Yazar: admin

  • 2 lise öğrencisi 25 saat önce sır oldu!

    2 lise öğrencisi 25 saat önce sır oldu!

    Bursa’da 25 saat önce ‘gezmeye gidiyorum’ diye evden çıkan lise öğrencisi iki sınıf arkadaşı sırra kadem bastı.

    Bursa’da lise öğrencisi iki sınıf arkadaşı, ‘gezmeye gidiyorum’ diye evden çıkarak sırra kadem bastı. İki aile, çocuklarından 25 saattir haber alamıyor.

    UZUN SÜRE HABER ALAMADILAR

    Merkez Nilüfer ilçesi Ataevler Mahallesi’nde bir okulda lise 2. sınıf öğrencisi olan Aslı Yurdakul (16) ve Elif Gavas (16), evlerinden ‘gezmeye çıkıyorum’ diyerek ayrıldı. İki kız çocuğunun ailesi çocuklarından uzun bir süre haber alamayınca durumu polis ekiplerine bildirdi.

    Polis ekipleri ise bugün öğle saatlerinde merkez Osmangazi ilçesi Karaman Mahallesi’nde kızlardan birinin telefonundan sinyal aldı. Sinyalin alındığı bölgede polis ve aileler kızlarını arama çalışmaları başlattı.

    Aileler çocuklarını görenlerin polisi veya 0531 917 90 85 numarayı aramalarını istedi.

  • Ece Erken doğal gaz faturasını paylaşıp isyan etti: Ya hayırdır…

    Ece Erken doğal gaz faturasını paylaşıp isyan etti: Ya hayırdır…

    Sunucu Ece Erken, evine gelen doğal gaz faturasına “Ya hayırdır benim evim bir daire sadece bir daire. Pes!” sözleriyle isyan etti.

    Ece Erken geçen hafta Instagram hesabından yükselen bakıcı, dadı, yardımcı ücretlerine isyan etmişti.

    10 bin TL’ye kadar ücreti gözden çıkaran Erken, bu paraya oğluna bakacak kimseyi bulamadığını söylemişti.

    Ünlü sunucu bu sefer de evine gelen doğal gaz faturasına sitem etti. Ece Erken 3 bin 232 TL’lik faturayı görünce şoke oldu ve paylaşım yaparak “Ya hayırdır benim evim bir daire sadece bir daire. Gelen fatura 3232 TL pes!” dedi.

  • Pelin Ceylan’dan acı haber! 12 gün sonra hayatını kaybetti

    Pelin Ceylan’dan acı haber! 12 gün sonra hayatını kaybetti

    Ankara’nın Çankaya ilçesinde, eski eşi Mehmet Eroğlu’nun (55) tabancaya vurup bir süre başında beklediği 3 çocuk annesi Pelin Ceylan (47), tedavi gördüğü hastane 12 gün sonra hayatını kaybetti.

    Olay 13 Aralık’ta Ankara’nın Çankaya ilçesi Hoşdere Caddesi’nde meydana geldi.

    Edinilen bilgilere göre, Mehmet E. (55), boşandığı eşi Pelin Ceylan’ın (47) ikamet ettiği apartmanın önüne geldi. Eski eşi ile burada tartışmaya başlayan Mehmet E., yanındaki silahla Pelin C.’ye iki el ateş etti.

    KISKIVRAK YAKALANDI

    Bununla da yetinmeyen saldırgan, yaraladığı Pelin C.’nin başında tehdit ve küfürler savurmaya başladı. Şahsın daha sonra silahı kendi kafasına dayadığı görülürken çevredeki bir kadın ise “Yapma, erkeksen kendini öldür” diyerek tepki gösterdi. Polis ekiplerinin olay yerine gelmesi üzerine Mehmet E. kaçtı. İki sokak ötede kıskıvrak yakalandı.

  • Asgari ücretli sevgili istemem: Tepki çekince özür diledi!

    Asgari ücretli sevgili istemem: Tepki çekince özür diledi!

    “Asgari ücretli sevgili benimle yaşayamaz” sözlerinden dolayı kısa sürede gündem olan ve tepki çeken şarkıcı Selen Görgüzel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda özür diledi.

    Geçtiğimiz aylarda yönetmen Hamdi Alkan ile tek celsede boşanan Selen Görgüzel, paylaşımları ve açıklamalarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Cildine yaptırdığı işlemlerle sık sık konuşulan Görgüzel, geçtiğimiz günlerde de asgari ücretle ilgili bir çıkışta bulundu. Sözleri tepki çeken ünlü isim, özür diledi.

    SÖZLERİ TEPKİ ÇEKTİ
    Zaman zaman yaptığı çıkışlarla adından söz ettiren Selen Görgüzel, önceki gün “Asgari ücretle çalışan birisiyle sevgili olur muydunuz?” sorusuna “Benimle yaşayamaz. Komplekse girer. Erkeksi duyguları rencide olur. İyi bir yere götürmek isteyecektir ama yapamazsa gururu kırılır. Kendiliğinden bir şey yapmak ister, yapamaz üzülür. O yüzden davul bile dengi dengine” dedi. Cevabından dolayı kısa sürede gündem olan şarkıcıya tepki yağdı.

    ÖZÜR DİLEDİ
    Eleştirilerin ardından Instagram hesabından bir açıklama yapan Selen Görgüzel, şu ifadeleri kullandı:

    “Asgari ücretle hayatını idame ettirmeye çalışan tüm emekçi kardeşlerimden, büyüklerimden, dostlarım ve arkadaşlarımdan özür dilerim. Maalesef yanlış anlaşıldım. Açıklamam asla sizi rencide etmek amaçlı değil, aksine hayat şartlarının ne kadar zor olduğunun altını çizmek amaçlı yapılmış bir söylemdi. Bizlerin icra ettiği meslek gereği yapmamız gereken harcamalar, yatırımlar, bulunmamız gereken ortamlar için belli kazanç grubu insanlar bile zorlanırken benim mücadelem için de o şartlarda yanımda olacak kişi üzülebilir, kendini kötü hissedebilir demek istemiştim. Takdir sizin.”

  • Eşini öldürüp dereye atan kadın: 25 senedir çektiğim çileyi Allah bilir

    Eşini öldürüp dereye atan kadın: 25 senedir çektiğim çileyi Allah bilir

    Bolu’nun Gerede ilçesinde eşi Metin Özalp’i (62) öldürüp, cesedini dereye attığı suçlamasıyla tutuklu yargılanan Mürüvet Özalp (60), duruşmada, “25 senedir çektiğim çileyi Allah bilir.

    Bu evlilik sürecinde eşim bana kötü davranmıştır.

    Tartışma çıkınca beni sopayla dövmeye başladı. Elinde tabanca vardı. Önce ittim düştü, kalkınca korktum yine odunla vurdum. Ne yaptığımı bilemedim” dedi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Hacılar köyünde oturan inşaat işçisi Metin Özalp’in, 3 Ocak’ta dere kenarında cansız bedeni bulundu. İncelemede, Özalp’in başına cisimle vurulduğu ve dere yatağına atıldığı belirlendi. Cinayet şüphesi ile çalışma başlatan jandarma, evdeki kan izleri ve çelişkili ifadeleri nedeniyle Özalp’in eşi Mürüvet Özalp’i gözaltına alındı. Sorgusunda cinayeti itiraf eden Mürüvet Özalp hakkında ‘eşi kasten öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

    ‘BİR KADINLA KONUŞUYORDU’

    Tutuklu sanık Mürüvet Özalp’in yargılanmasına Bolu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmaya, Metin Özalp’in önceki evliğinden olan oğlu Celal Özalp da katıldı. Duruşmada savunma yapan Mürüvet Özalp, “25 senedir çektiğim çileyi Allah bilir. Bu evlilik sürecinde eşim bana kötü davranmıştır. Çocuklarımı zor büyüttüm. Sürekli bana baskı kuruyordu. 5-6 kere beni sıkıştırıp, darbetti. Olay günü işten geldi. ‘Neden hayvanlara bakmadın’ diyerek bağırıp, çağırdı. Beni dövdü, sessiz kaldım sonra da eve çıktık. Evde çay içerken ‘Bir yere gideceğim’ dedi. Nereye gideceğini söylemedi. Mengen’de yaşayan bir kadın ile sürekli telefonla konuşuyordu. Gülüşürken duyuyordum, evlenmek istiyordu. ‘O kadınla git, evlen ama nikahı vermem’ dedim. Beni öldürüp, Mengenli kadınla evleneceğini söyledi. Ben de nereye gideceğini sordum. Cevap vermedi” dedi.

    ‘ÖLDÜĞÜNÜ FARK EDİNCE OTURUP, AĞLADIM’

    Tartışma çıkınca eşinin kendisini dövdüğünü söyleyen Özalp, şunları anlattı:

    “Tartışma çıkınca beni sopayla dövmeye başladı. Defalarca vurdu, sayısını bile bilmiyorum. Sırtlarım hala ağrıyor. Panik yaptım. ‘Ne istiyorsun benden?’ dedim. ‘Sen bana soru soramazsın. Bana karışamazsın, nereye gittiğimi soramazsın’ dedi. Seni vuracağım, öldüreceğim. Bu olayı ailene anlatırsan, tecavüz edeceğim. Elinde tabanca vardı. Önce ittim düştü, kalkınca korktum yine odunla vurdum. Ne yaptığımı bilemedim.

    Bir karış uzunluğunda bir sopa ile vurdum. Ayağa kalkmaya çalışınca korkup, daha büyük bir odunla vurdum. ‘Yeter artık bunca yıl çektirdiğin, bu yaptıkların yetti’ dedim. Kaç kere vurdum, hatırlamıyorum. Bir anda ne yaptığımı bilemedim. Kalktım boynuna doğru vurdum. Öldüğünü fark edince oturup, ağladım. ‘Neden böyle yaptım’ dedim.”

    Eşinin öldüğünü anladıktan sonra cesedi evin dışına taşıyıp, uyuduğunu belirten Özalp, “Cesedi sabaha kadar el arabasında, evin önünde açık alanda beklettim. Sonra da dereye attım. Vurduğum odunları da sobaya atıp yaktım. Tek başımaydım. Yemin ederim, yanımda kimse yoktu. Olaydan dolayı pişmanım” dedi.

    ‘CİNAYETİN NEDENİ MİRAS KAVGASI’ İDDİASI

    Metin Özalp’in oğlu Celal Özalp ise duruşmada şunları söyledi:

    “Öz annem 12 yaşındayken vefat etti. Babam daha sonra bu kadın ile evlendi. Mürüvet, anlaşması zor birisi. Babam ise işini, gücünü yapan çalışkan bir insandır. ‘Babama dövüyor’ diye iftira ediyor. Herkes eşiyle kavga edebilir. Babam darbetmemiştir. Mürüvet, laf söz anlamayan biridir. 25 yıl sorunsuz yaşadılar. Olay, kendi öz oğlu nişanlandıktan sonra başladı. Babama bilezik aldırmak istedi. Evi, arabayı üstüne yaptırmak istedi. Babama baskı yapıyordular. Bizim evimizde tabanca yok. Babam silah meraklısı değildir. Cinayetin miras kavgası sebebiyle olduğunu düşünüyorum. Ayrıca babam ayrılmak istemiştir. Ama Mürüvet, boşanmak istemedi. Şiddet görse niye boşanmasın, şikayetçiyim.”

    ​İfadelerin ardından mahkeme heyeti, Mürüvet Özalp’in tutukluluk halinin devamına hükmederek, duruşmayı erteledi.

  • 4 gündür kayıp olarak aranan yaşlı kadın, donmuş halde bulundu

    4 gündür kayıp olarak aranan yaşlı kadın, donmuş halde bulundu

    Ulaş’ta dört gün önce evinden ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Alzheimer hastası Fatma Fidan (75) dört gündür ilçe kırsalında aranıyordu.

    AFAD, polis ekipleri, Sivas Jandarma Bölük Komutanlığına bağlı komandolar ve vatandaşlar tarafından, zorlu şartlarda sürdürülen arama çalışmaları neticesinde yaşlı kadın bugün Karlıtepe mevkiinde AFAD ekipleri tarafından ölü olarak bulundu.

    Yaşlı kadının cesedine kaybolduğu yerden yaklaşık 5 kilo metre uzaklıkta ulaşıldı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Fidan’ın ilçeden uzaklaşarak kırsalda kaybolduğu ve donarak öldüğü tahmin ediliyor. Fidan’ın kesin ölüm sebebinin tespit edilebilmesi için inceleme başlatıldı.

    SON GÖRÜNTÜLERİ KAMERADA

    Yaşlı kadın kaybolmadan önce ilçe merkezinde bulunan bir güvenlik kamerası tarafından son kez görüntülendi.

    Güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde kadının elinde bastonla yürüdüğü görüldü. Bu görüntüler kaybolmasından önce Fidan’a ait kaydedilen son görüntüler oldu.

  • Son dakika… Sahte doktor Ayşe Özkiraz bu kez gerçek doktor olmak istiyor! Cezaevindeki talebi şaşırttı

    Son dakika… Sahte doktor Ayşe Özkiraz bu kez gerçek doktor olmak istiyor! Cezaevindeki talebi şaşırttı

    Türkiye’nin konuştuğu sahte doktor skandalında yeni bir gelişme yaşandı.

    Çerkezköy Devlet Hastanesi’nde sahte doktorluk yaparken yakalanan Ayşe Özkiraz’ın cezaevi yönetiminden kitap talebinde bulunduğu öğrenildi.

    Çerkezköy Devlet Hastanesi’nde sahte doktorluk yaparken bir anda ülkenin gündemine oturan Ayşe Özkiraz ile ilgili Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma tamamlandı.

    Özkiraz hakkında hazırlanan iddianame, Çerkezköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Özkiraz hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve ‘yetkisiz hekimlik suçlarını düzenleyen 1219 sayılı Kanun’a muhalefet’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar olmak üzere toplam 13 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

     

    TIP FAKÜLTESİNİ KAZANMAK İSTİYOR

    Özkiraz’ın cezaevine girdikten sonra kitap talebinde bulunduğu öğrenildi. Özkiraz’ın cezaevi yönetiminden üniversite sınavlarına hazırlık için çeşitli kitaplar ve soru bankası kitapçığı talebinde bulunduğu ve tıp fakültesini kazanmak istediği öğrenildi.

    Çerkezköy Devlet Hastanesindeki Sahte Doktor olayında yeni fotoğraflar ortaya çıktı. Fotoğraflarda sahte doktor Ayşe Özkiraz’ın (21) ameliyatlarda yer aldığı ve ameliyata girmeden önce hastane personeli tarafından giydirildiği görüldü. Özkiraz’a hastanedeki personel tarafından doğum günü kutlaması düzenlendiği, boynunda yaka kartı ile hastane acili önünde gece nöbetlerine kaldığını ima eden fotoğraflar ortaya çıktı.

    İddianamede, Ayşe Özkiraz hakkında Çerkezköy Devlet Hastanesi Başhekimliği’nin 17 Kasım’da suç duyurusunda bulunulduğu belirtilerek, kendisini Ayşem Özkiraz olarak tanıtıp, pratisyen hekim olduğunu Tıpta Uzmanlık Sınavı’na girerek 81 puan aldığını, çocuk cerrahisi dalında uzmanlık tercih edeceğini bu sebeple kendisinden çocuk cerrahisi hakkında bilgi almak istediğini söylediği kaydedildi. Özkiraz’ın sınav sonuç belgesi sunduğu, Çapa Tıp Fakültesi’nde çekilmiş olduğu fotoğraflarını, plaketlerini, başarı belgelerini gösterdiği, bu sebeple bazı günlerde muayene sırasında Dr. M.K.’nin yanında bulunduğu, muayene olan çocuklara şeker, çikolata gibi ikramlarda bulunduğu belirtilen iddianamede, 4 ayı aşkın süredir hasta muayene ettiği, ameliyatlara girdiğini, hastane personellerinin şahsın tıbbi bilgisinin yetersizliği ve sürekli hastanede sabahlaması sebebiyle artan şüpheleri üzerine yapılan araştırmada; adı geçenin sahte diploma tesis numarası ile oluşturduğu kaşeyi bastırarak hastanede sahte görev aldığının, şüphelinin eylemleri nedeniyle toplum sağlığını tehlikeye attığının ihbar edildiği ifade edildi.

     

    EVİNDE ONLARCA SAHTE BELGE VE DOKTOR KIYAFETLERİ BULUNDU

    İddianamede, tanık ifadelerine yer verilerek, Ayşe Özkiraz’ın kendisini doktor olarak tanıttığı belirtildi. Ayşe Özkiraz’ın evinde yapılan aramalarda çok sayıda sahte belgeler, kimlikler ile cerrahi elbiseler, doktor önlüğü, stereoskop, cerrahi makas, damar yolu enjeksiyonu ucu, neşter, cerrahi malzeme, İstanbul Üniversitesi öğrenci kimlik kartı, İstanbul Üniversitesi öğrenci kimlik kartı, 2 İstanbul Tıp Fakültesi intörn doktor kimlik kartı, İstanbul Tıp Fakültesi personel kimlik kartı, Tekirdağ Çerkezköy Devlet Hastanesi personel kimlik kartı, Ankara Şehir Hastanesi personel kimlik kartı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Nefroloji Ana bilim dalı servisine ait kart, kan grubu kartı, 4 boş şekilde boyun yaka kart askısı, 1 Türk bayrağı desenli bandana, 1 mavi renkli bandana, 9 cerrahi eldiven, 1 anatomi ibareli fotokopi Kitap, 1 solunum yetersizlikleri ibareli fotokopi kitap, infotus ibareli fotokopi kitap, anatomi 2 ibareli fotokopi kitap, kadın hastalıkları ve doğum ibareli fotokopi kitap, biyokimya ibareli kitap, 1 human anatomy ibareli kitap, 1 aile tıp ibareli ansiklopedi, Harrisons ibareli kitap ele geçirildi.

     

    ‘AİLE BASKISINDAN KORKTUM’

    Ayşe Özkiraz, ifadesinde, 8 yıldır Çerkezköy ilçesinde ikamet ettiğini, liseyi Veliköy’de okuduğunu, ailesinin baskısından korktuğu için çevresine Çapa Tıp Fakültesi’ni kazandığını söylediğini, ailesinin sınav sonuç belgesini görmek istediğinde de gerçek sınav sonuç belgesi üzerinde telefonda oynama yaparak sahte bir sınav sonuç belgesi hazırlayıp ailesine gösterdiğini söyledi. Özkiraz, ifasinde, “Ortaokulu Çerkezköy 75’inci Yıl Ortaokulu’nda okudum. Liseyi Veliköy Meslek Lisesi’nde okudum ve 2021 yılında mezun oldum. Ben lisede öğrenciyken ailem tıp fakültesinde okumamı istiyordu. Bana güvenip yüksek puan alacağımı düşünüyorlardı. Liseden mezun olurken üniversite sınavına girdim. Ancak başarısız olduğum için tercih yapmadım. Ailemin güvenini sarsmamak için evde sorun olmasın diye anneme, üvey babama ve üvey kardeşlerime Çapa Tıp Fakültesini kazandığımı söyledim. Ailem sınav sonuç belgesini görmek istediğinde de gerçek sınav sonuç belgem üzerinde telefonda oynama yaparak sahte bir sınav sonuç belgesi hazırlayıp aileme gösterdim” dedi.

     

    ‘CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ İLE KALDIM’

    Daha sonra yalnız olarak gittiği İstanbul’da özel bir yurtta kendisini tıp fakültesi öğrencisi olarak tanıttığını anlatan Özkiraz, “Burada hem öğrenciler hem de çalışanlar kalıyordu. İlk başta çalışan olarak kalmayı düşündüm. Sonra vazgeçip yurt idaresinde görevli olan soy ismini bilmediğim N. isimli görevli kadına kendimi tıp fakültesi öğrencisi olarak tanıttım. Benden bir takım resmi belgeler istediler. İstenilen belgelerden sadece öğrenci belgesini daha sonra getireceğimi söyledim. Sonraki süreçte de sürekli olarak getireceğim diyerek bu kişileri oyaladım. Yurdun masrafları için de ailemle görüştüm. Ailem zaten bu fakülteyi kazandığımı düşündüğü için bana para gönderiyordu. Yurda yerleştim soy ismini bilmediğim S. ve A. isimli Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencilerle birlikte kalmaya başladım. Bu öğrencilere Çapa Tıp Fakültesi’nde öğrenci olduğumu söyledim. Bu süreçte Çapa Tıp Fakültesi’nin bahçesine ara ara gittim. Burada öğrencilerle tanıştım. Bunlardan birinin ismi Hatice idi. Diğerlerini hatırlamıyorum. Bu kişilerle hiçbir zaman samimi olmadım. Bende numaraları yoktur. Hiçbir şekilde derse girmedim” dedi.

     

    ‘PASAJDA ÖĞRENCİ KİMLİK KARTI BASTIRDIM’

    Çapa Tıp Fakültesi’ne girebilmek için İstanbul Eminönü’nde bir pasajda öğrenci kimlik kartı bastırdığını söyleyen Özkiraz, “Bu kartların üzerine Ayşem Özkiraz yazdırdım. Aramada ele geçen kartlar bu öğrenci kartlarıdır. Okula girerken bu öğrenci kartlarını gösterip giriyordum. Bu sebeple şüphe duyulmuyordu. Okula gitmediğim zamanlarda da İstanbul’da part time farklı yerlerde çalıştım. Ayrıca aynı yerde Ankara Şehir Hastanesi, Tekirdağ Çerkezköy Devlet Hastanesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi personel kimlik kartlarını da bastırdım. Ancak bunları hiçbir yerde göstermedim. Plaketleri de Instagram’dan bir sayfa ile görüşerek yaptırdım” dedi.

    ‘ACİLDE DURUP VAKİT GEÇİRMEK İSTEDİĞİMİ SÖYLEDİM’

    Zaman zaman İstanbul’dan Çerkezköy’e geldiğini söyleyen Özkiraz, “2021 yılının Kasım ayı içerisinde annem hastalandı. Çerkezköy Devlet Hastanesi’ne getirdik. Burada N.Ö. isimli acil hekimine kendimi doktor olarak tanıttım. Annemi muayene ettirdim. Sonra da birkaç kez daha Çerkezköy Devlet Hastanesi acil bölümüne geldim. Acilde durup vakit geçirmek istediğimi söyledim. F.Ç. isimli doktor bana izin verdi. Onun izniyle hastanede vakit geçirdim. Burada bulunduğum zaman zarfında doktor koltuğuna oturduğum olmuştur. Boynuma stetoskop da takmıştım. Bu stetoskopu medikalciden almıştım. Acilde bulunduğum zaman zarfında kesinlikle hasta muayene etmedim, ancak muayeneleri izledim. İfade ettiğim üzere sadece birkaç kez acil bölümüne geldim” ifadelerini kullandı.

     

    ‘KENDİMİ DOKTOR OLARAK TANITTIM’

    Özkiraz, 2021 yılı eğitim dönemi bittikten sonra 2022 yılı haziran ayı içerisinde Çerkezköy’de ailesinin yanına geldiğini belirterek, “Çocuk cerrahı olmak istediğim için tek başıma hiç kimseyi referans göstermeden Çerkezköy Devlet Hastanesi’nde çocuk cerrahı olan Dr. M.K.’nin odasına gittim. Sekreteri ile görüşüp kendimi tıp fakültesinden mezun doktor olarak tanıtıp doktor M.K. ile görüşmek istediğimi söyledim. Sekreterinin ismi T.A.. Bir süre sonra doktor M.K. beni kabul etti, görüştük. Kendimi Çapa Tıp Fakültesi mezunu doktor olarak tanıttım. Ayrıca TUS sınavında 81 puan aldığımı söyleyip TUS sonuç belgesi gösterdim. Bu belgeyi daha önce yaptığım gibi Instagram üzerinden görmüş olduğum B.O. ismine hazırlanmış belge üzerinde telefonda oynama yaparak oluşturmuştum. Çocuk cerrahisi bölümüne ilgi duyduğumu, yanında vakit geçirmek istediğimi söyledim. Annemin öğretmen babamın ise gıda mühendisi olduğunu, Ankara’da yaşadıklarını söyledim” dedi.

    ‘AMELİYATTAN SONRA DİKİŞ YAPTIM’

    Doktor M.K.’nin kendisine yanına gidip gelebileceğini söylediğini ifade eden Özkiraz, “Bu şekilde Çocuk Cerrahisi bölümüne gidip gelmeye başladım. Burada muayenelere katıldım. Doktor M.K. ile kurmuş olduğum ilişkiye istinaden Çerkezköy Devlet Hastanesi’ndeki tüm cerrahi branşların doktorlarıyla iletişim kurdum, muhabbet ettim. Birçok kez ameliyatlara izleyici olarak katıldım. Doktor M.K.’nin hastalarını ameliyattan sonra yapılan dikiş işlemini bizzat kendim yaptım. Bunları yaptığımdan doktor M.K.’nin haberi vardı. Kendisi bana müsaade etti. Hatta benim kolumdan tutup beni ittirip ‘çocuğum diksin’ diyordu. Sadece Dr. M.K.’nın ameliyatlarına katılmadım. Diğer cerrahların da ameliyatlarına katıldım. Ancak bu diğer doktorların ameliyatlarında herhangi bir tıbbi işlem yapmadım. Sadece gözlemci oldum. Bu ameliyatlara hep doktorların rızasıyla girdim. Hastanede beni herkes sevmişti. Hemşireler, genel cerrah, sürekli görüştüm. Burada bulunduğum zaman zarfında zaman zaman önlük, forma giyip, stetoskop takıyordum. Birçok kez muayene ve ameliyata katıldım” diye konuştu.

     

    ‘BİRÇOK KEZ FARKLI AMELİYATLARA KATILDI’

    İddianamede, Ayşe Özkiraz’ın banka hesap hareketleri üzerinde yapılan incelemede üzerine atılı suçlara temas eden herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı kaydedildi. Ayşe Özkiraz’ın ve tanık C.K.’nın cep telefonundaki görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı belirtilen iddianamede, şöyle denildi:

    “Şüphelinin sadece hasta muayene etmekle kalmayıp bizzat ameliyatlara katılarak hastalar üzerinde dikiş işlemi yaptığı tespit edildi. Alınan savunmasında da bu hususu ikrar ederek ameliyattan sonra hastalara dikiş attığını beyan ettiği, ayrıca yine şüphelinin telefonu üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında tespit edilen görüntülerden anlaşılacağı üzere; şüphelinin birçok kez farklı branşların ameliyatlarına katıldığı, bu ameliyatların bir kısmının çocuk cerrahisi bölümü, bir kısmının ise kadın doğum hastalıkları bölümüne ait ameliyatlar olduğu, zira görüntüler üzerinde yapılan inceleme sonrası hazırlanan bilirkişi raporu içerisinde bulunan görüntüler tetkik edildiğinde; şüphelinin katılmış olduğu ameliyatlarda sezaryenle doğum ameliyatı, bizzat kendisinin ‘itinayla karaciğerden kazıyarak app çıkarılır’ şeklinde alıntı yaptığı apandist ameliyatı, yine ameliyat masasında yatan hastanın başında tek başına dikiş yaptığına dair görüntüler, şüphelinin üzerinde resmi kurum yaka kartı olduğu halde Çerkezköy Devlet Hastanesi acil girişinde çekilen fotoğrafı, diğer hastane personellerince şüpheliye eldiven giydirilip dezenfektan yaptırılarak ameliyata hazırlandığına ilişkin görüntüler tespit edildi. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan soruşturma neticesinde şüphelinin ikametinde yapılan aramayla ele geçen kartlar üzerinde herhangi bir çip bulunmaması, şüphelinin adının Ayşe Özkiraz olmasına karşın kartlar üzerinde ‘Ayşem Özkiraz’ yazılı olması, şüphelinin Çerkezköy Devlet Hastanesi, İstanbul Üniversitesi olmadığının tespiti yönünde bu kurumlara yazılan müzekkerelere herhangi bir resmi görevinin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı’nda herhangi bir resmi sıfatla görevli olup olmadığı, öğrenci kartlarını kendisinin bastırdığını beyan ederek ikrarda bulunması sebebiyle ve öğrenci kaydı bulunmadığı yönünde cevaplar verilmesi ile şüphelinin savunmasında kartların sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildi.”

    Ayşe Özkiraz’ın yargılanmasına ileriki günlerde başlanacak.

  • Pakize Suda’nın vasiyeti ortaya çıktı… Usta isme acı veda!

    Pakize Suda’nın vasiyeti ortaya çıktı… Usta isme acı veda!

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde beynine pıhtı atması sonucu felç geçirip tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden oyuncu, yazar Pakize Suda, Muğla’da son yolculuğuna uğurlandı.

     

    Oyuncu, yazar Pakize Suda, 2016 yılında ilk olarak kanser tedavisi gören kardeşi Nuran Suda’yı bir yıl sonra ise annesi Sehavet Suda’yı kaybetti.


    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Suda, opera sanatçısı ablası Ayşe Suda ve yeğenleriyle teselli buldu. Bir süre sonra Pakize Suda’nın ’akıl zayıflığı’ yaşadığını belirten ablası Ayşe Suda tarafından geçen yıl 11 Kasım’da vesayet davası açıldı.

    Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi, yeğeni Dilara Elagözlü’nün vasi olarak atadı. Akıl zayıflığı nedeniyle kötü günler yaşayan Pakize Suda, 15 Aralık’ta rahatsızlandı. Fethiye Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Pakize Suda’nın beynine giden ana damarlardan birinde pıhtı oluştuğu belirlendi. Bu nedenle felç geçiren ve yoğun bakımda tedaviye alınan Pakize Suda, 21 Aralık günü saat 11.00 sıralarında hayatını kaybetti.

     

    Pakize Suda’nın vasiyeti ortaya çıktı… Usta isme acı veda

    Pakize Suda’nın yakınları tarafından Fethiye Devlet Hastanesinin morgundan alınan cenazesi, Muğla’nın Menteşe ilçesindeki Kurşunlu Camii’ne getirildi.

    Cenaze törenine Suda’nın ablası Ayşe Suda, yeğenleri Dilara Elagözlü, Genco Çağlar, AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Gökcan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cumhur Çoban, daire müdürleri, sivil toplum kuruluşu ve siyasi partilerin temsilcileri katıldı.

    Menteşe İlçe Müftüsü Mustafa Aydın tarafından kıldırılan namazın ardından Pakize Suda’nın cenazesi Menteşe Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

  • Günün en acı karesi! 8 aylık oğlunun kefenini çözüp son kez sevdi

    Günün en acı karesi! 8 aylık oğlunun kefenini çözüp son kez sevdi

    Sakarya’nın Akyazı ilçesinde doğuştan kalbi delik olan 8 aylık bebek hastanede hayatını kaybetti.

    Oğluna son görevi yerine getiren babanın, defin esnasında kefeni çözüp son kez sevmesi yürekleri burktu.

    Doğuştan kalbi delik olan 8 aylık Ömer Ali Kılıçkeser, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hastane işlemleri sonrasında ailesine teslim edilen bebek, Alaağaç Mahallesi Yavuz Sultan Selim Camii’nde öğle vakti kılınan namazın ardından aile mezarlığına götürüldü.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    EN ACI VEDA

    Burada oğluna son görevi yapan babanın defin sırasında yaptıkları ise yürekleri burktu. Acılı baba ölen oğlunun kefenini açarak minik bebeği son kez sevdi.

  • Eda Evli’yi boğarak öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

    Eda Evli’yi boğarak öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

    ORDU’nun Altınordu ilçesinde tartıştığı sevgilisi Eda Evli’yi (22) iple boğarak öldürdüğü suçlamasıyla tutuklu yargılanan Sinan Şimşek (36), hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

    Olay, 24 Mart’ta Bahçelievler Mahallesi Soya Sitesi’nde meydana geldi.

    Dışarıda doğum gününü kutlayan Sinan Şimşek, iddiaya göre, sevgilisi Eda Evli ile alkol aldı. Daha sonra eve gelen ikili arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle Evli, cep telefonuna indirdiği KADES ile polise Haber verdi. İhbarla adrese Polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Zile basan ekipler, kapı açılmayınca balkondan tırmanıp, giriş kattaki daireye ulaştı.

     

    Eda Evli’nin hareketsiz yattığını gören ekipler, kapıyı açıp sağlık görevlilerini içeri aldı. Darp edildiği anlaşılan Evli, kaldırıldığı Ordu Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. İncelemede Evli’nin iple boğularak öldürüldüğü tespit edildi. Olay sonrası gözaltına alınan Sinan Şimşek ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Sinan Şimşek hakkında Ordu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme’ suçundan dava açıldı. 3’üncü duruşmaya tutuklu sanık Şimşek SEGBİS aracılığı ile katıldı, Eda Evli’nin yakınları ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Mütalaasını açıklayan savcı, Sinan Şimşek’in ‘eziyet çektirerek nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının mütalaaya karşı ek süre istemesi nedeniyle duruşmayı erteledi.

  • Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosunun 50 yıllık arşivi yandı!

    Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosunun 50 yıllık arşivi yandı!

    Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosuna ait depoda yangın çıktı.

    Poyrazoğlu’nun oyun dekorlarının yanı sıra kuracağı tiyatro müzesine ait 200’den fazla kukla ve maske koleksiyonu yanarak kül oldu.

    Usta oyuncu, “Her şey yandı. Tiyatromuzun 50 yıllık arşivi gitti. Şimdi sıfırdan başlamayı düşünüyorum. Hiç pes etmedim” dedi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Ali Poyrazoğlu’nun Sarıyer’deki tiyatro dekorlarının yer aldığı deponun yakınlarında önceki akşam yangın çıktı. Yangın sanatçının deposuna sıçradı ve tiyatro dekorlarının yanı sıra açmayı planladığı müzede sergileyeceği tüm materyaller yanarak kül oldu. Ali Poyrazoğlu, üzüntüsünü şu şekilde dile getirdi:

    “Her şeyim yandı, gitti. Çok zor benim için. Tiyatromuzun 50 yıllık arşivi gitti. Müze hazırlığındaydım. Tablolar, 200’den fazla kukla, antika parçalar gitti. Türkiye’deki tek kukla ve maske koleksiyonuydu. Dünyanın dört bir yerinden toplamıştım. Osmanlı kuklaları da vardı. Bir tiyatro müzesi yandı. Bütün elektronik eşyalar, spotlar, ışıklar… Bugün bunları 15 milyon liraya yapamam. Sıfırdan başlamayı düşünüyorum. Ben, bu hayatta hiç pes etmedim. Saldırıya uğradım, kaburgamı kırdılar, bıçakladılar, bir gün bile tiyatromu kapamadım. Ekonomik zorluklarda başka işler yaptım, yine de bu işe devam ettim.”

    Sanatçı, Türk resminin önemli temsilcileri İbrahim Çallı ve Fikret Mualla’ya ait tablolarının da yandığını söyledi: “Müze hazırlığındaydık. Bu sene Ali Poyrazoğlu Tiyatro Müzesi ve Vakfı kuracaktık. Seyircimin, meslektaşlarımın desteğiyle bugüne geldik. Bundan sonra duramam, yola devam.”

    ‘Yangından Kalanlar’ adıyla sergi yapacağım

    Ali Poyrazoğlu, 23 Aralık’ta Watergarden Performans Merkezi’nde sahneleyeceği “Şıngır Şıngır Beyoğlu” oyununun dekorunun da yandığını açıkladı:

    “Dün yandı, bugün gelecek oyunun dekorunu yapmaya başladım. Oyunda nostaljik Beyoğlu’nu anlatıyorduk, şimdi tam nostalji oldu. Sırada başka oyunlarımız da var. ‘Tamamla Bizi Ey Aşk’ı oynayacağız. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’na yazdığım ‘Desiderata’, 7 Ocak’ta AKM’de olacak. 26 Ocak’ta Uniq Hall’de Çiğdem Erken Caz Orkestrası’yla ‘Habanera Makamı’nı yapıyorum. Anlayacağınız bir gün bile durmak yok. Kuklalar, maskeler, tablolar yandı. Fakat yarın kukla almaya başlarım. Geri çekilmek yok. Yangından kalanları da toplayıp sergi yapacağım ‘Yangından Kalanlar’ adıyla. Kayıt altına alınsın diye. Bizim 100 yıllık bir tiyatro tarihimiz var, zaten 50 yılında ben varım. O yüzden pes etmek yok.”

    KÜLLER KALDI

    Ali Poyrazoğlu, “Geriye sadece küller kaldı. Yangın her şeyi sildi süpürdü. Bugün bir araya getirilmesi olanaksız, Türk tiyatro tarihinin en büyük kukla ve maske koleksiyonu yok oldu” dedi.

  • Bıçaklanan adamı gören uzaklaştı! Yardımına sadece Sevda koştu

    Bıçaklanan adamı gören uzaklaştı! Yardımına sadece Sevda koştu

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde bıçaklanarak yerde kıvranan Bilal Bayraktar’ın yardımına yoldan geçen Sevda Arı koştu.

    Genç kadının montunu çıkarıp tampon yaptığı adam, kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesi veriyor.

    Olay, Antalya Caddesi üzerinde yaşandı.

    RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Yapay Şelale’den Adliye istikametine gitmekte olan 2 kişi arasında yaşanan tartışma önce kavgaya dönüştü, ardından birinin diğerini bıçaklanmasıyla son buldu. Adının Bilal Bayraktar olduğu belirlenen şahıs, tartıştığı Mustafa Y. tarafından bıçaklanarak ağır yaralandı. Mustafa Y., olayın ardından kaçarak izini kaybettirdi.

    YARDIMINA SADECE GENÇ KADIN KOŞTU

    Bilal Bayraktar, aldığı bıçak darbeleriyle kaldırıma yığılırken, olayı görenler uzaklaşmayı tercih etti. Ancak genç bir kadın yardımına koştu. Montunu çıkaran genç kadın, Bilal Bayraktar’ın karnına tampon yaparak kanamasını engellemeye çalıştı. Genç kadın bir taraftan tampon yaparken, diğer taraftan yaralı şahsı konuşturarak kendinde kalmasını sağladı. Sevgi Arı, diğer vatandaşların şaşkın bakışları altında sağlık ekipleri gelinceye kadar yaralıya yardım etmeye devam etti.

    Yaralı Bilal Bayraktar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla Manavgat Devlet Hastanesine kaldırıldı. 7-8 yerinden bıçak darbesi aldığı bildirilen Bayraktar’ın hayati tehlikesinin bulunduğu ve Manavgat Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavisinin sürdüğü bildirildi.

    KISA SÜREDE YAKALANDI

    Diğer taraftan olay yerinden kaçan şüpheli, Manavgat Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından kısa bir süre sonra saklandığı caminin bahçesinde yakalandı. Şüpheli Mustafa Y., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

    HİÇ DÜŞÜNMEDEN YARDIMA KOŞTU

    Yaralıya yardım eden Sevda Arı, “Bir anda yolun karşısında bir adamın ‘Bıçaklandım’ diye bağırdığını duydum. Herkes sadece seyrediyordu. Yanına gittim ve montumu çıkarıp bastırmaya başladım” diye konuştu.