Yazar: admin

  • Motorlu kurye üniversiteli Ata Emre öldürülmüştü! Olay anı kamerada

    Motorlu kurye üniversiteli Ata Emre öldürülmüştü! Olay anı kamerada

    Balıkesir’de bir zincir restoranda motorlu kurye olarak çalışan üniversite öğrencisi Ata Emre Akman (20), önünü kesen E.Ö. (17) tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olay anının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

    Olay, 11 Mayıs’ta Karesi ilçesi Karaoğlan Mahallesi Emir Sokak’ta meydana geldi. Bir zincir restoranda kurye olarak çalışan Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencisi Ata Emre Akman, motosikletle sipariş bıraktığı adresten dönerken E.Ö. tarafından bilinmeyen bir nedenle önü kesildi. E.Ö., Akman’ı vücudunun çeşitli yerlerinden bıçakladı. Akman kanlar içinde kalırken, E.Ö. ise kaçtı.

    Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde Akman’ın hayatını kaybettiği belirlendi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Polis ve savcının olay yerindeki incelemelerinin ardından Ata Emre Akman’ın cansız bedeni, Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı.

    Çalışma başlatan polis, çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye aldı. Görüntülerden kimliği tespit edilen E.Ö., ailesiyle yaşadığı eve düzenlenen operasyonla yakalandı. E.Ö. ve saklanmasına yardımcı olduğu ileri sürülen babası O.Ö., gözaltına alındı.

    Kasten yaralama ve tehditten 6 ayrı suç kaydı bulunan E.Ö. ve babası, polisteki işlemlerinin ardından aynı gün adliyeye sevk edildi. E.Ö., çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, babası serbest bırakıldı.

    Bu arada soruşturma sürerken olay anının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Yakındaki bir okulun güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, Akman’ın vücuduna aldığı çok sayıda bıçak darbesiyle motosikletinin üzerine düşmesi görülüyor.

  • Ayten Gökçer’e veda… “Bana bir şey olursa sakın üzülmeyin”

    Ayten Gökçer’e veda… “Bana bir şey olursa sakın üzülmeyin”

    84 yaşında hayatını kaybeden tiyatro ve sinema oyuncusu Ayten Gökçer için Zincirlikuyu Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Taziyeleri Ayten Gökçer’in kızı Aslı Gökçer Oba, damadı Kerem Oba ile torunları Efe Rıza Oba ve Yonca Oba kabul etti.

    84 yaşında hayatını kaybeden tiyatro ve sinema oyuncusu Ayten Gökçer, Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bugün sanat camiamız adına yine çok acı bir gün. Çok önemli bir değerimizi kaybettik. Bütün sanat dünyamızın, camiamızın ve memleketimizin başı sağolsun” diye konuştu.Ayten Gökçer’in cenazesi 23 Aralık 2009’da vefat eden eşi Cüneyt Gökçer’in Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri yanına defnedildi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Cenaze törenine, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, sanatçı Zerrin Tekindor, Ayşen İnci, Ahmet Uğurlu, Meltem Cumbul, gazeteci Fatih Altaylı, Ertuğrul Özkök ve Gökçer’in sevenleri katıldı. Gökçer’in cenazesi öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından 23 Aralık 2009’da hayatını kaybeden eşi Cüneyt Gökçer’in Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabrinin yanına defnedildi. ”

    ‘BANA BİR ŞEY OLURSA SAKIN ÜZÜLMEYİN’DEDİ

    Taziyeleri cami avlusunda kabul eden Gökçer’in kızı Aslı Gökçer Oba, “Bütün sevenlerinin başı sağolsun. Bekliyorduk aslında uzun zamandır bekliyorduk ama insan yine de ne kadar bekliyorum zannetse de o hiç gitmez zannettik. Çok güçlüydü, çok dayandı. Onun ifadesiyle söyleyeyim; ‘Çok güzel yaşadım’ dedi. ‘Çok sevdim, çok sevildim, çok mutlu oldum hem mesleğimde hem özel hayatımda, o yüzden bana bir şey olursa sakın üzülmeyin’ dedi. Ben de herkese bunu iletmiş olayım. Dostları hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Dediğim gibi üzülmesinler, onu oyunlarıyla, sevdikleri anılarıyla kutlasınlar. Bunu yaşasınlar içlerinde”
    ifadelerini kullandı.

    “ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİMİZİ KAYBETTİK”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bugün sanat camiamız adına yine çok acı bir gün. Çok önemli bir değerimizi kaybettik. Ayten Hanım çok küçük yaşlardan beri sanata kendini adamış bir insandı. Aslında baleyle başlayıp sonra tiyatroya geçmiş, çok önemli bir sanatçımız. Sadece tiyatro oyuncusu olarak değil, beyaz perdede de sahnede de çok başarılı işler çıkarmıştı. Kendisi aynı zamanda devlet sanatçısı ünvanı da almış çok başarılı bir oyuncumuz ve yine 1992 yılında Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne de layık görülmüş bir üstadımız. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Bütün sanat dünyamızın, camiamızın ve memleketimizin başı sağolsun” dedi.

    “ÇOK İYİ BİR ANNE, ÇOK İYİ BİR DOST, ÇOK İYİ BİR OYUNCUYDU”

    Oyuncu Zerrin Tekindor ise, “Çok değerli bir oyuncuydu ve çok iyi bir insandı. Çok komikti, çok eğlenceliydi. İnanılmaz bir yetenekti, böyle bambaşka bir ışığı vardı onun. Çok sevgili Cüneyt Gökçer hocamıza kavuşmuş oldu. Nurlar içinde yatsın, çok özleyeceğim” diye konuştu.

    Bir diğer yakın arkadaşı Işıl Yücesoy ise, “Diyecek birşey yok, gerçekten acım çok büyük. Ayten’i tarif etmek çok zor. O, onca yıl zirvede kalmış. Bunca yıl tiyatroyla yaşamış ama bunun dışında çok iyi bir anneydi, çok iyi bir dost, çok iyi bir oyuncuydu. Mekanı cennet olsun. Birkaç tane Ayten Gökçer gelmeyecek Türkiye’ye. Onun için ülkemin başı sağolsun” dedi.

    84 yaşında hayata gözlerini yuman tiyatro ve sinema oyuncusu Ayten Gökçer’in cenazesi, Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen törenin ardından eşi Cüneyt Gökçer’in Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri yanına defnedildi. Gökçer, ’Taçsız Kral’, ’Yılan Hikayesi’, ’7 Kocalı Hürmüz’, gibi önemli sinema filmleri ile tiyatro oyunları ve dizilerde rol almıştı.

    ANNEMİ KAYBETTİM, ANNESİZ OLUR MU?

    Kötü haberi Ayten Gökçer’in kızı Aslı Gökçer duyurmuştu:

    ‘Kafa tuttuğu hastalığın, kafası bile yerinde değilken… En yakınlarımızı bile inandıramadık hastalığına çünkü zekası her şeyin önüne geçti. Son zamanlara kadar şaşırttı, kahkahalara boğdu yetmez gibi akıl verdi. Bu sefer gitmeyi seçti kalbinden hiç eksiltmediği annesine, Cüneyt’ine… Aslı’sını, Efe’sini, Yonca’sını, damadı Kerem’ini, Ayşen’ini, Cansu’sunu Lal’ini güçlü yüreğine aldı ve sessizce gitti. Çok sevdik seni annem, çok kırık kalbimiz’

  • Sanatçı Ayten Gökçer hayatını kaybetti

    Sanatçı Ayten Gökçer hayatını kaybetti

     

    Tiyatronun ve sinemanın usta isimlerinden Ayten Gökçer, 84 yaşında hayatını kaybetti. Gökçer’in cenazesi yarın Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

    Gökçer’in cenazesi 15 Mayıs Çarşamba günü öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na eşi Cüneyt Gökçer’in yanına defnedilecek.

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sanatçının vefatına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sinema ve tiyatromuzun duayenlerinden Ayten Gökçer’in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Sanatıyla ardında derin izler bırakan kıymetli sanatçımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKAYIN

    Ayten Gökçer kimdir?
    Ankara doğumlu Ayten Gökçer, 26 Ocak 1940 yılında dünyaya geldi. 1952 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’nın bale bölümüne başlayan Gökçer, 1958 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nun sanatçı kadrosunda göreve başladı.

     
    1964 yılında tiyatro oyuncusu Cüneyt Gökçer ile dünyaevine giren Ayten Gökçer’in Aslı Gökçer adında kızı vardır. Eşi tiyatrocu Cüneyt Gökçer 23 Aralık 2009 yılında hayatını kaybetti.

    1965 yılında yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı ve Ajda Pekkan, Erol Taş, Gönül Yazar ile beraber Galatasaray’ın efsane futbolcusu ve gol kralı Metin Oktay’la başrolü paylaştığı Taçsız Kral filmiyle sinemaya başladı. Ama sinemadan daha çok tiyatroya önem verdi. Yedi Kocalı Hürmüz adlı müzikalde Hürmüz rolü ile başrolde oynadı.

    Kazandığı ödüller

    1988’de Devlet Sanatçısı olan Ayten Gökçer, pek çok ödül kazandı. 1999 yılında Yılan Hikayesi adlı dizi ile televizyon dizilerinde oynamaya başladı. Gökçer’in kazandığı ödüllerden bazıları ise şöyle:

    1966 – 1967 Sanat Sevenler Derneği Yılın En İyi Kadın Oyuncusu ödülü
    1970 – 1971 Sanat Sevenler Derneği Yılın En İyi Kadın Oyuncusu ödülü
    1974 Gazeteciler Derneği En İyi Sanatçı ödülü
    1975 Gazeteciler Derneği En İyi Kadın Sanatçı ödülü
    1976 Tercüman gazetesi okuyucu oyları ile Yılın Sanatçısı ödülü
    1982 Ses Mecmuası Yılın En İyi Kadın sanatçısı ödülü
    1989 Türk Basın Birliği’nin Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı ödülü
    1990 Türk Basın Birliği’nin Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı ödülü
    1992 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
    1997 Türk İş Kadınları derneği En İyi Sanatçı ödülü

     

    Rol aldığı yapımlar

    1965 – Taçsız Kral

    1967 – 501 Numaralı Hücre

    1967 – İçli Kız Funda

    1972 – Damdaki Kemancı

    1973 – Anneler Günü

    1980 – IV. Murat

    1981 – Bağdat Hatun

    1988 – Önce Canan

    1991 – Elif Ana

    1999 – Yılan Hikayesi (dizi)

    2003 – Patron Kim (dizi)

    2005 – Çat Kapı (dizi)

    2008 – Hoşçakal Güzin

    Rol aldığı tiyatro oyunları

    Ustalar sınıfı

    Yılın kadını:Peter stone

    Yedi kocalı hürmüz

    Kim korkar hain kurttan

    Gecikenler: Nazım kurşunlu

    Hastalık hastası

    Bağdat hatun

     

    Cadı kazanı

    Kaktüs çiçeği

    Öp beni kate

    Klinik bir vaka

    Hortlaklar

    Bu gece başka gece

    Aşk acısı

    Bernarda alba’nın evi

    Polyanna

    Su kızı

    Mavi kuş

    Oyuncakçı dede

     

    Finten

    Mança’lı don kişot

    Benim adil hanımefendi

    Onikinci gece

    Woyzeck

    Lisistrata

    Lense ile lana

    Don huan

    Tufan

  • Hastanede yeni randevu sistemi başlıyor… İşte 10 soruda onaylı randevu dönemi

    Hastanede yeni randevu sistemi başlıyor… İşte 10 soruda onaylı randevu dönemi

    Hastaların randevu bulamaması, doktorların iki dakikaya düşen muayene süresi sağlık sisteminde alarm zillerini çaldırdı. 13 Mayıs’tan itibaren randevu sisteminde yeni döneme geçileceği açıklandı. Ancak ‘onaylı randevu’ dönemine dair hastaların kafasında çok sayıda soru işareti oluştu. İşte 10 soruda onaylı randevu sistemi…

    Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) ‘Onaylı Randevu’ dönemi 13 Mayıs Pazartesi günü başlıyor.

    Hastalara, hastanelere ve hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sunması planlanan Onaylı Randevu Sistemi’nde, randevuların iptal edilmesinin ardından boş kalan kapasite, hizmet bekleyen hastalar için kullanılacak. Boş kalan her randevuda, sistemden randevu alamayan ancak talep bırakmış hastalara ulaşılacak ve öncelik talepte bulunan hastalara verilecek.

    Yeni sisteme ilişkin merak edilen 10 soru ve yanıtları şöyle:

    1- “Onaylı Randevu Sistemi” nedir ve ne zaman uygulamaya girecek?

    Onaylı Randevu Sistemi, randevuların iptal edilmesinin ardından boş kalan kapasitenin hizmet bekleyen hastalar için kullanılmasını sağlayacak. Uygulama, 13 Mayıs Pazartesi günü itibarıyla alınacak randevular için geçerli olacak.

    SAAT 20.00’YE KADAR ONAY ŞART

    2- Sistem üzerinden randevu alan kişilerin, randevu saatine uyacağına ilişkin onay vermesi gerekiyor mu?

    Randevu tarihinden bir gün önce, akşam saat 20.00’ye kadar kişilerin randevusuna onay vermesi veya gelemeyeceğini bildirmesi gerekecek. Onay, “www.mhrs.gov.tr” internet sitesi, mobil uygulama ve “ALO 182” çağrı merkezi olmak üzere tüm kanallar üzerinden verilebilecek.

    ONAY YOKSA RANDEVU İPTAL

    3- Onay verilen randevu iptal edilebilecek mi?

    Randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar “www.mhrs.gov.tr” internet sitesi, mobil uygulama ve ALO 182 çağrı merkezi aracılığıyla iptal işlemleri gerçekleştirilebilecek.

    4- Sistem üzerinden randevu alan ancak onaylamayan kişilere ilişkin süreç nasıl yürütülecek?

    Son onay saatine kadar randevusunu onaylamayan kişilerin randevusu sistem tarafından iptal edilecek.

    GİTMEYENE 15 GÜN RANDEVU YOK

    5- Onaylanan randevuya gidilmezse herhangi bir kısıtlama uygulanacak mı?

    Randevusunu onayladığı halde gitmeyen kişilerin, aynı branş için 15 gün boyunca yeni randevu alması kısıtlanacak. Fakat bu kişiler Bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarından randevusuz hizmet alabilecek.

    6- Randevusunu onaylamayan ya da iptal etmeyen kişiler, ertesi gün başvuruda bulunduğu hastaneden hizmet alabilecek mi?

    Üzerinde herhangi bir işlem yapılmayan randevular, bir gün önce saat 20.00’de otomatik olarak iptal edilecek. Bu durumda kişi tekrar randevu alabilecek ya da sağlık tesislerinden randevusuz hizmet alabilecek.

    İKİ GÜN ÖNCE ALINAN RANDEVUYA OTOMATİK ONAY

    7- Tüm randevular için onay zorunlu olacak mı?

    Üç gün ve daha sonrası için alınan tüm randevularda onay zorunluluğu olacak, ancak muayene tarihinden önceki iki gün içerisinde alınan randevular, otomatik olarak onaylanmış sayılacak. Örneğin 24 Mayıs tarihi için 22 veya 23 Mayıs’ta alınan bir randevu, otomatik olarak onaylanmış kabul edilecek.

    ZORUNLU ONAYDAN KİMLER MUAF?

    8- Onaylı randevu sisteminden muaf olan gruplar var mı?

    Onaylı randevu sistemindeki bu uygulamadan 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastaları muaf tutulacak. Bu gruptaki hastalar, her zaman randevu alabilecek.

    9- Hastaneden 24 Mayıs günü saat 14.00 için randevu alan ve bir gün önce randevusunu onaylayan kişi, onay işleminden sonra randevuya gitmesini engelleyen bir durum ortaya çıktığında nasıl bir yol izleyecek?

    Randevu, kişi tarafından ya da otomatik olarak onaylanmış olsa da 23 Mayıs 20.00’ye kadar iptal edilebilecek. Bu saate kadar onaylı randevusunu iptal etmeyen ve randevusuna gitmeyen kişilerin, aynı branş için 15 gün boyunca yeni randevu alması kısıtlanacak. Fakat kişiler sağlık tesislerinden randevusuz hizmet alabilecek.

    ONAYLAMAYAN YENİ TALEP OLUŞTURABİLECEK

    10- Ertesi güne randevusu bulunan 200 kişi, saat 20.00’ye kadar randevusunu onaylamadı. Bu randevular, otomatik olarak iptal edilmiş kabul edilerek, talepte bulunan hastalara mı verilecek? Saat 20.00’ye kadar onay işlemini gerçekleştirmeyen bir kişi, sonrasında randevu alabilecek mi?

    Randevuları, onaylanmadığı için otomatik iptal edilen kişiler, tekrar randevu alabilecek. Herhangi bir kısıtlama uygulanmayacak. Saat 20.00 itibarıyla otomatik olarak iptal edilerek boşalan randevular, öncelikli olarak talepte bulunan kişilere verilecek.

  • İkizi 11 yıl sonra doğdu!

    İkizi 11 yıl sonra doğdu!

    Dondurduğu embriyolar sayesinde 11 yıl sonra ikinci kez anne olan Müzeyyen Öztürk, “11 yıl önce doğurduğum kızımın ikizini 2 ay önce kucağıma aldım. Aralarında 11 yaş var ama aslında onlar ikizler. Onlar benim mucizelerim” dedi

    Müzeyyen – Engin Öztürk çifti, 17 yıl önce evlendi. Evlendiklerinde 20’li yaşlarında olan çift, 6 yıl anne-baba olmak istedi. Doğal yolla gebelik oluşmayınca doktora başvurdu. Anne-baba olabilmeleri için tek yolun tüp bebek tedavisi olduğu söylendi.

    Tüp bebek tedavisiyle 26 yaşında Müzeyyen Öztürk’ün 10 tane sağlıklı embriyosu dondurularak saklandı. Embriyolardan birinin transferiyle gebelik müjdesini alan çift 2013 yılında yani 11 yıl önce kızları Eda’yı kucağına aldı.

    Sabah gazetesinin haberine göre; kızları Eda’yı büyüten çift, geçen yıl tekrar çocuk sahibi olmak isteyince tedavilerini yapan Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Ebru Öztürk’ün kapısını çaldı. 11 yıl önce dondurulan, aynı kalitede uzun yıllar saklanan embriyolarından birinin daha transfer edilmesini istediklerini belirtti.


    Embriyo transferinin sağlanmasının ardından gebelik müjdesi verilen çift, geçtiğimiz şubat ayında kızları Neva’nın dünyaya gelmesiyle ikinci kez çocuk sahibi oldu. Üstelik Eda ve Neva, aralarında 11 yaş fark olmasına rağmen ikizlerdi.

    Anne Müzeyyen Öztürk, ilk kızları için 6 yıl beklediklerini belirterek, “Eda’ya kavuştuğumuzdaki mutluluğumuzu anlatmam mümkün değil. Tekrar çocuk sahibi olmak istersek diye o yıllarda oluşturulan embriyolarımızı dondurmak istedik. 26 yaşımdaki yumurtalarımla elde edilen embriyolar olduğu için genç, sağlıklı ve kaliteli embriyolardı. Çok şükür ki ikinci kızım Neva da şubat ayında sağlıkla dünyaya geldi. Onlar bizim mucizelerimiz” dedi.

  • “Ölmeden önce ne görüyoruz?” ABD’li doktor ölümden önce ne yaşandığını araştırdı

    “Ölmeden önce ne görüyoruz?” ABD’li doktor ölümden önce ne yaşandığını araştırdı

    İnsanlar ölmeden hemen önce ne görüyor? ABD’li Doktor Christopher Kerr, 1999 yılında bir hastasıyla yaşadığı bir tecrübe sonucunda merak edilen bu sorunun peşine düştü. Peki, yıllar süren araştırmaları sonucunda ortaya ne çıktı? Detaylar haberimizde…

    ABD’Lİ DOKTOR “ÖLÜMDEN HEMEN ÖNCESİNİN” PEŞİNE DÜŞTÜ

    İnsanlar ölmeden önce ne görüyor? Çoğu insanın hayatının bir döneminde aklını kurcalayan bu sorunun peşine, ABD’li Doktor Christopher Kerr düştü.

    ABD’li doktor, Nisan 1999’da kariyerini tamamen değiştiren bir olay yaşadı. 70 yaşındaki hastası Mary, ölmeden önce hastanede yattığı sırada tuhaf davranmaya başladığını, yıllar önce hayatını kaybetmiş bebeğine seslenerek onu kucağına alıyor gibi hareketler bulunduğunu gördü. Kardiyoloji alanında uzmanlığı ve nörobiyoloji alanında doktorası olan ABD’li doktor, bu olayın ardından ölmek üzere olan insanların tecrübelerini araştırmaya kendini adadı.

    ÖNEMLİ ANLAR TEKRAR YAŞANABİLİYOR

    BBC’nin haberine göre Kerr, bu tecrübenin ölümden haftalar öncesinde başladığı ve ölüm yaklaştıkça sıklığının arttığı sonucuna vardı. ABD’li doktora göre hastalar, hayatlarında onları etkileyen anları tekrar yaşayabiliyor ya da yıllar önce ölen anneleri, babaları, çocukları ve hayvanlarıyla iletişime geçebiliyor. Tüm bunlar, hastaların ölüm korkularının hafiflemesine neden oluyor.

    ABD’li Doktor Kerr, Hastaların tutarsız ya da kafası karışmış olmadığını söylüyor. Fiziksel sağlıkları kötüleşse de duygusal ve ruhsal olarak bilinçli olduklarını dile getiriyor. Fakat bu sonuçlara karşı çıkanlar da var. Bazı doktorlar bu durumu halüsinasyon ya da bilinç bulanıklığı olarak tanımlıyor.

  • Menekşe gözlerine şarkılar bile yazılmıştı… Türkiye’nin en güzel kızıydı… Sonra kocasını erken kaybetti ve kendisini üç çocuğuna adadı

    Menekşe gözlerine şarkılar bile yazılmıştı… Türkiye’nin en güzel kızıydı… Sonra kocasını erken kaybetti ve kendisini üç çocuğuna adadı

    Takvimler 1986 yılını gösteriyordu. O dönemde ve elbette daha sonrasında nice genç kızın TV ve sinema dünyasına adım atmasına yol açan güzellik yarışmalarından birine katıldı.

    Uzun boyluydu, koyu renk dalgalı saçları omuzlarına dans eder gibi dökülüyordu.

    Çok güzeldi güzel olmasına ama onun en çarpıcı yanı gözleriydi. Nadir bulunan bu göz rengi nedeniyle sinemanın efsane yıldızı Elizabeth Taylor’a benzetildi.

    Bir başka deyişle tıpkı Taylor gibi menekşe rengi gözleriyle ışıl ışıl bakıyordu dünyaya.

    Zaten katıldığı yarışmadan da birincilik tacını giyerek ayrıldı. O artık adını Türkiye’nin en güzel kızları arasına yazdırmıştı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Türkiye’nin taçlı güzeli, menekşe rengi gözleri nedeniyle Hollywood’un efsane yıldızı Elizabeth Taylor’a benzetiliyordu.
    Kısa bir sinema ve müzik deneyiminin ardından evlendi ve kayıplara karıştı. Bu arada başından acı bir olay da geçti ve bunun sonucunda kendini çocuklarına adadı.

    Her ne kadar sinema ve müzik dünyasına yıldırım hızıyla girip bir anda önemli bir çıkış yakalamış olsa da uzun süredir sessiz ve sakin, spot ışıklarının uzağında bir hayat sürüyor.

    Biz de Türkiye’nin “menekşe gözlü” bu güzellik kraliçesini bir hatırlayalım istedik.

    TÜRKİYE’NİN MENEKŞE GÖZLÜ GÜZELİ

    O dönemi yaşayanlar kimden söz ettiğimizi hemen anladı zaten. Zaten göz rengi bu konudaki en büyük ipucu: Meltem Doğanay….

    1986 yılında Türkiye’nin en güzel kızı seçilen, kısa bir sinema deneyimi yaşayan, hatta gözlerine adanmış bir albüm çıkaran ama sonra kayıplara karışan Meltem Doğanay.

    1970 yılında Kütahya’da dünyaya gözlerini açtı Doğanay. Aslında bambaşka bir mesleğe sahip olabilecekken katıldığı 1986 Türkiye Güzeli yarışması onun yönünü değiştirdi.

    Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Bu arada batı müziği ve klasik Türk müziği eğitimi de aldı.


    BİR SİNEMA FİLMİ VE BİR ALBÜM

    Doğanay, Türkiye Gazeli seçildikten sonra kısa bir sinema deneyimi yaşadı. Yönetmenliğini Ümit Elçi’nin üstlendiği 1991 tarihli Mem u Zin adlı filmde kamera karşısına geçti. Yine aynı yıl Bir Kadın Düşmanı adlı yapımda kamera karşısına geçti.

    Bir süre köşe yazarlığı yaptı. Doğanay 1987 yılında katıldığı Asya Pasifik Güzeli yarışmasında da birinci oldu.

    Meltem Doğanay, Meneşke Gözler adlı bir albüm de çıkardı. Fakat bu şekilde hızlı başlayan kariyeri aynı hızla ilerlemedi. Sonradan evlendiği Turan Yüceer ile sakin bir hayat kurdu kendine.

    KOCASINI ERKEN KAYBETTİ

    Bu arada üç tane çocuk sahibi oldu. Ama mutluluğu çok da uzun sürmedi. Kocasını yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kaybetti.

    İşte ondan sonra da kendini bu evlilikten dünyaya gelen üç tane çocuğunu büyütmeye adadı.


    ‘GÜZELLİK ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL’

    Bundan birkaç yıl önce tatil yaptığı Akçakoca’da gazetecilere konuşan Doğanay, her ne kadar güzelliği ve menekşe gözleri sayesinde hayatı değişmiş olsa da “Benim için fiziki güzellik önemli değil. Bunun dışındaki değerler güzellikten daha üstün” diye konuştu.

    Röportajı verdiği 2018 yılında biraz fazla kilosu olduğunu belirten Doğanay “Eşimi kaybettim: Onun getirdiği depresyon nedeniyle biraz kilo aldım” diyerek kendisi için dünyadaki en önemli şeyin çocukları olduğunu söylemişti.

    Güzellik kraliçesi seçilerek renkli dünyaya hızlı bir giriş yapan Meltem Doğanay, kendine bambaşka bir yol çizdi. Türkiye’nin taçlı güzeli, erkek kardeşi Bora ile birlikte bir restoran işletiyor.

    HALLE BERRY AĞLADI, O TESELLİ ETTİ

    Bu arada Meltem Doğanay ile ilgili başka bir çarpıcı ayrıntı daha var.

    Doğanay, 1986 yılında Dünya Güzeli yarışmasında Türkiye’yi temsil etti. O yarışmada rakiplerinden biri de sonradan ünlü bir sinema yıldızı olan Halle Berry idi.

    Monster’s Ball adlı filmle kazandığı Oscar sayesinde adını dünya çapında duyuran Berry o yarışmada ABD’yi temsil etmişti.

    Meltem Doğanay o yarışmada dereceye giremeyen Berry’nin çok ağladığını belirtip “Yarışma sayesinde çok ağladı. Onu ben teselli ettim” diye konuşmuştu.

    ADI GİBİ BİR MELTEM MİSALİ ESİP GEÇTİ

    Bir başka deyişle Türkiye’nin magazin dünyasından kelimenin tam anlamıyla adı gibi bir meltem misali esip geçti Doğanay.

  • Kızıl Goncalar setinde aşk başladı! İki oyuncunun sürpriz beraberliği

    Kızıl Goncalar setinde aşk başladı! İki oyuncunun sürpriz beraberliği

    Kızıl Goncalar dizi setinde aşk rüzgarı esiyor! Dizinin setinde tanışan Mert Turak ve Melis Çınar aşk yaşamaya başladı.

    Cihangir sokaklarında kameralara yakalanan ikiliden Mert Turak, basın mensuplarına yönelerek, “Neyse, artık oldu.

    En azından birlikte poz verelim de iyi görünelim. Lütfen, ilk çektiğiniz fotoğrafları siler misiniz?” diye ricada bulundu.

    Kızıl Goncalar dizisinde Mert Turak Naim, Melis Çınar ise Nadire karakterine hayat veriyor.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

  • Doktor Melike, ameliyat sonrası hayatını kaybetmişti… Aileden çarpıcı iddia

    Doktor Melike, ameliyat sonrası hayatını kaybetmişti… Aileden çarpıcı iddia

    Kırıkkale’de 27 yaşındaki Dr. Melike Sargın İlhan, görev yaptığı Tıp Fakültesi Hastanesi’nde girdiği böbrek taşı ameliyatında hayatını kaybetti.

    23 Nisan günü resmi tatilde kızlarının ameliyata alındığını belirten acılı aile, ameliyatı uzman doktorlar yerine asistanların yaptığını iddia ederek, Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.

    Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi alan Dr. Melike Sargın İlhan, 23 Nisan Salı günü görev yaptığı kurumda böbrek taşı ameliyatına girdi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Asistanlar tarafından yapıldığı iddia edilen ameliyatta, Dr. Melike 6 saat süren ameliyatın ardından entübe edildikten sonra hastanede hayatını kaybetti. 27 yaşındaki Melike’nin babası Halil İbrahim (60) ve annesi Hülya Sargın (51) ise ameliyata giren asistan doktorlar hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.

    GENELGEYE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Aile tarafından “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan açılan dava evrakında, Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı “B.10.0.THG.0.10.00.02-251-99-12894” sayılı genelge hatırlatıldı. 2011 tarihli genelgede, “Sağlık Bakanlığı’nın genelgesi uyarınca hiçbir asistan doktor, henüz almadığı bir diplomanın ameliyatını gerçekleştiremez. Uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren her türlü müdahale ve tıbbi uygulamaların mutlaka ilgili eğitim sorumlusu veya uzman sorumluluğunda ve nezaretinde yapılmalıdır” ifadeleri yer alıyor.

    Baba Halil İbrahim Sargın, ameliyat sırasında uzman doktorların olmadığını iddia ederek, ameliyatı yapan üroloji ve anestezi asistanlardan şikayetçi olduklarını söyledi.

    “BİZ ÇOK ACILIYIZ”

    Entübe edildikten sonra kızının hayatını kaybettiğini anlatan Sargın, “Acildeki doktorlar ‘üroloji doktorlarına haber verelim’ dedi. Üroloji doktoruyla konuştular. ‘6 milimetre taş var, çok basit bir şekilde bu taşı alırız’ dediler. Saat 10.00’da içeriye aldılar. Çocuğum bir türlü dışarıya çıkmadı. Doğru dürüst bilgi de vermediler. Bize öldükten sonra haber verdiler. Ankara’dan tanıdık doktorları çağırdık. Onlar geliyor, bunların ilgili uzmanı Anabilim Dalı Başkanı gelmiyor. Ameliyatı yapanlar, üroloji asistanı ve anestezi asistanı. Sonra geldiler, ortalığı toplamaya çalıştılar ama bir türlü toparlayamadılar. Çocuğu orada entübe ettiler, sonra da öldü. Biz çok acılıyız, başkaları yaşamasın. Savcılığa şikayetçi olduk” dedi.

    “Melike’min 1 saatlik ameliyatı oldu 6 saat”

    Resmi tatilde kızını ameliyata aldıklarını ifade eden anne Hülya Sargın da, “Ameliyatın olacağını söylediler. 23 Nisan’da da ameliyata giriyor, resmi tatildi. Bir saatlik ameliyat oldu, 6 saat. Benim kızımı öldürdüler. Hısımım ile beraber bekliyorum. ‘Mine, ben buradan kaçacağım, Melike’min 1 saatlik ameliyatı 6 saat oldu. Ben gideceğim kızımı oradan alacağım’ dedim. Aradan bir süre sonra güvenlikler geldi. Beni odaya götürdüler. Dediler ki ‘kızın entübe oldu.’ Bir böbrek taşından entübe olur mu? ‘Entübe oldu’ dediler” şeklinde konuştu.

    “BENİM KIZIM İHMALDEN ÖLDÜ”

    Kızının ihmalden hayatını kaybettiğini iddia eden Sargın, “Oradaki doktorlar beni kızımın yanına götürdü, benim o zayıf yavrum olmuş kocaman. O kadar acı ki benim kızım geri gelmeyecek. Ama başkalarının annesi de babası da yanmasın diye bu konunun sonuna kadar arakasındayım. Güvenlik sarmış, o narkoz veren doktorlar geliyorlar, ‘sakın bana o kelimeyi kullanmayın’ dedim. ‘Başımız sağ olsun’ dedi. Benim kızım ihmalden öldü, ben hastaneden şikayetçiyim” diye konuştu.

  • Ünlü şarkıcının banyoda ölü bulunan kocasıyla ilgili sır perdesi aralandı

    Ünlü şarkıcının banyoda ölü bulunan kocasıyla ilgili sır perdesi aralandı

    İş insanı Fevzi Kardeseci ile evlenip ABD’ye yerleşen şarkıcı Yeşim Erçetin, eşinin vefat haberini sosyal medya hesabından vermişti. Kardeseci’nin ölümüyle ilgili sır perdesi aralandı.

    SIR ÖLÜMÜN PERDESİ ARALANDI
    Boşanma aşamasında olduğu eşinin cansız bedenini bulan Erçetin, eşinin duşta başını mermer zemine çarparak yaşamını yitirdiğini söylemişti. Erçetin’in eşi Fevzi Kardeseci’nin ölümüyle ilgili çok konuşulacak bir iddia ortaya atıldı.

    “İNTİHAR YA DA CİNAYET”
    “Söylemezsem Olmaz” yorumcularından Arto’nun iddiasına göre, “Erçetin’in eşi Fevzi Kardeseci ölmeden önce ünlü mankeni aramış ve eve dönmesi için yalvarmış. Yeşim Erçetin o eve gittiğinde Kardeseci silahla kafasına sıkmış ve intihar etmiş. Erçetin geldiğinde salonda kanlar içerisindeymiş. İntihar süsü değilse Kardeseci öldürülmüş”

  • Merve Tektaş’ın ‘Alişan’ın gelini olarak anılmak istemiyorum’ sözlerine cevap!

    Merve Tektaş’ın ‘Alişan’ın gelini olarak anılmak istemiyorum’ sözlerine cevap!

     

    Alişan, Temmuz 2021’de kardeşi Selçuk Tektaş’ı koronavirüs nedeniyle kaybetmişti. Önceki gün bir AVM’de görüntülenen ünlü şarkıcı, kardeşinin eşinin “Alişan’ın gelini değil, Merve Tektaş olarak anılmak istiyorum” sözlerini değerlendirdi.

    2018 yılında Buse Varol ile nikah masasına oturan ve bir yıl sonra oğlu Burak’ı, 2021’de de kızı Eliz’i kucağına alan Alişan; aynı zamanda menajeri de olan kardeşi Selçuk Tektaş’ı Temmuz 2021’de henüz 41 yaşındayken koronavirüs sebebiyle kaybetmişti.

    Kardeşinin vefatından sonra yengesine ve yeğenlerine sahip çıkıp, onları kendi ailesinden ayırmayan şarkıcı, son olarak çocuklarıyla bir mekana girerken Akmerkez’de görüntülendi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    “HERHALDE PSİKOLOJİK NEDENLERDEN”

    Ayaküstü gazetecilerle konuşarak cüzdanını unuttuğunu belirten 47 yaşındaki ünlü isim, “Herhalde psikolojik nedenlerden dolayı unutkanlık oluyor” dedi.

    Tatil için Çeşme’ye gideceklerini belirten Alişan, “Konser ve düğünler var. Sıfır bir şarkı geliyor. Mert Eken’den aldım. ‘İkimize Birden’i de o yapmıştı. Biliyorsun benim şarkılar 15 sene sonra patlayacak. Benden sonra herkesin bol bol okuyacağı güzel şarkı geliyor. Demet Akalın’ın şarkıları çok güzel” diye konuştu.

     

    “MELEK ABLA TİYATROCU, O DÖNEM ÖN YARGI VARDI”

    ‘Cennet Mahallesi’ dizisindeki rol arkadaşı Melek Baykal’ın, kendisi ve Çağla Şıkel’i kastederek, “Beni affedin. Bir manken ve bir türkücü ile oynamam dedim” sözleri için şarkıcı, şu ifadeleri kullandı:

    Doğru. O yıllardan biliyordum. Melek abla tiyatrocu… O dönemde biraz daha tutuculuk vardı. Tiyatro oyuncuları, Şarkıcı ve mankenden oyuncu olanlara ön yargılıydı. Allah rahmet eylesin, yapımcımız Türker İnanoğlu’nun ne kadar doğru kast seçtiği dizi başlayınca ortaya çıktı.

    Alişan, “O dönem bu durumu bilmek psikolojik olarak sizi etkiledi mi?” sorusuna ise “Melek Abla onu daha sonra itiraf etti. ‘Altından güzel kalktınız’ demişti” açıklamasını yaptı.

     

    “BİRAZ UZUN SÜRDÜ AMA MERVE BİR ŞEYLER YAPMAYA BAŞLADI”

    Hayatını kaybeden kardeşi Selçuk Tektaş’ın eşi Merve Tektaş’ın, “Alişan’ın bize gölgesi yeter ama gelini değil Merve Tektaş olarak anılmak istiyorum” sözleri için şarkıcı; şöyle konuştu:

    Keşke, çok istiyorum. Merve 2.5 yıl boyunca kendisini kapattı. Hep onunla konuştum. Ben hep başlarında olacağım ama bir yere kadar, Merve çocukların anneleri… Çocukları bir an önce annelerinin ayağa kalktığını görmek istiyor. Biraz uzun sürdü ama bir şeyler yapmaya başladı. İnşallah başarılı olur. Biz aileyiz. O dönem bir kere psikoloğa gitmiştim. Acımın çok normal olduğunu ve onu yaşamam gerektiğini söylemişti.

  • Estetik operasyonu yaptıran Mahmut Tuncer: Ivana geleceği görmüş!

    Estetik operasyonu yaptıran Mahmut Tuncer: Ivana geleceği görmüş!

    Yüz gençleştirme işlemi yaptıran Mahmut Tuncer, Magazin D Haber Müdürü Asiye Acar’a konuştu: “Ivana Sert’in paylaşım yaptığı filtreli çocuk oldum ”

    Yüzündeki kırışıklıklardan şikayetçi olan Mahmut Tuncer, estetik doktorunun kapısını çaldı. Tüm yüz gençleştirme (YouLift) işlemi uygulanan ünlü türkücü, 10 yaş gençleşti. Tuncer, operasyonun ardından ilk kez Magazin D haber Müdürü Asiye Acar’a konuştu.

    İşte Mahmut Tuncer’in açıklamaları…

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    BIÇAK ALTINA YATMADIM!

    Türkiye’de genelde kadınlar estetik yaptırıyor. Erkekler yaptırınca tuhaf karşılanıyor. Hele bir de Türk halk müziği sanatçısı olunca tamamen işler değişiyor. İnsanın vücudunu ev gibi görmeleri lazım. Evin herhangi bir duvarında aksaklık olunca yaptırmaz mısın, mecbur yaptıracaksın. Gözüne kötü geliyorsa yaptırmak lazım. Bıçak altına yatmadım, iğne ile tedavi uyguladılar. Aslında eşimi götürdük, belki de o beni tezgaha düşürdü. Doktor ‘Abi önce senden başlayalım’ dedi. Görenler ‘gözaltın şişmiş aldırsan mı’ diyordu. Ben de bıçaktan hoşlanmam ama bir şeyler yaptırdık.

    Operasyon sonrası kimi Erol Evgin’e benzetti, ‘Çok yakışmış’ dediler. Ivana geleceği görmüş, insan kendine bakmak zorunda.

    BU İŞİN DOĞUSU, BATISI YOK!

    ‘Erkek yaptırır mı, Doğu erkeği yaptırır mı’ diyorlar. Artık dünyada doğu-batı yok. Kendini iyi hissetmek isteyen yaptırsın. Ben sadece iğne yaptırdım, 15 gün sonra tekrar gideceğim sonra da yaptırma taraftarı değilim. Gökhan ile Rafet’i gördüm, Rafet biraz değişmiş. Aşırıya kaçmamak lazım.