Yazar: admin

  • Nefise Karatay’ın “Biblom” dediği kızı Maya sosyal medyada ilgi odağı oldu! Anne – kızın güzelliğine adeta yorum yağdı!

    Nefise Karatay’ın “Biblom” dediği kızı Maya sosyal medyada ilgi odağı oldu! Anne – kızın güzelliğine adeta yorum yağdı!

    Oyuncu, sunucu ve eski manken olan Nefise Karatay, 2012’de iş insanı Yusuf Day ile dünya evine girmişti.

    Karatay ile Yusuf Day’ın 2015’te kızları Maya’yı dünyaya gelmişti. Nefise Karatay, sosyal medya paylaşımlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Son olarak kızı Maya ile tatile giden ünlü manken peş peşe yaptığı paylaşımlarla ilgi odağı olmayı başardı. Nefise Karatay paylaşımına “Benim aydınlık ruhlu, güzel kalpli kızım” notu da eklemeyi ihmal etmedi. İşte Nefise Karatay ve kızı Maya…

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Nefise Karatay, 2012’de iş insanı Yusuf Day ile evlenip 2015’te kızı Maya’yı dünyaya getirmişti. Nefise Karatay’ın son paylaşımı ilgi odağı oldu. Nefise Karatay paylaşımına “Benim aydınlık ruhlu, güzel kalpli kızım” notu da eklemeyi ihmal etmedi. Kızının annesine benzerliği gündem oldu.

    1997 yılında Türkiye güzeli seçilen ünlü manken Nefise Karatay’ın kızı Maya şimdilerde 8 yaşında.

    Kızı Maya’nın doğumundan sonra tüm ilgisini ailesine yönelten ama ekranlardan da uzak kalmayan Nefise Karatay, sosyal medya paylaşımlarıyla beğeni toplamaya devam ediyor.

    Nefise Karatay paylaşımına “Benim aydınlık ruhlu, güzel kalpli kızım” notu da eklemeyi ihmal etmedi.

    Nefise Karatay’ın kızı Maya’nın annesine benzerliği dikkat çekti.

    Şimdiden annesinin tahtına aday gösterilen Maya’ya takipçilerden yorum yağdı.

  • 80’lerin ünlü ismiydi… Ayşe Mine’den üzen haber

    80’lerin ünlü ismiydi… Ayşe Mine’den üzen haber

     

    80’li yıllarda seslendirdiği ‘Erkek Milleti’ ve ‘Yemin mi Ettin’ şarkılarıyla ünlenen Ayşe Mine’den üzen haber geldi.

    Bir süredir sağlık sorunları yaşayan şarkıcıya yapılan tetkiklerin ardından ‘kolon ve rektum kanseri’ teşhisi konuldu.

    63 yaşındaki Ayşe Mine, tedaviye başlarken haberi yakın dostu Onur Akay duyurdu:

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    “Canım Ayşe Mine, şu an Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’nde yatıyor ve kanserle savaşıyor. Ne olur dualarınızı eksik etmeyin, değerli sanatçımıza dualarınızda yer verin. Hem sesinin hem de yüzünün güzelliği ile bir döneme damga vurmuş sanatçımız için, yapılması gereken her şeyi yapalım”

     

    AYŞE MİNE KİMDİR?

    Asıl adı Ayşe Akyüz olan Ayşe Mine, 30 Ocak 1961’de İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul’da yorgancılık yapan babası Celâlettin Akyüz, annesi ise Ender Hanım’dır. Anne tarafı İstanbullu, baba tarafı ise Trabzonludur. Eğitim hayatına Mecidiyeköy 6 Ekim İlkokulu’nda başlamıştır. Ortaokul ve liseyi ise Mecidiyeköy Lisesi’nde bitirdi.

    Ayşe Mine 16 yaşında çıkardığı ilk 45’lik plağından “Demek Ki Öyle” isimli şarkısı ile ünlendi. Müzik kariyerine pop müzik tarzında söylemeye başlamış ve 80’li yıllarda pop müzik söylemeyi bırakıp arabesk müziğe geçmiş ve kendi tabiriyle “kırık arabesk” türünde plak ve kasetler yayımladı. Erkek Milleti isimli plağı ile Altın Long Play Ödülü’nün sahibi oldu. 1994 yılında ise Mutlugiller dizisinde başrol oynadı.

     

    Erkek Milleti isimli plağı ile “Altın Long Play” ödülünü kazanan Ayşe Mine, yine bu isimle Murat Soydan ile başrollerini birlikte oynadığı 1986 yılında Erkek Milleti sinema filmini çekti. Erkek Milleti sinema filminden 8 yıl sonra 1994’te senaryosunu Vecdi Uygun’un yazdığı ve yönetmenliğini Demirhan Ersunar’ın yaptığı Mutlugiller isimli televizyon dizisinin başrolünde kendisi olmasının yanı sıra Meral Zeren, İbrahim Gündoğan, Diler Saraç, Sadettin Erbil, Canan Hoşgör gibi oyuncularla da birlikte oynadı. 1979 senesinde Ergün Günaydın’la evlenen ve daha sonra boşanan sanatçının Ergün Günaydın ile evliliğinden 1980 yılında doğan Cenk ve 1981 yılında doğan Berk ile birlikte iki oğlu var.

  • Minik Elif nakli oldu, aile 2. kez yıkıldı! ‘Her şey güzel olacak derken cehennemi yaşadık’

    Minik Elif nakli oldu, aile 2. kez yıkıldı! ‘Her şey güzel olacak derken cehennemi yaşadık’

    İstanbul’da 2019’da metabolizma rahatsızlığı ile dünyaya gelen Elif Kekeç’e, 2 yaşında karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu.

    Elif, özel hastanede yapılan karaciğer nakli ile hayata tutundu. Ameliyatın ardından 25 gün yoğun bakımda kalan Elif, kısa süre sonra da kalp rahatsızlığı yaşadı. Yapılan tetkiklerde kalp yetmezliği geliştiği saptanan Elif, 4 ay önce ailesi tarafından götürüldüğü Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi’nde tedaviye alındı. İlaç tedavisi başlanan Elif, kalp nakli sırasına alındı. Uygun donör bulunduğunda kalp nakli yapılacak.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    ‘HER ŞEY GÜZEL OLACAK DERKEN CEHENNEMİ YAŞADIK’

    Elif’in babaannesi Hatun Kekeç, torununun önce karaciğer yetmezliği, şimdi de kalp yetmezliği ile mücadele ettiğini söyleyerek, “Karaciğer naklinden sonra Elif’in kalp çalışma hızının bir anda düştüğünü söyledi doktorları. Çok şaşırdık, çok üzüldük. Her şey güzel olacak diye beklerken resmen cehennemi yaşadık. Torunumun kalp çalışma oranı yüzde 10’a düşmüştü. Orada Elif’e bir anjiyo yapmak istediler; ama Elif’in kalbinin buna dayanamayacağını anlayınca daha kapsamlı bir hastanede Elif’in tedaviye alınması gerektiğini bize bildirdiler. Ben de Elif’i, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi’ne getirdim” dedi.

    ‘ORGANLARIMIZ YAŞAM OLSUN’

    Hatun Kekeç, Elif’in kalp nakli olması gerektiğini söyleyerek, “Şu anda ilaç tedavisi alıyor. Kalp nakli bekliyoruz. Nakil çıkarsa Elif’i hemen ameliyata alacaklar. Elif’i eve bile göndermiyorlar. Durumu çok kritik. Vatandaşlarımız duyarlı olsun organ bağışı konusunda. Elif’im gibi çocuklar, torunlarımız, çocuklarımız bir sürü organ bekleyen insan var. Organlarımız toprakta çürüyeceğine bir umut olsun, yaşam olsun. O hasta insanı ve ailesini, yakınlarını hayata bağlasın. İnşallah organ bulunur yavruma. Yan odasında bulunan arkadaşına organ bulundu. Çok sevindik. İnşallah bizim evlatlarımıza da çıkar” diye konuştu.

    Elif Kekeç ise “Organlarınızı bağışlayın. Ben de koşup oynamak istiyorum. Hastaneye bağlı kalmak istemiyorum. Parka gitmek istiyorum. Büyümek istiyorum, doktor olmak istiyorum. Türkiye sesimi duysun. Ne olur bağış yapın” dedi.

  • Annesini tüfekle öldürmüştü! Neden yaptın? sorusuna bu cevabı verdi…

    Annesini tüfekle öldürmüştü! Neden yaptın? sorusuna bu cevabı verdi…

    Bartın’da, annesi Hatice Alay’ı (52) av tüfeğiyle vurarak öldürdüğü iddiasıyla ‘Üst soya karşı kasten öldürme’den ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Umut Can Alay (23), “Ben annemi öldürmedim.

    Bizim evde annemin de tüfeği vardı. Benim de vardı. İkimizin tüfeği de duvara asılıydı. Ben her zamanki gibi eve geldim. Sobayı yakmak için kucağımda odunlarla eve girdim. O sırada bir kütleme sesi geldi. Ne olduğunu anlayamadım. Sonra annemi yerde kanlar içinde gördüm. Hatta 112 ekiplerini ilk ben aradım” dedi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    Olay, 6 Şubat’ta Topluca köyü Esenpınar mevkisindeki evde meydana geldi. Orman işçisi olarak çalışan Umut Can Alay, akşam alkollü şekilde eve geldiğinde annesi Hatice Alay’dan para istedi. Anne para vermeyince tartışma çıktı. Umut Can Alay, annesini banyoya iterek, orada hortumla su sıkıp ıslattıktan sonra darbetti ve sonrasında av tüfeğiyle ateş açtı. Hatice Alay, hayatını kaybetti, Umut Can Alay ise tutuklandı.

    ANNESİNE CİNSEL SALDIRIDA BULUNMAKTAN YARGILANMIŞ

    Babası 5 yıl önce kalp krizinden ölen Umut Can Alay’ın, annesi Hatice Alay’a 2021’de cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla ‘Üst soya karşı cinsel saldırı’ suçundan 23 yıl hapis cezasına çarptırıldığı, itiraz üzerine bir üst mahkemeye taşınan kararın bozulduğu öğrenildi. Alay’ın, bu süreçte annesinin de şikayetini geri çektiği ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı, annesiyle yaşamaya devam ettiği bildirildi.

    İLK DURUŞMA

    Umut Can Alay hakkında, ‘Üst soya karşı kasten öldürme’den ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianame, Bartın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avukatlar ise mahkeme salonunda hazır bulundu.

    Sanık Umut Can Alay, mahkeme başkanının ‘Anneni neden öldürdün?’ sorusuna, “Ben annemi öldürmedim. Bizim evde annemin de tüfeği vardı. Benim de vardı. İkimizin tüfeği de duvara asılıydı. Ben her zamanki gibi eve geldim. Sobayı yakmak için kucağımda odunlarla eve girdim. O sırada bir kütleme sesi geldi. Ne olduğunu anlayamadım. Sonra annemi yerde kanlar içinde gördüm. Hatta 112 ekiplerini ilk ben aradım. Sağlık ekipleri gelinceye kadar anneme ilk müdahalede kalp masajı yaptım. Sonra sağlık ekipleri geldi. Beni de jandarma gözaltına aldı. Ben yapmadım başkanım, belki tüfeğin içinde kurşun vardı. Yere düşünce tüfeğin dipçiğinin yere gelmesiyle kurşun denk geldi. Ben de anlamadım. Sadece bir kütleme sesi geldikten sonra annemi yerde gördüm” dedi.

    ‘ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILMAYI TALEP EDİYORUM’

    Mahkeme başkanının, olay sırasında annesini darbettiği yönünde bulgular olduğunu sorduğu sanık, şöyle cevap verdi:

    “Öyle bir şey mümkün değil. Ben hapisten yeni çıktığım için annemde KADES uygulaması vardı. Öyle bir şey olsaydı annem bu uygulamayı kullanırdı. Ben hiçbir şey yapmadım. Cezaevinde durumum çok kötü. Her gece halüsinasyonlar görüyorum. İyi şeyler yaşamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. Biz onunla kavga etmedik. Ben yapmadım. Yemin ederim ben vurmadım. Sayın başkanım son sözüm, benim kimim kimsem yok, ben kaçmam. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmayı talep ediyorum” dedi.

    Sanık avukatı müvekkilinin beraatını talep etti. Mahkeme eksikliklerin giderilmesi için ertelenirken, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

  • Meli Bendeli lokantaya alınmadı

    Meli Bendeli lokantaya alınmadı

    Trans oyuncu Meli Bendeli sosyal medya hesabından lokantaya alınmadığı anları paylaştı.

    ‘Çukur’ dizisinde ‘Timsah Celil’ karakteriyle bilinen Ahmet Melih Yılmaz, cinsiyet değiştirerek trans birey olduğunu açıklamıştı.

    Yeni hayatında Meli Bendeli adını alan oyuncu, İstanbul Beykoz’da gittiği bir lokantaya alınmadığı anlarını kayda alarak sosyal medya hesabından paylaştı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    “‘PATRON BİR DAHA GELMESİN’ DEDİ”

    Bendeli’nin yanına gelen garson şu ifadeleri kullanıyor:

    “Patron kameradan izlemiş, yayın yapıyor falan personel de görünüyormuş, ‘Bir daha gelmesin dükkanımıza’ dedi. Biz aracıyız kusura bakma.”

    “EMİNİM VİDEO İÇİNDİR”

    Oyuncu da “Allah Allah, kimse çıkmıyor, duydunuz mu? Bir daha buraya gelmeyeceğim çok üzüldüm. Eminim video içindir” diyerek tepki gösteriyor.

    “ETEKLE GÖRDÜLER, ROLÜ GERİ ALDILAR”

    Meli Bendeli geçen yıl da Netflix’in ‘Şahmaran’ dizisinin kadrosundan ‘etek giydiği için’ çıkartıldığını söylemişti.

    Bendeli, “Şahmaran’ dizisinde bana rol verilmişti. Ama beni dışarda etekle gördüklerinden rolü geri aldılar. Sözleşmeden dönüldü. İşte ülkedeki sanat camiası. İşte size yeni Netflix işi. Hak yiyenin hakkı olmasın dilerim” ifadelerini kullanmıştı.

  • Enfeksiyonlu dişi çekilen 8 yaşındaki çocuk, kâbusu yaşadı! Yüzü şişti, gözleri kapandı

    Enfeksiyonlu dişi çekilen 8 yaşındaki çocuk, kâbusu yaşadı! Yüzü şişti, gözleri kapandı

    İstanbul Küçükçekmece’de iddiaya göre, enfeksiyonlu dişin çekilmesinin ardından yüzü şişmeye başlayan, ateşi çıkan, kusan 8 yaşındaki Rüzgar Taha Çavdar ve ailesi adeta kabusu yaşadı.

    Şikayetlerin başlamasının ardından tekrar başvurduğu diş polikliniğinde antibiyotik verilen Rüzgar Taha Çavdar, durumunun kötüye gitmesi üzerine hastaneye yatırıldı. Göz selüliti teşhisi konulan çocuk, 11 gündür hastanede tedavi görüyor.

    Olay geçtiğimiz hafta Küçükçekmece’de bulunan özel bir diş polikliniğinde yaşandı. İddiaya göre, Seda Çavdar; 8 yaşındaki oğlu Rüzgar Taha Çavdar’ı dişinin ağrısı üzerine özel bir polikliniğe götürdü. 8 yaşındaki çocuğun önce filmi çekildi. Ardından anne Sevda Çavdar’a oğlunun dişinin kurtarılamayacağı, çekilmesi gerektiği söylendi. Doktor çekim işlemine başladı. Çocuk çığlık çığlığa bağırırken, çekim işlemi ise bir türlü gerçekleşmedi.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

    İddiaya göre, ilk doktorun 45 dakika süren işleminin ardından çekim gerçekleşmeyince anneden odadan çıkması istendi. Anne bu talebi geri çevirirken, odaya başka doktor çağrıldı. Çekim işlemi ikinci doktor tarafından gerçekleştirildi.


    Özel poliklinikte gerçekleştirilen diş çekiminin ardından Rüzgar Taha Çavdar ve anne Seda Çavdar, merkezden ayrılarak eve döndü. Dişi çekilen çocuğun yüzünde bir süre sonra şişlik meydana geldi. Bunun üzerine Seda Çavdar polikliniği aradı. Poliklinikte bulunan yetkili antibiyotik verilmediğini öğrenince aileye antibiyotik reçetesi yazarak kullanmasını söyledi.

    YÜZÜ ŞİŞEN ÇOCUĞUN ATEŞİ ÇIKTI, KUSMAYA BAŞLADI

    8 yaşındaki çocuk antibiyotiği kullanmasına rağmen yüzündeki şişlikler arttı. Ateşi çıkan çocuk kusmaya başladı. Devamında polikliniğe giden aileye yetkililer bunun komplikasyon olduğunu ve yaşanabildiğini söyledi. Eve geri dönen aile sorunların devam etmesiyle birlikte bu sefer başka bir hastaneye kontrole gitti. Orada çocuğun son durumunu gören yetkililer ise anne Seda Çavdar’a çocuğu hemen devlet hastanesine götürmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’ne giden aile burada çocuğunu muayene ettirerek çocuklarının göz selüliti olduğunu öğrendi. Yanlış tedavi sonucu kabus dolu günler yaşayan Rüzgar Taha Çavdar’ın ise 11 gündür hastanedeki tedavisi sürüyor.

    “ATEŞİ 39-40 DERECEYE ÇIKTI VE KUSMAYA BAŞLADI”

    Geçen ayın 25’inde Küçükçekmece’de özel bir kliniğe gittiklerini belirten anne Seda Çavdar, “Orada çocuğumun filmi çekildi, oradaki dişçi bana çocuğumun dişini kurtaramayacağını, çekmesi gerektiğini söyledi ve çocuğun dişini çekmeye başladı. Bir aletle ilk önce çocuğun dişini oynatmaya çalıştı ve çocuğum bağırdı. Rahat 45 dakika çocuğumun dişiyle oynadı. Çocuk çığlık çığlığaydı. Doktor dışarı çıkıp odayı terk etmemi söyledi. Ben annesiyim el kadar çocuğu nasıl bırakayım. Sonrasında o yapamayınca başka bir doktor çağırdı. Gelen doktor da Allah razı olsun hemen çocuğun dişini aldı. Biz tedavinin ne öncesinde ne de sonrasında antibiyotik tedavisi görmedik. Eve geldikten sonra çocukta hafif bir şişlik oldu. Çocuğum baygın duruyordu ve hali yoktu. Ardından ateşlenmeye başladı. Ateşi 39-40 dereceye çıktı ve kusmaya başladı. Kliniğin sahibini tanıdığım için onu aradım. Bana, sana antibiyotik vermediler mi diye sordu. Ben de vermediklerini söyledim. Hemen bir antibiyotik yazdılar. Antibiyotiği kullandık ama gece kusmalar devam etti. Çocuğumun suratı da iyice şişmeye başladı” dedi.

    “YAŞANANLARIN SEBEBİ ENFEKSİYONLU DİŞİN ÇEKİLMESİ”

    Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’nde 11 gündür tedavi gördüklerini söyleyen Çavdar, “Ertesi gün kliniğe gittiğimizde bana çok ‘özür dilerim ve bunlar komplikasyonlar oluyor’ dedi.

    Çocuğun dişini yıkayıp bir daha geri gönderdi. Ama çocuğumun dişi yarım saatte bir şişmeye devam etti. Gözü kapanmaya başladı. Çarşamba sabahı oğlum beni uyandırdı ve ‘gözüm kapandı’ dedi. Hemen alıp diş hastanesine götürdüm. Doktorlar direkt çocuğun dişi iltihaplıymış, enfeksiyon yayılmış hiç vakit kaybetmeden hastaneye gidin çocuğunuzun yatışı yapılsın dedi. Buraya gelir gelmez doktorlar hemen göz bölümüne sevk ettiler ve yatışımız yapıldı. 11 gündür çocuk enfeksiyon servisinde tedavi görüyoruz. Bunun sebebi ise enfeksiyonlu dişin çekilmesi” dedi.

    “ENFEKSİYON BEYİNE YAYILSAYDI BUNUN HESABINI KİM VERECEKTİ”

    Duruma tepki gösteren Çavdar, “Diğer tarafla konuştuğumuzda ise ‘bir diş için yatış mı yapılır, antibiyotik az gelmiştir gel devam edelim’ dediler. Oğlumun hastalığının adı göz selüliti. Bir kangrenden bahsediyoruz. Oradaki enfeksiyon önce göze oradan da beyne yayılsaydı bunun hesabını kim verecekti. Ben hiçbir şey istemiyorum, karşıma bir muhatap bulamadım. İşlemin faturasını bana sonradan komplikasyonlu diş olarak kestiler. Kendilerini aradım, muhtemelen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. En azından özür dileyebilirdiniz dediğimde ise ‘ben yasaları çok iyi biliyorum’ dedi. Bekliyoruz, devlete sığınıyoruz. Ben şimdi buradan raporlarımı alıp savcılığa suç duyurusunda bulunacağım. Bu kadar ucuz olmamalı. Bir çocuktan bahsediyoruz. Doktorlar direkt ‘gözünü kaybedebilirdi’ dediler. Ben adaletin yanımızda olmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

  • Hayat Bilgisi’nin Pikaçu’su evlendi

    Hayat Bilgisi’nin Pikaçu’su evlendi

    ‘Hayat Bilgisi’ dizisinde canlandırdığı ‘Pikaçu’ karakteri ile hafızalarda yer edinen oyuncu Kerem Kupacı, avukat sevgilisi Ece Ceylanlı ile evlendi.

    Çiftin nikah törenine aileleri ve yakın dostları katıldı. Deniz kıyısındaki nikahın görüntüleri sosyal medyada paylaşıldı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

  • 26 çocuğa ‘babalık’ yaptı! Ünlü oyuncu Turgay Tanülkü’nün 101 kişilik koca ailesi

    26 çocuğa ‘babalık’ yaptı! Ünlü oyuncu Turgay Tanülkü’nün 101 kişilik koca ailesi

    1980’li yıllarda kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra müebbet alan bir mahkumun çocuğunu sahip çıkmasıyla evlat edinme hikayesi başlayan ve bugüne dek 26 çocuğa ‘babalık’ yapan tiyatro ve sinema oyuncusu Turgay Tanülkü, ‘torunlarıyla’ beraber 101 kişilik bir aileye ulaştı.

    Usta oyuncu Tanülkü’nün ilk çocuğuyla tanışma hikayesi, 1980’li yıllarda siyasi nedenlerden girdiği Ulucanlar Cezaevi’nde başlıyor. Tanülkü, cezaevinde gördüğü işkencelerden dolayı çocuk sahibi olamıyor.

    Kendisi 6 yaşındayken babasını kaybeden, baba özlemine bir de çocuk özlemi eklenen Tanülkü, orada kaldığı dönemde yaşadığı bir olaydan çok etkileniyor ve cezaevinden çıktıktan sonra babasından da izin alarak, müebbet alan bir mahkumun çocuğuna sahip çıkıp onu okutuyor.

    SOKAKTA YAŞAYAN ÇOCUKLARIN AİLESİ OLMAYA KARAR VERDİLER

    Bir çocuğun hayatına dokunmanın verdiği mutluluğu tadan Tanülkü ve her zaman destekçisi olan eşi Zehra Tanülkü, artık annesi ve babası cezaevinde kalan çocuklar ile sokakta yaşayan çocukların ailesi olmaya karar veriyor.

    Tanülkü, tiyatro ve dizilerden kazandığı para ve eşinin maaşıyla bugüne kadar sahip çıktığı 26 çocuğun farklı illerde kiraladığı evlerde bakımını sağlayıp onları okutuyor. Tanülkü çifti, koşulsuz sevgiyle büyüttükleri, aralarında iki savcı ve avukat bulunan evlatları ve torunlarıyla toplam 101 kişiden oluşan kocaman ailesiyle günlerini geçiriyor.

    “ASLINDA BEN KENDİ ÖZLEMLERİME İYİLİK YAPIYORDUM”

    Hayatını ve yaşadıklarını AA muhabirine anlatan usta oyuncu Turgay Tanülkü, ilk oğlunun şimdi 45 yaşında olduğunu ve Ankara’da yaşadığını söyledi.

    O zamanlar oğluyla ilgilenmekten büyük mutluluk duyduğunu belirten Tanülkü, “Onu okuluna gidip alıyordum, elinden tutuyordum. Çünkü o benim de özlemimdi. Babam yoktu. Ben hiçbir zaman babamın elini tutamadım. Çocuktaki fotoğraf benim kendi fotoğrafımdı. Aslında ben kendime, kendi özlemlerime iyilik yapıyordum” diye konuştu.

    Hemen akabinde, anne veya babası cezaevinde kalan 5 çocuğa daha babalık yapmaya başladığını anlatan Tanülkü, şöyle devam etti:

    Kız çocuğu dünyamıza geldiği gün dünyamız bambaşka olmaya başladı. Kız çocuğu paylaşılamayacak kadar özel. Onların okumalarını çok istedim. Cezaevlerinde tiyatro yapmaya başladım. Orada bir sürü çocuk var. Onlardan almaya başladım. Devlet, çocukları 6 yaşına kadar cezaevinde tutuyor sonra da kendi korumasına alıyor. Biz o süreç içerisinde ailelerle anlaşıp eşimle okumalarını sağlıyoruz. Bakırköy Kadınlar Cezaevinde tiyatro oynamıştım. Bir hanım arkadaş bebeğini havaya kaldırdı ‘hocam bu çocuğu sana doğurdum’ dedi. En son aldığım ufak çocuğum o. Sonrasında sokaktan çocuklar almaya başladım. Kağıt toplayan, tinerci çocuklardan evlatlarım oluşmaya başladı ve nüfusumuz giderek arttı.

    “İSTEDİĞİMİZ TEK ŞEY OKUMALARI”

    Tanülkü, çocuklarına ev kiralayıp, bakımlarını sağladıklarını belirterek “Bizim de evimiz yok, biz de kiradayız. Ödedikten sonra her ev senin. Çok mutluyuz. Onlardan istediğimiz tek şey, okumaları” dedi.

    Yardım etmenin sadece çocuğun karnını doyurmak olmadığını, o çocuğun başını okşamanın asıl mesele olduğunu ifade eden Tanülkü, şöyle konuştu:

    Koruyucu aile ol’ demek bana göre lükse kaçıyor. Neye göre korumak? İsmi değişirse sahiplenmek adına mükemmel bir şey. Sokakta bir sürü evlat var. Çocuklarımdan mezun olanlar, iş güç sahibi olanlar, yuva kuranlar dönüp arkasına bakıyor ve arkadan gelen çocuklarımıza da onlar sahip çıkıyor. Bu, bir zincir. Koruyucu ailelikte de bir zincir olmalı. Sokağa atılan çocuklar da bir anne babadan gelme. Kötü niyetli kişiler bunları kullanıyor. O aradaki uçurumu acizane, karımla beraber kapatmaya çalışıyoruz. Eskiden yaşadıklarımdan dolayı çocuğum olmuyor. Onun için dışarıdaki her çocuk benim için kutsal. Onların ağlamaları, gülmeleri her bakımdan benim için çok özel. Yaradan’a teşekkür ediyorum hep böyle bir şeyi bize kısmet ettiği için.

    Ailesini 6 Şubat depremlerinde kaybeden 4 yaşında bir kız çocuğunun da olduğunu anlatan Tanülkü, “Kızımız hala annesini bekliyor. Diğerleri oynarken o oturuyor. ‘Kızım hadi oynasana’ diyorum, ‘yok annem gelecek’ diyor. Bir tek onu çözemiyorum” dedi.

    “UFAKLAR BANA DEDE DEMEYE BAŞLADI”

    Tanülkü, çocuklarının hepsinin eşine kendisine “anne” ve “baba” diye hitap ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    Ufaklar bana ‘dede’ demeye başladı. Eşim Zehra’ya çok şey borçluyum. Eşim olmasaydı ben bunları yapamazdım. Onun da yüreği çok farklıdır, benden daha farklıdır. Çocuklar anne kokusunu özlüyor. Çocuklarım benim karşıma geçip, Zehra’ya da dokunarak konuşurlar. Dokunma duygusu, babalık ve annelik demek. Oyuncu arkadaşlarım ‘para verelim çocuklara harca’ diyor. Hayır gidip onunla oturmalı, ekmeğini paylaşmalısın. Çocuğun özlem duyduğu bu. Önemli olan sevgi. Bu çocukların sevgiye ihtiyacı var. Ailede sevgiyi görmeyen çocuk, kendi kurduğu yuvada sevgiyi kuramaz.

    “Bayramlarda çocukları ailelerine göndermek istiyorum. Üç gün sonra ‘bizi gel al’ diye arıyorlar. Mutluyuz. Bayramları, özel günleri o çocuklarla paylaşabildiğimiz için çok mutluyuz. Büyükler geldi, gelemeyenlerle görüntülü konuştuk. Yozgat’ta okuyan evlatlarım var, 3 kız kardeş. Büyüklere ‘Babam bir şey lazım mı?’ diye soruyorum ‘yok babam’ diyorlar. En küçüğüne sorduğumda ‘sen gel’ diyor. Bambaşka bir dünya. Onun için herkes, her şeye sevgi göstermeli. Benim desturum sevgi, verebildiğim kadar sevgi. Eşimin de benim de mutluluğumuz bu. İkisini de onlarda görüyorum. 10 torunum var. Onlarda annelerinin ve babalarının kokusu var. Her şey insan kokusu ve dokusudur. Bizim yaptığımız bu.”

    26 çocuğa babalık yaptı Ünlü oyuncu Turgay Tanülkünün 101 kişilik koca ailesi
    “BİZDE BÜTÜNLEMEYE KALMAK YOK”

    Tanülkü, çocuklarından 17’sinin üniversitede okuduğunu ifade ederek “Bizde bütünlemeye kalmak yok. Hepsi birbirinden görerek okumaya başlıyor. Büyüklerim küçüklerin yanına gelir, onlara İngilizce ve matematik dersleri verirler” dedi.

    “Benim iki desturum vardır” diyen Tanülkü, “Hastane ile hapishaneye ne zaman düşüleceği belli olmaz. Onun için hiç kimse kimseyi küçümsemesin. Cezaevindeki çocuklar sokak çocuklarıyla ve sokak çocukları senin evindeki çocukla aynı parkta, aynı salıncağa binip biz de onları sallarsak bu ülkede barışı elde ederiz. Çocuklarıma da bunu öğretiyorum” ifadelerini kullandı.

  • Adana’da kanser hastası eşini sırtından tabancayla vurarak öldürmüştü! ‘İyi hal’ indirimli müebbet hapis cezası

    Adana’da kanser hastası eşini sırtından tabancayla vurarak öldürmüştü! ‘İyi hal’ indirimli müebbet hapis cezası

    Adana’nın Yüreğir ilçesinde kanser hastası eşi Naile Sarı’yı (74) silahla vurarak öldüren Abdullah Sarı (76), iyi hal indirimi ile müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    Yüreğir ilçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi’nde 28 Ağustos 2023’te Abdullah Sarı, tartıştığı kanser hastası 4 çocuk annesi eşi Naile Sarı’yı sırtından tabancayla vurarak öldürdü. Uzun süre 55 yıllık eşinin cesedi başında bekleyen Abdullah Sarı, oğlu İbrahim Sarı’yı cep telefonuyla arayıp, annesini öldürdüğünü söyledi. Adrese gelen İbrahim Sarı, annesini kanlar içinde yatarken bulup polise haber verdi. Adliyeye giderek polis noktasındaki polislere teslim olan Sarı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.


    Abdullah Sarı hakkında Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Sarı, karar duruşmasına çıktı. Taraf avukatları ve müştekilerin de katıldığı duruşmada Cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasında, sanığın, ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma’ suçundan da 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Son savunması sorulan Abdullah Sarı, eşini kazayla öldürdüğünü iddia ederek, “Silahıma bakım yapıyordum. Kasıtlı vurmadım, olay kazayla gerçekleşti” dedi.

    İYİ HAL İNDİRİMİ YAPILDI

    Mahkeme heyeti, sanık Abdulla Sarı’yı önce, ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarpıtırdı. Daha sonra cezasını duruşmalardaki iyi hali nedeniyle müebbet hapis cezasına indirdi. Heyet, sanığı ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçundan da 1 yıl 3 ay hapse çarptırarak tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

  • Ölüleri muayene eden doktor! Konya’da skandal: Hemşire duyduklarına inanamadı

    Ölüleri muayene eden doktor! Konya’da skandal: Hemşire duyduklarına inanamadı

     

    Konya’da Karatay İlçe Sağlık Müdürlüğü, daha önce 3 ilde il sağlık müdürlüğü yapan aile sağlığı merkezinde görevli aile hekimi Dr. Mustafa Ö.’nün (53) poliklinik kayıtlarında kısa zaman aralıklarında çok fazla hasta kaydığı yapıldığı ve aynı soy isimli kişilerin fazlaca kaydedilmesinin dikkat çekmesi üzerine soruşturma başlattı.

    Karatay İlçe Sağlık Müdürlüğü, İsmil Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görev yapan Dr. Mustafa Ö. ile hemşire Süreyya P.’nin bulunduğu poliklinikte 2023’ün mayıs, haziran ve eylül aylarındaki kayıtlarında kısa zaman aralığında çok hasta kaydı olduğu ve aynı soy isimli kişilerin fazlaca kaydedildiği iddiasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında ‘Obezite izlem listesi’nde bulunan ve Mayıs 2023’te ölen Emine Dudu Samancı’ya ölümünden sonra 15 kez, Haziran 2023’te ölen Ismihan Serttaş’a ise 9 kez muayene işlemi yapıldığı ortaya çıktı.

    RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

    Samancı’ya yapılan 15 işlemden 14’ünde tanı ve reçete olmadığı, 1 kaydında da tanısı olup reçetesi olmadığı belirlendi. Serttaş’ın ise 9 işlemden 8’inde tanı ve reçete olmadığı, 1 işlemde ise tanısı olup reçetesi olmayan işlem olduğu tespit edildi. Öte yandan hemşire Süreyya P.’nin göreve gelmeden önce de İsmil Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli hemşireler Tuğba C., ebe Özgül Ö., ebe Sümeyra O.’nun ölen kişilere muayene işlemi yapıldığında görevde oldukları belirlendi. Soruşturma aşamasında hasta izlem bilgilerinin İsmil Aile Sağlığı Merkezi bilgisayarlarından silindiği tespit edildi.

     

    ‘VATANDAŞLAR ARANARAK TEMBİH EDİLDİ’

    Soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan ebe Deniz Z., “Şubat ayı ortalarında hemşire Süreyya P.’nin odasında otururken Dr. Mustafa Ö. odaya girdi. ‘Süreyya benim bu ay muayene ortalamam düşük, bu yüzden izlem giriyorum. Sen de gir’ dedi. Süreyya bu durumdan rahatsız oldu. Çünkü yapılan bu işlem maddi olarak hemşireleri etkilemiyor. Sadece Dr. Mustafa Ö.’nün muayene sayılarını etkiliyor. Mustafa Bey, ara ara Süreyya’yı ‘İzlemleri giriyor musun?’, ‘Bugün kaç tane girdin?’ gibi sorularla sıkıştırıyordu. Karatay Sağlık Müdürlüğü’nden inceleme için şubat ayının son 15 gününe ait yapılan tüm işlemlerin kaydı ve telefon numaraları istenince, Dr. Mustafa Ö.’nün çok panik olduğunu Süreyya’dan öğrendim. Dr. Mustafa’nın, Süreyya’ya çıkardığı listedeki insanları arayıp İsmil Aile Sağlığı Merkezi’ne boy-kilo ölçümü için çağırdıklarını gelemeyecek olanların listeleri yapılıp telefonla aranarak ilçe sağlık müdürlüğünden aranırlarsa ‘Evet biz aile sağlığı merkezine gittik. Boyumuzu kilomuzu ölçtürdük’ denmesi istediğini duydum.” dedi. Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli tanık olarak ifadelerine başvurulan diğer 10 kişi de benzer beyanlarda bulundu.

    ‘İDARE, MÜFETTİŞLERİ YÖNLENDİRİP BANA SUÇLU MUAMELESİ YAPIYOR’

    Soruşturma aşamasında ifadesi alınmak istenen Dr. Mustafa Ö.’nün ilk önce müfettişlerden soruşturmaya dair evrakları istediği, evraklar olmadan ifade veremeyeceğini söylediği belirtildi. Mustafa Ö., ilk savunmasında “İl ve ilçe sağlık müdürlüğü yetkilileri benden kaynaklı olmayan şahsi husumetlerini mevzuata saklanarak gerçekleştiriyorlar. Sistematik olarak mobbinge maruz kalıyorum. Herkesin hatası hatta yanlışı olabilir. İdare müfettişleri yönlendirip bana suçlu muamelesi yapıyor” dediği kaydedildi.

     

    ‘SİSTEM ÖLÜ İNSANLARI YAŞIYOR GİBİ ÖNÜME GETİRİYORDU’

    Müfettişlere daha sonra yazılı savunmasını sunan Dr. Mustafa Ö., kendisine yöneltilen iddiaları reddederek, hasta girişlerini hemşire Süreyya P.’nin yaptığını öne sürdü. Mustafa Ö, “Bana ait ana bilgisayarı Süreyya P. kullanıyordu. Ölü insanlara muayene girişini de ben tespit ettim. Hemşireyi bu konuda yazıyı olarak uyardım. Sistem sürekli hata veriyordu. Ölü insanları yaşıyor gibi önüme getiriyordu. Ölü insanların kimlik numarası girildiğinde her türlü muayene ve izleme izin veriyordu. Yapılan izlemlerin silme konusunda şubat ayı verilerinin tamamını hemşire Süreyya P. girdi” dedi.

    ‘KARŞILAŞTIĞIM MOBBINGDEN KURTULMAK İÇİN VERİLERİ GİRDİM’

    Hemşire Süreyya P. de savunmasında “Şubat ayında Dr. Mustafa Ö., odama gelerek muayene ortalamasının düşük olduğunu izlem gireceğini söyledi. Bana hastaların bilgilerinin olduğu bir kağıt verdi, bu kişilere de obezite izlem girmemi söyledi. Dr. Mustafa Ö.’nün maaşının en yüksekten alması için muayene ortalamasının yüzde 76 olması gerekiyor. Bu yüzden izlem girilmesinin bana bir maddi kazancı olmuyor. Bu işlem için de doktordan bana bir para geçişi olmuyor. Doktorun verdiği bilgilere göre obezite ve kadın izlemelerini girdim. Verilerin asılsız olduğunu bilmiyordum. Mustafa Ö. sürekli verileri kontrol ediyordu. Veriler girilmediği ya da geç girildiğinde bana mobbing uyguluyordu. Bana karşı davranışı ve üslubu değişiyordu. Bu durumdan çok rahatsızdım. Bana hemşiresi gibi değil, emri altında çalışan bir işçi gibi davranıyordu. Karşılaştığım tutumların son bulması adına istediği verileri girmeye başladım. Öncesinde de hastaları arayıp aile sağlığı merkezine davet etmedim. Tek yaptığım doktorun verdiği bilgileri sisteme girmek oldu” diye konuştu.

     

    ‘DESTEK ÖDEMESİNDEN FAYDALANMAYI AMAÇ EDİNMİŞ’

    Soruşturma sonucunda, müfettişlerin tuttuğu soruşturma tutanağında şu görüşlere yer verildi:

    “Soruşturmanın bu aşamasında, vatandaşlar yoğun bir şekilde Dr. Mustafa Ö., hemşire Süreyya P., hemşire Asiye B.H., tarafından aranarak aile sağlığı merkezine boy-kilo için davet edilmiş, gelemeyecek durumda olanlar için ‘müdürlükten veya bakanlıktan aranırsanız, aile sağlığı merkezine gittik boy-kilo ölçtürdük deyin’ denilmiştir. İfadelerde anlaşıldığı üzere bu yoğun aramalarda bazı vatandaşların vefat ettiğine tesadüf edilmiş ve Dr. Mustafa Ö., tarafından bu vefat tarihinden sonraki işlemlerinin silinme cihetine gidilmiştir. Bu durum Dr. Mustafa Ö. tarafından işlem yapıldığı belirlenip, soruşturma aşamasında da tarafımızca tespit edilmiştir. Anlaşılmaktadır ki bazı resmi veriler üzerinden kazanç sağlanmasına rağmen, sonrasında veri silinmesinden çekinilmemiştir. İfadeler alınma aşamasında Dr. Mustafa Ö.’nün 8 aydır beraber çalıştığı Süreyya P.’yi 12 konuda uyaran yazı kaleme alınmış ve müdürlüğümüze gönderilmiştir. Bu uyarı metninde ‘ölü insanlara izlem girdiğiniz’ noktasında hemşire Süreyya P.’nin uyarıldığı ve bu uyarının soruşturma aşamasında yapılmasının manidar ve sorumluluğu üzerinden atma gayreti olarak değerlendirilmiştir. Dr. Mustafa Ö.’nün muayene ortalaması yüksek tutularak destek ödemesinden faydalanmayı amaç edinmiştir. Hasta ortalamasının düşük olmasından bahisle yanında çalışan personellere baskı yapıp, bu yönde rutin aralıklarla bazı kişilerin haberi olmaksızın obezite izlem yapılması yönünde talimatlarının olduğu ifadelerle sabittir. Ayrıca Mustafa Ö.’nün ölü insanlara ait izlemlerin hemşire Süreyya P.’nin yaptığı yönündeki ithamı olanaksızdır. Süreyya P. izlem yapılan tarihlerde Kulu ilçesinde görevlidir.”

     

    ÖLÜ İNSANLAR ÜZERİNDEN VERİ GİRİŞİ YAPILMASI SAVCILIKTA

    Müfettişlerin hazırladığı tamamlanan soruşturmada şu görüşlere yer verildi:

    “İfadelerden anlaşıldığı üzere, deliller ve soruşturma aşamasında yaşanan olaylar, Dr. Mustafa Ö., aile hekimliği ödemesinden faydalanmak için hasta sayısını artırma amacıyla bazı vatandaşları görmeden farazi rakamlarla obezite izlemi girişi yapmıştır. Ölü insanlar üzerinden veri girişi yapılması, başlı başına vatandaşı görmeden işlem yapıldığı konusunda yeterlidir. Bunun sorumluluğunu da birim hemşiresinin üzerine bırakma gayretindedir. Soruşturma neticesinde Dr. Mustafa Ö. hakkında disiplin yönünden, idari yönden, mali yönden, adli yönden işlem yapılması gerekli olduğu kanaatine varılmıştır. Hemşire Süreyya P.’ye de yalnızca disiplin yönünden işlem yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.” denildi.

    Tamamlanan soruşturma dosyası, Dr. Mustafa Ö. ve poliklinikte görevli hemşire Süreyya P. hakkında ‘idari’ soruşturma açılması için Konya Valiliği, ‘adli’ soruşturma için de Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

    Öte yandan kalp hastalığından ölen Emine Dudu Samancı ile yaşlılığa bağlı hastalıktan ölen Ismihan Serttaş’ın ailelerinin ise durumdan haberdar olmadığı ve ikisinin de obezite şikayetinin bulunmadığı belirtildi.

  • Özel hastanede bademcik ameliyatından bir hafta sonra vefat eden 9 yaşındaki çocuğun annesinden doktor ihmali iddiası

    Özel hastanede bademcik ameliyatından bir hafta sonra vefat eden 9 yaşındaki çocuğun annesinden doktor ihmali iddiası

    Ankara’da bademcikleri alınan 9 yaşındaki erkek çocuğu ameliyattan bir hafta sonra yaşamını yitirdi. Evladını kaybeden acılı anne ise ameliyattan bir hafta sonra rahatsızlanan oğlunun çok kan kaybetmesine rağmen müşahedeye alınmadığını iddia etti. Doktor ihmali yüzünden çocuğunu kaybettiğini ileri süren anne, hastaneden şikayetçi olduğunu söyledi.


    Yenimahalle’de yaşayan Aysel Güvenir, uyku şikayetleri artan 9 yaşındaki oğlu Bora Güvenir’i Çankaya’da yer alan özel bir hastaneye götürdü. Hastane doktoru O.B.G., muayene ardından anneye, çocuğun bademciklerinin alınması gerektiğini söyledi. 4 Mayıs’taki operasyonun ardından taburcu edilen Bora Güvenir, bir hafta sonra annesine kanaması olduğunu söyleyerek yardım istedi. Annesiyle birlikte ameliyat olduğu hastaneye giden Güvenir, aynı doktor tarafından bir kez daha ameliyat edildi. Ailesi tarafından çok fazla kan kaybettiği gözlemlenen çocuğun, bir süre gözetim altına kalması isteği hastane tarafından reddedildi. Ameliyat olduğu gün taburcu edilen Güvenir, aynı günün akşamı tekrar rahatsızlandı. Kanaması olan çocuk ailesi tarafından en yakın devlet hastanesine götürüldü. 9 yaşındaki çocuk, Acil Servis Polikliniğindeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Oğlunun ihmal sebebiyle öldüğünü söyleyen anne ise durumdan ameliyatların yapıldığı hastanenin doktorlarını sorumlu tuttu.

    “Geceleri uyuyamıyor, rahat nefes alamıyordu”

    Olayla ilgili konuşan anne Aysel Güvenir, “Oğlumun bademcikleri normalden büyüktü. Geceleri uyuyamıyor, rahat nefes alamıyordu. 9 yıldır durumun takibini yapan doktorumuz, bademciklerin küçültülmesini, gerekirse de alınmasını önerdi. Biz de oğlumuzun ameliyat olmasına karar verdik. Başarılı bir ameliyat oldu, aynı gün içinde de taburcu edildi. Bir hafta sonra da kontrole çağrıldık. Oğlum, bir hafta sonra gece beni uyandırdı ve kanaması olduğunu söyledi. Sürekli kan kusuyordu. Doktorunu aradık, bizi hastaneye çağırdı. Hastane özel olduğu için o sırada kapalıydı. Kanama çok şiddetliydi. Bir süre hastane önünde bekledik. Oğlumu tekrar ameliyata adılar. Her şeyin yolunda olduğunu söylediler. Oğlumun çok fazla kan kaybetmesi kafama takılmıştı. Kan vermeyecek miyiz diye sordum. Çocuk olduğu için çabuk toparlayacağını söylediler. Endişelendiğimiz için çocuğun hastanede iki gün daha kalmasını istedik. Gerek olmadığını söyleyerek taburcu ettiler” dedi.

    “Tekrar kanaması oldu, bu seferki çok şiddetliydi”

    Oğlunu ameliyat eden doktorun bir anda gözden kaybolduğunu söyleyen Güvenir, “Aynı günün akşamında Bora’nın tekrar kanaması oldu. Bu seferki çok şiddetliydi.

    Nefes alamıyordu. Doktorunu aradım. Bizi hastaneye çağırdılar. Yetişemeyeceğimizi belirttim. ‘En yakın acil servise git. Beni de ara’ dedi. Evden çıktığımız ilk anlarda Bora bayıldı. Meğerse kalbi durmuş, bilinci gitmiş, nefesi kesilmiş. En yakın hastaneye gittik. Hemen müdahale ettiler. O sırada doktoru hastaneye geldi. Oradaki doktorların yanına gitti. Müdahale edildiğini söyleyip ortadan kayboldu. Ardından da ne kendisi ne de hastane yönetimi aramadılar ve hiç açıklama yapmadılar. Oğlumuzu götürdüğümüz hastanede tüm müdahaleleri yaptılar ama kurtaramadılar” diye konuştu.

    “Doktoru beni 3 hafta sonra arayıp, ‘Sana diyebilecek hiçbir şeyim yok, tamamen haklısın’ dedi”

    Doktor O.B.G. ve hastane yönetimini durumdan sorumlu tutan Güvenir, “Ağır bir doktor ihmali var. Oğlum çok fazla kan kaybettiği için öldü. İkinci kanamadan sonra toparlayamadı. İlk kanamanın ardından gözetim altında olsaydı, gereken müdahaleler yapılsaydı, o zaman takdiri ilahi derdim. Bu kadar bir kanamanın ardından bizi taburcu ettiler. Çocuğumu hastaneye bile yetiştiremedim. İhmal olduğunu düşünüyorum. Savcılığa şikayette bulundum.

    Oğlumun doktoru beni 3 hafta sonra arayıp, ‘Sana diyebilecek hiçbir şeyim yok, tamamen haklısın’ dedi. Bu bir açıklama ve özür olamaz. Ben hastanedeki herkese çocuğumu emanet ettim. Gittiğimde bana hiçbir açıklama yapmayıp, sadece ‘Üzgünüz’ dediler. Oğlumun öldüğü hastaneye gittim. Oradaki doktor, kan kaybından öldüğü söyledi” ifadelerine yer verdi.

    “Okulunun internet sitesinde vefat haberi yerine gururlanacağım bir haberini görmek isterdim”

    Oğlunun herkes tarafından sevildiğini dile getiren Güvenir, “Çok zeki bir çocuktu. İlginç zevkleri vardı. Doğal taş ve antika biriktirirdi. Arkeolog olmak istiyordu. Arkadaş gibiydik. Kardeşi olmasına çok sevindi, çok istiyordu. Çok vicdanlı ve duygusaldı. Ona baktığımda harika bir baba olacağını söylerdim. Büyümeliydi, ben onunla gurur duymalıydım. Okulunun internet sitesinde vefat haberi yerine gururlanacağım bir haberini görmek isterdim” diye konuştu.

  • Mehmet Aslantuğ ile 27 yıllık evliliği tek celsede bitmişti… Arzum Onan yeni bir aşka yelken açtı!

    Mehmet Aslantuğ ile 27 yıllık evliliği tek celsede bitmişti… Arzum Onan yeni bir aşka yelken açtı!

     

    Magazin dünyasının örnek gösterilen çiftlerinden Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ, 27 yıllık evliliklerini geçtiğimiz yıl noktalamıştı. Arzum Onan, Mehmet Aslantuğ defterini kapattı ve yeni bir aşka yelken açtı.

    Magazin dünyasının parmakla gösterilen çiftlerinden Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ’un boşanmasının yankıları epeyce sürmüştü.
    Onan-Aslantuğ çiftinin ayrılığı sonrasında yaşananlar, hayranları ve takipçileri tarafından merakla takip ediliyor.

    Türk televizyon ve sinema dünyasının ünlü çifti Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ, 27 yıllık evliliklerini geçtiğimiz Mayıs ayında 10 dakikalık bir duruşma sonrası Beykoz 1. Aile Mahkemesi’nde sonlandırmıştı. Boşanmaya el ele giden çift, günlerce magazin gündeminde konuşulmuştu. Çiftin Can Aslantuğ adında bir çocukları bulunuyor.

     

    İHANET İDDİALARINI YALANLAMIŞTI
    Boşanmanın ardından Mehmet Aslantuğ, ayrılık sebeplerine dair açıklamalarda bulunmuş ve Instagram hesabından paylaştığı bir video ile ihanet iddialarını kesin bir dille yalanlamıştı. Aslantuğ, “Arzum yorulduğunu ve kendini bulmak istediğini söyleyerek, ayrı eve çıkmak istediğini belirtti.

    Sahiplendiğimi, üzerine titrediğimi zannettiğim belki de o titremede bunalttığımı görmediğim bu ilişkinin biricik kahramanına saygı duymak zorundaydım” ifadelerini kullanmıştı. Onan’ı Gözde Akpınar ile aldattığı iddia edilen Aslantuğ, bu iddiaları yalanlayarak boşanmayı eşinin istediğini vurgulamıştı.

     

    ARZUM ONAN KALBİNİN KİLİDİNİ AÇTI
    Son gelişmelere göre, Arzum Onan eski defterleri tamamen kapatarak yeni bir aşka yelken açtı. Sabah’tan Bülent Cankurt’un haberine göre, yaklaşık bir yıl önce boşanan Onan, iki ay önce kalbinin kapılarını araladı ve Los Angeles’ta yaşayan bir Türk iş insanıyla aşk yaşamaya başladı. Adı henüz bilinmeyen iş insanının sık sık İstanbul’a gelip gittiği öğrenildi.

    Arzum Onan’ın yeni ilişkisinin detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmasa da, bu yeni gelişme magazin dünyasında büyük yankı uyandırdı.