Normal doğum
Seçtiğiniz doğum biçimiyle ilgili vermeniz gereken en önemli karar normal mi, müdahaleü mi olacağıdır. Normal bir doğumda tıbbi müdahale ya da anestezinin hiçbir türü yoktur. Doğum yapmanın yaşamlarındaki en önemli olay olduğunu düşünen, bu olayın her anını, çok acı verici de olsa, uyanık bir kafa ve vücutla duymak isteyen kadınlara karşı büyük bir sempatim vardır. Gebeliği her yönden normal gelişen bir kadına normal doğum yapmasını öğütlerim.
Normal doğum demek, bebek doğururken tümüyle bilinçli olmak, doğum boyunca inisyatif sahibi olmak demektir. Ne var ki, bunun için çok uzun ve ağrılı bir süreç yaşamanız gerekmez. Okuduklarınız ve antenatal muayeneleriniz yoluyla neler olacağını biliyorsanız ve buna hazırlıklıysanız korku ve gerilim ortadan kalkacaktır; doğumun her anının zevkini çıkarabilecek, ne zaman yardım istemeniz gerektiğini bileceksiniz.
öte yanda yalnızca acı çekmek amacıyla sancılara katlananları mantıksız buluyorum. Böyle bir zamanda acı çekmek çok tatsız ve yorucu bir olaydır. Doğum sonunda bir bebek sahibi olacağınızı bilseniz bile çektiğiniz acı sizi bunaltabilir. Ben biri sancılı, biri sancısız iki doğum yaşadım. İkincisinde epidural anestezi yapılmasına karşın hangisini yeğlediğimi kesinlikle biliyorum: Sancısız olanını. Ne var ki geçerli nedenlerden ötürü bebeklerini normal yollarla doğurmak isteyen birçok kadın vardır. Bu yüzden her kadın için düşünülmesi gereken bir olasılıktır.
Yazar: Site varsayılanı
-

Normal Doğum Hakkında Bilgi
-

Doğumda Mekan Belirleme
DOĞUM
Normal, sağlıklı bir kadının normal sağlıklı bir bebek doğurması doğal bir süreçtir ve anne rahatsa, çevresindekilerden destek görüyorsa doğal olarak, kendi kendine, müdahale olmadan yürüyebilir. Doğum ancak bu koşullar biraraya geldiğinde doğal olabilir. Kadın çocuğunu doğal yollarla doğurmaya pek niyetli değilse işler zorlaşınca vazgeçebilir.
Tümüyle ağrısız doğum yoktur. Bu, biraz da kadının ağrı eşiğine bağlıdır. Kimi kadınlar ağrıya öbürlerinden daha fazla dayanabilir. Bunlar çocuklarını doğal olarak doğurmak ve doğumu denetleyebilmek için anestetik ya da ağrı kesici kullanmadan ağrı çekebilir.
En güçlü kadın bile çevresindekilerden, özellikle eşinden anlayış, cesaret ve destek görürse doğum süreci daha kısa, az ağrılı ve rahat geçer.
Gevşeyerek, duyduğunuz acıyı büyük oranda azaltabilirsiniz. Antenatal muayenelerde bunu iki biçimde yapmanız söylenecektir: Birincisi kocakarı masalları, yanlış bilgilerden ve yersiz kuşkulardan kurtulup kendinize güven duyarak doğuma gitmenizi sağlayacak bilgiler edinerek; ikincisi doğum sırasında kaslarınızın gevşemesini ve ağrıyı azaltmak için düzenli ve derin soluk almanızı sağlayacak egzersizler yaparak.

Ev mi hastane mi?
Gebeliğin ilk günlerinden (ilk antenatal muayenenizden) sonra evde mi, hastanede mi doğurmak istediğinize karar vermelisiniz. Karar verme hakkının sizin olduğunu unutmayın; kimse sizi istemediğiniz bir şeye zorlayamaz. Ne var ki, bu konuda belirli ilkelere uymanızı öğütlerim.
Aşağıdaki durumlarda hastanede doğum yapılması iyi olur:
—İlk çocuğunu doğuran kadınlarda doğumun nasıl olacağı, kolay mı zor mu olacağı ve yalnızca hastanelerde bulunan araç gerece gerek olup olmayacağı bilinemez.
—35 yaşın üzerinde ilk çocuğunu doğuran kadınlar.
—Daha önce zor ya da komplikasyonlu doğum yapmış, ikinci ya da sonraki çocuklarmı doğuracak kadınlar.
— îkiz ya da çoğul gebelikler. 1 Bebeğinizi evde doğurmaya karar vermeden önce, çok kararlı olsanız da hastanede doğumun aklınızda bulundurmanız gereken birtakım avantajları vardır. Doğumda oksijen yetersizliğinden ölen bebeklerin sayısını azaltmanın tek yolu doktorun bir an önce bu durumu ayırt etmesidir. Bunun için de yalnızca hastanede bulunan pahalı monitörlere gerek vardır.
Kimi ayarlamalar da yapabilirsiniz. Hastanede doğum yaptıktan 6 saat sonra eve dönebilirsiniz ya da hastanede 24 saat, 48 saat, 3 gün, 5 gün, hatta l hafta kalabilirsiniz. Doktorunuzla ve ebeyle bu olasılıkları hastaneye gitmeden konuşun, neler duymakta olduğunuzu bilsinler. Verdiğiniz karardan ötürü pişman olmayın.
Hastanede doğum:
—Günün her saatinde, geceleri bile, acil durumlar ve komplikasyonlar halinde deneyimli tıbbi personel bulunur.
—İlk çocuğun bakımı başta biraz ürkütücü olabilir. Hastanedeki hemşireler bebeğinizin günlük bakımını nasıl yapacağınızı gösterecektir.
—Bebeğinizi muayene edip korkularınızı giderecek bir çocuk hastalıkları uzmanı bulunur.
—Hastane koğuşunda başka annelerle tanışacak, korkularınızı giderip size cesaret verecek bilgiler edineceksiniz.
—Bebeğinizi yeni doğan öteki bebeklerle karşılaştırabileceksiniz.
—Emzirmenin sorunları, çatlayan meme uçları, dikişlerin verdiği rahatsızlık gibi sorunlarınızı, kaygılarınızı, zorluklarınızı, dertlerinizi öteki annelerle paylaşabileceksiniz. -

Doğum Sancısının Başladığı Nasıl Anlaşılır
Sancıların başladığını nasıl anlayabilirim?
Sancılar sırtın alt bölgesinde hafif bir ağrı olarak başlayabilir ve başka bir belirti olmadan 24 saat, kimi zaman daha da fazla sürer, ilk işaret; güçlü, düzenli ve uzun süren kasılmaların başlamasıdır.
Sancılar sırtın alt bölgesinde hafif bir ağrı olarak başlayabilir ve başka bir belirti olmadan 24 saat, ancak yine de belli olur. Çoğu zaman da vajinadan bir sıvının fışkırdığı görülür.
Üçüncü işaret ‘nişan’dır. Bu kanla karışmış bir miktar mukustur (serviksten dışarı atılan mukus tıkacı). Genellikle bu işaretin farkına varılmaz.
İkinci ya da üçüncü işareti görmeden hastaneye gitmeniz gerekmez. Bunları görür görmez, haber vermeniz gereken kimseye telefon edin, hastaneye
gideceğinizi söyleyin. Nişanı görürseniz ya da sularınız gelirse kasılmaların düzenli, şiddetli ve ağrılı olmasını beklemeyin. Her doğum böyle başlamaz. Çoğu kadında doğumun birinci döneminin ortalarına kadar düzenli aralıklı kasılmalar olmaz. Çoğunda düzensiz kasılmalar vardır ve zaman geçtikçe kasılmaların şiddeti artmaz. -

Doğum Sancısı Ne Zaman Başlar
Sancılar başlıyor
Sancıların neden başladığını kimse bilmez, yalnızca bunu bebeğin denetlediğini biliyoruz. Sancılar başlamadan hemen önce bebek plasentaya kimyasal ya da hormonal bir işaret verir; plasenta sancıların başlamasına neden olan bir hormon salgılamaya başlar. Uterus düzenli kasılmalarla buna yanıt verir. Kasılmalar başta sık değildir; giderek sıklaşır, şiddetlenir.
Sancılar günün herhangi bir zamanında başlayabilir. Bebeğinizi gündüz olduğu kadar gece de doğurabilirsiniz. 24 saatin herhangi birinde doğan bebek sayısı aynıdır.
Sancıların başlaması uterusun olgunlaşıp harekete hazır olduğunu gösterir. Gebelik boyunca, elinizi karnınıza koyduğunuzda kolayca duyabileceğiniz zayıf, kısa kasılmalarla bu günün provasını yapmaktadır. Bu hafif kasılmalarda parmaklarınızın altındaki kasların sertleştiğini duyarsınız, hemen hemen hiç ağrı yoktur. Çoğu kadın doğurgan
yaşamları boyunca bu normal üterus kasılmalarını (Braxton-Hicks kasılmaları) zaman zaman duyar, örneğin, adet kanamalarının başlangıcında kasılmalar şiddetlidir, sancıya neden olur ve dismenore adını alır. Ne var ki, doğum sancıları başladıktan sonra vücudunuzdaki en geniş ve en güçlü kas gerçekten şiddetle kasılmaya koyulur. Kasılmaların şiddeti ve sıklığı artar. Başlangıçta 15-20 dakika arayla oldukça ağrılı ve 40 saniye kadar süren kasılmalar olur.
Sancılar ortalama 6-12 saat sürer. İlk bebekten sonra genellikle 12 saat, kadınların yüzde 10’unda 24 saatten fazla, yüzde 5’inde 3 saatten az sürer. İkinci ve daha sonraki bebeklerin doğumu birinciden daha kolay, daha az sancılı ve daha az yorucu olur ve ortalama 6 saat sürer. Araştırmalar ilk bebeğin doğması için ortalama 150, ikinci ve üçüncü bebekler için 75, dördüncü ve beşinci bebekler için 50 kasılma gerektiğini ortaya koymuştur. -

Gebelikte Vücudunuzda Neler Olacak?
Gebelikte vücudunuzda neler olacak?
1. ay: Adet kanaması kesilecek. Göğüsleriniz ağırlaşacak, karıncalanacak, ağrılı ve duyarlı olacak. Normalden daha sık idrara çıkacaksınız. Ağzınızda madeni bir tad olabilir. Kendinizi daha yorgun ve uykusuz duyabilirsiniz.
2.ay: Adet kanamaları tümüyle kesilecek. Göğüsleriniz büyüyecek, yüzeydeki damarlar görünür hale gelecek. Sık sık idrara çıkmaya devam edeceksiniz. Yalnızca sabahları değil, günün her saatinde mide bulantısı ve kusma olabilir. Birtakım yiyeceklerden, sigara ve kahveden tiksinebilirsiniz.
3.ay: Meme ucu kahverengi renk alır, çevresindeki minik bezler şişer. Mide bulantısı ve kusma devam eder. Kilo artışı başlayabilir. Bel çevresi kalınlaşmaya başlar. Oturur oturmaz uykuya dalacak kadar yorgunluk duyabilirsiniz.
4.ay: Mide bulantısı ve kusma genellikle sona erer. Karın şişmeye başlar, gebelik dışardan belli olur. Artık bebeğin hareketleri duyulmaya başlar (ilk zamanlar bunu gaz zannedebilirsiniz). Göğüsler büyümeye devam eder, yüzeydeki damarlar genişler. Uterusun birkaç saniye süren kasılmaları başlar bunlara Braxton-Hicks kasılmaları denir.

5.ay: Göğüslerden sarımsı ve berrak bir sıvı (kolostrum) çıkabilir, özellikle karnın ortasında aşa¬ğı inen bir çizgi halinde, yüzde lekeler halinde (kloazma) ve bacakların iç yanlarında pigmantasyon artışı (derinin renginde koyulaşma) görülür. Avuç içleri normalden daha pembedir. Saçların uzaması hızlanır, kimi zaman dökülme olur.
6.ay: Karın derisi incelir, gerilme çizgileri belirir (bunları önleyemez ya da gideremezsiniz). Göbek çukuru silinir, ilimi yiyeceklere karşı aşırı bir istek başlar. Düzenli kilo artışı vardır.
7.ay: Bebeğinizin düzenli hareketleri duyulur ve rahatça görülür hale gelmiştir. Büyüyen uterusun mideye yaptığı baskı sonucu sindirim bozukluğu ve mide ağrısından yakınmalar olabilir. Doğuma hazırlık olarak pelvis kemikleri ve bağları gevşemektedir. Buna bağlı olarak da sırt ağrısı ortaya çıkar.
8.ay: Göbek dışan fırlayabilir. Akşamları ayak bileklerinizin şiştiğini ayırtedebilirsiniz; bu şişlik ertesi sabaha kadar geçer. Büyüyen bebek, kaburgaları dışarı iter; özellikle bir yönde tekme attığı zaman acı duyabilirsiniz. Akşamları çok yorgun olabilirsiniz. Bol bol posalı besin almazsanız kabızlık olabilir.
9.ay.– Göğüsleriniz en büyük hâline gelmiştir, kolostrum sızabilir. 36. haftadan sonra bebeğin başı pelvise yerleştikçe bir ‘sıkışma’ duyabilirsiniz. îlk gebelikte bu durum doğumdan hemen önce oluşur. Bebeğin organlarını teker teker duyabilirsiniz. Braxton-Hicks kasılmalan sıklaşır. -

Doğum Nasıl Gerçekleşir
DOĞUM
Her kadın ilk çocuğunun doğumunu hatırlar. Bir çok kadın için bu yaşamlarının en önemli olayı olmuştur ve olacaktır. Her kadının çocuk doğurmaya yaklaşımı değişiktir; ancak hepimizin ortak duygularımız da vardır. Bu duyguların başında korku gelir. Ağrılı olacağını bildiğimiz ve antenatal muayenelerde bu ağrıya nasıl dayanabileceğimiz anlatıldığı halde hepimiz ağrıdan korkarız. Yine her kadın gebeliği sırasında çocuğunun normal olmayacağından korkmuştur. Çoğu kadın için gebeliğin son ayında bu korku büyür, derinleşir. Çoğumuz doğum olayının kendisinden de korkarız; komplikasyon olacak mı, çok uzun sürecek mi, bebek için tehlikesi var mı, Sezaryen ameliyat gerekecek mi, hatta, gerektiği gibi davranacak mıyım?

Bu korkuların tümü normaldir. Başarılı bir doğumdan sonra bile, çoğu kadın, ikinci ve sonraki gebeliklerinde aynı korkuları duyarlar. Bütün bunlara karem pek çoğumuz dünyaya normal yollarla normal bebekler getiririz. Hem kocam yanımdayken, hem de yanımda yokken çocuk doğurduğum için kesinlikle hangisini yeğlediğimi biliyorum. Kocam bana büyük bir destek oldu. En ağrılı zamanlarda bana cesaret verdi, rahatlattı. Sancıya dayanmamı kolaylaştırdı, beni daha güçlü kıldı. Oğlumuzun yaşamdaki ilk dakikalarını benimle birlikte gördü; bu bizi daha da yakınlaştırdı. Başarımdan ötürü benimle gurur duydu, sevincimi arttırdı. Yeni bebeğimizi benimle birlikte kucaklayarak ailemizin bağlarının güçlenmesini sağladı. Tabii, bu bir yeğleme sorunudur. Çoğu erkek, eşleri çocuk doğururken kesinlikle yanında olmak istemez. Eşinizi inandırmaya çalışın, ama onu zorlamayın. Doktora ya da ebeye önceden bildirmeyi unutmayın ki gerekli ayarlamalar yapılsın. Çoğu doğum kliniğinde babaları doğum odasına girmesi mutluluk verici bir olaydır. -

Hamilelikte Kontroller Hangi Aralıklar ile Yapılmalı
Sağlık denetimleri
İstatistiklere göre, gebeliğinizin sağlıklı geçmesini, bebeğinizin normal olmasını istiyorsanız ilk doğum öncesi muayeneye olabildiği kadar erken gitmelisiniz. İyi bir doğum öncesi bakımı gerçek koruyucu hekimliğin gereklerinden biridir. Komplikasyon görülebilecek anneleri saptamak için testler yapılabilir; böylece erkenden tedavi yapılıp komplikasyon önlenebilir. Antenatal (doğum öncesi) muayene yalnızca anne ve çocuğun sağlığının yerinde olup olmadığına bakmakla kalmaz, doğum ve çocuk bakımıyla ilgili korku ve kuşkularınızı gidermek için soru sorabileceğiniz bir ortam da sağlar. İlk antenatal muayene için kendi doktorunuza ya da hastanenin doğum kliniğine gidebilirsiniz. Hangisini seçerseniz, gebe olduğunuzdan kuşkulandığınız an gidin.
İlk antenatal muayene oldukça uzun olacaktır. Doktorunuz size birçok soru soracak, kesenkes vajinal muayene yapacak, kan ve idrar tahlilleri isteyecektir.
Muayenelerde demir ve vitamin preparatları yazılacak, doğum yapacağınız hastanede yeriniz ayrıla çaktır. Bebeğinizi evde ya da istediğiniz özel bir yerde doğurmak istiyorsanız bunu önceden düşünüp doktor ya da ebeyle konuşun. Hastanede doğurmaya karar verirseniz ağrılar başlayınca kime haber vereceğinizi öğrenin. Eşinizin doğum sırasında yanınızda olmasını istiyorsanız bunu da bildirmelisiniz. Gebe bir kadın olarak haklarınızın ve yapmanız gerekenlerin yazılı olduğu bir kitapçık bulmaya çalışın.

Gebelik boyunca muayenelere düzenli gidin. Her muayenede idrar tahlili yapılacak, kilonuz, tansiyonunuz ölçülecek, karnınızın ölçüleri alınacaktır. Bebeğin gelişimini saptamak ve genel durumunuzu anlamak için başka testler de yapılabilir. Bunlardan biri ultrasondur. Tümüyle ağrısız olan bu yöntemde vücut dokularından yansıyan sesleri görüntüye dönüştüren bir alıcı karnın üzerinde gezdirilip bebeğin durumu hakkında fikir vermektedir, öteki yöntemler amniosentez ve fetoskopi (karın duvarından özel bir aletle girip bebeğin görülmesi) dir.
28. haftaya kadar dört haftada bir, 28. haftadan 36. haftaya kadar iki haftada bir muayene olmalısınız. Bu zamandan sonra ağrılar başlayana kadar her hafta kliniğe gitmelisiniz. -

Hamilelik ve Lohusalıkta Vücudunuzun Gereksinimleri
Vücudunuzun gereksinimleri
Beslenme: Gebelikte özel bir beslenmeye gerek yoktur. Yemeniz gereken ya da özellikle gerekli olan bir yiyecek yoktur. Gebelik için eskiden öğütlenen beslenme biçimleri, sütün gebelikte gerekli olan birkaç maddeyi içerdiği düşünüldüğü için günde bir litre kadar süt içerirdi. Yeterli ve dengeli beslenirseniz, öteki yiyeceklerden de gerekli maddeleri alabilirsiniz.
Dengeli bir beslenme sizin ve bebeğinizin gebelik boyunca gereksindiği bütün protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri karşılayabilir. Fazla miktarda yememeye dikkat ederseniz gerektiğinden fazla kilo almazsınız.
Gebelik sırasında dengeli besleniyorsanız dışardan vitamin almaya gerek yoktur. Ne var ki, doğum öncesi denetimlerinde folik asit de içeren demir preparaflan verilecektir. Gebe kadınlarda kansızlık (anemi) görülme olasılığı yüksek olduğu için son yıllarda doğum öncesi bakımında demir vermek alışkanlık haline gelmiştir.
Ancak son araştırmalar gebelikte görülen aneminin vücudun gebeliğe karşı normal, fizyolojik bir yanıtı olduğunu ve fazladan demir almaya gerek olmadığını göstermiştir. Ne var ki, önlemli davranmayı yeğleyenler dışında pek az klinik, gebelikte demir vermekten vazgeçmiştir. Gebeliğin dördüncü ayından sonra sık görülen folik asit eksikliğini önlemek için genellikle folik asit verilmektedir.
İlaçlar: Yaşamının ilk 12 haftası fetusun gelişmesinin en duyarlı olduğu” dönemdir. 8 haftalık fetusta yaşamsal organlar gelişmeye başlamıştır. İşte bu ilk haftalarda annenin kanında bulunan ilaçlar ve kimyasal maddeler bebeği etkileyebilir. Bu yüzden gebeliğinizin ilk 12 haftasında arada bir alman aspirin de içinde olmak üzere hiçbir ilaç almamaya dikkat etmelisiniz, örneğin, mideniz bulanıyorsa, sık sık migreniniz tutuyorsa, ya da uykusuzluk çekiyorsanız, doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç almayın. O size hangi iiaçlarm gebeler için zararsız olduğunu, hangi ilaçları kullanabileceğinizi söyleyecektir. Piyasaya yeni çıkan her ilaç gebe hayvanlarda da denenmektedir; gebelikte kullanılmasında sakınca olmayan birçok ilaç vardır. Bunları size vermek doktorunuzun görevidir. Gebeliğinizin farkına varmadan ilaç kullandığınızı anlarsanız sakın telaşlanmayın. Bu durumda pek az kadın zarar görmüştür.
Sigara: Gebelik süresince içilen sigaranın, doğmamış çocuğun üzerinde yaptığı zararlı etkiler artık reddedilemez biçimde kanıtlanmıştır. Gelişen bebeğiniz sayesinde 9 ay içinde sigarayı bırakın. Ne kadar zor olursa olsun, azaltmak yerine tümüyle bırakın. Yalnızca İngiltere’de her yıl 1000 bebek annelerinin sigara içmesine bağlanabilecek nedenlerden ötürü ölmektedir. Sigara içmenin bebeğiniz üzerinde düşük doğum ağırlığı, enfeksiyonlara karşı direncin azalması, enfeksiyonlara yakalanma tehlikesinin artması, yenidoğanın solunum güçlüğü hastalığı ve yüksek ölüm oranı gibi etkileri de vardır.
Alkol ve uyuşturucular: Gebelik sırasında içki içerseniz, uyuşturucu kullanırsanız bebeğiniz de alkol ve , uyuşturucu gereksinimi ile doğacaktır. Hem bu yalnızca bir başlangıçtır: Gebelik sırasında fazla miktarda alkol alır ya da sürekli uyuşturucu kullanırsanız, bebeğinizin anormal olma, ölü doğma ya da doğumdan hemen sonra ölme olasılığı çok yüksektir. Araştırmalar bebeğe etkili olması için çok yüksek dozda alkol almanın gerekmediğini göstermiştir. Günde 2-3 duble viski ya da bu miktarı karşılayan içki, malformasyon ya da zeka geriliği gibi anormal durumlara neden olmaktadır. Ayrıca alkolik annelerin bebekleri normal bebekler kadar rahat ememedikleri için bebek yaşama hiç de iyi bir başlangıç yapmış olmayacaktır. Şu halde içki içecekseniz az için, hiç uyuşturucu kullanmayın. -

Nasıl Gebe Kalınır?
NASIL GEBE KALINIR?
Aile planlamasının sorunlarını ve gebeliği önleme yöntemlerini incelemeden önce çiftlere gebeliğin nasıl oluştuğu hakkında bilgi vermek gerekir.
Bu temel bilgiler aynı zamanda gebeliği önleme yöntemlerinin çabuk anlaşılmasını da sağlayacaktır.
Bir kadının gebe kalabilmesi için gerekli şartlar:
1)Yumurtalıkların normal çalışması ve özürsüz yumurta hücresi (ovum) üretmesi.
2)Yumurta kanalının açık olması.
3)Yumurta kanalındaki, yumurta hücresini dölyatağma taşıyan iletken yüzeyin iyi çalışır olması, burada yapışıklıkların, engellerin bulunmaması.
4)Dölyatağı içi yüzeyinin (endometrium) her ay normal bir gelişim göstermesi.
5)Dölyatağı kanalıma açık olması.
6)Dölyatağı kanalındaki fizyolojik tıkacın her ay yumurtlama zamanında erkek hücrelerine (spermlere) karşı geçirgen duruma gelmesi.
7)Dölyolunda normal bir ortam bulunması, yani herhangi bir iltihap ve parazitlerin bulunmaması.
8)Bu organlarda doğuştan bir anormalik veya somadan oluşmuş bir engel olmamalı.

Erkekte de eşini gebe bırakabilmesi için bazı şartlar gereklidir:
1)Yumurtalıkların (testis) normal çalışması.
2)Spermler normal özellik ve sayıda olmalı.
3)Yumurtalıklardan kamışa kadar spermlerin geçtiği yollarda herhangi bir engel olmamalı.
4)Prostat normal çalışmalı.
Bunlardan başka eşlerin kadının yumurtladığı günlerde cinsel birleşmede bulunması ve spermlerin dölyolunda akıtılmış olması gerekir.
Gebelik İçin Karar Vermek
Gebelik bilinçli bir karar sonucu oluşmalıdır. Çocuk, sahibi olmaya karar verdiyseniz eşiniz de siz de mutlu olacaksnız, gebeliğe karşı olumlu tepkileriniz olacaktır, öte yanda, beklenmedik bir gebelik olunca sürdürüp sürdürmemeye karar vermelisiniz. Sürdürmeye karar verirseniz en önemli kararı vermiş olursunuz. Çoğu kadının gebelik üzerine çelişkili düşünceleri vardır. Belirli bir zamanda gebe kalmanın sizin ve eşiniz için iyi bir seçim olduğuna karar vermek aylar alabilir. Kimi kadınlar bu seçimi kendileri yapamaz, işi zamana bırakır. Birkaç aydan sonra geriye dönüş olmayacağını, gebeliğe son veremeyeceklerini, karar vermek zorunda olmadıklarını düşünürler.
Çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra daha iyi bir sonuç elde etmek için yapabileceğiniz şeyler vardır. Toplumsal açıdan, konuyu eşinizle enine boyuna tartışıp çocuğa kimin, nasıl bakacağına karar vermelisiniz, iş saatlerinizi dengelemeye çalışın, çocuğun işinizi nasıl etkileyeceğini her yönüyle düşünün. Çocuk doğurmak para gerektiren bir iştir; bu yüzden tıbbi yardım, sigorta gibi olanakları araştırın. Gebelik izninin ne kadar olduğunu, işinizin size sağladığı hakları öğrenin.
Sağlık açısından gebe kalmaya çalışmadan önce her şeyin yolunda olup olmadığını, çocuk doğurmanızı engelleyecek herhangi bir durumu araştırmak için doktorunuza gidin. Kızamıkçık testi yaptırın; eğer kızamıkçık geçirmediyseniz aşı olun. Tedavi altındaysanız, özellikle röntgen ya da uzun ilaç kürleri içeriyorsa, bunun bitmesini bekleyin.
Doğum kontrol hapı kullanmayı bırakın; üç ay kadar kimyasal olmayan bir yöntemle korunun. Eşiniz de siz de ilaç ve alkol alımını sınırlandırın. Dengeli beslenin, her gün hareket edin, gevşeyin. Doğum kontrolünü bıraktıktan sonra gebe kalmak için üç ila altı ay gerekebilir; 30 yaşın üzerindeki çiftler için bu süre daha da uzundur. -

Gebelik Maskeleri Hakkında Bilgi
GEBELİK MASKESİ
Kimi üzgün anne adayları genellikle üçüncü ve altıncı aylar arasında alın ve yüzlerinin az ya da çokça” koyu, ama, ne olursa olsun, çirkin bir lekeyle renklendiğini görürler.
Kimi zaman yüzün tümü; hatta, boyun ve göğüs de bu lekeyle kaplı olur. Esmer kadınlarda kumrallara, olgun kadınlarda gençlere göre daha çok kendini gösteren bu maskeye doktorlarca chloasma (kloasma okunur) deniliyor.
Bunun nedenleri hayli gizemlidir. Hormonal değişmelere karşı cildin bir tepkisinin söz konusu olduğu kuşkusuzdur. Gebe kadınlarda doğumda ve emzirme süresince de dağılmaz; buna karşılık, regllerin başlamasıyla hemen silinip gider.
Önlem Ve Sağlık Koruma
Özellikle C vitamini bakımından zengin bir dengeli beslenme: Havuç, tahıllar (filizlenmiş buğday), lahana, limon, ıspanak, peynirler, taze meyveler, yeşil sebzeler, bira mayası, soya fasulyesi, domates ve benzerleri. En âlâsı : Pirinç kepeği.
Maskenin kenarlarını belirgirıleştirdiği için güneş ışınlarından sakının.
Piyasa malı tuvalet sabunlarını kullanmayın; cildinizin bakımını tereyağı, süt ve taze yumurtayla yapın.

Hemen Uygulanacak Tertipler
Sabah, akşam hatmi suyuyla ya da bu bitkinin yaprak ve çiçeği demlemesiyle yıkayın (bir fincana üç tutam).
Akhuş ağacı özsuyuyla (besi suyuyla) emdirilecek pamuk ve benzeri şeylerle kompresler yapın,
Geceleri ezilmiş çilekle yerel kompresler de yararlıdır.
Bitkilerle Klasik Tedavi Yolları
Dulavratotu yapraklarıyla kompres, salatalık dilimleri uygulaması ya da bitkinin tümünden şahtereotu demlemesinde emdirilecek uygun şeylerle kompresler (bir fincana iki tutam).
Gece güzellik kremi:
—Çok saf olmak üzere yüz yirmi beş gram tereyağı,
—İki kahve kaşığı servi esansı,
—İki kahve kaşığı adaçayı esansı.
Gündüz güzellik kremi: Aynı tertip, tereyağı yerine kaymak kullanılacak. -

Nasır Nedir ve Tedavisi
NASIRLAR
Nasırlar ve kalınlaşmış deriler de (köksüz nasırlar) tıpkı bereler gibi ve de onlardan daha çok estetik kusurlar oluşturmazlar
Deri dış baskı gördüğünde ya da sürtüşmelerde, kalınlaşarak, kendini savunur. Uzun bir sürede bu hal sürer giderse kalınlaşan yerde aşırı bir gelişme gösterir. Bir zaman gelir ki bu deri bölümünde çıkıntılı ve sarımtrak bir kesim oluşur. Bu, bir köksüz nasırdır. Bunlar başlıca ellerde ve ayaklarda oluşmakla birlikte, sürekli baskı altında kalırlarsa, vücudun başka yerlerinde de görülebilir.
Nasır, sertleşmiş ve kalınlaşmış derinin bir tür azmış halidir.
Önlem Ve Sağlık Koruma
İşçilerin ellerinde oluşan kalın ve sert deriden kaçınmak gerçi hayli güçtür, ama, ayak nasırları için hal başkadır. Herkes yeterince geniş ayakkabı giyerse bunların çoğu on beş gün sonunda kaybolur,
Hemen Uygulanacak Tertipler
Eğer nasırlarınız size çok acı veriyorsa ve çok can sıkıcı iseler onları bir pediküre ya da gerekirse doktorunuza çıkarttırabilirsiniz. Ama lütfen, kendi kendinize, onları ne çıkartmaya, ne yakmaya (koterizasyon) ne de asit uygulamasına girişiniz. Sertleşmiş altderi kitlesini “eritmek” ve acının hızım azaltmak için en iyi ilaçlardan biri zeytinyağı ya da tatlı bademyağı ,içinde ezilmiş sarmısak uygulamaktır. -

Vücutta Oluşan Morluklar
MORARTILAR – VURUKLAR
Morartılar, şişmeler, vuruklardan oluşan bereler, çürükler, kan oturmaları yalnız çocuklara ve silahşörlere özgü değildir.
Tıp dilinde bere, çarpma sonucu oluşan bir doku zedelenmesidir; deri ve dokuda açık bir yâra yoktur; burada, küçük bir iç kanama söz konusudur. Bu iç kanama önce sarı renktedir, sonra maviye, kimi kez siyaha dönüşür ve sonunda kaybolur.
Önlem Ve Sağlık Koruma
Bir kazayı, genel önlem önerileri verilse de, kesin biçimde önlemek olası değildir.
Ne var ki, bir ölçüde de olsa, kazaların dokuncalarını kimi önerilerle önceden azaltabilmek mümkündür. Örneğin, çarpma sonucu berelenen bir kişi çokça aspirin almamalıdır. Kanı sulandırma etkisi olan bu ilaç berelerden oluşan kanamanın büyümesine neden olur.
DİKKAT! Bir çarpma olmadan vücudunuzun herhangi bir yerinde beliren «ani mavilikler» hemen tedavisine girişilmesi gereken bir kan dolaşımı sorununun işaretidir. Böyle durumlarda doktorunuza başvurunuz.

Hemen Uygulanacak Tertipler
Bir yere çarptığınızda (ya da, bu, çocuğunuzun başına geldiğinde) çarpılan yere .hemen küçük bir buz parçası uygulayın; acı azalacaktır ve siz, morarmayı önleyemeseniz de, hiç olmazsa belirecek acılı şişmelerin önüne geçmiş olursunuz. Derinize dokunca vermemek için buz parçasım bir kâğıt mendil üzerinden uygulamayı unutmayınız.
En eski çağlardan bu yana bilinen en tanınmış, en etkili ve hemen uygulanabilecek ilaç, kuşkusuz, öküzgözüdür (dağarnikası). Bu dağ bitkisi çiçeklerinden hazırlanacak demlemede emdirilecek bir pamuk ya da bezi berelenen yere uygulayarak kompres yapın (bir litre suya beş tutam); ya da bu amaçla bu bitkinin tentürünü kullanın.
Özel Tertipler
Önerecek gözde ilaç, yerel uygulamalarla, öküzgözü demlemesi ya da tentürüdür.
Bir litre suya beş tutam öküzgözüyle hazırlanacak demlemeyle el ve ayak banyolan ya da tam banyolar öneririm. Özellikle ağır travmalar (trafik kazaları vb.) için, ancak ve ancak, durumun gerektirdiği tıbbi tedavi yapıldıktan sonra, bakım ve kesin iyileştirme süresince salık veririm.