Yazar: admin
-

Prof. Dr. Haluk Özener: ‘Her an 7 üzeri deprem olabilir’
Yer hareketleri sürekli olarak kaydedilerek, yer sarsıntılarının büyüklüğü, süresi, merkezi ve zamanı saptamaya yarayan sismometreler ile veriler toplanıyor. Marmara Denizi’nin 1200 metre dibinde olan cihazlar, 6 ayda bir denizin farklı noktalarına yerleştiriliyor. Çalışmaların 5 yıldır devam ettiğini belirten Prof. Dr. Haluk Özener, araştırmanın ayrıntılarını anlattı.
Özener, “Farklı farklı deniz tabanında çalışmalar var. Gemiler ile fayın lokasyonları haritalanıyor. Bizim yaptığımız çalışmalar da bunların üzerine veri toplamak. Marmara Denizi’nin 1200 metre dibinde olan cihazlarımız var. Cihazları atıyoruz 6 ay sonra alıp verileri topluyoruz ve farklı yerlere koyuyoruz. Dolayısıyla fayın boydan boya özelliklerini anlama şansımız oldu. Çalışmalar hala devam ediyor. Hala Marmara deniz tabanında bu cihazlarımız veri topluyor. O verileri mart ayında alacağız. Daha sonra değerlendireceğiz ama uzun soluklu işler” ifadelerini kullandı.
-

Ne Halde Bulundu?
Muş’ta kiraladığı otomobille Murat Nehri kıyısına giderek i-nt*har notu bırakan, ardından da kaybolan 2 çocuk babası Ö.O.’yı (33) bulmak için ekipler seferber oldu.
Güvenlik güçlerinin Murat Nehri’nde aradığı Ö.O., kahvede çay içerken bulundu.

Muş’ta yaşayan Ö.O.’nun kiraladığı aracın, takip sisteminden Murat Nehri kıyısında sabit durduğu anlaşıldı. Dün saat 20.30 sıralarında otomobilin hala hareket etmemesi üzerine kiralama şirketi yetkilileri telefonla aradıkları Ö.O.’ya ulaşamayınca çalışanlar, Murat Nehri kıyısına gitti. Otomobilin içinde Ö.O.’nun bıraktığı ‘İ-nt*har ediyorum, ölümümden kimse sorumlu değil’ yazılı notu gören araç kiralama şirketinin çalışanları durumu jandarmaya bildirdi.
Olay yerine gelen jandarma arama kurtarma ekipleri soğuk ve yağış altında Murat Nehri’nde arama yapmaya başladı. JAK ekipleri ellerinde demir çubuklarla nehirde arama yapmalarına rağmen Ö.O.’dan bir ize rastlayamadı. Jandarma ekiplerinin nehirde aradığı Ö.O.’nun kahvede çay içtiği öğrenildi. Jandarma ekiplerinin 18 saat boyunca Murat Nehri’nde aradığı Ö.O., çay içtiği kahveden ifadesi alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü. İfadesi alınan Ö.O. serbest bırakıldı.
-

Kızı gizlice böbreğini bağışladı, baba gözyaşlarına boğuldu! Sosyal medya onları konuşuyor…
ABD’nin Missouri eyaletinde yaşayan 25 yaşındaki Delayne Ivanowski, 9 aydan fazla bir süre babasının hayatını kurtaracak bir sık sakladı.
Babası sonunda gerçeği öğrendiğinde gözyaşlarına boğuldu.

Baba kızın yürek ısıtan hikayesi sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri oldu…
60 yaşındaki John Ivanowski iki yıl önce bir tür böbrek hastalığı olan Berger hastalığı (igA nefropatisi) teşhisi aldı. Hastalık nihayetinde onu diyaliz makinesine mahkum hale getirdi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Haftada 4 gün, 3-4 saat makineye bağlı kalan John kızının tüm ısrarlarına rağmen ondan gelecek organ bağışını kabul etmedi.
İnatçı baba ABC News’e yaptığı açıklamada kızına net bir şekilde ‘hayır’ dediğini belirterek “Ona sen çok gençsin,önünde uzun yıllar var, benim zamanım kısıtlı demiştim” ifadelerini kullandı.
IgA nefropatisi Berger hastalığı olarak da adlandırılabilir. Böbreklerin küçük filtrelerine zarar veren bir tür böbrek rahatsızlığıdır. IgA nefropatisi, immünoglobulin A (IgA) olarak bilinen antikorlar böbreklerde biriktiğinde ortaya çıkar
BABASININ TÜM İTİRAZLARINA RAĞMEN BÖBREĞİNİ BAĞIŞLADI
Ancak kızı Delayne de en az babası kadar inatçıydı. Babasının uygun bir donör için yıllarca beklemesi gerekeceğini düşünen genç kız John’un tüm itrazlarına rağmen böbreğini bağışlamaya karar verdi.
“NE KADAR KIZACAĞI UMRUMDA DEĞİLDİ”
ABC News’e babasına Haber vermeden süreci başlattığını anlatan Delayne, “Ne kadar kızacağı umrumda değildi. Beni evden atabilir, ömrünün sonuna kadar benle konuşmayabilirdi ama en azından iyi bir hayatı olacaktı ve makineye mahkum kalmayacaktı” dedi.
Delayne ‘Gizli Görev’ olarak adlandırdığı bu süreci babasından saklayarak gerekli prosedürleri tamamladı. Yapılan sayısız testten sonra naklin önünde bir engel olmadığı anlaşıldı. John o gün hastaneden sürpriz bir telefon aldı ve beklediği donörün bulunduğunu öğrendi.
“KIZINI GÖRÜNCE GÖZYAŞLARINA BOĞULDU”
16 Şubat’ta Washington Üniversitesi nakil merkezinde yapılan ameliyatta baba kızın birbirini görmemesi için özel önlemler alındı. John ameliyat sonrası kızının kendinden sadece bir kaç oda uzaklıkta olduğunu bilmeden yattı.Ameliyattan bir kaç gün sonra Delayne’in hastane önlüğü ile odaya girdiğini gören John, o anda kendini kurtaranın kızı olduğunu anladı ve göz yaşlarına boğuldu.
Karısının kameraya aldığı o anlarda ‘Aman tanrım, benimle dalga mı geçiyorsunuz. Bir şeylerin peşinde olduğunuzu biliyordum’ diyor.
BİNLERCE BEĞENİ ALDI
Sosyal medya platformu TikTok’ta paylaşılan o anlar binlerce beğeni aldı.
Daha önce oğlunu kanserden kaybettiğini ve kızına da ileride bir şey olacağı korkusu ile nakli kabul etmediğini anlatan John artık kendini çok daha iyi hissettiğini belirtti.
Delayne ise “Bir hayat kurtardım, umarım bir farkındalık yaratmışımdır” diyerek insanları organ bağışına davet etti.
-

Samsun’da korkunç olay! 9 yaşındaki çocuk kafasından vurularak öldürüldü
Samsun’da Metin T., husumetlisinin aracı diye bir otomobile düzenlediği silahlı saldırıda araçta bulunan 9 yaşındaki çocuk kafasından vurularak öldürdü.
Olay, Samsun’un Çarşamba ilçesinin Arımköseli Mahallesi’nde dün akşam meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre, Metin T. (47) aralarında husumet bulunan şahsın aracı zannedip bir otomobile tabanca ile ateş açtı. Araca isabet eden kurşunlardan biri sağ arka kapı camından içeri girip araçta bulunan 9 yaşındaki Enes Tayyip Oflaz’ın sağ gözünün altına isabet etti. Ağır yaralanan çocuk kaldırıldığı Çarşamba Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti.Olaydan sonra kaçan silahlı saldırgan Metin T., Tekkeköy ilçesinde jandarma ekiplerin takibi sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Olayda kullandığı silah ise kız kardeşine ait evde ele geçirildi.
Olayla ilgili Metin T.’nin kız kardeşi i.A. ve eniştesi Y.A. da jandarma tarafından gözaltına alındı.
Soruşturma devam ediyor.
-

‘Depreme dayanıklı’ diye aldıkları evde can verdiler! “Eski evleri yıkılmadı, hala taksit ödüyorlardı”
Hatay Samandağ’da depreme dayanıklı olduğu düşüncesiyle, 3 yıl önce yeni ev alan Refik-Özge Çapar çifti, depremde enkaz altında kalarak, iki çocuklarıyla birlikte hayatlarını kaybetti.
Akrabaları, enkaz altında kalan ailenin cenazelerine üç gün sonra ulaşabildi.

Refik Çapar’ın yengesi Meryem Çapar, “Kredi çekip 3 yıl önce yeni yapılmış bir ev aldılar. Müteahhit depreme dayanıklı diye pazarlıyordu. Çok para ödediler. Hala taksit ödüyorlardı. Depremde ilk çökenlerden oldu. Eski evleri yıkılmadı, içindekiler sağlam çıktı” dedi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Samandağ’da öğretmen Refik ve Özge Çapar çifti, çocukları Nora (17) ve Doruk Ali (10) ile birlikte, 3 yıl önce, depreme dayanıklı olduğunu düşündükleri yeni yapılmış bir apartmandan daire satın aldı. Kredi ödemesi devam eden evleri ilk depremde çöktü. Çapar ailesi hayatını kaybetti. Refik Çapar’ın yengesi Meryem Çapar, müteahhitin depreme dayanıklı diye pazarladığı evi, çok yüksek bir fiyatla satın aldıklarını, kredisini ödemeye devam ettiklerini söyledi. Çapar “Apartmanın en üst katında oturuyorlardı. Cenazelerine 3 gün sonra ulaşabildik. Baba kız birbirlerine sarılarak ölmüşler. Bina hemen çökmüş, hiç kıpırdayamamışlar. Ertesi gün eşini bulduk. En küçük çocukları da odasındaydı” diye konuştu.
CENAZELERİ KAZMA VE KÜREKLERLE ÇIKARDILAR
Meryem Çapar, depremi kabus gibi yaşadıklarını anlatarak, “Depremle uyandık, dışarı zor çıktık. Evdeki eşyalar üstümüze dökülmeye başladı. Dışarıda felaket bir yağmur yağıyordu, hava çok soğuktu. Üstümüzde sadece pijamalarımız vardı. Kayınvalidemler karşıda oturuyor ve evleri çok eski, eşim ve kardeşleri onları çıkardı. Şükür, iyilerdi.
Arabalara geçtik, artçı depremler devam ediyordu. Kaynımın telefonu birkaç kez çaldı, cevap yoktu. İnşallah bir şey olmamıştır diye dua ettik. Gün aydınlanınca arabayla merkeze gittiler, felaketti. Baktılar ki apartman yerle bir olmuş. Yardım yoktu, köye döndük. Kadınlar olarak biz de çıkarmak için gittik. Kazma ve küreklerle çıkardılar” dedi.
3 GÜN SONRA CENAZELERE ULAŞTIK
AFAD ekiplerinin enkazdan ses gelmediği için müdahale edemeyeceğini söylediğini belirten Meryem Çapar, “Bizimkiler en üst katta oturuyordu. 3 gün sonra önce kaynımla kızına ulaştık, birbirlerine sarılmış haldeydiler. Bina hemen çökmüş, hiç kıpırdayamamışlar. Ertesi gün eşini bulduk. Üçünü defnettik. En küçük çocukları Doruk Ali’yi aramaya devam ettik. Yavrum odasındaydı, o da hiç kıpırdayamamış” dedi.
“NORA TIP OKUMAK İSTİYORDU, ALİ ÇOK GÜZEL PİYANO ÇALARDI”
Eski diye taşındıkları evin hala ayakta kaldığını söyleyen Çapar, “Kredi çekip, 3 yıl önce yeni ev aldılar. Eski diye evi değiştirdiler ve hala taksit ödüyorlardı. Bina ilk çökenlerden, eski evleri yıkılmamış. İçindekiler sağlam bir şekilde çıktı. Mithat Gür isimli bir müteahhitten aldılar. Adamın yaptığı bütün binalar yıkıldı, o gece kaçmış, bulunamadı.
Samandağ’da birçok binası var. Depreme dayanıklı diye pazarlıyordu. Çok para ödediler. Evi alırken sonradan fiyatı yükseltti, bir sürü de zorluk çıkarmıştı. Bizimkilere mezar oldu. Kaynım ve eşi öğretmendi.
Kızları Nora 17 yaşındaydı, üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Derslerinde başarılıydı, sınavlarda derece yapıyordu. Tıp okumayı çok istiyordu. Oğuları Doruk Ali ilkokul dördüncü sınıftaydı. O da çok başarılıydı, çok güzel piyano çalıyordu. Hayatımız bir gecede yerler bir oldu” diye konuştu.
-

100 yaşındaki İlham Gencer’e kalp pili takıldı
100 yaşındaki İlham Gencer’e kalp pili takıldı. Hastaneden fotoğraf paylaşan oğlu Bora Gencer ‘operasyon süper geçti’ dedi.
Ağustos ayında 100 yaşını kutlayan ve bir süredir Bodrum’da yaşan duayen piyanist İlham Gencer ameliyat oldu.

Kalp pili takılan büyük ustanın son sağlık durumunu oğlu Bora Gencer açıkladı.
Hastaneden bir fotoğraf yayınlayan Gencer altına şu notu düştü:

“Hep gülerek bakabiliriz demiştim hayata. Bugün 100 yaşındaki çınar babamız Bozkurt İlham Gencer’e kalp pili takıldı. Operasyon süper geçti. Operasyonu yapan değerli hocalarımıza sonsuz teşekkürler.” -

Çekyatta 23 gün
Büyük yıkım yaşayan Hatay’da hem evi hem işyeri yıkılan Mehmet Tokgöz, 23 gündür enkaz başında bulduğu çekyatta yatıp kalkıyor.
“Kurtulduk diye seviniyoruz ancak bir dakikada hayatımız sıfırlandı” diyor…

Asi Nehri kenarında, enkazların başında bir çekyat ve üzerinde yatan bir depremzede. Mehmet Toksöz; Kunduracı Abbuş Sokak’ta elektronik malzemeler, güvenlik ve ses sistemleri üzerine işyeri vardı. Ancak depremde yerle bir oldu. Evi de yıkılan ve depremin ilk gününden bu yana enkaz başındaki çekyatta yatıp kalkan Toksöz, “Kurtulduk diye seviniyoruz ancak bir dakikada hayatımız sıfırlandı. Her şeyimizi kaybettik.

Evim yıkıldı, işyerim yıkıldı. 23 gündür enkaz başında yatıp kalkıyorum, işyerimde değerli eşyalarım vardı, kimse almasın diye bekliyorum. Büyük bir felaket yaşadık, her şeyimizi kaybettik. Allah düşmanıma böyle bir felaket yaşatmasın. Daha biz enkazdayken borcunu isteyen oldu” diyor.
HAYAT ÇOK RİSKLİ
Hatay’da riskli birçok bina bulunuyor. Girilmemesi için uyarı yapılan binalara giren Depremzedeler, alabildikleri kadar eşyalarını alıyor. Bazı binalarda ise getirilen vinçlerle depremzedelerin eşyalarını taşıması dikkat çekiyor. Yarısı yıkılan binadaki evine girerek eşyalarını alan Sezai Yüksek’in, “Yıkılan binaya girip birkaç eşya aldık, günlük ihtiyacımız olan eşyalar. Riskli ama ne yapalım? Acil ihtiyaç duyduğumuz eşyaları alıyoruz” sözleri yaşanan çaresizliğin özeti.
-

Bir Zamanlar Çukurova dizisinin oyuncusu depremde hayatını kaybetti
Bir Zamanlar Çukurova dizisinde rol alan Emel Atıcı ve kızı Püryan Atıcı depremde hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki yıkıcı depremin ardından 5. gün de geride kaldı.

RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Yaşanan depremde Bir Zamanlar Çukurova dizisinin oyuncularından Emel Atıcı ve Atıcı’nın kızı Püryan Atıcı da depremde yaşamını yitirdi.
Acı haberi dizinin yapım firması TIMS&B sosyal medyadan duyurdu.
Yapım şirketi yaptığı paylaşımda; “Bir Zamanlar Çukurova dizimizin değerli oyuncusu Emel Atıcı ve sevgili kızına, depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz…” ifadelerini kullandı. -

Filiz Akın ameliyat oldu! İşte son sağlık durumu…
Filiz Akın, sol kulağındaki kanserli dokunun alınması için ikinci kez ameliyat oldu.
Akın, sağlık durumu hakkında sevenlerine bilgi de verdi.

Filiz Akın, sol kulağındaki kanserli dokunun alınması için ikinci kez ameliyat oldu. Akın, yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Sağlığımı merak eden dostlarım, takip edenlerim iyi ki varsınız. Hepinize topluca cevap vereyim. Sol üst kulağımdaki kanserli dokunun kalan bölümü de ikinci bir ameliyatla kesilip, küçültülerek tekrar şekil verildi.. Evet, çok üst üste ameliyatlar olmak zorunda kaldım ama çektiğim 6 Şubat’tan itibaren yaşananların yanında nedir ki…” -

Şehirden taşının köylere uzatın elinizi
İstanbul’dan ayrılıp köye taşınan Ceylan Ertem, bu kararı deprem korkusu nedeniyle aldığını söylemişti.
Şarkıcı şimdi de sevenlerine “İstanbul’u terk edin” çağrısında bulundu.

“Özellikle 9-6 çalışmayan arkadaşlarıma sesleniyorum; köylere uzatın elinizi, olabiliyorsa başka şehirlere yayılın. İstanbul’un merkezinin sakinleşmeye ihtiyacı var. Yukarıdan bir yerden bakıp kolayca ‘taşının’ demiyorum.”
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
“Ama yapabiliyorsanız zaten İstanbul’un kuzeyinde ya da memleketin başka köylerinde, kasabalarında verdiğiniz kiraların yarısını ödeyeceksiniz. Çoluk çocuk için de okullar daha uygun üstelik. Çözülür, her şeye bir yol bulunur.”
Halkın sesi
– Hatay’daki yardım çalışmalarında eşi Müge Zan’la birlikte aktif olarak görev alan Hatayspor Yardımcı Antrenörü Gökhan Zan, bölgeden fotoğraflar paylaştı. Zan, “yardımlara devam” mesajı verdi:
– “Yardımlarınızı en doğru şekilde koordine etmeye çalışıyoruz. Bugün yaklaşık 50 aileye sıcak bir ortam sağlamanın huzuru içindeyiz. Fakat yardımların sürdürülebilir olması çok önemli. Ailelerimizin yüzlerindeki tebessümü görene kadar sahadaki mücadelemize ve halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.” -

Rönesans Rezidans’tan bir acı hikaye daha! ‘Bütün mutluluklarını 8 aya sığdırdılar’
HATAY’ın Antakya ilçesinde yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği, 250 daireden oluşan Rönesans Rezidans’ta yaşayan Üsteğmen Miraç İlhan (32) ve eşi Esra İlhan’dan (30)
deprem gününden beri haber alamayan Esra İlhan’ın Eskişehir’de yaşayan babası Battal Kerzi ve damadının babası Yahya İlhan, çocuklarının bulunması için DNA testi verdi.

Battal Kerzi, damadının cenazesine ulaştıklarını belirterek, “Ama kızım halen yok. İnşallah buluruz. En azından bir dikili taşı olsun. Bu saatten sonra onu istiyoruz. Bütün mutluluklarını 8 aya sığdırdılar” dedi.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu Hatay’da, Antakya ilçesi Ekinci Mahallesi’nde 2013’te tamamlanıp, ‘Cennetten bir köşe’ sloganıyla daireleri satılan, 12 katlı Rönesans Rezidans da yerle bir oldu. Toplam 250 daireden oluşan rezidansta yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Arama-kurtarma çalışmalarının tamamlandığı Rönesans Rezidans’ın enkazı, iş makineleriyle kaldırıldı. Rönesans Rezidans’ın 6’ncı katında yaşayan Üsteğmen Miraç İlhan ve eşi Esra İlhan’dan ise depremin meydana geldiği tarihten bu yana Haber alınamadı.
Esra İlhan’ın Eskişehir’de yaşayan babası Battal Kerzi ve Miraç İlhan’ın Giresun’daki babası Yahya İlhan, çocuklarının bulunabilmesi için 13 Şubat tarihinde DNA testi verdi. Test sonuçlarına göre Miraç İlhan’ın cansız bedeninin enkazdan çıkarıldıktan sonra orada defnedildiği belirlendi. Miraç İlhan’ın cenazesi Giresun’a götürülerek, yeniden toprağa verileceği belirtildi.
‘KIZIM SİTEYİ ARAŞTIRMIŞ, EVİ GÜVENLİ DİYE TUTMUŞ’
Depremin olduğu günden bu yana kızı ve damadına ulaşmak için çabaladıklarını belirten Battal Kerzi, kızı ve damadının güvenliği olduğu için o siteye taşındıklarını söyledi. Kerzi, “İlk günden beri bekliyoruz. Rönesans Rezidans da 6’ncı kat 104 nolu dairede oturuyorlardı.
Damadımın cenazesine ulaşıldı ama kızım halen yok, bekliyoruz. DNA testlerini bekliyoruz. İnşallah cenazesine ulaşabiliriz. Gayri umudumuz bitti. Ne diyeyim başka. Orada yaşıyorlardı. Damadım subaydı. Görevi icabı orada bulunuyordu. Allah’a sığınıyoruz. En azından cenazesini bulalım, yeter. Başka bir şey istemiyorum. Damadımın cenazesi DNA testinden çıktı. Dün haberi geldi.
Pazartesi günü cenazesi kaldırılacak. Ben de bu akşam oraya gitmeyi düşünüyorum. 20 günden beri ha bugün, ha yarın hastanelerde şurada, burada aradık. Ama yok. Daha halen ulaşamadık. Ev almadılar. Orada kiraya gittiler. Benim kızım her şeyden biraz korkuyordu. O siteyi araştırmış, güvenli diye, güvenliği vardı sitenin oradan tutmuş. Bilemezdik böyle olacağını. Allah herkese yardım etsin. Allah kimseyi evladı ile sınamasın. Çok kötü. 20 gündür benim çektiğimi bir ben bilirim bir de Allah bilir” ifadelerini kullandı.
‘EN AZINDAN BİR DİKİLİ TAŞI OLSUN’
Perişan durumda olduklarını vurgulayan Battal Kerzi, “Allah razı olsun damadımın kardeşinden. Onun hakkını da ödeyemem. Çok mücadele etti, uğraştı. İnşallah buluruz. En azından bir dikili taşı olsun. Onu istiyoruz bu saatten sonra. Bilmiyorum bundan sonra yaşantım nasıl olur? Daha 8 aylık yeni evlilerdi. Hayalleri vardı. Ama olmadı. Depremden bir hafta önce eşim de oradaydı. Böyle olacağını bilseydik ikisini de alıp gelirdik. Severek evlenmişlerdi. Ama Allah göstermedi. Bütün mutluluklarını 8 aya sığdırdılar. İkisi de birbirlerinin gözünün içine bakıyordu” diye konuştu.
-

Hiranur’u beyaz otomobil götürdü… Mimar Batuhan 18 gündür kayıp… İkisinden de haber yok!
Adıyaman’da yaşayan 12 yaşındaki Hiranur Tümsavaş ve İskenderun’da yaşayan 24 yaşındaki mimar Mustafa Batuhan Güleç, 11 ili etkileyen Kahramanmaraş depreminin ardından kayboldu.
Hiranur Tümsavaş ve ailesi Adıyaman’daki Arzumkent sitesinde yaşıyordu.

Site depremde yıkıldı. Kurtarma çalışmalarının 3’üncü günü Hiranur Tümsavaş’ın anne ve 2 kardeşinin, 4’üncü günü ise babasının cansız bedenine ulaşıldı. Hiranur’a ise ulaşılamadı.Hiranur’u her yerde aradıklarını belirten teyzesi Funda Öznacar şunları söyledi:
“Hiranur 12 yaşında 7’nci sınıfa gidiyordu. Enkazdan annesi, babası ve 2 kardeşinin cansız bedenleri çıktı ama Hiranur’un cenazesine ulaşılamadı. Orada gönüllü olarak çalışan biri enkazdan sağ olarak çıktığını, kendinde olduğunu, vücudunda yara göremediklerini söyledi. Yoldan geçen beyaz bir aracı durdurup Hiranur’u o araca vermişler. Başka da bir bilgi yok. Bütün hastanelere sorduk, kaydını bulamadık. Sosyal hizmet kurumlarına sorduk oralarda da kaydını bulamadık. Amcası DNA örneği vermek için gitmiş ama Adıyaman’da sistem olmadığı için DNA örneği verememiş.”
İskenderun’da yalnız yaşayan 24 yaşındaki mimar Mustafa Batuhan Güleç’in oturduğu bina depremle birlikte yıkıldı. Otomobili binanın önünde park halinde duran Güleç, enkazda 8 gün süren arama kurtarma çalışmasında bulunamadı. Günlerdir kardeşini arayan ablası Tuğba Akyüz, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Depremden 20 dakika sonra kardeşimin yaşadığı eve gittim. Enkazla karşılaştım. Telefon sinyali en son 04.27’de bu evden vermişti. Yani kardeşim Deprem sırasında evdeydi. Diğer kardeşim hemen arama kurtarma çalışmalarına başladı. 8 gün boyunca enkazın başından ayrılmadık. 8 günün sonunda ‘Batuhan yok’ dediler. Hastanelere sorduk, kayıtlarda ismine rastlayamadık. Adli Tıp Kurumu’nda verilen DNA da kimliksiz defnedilen hiç kimseyle eşleşmedi.”



















