Yazar: admin
-

‘Kötü karakterleri sevdirmeyi seviyorum’
Bu sene ekranın en fenomen karakterlerinden birine hayat veriyor.
Sahneleri yayımlandığı zaman Twitter’ın TT listesini ele geçiriyor.

Şivesi, mimikleri ve tarzıyla merak ediliyor. Hakkındaysa çok fazla bilgi yok. Şimdi yeni tiyatro oyunu ‘Taxim’ ile de sahnede olan Diren Polatoğulları, namı diğer ‘Kâzım Ağa’yla buluştuk; merak edilen hayat hikâyesini, ailekazımsini, oyunculuğu ve bilinmeyenlerini konuştuk.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Bir yandan sette, artan vakitlerindeyse tiyatro sahnesinde. Çok yoğun ve çok popüler. Dizisinde canlandırdığı karaktere o kadar inandırıyor ki, karşımda kösele ayakkabılı, şiveli bir adam bekliyordum. Ama spor kıyafetler içinde, berrak ve şivesiz Türkçe kullanan biriyle karşılaştım. Kendisi de “Beni ekran dışında görünce acayip şaşırıyorlar” diyor. 1980 doğumlu, ekranda göründüğünden çok daha genç. Konuşmayı çok seviyor. Kendini uzun sohbetlerin yapıldığı bir sofra insanı olarak tanımlıyor. Onu bulmuşken başlıyoruz muhabbete…
-

Hatay’da korkunç olay! Uykusundan ‘deprem oluyor’ diyerek kalktı… İkinci kattan atlayarak hayatını kaybetti
Hatay’ın Erzin ilçesinde uykusundan ‘deprem oluyor’ diyerek kalkan ve paniğe kapılan Ayşe Gülhan Çeler (38), ikinci kattan atladı.
Hastaneye kaldırılan Çeler, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Olay, 4 gün önce Erzin ilçesi İsalı Mahallesi’nde meydana geldi. Annesi Lütfiye Çeler ile birlikte yaşayan Ayşe Gülhan Çeler (38), 6 Şubat depreminden çok etkilendi. Sürekli korku içinde olan Ayşe Gülhan Çeler, 14 Mart gecesi artçı yaşandığını düşünerek uykusundan bağırarak uyandı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Paniğe kapılan Ayşe Gülhan Çeler, evin balkonuna doğru koşarak ikinci kattan atladı. Hastaneye kaldırılan Çeler, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
“KIZIMA NE OLDUYSA 6 ŞUBAT DEPREMİYLE OLDU”
6 Şubat depreminin ardından kızı Ayşe Gülhan Çeler’in korku içerisinde olduğunu belirten Anne Lütfiye Çeler, “O gün aynı odada kalıyorduk. Salı günü saat 03.30 civarıydı. Kızım Ayşe birden bağırarak uyandı. ‘Anne deprem oluyor dışarı çıkalım’ dedi. Baktım balkona doğru koştu, kızım orası balkon dememe rağmen tutamadım ve ikinci kattan aşağı atladı.
Ben de ne olduğunu anlayamadım. Balkondan aşağıya baktığımda kızım cansız yatıyordu. Komşulara seslendim koşarak kızımın düştüğü yere geldim. Kendimden geçtim” dedi.
Kızının herkese saygılı ve ailesiyle sorunu olmayan biri olduğunu ifade eden Anne Çeler, “İşinde de sevilen bir insandı. Yardım severdi. Kızıma ne olduysa 6 Şubat depremiyle oldu. Kızım intihar etmedi, galiba rüyasında deprem olduğunu görmüş ve panikleyerek atladı” diye konuştu.
-

Kayıp olarak aranıyordu… Enkaz altında kalan otomobilinde cesedi bulundu
Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu Adıyaman’da, 6 Şubat’tan bu yana kayıp olarak aranan Niyazi Bilgiç (43), enkaz altında kalan otomobilin içerisinde ölü olarak bulundu.
Adıyaman’da çay ocağı işleten Niyazi Bilgiç, 6 Şubat’ta sabaha karşı iş yerine gitmek üzere plakası öğrenilemeyen otomobiliyle yola çıktı.

O günden bu yana kendisine ulaşılamayan Bilgiç’in aranmasına devam edilirken, bugün Müftülük Caddesi üzerinde depremlerde yıkılan 4 katlı bir binanın enkazında tekerlek fark edenler durumu polise bildirdi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Bunun üzerine enkaza gelen ekipler, iş makinesi yardımıyla Enkaz altındaki otomobili çıkardı.
Otomobilde yapılan incelemede günlerdir kayıp olarak aranan Bilgiç’in cansız bedenine ulaşıldı. Deprem sırasında önünden geçtiği binanın yıkılmasıyla otomobili ile enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği tahmin edilen Bilgiç’in cenazesi, otopsi için morga kaldırıldı.
-

Mehmet Aslantuğ, TRT dizisinden ayrıldı: Kurumları siyasi tavrının mülkü sananlar…
Mehmet Aslantuğ, ‘Ali Fuat’ karakterini canlandırdığı ‘Yürek Çıkmazı’ dizisinden ayrıldığını açıkladı.
Aslantuğ, “Kurumları kendine bağlayarak siyasi tavrının mülkü sananlar, yarın o koltuklarda başkaları oturduğunda da sesimizin aynı vicdanla yankılanacağını bilmelerine rağmen gerçekten ilham alan, sual eden tavrımızdan rahatsız oldular” ifadelerini kullandı. Oyuncu Arzum Onan, eşi Mehmet Aslantuğ’a “Seninle gurur duyuyorum” diyerek destek verdi.

Oyuncu Mehmet Aslantuğ, TRT 1 ekranlarında izleyicilerle buluşan ‘Yürek Çıkmazı’ dizisi kadrosundan ayrıldığını duyurdu.Aslantuğ, ayrılık haberini Instagram hesabından, 1990-1991 yılları arasında yine TRT ekranlarında yayımlanan ‘İz Peşinde’ dizisinin jeneriğini paylaştığı bir gönderiyle verdi.
“35 yıl sonra bugün, hakikat ve doğrudan yana ses vermeye gayret ediyoruz diye; o kurumları kendine bağlayarak siyasi tavrının mülkü sananlar, yarın o koltuklarda başkaları oturduğunda da sesimizin aynı vicdanla yankılanacağını bilmelerine rağmen gerçekten ilham alan, sual eden tavrımızdan rahatsız oldular. ‘Bizle çalışırken olmaz’ diyen bir kibir saklıyorlar” ifadelerini kullanan Aslantuğ, şöyle devam etti: “Yalancı adlı çalışmadan 30 yıl sonra dahil olduğum Yürek Çıkmazı’na veda ettim bu akşam. İlk kez bu duygularla birlikte oynamanın deneyimini de heybeye koyarak ve elbette tereddüt bile etmeden. Gerçeğe yoldaşlık ediyoruz diye; ürken, küsen, kızan birilerine teslim edilecek bir yürekle büyüyüp serpilmedik. Öyle de gideceğiz muhakkak. Görevimizi layıkıyla yapmaya, türkülerimizi hissederek söylemeye devam ederek…” ifadelerini kullandı.
“Kaptan’ın Seyir Defteri” başlıklı paylaşımda üniversite öğrencisi oğlu Can Aslantuğ’a “Bu gece olduğu gibi bazı anları kayda düşmekte yarar var!” sözleriyle seslenen oyuncu şu ifadeleri kullandı:
“Evlat, üniversite bitiyor hayırlısıyla. Aktörlüğe heyecan büyüttüğüne göre, ‘Seyir Defteri’nin şahitliğinde birkaç cümle kurmak isterim. Bu gece olduğu gibi bazı anları kayda düşmekte yarar var! Jeneriğini paylaştığım dizinin ekranda yayına girmesinden bu yana tam 35 yıl geçmiş. Adı, ‘İz Peşinde’…
‘Belene’, ‘Ağaların Düğünü’, ‘Kopuk Takımı’, ‘Vurguna İnmek’, ‘Karayar Köprüsü’, ‘Kapıları Açmak’, ‘Yalancı’ gibi aynı çatı altında yaptığımız diğer projelerden yalnızca biri. 35 mm çekildi. Türkiye’nin ilk en uzun dizisi. Meslek hayatımın özel yönetmenlerinden Hüseyin Karakaş’la çalıştık. Saygı ve rahmetle yâd ediyorum.
35 yıl sonra bugün, hakikat ve doğrudan yana ses vermeye gayret ediyoruz diye; o kurumları kendine bağlayarak siyasi tavrının mülkü sananlar, yarın o koltuklarda başkaları oturduğunda da sesimizin aynı vicdanla yankılanacağını bilmelerine rağmen gerçekten ilham alan, sual eden tavrımızdan rahatsız oldular. ‘Bizle çalışırken olmaz’ diyen bir kibir saklıyorlar.
‘Yalancı’ adlı çalışmadan 30 yıl sonra dahil olduğum ‘Yürek Çıkmazı’na veda ettim bu akşam. İlk kez bu duygularla birlikte oynamanın deneyimini de heybeye koyarak ve elbette tereddüt bile etmeden! Gerçeğe yoldaşlık ediyoruz diye; ürken, küsen, kızan birilerine teslim edilecek bir yürekle büyüyüp serpilmedik. Öyle de gideceğiz muhakkak. Görevimizi layıkıyla yapmaya, türkülerimizi hissederek söylemeye devam ederek…
Babanın yedeklediği bir umuda yolculuk ülkesi olmadı. Yedek pasaportu olmadı. Hiç hayalini de kurmadı.
Ah benim gönlü güzel oğlum, meslek hayatında bu türden beklentilerle sınava girdiğinde; bir an bile düşünme, doğruyu terk etme, senin için iyi olan şey halkın için sorunluysa eğer, aklını asla ikiletme! Çalışma hayatın başka ülkeleri dayatsa bile; derdin de, gönlün de ülkende olsun. Bu mühürlenmiş duyguyu yok sayarak terk etme! Umutsuzluk bir hastalık evlat. Hiçbir şey için çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz. Geleceğiniz; aydınlık, bereketli, onurlu ve kutlu olsun.”
-

Demet Özdemir ve Oğuzhan Koç’un evliliğinde kriz çıktı… Evi terk etti!
Demet Özdemir ve Oğuzhan Koç’un evliliğinde kriz çıktı. Eşiyle kavga eden Özdemir, birkaç gün önce evi terk etti…
Geçen ağustos ayında görkemli bir düğünle evlenen Magazin dünyasının ünlü çifti Demet Özdemir ve Oğuzhan Koç’un evliliklerinin üzerinde karabulutlar dolaşıyor.

26 Şubat’ta yeni yaşını kutlayan Demet Özdemir, doğum günü için İhtiyaç Haritası yararına kampanya başlatmış ve yüklü miktarda bağış toplamıştı.Deprem felaketi nedeniyle doğum günü partisi yapmak istemeyen güzel oyuncuya, yakın arkadaşları küçük bir kutlama organize etti.
Arkadaşlarının evinde gerçekleşen bu küçük kutlamada aldığım duyumlara göre Oğuzhan Koç, eşini üzecek davranışlarda bulunmuş.

Tartışmanın büyümesi üzerine Demet Özdemir, eşiyle eve dönmek yerine yakın dostu Saadet Özsırkıntı’nın evine gitmişti.Birkaç gün ayrı kaldıktan sonra pişmanlık duyan Oğuzhan Koç, elinde çiçekle eşinin setine giderek özür dilemiş, bu jest karşısında duygulanan Özdemir de evine geri dönmüş. Ancak çift, birkaç günlük saadetin ardından yeniden kavga etmiş.
Çiftin arasındaki tartışmanın nedenini öğrenemedim ama Demet Özdemir’in bu son tartışmanın ardından evi terk ettiği gelen bilgiler arasında.
Hayranlarının çok sevdiği ve birbirine yakıştırdığı “Rüya çift”in bu tartışması umarım son olur ve evliliklerine bir şans daha verirler… -

Malatya’da depremden 2 saat önce evden kovduğu eşi ve kızı hayatta kaldı
Malatya’da yaşayan Canan Tuğ (38), 3 yıl önce evlendiği Zeki Tuğ (39) ile anlaşamayınca boşanma davası açıp, 3 yaşındaki kızı ile evden ayrılarak sığınma evine yerleşti.
Zeki Tuğ, Hakkari’den konuşmak için yanına gelen eşi Canan’ı, Kahramanmaraş merkezli depremin olduğu 6 Şubat günü saat 02.00 sıralarında, yaşadıkları tartışmanın ardından evden kovdu.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Anne ve kızı 04.17’deki depreme, sığınacakları yer olmadığı için gittikleri parkta yakalandı. Zeki Tuğ ise evinin bulunduğu apartmanın çökmesi sonucu yaşamını yitirdi. Canan Tuğ ve kızı, Diyarbakır’daki çadır kente yerleştirildi.
Malatya’da yaşayan Canan Tuğ (38), bir süre dini nikahlı yaşadığı, 3 yıl önce de resmi nikahla evlendiği Zeki Tuğ (39) ile problem yaşamaya başladı. Tartışmalar son bulmayınca boşanma davası açarak 3 yaşındaki kızı ile evden ayrılan Canan Tuğ, önce Mersin’de ardından da Hakkari’de kadın sığınma evine yerleşti. Canan Tuğ, kadın sığınma evinden ayrılarak konuşmak için Malatya’ya Zeki Tuğ’un yanına gitti. Ancak Zeki Tuğ, Kahramanmaraş merkezli depremin yaşandığı 6 Şubat günü 02.00 sıralarında çıkan tartışmanın ardından Canan Tuğ’u evden kovdu. Canan Tuğ, kızıyla birlikte gidecekleri yer olmadığından yakındaki bir parka gitti.
ÇADIR KENTE YERLEŞTİRİLDİ
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli 04.17’de meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depreme parkta yakalanan anne ve kızı kurtulurken, Zeki Tuğ’un kaldığı bina çöktü. Anne ve kızı AFAD tarafından Diyarbakır’daki çadır kente yerleştirildi. Zeki Tuğ’un cansız bedeni ise 3’üncü gün enkaz altından çıkarıldı. Canan Tuğ, eşinin ölüm haberini de 10 Mart’ta görüştüğü görümcesinden öğrendi.
“PARKTA KALDIKTAN 2 SAAT SONRA DEPREM OLDU”
Canan Tuğ, eşiyle daha önce de çok tartıştıklarını belirterek, “Anlaşamıyorduk. Boşanma davası açmıştık. DEPREM gecesinde de eşimle kavga ettik. Beni ve kızımı evden attı. Bana, ‘Kızını nereye götürüyorsan götür. Ne yapıyorsanız yapın’ dedi. Ben ve kızım o soğukta ve yağmurlu gecede beraber parkta kaldık. Parkta kaldıktan 2 saat sonra deprem oldu. Kızımla gidecek yerimiz yoktu. Diyarbakır’a kendi imkanlarımızla otogara geldik. Burada bir gece kaldık. Daha sonra ben Ankara’daki AFAD’ı aradım. Onlar da beni Diyarbakır Valiliği’ne yönlendirdi. Kaymakamlık da beni buradaki çadıra yerleştirdi. Biz daha önce tartıştığımız için sığınma evlerine gidiyorduk” dedi.
“VEFATINI DUYUNCA ÇOK AĞLADIM”
Eşinin öldüğünü görümcesinden öğrendiğini söyleyen Canan Tuğ, “Ayın 10’unda eşimin 3 gün boyunca enkaz altında kaldığını, vefat ettiğini görümcemden öğrendim. Tabii buna inanmak istemedim. Avukatımı aradım. Karakola gitmemi söyledi. Karakola gidip sorduğumda öldüğünü söylediler. Vefat ettiğini duyunca da çok ağladım. Sonuçta benim eşimdi. Birlikte dükkanda da çalışmıştık. Beraber iş de yapmıştık. Bazen burada da ağlarken kızım bana neden ağladığımı soruyor. Ben de ona gözlerime toz kaçtığını söyleyerek inandırıyorum. Şu an burada yerim güzel. Bana sahip çıkan herkese teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
-

Yaptığı 19 binanın 17’si yıkıldı! ‘Meğer oğluma 5 milyon TL’ye mezar almışım’
Depreme Antakya’da oğlu ile oturdukları yeni binada yakalanan Alev Demirok, enkazdan kendi çabasıyla çıkmayı başardı.
Ancak oğlu Ali çıkamadı. Acılı anne “Bu evi derslerinde çok başarılı olan oğlum için almıştık. Meğer 5 milyon liraya mezar almışız” diye isyan etti. / Fulya Öztürk’ün özel haberi…

Hatay Antakya İnönü Bulvarı’nda yaşayan Demirok Ailesi depreme oturdukları Alya Uçar Apartmanı’nın 6’ncı katında yakalandı. Baba Serdar Demirok (43) görevi gereği yurt dışındaydı. Büyük bir gürültüyle çöken apartmanın enkazından anne Alev Demirok bir boşluk bulup çıkmayı başardı.
11 yaşındaki oğlu Ali Armanç Demirok’u bir türlü bulamayan anne, saatlerce enkazda oğluna ulaşmaya çalıştı. İkinci günün sonunda Ali Armanç Demirok’un cesedini çıkaran acılı anne o gün bugündür enkazın başından ayrılmıyor.

10 YIL ALİ’Yİ BEKLEDİM
Alev Demirok, “Ben 10 yıl boyunca tedavi gördüm, Ali Armanç’ı doğurmak için. Çok akıllıydı Alim. Ata Koleji’nde burslu okuyordu. Biz onun için almıştık bu evi. 5 milyon TL’ye mezar almışız da haberimiz yokmuş. Çok lüks, güvenli diye aldığımız ev oğluma mezar oldu. İlkokul mezunu müteahhit Hikmet Günsay ortada yok. İddiaya göre; yaptığı 19 binanın 17’si depremde yıkılmış. Bu adam bulunana kadar buradan ayrılmayacağım. Belki bulunup yargılansa azıcık içim soğur” diyerek gözyaşı döktü.
-

‘Güldür Güldür’ oyuncusu Meltem Yılmazkaya evlendi: Ne yüzümüz, ne gönlümüz elvermedi eğlenmeye!
Güldür Güldür oyuncusu Meltem Yılmazkaya, bir süredir birlikte olduğu Kadir Doğan ile evlendi.
Yılmazlkaya, güzel haberi Instagram’da paylaştığı fotoğraflarla duyurdu.

“Büyük büyük cümleler kuramadığım bir hayatın, büyük büyük sürprizlerine… Bir yuvanın çatısının altında büyümeye karar verdik… Kolay değildi iki ayrı insanın ortak ‘evet’i , ona da cesaret ettik… Bir süre önce…”
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
“Kolay olmayan bir zamana denk geldik, ne yüzümüz ne gönlümüz el vermedi eğlenmeye. Sarılınca yaralar elbet sarılırız dostlarla şarkılar danslar eşliğinde… Seven sevmeyen her gönle güzellik dilerken, biz vardık murada, dostlar çıksın kerevetine :)”
“Ve sen sevgilim. Yol uzun, duygu çok! İyi kötü bir arada hep işte! Kaybettiğim inanç örüldü büyük bir sabır ve emekle! En çok güldüğüm , saatlerce konuştuğum bazen hayata sövdüğüm, evde hep makyajsız, bazen de suratsız bütün anlarımı çekenim… Seni… Bizi”
-

Balayında ölümde sır perdesi aralandı… Genç çiftten geriye düğün görüntüleri kaldı
İstanbul’da Cumartesi günü gerçekleşen düğünlerinden sonra balayı için gittikleri Kapadokya’da kaldıkları otelde ölü bulunan Mutlu Akbaş (27) ile Kader Akbaş (24) toprağa verildi.
Akbaş çiftinin kaldıkları otel odasının altında bulunan kazan dairesinden çıkan karbonmonoksitin odalarına sızması sonucu zehirlenerek hayatlarını kaybettikleri öne sürüldü.

Çiftin yakınları, otelin büyük ihmali olduğunu iddia ederek sorumlularının cezalandırılmasını istedi. Öte yandan çiftten geriye en mutlu günlerinde çekilmiş görüntüler kaldı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN11 Mart’ta İstanbul’da evlenen Mutlu ve Kader Akbaş çifti, balayı için Kapadokya’ya gitti. Çift burada kalacakları otele yerleşti.
Ertesi gün balon turuna katılacak çift, bir turizm şirketiyle anlaştı. Turizm şirketi pazartesi sabaha çifte ulaşamayınca otele gitti. Otel yetkililerine durumu anlattı ve tur için çifti almaya geldiklerini söyledi. Otel personelleriyle birlikte çiftin kaldığı odanın kapısına giden turizm şirketi çalışanları çifti aradı ancak telefonları çalmasına rağmen açan olmadı. Bunun üzerine durumdan şüphelenen otel personelleri yedek anahtarla odanın kapısını açtı. Çalışanlar içeride Mutlu ve Kader Akbaş çiftinin hareketsiz yattığını gördü.
Görevlilerin ihbarıyla otele gelen sağlık ekipleri, çiftin hayatını kaybettiğini belirledi. Jandarmanın olay yerinde yaptığı incelemenin ardından çiftin cesetleri, otopsi raporu için Nevşehir Devlet Hastanesine kaldırıldı. Akbaş çiftin kaldığı otel odasının altında bulunan kazan dairesinden çıkan karbonmonoksitin odalarına sızması sonucu zehirlenerek hayatlarını kaybettikleri öne sürüldü. Jandarma ekiplerinin incelemesi sonucunda otelin sahibi E.A.’yı gözaltına alındı.
Yeni evli çiftin cenazeleri yapılan otopsi çalışmasının ardından İstanbul’a getirildi. Çift için Avcılar’daki Zeynebi Kübra Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da katıldı. Öğle namazına müteakip kılınan namazda çiftin yakınları gözyaşlarına boğuldu. Mutlu ve Kader Akbaş’ın cenazeleri, cenaze namazının kılınması ve helallik alınmasından sonra defnedilmek üzere Esenyurt Gülbahçe mezarlığına götürüldü.
“OTELİN BÜYÜK İHMALİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”Akbaş çiftinin yakınları, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Mutlu Akbaş’ın dayısı Ali Koç, “Cumartesi günü düğünleri oldu, Pazar günü balayına gittiler. Sağlıklı gittikleri yerden cenazeleri döndü. Kaldıkları otelin büyük bir ihtimali olduğunu düşünüyoruz. Emniyet güçleri ve jandarma komutanlarımızın bize verdiği bilgi şu doğrultudadır ki kaldıkları bölge mühürlenmiştir ve sorumlu olanlar da şu an gözaltındadırlar. Bu davayı takip edeceğiz hiçbir zaman bir davanın peşini bırakmayacağız” dedi.
“GİTTİKLERİ GÜN AMBULANSLA HASTANEYE GİTTİLER 24 SAATTEN FAZLA SÜRE GAZA MARUZ KALDILAR”
Çiftin otele yerleştikleri ilk gün baş dönmesi ve mide bulantısı şikayetiyle ambulans çağırıp hastaneye gittiklerini ancak otel görevlilerinin buna rağmen çifti merak edip kontrol etmediklerini öne süren yakınlarından Ali Bayat ise “Bu çocuklar gidiyorlar otele yerleşiyorlar. Akşam rahatsızlanıyorlar, ambulans çağırılıyor otele. Orada hastaneye gidiyorlar, nasıl müdahale ediliyorsa bunlar geri dönüyorlar. Ertesi sabah daha doğrusu o günün akşamına kadar otel tarafından bunlara ulaşılmıyor. Siz müşterinizin hasta olduğunu görüyorsunuz, insan merak etmez mi? Bunlar size misafir, kapılarını bir tıklatmaz mı? Bu çocuklar büyük ihtimalle 24 saatten fazla bir süre gaza maruz kalmışlar. Burada otelin büyük bir ihmali mevcut” diye konuştu.
EN MUTLU GÜNLERİNDEN GÖRÜNTÜLER
Öte yandan çiftin kına gecesi ve nikah günlerinde çekilen görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Mutlu Akbaş’ın kına gecesi eşini alnından öptüğü ve Kader Akbaş’ın nikah memurunun sorusuna evet dediği anlar yer aldı.
-

Gelinini parçalara ayıran cani konuştu! “Gövdeyi poşete koyarken eşim geldi!”
Tekirdağ’da, Kırgızistan uyruklu gelini 2 çocuk annesi 30 yaşındaki Ayat Adsız’ı, bıçaklayarak öldürdükten
sonra kolları ve bacaklarını testere ile parçalayıp, çöp poşetleri içinde otomobilin bagajına koyan kayınpeder 67 yaşındaki Fehmi Adsız’ın cezası belli oldu. Adsız, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde fabrikada çalışan Tolgahan Atsız, Kırgızistan uyruklu Ayat Adsız (30) ile evlenip, annesi Seher ve emekli babası Fehmi Adsız (67) ile aynı evde yaşama başladı. İddiaya göre, 2 çocuk sahibi olan Kırgız uyruklu Ayat Adsız ile oğlunun, evlenmesine karşı çıkan Seher ve Fehmi Adsız arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
MUTFAKTAN ALDIĞI BIÇAKLA SALDIRDI
DHA’da yer alan habere göre 11 Ekim 2021 günü Fehmi Adsız, oğlunun işte olduğu, eşi ve büyük torunun da dışarıda bulunduğu sırada gelini ile yine tartıştı. Tartışma sırasında Fehmi Adsız, banyoda bulunan gelini Ayat Adsız’a, mutfaktan aldığı bıçakla saldırdı.
16 KEZ BIÇAKLAYIP ÖLDÜRDÜ
Ayat, saldırıya karşı kendisini korumak isterken ikili arasında arbede yaşandı. Fehmi Adsız, yere yatırdığını gelinini 16 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Ardından kol ve bacaklarını testere ile kesip, evlerinin önünde park halindeki otomobilin bagajına çöp poşetler içinde bıraktı.KATİL ZANLISI TUTUKLANDI
Fehmi Adsız, gelininin banyoda bulunan vücudunun diğer kısımlarını kesemeden eşi Seher Adsız eve geldi. Kocasının gelinini bıçaklayarak öldürdüğünü söylemesi üzerine Seher Adsız´ın durumu komşularına bildirmesi üzerine polise haber verildi. Gözaltına alınan Fehmi Atsız, tutuklandıktan sonra, Çorlu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘müebbet hapis’ istemiyle dava açıldı.
“ÖLDÜĞÜNDEN EMİN OLUNCA ÜZERİNDEN KALKTIM”
Fehmi Adsız, savunmasında, oğlunun kendileri rızası dışında Ayat Adsız ile nikah kıydığını belirterek, bu yüzden oğluyla aralarının çok iyi olmadığını söyledi. Gelinin oğluna özenli davranmadığını öne süren Fehmi Adsız, “Gelinim, 2 yaşındaki torunum ve ben evde yalnız kaldık. Torunumun ağlaması nedeniyle ben gelinimi uyardım. O bana ters sözler söyledi. Bana, ‘Mal, benim çocuklarım sana ne?’ dedi. Ben de sinirlerime hakim olamadım mutfaktan bıçağı aldım, gelinimin de arkası dönük banyodaydı. Ben önce bıçakla sırtına vurdum. Can havliyle bana döndü. Ben ikinci darbeyi karnına vurdum. Her iki darbede bıçak fazla girmedi. Sonra gelinim yere düştü ben de bıçağı boğazına gırtlak kısmına sapladım. Ben halen onun üzerindeyken altımda can çekişiyordu. Daha sonra sol tarafına karın boşluğuna bıçağı sapladım. Nefes almayı bıraktıktan sonra öldüğünden emin olunca üzerinden kalktım” dedi.
“KOL VE BACAKLARINI KESTİM”
Cesetten kurtulmak için plan yaptığını anlatan Fehmi Adsız, “Daha sonra bir anlık düşünce ile cesedi parçalayıp bir dere kenarına ya da ormanlık alana atıp cesetten kurtulacaktım. Öldürdüğümden de kimseye bahsetmeyecektim. Evdeki takım çantam içindeki testere ile banyoda cesedi kol ve bacaklarını kestim.
“GÖVDEYİ POŞETE KOYARKEN EŞİM GELDİ”
Evde bulunan çöp poşetine koyup parçaları da otoparkta bulunan arabamın bagajına koydum. Üzerim kana bulandığı için eve gidip üzerimi değiştirdim. Daha sonra yukarı çıkıp gövdeyi de poşete koyarken kapı çaldı ve eşim ile büyük torunum eve geldi.
“CİNSEL SALDIRI YAPMAM SÖZ KONUSU DEĞİL”
Eşim zaten evdeki kanları gördü, ben de gelinimi öldürdüğümü söyledim. Eşim de karşı komşuya giderek durumu anlattı komşularım polisi aradı. Ben de polisler gelince teslim oldum. Benim gelinime karşı herhangi bir cinsel saldırı yapmam söz konusu değildir. Gelinim de bu yönde beni şantaj veya farklı şekilde bir durum ile tehdit etmedi. Olay anlık sinirlenmem sonucunda oldu. Cesedi parçalama niyetimde gelinimi öldürdüğümün ortaya çıkmaması içindi. Yaşanan olaydan dolayı pişmanım” ifadelerini kullandı.
İNDİRİMSİZ CEZA TALEP EDİLDİ
Çorlu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşmasında Fehmi Adsız hakkında mütalaasını veren savcı, ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan indirim yapılmaksızın cezalandırılmasını talep etti. Bulunduğu cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanan Fehmi Adsız’dan son savunması istendi. Adsız, “Mütalaayı kabul etmiyorum. Büyük torunumun dinlenmesini talep ediyorum. Annesinin ona neler yapacağını anlatacaktır. Çok pişmanım başka diyeceğim bir şey yoktur. Tahliye hususunda takdir mahkemenindir” diye konuştu.
Adsız’ın avukatı müvekkilinin eylemi haksız tahrik altında işlediğini belirterek, tahliyesini istedi.
MAHKEME İNDİRİM UYGULAMADI
Mahkeme heyeti, Fehmi Adsız hakkında, ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan dava açıldığını, ancak sanığın üzerine atılı suçun ‘kasten öldürme’ suçunu oluşturduğunu belirterek, takdiri indirim maddesinin uygulanmasını gerektirir olumlu kanaat uyandıracak davranışı olmadığını karar verip, müebbet hapis cezasına çarptırdı.ÖLDÜRÜLMEDEN 3 GÜN ÖNCE ‘MUTLUYUM’ PAYLAŞIMI YAPMIŞTI
Kırgızistan uyruklu Ayat Adsız’ın, öldürülmeden 3 gün önce sosyal medya hesabından 30 yaşına girdiğini belirterek paylaşım yapmıştı. Adsız, paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:“İşte 30 yaşıma girdim, zaman ne kadar çabuk geçti. Hayatımın devamı gelecek gibi görünüyordu, çok fazla zamanım olacaktı. Özetlemeyeceğim, grupça. Nasıl olduysa öyle oldu. O zaman böyle yapmalısın. Birçok hata yapıldı, gereksiz kelimeler söylendi ama pişman olmayacağım, neden? Ne doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyoruz. O gün kendime soracağım, ‘Mutlu musun?’ Evet, mutluyum. Elbette yanımda annem, babam, erkek kardeşim yok ama onları her zaman hatırlıyorum. Nelerim var? Mutluluğum var, neşe oğullarım. Sevildiğim ve beklediğim ev. Seven koca. Bugün düşünmek istiyorum, 30’una karar vermek istiyorum, şimdi ne olacak? Yaşımızın sayılarla değil, ne kadar hissettiğimizle ölçüldüğünü söylüyorlar. Yaşımı seviyorum. Bu artık çılgın bir gençlik değil, yaşlılık da değil. Gencim, güzelim. Her şeyin yoluna gireceğine inanıyorum. Çünkü 30 yaşında hala başlıyor. Yıllar içinde büyüdüm. Artık her şeye ya da neredeyse her şeye dayanabileceğimi hissediyorum. Güçlü ve yetişkin oldum. Karar vermeyi ve sorumluluk almayı öğrendim. Gerçi ben hala kalbimin derinliklerinde masallara inanan küçük, saf bir kızım. Onlara inanmayı çok istiyorum. Peki ya aşk, aşk? O var, yaşıyor ve yaşıyor ama başka birçok değer var. Sadece onu ilk sıradan çıkardım. Sırada ne var? Bilemiyorum. Güçlü, bilge, sadece daha iyi olduğuna inanacağımı biliyorum. O zaman 30 yaşın kutlu olsun!!!! 5.55 anneciğim hayat için teşekkürler.”
KAYNAK: haberturk.com
-

Restorandaki yemek sonrası ölen Ece’nin annesininden üzen haber! Dedesi de hastalığa yakalandı
Restorandaki yemek sonrası ölen Ece’nin annesininden üzen haber! Dedesi de hastalığa yakalandı
İzmir’de restoranda yemek yedikten sonra hayatını kaybeden 5 yaşındaki Ece Melisa’nın kanser hastası olan annesi Hasret Mercankaya’dan üzen bir haber geldi.

Dede Ülgen, ‘Aksilikler bir türlü bitmedi. Kızımda kanser nedeniyle sol göğsü operasyonla alındı. Belçika’da tedavisi sürüyor.’ dedi. Dede Ülgen de aşırı stres ve sıkıntıdan hastalığa yakalandı.
Belçika’dan tatil için Aydın’ın Didim ilçesindeki yazlık evlerine gelen emlak danışmanı Cihan Mercankaya (38), eşi Hasret Mercankaya (34), çocukları Ece Melisa Mercankaya ve Ege Mercankaya (4), geçen yıl 13 Nisan’da, İzmir’in Gaziemir ilçesindeki restoranda yemek yedi.
4 kişilik aile, yemek sonrası Didim’e döndü. Bir süre sonra Hasret Mercankaya ile çocukları rahatsızlandı. Didim Devlet Hastanesi’ne birkaç kez giden anne ve 2 çocuğuna teşhis konulamadı. Ece Melisa’nın 17 Nisan’da durumu ağırlaşınca aile fertleri yine aynı hastaneye gitti. Ece Melisa ile durumu daha iyi olan annesi Hasret Mercankaya, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne, Ege Mercankaya ise 1 gün sonra Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Hasret Mercankaya taburcu edilirken, kızı Ece Melisa ise kurtarılamadı. Ege Mercankaya da tedavisinin ardından 13 Haziran’da taburcu edildi. Ece Melisa’nın ön otopsi raporunda ölüm nedeni ise ‘belirsiz’ olarak kayda geçti. Ece Melisa’dan alınan örneklerle yapılan detaylı otopsinin sonucu henüz çıkmadı.
DEDESİ DE HASTALIĞA YAKALANDI
Kızını kaybetmenin acısını yaşayan Hasret Mercankaya, meme kanseri tedavisi için geçen yıl Aralık ayında eşi ve oğluyla Belçika’ya döndü. Doktorlar, yapılar tetkikler sonrası Hasret Mercankaya’nın sol memesini operasyonla aldı. Hasret Mercankaya’nın babası Davut Ülgen de aşırı stres ve sıkıntıdan; insan vücudu savunma sisteminin, trombositleri zarar verici etki olarak kabul edip işaretlemesi ve imha etmesiyle oluşan rahatsızlık olarak bilinen İmmün Trombositopenik Purpura (İTP) hastalığına yakalandı.
Tedavisi süren Davut Ülgen, “İTP, hastalığından tedavi görüyorum. Bağışıklık sistemim bozulmuş. Hematoloji bölümünde tedavi görüyorum. Torunumu yitirdikten sonra aşırı sıkıntı yaşadım. Doktorlarda aşırı sıkıntı nedeniyle bu hastalığa yakalanmış olabileceğimi söyledi. İki adım yürüsem yoruluyorum. Bu nedenle evden çıkamıyorum. Beyin ve mide kanaması riskimin bulunduğu belirtildi. Aksilikler bir türlü bitmedi. Kızımın da kanser nedeniyle sol memesi operasyonla alındı. Belçika’da tedavisi sürüyor. Bunun yanında aradan onca zaman geçti hala torunumun ölümüyle ilgili otopsi sonucu çıkmadı. Artık sonuç bekliyoruz” diye konuştu.






































