Yazar: admin

  • Usta sanatçı Ferdi Tayfur’un vasiyeti ortaya çıktı!

    Usta sanatçı Ferdi Tayfur’un vasiyeti ortaya çıktı!

    2 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Ferdi Tayfur’un ölümü doğup büyüdüğü köydeki akrabalarını yasa boğdu. Tayfur’un cenazesi kızı tarafından teslim alınırken teyzesinin kızı Güzide Köymen de yaptığı açıklamada Köy yıllarında burada maddi manevi çok zorluklar çekti, çok mücadeleler etmiş. Babaları küçük yaşta öldüğü için yetim kaldı. Yetim kalıp hayata tutunmak kolay değil” demişti. Öte yandan usta sanatçının vasiyeti de ortaya çıktı. 2020 yılında verdiği röportajda ‘Hayatımın film olmasını istemiyorum’ demiş.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Adanalı sanatçı Ferdi Tayfur, Antalya’da 2 Ocak akşamı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Tayfur’un doğduğu Adana’nın Yüreğir ilçesi kırsalındaki Taşçı Mahallesi’nde bulunan anne tarafından akrabaları, sanatçının arkasından dualar okudu. Sanatçının akrabalarında vefatının ardından açıklamalar yaptı.

    CENAZE İSTANBUL’A GELDİ
    Antalya’da tedavi gördüğü hastanede 2 Ocak Perşembe akşamı hayatını kaybeden sanatçı Ferdi Tayfur’un cenazesi 3 Ocak’ta İstanbul’a getirildi. Sanatçının cenazesini taşıyan THY uçağı saat 11.45’te İstanbul Havalimanı’na indi.

    KIZI CENAZEYİ TESLİM ALDI
    Cenaze uçaktan indirilerek ailesine teslim edilmek üzere Kargo Terminaline götürüldü. Sanatçının cenazesi kargo terminalinde kızı Tuğba Dınız ve kardeşi Funda Doğrul tarafından teslim alındı.

    BUGÜN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANACAK
    Sanatçı için 4 Ocak Cumartesi günü Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) cenaze töreni düzenlenecek. Ferdi Tayfur’un cenazesi ikindi namazına müteakip Emirgan’daki Çınaraltı Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

    AKRABALARI, FERDİ TAYFUR’U ANLATTI
    Tayfur ile olan anılarını paylaşan akrabaları, sanatçının babasını kaybetmesinin ardından küçük yaşlarda tarlada çalıştığını, daha sonra muavinlik yaptığını, gençlik yıllarında ise İstanbul’dan kente giyim malzemeleri getirip satarak geçimini sağlamaya çalıştığını anlattı.

    BÜYÜKLERİNİ ZİYARET EDERDİ
    Anne tarafının müziğe yatkın olması nedeniyle Tayfur’un da sesinin çok güzel olduğunu ve İstanbul’da müzik sektörüyle tanışmasının ardından büyük üne kavuştuğunu söyleyen akrabaları, sanatçının köye de zaman zaman gelip, büyüklerini ziyaret etmeyi ihmal etmediğini söyledi.

    FERDİ AĞABEY KÖYDE IRGATLIK YAPARDI”
    Ferdi Tayfur’un son olarak yaklaşık 1,5 yıl önce köye geldiğini söyleyen teyzesinin oğlu emekli Yusuf Fikirci (60), şunları söyledi: “Ferdi ağabey, köyümüzde ırgatlık ve muavinlik yapıyordu. Ağabeyimle birlikte tişört satarlardı. İstanbul’a gider orada 1 ay kalır geri gelirlerdi.”

    “En son İstanbul’a gittikten sonra uzun zaman gelemedi. Ben o zamanlar küçük olduğumdan ağabeyimle daha çok vakit geçirirlerdi. Çok iyi bir insandı. Köye son olarak 1,5 yıl önce teyzemin oğlunun rahatsızlanması nedeniyle geçmiş olsun ziyaretine gelmişti. Oturduk, sohbet ettik, eskileri konuştuk ama o zaman biraz rahatsızdı.”

    “DOLMUŞLARDA ŞARKILARI ÇALINIRDI”
    Akrabası Muammer Köymen (61) ise “Ferdi Bey, amcamın yanında muavinlik yapardı. Amcamın kayınbiraderi olur kendisi. Dayımın oğlu ile İstanbul’a sık sık gidip gelirlerdi. Burada getirdikleri tişörtleri satar tekrar dönerlerdi. Son gidişinde orada parladı. O zamanlar hep dolmuşlarda şarkıları çalardı. Ferdi Tayfur’u, Ferdi Tayfur yapan Adanalı dolmuşçulardır. Çok dinlerdik. Ben hala onun şarkılarını dinliyorum. Hiç kimseyi kırmadı, iyi insandı. Allah rahmet eylesin” diye konuştu.

    “ÇOK ÇALIŞIR, ŞARKI SÖYLEMEYİ ÇOK SEVERDİ”
    Teyzesinin kızı Güzide Köymen de Ferdi Tayfur’un köyde maddi ve manevi çok zorluklar yaşadığını belirterek, şöyle konuştu: “Çok çalışırdı, şarkı söylemeyi çok severdi. Dayılarım da zaten saz çalar, şarkı söyler, beste yaparlarmış. Ailede herkesin sesi güzeldir. Aileden gelme bir yatkınlık var, kendisinde de var ama şarkıcı olmak ona kısmetmiş.”

    “MADDİ MANEVİ ZORLUK ÇEKTİ, KÜÇÜK YAŞTA YETİM KALDI”
    “Tayfur ağabeyin hastalığı ve ölümü bizi çok üzdü. Türkiye’ye mal olan çok sevilen bir sanatçıydı ama köy yıllarında burada maddi manevi çok zorluklar çekti. Çok mücadeleler etmiş. Babası küçük yaşta öldüğü için yetim kaldı.”

    “TARLADAN PAMUK TOPLAYARAK GEÇİNİRDİ”
    “Yetim kalıp hayata tutunmak kolay değil. Çok güçlükler yaşamışlar. Annem ve teyzemler hep anlatırdı. Tarladan pamuk toplayarak geçinirmiş. Tişört sattığı yılları hatırlıyorum. Daha sonra müzik hayatına atılınca orada hayatını düzene koydu.”

    RÖPORTAJ’DA VASİYET ETMİŞ!
    Ferdi Tayfur 2020’de GÜNAYDIN’dan Tuba Kalçık’a verdiği son röportajında ‘Hayatımın film olmasını istemiyorum’ demişti.

    Usta sanatçı verdiği röportaj’da şu ifadeleri kullandı:

    “Ben öldükten sonra hayatımın film olarak çekilmesini istemiyorum. Zaten bugüne kadar beni anlatan belgeseller yapıldı. Halkımız benimle ilgili her şeyi biliyor zaten. Sanatımı hep kalbimle, samimiyetle yaptım. Bunu en iyi halk fark ediyor. O samimiyet ve sevgi aramızda güçlü bağ oluşturdu. O bağ da hiçbir zaman kopmaz.”

    VASİYETİ ORTAYA ÇIKTI!
    Ölümüyle hem sevenlerini hem de sanat camiasını yasa boğan Ferdi Tayfur’un, yıllar önce açıkladığı vasiyeti de ortaya çıktı. Telif hakları hakkında konuşan isim şu ifadeleri kullanmıştı:

    Hayattayken de öldüğüm zaman da benim şarkılarımı herkes ödeme yapmadan dinleyebilsinler diye söyleyeceğim. Çünkü o şarkıları benim çocuklarım ya da mirasçılarım yapmadı. Ben yaptım o şarkıları ve halk duysun diye, insanlar faydalansın diye yaptım.

    Usta sanatçının bestelerinin dijital platformlarda yayınlanması ya da herhangi bir dizi ve film projesinde kullanılması durumunda elde edilecek gelirler, yasal varisler arasında dağıtılacak.

  • Ölüm döşeğindeyken son isteği sevdiği kadınla evlenmek oldu… Düğünden sadece 48 saat sonra vefat etti

    Ölüm döşeğindeyken son isteği sevdiği kadınla evlenmek oldu… Düğünden sadece 48 saat sonra vefat etti


    Ölümcül bir akciğer hastalığı teşhisi alan Mike hayatını hayata veda etmeden önce, sekiz yıldır beraber olduğu hayatının aşkı ile evlenmek istedi. Hastane odasında birbirlerine “Evet” diyen çifti, sadece 48 saat sonra ölüm ayırdı

    51 yaşındaki Mike Reynolds ile 38 yaşındaki Lara, sekiz yıldır beraberlerdi. Her zaman evlenmeyi düşünen çift, nasılsa daha çok zamanları olduğunu düşünerek düğünü hep erteledi. Ancak hayatın onlar için kötü bir sürprizi vardı…

    Mike, bu yılın ocak ayında nefes darlığı yaşamaya başladı. Nefes darlığının nedenini bulmak için ise uzun bir tıbbi süreç başladı. Doktorlar ilk başta bir göğüs enfeksiyonundan şüphelendi ama Mike ve Lara başka bir sorun olduğu konusunda ısrar etmeye devam etti.

    Birden fazla doktor randevudan sonra bile ellerinde hala net bir cevap yoktu. Hatta bir doktor semptomların anksiyetenin bir sonucu olabileceğini öne sürdü. Gerçek, Mike’ın nefes darlığı yaşamaya başlamasının ardından yaklaşık beş ay sonra ortaya çıktı.

    8 Mayıs’ta Mike’a pulmoner fibrozis teşhisi kondu.

    Pulmoner fibroz akciğerlerde yara dokusu oluşmasına neden olarak akciğerlerin daha az esnek ve sert olmasına yol açıyor. Bu da hastaların nefes darlığı hissetmesine neden olabiliyor. Hastalığın yaygın belirtileri arasında kuru öksürük, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı da yer alıyor.

    ENFEKSİYON SANIP TABURCU ETTİLER

    Lara, “Başlangıçta göğüs enfeksiyonu olduğunu düşündükleri için onu taburcu ettiler. Bir doktor her şeyin kafasında olup olmadığını ve yogayı deneyip denemediğini sordu. Çok duygusal bir dönemdi. Normal şeyler yapmakta zorlanıyordu ama aynı zamanda hala çalışıyordu, hala aktifti ve hala Mike’tı. Ona teşhis konulduğunda dünyamız altüst oldu” dedi.

    Mike, doktor randevularına gitmeye ve mevcut tedavileri almaya devam ederken, çift aynı zamanda birlikte geçirdikleri zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye devam ettiler.

    Ağustos ayında sağlığının ciddi şekilde bozulmasının ardından Mike üç hafta boyunca hastanede yattı ve taburcu olduktan sadece bir hafta sonra tekrar hastaneye döndü.

    MERDİVENLERDEN BİLE ZORLA İNİP ÇIKIYORDU

    “Küçük oksijen tüpleri aldık, biz onlara Hayalet Avcıları tüpleri diyorduk ve hayatımızı değiştirdik” diyen Lara yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Enfeksiyondan kaçınmak için kalabalıkta olmamaya dikkat ettik. Her şeyi yapma şeklimizi değiştirdik. İyi gidiyorduk, mayıs ayında bir yerlere gitmeyi bile planlamıştık hatta pek çok şey yapmayı planlamıştık. Mike artık uçağa binemiyordu ama araba kullanabiliyorduk, o yüzden arabayla gezilere çıktık. Sonra 28 Ağustos geldi… Ambulansı aramak ve onu acilen hastaneye götürmek zorunda kaldım, üç hafta boyunca orada kaldı.

    Pazartesi günü taburcu oldu ve bir hafta boyunca evde kaldı. Merdivenlerden zorlukla inip çıkabiliyordu. Bu, onun için çok travmatikti. Onu hastaneye geri götürmeye karar verdik ve sonra daha da kötüleşti.”

    ÖLMEDEN ÖNCE SON İSTEĞİ SEVDİĞİ KADINLA EVLENMEK OLDU

    Hastanenin din görevlisiyle konuşarak rahatlayan Mike, nihai hedefinden bahsetmeye başladı; Lara ile evlenmek.

    Lara sevgilisinin bu istediğini gerçekleştirmek için harekete geçti. Hemen hastanede, en yakın aile üyeleri ve arkadaşlarıyla çevrili samimi bir tören planlamaya başladı.

    Lara, evlilik kararlarını şöyle anlattı: “Papazla konuştu ve bu sayede çok rahatladı. Evlenmemiz gerektiğinden ama evlenmediğimizden bahsetti ve papaz bunu gerçekleştirebileceğini söyledi. Mike bunun gerçekleşeceği konusunda kararlıydı. Papaz bunun 24 saat içinde gerçekleşebileceğini söyledi. Gerçekten de 24 saat içinde gerçekleşecekti.

    Düğünümüzü organize etmek için sadece 24 saatim vardı. Bunu yaptım ve 27 Eylül günü öğleden sonra saat 2’de evlendik. Çok güzeldi; üzücüydü. İkimizin de istediği bu değildi ama ailemiz ve arkadaşlarımız oradaydı. Tüm o süslü elbiselere ve yüzlerce insana ihtiyacımız yoktu, bu aşkla ilgiliydi. Bizim düğünümüz saf aşkla ilgiliydi. Her zaman yapmak istediğimiz şeydi. Sadece daha fazla zamanımız olduğunu düşünüyorduk. Zor ve duygusaldı ama o bizim günümüzdü.”

    DÜĞÜNDEN SADECE 48 SAAT SONRA VEFAT ETTİ

    27 Eylül 2024’te hastane odasında sevdikleri insanlarla çevrili bir şekilde birbirlerine “Evet” diyen Reynolds çiftini bu mutlu anlardan sadece 48 saat sonra ölüm ayırdı. Mike, 29 Eylül’de vefat etti.

    Lara şimdi hikayelerini paylaşarak pulmoner fibrozis konusunda farkındalık yaratmayı ve nefes alma sorunları yaşayan herkesi mümkün olan en kısa sürede bir doktora görünmeye teşvik etmeyi umuyor.

    Action for Pulmonary Fibrosis’e göre, bu hastalık parmakların ve ayak parmaklarının şişip uçlarının yuvarlaklaşmasına da neden olabiliyor. Buna neyin neden olduğu net değil ancak genellikle 70 ila 75 yaşlarındaki insanları etkiliyor ve 50 yaşın altındaki insanlarda da nadir görülüyor. Çeşitli tedaviler pulmoner fibrozisin kötüleşme hızını azaltmaya yardımcı olabiliyor ancak şu anda akciğerlerdeki yara izini durdurabilecek veya tersine çevirebilecek bir tedavi yok.

    KİMSE DURUMIUN CİDDİYETİNİN FARKINDA DEĞİLDİ

    Lara düğün gününe dönüp baktığında, “Karısı olduğumu çatılardan haykıramadı, tek istediği buydu” dedi ve ekledi:

    Teşhis konulduğu andan öldüğü güne kadar dört buçuk ay geçti ve kimse pulmoner fibrozisin ne olduğunu bilmiyor. Arkadaşları ve ailesi onun iyi olacağını, bunun sadece bir akciğer hastalığı olduğunu düşünüyordu. Ben ve Mike dışında kimsenin bunun aslında ne kadar ciddi olduğunu bildiğini sanmıyorum. Teşhis konulduktan sonra ortalama süre 2-5 yıl ama biz 10 yıldır bu hastalığı yaşayan insanlar olduğunu duymuştuk. Mike’ın 60 yaşına kadar yaşayacağına dair umudu vardı.”

    Lara Reynolds, doktorların akciğer fibrozisi hakkında daha fazla şey bilmelerini ve akciğerlerinde hastalığın bir işareti olan çıtırtı sesleri olup olmadığını kontrol etmelerini istediğinin altını çizdi ve şunları söyledi:

    “Birkaç ay ileride olabilirdik ve ona farklı ilaçlar verilebilir ya da nakil listesine alınabilirdi. Şu anda bizim yaşadıklarımızı başka bir ailenin yaşamasını istemiyorum. Bu böyle olmamalı. Her şeyi ciddiye alın, vücudunuzu dinleyin ve yardım için bastırmaya devam edin. Mike için sürekli mücadele etmek ve insanların bizi dinlemesini sağlamak zorundaydım. Cevapları aldık ama biraz geç kaldık.”

    Daily Mail’in ‘I married my husband on his deathbed… 48 hours later I was a widow’ başlıklı haberinden derlenmiştir.

  • Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı Vural Çelik 51 yaşında hayatını kaybetti

    Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı Vural Çelik 51 yaşında hayatını kaybetti

    Aralarında Bir Demet Tiyatro, Avrupa Yakası, Yahşi Cazibe, Seksenler ve Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım’ın da bulunduğu birçok yapımda rol alan oyuncu Vural Çelik hayatını kaybetti.

    Acı haberi Birol Güven, sosyal medya hesabından duyurdu:

    “Maalesef Vural’ı kaybettik. Çok üzgünüm”

    Vural Çelik 51 yaşındaydı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Vural Çelik, 2 gün önce hastane odasından paylaşım yapmıştı…
    GÜLSE BİRSEL

    Kubilay’ımızı çok erken kaybettik. Çok üzgünüz…

    REHA ÖZCAN

    Sabır diliyorum… Çok üzgünüm…

    SEREN FOSFOROĞLU

    Ahh çok üzüldüm

    RENAN BİLEK

    Ah yaaaa.. Başımız sağ olsun usta ya…

    AÇELYA AKKOYUN

    Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Başımız sağ olsun ailesine ve sevdiklerine sabırlar dilerim.

    ZEYNEP MANSUR

    Ahh çok üzüldüm Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun ailesine sevenlerine sabır dilerim…

    VURAL ÇELİK KİMDİR?

    18 Mart 1973 taihinde Ankara’da dünyaya geldi. Aslen Orduludur. Ortaokul-lise çağında herkesin taklitlerine güldüğü, desteklediği bir öğrenciydi.

    Bir arkadaşı, Levent Kırca Tiyatrosu’na gazete ilanıyla oyuncu arandığını söyledikten sonra 1989 yılında başvuru yaptı ve kabul edildi. Levent Kırca Tiyatrosu’ndan sonra Yasemin Yalçın’ın tiyatrosuna girdi. Orada sanat yönetmeni olan Selahattin Taşdöğen’in yardımcılığını üstlendi. Selahattin Taşdöğen vasıtasıyla Necati Akpınar’la tanıştı. Necati Akpınar’ın yanında organizatörlüğü öğrenmeye başladı. Daha sonra Yılmaz Erdoğan ile tanışarak BKM oyuncusu olarak çalıştı.

    Ata Demirer’in tavsiyesiyle Avrupa Yakası dizisine girdi, Kubilay Peynircioğlu ve Gülenay Peynircioğlu karakterlerini canlandırdı. En son oynadığı dizi Seksenler dizisidir. Seksenler dizisinde Niyazi karakterini oynamıştır.

  • Bitmeyen askerliği çok sevdi… Babasının erkek evlâdı yok ama ne gam!

    Bitmeyen askerliği çok sevdi… Babasının erkek evlâdı yok ama ne gam!

     

    O son iki yıldır dünyanın en çok ilgi çeken kraliyet ailesi üyelerinden biri… Önce ülkesinde kelimenin tam anlamıyla bir “hayran çılgınlığı” yarattı. 18 yaşına girmesi gösterişli bir şekilde kutlandıktan sonra bütün dünyanın ilgisini üzerine çekti… Şimdi ise en çok hayranı olan kraliyet ailesi üyelerinden biri olarak tanınıyor.

    Son bir yıldır ise kelimenin tam anlamıyla “çakı gibi” bir asker oldu… Bu özelliği sayesinde de ailesinin en çok ilgi çeken, en geniş hayran kitlesi bulunan üyesine dönüştü…

    Geçen hafta sonu bir etkinliğe katıldı, kamera karşısına çıktı. Yine milyonların gözü onun üzerindeydi.

    ASKERİ TÖRENİN YILDIZI OLDU
    Eğer onun her hareketini, hayatındaki her gelişmeyi yakından takip eden hayranlarından biriyseniz, İspanya’nın gelecekteki kraliçesi Prenses Leonor’dan söz ettiğimizi anladınız bile…

     

    Geçen yıl ekim ayında 18 yaşına giren Leonor, bir buçuk yıldır da askeri eğitimi alıyor. Önce Zaragoza Askeri Akademisi’nde kara kuvvetleri eğitimi gören Leonor, ardından kısa bir mola verdi. Yaz tatili bitince de bu kez deniz kuvvetlerindeki eğitimine sıra geldi.

    Yaz aylarında kardeşi Sofia ile birlikte Paris’teki Olimpiyat Oyunları’nda ülkesini temsil eden Leonor, önceki gün de ülkesinin önemli askeri etkinliklerinden birinde annesi Kraliçe Letizia ve babası Kral Felipe ile birlikte konuklarını ağırladı.

    BU YIL DENİZCİ ÜNİFORMASI GİYDİ
    Geçen sene üzerinde kara kuvvetlerinin yeşil üniforması bulunan Leonor bu kez denizci olduğunu belirten lacivert üniformasını giydi.
    Uzun sarı saçlarını yine arkasında topladı, yerine göre yüzünden kimi zaman gülümsemesini kimi zaman da ciddi ifadesini eksik etmedi.

    Her ne kadar törende anne ve babası yanında olsa da onları bile gölgede bıraktı. Bu arada babası Kral Felipe’nin, tören boyunca kızına yönelttiği gurur dolu bakışlar da dikkatlerden kaçmadı.

    Prenses Leonor, ülkesinin ulusal gününde bir yandan da tarih yazdı. İlk kez babası Felipe ile birlikte selamlaşmaya katıldı.

    Kendilerine ayrılan locada Felipe ve Letizia ile yan yana oturan Leonor, tıpkı babası gibi ayağa kalkarak önünden geçen askeri birlikleri selamladı. Sonra da Madrid’deki kraliyet sarayında düzenlenen resepsiyonda ev sahipliği yaptı.

     

    Leonor o gün babası Felipe ile birlikte ülkelerine hizmet ederken trajik bir şekilde hayatlarını kaybedenler anısına defne yapraklarından oluşan bir de çelenk koydu.

    Kral Felipe ile büyük kızı Leonor’un tören boyunca birbirlerine bakışları da kameralara yakalandı. Hiç erkek çocuğu olmayan Felipe’nin bakışlarında, zamanı geldiğinde tahtını bırakacağı veliaht kızına olan güven ve gurur okunuyordu. Leonor’un gözlerinde ise babasına duyduğu derin sevgi.

    Leonor, bu yaz yalnız başına ilk kez yurt dışı geziye çıktı. Komşu ülke Portekiz’e gitti ve resmi bir törenle karşılandı.

    Prenses Leonor, son dönemde dünyanın en iyi giyinen ve en çok ilgi gören ünlü kadınlarından biri olan annesi Kraliçe Letizia’yı bile gölgede bırakmaya başladı.

     

    HAYRANLARINA GÖRE ASKERLİK ONA YARADI
    Zamanı geldiğinde ülkesinin tahtına geçecek olan Leonor, özellikle de askeri eğitimine başladıktan sonra dış görünüşünden duruşuna çok değişti.

    Yeni yetmelik çağlarında fazla kiloları yüzünden eleştiri alan Leonor gördüğü eğitim sırasında bundan kurtuldu.

    Daha sağlıklı ve daha formda bir görüntü sergilemeye başladı. Zaten hayranlarına göre de Leonor’a askerlik çok yaradı.

    Artık usul usul kendi kanatlarıyla uçmaya başlayan Prenses Leonor, geçen yaz ilk kez yalnız başına bir uluslararası geziye çıktı. Çevreyi koruma ve iklim doeğişikliği konularında bir etkinlik için komşu ülke Portekiz’i ziyaret etti. Orada da resmi bir törenle karşılandı.

    Paris’teki Olimpiyat Oyunları’nda da kardeşi Sofia ile birlikte İspanyol sporcuların müsabakalarını takip etti, onlara kaldıkları kamplarda ziyarette bulundu.

    TAHTA GEÇİNCE TARİH YAZACAK
    Avrupa’da babalarının tahtlarına geçecek veliaht prensesler kuşağından olan Leonor, günü geldiğinde 150 yıl sonra bir tarih yazmış da olacak.

     

    Ama bunun nedeni sadece tahta geçmesi olmayacak.

    Leonor, tahta geçtiği gün ülkesinin son 150 yılında hükümdar olan ilk kraliçe olacak. Tıpkı bugün “dünyanın tek gerçek kraliçesi” olarak anılan Danimarka Kraliçesi 2. Margrethe gibi.

    Son olarak bundan önce Leonor’un dört kuşak öteden büyük büyükannesi Isabella II bu görevi üstlenmişti.

    Doğuştan prenses yani kraliyet ailesinin soyundan gelen hükümdar kraliçe Isabella, 1833 yılında tahta çıkmış ve 1868 yılına kadar bu görevini sürdürmüştü.

    İKİ GENÇ PRENSES CAN SİMİDİ OLDU
    Aslına bakılırsa Prenses Leonor ve hatta kardeşi “yedek prenses” Sofia, son yıllarda tatsız olaylarla sarsılan İspanyol kraliyet ailesi için bir can simidi oldu.
    Leonor’un dedesi, eski kral Juan Carlos’ın adının karıştığı yolsuzluklar, karısı Sofia’yı herkesin gözü önünde aldatması… Hatta bu yüzden tahtını oğlu Felipe’ye beklenenden daha erken bırakıp Abu Dabi’de yaşamaya başlaması…

     

    Son olarak Kral Felipe’nin karısı Kraliçe Letizia’nın eski sevgilisinin ortaya attığı “Letizia hamileyken bile benimle görüşüyordu” söylentileri… İşte bütün bunlar ailenin hem ülkedeki hem de dünyadaki itibarını sarsmıytı ki bir anda Leonor yıldız gibi parlamaya başladı.

    AİLENİN VİTRİN YÜZLERİ
    Elbette İspanyol kraliyet ailesi bütün bu iddialara yanıt vermedi. Hiçbir şey olmamış gibi hayatını sürdürdü. Sonuç olarak bu yıl Kral Felipe’nin tahta çıkışının 10’uncu yıl dönümü kutlamaları bütün bu iddiaların gölgesi altında başladı.

    Her ne kadar İspanyol kraliyet ailesi Letizia’nın sadakatsizliğine dair iddialara doğrudan yanıt vermemiş olsa da bu konuda da gerekli adımları attı.

    Ailenin geleceği olan bir yüzü “vitrine sürdü.” Yani Felipe ile Letizia’nın büyük kızı, geleceğin kraliçesi Prenses Leonor, planlı bir şekilde ön plana çıkarıldı. Böylece Bourbon ailesi, bu iki genç prenses sayesinde ülkesinin gelecek nesilleriyle de arasında bir köprü kurdu.

     

    ONA GÖSTERİLEN İLGİ AİLESİNİN DE HOŞUNA GİDİYOR
    Leonor’un, geçen yıl kutlanan 18’inci doğum gününden hemen önce halkın gözü önüne daha çok çıkmaya başlaması ve daha aktif roller üstlenmesi de bunun bir parçası.

    Bir yandan adım adım askeri eğitimini gören bir yandan da görevlerini aksatmayan Leonor, son yıllarda ailesi hakkında ortalarda dolaşan ve aslında sadece bir kraliyet ailesine değim kimseye yakışmayacak iddialara karşı ailenin etkili bir silahı.

    Sadece kraliyet uzmanlarına göre değil bu konuyu takip eden birçok kişiye göre de Leonor’un bu kadar ön plana çıkarılması bir tesadüf değil.

  • Narin’in Ölüm Saatinde Evde 4 Kişi

    Narin’in Ölüm Saatinde Evde 4 Kişi


    Narin’in ölüm saatinde evde 4 kişi tespit edildi
    Diyarbakır’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayeti soruşturması devam ederken ekipler HTS kayıtlarıyla olayın düğümünü çözdü. Cinayetin evde işlendiği ve o sırada evde amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve cesedi saklayan sıvacı Nevzat Bahtiyar’ın olduğu tespit edildi.

    Diyarbakır’da kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın kim ya da kimler tarafından öldürüldüğü günler geçmesine rağmen henüz ortaya çıkmazken, cinayetin düğümü HTS kayıtlarıyla çözüldü.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Annesi, abisi, amcası dahil neredeyse tüm yakınlarının cezaevinde olduğu Narin’in kaybolduğu güne dair detaylar ortaya çıkmaya başladı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, cezaevleri ile ilgili İşyurtları, Ürün ve El Sanatları Fuarı’nın açılışında gazetecilere yaptığı açıklamada, iddianame hazırlık sürecinin başladığını belirterek şu açıklamalarda bulundu; “Narin evladımızla ilgili soruşturma titiz bir şekilde devam ediyor. Şu anda tutuklular var.

    Tutukluların yanı sıra adli kontrollü olan şüpheliler var. Yaklaşık 250’ye yakın kişinin ifadesi alındı. Özellikle şüpheliler konusunda tekrar ifadelerin alınması söz konusu oldu. Tespit edilen kamera görüntüleri var. Bu görüntülerin TÜBİTAK’ta değerlendirmesi yapıldı. Sonrasında Narin kaybolduktan sonra evlerinin önüne kamera takanlar oldu. Bu kameralara giren, o görüntülerde toplanıp dağılanlar ve yapılan konuşmalarla ilgili TÜBİTAK incelemeleri gerçekleşti.

    “TEKNİK ÇALIŞMALARIN SON AŞAMASINA GELİNMİŞ DURUMDA”

    Yine HTS kayıtları tespit edildi, geriye dönük. O bölgede kimlerin kimlerle konuştuğu, şüphelilerin baz çakışmaları, en son yapılan teknik çalışmalar çok önemliydi. Daraltılmış baz çakışması dediğimiz bilirkişi incelemeleriyle çok önemli verilere de ulaşıldı. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Narin’in katilleri yargı önünde hesap verecek. Teknik çalışmaların son aşamasına gelinmiş durumda. Son değerlendirmeleri Cumhuriyet Başsavcılığı’mız yapıyor ve iddianame hazırlığı süreci de başlamış durumda. Burada özellikle daraltılmış baz çakışmalarında kimin hangi dakikada nerede olduğu, hangi evin içerisinde kimlerle kimin beraber olduğu tek tek belirlenmiş durumda. Kimsenin şüphesi olmasın. Teknolojinin son imkânları kullanılarak bu soruşturma yapıldı. Tabii dosya gizli… Soruşturma gizli… Kamuoyunda farklı yorumlar yapılabiliyor.

    “BAZ ÇAKIŞMALARIYLA ÇOK ÖNEMLİ VERİLERE ULAŞILDI”

    İfadelerden yola çıkarak özellikle televizyon ekranlarında olay yorumlanırken dosyayla ilgisi olmayan bir takım tahminler de yürütülüyor. Ama iddianame ortaya çıktığında kamuoyu, toplum şunu görecek. Narin evladımızın katillerinin kim olduğunu tahmin edecek ve tabii ki bunun kararını verecek olan bizler değiliz. Bu iddianame, soruşturma sonrasında toplanan deliller ışığında ortaya konulan bir iddianame olacak. Neticede buna yargı karar verecek. Dava açıldıktan sonra o delilleri değerlendirecek olan, o teknik verileri tekrar analiz edecek olan, gerekirse tekrar bilirkişi incelemesi yapacak olan elbette ki yargı süreci de uzamadan tamamlanacaktır. Bunu tahmin ediyoruz. Özellikle daraltılmış baz çakışmalarıyla çok önemli verilere ulaşıldığını söyleyebiliriz. Oda oda herkesin nerede olduğu o baz kayıtlarında belli.”

    “NARİN’İN EVİNDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜ TESPİT EDİLDİ”

    CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın edindiği bilgilere göre HTS kayıtları, olayı büyük oranda çözdü. Bu kayıtlar gösterdi ki Narin evinde öldürüldü. O sırada evde amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve cesedi saklayan sıvacı Nevzat Bahtiyar’ın olduğu HTS kayıtlarında tespit edildi.

    4 KİŞİ İÇİN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENECEK

    O sırada evde bulunan 4 kişi için de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilecek. Olayın kesin detayları mahkemede çözülecek. Ayrıca bilen, duyan, susan ve yanlış yönlendirenlerin tamamına da üst dereceden cezalar talep edilecek.

    “12 TUTUKLU VAR”
    Bu 4 kişi iddianamede işbirliği içinde cinayeti işlemekle suçlanacak, işbirliği tezi ortaya konulacak. Şu anda Narin cinayetinde bu 4 ismin de aralarında olduğu toplam 12 kişi tutuklu bulunuyor.

  • Narin Güran cinayeti soruşturmasındaki detaylar ortaya çıkıyor: Ölüm saatinde evdeki 4 kişi kimdi?

    Narin Güran cinayeti soruşturmasındaki detaylar ortaya çıkıyor: Ölüm saatinde evdeki 4 kişi kimdi?

    Bakan Tunç, “Çok önemli verilere ulaştık” demişti
    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kayıp ilanı verilen ve 21 gün sonra Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın ölümüyle ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı.

    CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, İddianameye yansıması beklenen detayları anlattı. Canvova, Narin’in öldürüldüğü sırda evde anne, abi, amca ve Nevzat Bahtiyar’ın evde olduğunu iddiasını ortaya attı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Dicle Canova’nın açıklamaları şöyle: İddianame hazırlandı. Birkaç gün içinde mahkemeye sunulacak. Savcı, adı geçen, gören, duyan ve konuşmayan dahil herkese en yüksekten ceza isteyecek. Cinayetin odağında ise dört isim yer alacak: Amca Salim Güran, Abi Enes Güran, Anne Yüksel Güran, ve Narin’in cansız bedenini ortadan kaldıran Nevzat Bahtiyar.

    Baz istasyonu verileri daraltılarak yapılan analizle sonuca ulaşıldı. Yani baz ve HTS kayıtları olayı çözdü. Bu kayıtlar gösterdi ki Narin, evinde öldürüldü ve o sırada evde amca, abi, anne ve Nevzat Bahtiyar vardı. Dolayısıyla edindiğim bilgilere göre iddianamede, Narin cinayetinde bu isimlerin iş birliği yaptığı tezi ortaya konulacak.

  • Sınıfta fenalaşan 5. sınıf öğrencisi hayatını kaybetti

    Sınıfta fenalaşan 5. sınıf öğrencisi hayatını kaybetti

    Trabzon’da ders sırasında bayılan 5. sınıf öğrencisi kız çocuğu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

    Alınan bilgiye göre, Bahçecik İmam Hatip Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Yılmaz, öğretmeninin verdiği soruyu tahtaya kalkarak çözdükten sonra sırasına oturdu. Elif’in baygınlık geçirdiğini gören arkadaşları, durumu hemen öğretmenlerine bildirdi. İlk müdahalesi öğretmeni tarafından sınıfta yapılan Elif, daha sonra okula çağrılan ambulansla Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü Acil Servisi’ne kaldırıldı. Küçük kız, burada doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    Elif Ebrar Yılmaz’ın kesin ölüm nedeni ile ilgili henüz bir açıklama yapılmadı. Elif Ebrar Yılmaz’ın cenazesinin bugün ikindi namazına müteakip Tonya Melikşah köyü Merkez Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.

  • Caninin arkasındaki müzakere polisi çıktı

    Caninin arkasındaki müzakere polisi çıktı

    İSTANBUL Fatih’te, 4 Ekim 2024’te Edirnekapı surlarının üzerine çıkan ve elinde bıçak bulunan Semih Çelik (19), okuldan arkadaşı İkbal Uzuner’i (19) öldürmüş, ardından boğazına ip geçirerek surlardan atlayarak intihar etmişti.

    Ağır yaralanan Çelik, hastanede hayatını kaybetmişti. Polis ekiplerince yapılan incelemelerde Çelik’in, Uzuner’i öldürmeden önce evinde kız arkadaşı Ayşenur Halil’i de (19) öldürdüğü belirlenmişti

    Çelik’in intihar ettiği ana ilişkin görüntüler, sosyal medyada paylaşılmıştı. Görüntülerde Çelik’in arkasında bulunan kişinin kim olduğu merak konusu olmuştu. Bu kişinin müzakere polisi olduğu ortaya çıktı. Surlardaki hareketliliği fark eden polis ekipleri, kontrol için olay yerine çıkmış, cinayeti fark eden ekipler burada bir süre Çelik’i ikna etmeye çalışmıştı. İkna olmayan Çelik, kendini surlardan aşağı bırakmıştı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

  • Türkiye’nin en zengin kadınları belli oldu! Mal varlıkları dudak uçuklatır

    Türkiye’nin en zengin kadınları belli oldu! Mal varlıkları dudak uçuklatır

    Sanat dünyasında kazancını gayrimenkule ve ticarete yatıran isimler servetlerine servet eklemeye devam ediyor. Türkiye’nin en zengin kadın sanatçıları ise belli oldu.

    Şarkıları ve konser maratonlarıyla isimlerinden söz ettiren kadın sanatçılar, zenginler listesine girmeye devam ediyor. Bazı ünlü isimler kazançlarını gayrimenkule yatırırken bazıları da ticarete atılarak servetlerine servet ekledi. Temiz Magazin de Türkiye’nin en zengin kadınlarını sıraladı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

  • 13 yıllık evliliği 10 dakikada bitti

    13 yıllık evliliği 10 dakikada bitti


    Issız Adam filmiyle ünlenen Cemal Hünalın 2011de evlendiği keman sanatçısı ve oyuncu eşi Lale Cangala açtığı boşanma davası sonuçlandı.

    DURUŞMA SAATİNİ KİTAP OKUYARAK BEKLEDİ

    Duruşma başlamadan önce İstanbul Aile Mahkemesinin önüne gelen Cemal Hünal, bir kenara geçip duruşma saatini kitap okuyarak bekledi. Kısa süre sonra Lale Cangalın mahkeme salonu önüne gelmesiyle birlikte kitabı çantasına koyan Hünal, Cangal ile selamlaştı.

    Mahkeme mübaşirinin tarafların isimlerini seslenmesinin ardından salona geçildi ve çift anlaşmalı olarak boşandı.

    İzleyiciye ve basın mensuplarına kapalı olarak gerçekleşen duruşmada, Cemal Hünal avukatı Gülşah Ertuğrul ile, Lale Cangal ise avukatı Özge Tokgöz ile hazır bulundu.

     

    Yaklaşık 10 dakika süren duruşmanın ardından mahkeme, Cemal Hünal ile Lale Cangalın anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verdi.

    Ayrıca, 10 yaşındaki oğullarının velayeti konusunda ortak velayet kararı alınırken, Hünalın oğluna aylık 65 bin lira nafaka ödemesine hükmedildi.

  • Evli olduğu kadını kayalıktan ittiği iddiasıyla yargılanan erkek hakim karşısında

    Evli olduğu kadını kayalıktan ittiği iddiasıyla yargılanan erkek hakim karşısında

     

    Yalova’nın Altınova ilçesinde geçen yıl ocak ayında eşini yaklaşık 20 metre yükseklikteki kayalıktan iterek ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklanan sanığın yargılanmasına başlandı.

    Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, hakkında “eşe karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan tutuklu sanık Erdal Necip S, eşi Semiha S’nin yakınları ve taraf avukatları katıldı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Savunmasını yapan Erdal Necip S, karısının çabuk sinirlenen bir yapıya sahip olduğunu belirterek, “Hep pozitif düşünüyordum. ‘İyi olur’ diyordum. Hemen çocuk yapmamak için ortak karar aldık. Geziyorduk dolaşıyorduk, doğada, alışveriş merkezlerinde morali düzelsin diye. Suç kaydım yok. Kavga bile etmedim. Aldatma yok, kavga yok. Ufak tefek şeyler vardı.” ifadesini kullandı.

     

    Sanık, olay günü eşi merak ettiği için bölgedeki bir restorana gittiklerini, kahve içtikten sonra fotoğraf çekmek için Soğuksu köyü Ballıkaya mevkisindeki kayalık alana çıktıklarını anlattı.

    Olayın, bölgeden ayrılırken yaşandığını dile getiren Erdal Necip S, “Ben öndeydim, arkadan geliyordu. Eşimin sadece düştüğünü gördüm. Sevdiğim eşimi kaybettim. Çalılar arasında yol buldum, eşime ulaştım. O panikle yola çıktım, ambulansı aradım. Ben medeni bir insanım. Avukat tutup boşanabilirdim. Aramızda hiçbir şey yoktu.” diye konuştu.

    Mahkeme başkanının, eşinin uçurumdan düşmesinden bir gün önce yüksekten düşme olayıyla ilgili bir haberi cep telefonundan okuduğunu sorması üzerine sanık, “Kendim haber araştırmadım. Haberler cep telefonuma düşüyor. 10 haber okudum. Haber tesadüf önüme düşmüştür.” dedi.

    Erdal Necip S, hakkındaki eşcinsellik iddialarını ise yalanladı.

    Duruşmada, Semiha S’nin annesi ve babası ile bazı tanıklar da dinlenildi.

    Çiftin olay günü kayalıklarda birbirlerini çektiği fotoğraflar ile Semiha S’nin yaptığı öz çekimler de dava dosyasına eklendi.

    Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti, olay yerinde keşif yapılması ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

     

    “Doğru bir tane olur”

    Ölen kadının annesi Selma Dursun, adliye çıkışı gazetecilere yaptığı açıklamada, sanığın 3-4 kez farklı ifade verdiğini söyledi.

    Erdal Necip S’nin yalan söylediğini öne süren Dursun, şöyle konuştu:

    “O kadar soğuk bir havada benim kızımı almış götürmüş kayanın başına, 1 saat 40 dakika tutmuş kızımı orada. ‘Parmaklarımız uyuştu’ diyor. Ondan sonra yok ‘Kertenkele gördü, yılan gördü, düştü’ diyor. ‘Fotoğraf çekilirken düştü’ diyor. ‘Benim arkamdaydı, ben onu düşerken elim değdi ama tutamadım’ diyor. En son yapılan keşifte de ‘Ben onu hiç görmedim, sadece sesini duydum’ diyor. Doğru bir tane olur.”

    Ölen kadının anne ve babasının avukatlarından Eyyüp Kaplan ise olayın kaza değil cinayet olduğunu ileri sürdü.

    Sanığın olaydan bir gün önce Siirt’te kayalıklardan düşen bir kişinin haberini okuduğunu anlatan Kaplan, şunları kaydetti:

     

    Diyelim ki planlamadın. Bir gün öncesinde uçurumdan düşen birisinin haberini görüyorsun. Hemen sonraki gün gidiyorsun. Ocak ayında, kış mevsiminde hava şartları uygun değil. Manzarası aynı olmasına, fotoğraf çekebileceğin yer olmasına rağmen uçurumun kenarına gidilip tehlike altına atılmış. İtilmiş yani bu çok bariz belli. Bilirkişi raporu var dosyada. Fizik uzmanı raporu hazırlamış, adli tıp ve olay yeri inceleme uzmanı rapor hazırlamış, bunun kaza ya da intihar olmadığını açıklamış sebepleriyle beraber. Dışarıdan bir itme, bir kuvvet olmadığı müddetçe, düştüğünü beyan ettiği yer ki birden fazla yer göstermiştir.

    Avukat Muhammed Şamil Koçoğlu da sanığın maktulün boşanmayacağını anlaması üzerine arayışa girdiğini öne sürerek, bunun şüpheli bir durum olduğunu belirtti.

    Ne olmuştu?

    Semiha S, 24 Ocak 2023’te eşiyle gittiği Altınova ilçesi Soğuksu köyü Ballıkaya mevkisinde fotoğraf çekmek için çıktığı yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki kayalıktan düşerek hayatını kaybetmiş, cenazesi ertesi gün ailesinin yaşadığı Bursa’nın Orhangazi ilçesi Hamzalı Mahallesi’nde toprağa verilmişti.

    Kadının eşi Erdal Necip S, yürütülen soruşturma kapsamında, eşini iterek ölümüne neden olduğu iddiasıyla gözaltına alınarak 16 Mayıs’ta tutuklanmıştı.

  • Attan düşerek hayatını kaybeden belediye başkanının kızı toprağa verildi

    Attan düşerek hayatını kaybeden belediye başkanının kızı toprağa verildi

    Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in attan düşerek beyin kanaması geçiren ve yaklaşık 1,5 yıldır tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren kızı Mürüvvet Başdeğirmen (34), binlerce kişinin katılımı ile son yolculuğuna uğurlandı.

    Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in geçen yıl 13 Mayıs’ta attan düşerek beyin kanaması geçiren ve yaklaşık 1,5 yıldır Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde yaşam destek ünitesine bağlı olan kızı Mürüvvet Başdeğirmen, dün öğle saatlerinde hayatını kaybetti.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    CENAZEYE BİNLERCE KİŞİ KATILDI
    Başdeğirmen ailesi akşam evlerinin önünde kurulan çadırda taziyeleri kabul ederken, bugün Mürüvvet Başdeğirmen için İl Müftülüğü önünde cenaze düzenlendi.

    Binlerce kişinin katıldığı cenazede Isparta Valisi Abdullah Erin, milletvekilleri Mehmet Uğur Gökgöz, Osman Zabun, Yalım Halıcı, Hasan Basri Sönmez, eski milletvekilleri Süreyya Sadi Bilgiç, Recep Özel, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, mülki ve askeri erkan, siyasiler, belediye çalışanları da yer aldı.

    Öğle vakti kılınan namazın ardından bir süre omuzlarda taşınan Mürüvvet Başdeğirmen’in cenazesi, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Defin sonrası Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ile ailesi, taziyeleri kabul etti.