Yazar: admin

  • Bu fotoğraftaki kafaları sadece psikolojisi bozuk insanlar görüyor

    Bu fotoğraftaki kafaları sadece psikolojisi bozuk insanlar görüyor

    Bu fotoğrafta çok fazla insan kafası var ve psikolojisi bozuk insanlar bunu kolayca görebiliyor. Eğer siz de ilk bakışta kafaları görebiliyorsanız bir psikologa görünmenizde fayda var.

  • 20 gün önce doğum yapan Meryem Uzerli kızlarının fotoğrafını paylaştı, beğeni yağdı

    20 gün önce doğum yapan Meryem Uzerli kızlarının fotoğrafını paylaştı, beğeni yağdı

    Ünlü oyuncu Meryem Uzerli, 20 günlük kızı Lily Koi ve yedi yaşındaki kızı Lara’yla olan fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı. Fotoğraflara ünlü oyuncunun takipçilerinden beğeni yağdı.

    Almanya’da yaşayan Meryem Uzerli, iki kızıyla çekilen fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı. 20 gün önce ikinci kez anne olan oyuncu, kızı Lily Koi’nin yüzünü göstermedi.

    KÜÇÜK KIZININ YÜZÜNÜ KALP EMOJİSİYLE KAPATTI

    20 gün önce anne olan Meryem Uzerli, küçükkızı Lily Koi ve yedi yaşındaki kızı Lara’yla olan fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı.Fotoğrafçı Urban Ruths’a evinde pozlar veren Uzerli, kızının yüzünü kalp emojisiyle kapattı.

    FOTOĞRAFLARA BEĞENİ YAĞDI

    Fotoğraf çekimlerinde, oyuncuya Can Ateş’ten olan kızı Lara da eşlik etti. Fotoğraflara takipçilerinden binlerce beğeni geldi

  • Gamze Özçelik: Birlik olmalıyız

    Gamze Özçelik: Birlik olmalıyız

    Gamze Özçelik, Suriye’deki çocuklara yardım etmeye devam ediyor. Özçelik, “Birlik olmadıkça, yokluk, yalnızlık, savaş bitmeyecek” dedi.


    Gamze Özçelik, kuruculuğunu üstlendiği Umuda Koşanlar derneğiyle Suriye’deki çocuklara yardım götürüyor.

    Özçelik önceki gün İdlib’te çocuklarla çekilmiş fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaştı ve şu notu yazdı: “Bazı fotoğrafların hikayesi ayrı anlatılmalı. Bu yollara gönül vermiş belki yüz binlerce kişiyiz. Ama bitmiyor. Yokluk, ihtiyaçlar, yalnızlık, savaş bitmiyor… Kafasını kapıyorsun ayağı açık kalıyor, karnını doyuruyorsun birileri geliyor ailesinden koparıyor. Bitmiyor…

    Birlik olmadıkça, sesleri yetirince duyuramadıkça, bencillikten kurtulmadıkça, bizler sonuna kadar israfa devam ettikçe, çıkar ilişkileri sürdükçe de bitmeyecek.

    Her şey Allah’ın ‘Ol’ demesine bağlıyken büyük bir çoğumuz bu gidişle bize verilen sınavı verenlerden olamayacağız maalesef. Allahım bize birlik beraberlik nasip eyle.”

  • Aslıhan Gürbüz: Muhteşem renkli gözler, dudaklar bekliyorlar bizden

    Aslıhan Gürbüz: Muhteşem renkli gözler, dudaklar bekliyorlar bizden

    Aslıhan Gürbüz, “Aşırı Ünlülerle Kısa Görüşmeler” programında Ayvalık’taki hayatını anlattı. Gürbüz, “Ben 2 sene önce karantinaya girdim. Kendimle artık barıştım” dedi.

    Ünlü oyuncu Aslıhan Gürbüz, Kutsal Motor’un YouTube kanalında yayınlanan “Aşırı Ünlülerle Kısa Görüşmeler” programının konuğu oldu. Gürbüz, Zeynep Ocak’ın “3 sene önce Ayvalık’a taşındınız. Orada hiç bunaldınız mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Hiç bunalma hissetmedim çünkü hayatımın en kötü döneminden geçip oraya gitmiştim. 30 metrekare alanda sadece 3 tabak, 3 bardak vardı ve televizyon yoktu. 3 ay hiçbir şey yapmadan, sadece kendi sesimi dinledim. Kendi marazlarımı keşfettim ve ‘Hayatı böyle algılıyorum’ dedim. Bu müthiş bir şeymiş. Şu an yaşanılan karantinayı ben, 2 sene önce yaşadım. Bu, müthiş bir özgüven getiriyor. Kendimle barıştım ve artık yalnız yaşayabiliyorum.”

    Aslıhan Gürbüz: Muhteşem renkli gözler, dudaklar bekliyorlar bizden

    Gürbüz, beden olumlama akımıyla farkındalık yaratması hakkında da şunları söyledi:
    “Muhteşem renkli gözler, dudaklar bekliyorlar bizden. Kilo vermemizi, burnumuzu yaptırmamızı… Dışarıda sizin güzellik normlarınıza uymayan insanlar var ve ben de böyleyim. Ben mücadelemi verdim, böyle iyiyim.”

  • Serdar Ortaç: Değerimi ölünce anlayacaklar

    Serdar Ortaç: Değerimi ölünce anlayacaklar

    Seçil Gür, uzun yıllardır sahnede. Ama Serdar Ortaç ile birliktelikleri üzerinden sık sık ‘reklam ilişkisi’ eleştirilerine maruz kalıyor. Geçtiğimiz ay ortak çalışmaları ‘İşkence’ çıktı. Çift Posta’dan Oya Çınar’a konuştu.
    Nasılsınız? Her şey yolunda mı?

    Seçil Gür: Gayet iyiyiz. Karantina döneminde yeni bir proje yaptık. 23 Aralık’ta şarkım ‘İşkence’ çıktı. Hep stüdyodayız. Yeni şarkılar üzerine çalışıyoruz.

    Serdar Ortaç: Evle stüdyo arasında mekik dokuyoruz. Eski günleri anıyoruz. Eski klipleri izleyip kıskanıyoruz. Ne güzel işler yapılıyormuş eskiden!

    Serdar Ortaç: Değerimi ölünce anlayacaklar

    Artık neden olmuyor sizce?
    S.O.: Bunu ben de çok soruyorum kendime. İnsanlar değişti, her şey değişti. Eskiden ‘gurbetçi müziği’ diye kimse rap’in yüzüne bakmazdı. Şimdi herkes rap dinliyor. Eskiden Müslüm Gürses’i sadece kendi kitlesi dinlerdi. Şimdi sosyete deli gibi Müslüm Gürses dinliyor.

    Sürece rağmen ‘İşkence’ şarkısının geri dönüşlerinden memnun musunuz?

    S.G.: Şarkım yazın çıksa eminim etkisi çok farklı olurdu. İnsanlar çok keyifsiz. Bu da her işe yansıyor ister istemez. Ama üretmeye devam. Şimdi altı şarkılık bir akustik projem var, ona çalışıyoruz.

    SERDAR ORTAÇ: REKLAM İLİŞKİSİ YAŞAYAN KADIN EVDE YEMEĞİMİ YAPMAZ

    Bir ayrılık dönemi yaşadınız ama tekrar birliktesiniz. Başlarda çoğu insan reklam ilişkisi olarak bakmıştı ilişkinize…

    S.G.: İlişkimiz bir yılını doldurdu. Hâlâ bunu konuşanlara hiçbir cevabım yok. Kendimi direkt kapatıyorum, duymazlıktan geliyorum.

    S.O.: Reklam yapmak için el ele sahile çıkar, iki zevzek zevzek gülersin. Sonra herkes evine gider. Reklam ilişkisi yaşayan kadın evde yemeğimi yapmaz. “Aşçı tut kendine” der.

    Seçil Hanım güzel yemek yapıyor sanırım…

    S.O.: Offf! Anlatamam. Adanalı, oradan tahmin et. Seçil her şeyi güzel yapıyor. 24 saat dip dibeyiz. Ben hiç sıkılmıyorum ama o biraz sıkılıyor olabilir (Gülüyor) çünkü ben biraz çenebazım. Kafasının etini yiyorum bır bır. Ama sağ olsun, her halimi çekiyor. Seçil başka bir şey, tarif edemem.

    25 YAŞINDA DÜNYANIN KRALI BENİM SANIYORDUM ŞİMDİ “HİÇBİR ŞEYİM” DİYORUM

    Geçtiğimiz günlerde bir magazin muhabirinin “Sevgiliniz” hitabını düzeltip “Karım o benim” dediniz. “Evlilik defterini kapattım” demiştiniz. Fikriniz değişti mi?

    S.O.: Boşandıktan sonra depresyona girdim, iki yıl sürdü. O süreçte Seçil’in karşıma çıkacağını nereden bilebilirdim. Gökten zembille indirdi Allah! Ona bakarsan 25 yaşında da “Dünyanın kralı benim” sanıyordum. Şimdi “Hiçbir şeyim” diyorum.

    Şaka yapıyorsunuz herhalde…

    S.O.: Hayır, ciddiyim. Hatta Seçil bu konuda bana çok kızıyor. “Sen starsın, kendine gel” diyor. “Ne starı be!” diyorum.

    Ama Seçil Hanım haklı biraz… Serdar Ortaç markası diye bir şey var.

    S.G.: Bu, Serdar’ın hem çok sevdiğim hem de zaman zaman rahatsız olduğum bir özelliği Oya. Bu kadar kibirsiz olmasına bayılıyorum ama bazen de o tevazu öyle bir boyuta geliyor ki “Bir dakika, kendine gel” diyorum. (Gülüyor)

    S.O.: Tabii ki kendimin farkındayım. Dile kolay, 30 sene onca güzel şarkıya imza atmışım. Bu Allah’ın bir lütfu bana. Milyon dolarların olsa satın alamazsın. Bazen gece yastığa başımı koyarken hayretler içinde kalıyorum. “Allah’ım, ne sevap işledim de bana bunu bahşettin” diyorum.

    MEDENİ VE İNANÇLIYIM

    İnançlısınız anladığım kadarıyla…

    S.O.: Hiç öyle görünmüyorum ama çok inançlıyım. Tabii insanlar beni hep 30 dansçı kızla birlikte dans ettiğim kliplerimle tanıdığı için her zaman çok modern buldular. Ama modernlikle muhafazakarlık bir arada yürüyebilir.

    Kendinizi böyle mi tanımlıyorsunuz? ‘Modern muhafazakar’ mısınız?

    İkisi de değilim. Medeni ve inançlıyım.

    İNSAN YALNIZ DOĞAR YALNIZ ÖLÜR

    LİDERLER HEP YALNIZDIR ZATEN

    Gazeteci Onur Baştürk, pandemi döneminde bir yazı yazdı, “Serdar Ortaç ve Yıldız Tilbe yalnızlığı diye bir şey var” dedi. Siz, kendinizi yalnız hissediyor musunuz?

    S.O.: Bence hepimiz yalnızız. Ailemizi ve birlikteliklerimizi ayrı tutarak söylüyorum. Felsefi bir yerden bakacaksak, hepimiz yalnız doğuyor ve yalnız ölüyoruz. Yıldız örneği mesela… Yıldız hep zirvede. Liderler hep yalnızdır zaten. Babamın lafı bu. “Lidersen, yalnızlığı kabul et” der. E ben de az çok zirvedeyim sanırım. (Gülüyor)

    DEĞERİMİ BEN ÖLÜNCE ANLAYACAKLAR YETENEĞİM ORTADA İŞTE

    Serdar Bey, müziğinize yönelik en büyük eleştiri, her şarkınızın birbirine benzediği yönünde…

    S.O.: Valla, böyle diyenler ben ölünce anlayacaklar, çok arayacaklar beni. Yalan söylüyorlar. Öyle olmadığını onlar da biliyor. Yaptığım işler ortada. Tabii ki eleştirebilirler, sevmeyebilirler ama yeteneğim ortada işte!

    SERDAR ORTAÇ’TAN CEYLAN ERTEM’E: HERKES YERİNİ BİLECEK

    Serdar Ortaç: Değerimi ölünce anlayacaklar

    Ceylan Ertem “Serdar Ortaç’ın hâlâ popüler olmasına tahammül edemiyorum” dedi. Ne hissettiniz?
    S.O.: Şunu söyleyeceğim sadece… Ben mesela, Mazhar Alanson’a, İbrahim Tatlıses’e bir eleştiri yapmayı haddim olarak görmem. Müziklerini sevmesem dahi onları incitecek bir şey söylemem. Böyle terbiye almışım. Herkes yerini bilecek. Bu kadar söylüyorum.

  • Uğur Dündar, oğullarıyla birlikte fotoğrafını sosyal medya hesabından İlk kez yayınladı!

    Uğur Dündar, oğullarıyla birlikte fotoğrafını sosyal medya hesabından İlk kez yayınladı!

    Meslek hayatında 50 yılı geride bırakan usta gazeteci Uğur Dündar, sosyal medya hesabından oğullarıyla birlikte ilk kez fotoğrafını yayınladı.

    Türk medyasının duayen isimlerinden Uğur Dündar, kişisel Instagram hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Usta gazeteci, oğulları Bartu ve Bora Dündar’la çekilmiş bir aile fotoğrafını ilk kez instagram hesabına yükledi. İlerleyen yaşına rağmen yakışıklılığından hiçbir şey kaybetmeyen Dündar’ın aile fotoğrafı kısa süre içinde yüz binlerce beğeni aldı.

    UĞUR DÜNDAR KİMDİR?Uğur Dündar (d. 28 Ağustos 1943; Akören, Silivri )Türk gazeteci, haber programcısı. Dündar, 28 Ağustos 1943’te İstanbul’un Silivri ilçesine bağlı Akören köyünde doğdu.Lise öğrenimini Vefa Lisesi’de tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun oldu.Yasemin Baradan Dündar ile evlendi ve 3 çocuğu oldu.

  • Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu, kızları Zehra’nın 23’üncü yaşını birlikte kutladı

    Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu, kızları Zehra’nın 23’üncü yaşını birlikte kutladı

    Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu, kızları Zehra’nın 23’üncü yaşını birlikte kutladı.
    Kutlamaya Çilingiroğlu’nun Feraye Tanyolaç’tan olan oğlu Kaya da katıldı. Kaya Çilingiroğlu, kızının doğum günü kutlamasından kareleri “Gururum” notuyla Instagram hesabında paylaştı.

  • Hükümet Kadın ne zaman ve nerede çekildi? İşte oyuncu kadrosu ve konusu

    Hükümet Kadın ne zaman ve nerede çekildi? İşte oyuncu kadrosu ve konusu

    2013 yapımı Hükümet Kadın filmi beyazperdenin ardından televizyonda da izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Yönetmenliğini yapan Sermiyan Midyat’in başrollerden birine hayat verdiği Hükümet Kadın’ın kadrosunda usta isimler yer alıyor. Peki, Hükümet Kadın filmi nerede çekildi, oyuncuları kimler?

    Güney Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Mardin’in Midyat köyünde çekilen Hükümet Kadın’ın hikayesi şöyle: 8 çocuklu Midyatlı sıradan bir kadın olan Xate’nin komşularından tek farkı, kocasının Midyat Belediye Başkanı olmasıydı.

    Bir gün, başına gelenler onun da Midyatlılar’ın da hayatını değiştirdi! Okuma yazması olmayan Xate Midyat Belediye Başkanı oldu! Mutfak işlerine girişir gibi giriştiği devlet işlerinde çocuklarının kendi aralarındaki çocukça rekabeti Midyat halkına kahkahalar attıran maceralara neden oldu. Ama hiçbir şey Xate’yi yolundan döndürmedi.

    Hükümet gibi kadın Xate, işleri elinin hamuru ile çözmenin yolunu her seferinde buldu. Midyat’ta henüz kimse farkında olmasa da sadece onun için değil tüm ülke için hayat eskisi gibi değildi aslında. Ama en azından Midyat’ın değişimine giden yol, kahkahalarla doluydu!

    Oyuncular Kadrosu

    Demet Akbağ – Xate

    Sermiyan Midyat – Faruk

    Mahir İpek – Ikram

    Gülhan Tekin – Fehime

    Burcu Gönder – Güle

    Ercan Kesal – Aziz Veysel

    Nazmi Kırık – Ferhat

    Cezmi Baskın – Eşekçi Feyzullah

    Ayberk Atilla – Şeyhmuz

    Sarp Aydınoğlu – Ögretmen

    Bülent Çolak – Baran

    Haki Biçici – Behçet

    Renan Bilek – Müfettis Tugrul

    Kemal Uçar – Komutan Celal

  • Ezgi Mola: O paraya Beylikdüzü’nden ev alınır

    Ezgi Mola: O paraya Beylikdüzü’nden ev alınır

    Mustafa Aksakallı ile evlilik hazırlığı yapan Ezgi Mola, evinde tadilata başladı. Ancak istenen fiyatlar ünlü oyuncunun canını sıktı: “120 bine mutfak mı yapılır? O paraya Beylikdüzü’nden 1+1 ev alınır.”

    FİYATLARI ŞİŞİRMİŞ ŞİŞİRMİŞ

    Evinde tadilat yaptıran Ezgi Mola, Instagram’da yaptığı paylaşımda geçtiğimiz günlerde mağazaları gezdiğini söyledi ve yüksek fiyatlardan dert yandı: “Evde tadilat yaptırıyorum. Geçen gittik, mutfak için fiyat alıyoruz. Fayanslar, parkeler, mutfak eşyaları. Arkadaşlar bir fiyat çıkarmış, şişirmiş şişirmiş, sonra ‘Size yüzde 60 indirim yapıyoruz’ dediler!”

    YALI MI YAPTIRIYORUM AYOL?
    Ezgi Mola, istenen rakamlar karşısında yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: “Bir mutfağın fiyatı 120 bin lira olabilir mi? Saçmalık. Sonra da onu 40 bine indirmiş. İnanamadım. Koca mutfak yaptırmıştım birkaç yıl önce, 10 bin lira vermiştim. 120 bine mutfak mı yapılır? Delirdi mi bunlar? Yalı mı yaptırıyorum ayol ben? 120 bine Beylikdüzü’nden 1+1 ev alınır.”

  • Kavak Ağacı ve Kabak

    Kavak Ağacı ve Kabak

    Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

    -Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

    -On yılda, demiş kavak.

    -On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

    -Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

    -Doğru, demiş kavak.

    Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

    -Neler oluyor bana ağaç?

    -Ölüyorsun, demiş kavak.

    -Niçin?

    -Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

  • Uzun yol şoförüydü babam

    Uzun yol şoförüydü babam

    Uzun yol şoförüydü babam. Yüzünü 15 bazen 20 günde bir görürdük. Hep uzaktık hep bir soğukluk vardı aramızda. Küçüklüğümde içinde babanın geçtiği anılarım yok benim. Kucağında çektirdiğim resmimde olmadı hiç. Güzel bir söz duymadım 30 senede ağzından ama kötüde konuşmadı hiç birimize.

    Dün saat 19,30 da işten eve geliyorum. Kayınvalidemler bizde. Hâlbuki daha dün beraberdik. Eşim odaya çekiyor beni. “Baban “diyor. Kalp krizi geçirmiş. Anjiyo yaptılar. Yoğun bakımda ama durumu iyi. Ne düşüneceğimi ne hissedeceğimi bilemeden kalakalıyorum öylece. Baba ”bizim ailede çok uzak bir kavram. Her ihtiyacımızı gören annem olmuştur. Her derdimize koşan. Bu nedenle beklide içinde baba geçen cümlelerim azdır ömrümde benim.

    Hastaneye gidiyoruz eşimle. Yoğun bakımda olduğundan yanına kimseyi almıyorlar. Sadece doktordan bilgi alabilirsiniz diyor bir hemşire. Doktoru beklemeye başlıyoruz. Beklerken aklımdan bin bir türlü düşünce geçiyor. Normal zamanda aklınıza gelmeyecek şeyler neden hep böyle durumlarda gelirken son ne zaman sarıldım ona diye düşünüyorum. En son ne zaman girdik aynı kadraja. Sanırım ben babama bayramdan bayrama sarılmışım bu yaşıma dek. İçim burkuluyor. Sol yanım acıyor. 30 yaşında babasız kalmak fikri gerçekten insanın canını acıtırmış da haberim yokmuş.


    Annemle konuşuyoruz. Haber vermedikleri için kızıyorum ona. Baban “kızlara haber vermeyin” dedi diyor halde bile bunu düşünebiliyorsan bu kadar çok mu seviyordun bizi.
    O kadar pişmanım ki şimdi ona hiç sarılmadığıma. Acaba o da bunu düşünmüş müdür hiç.

    İster gerçek anlamda olsun ister duygusal ne kadar mesafe olursa olsun aranızda. Gidin ve sarılın annenize, babanıza, kardeşinize. Bunu yapmamış, yapamamış olmanın suçluluğu bir gün kavurmadan içinizi. Hala hayattalarsa gidin sarılın ve kocaman bir öpücük kondurun yanaklarına. Kimse bilemez çünkü; belki bunlar çok geç olacak yarına…

  • Dört Eşi Olan Tüccar

    Dört Eşi Olan Tüccar

    Zamanın birinde bir tüccar varmış. Bu tüccarın dört eşi varmış. Bu tüccar en çok dördüncü eşini severmiş. Her zaman en güzel kıyafetleri en güzel takıları en güzel ayakkabıları ona alırmış. tüccar üçüncü eşini de en az onun kadar severmiş. Bu eşi tüccarın gurur kaynağıymış çok güzelmiş.

    Tüccar hep korkarmış ya bir gün beni bırakırsa diye o yüzden üçüncü eşini hep yanında gezdirirmiş. Tüccar ikinci eşini de severmiş eşlerinin içinde en sevdiğiymiş o. Hep bütün sırlarını onunla paylaşır dertlerini ona anlatırmış. Ama tüccar birinci eşini hiç mi hiç sevmezmiş oysa ki tüccara evini yuvasını çocuklarını veren o eşiymiş.

    Neyse işte bir gün tüccar ölüm döşeğindeymiş ve kendi kendine düşünmüş “benim bu dünyada bir sürü eşyam ve dört eşim var ben bu ölüme tek başıma yalnız gitmek istemiyorum” diye düşünmüş ve dördüncü eşini yanına çağırmış “ben sana hep en güzel şeyleri verdim sana her zaman en güzelini en görkemlisini aldım şimdi ben ölüyorum benimle gelir misin” eşi “KESİNLİKLE OLMAZ” diyerek odadan çıkmış.

     

    Tüccar üçüncü eşini çağırmış ve “bu zamana kadar seni çok sevdim sen benim gurur kaynağımdın şimdi ben ölüyorum benimle gelir misin?” eşi “kusura bakma ama ben sen öldükten sonra başka birini bulup evleneceğim. Ve hayat devam ediyor o yüzden seninle gelemem” tüccar son bir umut ikinci eşini çağırmış ve

    “Bu zamana kadar hep sana güvendim bütün sırlarımı senle paylaştım ve şimdi ölüyorum benimle gelir misin” eşi “lütfen lütfen benden bunu isteme ben seninle mezara kadar gelirim ama ilerisini isteme ben bunu yapamam” tüccar boynu bükük bir şekilde ölümü beklerken içerden bir ses duymuş “ben seninle gelirim” tüccar doğrulup bakmış ki karşısında birinci eşi duruyor ve ona dikkatlice bir bakmış ne kadar bakımsız ne kadar da zayıfmış birinci eşi. Ve sonunda sadece birinci eşi tüccarla ölmüş.
    Aslında bu dünya üzerinde bulunan herkesin dört tane eşi vardır…

     

    1. Bedenimizdir, her zaman bedenimizin en güzel olmasını isteriz. Ve ne yazık ki bizimle öbür dünyaya gelemez.

    2. Servetimizdir, o bizim gurur kaynağımızdır ve başka birinin eline geçmesinden hep korkarız ama ne yazık ki biz ölünce başkalarının olurlar ve bizimle öbür dünyaya gelemez.

    3. Eşimiz ailemiz dostlarımız, bizim sırdaşlarımızdır ve bizimle sadece mezara kadar gelebilirler daha ötesini yapamazlar.

    4. İşte o ise bizim ruhumuzdur, bazen ruhumuzu unutabiliriz tıpkı tüccar gibi ve sevmeyebiliriz ama aslında biraz düşünsek ruhumuz olmadan biz de olamayacağımızı anlarız. Ruhumuz bizim her şeyimizdir.

    VE BU DÖRT EŞ İÇERİSİNDEN BİZİMLE GELECEK OLAN SADECE RUHUMUZDUR!