevresinde ölü deriler varsa, dikkatle kesin. Vazelin yumuşakken, ucuna pamuk sarılı bir manikür çubuğuyla, fazla bastırmadan geriye doğru itin. Sertçe, dürter gibi davranmayın.
    5 İyi bir el kremi ya da ayak losyonuyla ayaklarınıza en az beş dakika sürecek bir masaj yapın. Masaj sırasında parmak uçlarınıza bastırın.
    6 Masajı, parmak uçlarından bileğe doğru, hafifçe bastırıp sürterek yapın, sonra her parmağı dibinden ucuna doğru, çekin.
    7 Elinizi yumruk yapın ve ayak tabanına sıkıca bastırarak yuvarlayın. Bu hareket gerilimi de hafifletir.
    8 Aralarına pamuk koyarak parmaklarınızı birbirinden ayırın ve kalan kremi çıkarmak için tırnaklarınızı asetonla silin. Bir kat tırnak sertleştiricisi ya da renksiz cila sürün. Kuruduktan sonra iki kat oje sürün ve ojenin yer yer dökülmesini önlemek için en üste bir kat renksiz cila geçin.
    9 Tırnaklarınız kuruyunca (yaklaşık yarım saat sonra) pamukları çıkarın.








  • Dietilstilbestrol (DES)

    Dietilstilbestrol (DES)

    DİETİLSTİLBESTROL (DES)

    1940 ve 1971 yılları arasmda yapay bir östrojen olan DES, gebeliğin erken dönemindeki düşükleri ön­lemek amacıyla kullanılıyordu. 1971’de Boston’daki Massachusetts Genel Hastanesi’nde çalışan doktorlar, gebeliklerinde DES kullanan annelerin ,bu gebeliklerinden doğan kızlarında vajina kanseri sıklığının nü­fusun geri kalan bölümüne oranla önemli ölçüde yük­sek olduğunu bildirdiler. Dahası, bu kızların yüzde 90’ında vajina ve serviksin salgılayıcı dokusunda da anormal bir büyüme oluyor, ama çoğu olayda bu özel hücre değişimi kansere kadar ilerlemiyordu.

    Daha yeni olarak, ana rahmindeyken DES ile kar­şılaşmış genç kadınların yüzde 75-80’inde rahim anor­mallikleri de bulunabileceği ve bu kadınların gebe­liklerinde serviks yetersizliğine, öbür kadınlara oran­la daha sık rastlanabileceğini bildiren raporlar veril­miştir.

    Bu yüzden, gebeliklerinde DES kullanan kadınla­rın kızlarının düzgün bir biçimde gözlenmesi ve izlen­mesi zorunludur. Henüz bunun nasıl olması gerekti­ğini kesin bir biçimde belirten bir kılavuz yoktur, ama hiç kuşku yoktur ki, DES kaynaklı değişmeleri yakın­dan tanıyan ve bilen bir kadın hastalıkları ya da do­ğum uzmanına gönderilmelidirler ve bu da olabilirse ergenlik çağından önce yapılmalıdır.

    Bir kızın iç muayenesi on dört yaşlarında (ya da her ne zaman adet görmeye başlarsa) yapılmaktadır. Bu dönemde serviks ve vajina biyopsileri ve kolposkopla muayenesi de yapılmalıdır.

    Ana rahmindeyken DES’le karşılaşan erkek ço­cuklarda da kistler, küçük testisler ve düşük sperm sayısı gibi gentfal anormallikler ortaya çıkabilir. Bu­nunla birlikte, güvenilir bir tıbbi sonuç çıkarmaya ye­tecek kadar çok sayıda erkek çocuk yeterince uzun süre izlenmemiştir. Ama gene de, eğer DES’yle karşı­laşma durumu söz konusuysa yılda bir muayene et­tirmek iyi bir düşüncedir.

    Gene kimi yeni raporlar, düşük tehlikesine karşı DES kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin öbür kadınlara göre daha yüksek olduğunu düşündür­mektedir. Bunlar da yüksek risk sınılma giren kadın­lara önerilenleri uygulamalıdırlar.

  • Fantezi Şıklık İki Renkli Baharlık Bluz

    Fantezi Şıklık İki Renkli Baharlık Bluz

    ÖRGÜ NOTLARI
    Beyaz ve yeşil renklerde gerçekleştirilmiş örnekte koton iplik kullanılmış. Önünde ve arkasında iki renkli saç örgüsü bulunuyor.

    BEDEN
    Göğüs
    81(86,91,97,102) cm.
    Kazak eni
    49 cm.
    Parantezin dışındaki rakkam birinci beden için geçerlidir. Parantez içindeki rakamlar sırasıyla değişik bedenler içindir.
    Eğer tek bir rakam verilmişse bütün bedenler için geçerlidir.

    MALZEMELER
    50 gramlık 4 adet yeşil renkte koton iplik (A) 50 gramlık 4 adet beyaz renkte koton iplik (B)
    3-5 ve 4 numaralı şişler

    ÖLÇME
    4 numaralı şişlerinizle 22 ilmek atıp 30 sıra çalışırsanız 10 cm2’lik bir örgü parçanız olur.

    SAÇ ÖRGÜSÜ
    Ortadaki 12 ilmekle gerçekleştirilir.
    1. sıra: (ön yüzde) 2 ters A, 4 düz A, 4 düz B, 2 ters B
    2. sıra: 2 düz B, 4 ters B, 4 ters A, 2 düz A
    3. sıra: 2 ters A, sonraki 4 il-meği çengel şişe kaydırın ve önde tutun, 4 düz B, çengelden 4 düz A, 2 ters B
    4. sıra: 2 düz B, 4 ters A, 4 ters B, 2 düz A
    5. sıra: 2 ters A, 4 düz B, 4 düz A, 2 ters B
    6. sıra: 4. sıra gibi.
    7. -14. sıralar: 5. ve 6. sırala¬rı 4 kez tekrarlayın.
    15. sıra: 2 ters A, sonraki 4 ilmeği çengele kaydırın ve önde tutun, 4 düz A, çengelden 4 düz B, 2 ters B
    16. sıra: 2. sıra gibi
    17. -24. sıralarO 1. ve 2. sıra¬ları 4 kez tekrarlayın. Bu 24 sıra saç örgüsü oluşturmaktadır.

    iki renkli saç örgüsü örneği
    ARKA
    3.5 numaralı şiş ve yeşil renkteki yününüzle 97 (103,109,115,121) ilmek atın. Ters örgü ile 8 sıra ça¬lışın. Bir sonraki sıra: 46 (49,52,55,58) düz, (bir son¬raki ilmeğin ön ve arkasın¬dan alarak örün, 1 düz) iki kez, yine ilmeğin ön ve ar¬kasından batarak örün, 46 (49,52,55,58) düz. 100 (106,112,118,124) ilmek. 4 numaralı şişlere geçin. Her renk değişiminde iplikleri birbirinin arkasından geçir¬meyi unutmayın. Düz örgü ve ortadaki saç örgü ile de¬vam edin** 1. sıra: (ön yüz) 44(47,50,53,56) B 2. sıra: 44(47,50,53,56) ters B, 12 ilmek üzerinden saç örgüsü ile çalışın, 44 (47,50,53,56) tersA. Saç örgüsünün 3. sırası ile baş¬layarak bir sonraki sıranın ve onu izleyen her altı sıra¬da bir iki kenarda birer il¬mek artırın, 112(118,124, 130,136) ilmek olana kadar devam edin. Örgü 20 cm. olana kadar devam edin, ters yüzde bitirin.

    İki Renkli Saç Örgülü Bluz
    KOLLLAR
    Sonraki iki sıranın başında 4 ilmek atın. 120(126,132, 138,144) ilmek. Örgü 43 cm. oluncaya kadar düz devam edin ve ters yüzde bitirin.

    YAKA OYUĞU
    Bir sonraki sıra: 43(46,49, 52,55) ilmek örün, dönün. 1. taraf için sadece bu il¬meklere devam edin, di¬ğerlerini çengelde bırakın. Bir sonraki ve daha sonra birer sıra atlayarak yaka ta¬rafında birer ilmek eksiltin. 34(37,40,43,46) ilmek. Ör¬gü 49 cm. oluncaya kadar düz devam edin. Ters yüz¬de bitirin. Kesin. Ters yüz¬de ortadaki 34 ilmeği bir çengele alın, ipliği kalan il¬mekler ile örerek birinci ta¬raf gibi örün.

    saç örgülü bluz modeli
    ÖN
    **’ya kadar arkada olduğu gibi çalışın. Yalnız A yerine B, B yerine de A rengini kullanın.

    YAKA BANTI
    Ön yüzde, 3.5 numaralı şiş ve A iie sağ arka yakadan 16 ilmek alarak çengeldeki ilmeklerle çalışın. 13 düz, (2 düz birlikte, 1 düz) iki kez, 2 düz birlikte, 13 düz, daha sonra sol arak yaka¬dan 16 ilemk alarak düz ça¬lışın. 63 ilmek. Her sıranın başında birer ilemk eksilterek ters örgü örün. Düz örgü ile kesin. Ön yaka bandını aynen çalışın.

    KOL BANTI
    Omuz ve yaka dikişlerini yaptıktan sonra ön yüzde 3.5 numaralı şiş ve A rengi- nizle kol kenarlarından 120 ilmek alın ve 4 sıra çalışın. Düz örgü ile kesin.

    HAZIRLANIŞI
    Nemli havlu arasında ördüğünüz parçaları kuruttuktan sonra beden kenarlarını tersinden birbirine dikin kazağınızı hazırlayın.

    Kazağın Şeması

  • Yumurtalık (over) Kistleri

    Yumurtalık (over) Kistleri

    YUMURTALIK KİSTLERİ
    Yumurtalıklardaki büyümelerin büyük çoğunluğu selimdir. Doktorlar, yumurtalıkta normal bir kist bu­lunduğunu belirtmek için ‘kistik yumurtalık’ deyimini kullanırlar. Buna karşın ‘yumurtalık kisti’ sözcükle­ri, habis bir büyümeyi belirtir. Kist genişledikçe yu murtalık dokusu incelir ve sonuçta da kisti tümüyle çevreleyen ince bir katman durumuna gelir. Kimi kist­lerin 50 cm’lik bir çapa ulaştıkları ve içlerinin, sey­rek olarak pelvis boşluğuna kaçan, koyu, jelatinsi bir maddeyle dolu olduğu bilinmektedir.

    Yumurtalık hücreleri ilkeldir  bebek bunlardan büyür ve bu yüzden de vücuttaki tüm dokuları üre­tebilecek gizil güce sahiptirler. Bir yumurtalık tümö­rünün içinde saç, diş, kemik ve kıkırdak bulunması çok sık görülen bir durumdur, dişler çoğu kez batın röntgeninde görülebilir.

    Habis bir yumurtalık tümörü çeşitli boyutlarda olabilir ve genellikle katı ve serttir, ama tümörün or­tasında kistik alanlar bulunabilir. Buna karşın, bir kadın doğum uzmanının, karnınızı muayene ederek ve hatta iç muayeneyle bile, tümörün selim mi yoksa habis mi olduğunu anlayabilmesi olanaksız olabilir. Yumurtalık kistinin tipi ne olursa olsun, cerrahi çıkar­tım gerekecektir ve selim bir kisti habis bir kistten ayırabilmek ancak kistin mikroskopik olarak incelen-nioo.yle olanaklı olabilir. Kistin habis olması olasılı ,ğı yaşla birlikte artar.

    Yumurtalık kistinin belirtileri
    Küçük yumurtalık kistleri çok az belirti verirler, ama büyüdükçe karında şişme gözlenebilir. Çok büyürlerse, soluksuz kalmaya ve sık idrara çıkmayla be­liren mesane sıkıntısına yol açan bir basıya neden olabilirler. Bacak toplardamarlarına yaptıkları bası varisli damarlara, ayak bileklerinde şişmelere yol aça­bilir. Kusma ve kabızlık gibi sindirim bozuklukları or­taya çıkabilir.

    Yumurtalık tümörlerinin vajina yoluyla kanama­ya yol açtığı, östrojen üretmiyorlarsa, seyrek görü­lür. Eğer östrojen üretiyorlarsa düzensiz kanamalara ve çok küçük kızlarda memeler ve meme başları gibi dişi cins özelliklerinin zamanından çok önce gelişme­sine neden olabilir.

    Ani, şiddetli ağrılar seyrektir, ama eğer bir sap üstünde büyüyorlarsa ve bu sap bükülürse, eğer kist içine kanama olursa ve eğer büyük bir yumurtalık kisti yırtılırsa bu tür ağrılar yaşanabilir. Eğer sizde bir yumurtalık kisti varsa ve böyle ani bir ağrı du­yarsanız, hemen doktorunuzu uyarm. Yumurtalık kistlerinin enfekte olması, günümüzde çok seyrektir.

    Bir yumurtalık kistinin tanısı
    Karında geniş bir kitlenin ele gelmesi yumurtalık kistini düşündürür, ama tanı ancak araştırmacı cer­rahi ile konabilir. Kimi merkezlerde, alışılmış yönte­min ne olduğuna göre, cerrahlar ya bir ön laparoskopi (karm açılır, cerrah yumurtalığı doğrudan inceler ve bir girişim yapılmadan karın kapatılır) yaparlar ya da bir fiberoskopla inceleme yaparlar. Habislik tanısı, ancak tümöre biyopsi yapılır ve mikroskop altın­da incelenirse konulabilir. Çoğu cerrah, laparoskopi ya da fiberoptik inceleme sırasında yumurtalık dokusundan küçük bir örnek aîmaktansa, yumurtalığı tü­müyle çıkardıktan sonra mikroskop altında inceletme­yi yeğler.

    Cerrahi yöntem
    Herhangi bir cerrahi araştırma yapılmadan önce, konuyu cerrahınızla tümüyle tartışın ve cerrahi araş­tırma sırasında bulacağı şeylere göre, belirli bir eylem planında anlaşm. Ameliyat bittikten sonra, cerrahi ve histolojik raporları görme hakkınızı kullanın.

    Selim bir tümör için: Eğer tümör selimse cerrahı­nız hemen hemen kesinlikle yalnız tümörü çıkarta­cak ve geri kalan yumurtalık dokusunu yerinde bıra­kacaktır. Vücudunuz dişi hormonları salgılamayı sür­dürecek ve yıllarca hormon eksikliğini giderme teda visi uygulamanızı gerektirecek bir yapay menopoz ya­şamayacaksınız. Kimi zaman kistler her iki yumurta lığı da etkileyebilir ve cerrahınız   öteki yumurtalıkta da tümör olsa bile yalnızca bir yumurtalığı çıkarmak­la yetinebilir. Çıkarılmayan yumurtalık, normal hor­mon düzeylerini sürdürmenizi sağlayacaktır. Bu olasılığı cerrahınızla kesinkes tartışın ve eğer olanak varsa böyle yapmasını isteyin.

    Cerrahın her iki yumurtalığın büyükçe parçaları­nı çıkartıp hormon eksikliği sorunlarını engellemeye yeterli olacak kadar yumurtalık dokusunu dokunma­dan bırakması da olasıdır.

    Habis bir tümör için: Eğer “yumurtalık kanseri ta­nısı konursa, cerrahınız yalnız tümörü değil, her iki yumurtalığı, rahmi ve fallop borularını da çıkartacak­tır. Eğer habis tümör küçükse ve eğer cerrahınız, ameliyat sırasında tümörün yavaş büyüyen bir tümör olduğundan kuşku duymazsa ameliyat sırasında frozen section denilen bir yöntemle çok kısa zamanda, tümörün tek bir yumurtalıkla ya da tek yumurtalığın küçük bir bölümüyle sınırlı olduğunu gösterebi­lecek bir histolojik rapor elde edilebilir) yalnızca tü­mörün ve tek bir yumurtalığın çıkarılması olasılığı da vardır.

    Bu kistlerin prognozu (gidişi) nedir?
    Yumurtalıktaki büyümelerin büyük çoğunluğun da, tedavi konusunda geleceğe umutla bakılabilir; selim yumurtalık kistlerinin cerrahi tedavilerinin sonucu, her zaman için şifadır.

    Ama, yumurtalıklarında habis büyümeler olan az sayıda kadın için bu kadar iyi konuşamayız. Üreme yollarının öbür kanserlerinde de olduğu gibi, hasta­lığın prognozunda en önemli etken, tedaviye başlandı­ğında ne ölçüde geliştiği ve yayıldığıdır. Eğer büyü­me, tümüyle yumurtalıkla sınırlı kalmışsa, ameliyat tan beş yıl sonraki şifa oranı yüzde 90 kadar yüksek bir sayı olabilir..

  • Mükemmel Tırnaklara Doğru Adım Adım

    Mükemmel Tırnaklara Doğru Adım Adım

    DEĞİŞEN ÇAĞIN BELİRTİSİ:
    Eskiden, çalışan insanları çalışmayan varlıklı insanlardan ayırmak çok kolaydı, ellerine bakmanız yetiyordu. İşçilerin elleri sert, nasırlı ve yıpranmış, varlıklıların elleriyse yumuşacık ve bembeyaz olurdu. İlerleyen teknoloji elle yapılan pek çok işi makinelere devrederken değişen sağlık, eğlence ve yaşam anlayışı herkesi eşit kıldı. Bakımlı eller artık bir statü sembolü ya da sınıf belirtisi değil, sağlık ve temizliğe gösterdiğimiz dikkatin göstergesi oldular.

    MÜKEMMEL TIRNAKLARA DOĞRU ADIM ADIM
    1 Tırnaklarınızdaki ojeyi, silin. Bu işlem sırasında tırnağı hafifçe bastırarak ovun. Ancak tırnağın dibini fazla oğuşturmayın. Aksi takdirde tırnak diplerindeki ölü derilerin üzerine de aseton sürersiniz ve dolayısıyla tırnak diplerindeki ölü derileri sertleştirirsiniz.

    2 Şimdi tırnaklarınızı törpüleyin. Parmaklarınızı kıvırın ve tırnaklarınız size dönük vaziyette, yanlardan ortaya doğru törpüleyin. Zımparalı tırnak törpüsünün yumuşak tarafını kullanın. Tırnaklarınıza oval bir biçim verin; sivri törpülenmiş tırnaklar zayıflarlar. Oldukça kısa törpülemeye çalışın.

    3 Elinizi, köpürtülmüş ılık su dolu bir tasa batırırı, bir-iki dakika tutun. Bu, tırnak diplerindeki kütikül denen ölü derilerin yumuşamasına ve tırnaklarınızın altındaki kirlerin gevşemesine yardım eder. Sonra tırnaklarınızı ve parmak uçlarınızı bir tırnak fırçasıyla bastırmadan fırçalayın.

    4 Ellerinizi kurulayın ve tırnak diplerine vazelin ya da yumuşatıcı bir kremle masaj yapın. Manikür çubuğunun yuvarlak ucuna bir parça pamuk sararak kütikülleri bununla geriye doğru itin. Mümkünse kesmeyin.İlle de kesilmesi gerekiyorsa, bu iş için bir manikürcüye gidin.

    5 Tırnaklarınıza oje sürmeyeceksiniz, bol miktarda el losyonuyla ovun. Oje sürecekseniz, tırnaklarınızda pigment lekeleri oluşmaması için önce bir kat koruyucu sürün. Bunu eczanelerde ya da güzellik malzemeleri satan mağazalarda bulabilirsiniz.

    6 Koruyucu kuruduktan sonra ojeye geçebilirsiniz. Iki-kat, ojeniz sedefliyse, üç kat sürün. Her kattan sonra kuruması için bekleyin. En üste de renksiz cila sürün. Alta sürdürdüğünüz koruyucuyu en üste de sürebilirsiniz. Böylece ojeniz hem uzun zaman dayanmış, hem parlaklık kazanmış olur.


    ELİNİZİ TANIYORMUSUNUZ?
    El… Çağlar süren bir evrim sonunda kazandığımız, üstünde hemen hiç düşünmeden, rastgele ve hayli hor kullandığımız bu organ hakkında neler biliyoruz?
    • Son derece esnek ve hareketli bir kavrama organı olan insan elinin
    iskeleti, 8’i el bilek kemiği, 5’i el tarak kemiği ve 14’ü el parmak kemiği olmak üzere toplam 27 kemikten oluşur.
    • Yeryüzünde hiçbir insanın parmak izinin, bir başkasınınkiyle tıpatıp aynı olmadığını biliyorsunuz. Genel bir kalıba uymakla birlikte, avuçtaki çizgilerin de başkalarınınkine benzemediğini biliyor muydunuz?

    • Gözler nasıl ruhun ve düşüncelerin aynasıysa, ellerimiz de bedenimizin aynasıdır. Tırnaklardaki lekeler ve çizgiler kalp, karaciğer, solunum yolları, mide gibi organlardaki rahatsızlıkların belirtileridir. Ellerin genel görünümü de pek çok hastalığın tanısını koymada yardımcı olan önemli etkendir.

  • Kadınlarda Kanser Erken Teşhis Muayenesi

    Kadınlarda Kanser Erken Teşhis Muayenesi

    KADINLARDA KANSER ERKEN TEŞHİS MUAYENESİ

    Son yirmi yıl içinde jenital organların kanserlerinin teşhi­sinde ve tedavi yöntemlerinde büyük ilerlemeler olmuştur. Ül­kemizde de bu muayene yöntemleri ve tedavi yöntemleri uygu­lanmaktadır. Fakat Türkiye’de genel olarak kadınlarda kanser ile ilgili konularda belirsiz bir korku vardır. Belki de “kanser­den korkma, geç kalmaktan kork” kampanyası altında ve geç kalmanın belirlenmediğinden dolayı kadınlarda bu korku oluş­maktadır.
    Kadınlarda bilindiği gibi en fazla görülen kanserler servix dediğimiz, döl yatağının kanseri ve meme kanseridir. Kadınlar, eğer yılda iki defa, diğer bir deyimle altı ayda bir defa kadın hastalıkları ve doğum uzmanına giderek kanser erken teşhis check-up muayenesini yaptırırlarsa, eğer kötü yolda bir geliş­me var ise, bu muayene sonunda verilere göre yüzde yüz hayat­ları kurtulmuş olur. Burada mühim olan hastanın herhangi bir şikâyeti olmadan hekime altı ayda bir gitmesi ve kontrol olma­sıdır. Bilindiği gibi erken safhada yapılan teşhis ve tedavi ile başarı oranı o derece yüksektir. Bizim gayemiz kanseri displazi dediğimiz en erken safhada veyahut carsinoma insitu dediğimiz erken safhada teşhis edebilmektir. Çünkü bu safhada, yani kli­nik olarak herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan, kanser sade­ce hücresel seviyede değişmeler yaparken teşhis konulabilirse o zaman tedavide başarı oranı yüzde yüzdür. Ve hasta yüzde yüz kurtulur. İşte bu sebepten kadınlara servikal smear (okunuşu: smir) test sitolojik muayene yöntemini önermekteyiz. Bu smea-re PAP-smer de denemektedir. Burada bilmeniz gereken diğer önemli bir nokta da şudur: Aşağı yukarı kanser bu bölgede geli­şirken, yani klinik olarak kanama veyahut çeşitli akıntı şeklin­de veyahut cinsel birleşmeden sonra kanamaların oluşması gibi belirtiler vermeden önce, uzun yıllar hücresel seviyede gelişme gösterir. Ve bu zaman zarfında hastanın herhangi bir şikâyeti yoktur. Diğer bir deyimle aşağı yukarı kanser klinik olarak bir şikâyet ortaya çıkarmadan sekiz, dokuz yıl içerisinde bu bölge­de gelişir. İşte bu smear test dediğimiz test altı ayda bir yapıla­cak olursa, mutlaka bu erken safhada tanı imkânı çıkacaktır. Bu nedenle kadmlar cinsel birleşmeye başladıktan itibaren, (her kadına göre cinsel birleşme yaşı değişmektedir) yılda iki defa bu kanser testim yaptırmalıdırlar.

    Bu test nedir? Nasıl yapılmalıdır?
    Hasta jinekolojik mua­yene masasında normal muayene pozisyonunda yatar. Hasta ke­sinlikle bu muayenede herhangi bir acı duymaz. Önce speku-lum dediğimiz özel bir metal aletle iç bölgeye yani döl yatağı­nın ağzına bakılır. Bu aletle bakılırken gayet basit plastik veya­hut tahta bir spatül ile dölyatağı ağzından deydirilerek oradaki hücrelerin spatüle geçmesi sağlanır. Ve bu bir cam lama yayılır ve özel metodlarla hücreler tespit edilip, boyanıldıktan sonra, mikroskopta incelenir. Bu şekilde gözle görülmeyen değişmeler mikroskop teşhisi ile ortaya çıkmış olur. Mikroskop muayene­sinden sonra, eğer şüpheli bir durum var ise, o zaman mutlaka kolposkopi muayenesi yapılmalıdır.

    KOLPOSKOP MUAYENESİ
    Bu muayene de döl yatağı ağzını ayrıntılı bir şekilde incele­meye yarayan bir yöntemdir. Bunda da yine hasta herhangi bir acı veya rahatsızlık duymaz. Kolposkop denilen alet özel ışık ve mercekleri ile muayene edilen bölgeyi detaylı olarak büyüte­rek gösteren bir alettir. Dolayısıyla bu aletle yapılacak muaye­neden de çekinmeye gerek yoktur. Bu kolposkopi muayenesin­de de yine bir şüphe var ise, üçüncü aşama mutlaka servix böl­gesinden, yani döl yatağı ağzından bir muayene maddesinin alın­ması, yani ufak bir biopsi yapılmasıdır. Biopsi yapılması üçüncü aşamadır. Ve alınan ufak parça pataloğa gönderilerek pata-loğun teşhisine göre kesin teşhis konmuş olur. Biliyorsunuz kan­serin veyahut kanser öncesi gelişmelerin değişik sınıflandırma­ları vardır ve patalogtan gelecek neticeye göre kadın hastalıkla­rı uzmanı gerekli olan ameliyat planını çizer.

    Özetleyecek olursak kadında erken teşhis muayenesi,

    1-      Jenital bölge muayenesi,

    2-      Koltuk altı ve meme muayenesi,

    3-      Smear teştten oluşmaktadır.

    Smear test şüpheli gelirse, o zaman kolposkopik muayene yapılmakta, kolposkopik muayenede şüpheli bir bulgu var ise, bu bulgu serviks bölgesinde yani dölyatağı ağzından alınan biopsinin patalog tarafından değerlendirilmesi ile konulur. Bun­lar dışında herhangi bir şekilde sırf gözle bakılarak bir ameli­yata karar vermek veyahut bir teşhis koymak bugünkü bilgile­re göre tıbbi hata olur. Bu nedenle bütün kadınların da bu te­davi yöntemlerini bu teşhis yöntemlerini bilmelerinde fayda var­dır. Eğer hastalar bilgili olurlarsa o toplumlarda doktorlar da zorlanarak daha iyi daha kaliteli olmaya yönelirler.

    Smear testinin neticeleri nasıl değerlendirilir:

    1-    Normal olması: Burada hücreler normal yapıya sahiptir­ler. Hücrelerin çekirdekleri normaldir. Ve preparatun tümüyle görünümü normaldir.

    2-    Şiddetli iltihapi değişiklikler: Belirti gelmeyebilir, fakat döl yolunda akıntı, bazen de bu akıntının getirdiği ufak şikâ­yetler olabilir. Bazı hallerde ilaç tedavisinden sonra simirin tek­rarlanması, üç ay sonra tekrarlanması önerilir.

    3-    Erken kanser belirtileri.

    4-    Kanser.

  • Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri

    Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri

    Serviks kanseriyle ilişkili etkenler
    Cinsel etkinlik: Cinsel etkinlik, serviks, kanseri nedenleri arasında ana etkenlerden biri olarak görünmektedir. Bakireler arasında serviks kanseri sıklığı çok düşüktür ve en sık görüldüğü grup, değişik eşlerle ve çok sık cinsel ilişki kuran kadınlardır (serviks kanseri fahişelerde yaygındır). Cinsel etkinliğe ergenlik çağında başlayan kadınlarda da sık görülür.
    Cinsel etkinliğin nasıl olup da serviks kanserine neden olabildiğinin olası bir açıklaması vardır. Serviksi çevreleyen hücrelerin en yaralanabilir olduğu dönem, ergenlik dönemi ve ilk gebelik sırasıdır ve bu dönemde sık cinsel ilişkinin kanserin gelişmesini başlattığı düşünülmektedir. Buradan da, menide, (sperm) serviksi çevreleyen hücreler üstünde etki eden ve sessiz bir dönemin sonunda kanserli olmalarına neden olan, kanserojen bir madde bulunabileceği sonucu çıkartılmaktadır. Serviksi çevreleyen hücreler çok özel bir doğadadır. Spermleri ve meniyi oluşturan öteki şeyleri yutma özelliğine sahiptirler. Bir kez spermler ve kimyasal maddeler bu hücrelerin içine girince, doğalarının değişmesine ve kanserli olmalarına neden olabilirler. Başlatıcı aşama başladıktan sonra, çoğu kez yıllarca süren sessiz bir dönem vardır. Bu dönemde öteki etkenler de kanserin gelişmesine yardım edebilirler.

    Serviks kanserinde risk grupları
    Uzmanların, çevre etkenlerinin başka birçok kanser tipinde olduğu gibi bunda da birincil öneme sahip olduğuna inanmalarına karşın, yaşam biçimlerindeki özgün etkenler henüz serviks kanseri nedenleri olarak tanınmamışlardır. Bununla birlikte, değişik gruplardan kadınlardaki serviks kanseri oranları üstüne yapılan çalışmalar, kimi yararlı ipuçları vermiştir. Serviks kanseri oranının kimi kadınlarda daha düşük, kimi kadınlardaysa çok daha yüksek olduğunu biliyoruz.
    Serviks kanserinin belirtileri
    Çoğu kez belirtisiz olan preinvaziv kansere benzemeyen bir biçimde, gerçek serviks kanseri, vajinanın bir spekulumla doğrudan incelenmesi sırasında, serviksin kendisinin bir ülserasycnu ya da büyümesi olarak görülebilir genellikle. Şimdiye dek bilinen en erken belirti, adetler arasında kanama, ilişkiden sonra kanama ya da menopoz sonrası kanamadır. Kan  genellikle serviksteki ülserden gelir. Oldukça sık olarak, ülser ya da büyüyen kitle enfekte olur ve bu da, vajinadan saldırgan bir akıntıya neden olur.

    Serviks kanseri gelişmesini önlemenin yolu var mıdır?

    Serviks kanserini önlemede en önemli nokta düzenli servikal smear testi yaptırmaktır. Tıp çalışmaları, şifa şansını artırmanın tek yolunun tanının erken tanı konulması olduğunu göstermiştir. Şifa, doktorunuzu ilk gördüğünüzde, kanserin ne derecede olduğuna bağlıdır. Eğer bir jinekoloji ya da doğum öncesi kontrolüne gidiyorsanız rutin olarak servikal smear yaptırmalısınız. Ergenliğin erken dönemlerinde cinsel ilişki kurmanın ve birçok değişik eşle yatmanın sa­kıncaları konusunda uyararak, kızlarınıza da yardımcı olabilirsiniz.

    Serviks kanserinin tedavisi:

    Serviksin invaziv kanserinde iki tedavi biçimi Icerrahi ve radyoterapi) eş derecede iyi sonuçlar vermişlerdir ve değişik tıp merkezleri ya birini ya da ikisini birden kullanmayı yeğlemektedir. Genellikle seçilecek tedavi biçimi, hastalığın içinde bulunduğu evre­ce bağlıdır. Örneğin 4. ve 5. evrelerde cerrahi girişim hastalığın gelişimini durduramayacağından, tek başı­na palyatif (geçici olarak rahatlatıcı) radyoterapi uy­gulanabilir.

    Bununla birlikte, sonuçlar genellikle iyidir. Has­talık invaziv döneme geçmiş olsa bile, cerrahi, radyo­terapi ya da her ikisi birlikte kullanılarak denetim al­tına alınması ve geri döndürülmesi olasılığı, özellik­le eğer 1. ya da 2. evrede yakalanmışsa, yüksektir.

    Birinci evredeki kanserlerin yüzde 90’ı, cerrahiden sonra, beş yıl içinde şifaya kavuşurlar. Aynı olaylar­da radyoterapi kullanılacak olursa, tedavinin başla­masından 5 yıl sonra, yüzde 86’sı şifa bulacaktır.

    Cerrahi tedavi: Bu, hemen her zaman oldukça geniştir ve rahim, yumurtalıklar, fallop boruları, vaji-nanın üst yarısı ve pelvis içindeki belirli kas ve bez­lerin çıkarılmasını içine alır. Histerektominin (rahmin çıkarılması) etkileri daha sonra tartışılacaktır. Buna ek olarak, anormal hücrelerin ortadan kaldırılmasın­da, dokuyu yıkıntıya uğratmak için yoğun ısının kul­lanıldığı elektrokoagülasyonun yanı sıra kriyosurgery (dondurma) da uygulanabilir.

    Radyoterapi: Serviks kanseri olaylarının yarısın­da, seçilen tedavi budur. Amaç kanserin merkezine ölümcül bir radyasyon dozu vermek, ama aynı za­ manda öbür alanlara yayılan büyümeleri de tedavi et­mektir.

    Eğer bende serviks kanseri varsa, histerektomi yapılması zorunlu mudur?

    Eğer preinvaziv durumdaysa, yanıt hayırdır. Ge­ne de, insitu kanserin tedavisi değişik tıp merkezle­rinde değişiktir. Kimi doktorlar, insitu kanserlerin bü­yük çoğunluğunun sonuçta invaziv kansere dönüşe­ceğine inandıklarından, köktenci bir yaklaşım benim­serler. Bu yüzden de, total histerektominin (rahmin tümünün çıkartılması) seçilmesi gereken tedavi oldu­ğunu düşünürler. Öte yandan, eğer mikroskopik in­celemeler, koni biyopsinin kanseri tümüyle çıkarttığı­nı gösterirse, hastanın düzenli olarak smearlerle iz­lenmesi önkoşuluyla, daha ileri tedavilerden vazgeçile­bilir. Tutucu bir yaklaşıma sahip öbür birtakım tıp merkezlerindeyse, çok az sayıda hastaya histerektomi uygulanır. Büyük çoğunluğunda koni biyopsi, yeniden biyopsileri ve düzenli smear testleri uygulamaktadır.

    Tam şifa bulma olasılığım nedir?

    Serviksteki habis hastalığın şifaya kavuşturulma­sı olasılığı büyük ölçüde size bağlıdır. Hiç sektirme­den yıllık servikal smear testinizi yaptırmalısınız, ve eğer preinvaziv bir evrede yakalanırsa hastalık, ”< 100 şifa sağlanmaması için kesinlikle hiçbir neden yoktur. Evre I’de bile yüzde 90’lık şifa şansı oldukça yüksektir. Bu yüzden de eğer kendi sağlığınızın ve hastalığın gelişmesini önlemenin kişisel sorumlulu­ğunu üzerinize alırsanız, serviks kanserinizden kork­manıza neden yoktur. Yaptırdığınız smear testi pozi­tif çıksa ve kanser hücrelerinin varlığını gösterse bi­le, bir önceki negatif sonuçlu test en fazla on iki ay önce yapılmış olabileceğinden, kanser büyük olasılık­la hâlâ preinvaziv dönemde olacaktır. Sizde kanser çıkması yüzünden umutsuzluğa kapılmanız kesinlikle anlamsızdır. Kadın hastalıkları uzmanınızla tüm yön­lerini tartışın, tüm tedavi yöntemlerini öğrenin. Uz­man tııızla işbirliği yapın ve tedaviye olumlu bir tutumla yaklaşın. Cerrahın ilgisini ve önerilerini ka­bul edin ve uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam umun.

  • Merserize Kolsuz Tığ İşi Yazlık Bluz Modeli

    Merserize Kolsuz Tığ İşi Yazlık Bluz Modeli

    ÖRGÜ NOTLARI
    Yazın sıcak günlerinde doğrusu insan üzerine pek fazla şey almak istemiyor. Mümkün olduğunca ince ve bav adar olan kıyafetler tercih ediliyor. Ancak bir yandan da şık ve güzel olmaktan da vazgeçilemiyor. Gül kurusu renginde hazırlanmış bu merserize ise hem şıklığı hem de rahatlığı sergiliyor. Ön ve arka parçaları eşit olarak örülmüş bu şık süveterin yakası 12 adet gül motifinden oluşuyor. Beden ise tığ ile örülmüş. Bu merserizeyi örgü kılavuzumuzdan yararlanarak kolayca hazırlayabilirsiniz.

    BEDEN
    Göğüs çevresi: 81 (86;91;97) cm. Bitmiş hali: 86 (90;96; 102) cm. Omuz genişliği: Ortalama 52 cm.

    MALZEMELER
    7 (7;8;8) adet, 50 gr.lık gül kurusu renkte merserize 3-5 numara tığ

    ÖLÇME
    3-5 numara tığ ile 15 zincir çekip bunu 9-5 sıra örerseniz 10×10 cnf’lik bir örgü parçanız oluşacaktır. Motiflerin herbirinin kenarı 8 cm.dir.

    ARKA
    3.5 numaralı tığınızla 64 (68, 72, 76) kera zincir çekin. Belirtilen miktarda zincir çektikten sonra ipinizi tığa bir kere dolayın ve ters dönerek yandaki zincirin ortasına batın. Battığınız yerin arkasından ipi alarak cine çekin. Böylece tığınızda üç ilmek oluşacaktır. Bu üç ilmekten önce ilk ikisini örün. Daha sonra örüp aldığınız ilmekle tığda kalan ilmeği birlikte alarak örün. (böylece 1 dolgu oluşmuş olacaktır). Sonra tekrar ipi tığa bir kere dolayın, yandaki zincirin ortasına batırıp arkadan ipi öne çekin. Tekrar tığınızda üç ilmek oluşmuş olacaktır. Bu üç ilmeğin önce ikisini birlikte örün. Daha sonra ördüğünüz ilmekle tığda kalan ilmeği birlikte örün. Böylece bir sıra çalışmış olacaksınız. Baştan 31 cm. yüksekliğe kadar aynı işlemleri tekrarlayarak çalışın. Bu yükseklikte bir sıra çalıştıktan sonra, sıra bitimine 5 dolgu kala geri dönün. 25 dolgu örerek çalışın. Sonra tekrar geri dönün. Sıra bitimine 2 dolgu kala tekrar geri dönün. Döndüğünüz sırada sıra bitimine 2 dolgu kala tekrar geri dönün. Bu şekilde göğüs kısmı sivri hale gelene kadar çalışın. Başlangıçtan yaklaşık 39 cm. yükseklikte göğüsün bir ucu sivrilmiş olacaktır. Düz şekilde kalan göğsün öbür ucunu da aynı biçimde eksilterek sivriltin.

    ÖN
    Önü de tıpkı arkayı çalıştığınız gibi çalışın. 31 cm. yükseklikten sonra aynı eksiltmeleri yaparak sırtı oyun ve toplam 39 cm. yükseklikte bitirin.

    Merserize Kolsuz Tığ İşi Yazlık Bluz Modeli
    YAKA BANTI
    Tığınıza 8 zincir çektikten sonra bunları birleştirerek yuvarlayın. Bu yuvarlağın içini ba-tarak sık iğne ile doldurun. Kenarlarını doldurduktan sonra göbek motifini sekize bölün. 2 zincir çekin. Battıktan sonra ilmeği iki kere de alın (önce ikisini birlikte ör, sonra i-kisini). Sekiz kere bu işlemi tekrarlayın. Gül motifin yaprakları: Sekiz tane örülmüş olan boş kutuların içinin her birini 5 kerede doldurun. (4 kere ipe dolayarak iki kerede ör. 5. yi ipe dolamadan 1 kere de çek. Yani sık iğne yap) Böylece bu sırayı da tamamlamış ve motifin gül yapraklarını yapmış olacaksınız.
    Başa geldiğinizde 5 zincir çekin. Daha önceden sekize ayırdığınız bölümün dibine batıp 2 kere de çekin. Sonra üç zincir çekin. Yine yandakine dolamadan batın ve 2 kere de çekin (altta sekiz göz daha oluşmuş oldu). Bu gözlerin birincisini şu şekilde doldurun: İpe dolayarak 2 kere de çek. 3 kere bu işlemi yaptıktan sonra 3 kere zincir çek. Yine bir dola ve iki kerede çek. Bunu da üç kere tekrarla. Böylece aynı göze toplam 6 kere dolgu yapın. 2. göz için üç ilmek çekin ve 3.göze geçerek birinci işlemi yapın. Bir motif oluşmuş olacaktır. Bu motiflerden toplam 12 tane hazırlayın. Herbirini son sırasında bir önceki motife ekleyin. Dört motifi arka arkaya ekledikten sonra beşinci motifi dördüncünün yanına ekleyin. Tekrar üç motifi arka arkaya ekledikten sonra bir sonrakini yana ekleyin. Böylece altta şemasını verdiğimiz şekilde kare şeklindeki yakayı tamamlayın.

    Merseriğze Motifin Örülmesi
    HAZIRLANIŞI
    Ön, arka ve yaka parçalarını ters çevirdikten sonra yakayı tığla bedene birleştirin. Daha sonra yine tersten bedeni yanlardan tığ ile birleştirin.

    Motifleri arka ortadan başlayarak kare biçiminde birbirine ekleyin.

    Motiflerin Yerleşimi

    Merserize yazlık bluz şeması

  • Aids Hiv Virüsü Aids’in Belirtileri ve Korunma

    Aids Hiv Virüsü Aids’in Belirtileri ve Korunma

     AİDS, bu virütik hastalık bugün için aşısının bulunmaması ve tedavi yönteminin olmaması ve öldürücü nitelikte olması do­layısıyla çok önem kazanmaktadır. AİDS kelimesi ingilizce “Edinsel Bağışıklık Eksikliği Sendromu” kelimelerinin birinci harflerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir kelimedir. Gazetelerde arada sırada geçtiğimiz aylarda flaş haberler orta­ya çıkmakta, fakat sonradan bu unutulmaktadır. Bugün için Türkiye’de bilinen vaka sayısı azdır. 1986 yılında AİDS virüsü­nün kadınlara da geçtiği ortaya çıktığından sonra, Türkiye için en büyük tehlike gizli fuhuş nedeni ile bu virüsün kontrol edil­meyen fuhuş yapan kadınlar tarafından erkeklere geçebileceği­dir. ABD ve Batı Avrupa’da AİDS konusunda edinilen tecrü­belerden faydalanmalıyız. Hastalık toplumsal bir hüviyet kazandığından ve yeni bir hastalık olduğundan hekimler dışında devlete de pek çok vazifeler düşmektedir. Bu esasen belirli bir hastalık değildir. Bugünkü bilgilerimize göre HIV adlı bir virü­sün insan vücuduna girmesi sonucu o kişide bağışıklık eksikliği oluşmaktadır. Diğer bir deyimle vücudun hastalıklara karşı di­renci ortadan kalkmakta ve bu direnç kalmayınca hastalık ölümle sonuçlanmaktadır.

     AIDS’in bir insanda yaratabileceği tahribatı belki de en iyi anlatan fotoğraflardan biri

    AİDS bugünkü bilgilerimize göre esasan kolay bulaşan bir hastalık değil. AİDS bir virüs enfeksiyonudur. Başlıca kan yo­lu ve cinsel ilişki ile bulaşmaktadır. AİDS sadece eşcinsellerde görülen bir hastalık değildir. Herkeste görülebilen bir enfeksi­yondur. Bu hastalığın çıkış yeri olan Orta Afrika ülkelerinde, normal kabul edilen kadın ve erkekler hastaların çoğunu oluş­turmaktadır. Avrupa ve Amerika ülkelerinde ilk çıktığı zaman eşcinsellerde görülmüş olması, ilk önce basındaki yankılarında sanki bir eşcinsel hastalığıymış gibi bir görünüm yaratmıştır. Bu virüsün Orta Afrika’dan Haiti Adalan’na geçtiği oradan da ABD’ye, özellikle eşcinsellerin bulunduğu tatil beldelerine ve şe­hirlere geçtiği bilinmektedir. 1982-1984 yılları arasında olduk­ça çoğalmaya başlamış ve 1985 Haziran’ında yapılan bir açık­lamada ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde bu hastalığa yakala­nanların % 70 ila 80’ini eşcinsel ve biseksüel erkeklerin oluş­turduğu ortaya çıkmıştır. Bugün ise bu oran değişmekte ve cin­sel sapması olmayan kişilerde kan yolu ile diğer bulaşma yolla­rı ile bu virüs yayılmaktadır. Virüsü taşıyan erkeğin spermi ile bulaşmaktadır. Eşcinsel çok sık eş değiştirdikleri ve anal yol ile yapılan cinsel ilişkide makat çevresinde ve iç kısımda kolay­la yaralanmalar ve sıynkla’r olmaktadır, işte virüs spermle de bulaştığından bu ufak deri çatlaklarından ve sıyrıklardan diğer eşcinselin kan dolaşımına girmektedir. Bu yüzden bu birleşme jekli saptanır saptanmaz, ABD’de ilk önce bu çevrelerde pre­zervatif önerilmiştir. Bu yeni ihtiyat, yani prezervatif kullanıl­maya başlanması diğer zührevi hastalıkları da etkilemiş, örne­ğin San Francisco’da 1985-1986 ilk yarısında bel soğukluğu va­kalarında azalma olmuştur. Seksoloji enstitülerinin bildirdik­lerine göre eşcinsellerin cinsel yaşamlarında değişiklik olmuş, bir ölçüde eşcinsellik azalmış görülmektedir. Ayrıca, pek çok Batı ülkesinde bu konuda yardım isteyenlere bilgi vermek ama­cıyla hastanın ismini bildirmeden yani kimliğini açıklamadan arayabileceği telefonlar ilan edilmiş ve telefon servisleri kurul­muştur.

    İlk AİDS vakası 1981’de bildirilmiştir. AİDS virüsünün bu­gün için bulaşmış olduğu kimselerde mutlaka hemen klinik be­lirti ortaya çıkmadığım görüyoruz. Bugünkü duruma yani dün­yanın çeşitli bölgelerinden gelen bilgilere göre AİDS virüsü vü­cuda girmiş olanın en çok yüzde 20’sinde AİDS’in klinik belir­tileri ortaya çıkıyor. Hastalık 2 ila 5 seneye kadar bir süre zar­fında hiçbir belirti vermeden gelişebiliyor. Bu nedenle özellikle yeni evlenenlerin evlenmeden önce, daha sonra değineceğimiz AİDS virüsünü tespit eden testlerden geçmeleri mutlaka öneri­lir. Bugüne kadar klinik tabloların ortaya çıkan kimselerin ise takriben °/o 80’i ölmüş.

    AİDS’İN BULAŞMASI

    1-   Homoseksüel veyahut normal dediğimiz heteroseksüel birleşme ile.

    2-   Aynı enjektör iğnesinin kullanılması ile.

    3-    Kan verilmesinde, kan verilirken dikkat edilmemesi, vi­rüsün aranmaması.

    4-    Ana rahmindeki çocuğa anneden bulaşması.

    5-    AİDS virüslü hastaların kullandığı tıraş bıçağı ve diğer kesici gereçlerin kan bulaştıktan sonra başkaları tarafından kul­lanılması.

    6-    HIV virüsü tükürükte tespit edilmiştir. Teorik olarak bu­laşması gerekebilir. Örneğin Atlanta’da yapılan bir araştırma­da 11.000 vaka ele alınmış, fakat böyle bir bulaşma görülme­miştir.

    7-    Öpüşme ile diş etinde kanama var ise öpüşenlere bu şe­kilde bulaşmaktadır.

    8-    Vajinal akıntıda bulunmaktadır.

    9-  AIDS’li çocukların ısırmaları sırasında geçebilir.
    AİDS’in bulaşması ilk yıllarda bu hastalık eşcinselliklerde görüldüğü için hastalığın bulaşması ile eşcinsellik arasında bir bağlantı kurulmuştur. Bugün artık bunların doğru olmadığını biliyoruz. Bulaşma ile ilgili bilgilere göre vücudumuzdaki en ufak çatlak ve çiziklerden bu vücuda girebiliyor, fakat vücut dışında uzun süre yaşayamıyor. Yani el sıkışma, yanaktan öpüşme, ku­caklaşma gibi yakın temasta hastalık bulaşmamaktadır, ayrıca hasta ziyareti ve umumi tuvaletlerden bulaşmamaktadır. Has­taların kullandığı tabak, çanak yıkanıp kuruduktan sonra bu­laşıcı olmamaktadır.

    Aile çevresinde nasıl bulaşır?

    Karı-koca arasında pek büyük olasılıkla bulaşmaktadır.

    Yeni doğan çocuklar hariç tıraş bıça­ğı vb. kullanmıyorsa çocuklara bulaşmaması gerekir. Başka bu­laşma yolları olabilir mi?

    Gereken hijyenik şartları uygulanır­sa, örneğin berberin usturası, hanımların pedikür, manikür, ayak bakımı işlemleri gibi. Malzemelere dikkat edilirse başka türlü bulaşma olmaz. Örneğin berbere giderken kendi pedikür veya manikür takımınızı götürmenizi ve onu berberin kullanmasını öneririm.

    Bu şekilde kesinlikle bu yoldan kaza ile gereksiz bir bulaş­mayı önlemiş olursunuz.

    AİDS’İN BELİRTİLERİ

    1. Sürekli yorgunluk ve kırıklık hali
    2. Zayıflama, hastalık ilerlediğinde bir deri bir kemik tabir ettiğimiz ileri derecede zayıflık hastalığın en belirgin belirtile-r indendir.
    3. İshal, belirli bir sebebi olmayan ve uzun süren ishal va* kalarında AİDS’i düşünmeliyiz.
    4. Lenf bezlerinde şişme, özellikle kasıklardaki lenf bezleri­nin şişmesi.
    5. Deride mora çalan lekeler, kaposi sarkomu AİDS virü­sünün yol açtığı bağışıklık bozukluğu nedeniyle neticesi bir de­ri kanseri olan kaposi sarkomu görülmektedir. Bunlar yarım san­tim çapında mor lekelerdir. Ve deride hafif kabartılı olarak gö­rülürler.
      1. Zihin bulanıklığı, başağrısı.
      2. Uzun süren öksürük ve nefes darlığı.
      3. Ağız, burun ve deride ufak çarpmalar sonucu oluşanka-namalar.
        1. Bilinç kaybı ve çevre ile ilginin kesilmesi.

    ÇOCUKLARDA AİDS

    1986 yılında Birledik Amerika’dan verilen bir bilgiye göre 15.172 AİDS vakasının 212’sini çocuklar oluşturmakta, bunla­rın hepsi 12 yaşından ufaktı. Çocukta AİDS zekâ geriliği yap­maktadır. Yine aynı şekilde çocuklarda kaposi sankromu gö­rülmektedir.

    AİDS’İN BEBEKLERE GEÇİŞİ

    Bebeklere hem ana rahmi içinde iken plasenta aracılığıyla kan yolu ile anneden geçmektedir. Doğum sırasında doğum ka­nalından aynı Herpes virüsünde olduğu gibi çocuğa geçmekte­dir. Çoğu zaman böyle bulaşmalarda ilk bulgular doğumdan son­ra aşağı yukarı altı ayda ortaya çıkmaktadır.

    ÇOCUKLARA AŞI

    AİDS virüsünü taşıyan çocuklar bağışıklık sistemindeki bo­zukluk nedeniyle aşılara olumlu cevap vermemektedir. Bu ne­denle AIDS’li çocuklara kesinlikle canlı virüs taşıyan aşılar ya­pılmamalıdır. Örneğin tetenos ve difteri gibi aşıların mutlaka ölü virüs taşıyan aşılardan olması özellikle titizlikle üzerinde du­rulacak bir konudur.

    HASTALIK VAR MI YOK MU? VEYA HANGİ TESTLER HANGİ SIKLIKLA YAPILMALI­DIR?

    Virüs bir insana bulaştıktan sonra hemen yapılacak testin bazı hallerde pek bir faydası olmayabilir. HIV antikorları yani virüsün antikorları 2 veya 4 aydan önce pek çok kimsede oluş­madığından virüs o insana girmiş olsa bile test bunu gösterme­mektedir. Bu nedenle özellikle gebe kalmayı planlayan ve risk grupları denen çevreden olan kadınların her dört ayda bir test uygulamaları gerekmektedir. Buna bir örnek verecek olursak, mesela hiç test yapılmamış gebe kalmış, bir kadın hemen test yaptırmalı, test temiz çıkarsa gebeliğin üç ayı dolmadan bir test daha yapılmalı. Eğer virüs var ise o zaman hastaya medikal kür­taj dediğimiz gebeliğin sonlanması önerilmelidir. Eğer test ne­gatif çıktı ise o zaman miadından kısa bir süre önce test yapıl­malı, eğer doğumdan kısa süre önce yapılan test de şayet pozi­tif ise o zaman yeni doğacak bebekte alınacak tedbirlere hazır olunmah annenin süt vermesi önlenmeli ve testi pozitif olan ka­dınların eşleri de mutlaka teste tabi tutulmalı.

    Eğer test pozitif olursa nasıl değerlendireceğiz?

    Testin pozitif olması, sizde bu AİDS virüsüne karşı bir an­tikor olduğunu gösteriyor demektir,. Diğer bir deyimle bu vi­rüsle sizin herhangi bir temasınız olmuş ve vücudunuzda buna karşı bir direnç mekanizması oluşmuş. Fakat buna rağmen ya­şam tarzınızı değiştirmeniz gerekecektir. Vücudunuzu zayıfla­tacak alkol ve diğer keyif verici maddelerden uzak durmak, iyi beslenmek gerekir. En önemlisi kimseye kan veya sperm ver­memelisiniz. Diş fırçası, jilet gibi gereçleri başkasına vermeme­lisiniz. Eşinize durumu mutlaka bildirmelisiniz. Ufak yere ya­ralar da olsa her türlü yaralan önlemelisiniz.

    Eşinizde test negatif ise mutlaka prezervatif kullanmalısınız. Cinsel yaşamınıza yön vermek gerekir. Bu tür kişilerin eş değiş­tirmesi uygun olmaz. En azından kendindeki durumu ve bir in­sanlık borcu olarak eşine bildirmesi gerekir. Bundan başka de­ri ve mukozada sıyrık ve yaralanmaya neden olabilecek cinsel birleşme ve hareketlerden kaçınmak, örneğin anal birleşme ve­yahut oral birleşme veyahut fellasyodan kaçınmak gerekir. Diş hekimi veya doktorunuza durumunuzu mutlaka bildirmelisiniz. Yapılacak ilk test birinci generation eliza testi olmaktadır. Bu pozitif oluşu halinde, yanlış sonuçlan ortadan kaldırmak için ‘ Westernbtot denen ikinci generation bir eliza testi uygulama­sından geçmeniz gerekir. Türkiye’de bunların yapılabileceği pek çok merkez bulunmaktadır.

    EŞLERDEN BİRİNDE TEST POZİTİF

    Eşlerden birinde test pozitif ise, diğer eş dörder aylık aralık­larla kontrole alınmalıdır. Doğacak en büyük sorun çiftin bun­dan sonraki cinsel yaşamlarına nasıl devam edeceğidir. Genel­de hangi hastalık olursa olsun bir kişi hasta olduğu vakit, o ki­şinin sanki cinselliği ve cinsel arzularında hastalık süresince ki­şi tarafından rafa kaldırılmış kabul edilir. O hastalar birden bi­re iktidarsız veya soğuk oluvermişlerdir.

    HANGİ KADINLAR AİDS TESTÎ YAPTIRMALIDIR?

    Benim görüşüme göre sadece bu risk grubundan olan ka­dınların değil, aynı zamanda da bu kadınlarla ilişkisi olmuş tüm baba adayları testten geçmelidirler. Yakın çevresinde AİDS en­feksiyonu olan kadınlar, son yıllarda kaynatılan iğnelerle iğne olmuş olanlar, morfin ve uyuşturucu madde kullananlar, fa­hişeler, AİDS’in yaygın olduğu ülkelerde yaşayıp kan vermiş olanlar veya kan almış olanlar veyahut eşleri kan almış olan­lar, biseksüel ilişkide suîunmus olanlar, morfinmanlarla veya uyuşturucu kullananlarla ilişkide bulunmuş olanlar veya onla­rın eşleri bu testlerden geçmelidirler.

    TÜRKİYE’DE AİDS’E KARŞI ALINAN ÖNLEMLER

    Türkiye’de 1985 yılı Ekim ayında üç kişide AİDS virüsü ol­duğu haberi çıktığında, bu haber bir bomba tesiri yaratmış, ara dan 5 sene geçtikten sonra AİDS vakalarında artma görülmüş. Genelde diğer ülkelere göre yine de kabarık değildir. Fakat is­tatistiklere baktığımızda Türkiye’deki vaka sayısındaki artma­nın da aşağı yukarı diğer ülkelerdeki oran içerisinde olduğu gö­rülmektedir. Türkiye’deki görülen vakalarda hastaların dünya­daki örneklerinden farklı olduğunu görüyoruz. Bunlar eşcinsel çevreden gelmemekte* daha ziyade yabancı ülkelerde çalışan ve yahut oralarda ameliyat sırasında kan almış kimselerin eşlen veya orada kan almış çocuklarda olduğunu görüyoruz. Bu arada, Türkiye’de Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın yerinde bir kararı ile AİDS ihbarı zorunlu hastalıklar listesine alınmıştır. Ve Türkiye’de bir AİDS Yüksek Kurulu oluşturulmuştur. Ve bir takım önlemler alınmıştır. Türkiye’ye virüsün üç noktadan girdiği saptanmıştır.

    Kan ve kan ürünleri yoluyla, temas yolu ile bazı eşyaların ortak kullanımı yolu ile.

    Her üç yolun tıkanması için ayrı ayrı önlemler alınmıştır. Kan için yurt dışında kan transfuzyonu yapılmış kişilere beş yıl başkalarına kan vermemeleri önerilmiştir. Sürekli kan kullanan hemofili veya böbrek hastalarına mutlaka AİDS virüsü kont­rolü yaptırmaları gereği bildirilmiştir. Ayrıca eşyaların ortak kul­lanımı konusu özellikle Türkiye için büyük önem taşımaktadır. AİDS’in en geçerli yayılma yollarından biri olan ortak enjek­tör kullanımı Türkiye’de mahalle iğneciliği arasında yaygınlığı dikkati çekilmiş ve kaynatılan enjektörler yasaklanmış, bütün Türkiye çapında sadece bir defa kullanılan enjektörlere izin ve­rilmiştir. Ayrıca kontakt lenslerin başkası ile değiş tokuş edil­memesi önerilmiş. Usturaların, jiletlerin her seferinde berber­lerde yenilenmesi önerilmiştir. Tabi ki bu önerilere sadece bu kuruluşların değil kişilerin de uyması gerekir. Ayrıca yaygın ola­rak pek çok ilimizde görülen sülüklere kan emdirme geleneği­nin de kaldırılması önerilmiştir.

    Dünya Sağlık örgütü’nün raporuna göre dünyada toplam 42.404 vaka bulunmaktadır, fakat pek çok ülkeden bu konuda sağlıklı bilgi edinilememektedir, Diğer araştırıcıların verdikleri bilgilere göre, özellikle Afrika ülkeleri, Güney Amerika ülkele­ri, ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde yüzbinlerce AİDS’imin bu­lunduğu ileri sürülmektedir.

  • Sisley 2012 İlkbahar Yaz Koleksiyonu

    Sisley 2012 İlkbahar Yaz Koleksiyonu

    Sisleyin 2012 koleksiyonunda pastel tonlar göze çarpıyor, asimetrik kesimler, fırfırlar, viskon empirmeler, satenler tiril tiril kumaşlarla elbiseler var, klasik kesim pantolonlar var..

    Öğle güneşinin bunaltıcı sıcağında, kullanabileceğiniz birbirinden hoş yazlık elbiseler.. Streç pantolonlar, uzun elbiseler ve egzotik baskılı etnik  etekler..

    Toprak tonlarında tasarlanmış yakası fırfırlı trençkotun içinde göreceğiniz, mavi ve krem desenli empirme elbise tam baharı karşılayacak stilde..

    Asimetrik kesimli şık iki renkli viskon elbise de yaz için tiril tiril incecik ve rahat kullanımlı modeli ile ilgi çekebilir..

    Kırmızı her zamanki gibi cezbedici rengi ile fırfırlarla detaylandırıldırılmış mini bir elbise görünümde beğeninize sunulmuş..

    Saten kırmızı ve siyahın kullanıldığı elbisede siyah mini bir ceket ile kombinlenmiş..

    Beyaz üzerine yanlamısına çizgili tunik görünümündeki elbiseyi taytlarda da kombinleyip kullanabilirsiniz..

    Kot tasarımlar bu yıl çok popüler ve çok moda, şık bir kot gömlek ile taytlarınızı kombinleyebilir yada dar kesim bir pantolonunuzla kullanabilirsiniz, modelde gördüğünüz gibi içine straplez fiskolu bir bluzda kullanabilirsiniz..

    İnce kumaş önden düğmeli ve kemerli krem renkli elbisede incecik ve yazlık görünümü ile ilgi çekebilir..

    Kolsuz bir bluzun kol kısımlarına konulan fırfırlarla fırfırın bu yıl çı-ok kullanıldığının bir örneği daha sergileniyor..

    Siyah kruvaze yakalı elbisenin yaka kısımları bej rengi kullanılarak detaylandırılmış ve şık bir elbise ortaya çıkmış..

    Maksi pileli bir etek deri bir ceket ve beyaz straplez bir bluzla kombinlenmiş ayakkabı olaraksa şık bir parmak arası sandelet kullanılmış şık bir spor kombin yapılmış..

    Straplez elbiseler incecik kumaşlarla ve farklı desen baskıları ile göze çarpıyor..

    Üst kısmı krem alt kısmı siyah olan trençkotta baharı karşılamak için çok şık görünüyor..

    Aşağıdaki bütün fotoğraflarımızın büyük hallerini görebilmek için fotoğrafların herhangi birinin üzerine tıklayarak bu konunun fotoğraf galerisine gidebilirsiniz.