Yazar: admin
-

‘Bu kadın değil’ sözlerine sinirlendi, 2 kadını bıçakladı: Peşlerini bırakmayacağım
Adana’da Furkan Nesli Derneği’nde tartıştığı Sevda S. ile Hatice K.’yi bıçakla yaralayan Betül Altınyüzük (24), tutuklandı. Altınyüzük’ün ifadesinde, “Beni kapıda görünce ‘Bu kadın değil, açmayın’ dediler. Bu söze çok sinirlendim ve kendimi kaybettim.” dediği ortaya çıktı.

Olay, 17 Nisan saat 11.30 sıralarında Seyhan ilçesi Karasoku Mahallesi, Abidinpaşa Caddesi’ndeki Furkan Nesli Derneği Genel Merkezi’nin 3’üncü katında meydana geldi. Binaya giren şüpheli Betül Altınyüzük, içeri alınmayınca dernekteki Sevda S. ve Hatice K. ile tartıştı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Altınyüzük, Sevda S.’yi kasığından, Hatice K.’yi ise kalçasından bıçakladı.
Altınyüzük, Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı devriye ekiplerince yakalandı. Yaralılar ise sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı
6 SUÇ KAYDI ÇIKTI
Daha önce de aynı binaya gelip, dernekteki kişilerle tartışma yaşadığı öne sürülen Betül Altınyüzük’ün, ‘mala zarar verme’ ve ‘kasten yaralama’ suçlarından 6 kaydının olduğu ortaya çıktı.
İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Altınyüzük, polis merkezindeki ifadesinde, “Derneğe girmek istedim. Beni kapıda görünce, ‘Bu kadın değil, açmayın’ dediler. Bu söze çok sinirlendim ve kendimi kaybettim. Tepki gösterince dışarı çıktılar, kendimi korumak için bıçağı rastgele savurdum. Birini yaralayıp, yaralamadığımı hatırlamıyorum” dedi.
‘PEŞLERİNİ BIRAKMAYACAĞIM’
Sorgusu tamamlanan Betül Altınyüzük, sağlık kontrolü için adli tıp birimine getirildiği sırada, gazetecilere, “Bana baş kaldıranın, başını keserim. Peşlerini bırakmayacağım” dedi. Adliyeye sevk edilen Altınyüzük, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Yaralılar Sevda S. ile Hatice K. ise tedavilerinin ardından taburcu edildi.
-

Alişan’ın en büyük korkusuydu; çocukları için yendi
Köpeklerden korktuğu herkes tarafından bilinen Alişan bu korkusun üzerine çocukları giderek yendiğini açıkladı.

Köpeklerden korktuğu bilinen Şarkıcı Alişan bu korkusunun çocukları için üzerine giderek yendiğini söyledi. TV100’de yer alan habere göre; Alişan, oğlu Burak ile kızı Eliz’in hayvan sevgisinden mahrum kalmasını istemeyen ünlü şarkıcı, geçtiğimiz gün bir Poodle ırk köpek sahiplendi.‘HAYVAN SEVGİSİNDN MAHRUM KALMALARINI İSTEMEDİM’
Alişan açıklamasında, “Çocuklar çok istiyordu, onların hayvan sevgisinden uzak kalmasını istemedim. Eliz ile Burak üzerine titriyor. İsmini onlar koydu ‘Kaju’ oldu. Köpek korkum da eskisi kadar kalmadı ama yine de büyük köpeklerden korkuyorum” ifadelerini kullandı. -

Uğur Dündar’a ‘babalık davası’ açan Dilara’dan sonra anne Suphiye Orancı da ortaya çıktı
Metin Akpınar’a babalık davası açan Duygu Nebioğlu, “Ablamın babası da ünlü bir gazeteci” dedi, o ismin Uğur Dündar olduğu öne sürüldü.

Dündar, iddiayı Adli Tıp Kurumu raporuyla yalanladı. Ancak Duygu Nebioğlu, raporun gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Öte yandan Duygu Nebioğlu’nun canlı yayında seslendiği biyolojik annesinin fotoğrafı ilk kez yayınlandı.
Metin Akpınar’ın kızı olduğu ortaya çıkan Duygu Nebioğlu, Sabah gazetesine verdiği röportajda “Ablamın babası da ünlü bir gazeteci” dedi. Nebioğlu’nun iddiasının ardından İstanbul dışındaki bir şehirde birkaç yıl önce açılan davanın taraflarından birinin Uğur Dündar olduğu ortaya çıktı.
Uğur Dündara babalık davası açan Dilaradan sonra anne Suphiye Orancı da ortaya çıktı
Hürriyet’te yer alan habere göre; Nebioğlu’nun ablası Dilara G. tarafından açılan davada, mahkeme DNA testi istedi. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen DNA raporunun sonuç kısmı şöyleydi: “Elde edilen sonuçlara göre baba olduğu iddia edilen İsmail Uğur Dündar adlı şahsın Dilara G. adlı şahıs için biyolojik babalığı reddedildi.”RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTIR
Uğur Dündar, dün sosyal medya hesabından şu açıklamada bulundu: “Bugünkü bir gazetede hakkımda babalık davası açıldığı ve haziran ayında karara bağlanacağı açıklanmış.Bugüne kadar mahkemenin aldığı gizlilik kararına titizlikle uyduk ve hep sustuk. Ama mademki karşı taraftan biri konuştu, kısaca net bir cevap vereyim. Mahkemenin her iki tarafı sevk ettiği ve son sözü söyleyecek kurum olan Adli Tıp Kurumu, DNA incelemesini bitirdi ve biyolojik babalık iddiasını reddetti. Benim ve avukatım Murat Ergün için konu kapanmıştır.”
Avukat: Uğur Dündar’dan özür dilesin
Uğur Dündar’ın avukatı Murat Ergün, dava dosyasında gizlilik kararı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gizlilik kararı olmasa ortaya çıkaracağım resmi bir evrakla tüm tartışmalara ve ahlâk dışı iddialara net bir cevap verebilirdim. Annenin de Uğur Dündar ile ilgili en ufak bir iddiası yok. En iyisi Duygu Nebioğlu ablasına sorsun, dosyada son gelişme neymiş, dosyaya gelen raporda ne yazıyormuş. Hatta ikisinin de avukatı sayın meslektaşım aynı kişi, avukatına sorsun. Öğreneceği gerçekler doğrultusunda çıksın ve kamuoyundan, Uğur Dündar’dan ve Uğur Dündar’ın ailesinden özür dilesin.”
ANNEM ORTAYA ÇIKARSA KANITLAYACAĞIZ
Duygu Nebioğlu ise DNA raporunun sonucunun değiştirildiğini öne sürdü. Nebioğlu, ablasının haziran ayında mahkemeden çıkacak karara itiraz etmeye hazırlandığını açıkladı:“Ben Metin Akpınar’dan önce Uğur Dündar’ı öğrenmiştim. 2008’den beri bildiğim bir konu bu. Kimsenin itibarıyla oynamamaya çalıştık senelerce. Ablamın davası 2 yıldır sürüyor. Ablamı ifşa etmediğim gibi Uğur Dündar’ı da ben ifşa etmedim. Kendisinin açıklamasını gördüm ama ben babama nasıl benziyorsam, ablam da Uğur Dündar’a benziyor. Saçları turuncu, uzun boylu, manken gibi bir kadın.
Şu an basın yasağı devam ettiği için sessiz kalmayı tercih ediyor. İtiraz dilekçesini hazırlıyoruz. Uğur Dündar, DNA raporunu yasal olmayan şekilde bir gazeteciye göndermiş, o gazeteci de bana gönderdi. Raporun sonucuyla oynandığını düşünüyoruz. Elbette bu konuyu kanıtlayacağız annem de ortaya çıkarsa. Kendisi annemle birlikteliğini de inkâr etmiş.”
BABAM DA BİLİYORDU
Duygu Nebioğlu, annesi Suphiye Orancı’nın neden ortaya çıkmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi: “Şu an korktuğu için ortaya çıkmıyor. Çok kötü olaylar yaşamış, büyük acılar çekmiş. Mahkeme sürecinde tabii ki ondan destek istiyoruz ama bu psikoloji işi. Ben babama bu konuyu (Suphiye Orancı’nın Uğur Dündar’la ilişkisini) söylemiştim.Yıllar öncesinden biliyordu. Annem de bana onun sevgilisi olduğunu söylemişti. Herkes kendi itibarını düşünüp bizim itibarımızı düşünmediği için savaş alanındayız. Mahkemede her şey ortaya çıkacak.”
Metin Akpınar’ın kızı Duygu Nebioğlu, annesi Suphiye Orancı’yı bulma çabaları sonuç vermeyince Müge Anlı’nın programına başvurdu.
Öte yandan 1987 yılında Suphiye Ormancı ile Antalya’da tek gecelik bir ilişki yaşayan Metin Akpınar’ın dünyaya gelen ikiz kızlarından olan Duygu Nebioğlu, yaşadıklarıyla ilgili Sabah’tan Tuba Kalçık’a konuştu.
Annenize ulaşamadığınızı söylediniz. En son ne zaman görüştünüz?
Annemle en son 2010 yılında görüştüm. O zamandan beri görüşmüyorum. Babamın Metin Akpınar olduğunu yeni öğrenmiştim o zaman. Annem Almanya’da yaşadığı için, görüntülü konuşmuştuk. Karşılıklı çok gözyaşı da döktük. Ama bir daha ne aradı, ne de sordu.Dayımlarım ve teyzemlerin üzerinden de ulaşamıyorum. Annesi öldüğünde Türkiye’ye geldi ama benden gizlediler. Bizimle görüşmek istemiyor. Ben annemi bulmak istiyorum. Annemi bulmak için Müge Anlı’dan yardım istiyorum. Ancak onun bulabileceğine inanıyorum. Gerekirse onun programına çıkarım. Müge Anlı’yı 15 yaşımdan beri takip ediyorum. Çok güveniyorum ona. Annemin 6 çocuğu var. İkisi Almanya’daki evliliğinden. 4 kardeşim de benimle aynı kaderi yaşadı. Evlilik dışı ilişkiden dört çocuğu var annemin. Bir ablamın da babası çok ünlü bir isim ve medya dünyasından. O da dava açtı, hukuk mücadelesi veriyor.
Onun babası kabul ediyor mu?
Hayır asla kabul etmiyor. Ben yine Metin Akpınar’la görüşebildim. Babası, ablamla görüşmeyi bile kabul etmiyor. Ama dava sonuçlanınca benimki gibi uzun süre konuşulacak. Ben nasıl fiziksel olarak Metin Akpınar’a benziyorsam, o da babasına benziyor. Medya dünyasından çok ünlü bir isim. Bu konuya dair daha fazla konuşamam. Annem de galiba bu davanın sonucunu bekliyor. Dava sonuçlanınca ortaya çıkacak diye düşünüyorum.İkizinizin davası sonuçlandı mı?
Hayır. Onun davası ertelendi. Davası sonuçlanınca benim gibi kardeşim de tazminat davası açacak.Annenize kırgın mısınız?
Kırgın olduğum dönemler var. Beni çok yalnız bıraktı. Ben anneme hep sevgimi gösterdim. Ama o bizimle hiç vakit geçirmedi. Annem, bizi bakıcıya bırakıp gitmiş. Bizi bir süre sonra yurda vermişler. Ben çok hastalanmışım. Bir gazeteye haber olmuşuz ‘İkizler hasta, anneleri bırakıp gitti’ diye.Annem de o sırada cezaevindeyken haberi görüyor ve gazeteciye uzun bir mektup yazıyor. Mektupta kimin kızı olduğumuz da yazıyor. O mektuba ulaştım. Çok uzun bir mektup yazmış, önemli bilgiler vermiş. Anneme, kendi annesi cezaevine gidip çocuklarını evlatlık vereceksin diye kağıt imzalatmış. Ondan sonra da zaten annemle kopuyoruz.
Annem 1992 yılında evlenip, başka bir hayat kurdu. Benim kalbimi kıran şey, annemin ne benim ne de diğer üç kardeşim için mücadele vermemesi. Dört kardeş olarak yetiştirme yurdunda büyüdük. En büyük ablam yurtta çok zor günler geçirdi. Yurttan kaçıp, sokaklarda yaşadı. Üçümüz de evlatlık verildiğimiz için ablama göre şanslıyız. İkizim ve ben annemle hiç vakit geçiremedik. 2 aylıkken bizi bakıcıya bırakıp, gitti. Bir ablamı 4, diğerini de 2 yaşındayken yurda vermiş. Biz gazeteye haber olunca 8 aylıkken yurda verildik.
Babanız bir gecelik ilişki sonucunda olduğunuzu açıklamıştı. Siz bu açıklamayı görünce neler hissettiniz?
Kendi itibarını düşünen bir adam. Çocuklarının ya da annemizin itibarını düşünmeden sadece kendini düşünerek yaptı bu açıklamayı. Onun bu açıklaması sonrası linç yedim. Metin Akpınar gerçekler ortaya çıksın istemiyor. Bir kadın olarak da rencide oldum. Annem de ben de hakaretlere maruz kaldık. Yaşadığı ilişkinin tek sorumlusu annem değil. Beni öfkeli, nefret dolu bir insan gibi göstermek istiyor babam. Benim tek derdim her şeyin ortaya çıkması. Kimseye kin duymuyorum sadece kırgınım.
Metin Akpınar sanatçı duruşundan dolayı takdir edilen bir isimdi. Bu son yaşananlardan sonra imajı da olumsuz etkilendi tabii ki..
Babam kendinin filozof olduğunu söylüyordu. 2 kamyon kitap okudum diyordu. Bize bu yaşattıkları nerede yazıyor? Dilekçede yazdıklarını okuyunca Akpınar’ın vicdansız ve merhametsiz bir insan olduğunu daha iyi anladım. Yaşadıklarımı öğrendikten sonra zaten vicdanı olsaydı bizi el üstünde tutardı. Toplumun Metin Akpınar’ı tanıdığı, kendisi gösterdiği şekilde bir Metin Akpınar tanımadım. Beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.Bana görüşmelerimizde de çok üzücü ifadeler kullandı. Mesela, Yunan adalarını tekneyle tatile çıktığı dönemde annemle birlikteymiş. Bundan dolayı da bana ‘Yunanistan’a tohumlarımı serpmeye gidiyordum, ananı gördüm ona da serptim’ dedi. Bunu duyunca hem çok üzüldüm hem de çok kırıldım. Bu sözünü senelerce kaldıramadım. Bir kadın için bu söylenmez. İşte benim tanıdığım Metin Akpınar böyle bir adam.
Metin Akpınar’ın zengin bir sanatçı olduğu biliniyor. Maddi olarak ondan beklentiniz var mı?
Tabii ki var. Benim geleceğim elimden alındı. Çocuğu olarak hakkım neyse onu istiyorum. Bana yardımı tamamen kesti. İkizime yardım yapıyor. 35 yaşındayım hâlâ beni büyüten babam bana destek oluyor. Akpınar, bir de mahkemeye başvurup fakirlik kağıdımı iptal ettirmek istedi. Mahkeme sürecinde adli yardım istedim. Mahkeme harç parasını da kendimin ödeyemeyeceğimi düşünerek, adli yardımın iptalini istedi. Ama başarılı olamadı. Akpınar istiyor ki dosyalar kapansın.Babamın kendi iş hayatım konusunda da engel olduğunu düşünüyorum. Babama çalıştığım yerin bilgilerini veriyordum, bundan kısa bir süre sonra da işten çıkarılıyordum. Bu durum çok fazla başıma geldi. Hatta belediye girdim, işe başladıktan bir gün sonra işten çıkartıldım. Akpınar istiyor ki ben maddi olarak hep ona muhtaç olayım, onun kontrolünde bir hayatım olsun.
Şimdi mahkemeye 38 sayfalık bir dilekçe verdi. Dilekçe de benimle ilgili çok üzücü ifadeler kullanmış. Annemi de çok kötülemiş. O dilekçeyi gördükten sonra babamın benimle bir daha iletişime geçeceğini düşünmüyorum. Ben de artık iletişime geçmem.
“Yurtlarda daha çok ünlü çocuğu var” açıklamanız çok konuşuluyor. Bunu biraz açar mısınız?
Çocuk Esirgeme Kurumlarında benim gibi daha çok çocuk olduğunu düşünüyorum. Eski dönemdeki magazinciler çıksın konuşsun. Biz tek değiliz. Ben o döneme ait bilgileri topluyorum. Ben basına kendi hayatımı anlatarak, benim durumumda olan diğer insanlara da cesaret vermek istiyorum. İkizim bile dava açmak istemiyordu ama ben cesaretlendirdim onu. Ben inanıyorum ki benim mücadelemden etkilenen ve hakkını arayan başka insanlar da çıkacak. Gizli gizli dünyaya gelen ve yurda verilen çok çocuk var. Çok acı hikayeleri olan insanlar var. Umarım o insanlara da cesaret veririm. Emsal bir dava açtım ve umarım benim durumumda olan diğer insanlara da umut olurum.Annenizi gördüğünüzde ilk ne söylemek istersiniz?
‘Sonunda’ derim. Ben annemi hiç görmedim, hiç dokunamadım ona. Ona sarılmak istiyorum. Onunla uzun uzun konuşmak istiyorum. Çok zor dönemlerden geçmiş bir kadın annem. Ailesinin durumu iyi olmasına rağmen ona kimse yardım etmemiş. Çok büyük yoksulluk çekmiş özellikle de bize hamileyken. Bize anlatsın istiyorum. Basına çıkmasını da asla istemem. Tek isteğim annemin fiziksel olarak yanımda olması. -

Hayat boyu zengin olacak 5 burç… Paraya para demeyecekler!
Herkes çok para kazanmanın ve zengin olmanın hayâlini kurar. Ancak zengin olabilmek için şansınızın her zaman yanınızda olması gerekir.

Astrolojide bu yıl yeni başarılara imza atarak çok para kazanacak olan burçlar var. Maddi durumu bir anda iyileşecek olan bu burçlar adeta paraya para demeyecek. Hayat boyu zengin olacak burçları sizler için araştırdık.
Bazı insanlar doğuştan şanslı olur. Bolluk ve bereket hayatları boyunca onları asla yalnız bırakmaz.
Yaşamları boyunca istedikleri her şeyi elde ederler. Diğer insanlar tarafından da her zaman kıskanılırlar. Astrolojide bu yıl çok para kazanıp zengin olacak burçlar var.
İşte bu yıl zengin olacak 5 burç…
BURCUNUZU OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ KÜÇÜK RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYIN
-

Hastalar birer birer kalp krizi geçirince ortaya çıktı: Doktor serumlara zehir katmış!
Kendisine açılan disiplin soruşturmasına öfkelenen ABD’li bir doktorun çalıştığı klinikteki hastaların serumlarına ‘zehir’ kattığı ortaya çıktı. Doktor çıkarıldığı mahkemede suçlu bulunurken ABD medyası ona ‘tıbbi terörist’ adını verdi.

ABD medyasının “Tıbbi terörist” olarak adlandırdığı Teksaslı bir doktor, çalıştığı klinikteki hastaların serumlarına ‘kalp durdurucu’ zehir enjekte etmekten suçlu bulundu.HİÇBİR DUYGU BELİRTİSİ GÖSTERMEDİ
FOX 4’ün haberine göre 12 kişilik jüri, yaklaşık yedi saat süren müzakerelerin ardından Dr. Raynaldo Ortiz’i 10 suçtan suçlu buldu. Karar okunurken, doktorun hiçbir duygu belirtisi göstermemesi dikkat çekti.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Kan donduran olay 2022 yılının yaz aylarında Ortiz’in çalıştığı Baylor Scott & White Surgicare kliniğindeki hastaların acil tibbi durumlar yaşaması ile ortaya çıktı.
MİSSİLLEME OLARAK SERUMLARA ZEHİR ENJEKTE ETMİŞ
Aynı hastanede çalışan doktor Melanie Kaspar’ın kendini kötü hissettikten sonra serum bağlatması ve aniden hayatını kaybetmesi sonrası Ortiz serum torbalarına sinir bloke edici ve ‘kalp durdurucu’ zehir enjekte etmekle suçlandı.
Federal savcılar, doktorun söz konusu eylemleri kendine açılan disiplin soruşturmasına misilleme olarak gerçekleştirdiğini vurguladı.
GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Dava dosyasına göre, Ortiz’in eylemleri sonucunda birçok hastanın kalp krizi geçirdi. Mahkemeye kanıt olarak sunulan güvenlik kamerası görüntülerinde doktorun 19 Ağustos 2022 tarihinde ameliyathanenin dışındaki paslanmaz çelik ısıtıcıya bir serum torbası yerleştirdiği görülüyor. Dakikalar sonra başka bir personel bu torbayı alıyor ve kısa süre serumun verildiği hastanın kalp krizi geçirdiği öğreniliyor.
Serum aldıktan sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden doktor Melanie Kaspar’a yapılan otopsi de kadının ameliyat sırasında kullanılan uyuşturucu bir madde ile zehirlendiğini ortaya koydu.
13 HASTA KALP KRİZİ GEÇİRDİ
FOX 4, 2022 yılının Mayıs ve Ağustos ayları arasında benzer bir şekilde kalp krizi geçiren hasta sayısının 13 olduğuna dikkat çekerken, New York Post gazetesi Oritz’in kendisine açılan disiplin soruşturması sonrası hastanedeki diğer doktorları suçladığını yazdı.Ortiz’in iki ila üç ay içinde hapis cezasına çarptırılması bekleniyor. ABD medyası doktorun hayatının geri kalanını federal hapishanede geçirebileceğini iddia ediyor.
-

Türkiye’nin en zengin kadını
Saygın Amerikan ekonomi dergisi Forbes tarafından açıklanan yılın en zengin kadınları listesinde dikkat çeken bir isim, Koç Holding’in varislerinden İpek Kıraç oldu.

Amerikan ekonomi dergisi Forbes tarafından açıklanan yılın en zengin kadınları listesinde yer alan İpek Kıraç’ın serveti 3 milyar doların üzerinde.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
2016 yılında Koç Holding’in yönetim kuruluna katılan İpek Kıraç, holdingin stratejik yönlendirme ve karar alma süreçlerinde etkin bir rol oynuyor.
İpek Kıraç’ın iş dünyasındaki liderliği sadece Koç Holding ile sınırlı değil. Kıraça Holding’in bir yan kuruluşu olan Sirena Marine Denizcilik Endüstri ve Ticaret’in başkanı ve CEO’su olarak da görev yapıyor. 2012 yılından beri bu görevi başarıyla sürdüren Kıraç, denizcilik sektöründe uzmanlığını ve liderlik yeteneklerini sergiliyor.
İpek Kıraç Kimdir?
İpek Kıraç (d. 29 Kasım 1984, İstanbul), Türk İş insanı ve yönetici. Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesidir.
Yaşamı
29 Kasım 1984’te İstanbul’un Eminönü ilçesinde doğdu. Küçük yaştayken İnan ve Suna Kıraç tarafından evlat edinildi.İpek Kıraç, 2002 yılında Koç Özel Lisesi’nden, 2007 yılında Brown Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu.
2009 yılında başladığı Brown Üniversitesi Halk Sağlığı programında yüksek lisans eğitimine devam ederken, UMass Tıp Fakültesi’nde ALS hastalığı üzerine araştırmalar yürüten Cecil B. Day Laboratuvarı Nöromusküler Araştırmaları’nda görev aldı.
İpek Kıraç, Amerikan Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nde gerçekleştirdiği stajıyla klinik deneyimi kazandı.
İpek Kıraç, 2012 – 2021 yılları arasında Sirena Marine Denizcilik San. Ticaret A.Ş.’nin CEO’luğunu üstlendi.
İpek Kıraç’ın liderliğinde Sirena Marine stratejik bir dönüşüm geçirirken, lüks yelkenli ve motor yatlar sektöründe kendi markasını geliştirip, Türkiye’nin en büyük ilk 500 ihracatçısı arasına girdi.
Üretimdeki mükemmeliyet yaklaşımı ve marka bilinirliği Sirena Marine’i savunma sanayi ve otomotiv sektörlerindeki projelerde de tercih edilen bir tedarikçi haline getirdi.
İpek Kıraç’ın liderliği altında cirosu 10 yıldan az bir sürede 5 kat büyüyen, kârlılığı ise aynı sürede 20 kat artan şirket, sektöründe küresel bir oyuncuya dönüştü.
Günümüzde İpek Kıraç, Sirena Marine’deki Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini halen sürdürüyor.
Suna Kıraç ve İnan Kıraç Vakfı’nın Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği’ni de yürütmekte olan İpek Kıraç, 2021 yılında annesi Suna Kıraç’ın ismini taşıyan “Suna’nın Kızları” adında bir eğitim inisiyatifini başlattı.
Suna’nın Kızları, disiplinler arası ve bütüncül bir yaklaşımla, kız çocuklarını hayallerini gerçekleştirmeleri yolunda güçlendirecek destekleyici bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyor.
İpek Kıraç, dijital teknolojileri kullanarak ve gönüllü katılımı seferber ederek sokak hayvanlarının refahı üzerine çalışan SemtPati Vakfı’nı kurdu.
İpek Kıraç; Vehbi Koç Vakfı, Temel Ticaret ve Yatırım A.Ş., Amerikan Hastanesi, Zer Merkezi Hizmetler A.Ş., Arçelik Pazarlama A.Ş. ve Setur Servis Turistik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütüyor.
Koç Okulu Yönetim Kurulu Başkanı olan İpek Kıraç, Koç Üniversitesi ve Galatasaray Eğitim Vakfı Mütevelli Heyet Üyeliği, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Mütevelli Heyet Üyeliği görevlerine devam ediyor.
-

İzmir’deki korkunç cinayet! Eşinin sevgilisinin tuttuğu kiralık katil öldürmüştü… Yeni detaylar ortaya çıktı: 20 gün önce boşanma kararı almış
İzmir’in Bayraklı ilçesinde kamyonetinde, eşi Anıl Akgül’ün (42) sevgilisi Rojhat Kızılban’ın (35) tuttuğu tetikçi Gültekin Uslu (45) tarafından öldürülen Mehmet Akgül’ün (49), 20 gün önce boşanma kararı aldığı ortaya çıktı.

Kızılban ve Uslu’nun ardından Anıl Akgül de tutuklandı. Mehmet Akgül’ün ağabeyi Hasan Akgül (53), “Bu kişiler, kardeşimin parasıyla 500 bin TL’ye tetikçi tutmuş. Kardeşim aracındayken, başından vuruluyor. Bizim malımızın üstüne oturmak için bu yola girilmiş. En ağır cezayı alsınlar. Kanunlara inanıyorum. Güvenimiz tam. Peşini bırakmayacağız, ne gerekiyorsa yapacağız” diye konuştu.
Olay, 10 Nisan’da, Bayraklı ilçesi Postacılar Mahallesi 7610 Sokak’ta meydana geldi. Ramazan Bayramı’nın ilk günü, saat 07.00 sıralarında, bayram namazı için camiye giden kişi, ayakkabı toptancısı ve inşaat işiyle uğraşan, evli ve 1 çocuk babası Mehmet Akgül’ü, kamyonetinin direksiyonu başında, kanlar içinde ve hareketsiz halde görüp, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.
İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Aracın sol camının kırık olduğu ve başından tabancayla vurulduğu anlaşılan Mehmet Akgül, ambulansla özel hastaneye kaldırıldı. Doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayan Akgül’ün yakınlarına teslim edilen cenazesi, 12 Nisan’da öğle vakti İzmir’de toprağa verildi.
EŞİYLE BİRLİKTE 3 GÖZALTI
İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği dedektifleri, olayı aydınlatmak için çalışma başlattı. İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Bayraklı Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma Bürosu ekipleri de dedektiflere destek verdi. Polis ekipleri, Mehmet Akgül’ün dükkanı ve evinin bulunduğu sokakta öldürüldüğünü belirledi. Ancak kamyonetinin park halinde olduğu yeri gören herhangi bir güvenlik kamerası bulunamadı.
Ekipler, geniş alanda kamera çalışması yaptı. Bölgedeki 30’dan fazla güvenlik kamerasının onlarca saatlik görüntüleri tek tek izlendi. İlk olarak Mehmet Akgül’ün kamyonetle saat 05.00 sıralarında mahalleye girdiği belirlendi. Akgül’ün mahalleye giriş ve olay yerinde bulunduğu saatler arasındaki görüntülerden, mahalleye giren otomobildeki İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işçi olarak çalışan Rojhat Kızılban ve Gültekin Uslu üzerinde yoğunlaşılıp 2 şüpheli gözaltına alındı.
Polis, konuyla ilgili Mehmet Akgül’ün eşi Anıl Akgül’ün bilgisine başvurdu. Tedirgin davranışlar sergileyen Anıl Akgül de gözaltına alındı. Anıl Akgül’ün, eşinin ayakkabı dükkanında çalıştığı ve çiftin çocuklarının da 15 yaşında olduğu öğrenildi.
EŞİ, CİNAYETİ İTİRAF ETTİ
Şüphelilerden Rojhat Kızılban ve Gültekin Uslu, polisteki suçlamaları kabul etmezken; Anıl Akgül cinayeti itiraf etti. Anıl Akgül, ifadesinde, Mehmet Akgül’ün kendisiyle ilgilenmediğini, Rojhat Kızılban ile bu süreçte gönül ilişkisinin başladığını, cinayeti Kızılban’ın 500 bin TL karşılığında tetikçi olarak tuttuğu Gültekin Uslu’ya işlettiğini de söyledi. Uslu’ya, anlaşılan paranın ödenmediği öğrenildi.
TUTUKLANDILAR
Rojhat Kızılban da ifadesinde, Gültekin Uslu ile mahalleye geldiğini ancak olayla ilgisinin bulunmadığını anlattı. Gültekin Uslu ise ifadesinde aşırı alkollü olduğu için olayı hatırlamadığını öne sürdü. Polis, Uslu’nun olayda kullandığı değerlendirilen tabancaya da el koydu. Şüpheliler, polisteki işlemlerinin ardından dün, adliyeye sevk edildi. Rojhat Kızılban ve Gültekin Uslu tutuklandı, Anıl Akgül ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılığın yeni değerlendirmeleri sonucu Anıl Akgül, dün tekrar gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Anıl Akgül de tutuklandı.
“TÜM MAL VARLIĞIMIZ KARDEŞİMİZ MEHMET’İN ÜZERİNEYDİ”
Üzüntüsünü dile getiren Mehmet Akgül’ün ağabeyi Hasan Akgül, 4’ü kız 10 kardeş olduklarını belirterek, “5 kardeş olarak İngiltere’de 33 yıldır çalışıyoruz. Birikimimizi, tüm kazancımızı değerlendirmesi için kardeşimiz Mehmet’e gönderiyorduk. Tüm mal varlığımız kardeşimiz Mehmet’in üzerineydi. Kardeşim burada ayakkabı ve inşaat işiyle uğraşıyordu. Biz de dönem dönem gelip yanında duruyorduk. O eşi olacak kadın, kendine bir dost tutmuş. Biz çalışkan insanlarız. Kardeşim sürekli eve ve işe gidip geliyordu. Dostuyla kendilerine ev tutmuşlar. Köpek bile almışlar. ‘Annemin, babamın yanına gidiyorum’ diyordu. Ben de ailesinin yanına gideceğini söylediğine şahit oldum. 2018 yılından beri bu kişiyle berabermiş” diye konuştu.
“PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Kardeşinin 20 gün önce aldatıldığını öğrenince eşinden anlaşmalı boşanma kararı alıp durumu kendilerine söylediğini belirten Hasan Akgül, “Mehmet, eşine, ‘Kardeşlerime bendeki paralarını iade edeceğim’ demiş. Sonrasında ise kardeşim evine geldiğinde öldürüldü. Bu kişiler, kardeşimin parasıyla 500 bin TL’ye tetikçi tutmuş. Kardeşim aracındayken, başından vuruluyor. Bizim malımızın üstüne oturmak için bu yola girilmiş. En ağır cezayı alsınlar. Kanunlara inanıyorum. Güvenimiz tam. Peşini bırakmayacağız, ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.
-

‘Kızıma mezar yeri aldım’ demişti! Sinan Özen’den duygusal açıklamalar
Şarkıcı Sinan Özen’in minik kızı Neva, bağırsak rahatsızlığından dolayı yedi kez ameliyat masasına yatmıştı. Özen, son ameliyatı başarılı geçen ve iyileşme sürecinde olan kızından bahsederek, duygusal açıklamalar yaptı.

2016 yılında Burcu Kartal ile evlenen Sinan Özen, bu evliliğinden Neva ve Sanberk adında ikizlere sahip olmuştu. Neva bebek, bağırsak yırtılması nedeniyle pek çok kez ameliyat olmak zorunda kalmıştı.
Yaşadığı süreci anlatan Özen, “Bunu eşim de ilk defa duyacak ama ben çocuğumun mezarlık yerini hazırlamıştım, doktorlara da ‘Aramızda kalacak her şey. Çocuk da burada tedavi olacak, eşim hiçbir şey bilmeyecek’ demiştim. Ona onu hissettirmemeliydim zaten. Bir baba olarak tüm organizasyonu yapıyorsun ama içinde yaşadıklarını anlatamam” şeklinde konuşmuştu.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Ünlü isim, Ramazan Bayramı’nın birinci gününde Kıbrıs’taki bir otelde sahne aldı. Konser öncesi gazetecilerle bir araya gelen şarkıcı, gündeme dahil açıklamalarda bulundu.
“BEN DE UFAK DOKUNUŞLAR YAPTIRIYORUM”
Sanatçı arkadaşlarının estetik haberleriyle alakalı konuşan Özen, “Gereği varsa yapılabilir. Kendim estetik falan yaptırmış değilim. Bir yere alıp konumlandırmayı ben doğru bulmuyorum. Bende de ufak tefek dokunuşlar yaptırıyorum” dedi.Şarkıcı, meslektaşı Alişan’ın, “Erkek adam kendisine fazla elletmemesi lazım” sözlerine ise “Hiçbirimizin başkasının hayatına karışma haddimiz yok. O nasıl istiyorsa onu yaptırabilir. Erkeği, kadını, ne alakası var?” diyerek cevap verdi.
“BİZ YARGI MEKANİZMASI DEĞİLİZ”
Etek giyip oje süren erkek sanatçılarla alakalı da konuşan Sinan Özen, “Oje sürer, etek giyer. Canı ne istiyorsa onu yapar. O onun kararı. Ben tartışamam, söyleyemem. Erkek adamın adamlığını etek ve oje kullanmamasıyla ispat edemezsiniz. Ben etek giymeyip de adam olmayan insan tanıdım. Canı ne istiyorsa onu yapsın. Biz yargı mekanizması değiliz” ifadelerini kullandı.“KIZIM BANA VERİLEN BİR EMANET”
Kızının sağlık durumuyla alakalı soruları yanıtlayan sanatçı, şöyle konuştu:Benim en büyük hayalim, sevgili kızımın adımlarını atarak bana babacığım diye gelmesi. Onun mücadelesini veriyoruz. Daha zor zamanlardan geçen insanlar var, bunu da unutmamak lazım. Kızım bana verilen bir emanet ve bu da benim sınavım, benim mücadelem.
Özen, kızıyla alakalı söylediği “Mezarını bile almıştım” sözleri hatırlatılınca; “Bunlar çok üzücü şeyler, bu konuların gündeme gelmesi beni rahatsız ediyor. Ayırdığın mezar yeri senin inisiyatifinde değil. Ona verilen ömrü ben bilemiyorum. Süreç hala devam ediyor” dedi.
-

Bursa’da kayıp 2 yaşındaki çocuğun cansız bedeni bulunmuştu! Oğlunun ölüm haberini alan anne erken doğum yaptı
Bursa’nın İnegöl ilçesinde, ailesiyle piknik yaparken kaybolan ve cansız bedeni 7 saat sonra bulunan Suriyeli Muhammed Hamduni’nin (2) ölüm haberini alan 8,5 aylık hamile annesi Abir Arokom (30), aynı gece bir erkek bebek dünyaya getirdi.

Abir Arokom, ölen oğlunun adını yeni doğan bebeğine verirken; babası Ahmet Arokom (32) da aynı gün yapılan cenazesinde, Muhammed’in tabutunu kucağında taşıyıp, ardından oğlunu toprağa verdi.
Olay, Kozluca Mahallesi’nde, 10 Nisan’da saat 14.00 sıralarında meydana geldi. Suriye uyruklu Ahmet Arokom ile 8,5 aylık hamile eşi Abir Arakom, tek çocukları olan Muhammed Hamduni ile piknik yapmak için dere kenarına gitti.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
İddiaya göre, anne ve babası yemek hazırlarken Muhammed, ailesinin yanından uzaklaşıp kayboldu. Çevrede 4 saat çocuğunu arayan çift, Muhammed’e ulaşamayınca güvenlik birimlerine başvurdu.
Jandarma arama ve kurtarma ile AFAD, UMKE, ANDA, İNDAK, İtfaiye Arama Kurtarma, polis dalgıç ekipleri ve ‘Zanka’ isimli arama köpeği bölgeye sevk edildi. Çocuğun cesedi, kaybolduktan yaklaşık 7 saat sonra, polis dalgıç ekipleri tarafından piknik yapılan yerin yaklaşık 500 metre uzağında, dere yatağında bulundu. Dereye düşüp boğulduktan sonra cesedinin sürüklendiği tahmin edilen Muhammed’in cenazesi, otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu’nun morguna kaldırıldı.
Muhammed’in öldüğünü öğrenen ve doğum sancıları tutan anne Abir Arokom, kaldırıldığı İnegöl Devlet Hastanesi’nde sezaryenle bir erkek bebek dünyaya getirdi. Annesi, bebeğiyle hastanede tedaviye alındı. Çocuğunu kaybeden aile, ardından kavuştukları yeni bebeklerine de Muhammed’in adını verdi.
Öte yandan otopsisi yapılan Muhammed, dün ikindi vakti babası Ahmet Arokom’un kucağında Hürriyet Camisi’ne getirildi. Ahmet Arokom’un tabuta sarılıp ağladığı görüldü. Muhammed, kılınan cenaze namazının ardından Mahmudiye Mezarlığı’nda toprağa verildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
-

Zeynep’in Cüneyd’in Annesi Gülayşe’yle Olan Bağlantısı Ne? Kızıl Goncalar’la İlgili Kafa Karıştıran Teori
Sezonun en iddialı yapımlarından biri olan Kızıl Goncalar, verdiği seyir zevkinin yanı sıra içerdiği metaforlarla da dikkat çekmeyi sürdürüyor. Diziyle ilgili son iddia sosyal medyanın gündemine oturmayı başardı.

NOW TV ekranlarında yayımlanan Kızıl Goncalar dizisi ülke gündeminden düşmüyor. Diziyle ilgili bir teori kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturdu. Sosyal medyada hızla yayılan teori birçok seyirci tarafından da ilgi çekti.Diziyle ilgili ortaya öyle teoriler atılıyor ki en baştan bir de bunu düşünerek izlemek istiyorsunuz. Bu kez de Zeynep ile Cüneyd’in annesi Gülayşe arasındaki ilişkiye dair teori gündem oldu. Bu teoriyle ilgili dikkat çeken bir haber yayımladı.
CÜNEYT’İN (MERT YAZICIOĞLU’NUN GÜNLÜK YAŞAMINDAN FOTOĞRAFLAR
BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Sezonun en iddialı ve en çok izlenen yapımlarından biri olmayı başaran Kızıl Goncalar, alt metninde yatan konularla da sık sık gündeme geliyor.
Diziyle ilgili ortaya atılan teoriler, dizinin taşıdığı anlamı da bambaşka yerlere taşıyor. Bu kez bir X kullanıcısı (@seymazing) Zeynep ve Cüneyd’in annesi Gülayşe arasında bir bağlantı olduğunu dile getirdi!
Gelin teoriyi birlikte inceleyelim… Teorinin temelinde Cüneyd için ‘Zeynep=Gülayşe’ düşüncesi yatıyor.
Bu sahnede Cüneyd’in kriz anında kendisine tutulan aynanın ardından Cüneyd, “Sana bir ayna getirdim baktığında beni gör diye” diyor. Bahsi geçen şiir Mevlana’nın Bilemezsin şiiri.
Dizide pek çok dizi/filmde kullanılan ayna metaforu kullanılıyor. Levent’in ölüm rabıtasında da gördüğümüz bu metaforda aynaların yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyası arasında bi geçiş kapısı gibi kullanıldığını anlıyoruz.Kullanıcının teorisine göre Cüneyd elbette Zeynep’i annesi sanmıyor ama onu ilk gördüğünden beri Zeynep onun için annesiyle arasında ayna gibi olduğunu düşünüyor.
Cüneyd Zeynep’te matematik gibi annesinden bir parça görüyor. İlk karşılaşmalarındaki Ömer Hayyam kitabı ve sonrasındaki sohbetlerinde yaptıkları alıntılar, Zeynep’in Cüneyd için annesinin ne kadar önemli olduğunu anladığını daire çizerek anlatması ve Arif görmesin diye bunu silmesi, o akşam annesinin mezarına yatıp Zeynep’in çizdiğini çizmesi, riyaziye meselesi ortaya çıkınca Zeynep’i annesiyle bağı olan surlara götürüp yaptığı konuşma bunlara birer örnek.
Hatta Zeynep’e söylediği ‘ben seni tutamam biliyorsun (annemi de tutamadım), fıtrata savaş açıp kazanan yok (annem kazanamadı), okumak neden savaş olsun ki? Bu fikir bu çatıyı başına yıkar o zaman anlarsın (annemin çatısını yıktı), anne kalandır giden değil (ama annem gitti), annem olsan sende gidecekmişsin’ ifadeleri de bunun birer göstergesi gibi.
Peki neden mürşid Zeynep ve Meryem’e imtiyaz gösteriyor? Çünkü aynı Suavi gibi çok hasta ve ölüme çok yakın belki de o da Suavi’nin 28 şubatta sayısız kızın aldığı ahını Zeynep’e yardım ederek temizlemek istediği gibi gelinine yaptıklarının ya da yapıldığını bilip göz yumduklarının vicdan azabını temizlemek istiyordur (p=q).
X kullanıcısı ayrıca Gülayşe’nin intihar etmediğini, ya buna zorlandığını ya da psikolojisinin bu denli bozulduğunu düşünüyor. Cüneyd’in mürşide zaman zaman laf sokmasının altında da annesine bir şeyler yapıldığının öfkesinin yattığını düşünüyor.
Zeynep’e ‘beni yalnız bırakma’ demesinin nedeni de etrafı kalabalık gözükse de aslında çok yalnız olması. Kullanıcı ayrıca ömrü yalnız bir şekilde kütüphanede geçen Cüneyd’in belki de bunları unutması ve kimseye anlatmaması için kütüphaneye kapatıldığını belirtiyor.
-

Beylikdüzü’nde pitbull dehşeti… ‘Ben parçalanan 6’ncı kişiyim’
İstanbul Beylikdüzü Sahili’nde ailesiyle vakit geçiren Cem Mert Özer, alışveriş yapmak için büfeye yöneldiği sırada pitbull cinsi bir köpeğin saldırısına uğradı. Bacağına 28 dikiş atılan Özer, “Ben parçalanan 6’ncı kişiymişim, benden önce 5 kişiyi daha parçalamış” ifadelerini kullandı.

Olay, 7 Mart Pazar günü, akşam saatlerinde, Gürpınar Sahili’nde bulunan bir büfenin önünde meydana geldi. İddiaya göre; Cem Mert Özer, hafta sonu ailesi ile gezmek için sahile gitti. Özer, kızına bir şeyler almak için büfeye yöneldiği sırada pitbull cinsi bir köpeğin saldırısına uğradı.EVDE İYİLEŞMEYİ BEKLİYOR
Köpek, Özer’in sol bacağından ısırdı. Özer, kurtulmak için bir süre köpekle boğuştuktan sonra kurtulmayı başardı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı kişiyi ambulans ile Esenyurt Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bacağına 28 dikiş atıldıktan sonra yürüyemeyen Cem Mert Özer, evde iyileşmeyi bekliyor.
“GIRTLAĞIMA SALDIRMAYA ÇALIŞTI”
Yaşadıklarını anlatan Cem Mert Özer, “Kızım bir şeyler istedi. Cüzdanımı aldım, Allah’tan kızımı annemlerin yanına bırakmıştım. Büfeye doğru yürümeye başladım. Uzaktan beyaz büyük bir köpek fark ettim. Zinciri de uzundu. Köpeğin etrafında bazı kişiler uyuşturucu madde alıyorlardı. Ben yaklaşınca köpeğin zincirini biraz daha saldılar. Ben yaklaştıkça köpek havlayama ve hırlamaya başladı, ağızlığı da yoktu. Ben geri geri gitmeye başlayınca bir anda fırladı ve arkamdan yakaladı. Yerdeki boğuşmadan sonra üstüme geldi. Gırtlağıma saldırmaya çalışınca can havliyle vurarak köpeği sersemlettim. Sonra sol bacağımı kaptı ve çenesiyle dönmeye başladı. Ben yine can havliyle sağ ayağımla vurarak uzaklaştırmaya çalıştım. Yine kurtuldum ama bu seferde sol baldır içinden yakaladı” dedi.
“KÖPEKLE 7-8 DAKİKA BOĞUŞTUM”
Etraftaki vatandaşların yardım etmek istediğini söyleyen Özer, “Saldırgan vahşi köpek olunca yardım edemediler. 7-8 dakikalık boğuşma sonucu bir şekilde kendimi kurtardım. Olay yerinde hemşire olduğunu söyleyen bir kişi vardı, ilk müdahalemi o yaptı. Köpeği bu büfenin sahibi bile isteye üzerime saldı. Çünkü büfenin kepengi yarımdı köpeği salar almaz kepengi kapattı. Yanımda çocuğum olsa çocuğumu parçalasaydı bunun hesabını kim verecekti” diye konuştu.
“POLİSLER ŞİKAYETÇİ OLMAM KONUSUNDA YARDIMCI OLMADI”
Özer, “Olay yerine devriye ekibi geldi. Ben yerde yatarken ‘köpeği kaçırıyorlar, müdahale edin’ dedik. Polis ekipleri olay yerine gitmedi. Sonra gittiler geri geldi polisler ‘oranın köpeği değilmiş’ dediler. Biz video kaydı alarak köpeğin orada olduğunu söyledik. Polisler şikayetçi olmam konusunda yardımcı olmadılar. Bu büfenin ilk vukuatı değilmiş.” ifadelerini kullandı.
“BEN PARÇALANAN 6’NCI KİŞİYMİŞİM”
Köpeğin daha önce de 5 kişiye saldırdığını söyleyen Cem Mert Özer, “Ben parçalanan 6’ncı kişiymişim, benden önce 5 kişiyi daha parçalamış. Buradan sayın İstanbul Valimizden ricam; hepimizin malı ve canı onun güvencesinde. Biz devletimizden bu uyuşturucu bağımlısı kişilerin esnaflık yapmasını istemiyoruz. Zevk için insanlara köpek saldırtmasını istemiyoruz. Bacağımda 27-28 dikiş var. Yara çok büyük olduğu için köpek yarasına doktorlar normalde dikiş atılmadığını söyledi. Yaralarım büyük olduğu için mikrop kapmaması için bu sıklıkta dikiş atıldı. Yaralarım normalde plastik cerrahi gerektiriyormuş” diye konuştu.





















































































